<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.yontembilim.com/forum/RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>Y&#246;ntemBilim Forumu : evrimler ve devrimler</title>
  <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  <description>XML içerik linki; Y&#246;ntemBilim Forumu : D&#252;nya : evrimler ve devrimler</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 14:32:02 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 00:40:21 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.03</generator>
  <ttl>360</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.yontembilim.com/forum/RSS_post_feed.asp?TID=3088</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>Y&#246;ntemBilim Forumu</title>
   <url>http://www.yontembilim.com/forum/forumlogo.gif</url>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  </image>
  <item>
   <title>evrimler ve devrimler : Ruhi APAYDIN yazd&#305;28 &#350;ubatta...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6420#6420</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3088<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2026 Saat 00:40<br /><br />Ruhi APAYDIN yazdı<br />28 Şubatta bu Ülke <br />nasıl soyuldu biliyormusunuz ??;<br />Önce Pavyonda <br />Konsomatrislik yapan bir bayanı bulup,<br />Tesettüre soktular,<br />Sonra onu Sarık,<br />Sakal,<br />Cübbe,<br />Kaportası uygun bir sahtekarın <br />koynuna soktular ve Canlı yayında bastılar...<br />Fadime Şahin<br />her gün ekranlarda gözyaşı döküyordu...<br />Bir yandan da gerçekte<br />Esrar Satıcısı bir uyuşturucu müptelası olan;<br />ALİ KALKANCI'ya<br />sakal bıraktırılıyor, <br />Cübbe giydiriliyor,<br />ekranlarda Cinci Hoca diye <br />kafa sallarken gösteriliyor,<br />Sonra başka bir kadını <br />tuzağa düşürürken <br />Gazete ve Televizyonlara yansıyordu...<br />Bizler ekranlarda<br />Fadime'nin gözyaşlarını,<br />Ali Kalkancı'nın kafa sallamasını,<br />Ankara'nın ortasında toplu <br />kafa sallayanları izlerken,<br />Birileri<br />26 Bankanın<br />içini boşaltıyor,<br />Bir yanda Hazine soyuluyor,<br />Hükümet devriliyor,<br />Bir yanda<br />Faizler %70 ve birileri malı götürüyor ve<br />Enflasyon almış başını gidiyordu...<br />Bizlere bu tiyatroyu seyrettirenler <br />çoktan MALI götürmüşlerdi bile...<br />Önümüze İRTİCA<br />Yemini atmışlardı <br />ve bizler sazan gibi üzerine atlamıştık...<br />Meşhur bir sözü var ya;<br />Eşşek eşşek olduğu halde,<br />Aynı yolda iki kere çamura saplanmaz..."<br />Ne garip;<br />O günlerde insanlar <br />faizler yüzünden <br />Başbakanlığın önünde <br />üzerine benzin döküp <br />kendini ateşe verirken,<br />Esnaf Başbakana<br />Yazar Kasa fırlatırken,<br />Gazeteler ve Tv'ler <br />ne HIRSIZLIKTAN bahsediyor,<br />Ne de ülkenin soyulduğunu,<br />Nede 26 Bankanın içinin boşaltılıp <br />İsviçre Bankalarına kaçırıldığını yazıyordu...<br />Yaşadığım Ülkemden ümidimi kesmiştim,<br />saldım çayıra deriz ya...<br />Derken<br />Sn. #Recep_Tayyip_ERDOĞAN geldi :<br />Hani yaşama gözlerini kapatmış <br />bir insanın aniden gözlerini açması gibi bir şeydi...<br />Bu ZAT her gün koşturuyordu,<br />Her gün açılışlar yapıyordu...<br />Yollar,<br />Hastaneler yapılıyor,<br />Yerin altından tüneller açılıp Kıtalar birleşiyor,<br />Marmaray devreye giriyor,<br />Yerli tank,<br />Yerli Helikopter,<br />Kanal istanbul,<br />Hızlı Tren,<br />3.Köprü,<br />3.Hava Limanı,<br />Dünyanın 2.Büyük Asma Köprüsü, <br />Milyonlarca öğrenciye ücretsiz <br />kitap ve tabletler dağıtılıyor,<br />Faizler %4 lere kadar iniyor,<br />Her şey yolunda gidiyor,<br />Engellilere maaş bağlanıyor,<br />İlk defa bu ülkede insan yerine konuyor, <br />Türkiye yeryüzünde ki mazlumların umudu olmuşken,<br />bir sabah baktım 17 ağacın yeri taşınacak diye <br />İstanbul'da sokaklar ateşe veriliyor, <br />bir anda ülke karanlığa gömülüyordu...<br />Ama dilimiz yanmıştı;<br />Bu işte bir iş vardı,<br />Koç Üniversitesi yapılırken;<br />80 bin ağacı kesenler nasıl olur da <br />Üniversitesini FİNAL döneminde tatile çıkarıp <br />öğrencileri Taksime eyleme yollardı?<br />Nasıl olur da her gün 10 bin kumanya yollardı?<br />Duran adam SIRP çıkıyor,<br />Soyunan kadın Alman çıkıyor,<br />Gezicileri yönlendiren <br />siyahlı kadın Amerikalı çıkıyor,<br />Konser veren piyanist Alman çıkıyor,<br />Almanya Sokakları yanarken ortada olmayan <br />Claudia Roth Gezi Parkında <br />en önde Polise hakaret ediyor.<br />Suriye'de milyonlarca insanın <br />katledilmesini görmeyen CNN;<br />22 saat kesintisiz canlı yayın yapıyordu...<br />Bu işte bir iş vardı,<br />Faizlerle anamızı ağlatan bir bankanın <br />genel müdürü canlı yayında <br />iş çıkışı toplu olarak Gezi Parktayız diyordu..?<br />Niçin?<br />Faizler yüzünden kendini yakan <br />insanlara acımayanlar 17 ağaca mı acırdı?<br />Zevk için hayvanlara <br />nasıl kurşun yağdırdığını anlatan <br />Safarici Boyner; <br />Gezi Parka iniyor ben çapulcuyum diyordu.<br />Sokakları ateşe Verenler,<br />Yüzleri gözleri sarılı olan eşkiyalar<br />Türkiye'nin en lüks otelinde ağırlanıyorlardı...<br />Olaylar her yanı sarmış;<br />Ve Sn.Erdoğan uçağa atlayıp sırtını dönüp <br />Orta doğu gezisine sessizce gitti.<br />O giderken evde oturmuş <br />gözlerimden yaşlar süzülüyordu,<br />Çünkü seni Menderes gibi asacağız diyorlardı.<br />Rabb'im o günleri bir daha yaşatmasın.<br />17 Ağaç için Türkiye'ye <br />100 milyar doların üzerinde <br />zarar verenlerin sözcüleri <br />Bülent Arınçla görüşmeye gittiler.<br />Ne garip sokakları ateşe verenler <br />dünyadan habersiz MALLARDI,<br />Ama sözcüleri 28 şubatta ülkeyi soyan <br />ve Erbakan Hükümetini deviren <br />Beşli Çete diye tarihe geçen ekibin temsilcileriydiler.<br />Görüşmeden sonra kameraların önüne geçmişlerdi,<br />Bütün Türkiye onlara kitlenmişti, <br />Herhalde hükümetten bütün Türkiye'nin <br />ağaçlandırmasını istediler diye düşünmüştüm,<br />Hükümetten isteklerini sıraladılar...<br />Kanal İstanbuldan derhal vazgeçilecek, <br />3.Hava Limanı yapılmayacak,<br />3.Köprü yapılmayacak,<br />Hidro elektrik santralleri yapılmayacak.<br />Televizyon başında şok olmuştum, <br />Ağaç kimsenin umrunda bile değildi. <br />bunlar sanki Lozan'da ki İNGİLİZ HEYETİYDİ...<br />İnsanlar Sn.Erdoğan'ı anlamamıştı, <br />Medya gerçekleri yazmıyordu...<br />Türkiye kendi boğazlarını <br />denetleme hakkına sahip olmayan,<br />Hiç bir yabancı gemiyi denetleyemeyen, <br />Para alamayan eli kolu bağlı bir ülkeydi.<br />İşte Sn.Erdoğan Kanal İstanbul projesiyle <br />canını ortaya koyuyordu,<br />Eğer Kanal İstanbul'u yaparsa;<br />Bütün yabancı gemileri kanal İstanbul'dan geçirip <br />hem denetleyecek, hemde milyarlarca dolar <br />Türkiye para kazanacaktı,<br />İngiltere aylardır Sn.Erdoğan'ı tehdit ediyordu,<br />Kanal İstanbul'u yapamazsın,<br />Lozan'da verdiğiniz sözler var diye...<br />İngiltere'nin yapamadığını;<br />Bizden görünen <br />Gezi Platformu Temsilcileri yapıyordu...<br />3.Hava Limanı Almanyanın <br />pabucunu dama atacak,<br />Hava sektöründe <br />Türkiye'yi Avrupanın merkezi yapacak bir proje,<br />Gezi Platformu derhal vazgeçilecek diyordu...<br />Sn.Erdoğan tamda bu sırada <br />yurt dışından geri dönüyordu...<br />Gecenin bir yarısı ve insanlar sokaklara dökülüyordu...<br />Ve Sn.Erdoğan otobüsün üzerine çıktığında;<br />"FAİZ LOBİSİ BENİ TEHDİT EDİYOR" diyecekti...<br />İşte bu söz her şeyi,<br />Bütün meseleyi anlatıyordu...<br />Türkiye'yi geçmişte kendine borçlandırıp,<br />Maliyenin topladığı bütün vergiyi <br />FAİZ olarak cebe indirenler,<br />12 yıldır Sn.Erdoğan'ın <br />kesip ödemediği o paranın peşine düşmüşlerdi,<br />Bütün meselenin özü buydu...<br />Ve sokaklara dökülenler tezgahı görüyor,<br />sanki dünyaya meydan okuyor <br />"DİK DUR EĞİLME "diyordu...<br />Erdoğan dik durdu ve olaylar tam dindi, derken...<br />Bir sabah 17 Aralık Operasyonu yapılıyordu...<br />28 Şubatta kılıf İRTİCA,<br />Gezide AĞAÇ,<br />17 Aralıkta insanların en hassas olduğu <br />noktadan vuruyorlardı HIRSIZ...<br />Yüz binlerce Filistinliyi katleden <br />Netenyahu'ya OTORİTE,<br />Filistin Kasabı Ariel Şaron'a <br />ÇIĞIR AÇAN LİDER diyenler,<br />Sn.Erdoğan'a Hırsız,<br />Haramzade, <br />Diktatör, <br />Yezid diyordu...<br />Polisin götürdüğü Para Sayma Makineleri,<br />Şike Davasında ki para dolu çantalar, <br />Amerika'da ki bir uyuşturucu operasyonundaki <br />fotoğraflar servis edilip,yem olarak önümüze atılıyor, <br />Yatağın üzerine paralar serpiliyor, <br />muhteşem bir ALGI OPERASYONU yapılıyordu...<br />Bizler Bu tiyatroyu seyrederken <br />birileri HALK BANKASINA giriyordu...<br />Bütün gizli sırlarını,<br />Devletin en mahrem bilgilerini götürüyordu...<br />Ne acı ki Kuzey Irak Petrolünün parasının <br />Halk Bankasına yatırıldığı gün, <br />Halk Bankasına operasyon çektiler...<br />Bir bakana verilen hediye <br />yada rüşvet saat için ortalığı yıkanlar;<br />26 Banka soygununu görmeyen namussuzlardılar...<br />Yıllarca bu ülkenin iliğini kurutanları, <br />Türkiye'den çalıp <br />İsviçre Bankalarına götürenleri görmeyenler,<br />İran'ın ALTIN Ticaretinden milyarları <br />Türkiye''ye akıtan Rezza Zarrab'ı hedefe koyuyor,<br />Müthiş bir algı operasyonu yapıyordu.<br />Ve İran'ın Altın Ticaretinin önünü kestiler,<br />Yönünü Amerika'ya çevirdiler...<br />O kadar ALÇAKLAR...<br />Benim dünyadan habersiz arkadaşımda yazıyorlar;<br />Rezza'yı anlat,Rezzan'ın önüne yatarmısın<br />Eğer o parayı Türkiye'ye değil,<br />İngiltere'ye akıtsaydı;<br />Rezzan'ın önüne ben değil ama <br />İngiltere KRALİÇESİ yatardı,<br />İşte siz bu kadar basiretsizsiniz..<br />Nelerden haberiniz var...<br />Önünüze attıkları yemi sazan gibi yutarsınız...<br />Bizler 17 Aralık’la uğraşırken;<br />Asıl bomba 25 Aralık'ta patlıyor.<br />Savcı 40 kişinin tutuklanmasını istiyordu,<br />listenin ilk sırasında;<br />Kanal İstanbul,<br />3.Köprü,<br />3.Hava Limanı,<br />Marmaray <br />ve Hızlı Treni yapan <br />bütün firmaların sahiplerinin,<br />kısacası <br />Türkiye'yi uçuracak <br />bütün projelere imza atan <br />mütahitlerin tutuklanmasını istiyordu.<br />İşte gizledikleri asıl hedef te buydu...<br />Gezide başaramadıklarını <br />25 Aralıkta <br />Hırsızlık kılıfıyla yapmaya kalkıyorlardı.<br />Hırsız görmek isteyen <br />POAŞ'ın nasıl alınıp satıldığına baksın...<br />KPSS,<br />Polislik,<br />DİL SINAVI,<br />Sorularının nasıl çalındığına baksın...<br />İş Adamlarına şantaj yapıp <br />haraç alanlara baksın...<br />Milletin yatak odasını röntgenleyip <br />kayıt eden namussuzlara baksın...<br />MİT'e operasyon yapan HAİNLERE baksın...<br />Deri,Kurban Bağışları toplayıp, <br />Müslüman kardeşi açlıktan ölürken, <br />Yahudi ve ABD kuruluşlarına <br />bağışlayanlara baksın...<br />Anlamıyormusunuz..?<br />Neden İngiliz Medyası,<br />Alman medyası,<br />İsrail medyası,<br />Doğan medyası ve Cemaat Medyası <br />topyekün Sn.Erdoğan'a saldırıyorlar?<br />Hiç mi düşünmüyorsunuz?<br />Bu ülke soyulurken,<br />Hazinenin ve 26 Bankanın içi boşaltılırken,<br />bu ülkeye çivi çakılmazken <br />siz bu medyanın <br />sesini çıkardığını duydunuz mu?<br />Menderes alnı secdeli <br />ve sizden biriydi, Halkın adamıydı,<br />O'na 12 uçak dolusu ALTIN çalarken <br />suç üstü yakalandı iftirasını attılar.<br />Sonunda Menderesi asıp Ülkeyi soydular...<br />Özal sizden biriydi,<br />Alnı secdeli bir adamdı,<br />Ona Diktatör dediler,<br />tek adam dediler, <br />zehirlediler ve ülkeyi soydular...<br />Ve Türkiye'nin başına gelmiş <br />en DİK DURAN,<br />Alnı secdeli <br />Cumhurbaşkan'ına aynı iftiraları atıyorlar,<br />EŞŞEK BİLE AYNI YOLDA <br />İKİ KERE ÇAMURA BATMAZKEN,<br />Biz halen mi uyanmıyacağız...?<br />Eskiden sosyal medya yoktu,<br />Tv'lerde insanlara gerçekleri anlatmıyordu,<br />Özal ve Menderesi yediler,<br />Ya şimdi?<br />Bütün Tv ve Gazeteler el altında <br />yahudi ve İngiliz'lerin elinde bile olsa,<br />Sosyal medya var...<br />Hiç bir bahaneniz yok...<br />Tezgaha gelmeyin...<br />Önünüze atılan yemi yutmayın...<br />Bu ülkede Tam rahat bir <br />nefes almaya başlamışken,<br />sahip çıkmazsak,<br />son pişmanlık fayda vermez...<br />Bu gün size dürüstlük nutukları atanlar var ya; <br />İŞTE ONLAR ASIL NAMUZSUZLARIN TA KENDİLERİDİR.<br />Şimdi biliyorsun, bilmeyenlere anlat onlarda bilsin...<br /><br />dedim ki:<br />Başa gelen kimse.. sağ ya da sol.. türkçü ya da kürtçü.. dindar ya da laik.. HEP çalar. En azından böyle sağ ya da solda bir yana yaslanıp.. karşı tarafa yaylım ateşi yaparken TROLLER de adamın vaktini çalar. osmanziya<br />]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 00:40:21 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6420#6420</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>evrimler ve devrimler : Do&#287;ru parti ba&#351;kan&#305; r&#305;fat serdaro&#287;lu...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6419#6419</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3088<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2026 Saat 00:37<br /><br />Doğru parti başkanı rıfat serdaroğlu demiş:<br /><br /><br /><br />CB Erdoğan;<br />Büyük Ortadoğu Projesi/Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi kapsamında EŞBAŞKAN olarak atandığınızı<br />ilk kez 25 Haziran 2004’te<br />Çırağan Sarayında düzenlenen<br />ABD-TESEV-MARSHALL fonu toplantısında tüm dünyaya ilan ettiniz!<br />Ama, sizi EŞBAŞKAN olarak hangi makamın sahibi tayin etti,<br />bunu hiçbir zaman söylemediniz…<br />Sahi kimdi o?<br />CB Erdoğan;<br />Başınızı yastığınıza koyduğunuzda, size giydirilen EŞBAŞKANLIK elbisesisinin nelere yol açtığını hiç düşündünüz mü?<br />Küresel Çetenin,<br />....sizin sırtınızdan kaç Müslüman’ın kanına girdiğini,<br />...kaç çocuğun,<br />.... kaç kadının<br />ölümüne sebep olduğunu biliyor usunuz?<br />ABD Brown Üniversitesinin “Costs of War” (Savaşın Maliyetleri Projesiyle) ve Birleşmiş Milletler ile Yerel Gözlem Evlerinin verilerine göre BOP Projesinin bıçağının önüne atılan ülkelerdeki can kayıpları şöyle ifade ediliyor…<br />Şu ana kadar bu rakamlara itiraz eden bir ülke çıkmadı!.<br />Irak (2003 Sonrası)<br />Doğrudan şiddet sonucu<br />.... en az 300 Bin ölü.<br />Savaşın getirdiği yıkım ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle, dolaylı olarak<br />.... en az 1 MİLYON insan ÖLDÜ!<br />Bunların hepsi de Müslümandı!<br />Suriye (2011 sonrası)<br />İç savaş ve müdahaleler sonucu belgelenen<br />.... ölü sayısı 500 BİNİ aştı.<br />Filistin/Gazze<br />Yıllardır süren ablukanın yanı sıra,<br />7 Ekim 2023 sonrası başlayan SOYKIRIM da, doğrudan ya da enkaz altında<br />....öldürülenlerin sayısı 40 Bini geçti.<br />Libya (2011 sonrası)<br />Kaddafi’nin devrilmesi ve ardından gelen iç savaşlarda<br />... 50 Bin insan öldü.<br />Lübnan ve Mısır<br />Mısır’da darbeler ve iç karışıklıklar ve Lübnan’daki İsrail saldırıları ile siyasi krizler sonucu<br />...on binlerce sivil hayatını kaybetti.<br />BOP projesi bölgesinde,<br />... doğrudan ve dolaylı ölümlerin toplamı<br />....4,5 Milyon insana ulaşırken, 38 Milyondan fazla insan yerinden edildi.<br />Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü<br />2014-2026 verilerine göre,<br />Ege ve Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaşmaya çalışan<br />....40 Binden fazla insan (çoğu kadın ve çocuk) boğularak öldü…<br />CB Erdoğan;<br />19. Yüzyıldaki Kafkasya Savaşları ve Çerkes sürgünü döneminde<br />....100 Binden fazla Kafkasyalı Müslüman,<br />Ruslar tarafından katledilmiştir.<br />Fransızların Cezayir’i işgali sırasında<br />... 1,5 Milyon Cezayirli ölmüştür.<br />Yani siz bu konuda gerçekten bir dünya liderisiniz!<br />Sizin mensubu olduğunuz Küresel Çetenin<br />“MÜSLÜMAN İNSAN ÖLDÜRME”<br />hızına yetişen çıkmadı!<br />Peki, ülkeleri perişan ettiniz, yıktınız, parçaladınız da, yerine ne koydunuz?<br />Bir tanesine, demokrasi-refah-huzur getirdiniz mi?<br />Bu ülkelerin yeraltı yerüstü zenginlikleri sizin ortaklarınız tarafından çalındı!<br />Libya’nın tümü Sünni Müslüman olmasına rağmen, hala aşiretler birbirini kesiyor.<br />Irak, şimdilik ÜÇ parça!<br />Trump’ın defalarca söylediğine göre<br />....Suriye’de Esat rejimini siz yıkmışsınız!<br />İsrail, bölgenin en zengin su kaynaklarının olduğu Golan Tepelerinin üstüne çöktü.<br />Sınırımıza 70 km kadar geldi, bombaladı..<br />İsrail’in bir numaralı düşmanı Esat’ı yıktınız,<br />.... yerine İKİ tane Uluslararası Terör Örgütünün liderini getirip<br />.... Suriye CB ve Yardımcısı yaptınız…<br />İnanıyorum ki, eski sağlığınız olsaydı, Dışişleri Bakanınızı, Milli Savunma Bakanınızı, evire çevire döverdiniz!<br />Ama çok hastasınız.<br />Japonların robot teknolojisindeki başarılarını kıskandıracak, ortopedik desteklerle, yürümeye çalışıyorsunuz!<br />Kendinize iyi bakın da, bunları Yüce Divanda belgeleriyle konuşalım.<br />Sağlık ve başarı dileklerimle<br />24 Ağustos 2026<br />Rifat Serdaroğlu<br />DOĞRU Parti Genel Başkanı<br /><br />dedim ki:<br /><br />ERDOĞAN'dan iktidar kapmaya çalışanlar.. kan gölüne dönen ortadoğunun bin yıldır uyumasının bedeline Erdoğan'a yükleyip işi ucuza kapatmak istiyorlar.  Halkın bazıları  böyledir ya bütün nimeti bir adamdan bilir ya da bir felaketi bir adamdan sanır. Fakat halkın uyanık kısmı bu gibi siyasi tacirlere prim vermez. Lakin ben yine söyleyeyim:<br /><br />Bin senedir uyuyan orta doğuyu bir dakka da  uyandıracaksın.. bu milleti birbirine vurdurarak bir milyon insanı birden öldüreceksin..  ölen ölür kalan sağlar bizimdir diyeceksin.. bin senedir elde edemediğin güçü bir ayda elde edeceksin.. orta doğu denilen islam dünyasında bu kadar sünni ve şiiyi bir araya getireceksin.. ya elinde sihirli deynek var ya da senin de arkanda küresel güçler bulunuyor.. Türkiyenin kanını akıtacaksın. Sen o sağlık ve başarıyı kendine dile de belki siyaseten tüm suçu bir kişiye yüklemekten kurtulursun. Bak seninde ağzın Netenyahu ve Özdağ a  benzedi.. kökünüz bir be kuzum. Türki ve kurdü ve arabı ve müslümanı  bırak öne insan ol Yavrum. Belki insanlığı BAYRAK yaparak  küresel efendilerin oyununu bile bozabilirsin. BOP'dan iraktan israile.. irandan yunanistana Anadolu Cumhuriyetler Birliğini çakarabilirsin. <br /><br />0Z0 yontembilim.com 03,09.20226]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 00:37:20 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6419#6419</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>evrimler ve devrimler : sabri &#199;OLAK  yazd&#305;Salim BAYIR...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6418#6418</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3088<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02-Eylül-2026 Saat 23:19<br /><br />sabri ÇOLAK  yazdı<br />Salim BAYIR paylaştı.. <br /><br />KİMİ KANDIRIYORSUNUZ ?<br />Kemalist haber portalı ODATV'de yazı yazan Faik Alkan'ın<br />FETÖ ve Süleymancılar üzerinden hareket ederek<br />"Tarih Atatürk'ü haklı çıkardı ve kendisinden özür dileyin" diye<br />Laikliğe karşı gelen Müslümanlara gönderme yapmaktadır..<br />Nedeni ise;<br />"Atatürk tekkeleri,medreseleri,islam kanunlarını yasaklamanın yanında<br />Tarikatların toplum içinde olmaması için laikliği getirerek bunların oluşturacağı olumsuzlukları toptan önlemiştir" derken,<br />"Kişiler din öğrenmede veya ekonomik çıkar ve de makamlara sahip olmak için tarikatlara bağımlı olmayı ortadan kaldıran bir Atatürk gerçeği vardır"diyor..<br />Peki şimdi de sazı biz müslümanlar elimize alalım..<br />Atatürklü yıllarda medreseler,tarikatlar kapatıldı,<br />Yetmedi 1924'den itibaren okullardaki din dersleri peyderpey azaltılarak<br />1933 ila 1948 yılları arasında tüm okullarda ve kurumlarda DİN DERSİ YASAKLANMADI MI?<br />Bu millet nerede din dersini öğrenecekti?<br />Getirilen laiklik toplumun bu alandaki taleplerini niye cevapsız bırakıyordu?<br />Atatürk 10 Temmuz 1923'de seküler yeni bir toplum oluşturmak için"dini ve namusu olanlar kazanamaz..Önce bu anlayışı ortadan kaldırmalıyız" demedi mi?<br />Yetmedi 19 Ağustos 1923 yılında İsmet İnönü Kazım Karabekir'e"Müslüman kaldığımızda İngiltere bize bağımsızlık vermeyecektir..Hazır güçelimizde iken devrimleri yapabilmek için ÜLKEDEKİ TÜM HOCALARIN KELLELERİNİ ALMALIYIZ" demedi mi?Belge isteyenlere "Uğur Mumcu,Kazım Karabekir Anlatıyor,Sayfa 83-84 ve 97"..<br />Şimdi gelelim günümüze.<br />Be hey zavallı!<br />Bugünkü FETÖ ve SÜLEYMANCILARIN tarikat veya islamı anlatan müesseseler olmadığını bal gibi biliyorsundur..<br />Fetullah Gülen'in annesi Yahudi babası Ermeni olduğunu bilmeyen mi var?Fetullah Gülen'in 1971 yılında Vehbi Koç'un evinde MİT Müsteşarı Fuat Doğu,bazı  generaller,Diyanet İşleri Yardımcısı Yaşar Tunagür,Aydın Bolak ile yaptığı görüşmeyi hiç duymadın mı?<br />CHP Genel Sekreteni Kasım Gülek'in FETÖ'yü Amerika'ya pazarladığını hiç duymadın mı?<br />15 Temmuz Kalkışmasında müslümanları şehit etmedi mi?<br />Keza Süleymancıların bir kez olsun rahmetli Erbakan'a ve Sayın Erdoğan'a oy vermediğini bilmiyor musun?<br />Bunların tamamen emperyalistlerin güdümündeki örgütler olduğunu bilmenize ve onların size hizmet etmeleri ve de sonucunda onların bu ihanetinin cezasını Sayın Erdoğan vermesine rağmen onları canhıraş şekilde savunan siz değil misiniz?<br />Sonuç olarak sizler 100 yıldır islamı silmeye çalıştınız,<br />Yetmedi insanlara islamı öğretecek sağlam kişi ve kurumlara baskı yaptınız.<br />Yine yetmedi; sahte tarikat ve bunları yönlendirecek kitleleri piyasaya sürdünüz ama devlet onların üzerine gidince<br />Bu sefer ters manyel yaparak Atatürk'e paye çıkarmaya çalışıyorsunuz.<br />Biz de yuttuk öyle mi?<br /><br />Sabri ÇOLAK<br /><br /><br /><br /><br />dedim ki<br /><br />Teşekkür ederim.. ancak tarihte herkes hata yapabilir.. ancak biz bin yıldır uyuyarak bu gün cezamızı o zaman kestik.. 0Z0 yontembilim.com<span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 02-Eylül-2026 Saat 23:20</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 23:19:21 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6418#6418</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>evrimler ve devrimler : Ay&#351;e H&#252;r yazd&#305;G&#252;ltekin KAR&#199;AY...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6415#6415</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3088<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 01-Eylül-2026 Saat 22:22<br /><br />Ayşe Hür yazdı<br />Gültekin KARÇAY paylaştı:<br />ÖCALAN’I TEBRİK EDİYORUM: YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA BİLE BU KADAR İTAAT ÜRETMEK<br />ROHAT DEMİR yazmış:<br />Evet, Abdullah Öcalan’ı tebrik ediyorum.<br />İroni yapıyorum ama konu şaka değil. Karşımızda siyaset biliminin, sosyolojinin ve sosyal psikolojinin incelemesi gereken sıra dışı bir lider-bağlılık ilişkisi var.<br />Max Weber buna karizmatik otorite derdi: Liderin gücü makamından değil, takipçilerinin ona olağanüstü özellikler atfetmesinden doğar.<br />Modern sosyal psikolojide bir de kimlik kaynaşması kavramı var. İnsan kendisini grupla, davayla veya lider etrafında oluşmuş kimlikle öylesine bütünleştirebilir ki onun uğruna kendi hayatını feda etmeye kadar gidebilir.<br />Öcalan örneğine buradan bakın.<br />1999’da yakalanmasının ardından başlayan protestolarda akademik bir çalışmaya göre 74 kişi kendisini ateşe verdi, 16’sı öldü.<br />74 insan bedenini ateşe veriyor.<br />16 insan ölüyor.<br />Bu artık mitinge gitmek, oy vermek, poster taşımak değildir. Siyasi bağlılığın insanın kendi hayatının önüne geçtiği noktadır.<br />Peki hangi siyasi hedefler uğruna bu kadar ağır bedeller ödendi?<br />PKK kuruluşunda bağımsız, birleşik, sosyalist Kürdistan hedefini savunuyordu. Silahlı mücadele bunun üzerine kuruldu. Sonra bağımsız devlet hedefi terk edildi. Marksizm-Leninizm geriledi. Demokratik cumhuriyet, demokratik özerklik, demokratik konfederalizm gibi yeni paradigmalar geldi.<br />Sonra 2025.<br />Öcalan bu defa “ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler”in tarihsel toplum sosyolojisine cevap olmadığını söyledi. Üstelik bunları “aşırı milliyetçi savruluş” çerçevesine yerleştirdi.<br />Yani yalnız bağımsız Kürdistan değil.<br />Federasyon da yok.<br />İdari özerklik de yok.<br />Fakat lider yine haklı.<br />Asıl mesele Öcalan’ın fikir değiştirmesi değil. İnsan fikir değiştirir. Siyasi hareketler de program değiştirebilir.<br />Asıl soru şu:<br />On binlerce insanın hayatını etkileyen hedefler değişirken liderin otoritesi neden hiç değişmiyor?<br />Psikolojide bunun açıklamalarından biri bilişsel uyumsuzluk ve çaba gerekçelendirmedir. Bir insan bir dava uğruna hayatının otuz yılını vermiş, arkadaşlarını kaybetmiş, cezaevine girmiş veya çocuklarını toprağa vermişse, sonunda “Belki yanlış bir stratejinin peşinden gittik” demek son derece ağırdır.<br />Bazen insan ödediği bedel büyüdükçe sorgulamak yerine inancına daha sıkı sarılır.<br />Dün bağımsızlık doğruydu, Öcalan söylüyordu.<br />Bugün ulus-devlet yanlış, yine Öcalan söylüyor.<br />Dün özerklik savunuluyordu.<br />Bugün idari özerklik çözüm değil.<br />Yarın başka bir şey söylenirse onun da teorisi hazırlanır.<br />Üstelik artık yapay zekâ çağındayız.<br />Eskiden “bilmiyordum” denilebilirdi. Kırk yıllık kitapları, konuşmaları, mahkeme tutanaklarını ve görüşme notlarını karşılaştırmak aylar sürerdi.<br />Şimdi önümüzde 1999 yargılaması var. Sorgu görüntüleri var; bunların bazı bölümleri hakkındaki montaj tartışmaları da biliniyor. İmralı görüşme notları, kitaplar, savunmalar, mektuplar ve Öcalan’ın kendi el yazısıyla yayımladığı son çağrı var.<br />Yapay zekâya bütün bunları taratıp “Bağımsız Kürdistan, federasyon, özerklik, silahlı mücadele ve ulus-devlet konusundaki değişiklikleri kronolojik çıkar” diyebilirsiniz.<br />Yapay zekâ delil değildir; hata yapabilir. Ama hangi belgeye bakmanız gerektiğini saniyeler içinde gösterebilir. Sonra belgeyi açar, kendiniz okursunuz.<br />Yani artık mesele bilgiye ulaşamamak değil.<br />Mesele, gözünün önündeki belgeyi lidere duyduğun inançtan bağımsız okuyabilmek.<br />Öcalan’ı işte bunun için tebrik ediyorum.<br />27 yıldır cezaevinde. Dünya değişti. İnternet geldi. Arşivler dijitalleşti. Sorgu görüntüleri ortaya çıktı. Görüşme notları yayımlandı. Yapay zekâ geldi.<br />Ama denklem değişmedi:<br />Teori değişti.<br />Hedef değişti.<br />Program değişti.<br />Paradigma değişti.<br />Lider yine haklı.<br />Bunun bedelini ise teoriler ödemedi.<br />Kendini ateşe veren insanlar ödedi. Dağlarda ölen gençler ödedi. Çocuklarını toprağa veren aileler ödedi. Kürtler kaybettikleri on yıllarla ödedi.<br />Bir lider yüz kere fikir değiştirebilir.<br />Mezardaki insanın ikinci bir hayatı yoktur.<br /><br />dedim ki:<br /> <br /><br />Musa nebi gideli 3000 is nebi gideli 2000 yıl Hazreti Peygamber gideli 1500 yıl oldu amma hala liderler.. amma hiç birinin bugünkü devletlerin ekonomik ve politik  gidişinde bir tesir ve etkileri bulunmuyor. https://yontembilim.com/forum/new_reply_form.asp?TID=3088&PN=1&TR=3.]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 22:22:16 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6415#6415</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>evrimler ve devrimler : Salih YA&#350;AR payla&#351;m&#305;&#351;:MEHD&#206;...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6413#6413</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3088<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 01-Eylül-2026 Saat 00:34<br /><br />Salih YAŞAR paylaşmış:<br /><br /><br />MEHDÎ ZANA‘NIN ARDINDAN<br />Bir soru ile başlayayım: 90’dan sonra doğmuş olan Kürtlerin yüzde kaçı Mehdi Zana hakkında bir fikre sahiptir? Yüzde 20’si bile değildir. Onun da çoğu Leyla Zana adından dolayı biliyordur. Oysa Leyla Zana’nın siyasetle alakası kocası Mehdi Zana ile başlamıştır. Leyla Zana, Öcalan’ın Mehdi Zana’dan intikamıdır.<br />Öcalan, Mehdi Zana ismini, Leyla Zana isminin gölgesi yaparak etkisizleştirdi. Öcalan, kendisine biat etmeyen şahsiyetlerden intikamını hep bu yolla almıştır.<br />Öcalan'ın İmralı’dan Leyla Zana’ya, “bıraksın kocasını” haberi gönderdiği bilinmektedir.<br />Genç kuşak Kürtlerin en az onda yedisi, Mehdi Zana’nın 16 yıl hapis yattığını, Diyarbakır Zindanında direndiğini, ölüm oruçları yaptığını, gardiyanların tekmeleri kafasına inerken dahi "Bijî Kurd û Kurdistan” diye haykırdığını bilmez.<br />Leyla Zana’nın yattığı 10 yıllık hapis hayatını hepsi bilir. Leyla Zana’nın yattığı hapislik, Mehdi Zana’nın hapisliğinin yanında tatil sayılır ama yine de herkes Leyla Zana’nın hapisliğini bilir.<br />Mesela Buldan ailesinden de intikamını Pervin’i devşirerek aldı. Öcalan, aynı taktiği bütün Kürtlere uyguladı, her evin bir ölüsü ya da gerillası, tutsağı olmasını sağlayarak Kürtler ile PKK arasında bir kan bağı yarattı.<br />Mehdi Zana, 1977’de, yani henüz PKK diye bir örgüt tarih sahnesine çıkmamışken Kürdistan’da örgütlü sosyalist ve anti sömürgeci/ulusalcı Kürtlerin adayı olarak Amed Belediye Başkanı seçildi.<br />Ne var ki özellikle 90’lardan sonra doğanlar bu tarihten haberdar değildir, onlar açısından tarih PKK ile başlamış, Öcalan da Kürtlüğü yoktan var etmişti. Geçenlerde Apocu bir zat şunu yazmıştı: “Kürtlerin dili de dini de Önderlik sayesinde özgürleşti.”<br />Belli ki Kürtlerin başka bir dini olduğunu, bunun da Öcalan sayesinde kurtulduğunu düşünüyor.<br />Bu şahıs, 60’lı yıllarda Kürdistan’da Türkçe’nin neredeyse yok denecek kadar az konuşulduğundan, gündelik hayatın Kürtçe olduğundan haberdar değil.<br />Tarih Apocular ile başlamadı, onların yaptığı, başkalarının yaratmış olduğu tarihi kendi zimmetlerine geçirmek oldu.<br />Apocu propaganda o kadar iyi çalıştı ki bir dönem Rizgarî, KAWA, Özgürlük Yolu gibi köklü örgütlerin üyeleri, taraftarları olan eski kuşaktan birçokları dahi bu propagandanın etkisine girerek Apocu oldu.<br />Gelelim cenaze törenine. Öncelikle bir not düşmek istiyorum; Mehdi Zana’nın cenazesinin 30 Ağustos dolayısıyla Atatürk ve Türk bayrağı ile süslenmiş belediye binasının önüne getirilerek orada tören yapılması, Mehdi Zana’nın resminin Atatürk resminin ve Türk bayrağının yanına asılması tam bir terbiyesizliktir.<br />Cenaze törenini DEM Parti Amed Belediyesi üstlenmişti, halka da cenazeye katılma çağrısı yaptı. Buradaki maksat, cenazenin kendi kontrollerinden çıkarak siyasi bir gösteriye dönüşmesini engellemekti.<br />DEM Parti’yi temsilen Ayşegül Doğan, DEM Parti'nin en basiretsiz sözcüsü; Demokratik Bölgeler Partisi adına da Güney Kürdistan’daki Kürt yönetimine ve bağımsızlık fikrine düşmanlığıyla bilinen Keskin Bayındır katıldı, bunlar da tesadüf değildi. Cenazede Apocu DEM Parti kitlesi neredeyse hiç yoktu.<br />Cenazeye katılanların yaş ortalaması oldukça yüksekti çünkü genç kuşakların hafızasında Mehdi Zana diye bir siyasi figür mevcut değil.<br />Ölen yalnızca Kürt bir siyasetçi değil, Kürdistan’ın hafızası idi, milyonlarca Kürt’ün gözünün önünden götürülerek mezara kapatıldı, insanlar ise tabutta taşınanın sadece bir ölü olduğunu zannetti, ölene üzüldü.<br />Ölen kişi Mehdi Zana değil de Kürtlerin bağımsızlık hakkına karşı çıkan Selahattin Demirtaş olsaydı, törene en az 1 milyon kişi katılırdı. Sırrı Süreyya Önder gibi yeminli bir Kürdistan düşmanının cenazesine on binlerce kişi katıldı. Ama işkence altında "Bijî Kurd û Kurdistan” diye haykıran Mehdi Zana’nın cenazesine sadece birkaç bin kişi katıldı.<br />Asıl trajik olan ise Leyla Zana’nın bu tabloya ilişkin dediğidir: “Sayın Öcalan bir Kürt rönesansı yaratmıştır.”<br />Elias Nin<br /><br /><img src="uploads/20260901_003415_mehdi_zana.jpg" border="0"><br /><br /><br />dedim ki:<br /><br />Burada lafızlarla  dil ve din ve ideoloji ile bir ma'na yansıtılıyor... kanımca  burada kürt dili ve özgürlüğü..  marksist ideoloji de okunuyor..  kürt özgürlüğü ve islam dini de okunabilirdi.. ya da bir başkasının ağzından türk dili ve eğemenliği söylenebilir ya da arap diliyle  islam dini ya da marksist ideoloji okunabilirdi. Kültürün olmazsa olmaz bileşenlerinden olan dil ve din dünyanın yayılan  çeşitli coğrafyalarında ve sıra sırı dizilen  türlü tarihlerinde başka dillerde.. başka dinlerde.. başka kavi ve zayıf ekonomik ve politik ilişkilerin yumağında KÜLTÜREL bir oluşumun BENLİĞİNİ ve buna bağlık kimlik ve kişiliği  ortaya çıkarır.. ancak çoğunda unutulan ortak öğe İNSAN'dır. İnsanlık bir DEPREM olunca başına çeşitli dillerin.. dinlerin.. kültürlerin.. milletlerin ve devletlerin toplandığı bir var oluştan ibaret değildir. Sadece bu doğal  aslında tanrısal felaketler de  değil sosyal felaket ve afetler olan savaşlar.. iç savaşlar.. da da İNSANLIK kahroluyor. 3 yıldır süren Gazze katliamından ölen islamlar değil insanlardır. Nükleer savaş tehlikesi dolayısıyla DEVLETLER  yapamadıkları hakimiyet mücadelelerini böyle düşük yoğunluklu saldırılar ve iç savaşlar ve uluslar arası KONTROLLU  terör örgütlere eliyle  YAPIYORLAR ve insanı ve insanlığı hedef ve heder ediyorlar. Eski saltanatlarını yeniden kurmak için  büyük israili.. büyük yunanistanı.. büyük osmanlıyı.. büyük rusyayı arıyorlar ama büyük İNGİLTERE şimdilik buna müsade etmiyor. ve ingilterenin (amerikanın) arkasında kamufle olan GDD karşısında insanın ve insanlığın yapacağı pek çok şey bulunmuyor gibi görünüyor. Ancak KAHRAMANLIK bayrağını  ve FEDAKARLIK doğrultusunu RENKLERİN çağdaşına çevirmek gerekir diye düşünüyorum. Artık  yeşile değil.. maviye değil.. kırmızıya değil.. kızıla değil.. güneşimizin  rengi olan ve hiç bir devletin levni olmayan SARIYA... nedir BU  sarı ? Ekonomide şirketin ve Politikada devletin.. angaje olduğu teknoloji ve ideolojiden kendini kurtaramadığını görüp yeni bir tekno-ideo çözüm aramak..  eğer tüm insanlığın ortak sorununun insanı doğaya yabancılaştıran TEKNOLOJİ ve insanı insandan uzaklaştıran İDEOLOJİ olduğunu savunmaktır. Sonuçta insanlığın ortak etnik ve emik ile ekonomik ve politik değeri olan dili ve dini partilere paravana ve alet yapmaktan.. emeği ve özgürlüğü ideolojilere paratoner ve bayrak yapanlara prim vermemek gerekiyor. Kendimiz insanlık maaşiyle yetinmemiz lazgım geliyor. Saygılarımla&nbsp;&nbsp;&nbsp;0Z0  01.09.2026 00:38  terzinin diktiği kötüdür.. onu güzel gösteren ütüdür.. https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&PID=6413#6413<span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 01-Eylül-2026 Saat 00:46</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 00:34:42 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6413#6413</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>evrimler ve devrimler : Hakikat&#305;n kuvveti ile hakk&#305;n zafiyeti...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6410#6410</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3088<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 31-Ağustos-2026 Saat 15:21<br /><br />Hakikatın kuvveti ile hakkın zafiyeti seni  aldatmasın.. <br />Hakikatın parlaklığı  gecicidir lakin hakkınhürriyeti  kalıcıdır. <br />Sonunda zayıflar söke söke güçlüden haklarını alırlar. <br />0Z0 yontembilim.com<br /><br /><br /><img src="uploads/20260831_151904_metafizik.jpg" border="0"><br /><br />Felsefe Ağacı ve Fizik Bilimi<br />Doç. Dr. Haluk Berkmen <br />Fransız filozof ve matematikçi Rene Descartes (1596 – 1650), felsefeyi bilgeliğe ulaşmanın bir aracı olarak görmüştür. Döneminin bilim insanlarından fizik ve matematik öğrenmiş ve felsefeyi bir ağaca benzetmiştir. Descartes’a felsefenin kökleri Metafiziktir. Bir ağaç kökleri sayesinde ayakta dik durabildiği gibi tüm dünyevi bilgiler Metafizik sayesinde var olmuşlardır.<br />Meta sözü Yunanca “ötesinde” anlamını içerir. Metafizik de görünen fizik dünyanın ötesindeki görünmeyen fakat düşünce boyutunda olması mümkün olan varlık alanını, varoluşu ve Tanrı kavramını inceler. Descartes’in en ünlü kitabı ‘Metafizik Üzerine Düşünceler’ (Meditationes de prima philosophia) adlı eserleridir. Bu kitabında felsefeyi bir ağaca benzetmiş ve şöyle yazmıştır (Fransızcadan İngilizceye çeviri):<br /><br />“Metaphysics is the root, Physics the trunk and all the other sciences, the branches that grow out of this trunk, which are reduced to three principal, namely: Medicine; Mechanics and Ethics. By the science of morals, I understand the highest and most perfect which, presupposing an entire knowledge of the other sciences, is the last degree of wisdom. But as it is not from the roots or the trunks of trees that we gather the fruit, but only from the extremities of their branches, so the principal utility of philosophy depends on the separate uses of its parts, which we can only learn last of all.” Türkçesi şöyledir:<br />“Metafizik kök, fizik gövde, diğer tüm bilimler ise bu gövdeden çıkan dallardır; bunlar da üç temel bilime indirgenebilir: Tıp, Mekanik ve Etik. Ahlak anlayışının ve disiplininin, tüm bilimlerin tam bir bilgisi olduğunu varsayarsak, bilgeliğin en yüksek ve en mükemmel derecesi olduğunu kabul ediyorum. Tıpkı meyveyi ağaçların köklerinden veya gövdelerinden değil, yalnızca dallarının uç kısımlarından topladığımız gibi, felsefenin temel faydasını da onun kollarından türeyen bilimlerden toplarız. Doğru bilgiyi bu bilimler sayesinde edinebiliriz.”<br />16cı yüzyılda başlayan pozitif bilimler Avrupa ülkelerinde çeşitli üniversitelerin kurulmasını sağlamıştır. Bu üniversiteler önce dini bilgileri öğretmiş, pozitif bilimler pek önemsenmemiştir. Fakate zamanla seküler görüşün kabul edilmesiyle din bilgisi ile doğa bilgisi ayrı ayrı üniversitelerde okutulmaya başlamıştır.<br />Descartes’in en önemli bulduğum görüşü felsefenin ana gövdesini fizik bilimi kabul etmiş olmasıdır. Kimya, biyoloji ve tüm teknolojik buluşlar fizik bilimi sayesinde oluşmuş ve gelişmiştir. Fizik biliminin iki temel yasası sayesinde hem nesnelerin yapısını hem de tüm olayları açıklamak mümkündür. Bu iki yasa ‘Enerjinin Korunumu’ ve ‘Entropinin Artışı’ yasalarıdır<br />.<br />Enerji iş yapma kapasitesi (yetisi) olarak tanımlanır. Fakat bu yeti elle tutulan, gözle görülen somut bir yapı veya güç değildir. Enerji soyut bir kavramdır ve tüm var olanların var olma nedenidir. Enerji korunumu olmasa nesneleri bir arada tutan kuvvetler oluşamazdı. Enerji korunumu yasası mikro âlemden makro âleme kadar her boyutta geçerlidir. Makro boyutta insanların aile kurmaları, köylerin ve şehirlerin, ardından ülkelerin oluşması Enerji korunumu yasası sayesindedir. Çünkü birlikten kuvvet doğar ve birliği oluşturan da bu yasadır.<br />Doğanın ikinci önemli temel yasası ise ‘Entropinin Artışı’ yasasıdır. Entropi sayesinde varoluş gerçekleşir. Bu yasaya göre birçok parçacıktan oluşan bir sistem mümkün olan en geniş hacme doğru dağılacaktır. Bu dağılım karmaşa da oluşturduğunda “Entropi karmaşanın ölçütüdür” de denebilir. İnsanları Afrika’dan çıkıp tüm dünyaya dağılmaları bu yasa sayesindedir. Doğum-Ölüm döngüsünü de bu iki yasa sayesinde açıklayabiliriz. Doğum hücrelerin bir-araya gelmeleri ve yeni bir canlının oluşumu demektir. Bir-araya getiren de Enerjinin korunumu yasasıdır. Ölüm ise bedeni oluşturan hücrelerin dağılımı demek olup, nedeni Entropinin Artışı’yasasıdır<br /><br />dedim ki:<br /><br />Teşekkür ederim.. resim güzeldi.. ağaç edebiyatın ve kitab bilimin, çok kullanılan bir metafor ve analojidir. Hikayenin illustrasyonu ve kuramların masalları da insanı uyutmaya yarar. 0Z0 yontembilim.com<br /><br /><br /><br />başka bir yerde dedim ki:<br /><br />Not: "Usulu mukarredendir.. AKIL ve NAKIL tearruz ettikte akıl esas itibar edilir nakil tevil olunur. Akıl ise âkil olmak gerektir. " denilmiş.. Bu noktada nakli SAHİH ve aklı SALİH ayırımını yapmak elzemdir. Diğer taraftan Lisanı SALİM olan.. insan ve evren ilimleri ile Kabli SELİM olan otorite nebevi fonksiyonu ifade eden KİMSELER de söz konusu olacaktır. Yani kişi gereksinimi hiç bir zaman ortadan kalkmaz. Dilin BİLİME ve dinin HUKUKA intikal ettiği çağımızda uzmanlar ve otoriteler.. her zaman olacaktır. Hahamlar ve papazlar.. hocalar ve mollalarr ise zamanla zail olacaklardır. Her alanda İHTİSAS ve uzmanlık bulunur. Lakin dinde olmaz. 0Z0<br /><br /><br /><br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:21:19 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6410#6410</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>evrimler ve devrimler : Bar&#305;&#351; AKSOY Karde&#351;im  Bilgi OTO&#286;I&amp;#039;n&#305;n...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6409#6409</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3088<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 31-Ağustos-2026 Saat 14:30<br /><br />Barış AKSOY Kardeşim  Bilgi OTOĞI'nın şu yazısını paylaştı..<br /><br />ÇaImada sınır tanımadılar..<br />Bu genç adam Cumhurbaşkanı olacak adam!<br />Patara Plajı’nın kumları çalındı.<br />Üstelik birkaç kürek kumdan söz etmiyoruz, tam 2 bin 168 kamyon dolusu kum götürüldü.<br />Göz göre göre yaşanan bu talana herkes sessiz kalıyordu. Bir kişi dışında...<br />Görevini hakkıyla yapan namuslu bir orman muhafaza memuru susmadı, yaşananları yargıya taşımak için tutanak hazırladı.<br />Kaş’taki ilçe yöneticileri araya girdi, “Sakin ol, tutanak tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen bu işe karışma” dedi.<br />Orman muhafaza memuru geri adım atmadı, “Bölge müdürü değil, Cumhurbaşkanı bile gelse ben bu tutanağı tutarım” dedi.<br />Kaş Kaymakamı hemen devreye girdi, orman muhafaza memuru görevinden alındı, Cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, hatta apar topar kaldığı lojmandan bile çıkarıldı.<br />Ama mesele öyle kolay kapanmadı...<br />Bu kez Tarım Orman İş Sendikası’nın duyarlı ve cesur yöneticileri devreye girdi, Kaş Kaymakamlığı geri adım atmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru yeniden görevine döndü.<br />Yaşananlar medyaya taşındı. Patara’nın kumlarının nereye götürüldüğü, hangi özel plaja döküldüğü yönünde haberler yayımlandı.<br />Vay sen misin bunların ortaya çıkmasına vesile olan...<br />Ardından, müfettiş raporu dahi bulunmadan orman muhafaza memuru bir kez daha görevinden uzaklaştırıldı.<br />Bölgede görev yapan diğer muhafaza memurlarına da “Sesinizi çıkarırsanız sizin sonunuz da böyle olur” şeklinde gözdağı verildi.<br />Ama namuslu orman muhafaza memuru yılmadı, sendika da arkasında dimdik durarak aslanlar gibi mücadele etti.<br />Kaş Kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay giderek büyüdü, artık üzeri örtülemeyecek bir noktaya geldi ve savcılık soruşturması açıldı. Böylece yaşananların boyutunun tahmin edilenden çok daha büyük olduğu ortaya çıktı.<br />Depolanmış durumda 3 bin kamyon kum ele geçirildi.<br />Namuslu orman muhafaza memuru ikinci kez görevine geri döndü.<br />Eğer bu cesur memur olmasaydı; dünyanın başlangıcından beri orada bulunan, mitolojinin hazinesi, antik çağların önemli merkezi, insanlığın ortak mirası, Türkiye’nin eşsiz değerlerinden biri ve carettaların yuvası olan Patara yağmalanmaya devam edecekti.<br />Bu memurun cesareti, vicdanı ve görevine olan bağlılığı sayesinde yaşananlar duyuldu ve yapılanlar durduruldu.<br />Tek başına karşı duran, makamdan ve baskıdan çekinmeyen bu namuslu orman muhafaza memurunun adını biliyor musunuz...<br />Umut Utku.<br />Vatana ve millete hayırlı bir evlat olsun duasıyla onu yetiştiren anne ve babası, sanki geleceğe dair umutlarını daha doğduğu gün ismine yazmışlar... <br /><br />dedim ki: <br /><br /><br /><br />Bir yerde yazdım.. size de yanıt olabilir: Sahillerin kumunu çalan bir gencin hırsızlara karşı kahramanlığı söz konusu edilince dedim ki: Bir zamanlar baştaki CUMHURBAŞKANI bile öyle idi.. hatta one minute ile önü açıldı.. hala da öyledir.. çünkü dünya beşten büyüktür diyen başka bir devlet başkanı var mı dır ? Ancak bütün bu işler aktüel eylem ile virtuel söylem arasındaki ince bir ilişkiyi gösterir. Dindar ve mason ve marksist bütün ana akımların her birinide üç düzeyi bulunur.. bunları daha önceki bir yazımda açıkladım; kültürel, siyasal ve askeri yaklaşımlar. Evrim ve devrimlerin MAKENİZMASI böyle işler.. kültürel cihadı manevi yapan cemaatler ekonomik ve siyasi çözümler üreten partileri oluşturur. Bunlar köklü işler yaparak kendilerini ortaya çıkaran kültürel yaklaşımlara düşman olurlar ve onları temizlemeye kalkarlar. Ekonomik ve politik çözümler çıkaran siyasal kesimlerin ortaya koyduğu olanaklar ve yetenekler de yerinde ve isabetli kullanılmadığı zaman onlara karşı gelen askeri güçler oluşur. Bunlarda siyasalcıları ortadan kaldırır. <br /><br />Yani evrim ve devrim birbirini yer. Ancak bu gün bu kadar basit bir tez anti tez ve sentez adımlarıyla işlemiyor.. çünkü KÜRESEL egemen GDD söz konusudur. Üç yıl süren bir KATLİAMA ülke ve bölge ve dünya ses çıkaramıyorsa bu iki bin yıllık süren bir ARİSTOKRASI'in etkisidir.. bunun tabandan gelen gür ve etkisi karşısında kültürel, sosyal, ekonomik, politik ve askeri hiyerarşinin yapabileceği fazla bir bir güç, çözüm ve önlem ve etki olamaz. Yani bu dediğiniz CESARET ve kendini gösterme ve benini gerçekleştirme ilk başlarda böyle oluyor.. ancak yukarı doğru çıktıkça gıdım gıdım.. adım adım.. azalıyor çünkü orada GAYE de cesaretten başka cesaset.. şefkat.. şehvette devreye giriyor ve yukarı çıkınca aşağıya baktığından düzenden yararlanan "milyarlar" insanı.. işi.. aşı.. evi.. çoluk ve çocuğu olanları görüyor ve bir kaç "bin"in cesareti uğruna güvenliği ve kamu yararı için kargaşaya ve iş savaşa izin vermiyor. <br /><br />Nasıl kamu güvenliği ile kişi özelliği ve gizliliği bir muvazene ve denge isterse işe asayiş ve düzende kişinin cesareti ve yiğitliği bir uyum ve intibak ister. Ancak evrimler birike birike devrimleri.. buyruluşlar birike birike yaratışları.. deneyimler birike birike dayatımları.. yazgılar birike birike yargıları.. dürülüşler birike birike dirilişleri ortaya çıkarır.. yoksa öyle sanıldığı gibi YARATLIŞ ve EVRİM arasında bir karşıtlık bulunmaz. <br />Belki 35 senedir yazdıkların birike birike YBA öğrenilmesi ve kullanılması ve yararlanılması yolunu açacak bu gibi yiğitler kendini gösterme misyonunu ve benini gerçekleştirme vizyonunu bizi doğaya yabancılaştıran teknolojiye ve insanı insandan uzaklaştıran ideolojiye karşı kullanacaklar.. <br />İnşaallah. <br />0Z0 yontembilim.com 31.08.2026 14:29<br /><br /><br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 14:30:50 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3088&amp;PID=6409#6409</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>