<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.yontembilim.com/forum/RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>Y&#246;ntemBilim Forumu : D&#252;nya</title>
  <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  <description>XML içerik linki; Y&#246;ntemBilim Forumu : D&#252;nya : Son 10 Gönderilenler</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 01:04:40 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Tue, 20 Oct 2026 11:43:17 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.03</generator>
  <ttl>30</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.yontembilim.com/forum/RSS_topic_feed.asp?FID=1</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>Y&#246;ntemBilim Forumu</title>
   <url>http://www.yontembilim.com/forum/forumlogo.gif</url>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  </image>
  <item>
   <title>D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6547#6547</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> Sa ve sol ile alt ve ust<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20-Ekim-2026 Saat 11:43<br /><br /><br />Siyonizm.. dinin dilleştirilmesidir.. bunu sadece yahudiler değil diğerleri yani hristiyanlar ve müslümanlar da yaptıkları için.. ilk ve başlangıç siyonizmle baş edemiyorlar. Bunun neden olduğunu https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3126 burada açıklıyorum. Ancak bu konuda bir edebiyat istiyorsanız.. https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116 buraya bakacaksınız.<br /><br /><img src="uploads/20261020_114259_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br />Solun sağı ve sağın solu beğenmemesi normal da sağın kahramınlarını sola tabansız solun kahramanların sağa tabansız gösterilmesi normal değil.. kuşkusuz "sen" solcun.. solcudan öte fitnecisin.. solu ve sağı birbirine düşürmek için özel adamlar seçilir.. sen onlardansın.. demem beni sağcı yapar.. onun için demiyorum.. ancak durum ortada sol kaynakları seçip sağcı bir lidere tabansız yapman kendin söyleyip kendin dinlemendir.. çünkü hiç bir sağcı senin dediklerine bakıp orta yola ve sağa gelmez.. solculukların solculuklarını güçlendirir o kadar. işte saraybosnadan.. iraktan.. libyadan.. mısırdan.. suriyeden sonra istenilen Türkiyenin birbirine düşüp kardeş kavgasının çıkması ki.. işte buna fırsat bulamayacaklar inşaallah.. sonuçta tarih ve edebiyat hep bu işe yaramıştır.. hakkı batıl ve batılı hakk göstererek insanları atıl durumda bırakmak.. artık bir insanı arıyoruz.. melekleri ve şeytanları değil.. insanda meleğin iyiliği ve şeytanın kötülüğü de bulunuyor. Mahkemei kubradan evvel mizanda meleklik tarafı ağır basarsa cennete şeytanlık tarafı ağır basarsa cehenneme yuvarlanır.. gariptir dünyada kar ve zarar hesabı yapanlar bu tarafı hiç hesaba almaz. Rabbimiz bizim ve sizin akibetimizi  ve ahiretinizi iyi ve güzel etsin Amin. (not: fikretten hikmete.. akiften fazıla kadar.. bizi solculuk ve sağcılıktan düşünmeye ve anlamaya ve inanmaya fırsat bırakmayan din edebiyatın.. felsefe ideolojisine  bende karşıyım.. amma böyle senin gibi kişilerle uğraşmam. ) 0Z0 yontembilim.com<br /><br /><br /><img src="uploads/20261020_114259_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br />Prof Dr. ŞAHİN FİLİZ<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Necip Fazıl'ın<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gerçek  Yüzü...&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <br />Özellikle Türk gençliği, bir tarihsel dönem, bir tarihsel figür ya da kişiliği kurmaca-gerçeklik arasındaki politik gerilimler yüzünden yeterince tanımakta zorlanmaktadır. “Yalan söyleyen tarih utansın” diyenler, ironik bir şekilde tarihe “yalan” söyletmeye çalışmakta; tabansızları kahraman, kahramanları “ayyaş”, “dinsiz” gibi göstermesi için her türlü yolu denemektedirler. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Türk gençleri gerçek bir kahraman olarak öğrenmesinler diye tarihe yalan söyletmekte;  aynı çevreler, Cumhuriyetimizin&nbsp;&nbsp;&nbsp;kurucu lideri Atatürk’e tarih dışı, akıl dışı  kurmacalarla saldırmakta, kurmacayı gerçek, gerçeği kurmaca&nbsp;&nbsp;&nbsp;göstermeye çalışmaktalar. Bunun için de tarihsel gerçeklikleri ve bilimsel olguları hiçe sayarak kafalarında kurdukları  kurmaca kahramanlarını alternatif “Milli değerler” olarak pazarlamaktalar. Gençliğin  “manevi mimarı” gibi kurgulanan Necip Fazıl işte bu kurmaca ve naylon isimlerden biridir. Türk gençleri neyin ve kimin tarihsel hakikat ve neyin ve kimin kurmaca figür olduğunu öğrenme hakkına sahiptir.<br />  1904 yılında İstanbul’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Necip Fazıl Kısakürek,  eğitim hayatına Amerikan Koleji ve Fransız okullarında başlamış, ardından Deniz Harp Okulu’na girmiş ancak yarım bırakmıştır. İstanbul Darülfünunu Felsefe Bölümü’ne devam ederken devlet bursuyla Paris’e, Sorbonne Üniversitesi’ne gönderilmiş; ancak burada vaktini derslerden ziyade kumarhanelerde geçirince bursu kesilerek yurda iade edilmiştirr. İlk dönemlerinde “Kaldırımlar” şairi olarak ünlenen, bohem bir hayat yaşayan seküler bir figürken,1934 yılında Nakşibendi şeyhi Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıyla “hidayet” evresine geçtiğini iddia etmiştir. 1943 yılında yayımlamaya başladığı Büyük Doğu dergisiyle siyasal İslamcı bir ideolojinin temelini atmış; hayatı boyunca çok sayıda eser vermiş, hapis yatmış ve sağ siyasetin ideolojik lideri (üstad) kabul edilmiştir. 1983 yılında İstanbul’da ölmüştür.<br />Necip Fazıl, İslamcı ve muhafazakâr çevrelerde bir “dahi mütefekkir” ve “iman abidesi” olarak kutsallaştırılır. Hakkındaki en yaygın abartı, onun “tek başına  asra bedel olduğu” ve Türkiye’deki İslami uyanışın yegâne mimarı olduğudur. Takipçilerine göre o, “Batı’yı Batı’nın silahıyla vuran”, Batı felsefesini ezmiş ve İslam’ın üstünlüğünü entelektüel düzeyde kanıtlamış biridir. Sloganlaşmış ifadeler arasında, “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgâr artık nerden  esersen es” dizeleri, onun her türlü baskıya karşı sarsılmaz bir kale olduğu iddiasıyla özdeşletirilir.(1)<br />Müritleri, onun hapis yattığı yılları “zindan medresesi” olarak tanımlar ve hiçbir otoriteye boyun eğmediğini savunurlar. Onlara göre Necip Fazıl, paraya, pula ve dünya nimetlerine sırtını dönmüş, sadece davası için yaşayan bir derviştir. Siyasi liderler (özellikle Menderes’ten Erdoğan’a uzanan sağ gelenek) onu “vatan sevdalısı bir dava adamı” olarak niteler ve onun tezlerini (özellikle Cumhuriyet karşıtı Son Devrin Din Mazlumları eserini) mutlak gerçeklik olarak kabul ederler.(2)<br />Salih Mirzabeyoğlu, gerçeklikten uzak kurmaca Necip Fazıl’ı abartmada sınır tanımaz: O, “konuştuğunda yeri göğü inleten”, “kalemi kılıçtan keskin” ve “gençliğin yolunu aydınlatan tek ışık” olarak her yıl devlet törenleriyle ve büyük övgülerle anılmaktadır. “Necip Fazıl, bu vatanın yetiştirdiği en büyük mütefekkir, İslam’ın gür sesi ve Türk gençliğine yön veren manevi bir mimardır. O, tek başına bir ordu, kalemiyle küfre karşı duran bir devdir.” (3)<br />Necip Fazıl Kısakürek üzerine inşa edilen bu “eğilmez dava adamı” ve “ulvi mütefekkir” imajı, tarihi belgeler, polis kayıtları ve bizzat kendi yazdığı mektuplarla karşılaştırılınca, karşımıza büyük ideolojik tutarsızlıklar, şahsi zaaflar ve siyasi pragmatizmle örülü bir portre çıkmaktadır.<br />Necip Fazıl’ın mitsel hayat hikayesinde Paris yılları, “Batı’nın kokuşmuşluğunu bizzat yerinde gören genç dâhinin bunalımı” olarak anlatılır. Ancak gerçeklik çok daha dünyevidir. Genç Cumhuriyet’in büyük umutlarla ve kıt kaynaklarla Sorbonne’a felsefe eğitimi için gönderdiği Necip Fazıl, devletin kendisine sağladığı bursu Paris’in kumarhanelerinde (özellikle Grand Cercle) tüketmiştir. Kendi otobiyografik eseri O ve Ben‘de bile  kumar tutkusunu “mistik bir arayış” gibi sunmaya çalışsa da, sonuç devletin parasını çarçur etmesi ve eğitimini tamamlayamadan Türkiye’ye kaçmasıdır. Bu kumar tutkusu, iddia edildiği gibi “hidayet” sonrası bitmemiş, hayatının sonuna kadar bir gölge gibi onu takip etmiştir. (4)<br />Necip Fazıl’ın hayatındaki en büyük kırılma, “dava adamı” olarak tanındığı ve İslam ahlakını vaaz ettiği 1951 yılında yaşanır. 22 Mart 1951 gecesi, Beyoğlu’ndaki bir kumarhaneye yapılan polis baskınında Necip Fazıl, kumar masasında yakalanmıştır. Bu olay dönem gazetelerine bomba gibi düşmüştür. Necip Fazıl, kendisini kurtarmak için “Bir röportaj için oradaydım, kumarın iç yüzünü araştırıyordum” gibi akıl dışı bir savunma yapmıştır. Ancak polis kayıtları ve tanık ifadeleri, onun mekânın müdavimi olduğunu ve masada aktif olarak yer aldığını belgelemiştir. Bu hadise, vaaz ettiği ahlak ile özel hayatı arasındaki devasa uçurumun kanıtıdır.(5)<br />Necip Fazıl’ın eğilmez bir dava adamı olduğu iddiası, Menderes dönemindeki “Örtülü Ödenek” kayıtlarıyla yerle bir olmaktadır. 27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada yargılamalarında ortaya çıkan kayıtlara göre Necip Fazıl, Başbakan Adnan Menderes’ten “Örtülü Ödenek” vasıtasıyla devasa meblağlar almıştır (Dönemin parasıyla 147.000 TL, ki bu rakam o günlerde birkaç apartman dairesi alacak kadar büyüktür). Menderes’e yazdığı caize mektuplarında, “Benim dergim (Büyük Doğu) sizin reklam ajansınız gibidir”, “Para göndermezseniz bu dava ölür”, “Eksik kalan 10 bin lirayı gönderin” gibi ifadelerle  davasını adeta pazarlığa açmıştır. Onun “kalemini satmayan müellif” imajı, bizzat kendi el yazısıyla yazdığı bu “para isteme” mektuplarıyla çökmüştür.(6)<br />Necip Fazıl’ın siyasi görüşleri, ilkeli bir duruştan ziyade dönemin güç dengelerine göre şekillenmiştir. Gençlik yıllarında Cumhuriyet’i ve devrimleri öven (örneğin Menemen Olayı sonrası Kubilay için yazdığı sert yazılar), CHP’den milletvekilliği bekleyen bir “Kemalist” iken; bu beklentisi karşılanmayınca sert bir Cumhuriyet düşmanına dönüşmüştür. Onun “Atatürk karşıtlığı”, derin bir tarih bilincinden ziyade, dışlanmışlık hissinin verdiği reaksiyondur. Siyasi çizgisi Menderes’ten sonra Demirel’e, oradan Türkeş’e ve Erbakan’a savrulmuştur. Her yeni liderde “beklenen kurtarıcıyı” bulduğunu ilan etmiş, ancak maddi  destek kesildiğinde aynı liderleri yerin dibine sokmaktan çekinmemiştir.(7)<br />Takipçileri tarafından “zindanlarda boyun eğmedi” denilen Necip Fazıl’ın, 1960 darbesinden sonra c**ta lideri Cemal Gürsel’e yazdığı mektuplar, onun güç karşısındaki tavrını ifşa eder. Hapse atıldıktan sonra Cemal Gürsel’e mektup yazan Necip Fazıl, mektubunda “Siz bu vatanın kurtarıcısınız”, “Benim fikirlerim sizin hareketinizle uyuşmaktadır”, “lütfen beni serbest bırakın, emrinizdeyim” gibi ifadeler kullanmıştır. Menderes idam sehpasına giderken, onun parasıyla hayatını idame ettiren Necip Fazıl, onu asanlara övgüler dizmiştir. Bu tutum, onun “kahramanlık” anlatısının sadece bir kurgu olduğunu göstermektedir.(&#128526;<br />Necip Fazıl’ın en etkili eserlerinden biri olan Son Devrin Din Mazlumları, tarafsız tarihçilik açısından bir felakettir. Bu kitapta Necip Fazıl; Şeyh Said, İskilipli Atıf ve Seyit Rıza gibi figürleri, vatan hainliklerini veya bölücü faaliyetlerini gizleyerek “mazlum evliyalar” olarak takdim etmiştir. Tarihsel gerçekleri çarpıtarak, belgeleri tahrif ederek veya hiç olmayan diyaloglar uydurarak bir “alternatif bir yalan 8tarih” inşa etmiştir. Bugün Türkiye’deki  muhafazakâr tosunların tarihe olan çarpık bakışının baş sorumlusu, Necip Fazıl’ın bu hayal ürünü tarih anlatısıdır.(9)<br />Necip Fazıl, kendi eserlerinde kendinden bahsederken “devlerin devi”, “anlaşılmamış dâhi” gibi sıfatlar kullanır. Onun narsisizmi, eserlerinin her satırına sinmiştir. Kendisini İslam dünyasının kurtarıcısı olarak görürken, kendisinden farklı düşen diğer İslamcıları “akıl fukarası” veya “cüce” diyerek tahkir etmiştir. Bu benmerkezcilik, onun bir fikir adamından ziyade bir “kült lideri” gibi davranmasına neden olmuştur. Çevresinde bir biat kültü oluşturmuş ve bu kültü korumak için her türlü saldırgan dili mübah görmüştür.(10)<br />Necip Fazıl’ın kurguladığı “Başyücelik Devleti”, demokratik değerlerle taban tabana zıttır ve açık bir totaliterlik içerir. İdeolocya Örgüsü kitabında tasvir ettiği devlet yapısı, Mussolini faşizmi ile dinsel teokrasinin bir karışımıdır. “Başyüce” adını verdiği mutlak otoriteye dayalı, bireysel hakların yok sayıldığı, devletin her şeyi kontrol ettiği bu model, modern toplum yapısına bir saldırı niteliğindedir. O, İslam’ı bir “özgürlük dini” olarak değil, baskıcı bir devlet aygıtı olarak kurgulamıştır.(11)<br />Edebi yeteneği ( şiirdeki başarısı) tartışılmaz olsa da Necip Fazıl bu yeteneği çoğu zaman şahsi kavgaları ve siyasi operasyonları için bir silah olarak kullanmıştır. Kendisine para vermeyen iş adamlarını veya destek vermeyen siyasileri dergisinde “rezil” etmekle tehdit etmiş, edebiyatı bir nevi şantaj aracına dönüştürmüştür. Şiirlerindeki estetik, ideolojik hırslarının altında ezilmiştir. Erken dönem lirik ve bireysel şiirlerini “Eski Said” (Nursi’ye öykünerek) diyerek reddetmiş, ancak geç dönem şiirleri çoğu zaman didaktik birer slogandan öteye gidememiştir.(12)<br />Necip Fazıl, Türkiye’deki komplo  kültürünün en önemli besleyicisidir. Her toplumsal olayı “Yahudi parmağı” veya “Mason komplosu” olarak açıklayan sığ yaklaşımı, kitlelerin rasyonel analiz yapma yeteneğini felç etmiştir. Yahudilik ve Masonluk gibi eserleri, tarihsel gerçeklikten uzak, antisemitik ve nefret söylemiyle dolu metinlerdir. Bu söylemlerle halkı kutuplaştırmış ve ülke  sorunlarının kaynağını hep “dış mihraklar”da arayan bir cehalet kültürü yaratmıştır.(13)<br />Necip Fazıl, bir yandan dünyevi hırsları eleştirirken, diğer yandan oldukça lüks ve konforlu bir hayat sürmüştür. Müritleri onun hapislerde çürüdüğünü söylese de, hapis dışındaki hayatı şık kıyafetler, lüks oteller ve zengin sofralarıyla geçmiştir. Bu hayatın finansman kaynakları (örtülü ödenekler, cemaat bağışları, zengin) hiçbir zaman şeffaf olmamıştır. “Aç kalan derviş” imajı, halkın dini duygularını sömürmek için kullanılan bir maskedir.(14)<br />Necip Fazıl’ın kadınlara ve sosyal hayata dair görüşleri, aşırı muhafazakâr ve baskıcıdır. Kadının toplumsal rolünü sadece annelik ve ev hanımlığına indirgeyen, modern kadını “yozlaşmış” olarak niteleyen yazıları, Türkiye’deki gerici kadın algısının temel taşlarındandır. Ancak kendi gençliğindeki bohem hayatında kadınlarla olan ilişkileri, bu vaaz ettiği ahlakla ironik bir tezat oluşturur.(15)<br />Necip Fazıl Kısakürek, iddia edildiği gibi sarsılmaz bir iman abidesi veya  bir mütefekkir değildir. O, edebi yeteneğini siyasi pragmatizmle birleştiren, kumar gibi şahsi zaaflarını dini kimliğiyle gizleyen, güce göre pozisyon alan ve Türkiye’nin aydınlanma sürecine tarihsel çarpıtmalarla saldıran bir figürdür. Hakkındaki “Üstad” yakıştırması, onun yarattığı narsist hale ve ucuz siyasetin ona olan ihtiyacının  ürünüdür. Tarihsel gerçeklik; Necip Fazıl’ın, paraya ve güce olan zaafını “dava” kılıfıyla örten, Türkiye’de siyasal İslam’ın en tutarsız ve en tehlikeli ideologlarından biri olduğudur. Onun mirası, bugün hala toplumdaki kutuplaşmanın ve tarihsel cehaletin en önemli kaynaklarından biri halindedir.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;KAYNAKÇA<br />&#091;1&#093; Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu İdeolocyası, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1992, s. 12-15. (Kendi misyonunu tanımlayışı).<br />&#091;2&#093; Salih Mirzabeyoğlu, Üstad Necip Fazıl: Mütefekkir, İBDA Yayınları, 1985, s. 44-50. (NFK üzerine inşa edilen kutsiyet).<br />&#091;3&#093; Kadir Mısıroğlu, Üstad Necip Fazıl’a Dair, Sebil Yayınevi, 1994, s. 88-92. (NFK’nın siyasi etkisi üzerine subjektif övgüler).<br />&#091;4&#093; Necip Fazıl Kısakürek, O ve Ben, Büyük Doğu Yayınları, 1974, s. 32-38. (Paris yılları ve kumar “itirafları”).<br />&#091;5&#093; Hürriyet Gazetesi, 23 Mart 1951 tarihli manşet haberi: “Necip Fazıl Kumarhanede Yakalandı”.<br />&#091;6&#093; Yassıada Tutanakları (Örtülü Ödenek Davası), TBMM Arşivi, 1960. (Menderes’ten alınan paralar ve yazılan mektupların tam metni).<br />&#091;7&#093; Doğan Avcıoğlu, Türkiye’nin Düzeni, Tekin Yayınevi, Ankara, 1968, s. 460-465. (Sağ siyasetin ideolojik tutarsızlığı analizi).<br />&#091;8&#093; Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları (2. Kitap), İnkılâp Kitabevi, 2011, s. 312-315. (Cemal Gürsel’e yazılan af ve övgü mektupları).<br />&#091;9&#093; Necip Fazıl Kısakürek, Son Devrin Din Mazlumları, B.D. Yayınları, 1977, s. 5-20. (Tarihsel tahrifatların başlangıcı).<br />&#091;10&#093; T.Z. Tunaya, İslamcılık Akımı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2003, s. 245. (NFK’nın narsisizmi ve biat kültü).<br />&#091;11&#093; Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, B.D. Yayınları, 1986, s. 110-140. (Başyücelik Devleti ve totaliterlik).<br />&#091;12&#093; İlhan Selçuk, Düşünüyorum Öyleyse Vurun, Çağdaş Yayınları, 1980, s. 142. (NFK’nın sanatı siyasi silah olarak kullanması üzerine eleştiri).<br />&#091;13&#093; Necip Fazıl Kısakürek, Yahudilik ve Masonluk, B.D. Yayınları, 1993. (Komplo teorilerinin analizi).<br />&#091;14&#093; Uğur Mumcu, Tarikat-Siyaset-Ticaret, Tekin Yayınevi, 1987, s. 55-60. (NFK’nın finansal ilişkileri üzerine araştırmalar).<br />&#091;15&#093; Bahriye Üçok, Atatürk’ün İzinde Bir Yıl, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981, s. 115. (Gericiliğin kadın ve toplum vizyonuna yönelik eleştiri).<br /> &#9734;OSK/03.04.2026/Veryansın TV<br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 20-Ekim-2026 Saat 11:55</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 11:43:17 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6547#6547</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6527#6527</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> Sa ve sol ile alt ve ust<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2026 Saat 01:35<br /><br /><br /><br />016 FHİİ <br /><br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Fıtrat ve Hilkat ile İlim ve İrade <br /><br /><br />İnsan kendinden olmayani dışlar ve hatta karalar.. kendinden olandan da yakınır ve bazende suçlar.. bir türlu bunlarin hesabini kendinden sormayi düşunmez.. otokritik.. muhasebei nefis.. kendini sorgulamaya  girişmez.<br />Vakia suresinde eshabi şimal denilen sol gorüsu agir basmiş cesaret diyen solcu FECERELERIN  akibeti anlatilir.. bu pek hoş degildir. Ancak bu akibete neden olan solculuk bu surede  tanimlanmaz. Musluk ve vidalardan bilirsiniz sola çevirmek AÇAR. Solculukta böyledir fitrati irfrat ile açmaya çalişir. Bunu yaparken aşiri serbestlik ile sağ duyunun sesini keser.. onu susturmya uğraşır.<br /><br />Sag duyusu ağır basmiş  sadakat diyen sağci KEFERELERin akibeti hoştur.. ancak bu sure sağciligin ne olduğunu da  tanimlanmaz. Sol fecere fitrati  ifratı ile açtigi gibi sağ keferede fitrati tefrit ile kapatir.. gelenek diye değişimi..  icad çikarma diye gelişimibb  engeller.<br /><br />Yani sag ve sol fitrati birbirini etkileyen tefrit ve ifratlariyla fitrati bozar ve bunun sonucu olan 3000 yillik kavgalari.. gerçekleri.. gerekçeleriyle bu gunun birbirinin düşmani haline gelmiş uluslar arasi uç cereyan olmuşlardir; yeşiller ve maviler ve kirmizilar.<br /><br />Insanin sağlıgina dikkat edip karaterli fazilet ve kemalat sergiliyerek daha uzun yaşamasi varken.. keza daha cok çalisip işbirligi ile kaliteli mal ve hizmet sunumu yaparak daha çok para kazanmasi varken.. nakti ve vakti heder edip birbirini sağcilik yaşantisi  ve solculuk davranisi ile kultur ve uygarlik ve bariş aleyhine olan kavgaya girmesi dogaldir amma normal degildir. Normal nedir ?<br />Benligin (enenin.. egonu)  kendi ozgurlugunu  ya da başkasina  egemenligi  veya başkasina baskisi ya da başkasinda bağimsizligi sayesinde insanın öznelligini gerçekleştirmeye çalişmasi onun dini  ve felsefesi ve ideolojisinden ayri bir konudur.<br />Keza Bencilligin (nefsin.. idenin.. kendinin) kendi  çikari ve başkasının yarari ile  güzelliğe sevgisi ve iyiliğe saygisi peşinde koşmasi da başka bir konudur.<br />Ben kendine sahib zanneder..  kendi benine aid farz eder.  Eşya yuku taşiyan nefis ve eşhas yolcusu taşıya ene  çift başlı zat, ZİGOT ATI,  nefsin bağimliliğini ve ene bağliligini unutmazsa ÖZNE  mali ve meli sahibine  iade eder.. kalemi kitaba  ve kelami imama mubıne yapar.<br />Dünyamızdan başka dünya.. dilimizden başka dil.. dinimizden başka din bulunmuyor zannettik. Bu yüzden kendi başımıza buyruk farz ettik. Başkalarına da rastlayınca onunla harb ettik. <br />Bu harbleri biriktire biriktire bu güne geldik.. birinci dünya savaşında OSMANLI’yı ikinci dünya savaşında da ALMANYA’yı tasfiye ettik. Şimdi tasfiye edecek ne kaldı ?<br />Kendi benimiz !...<br />Bakalım bunu becerebilecek miyiz ? <br /><br /><br />0Z0 <br /><br />14.10.2026 üçyol izmir 01:40<br /><img src="uploads/20261014_013552_016_FHII.jpg" border="0"><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 14-Ekim-2026 Saat 01:36</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 01:35:29 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6527#6527</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6526#6526</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> Sa ve sol ile alt ve ust<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 13-Ekim-2026 Saat 14:13<br /><br /><br /><br />Dil ve Din..<br />bilim ve hukuk<br />teknik ve taktik<br /><br />Bizim iki yanımız.. <br /><br />Ancak bazıları bu yanlardan birini fazla ve abartılı ve şarı kullandıklarında kaçınılmaz olarak SOLCU ve SAĞCI oluyorlar ve üstelik kendi gibi düşünmeyenleri de solcu ise sağcı.. sağcı ile solcu sanıyor.. hatta sayıyor. <br /><br /><br /><img src="uploads/20261013_142908_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br />Buradaki  güzel ifade edilmiş resme ve yazıya dedim ki TANRININ AZAMETİNİ gösteriyor.<br /><br /><br />Orhan KALE<br /><br />Fırsat bulunca hemen işin içine dini sokuyorsunuz. Hemde kytrik, cmaat kimliğiyle.<br /><br /><br />deyince dedim ki:<br /><br />Orhan Kale Güneş bir sobadır.. ısı verir.. bunun bizi yararlı yansıyan kısmına ILIK deriz.. Güneş bir lambadır.. ışı verir.. bunun bize yararlı olan orta kısmına IŞIK adını veririz. Siz her halde eviniz için yakıt ve elektirik parası ödüyorsunuzdur. yani ışığın ve ısının BİR DEĞER NESNESİ olarak size bir yararı ve hizmeti bulunuyor. 20 bin yıl önce ateş yakmayı icad eden bizler elektrik ve yakıt şirketi makbuzu haline getirince kadar bayağı bir evrim ve gelişim vetiresi yaşadık.. ilim ve kültür ve uygarlık süreci geçirdik.. sanırım bundan haberiniz olduğu yazınızdan belli oluyor. Bir de bizim bilim ve matematik ve teknik olarak BİLGİ NESNESİ halinde güneşimiz ve başka güneşler olan yıldızların hayata hakkında bilgilerimiz bulunur. Ancak sizin gezegenler arası uzay olan güneş sistemi.. yıldızlar arası uzay olan samanyolu galaksisi.. galaksiler arası uzay olan evren hakkında belki haberiniz bulunmadığı bir zamanda biz kırk yıl önce.. KAİNAT ve İNSAN başlıklı.. temel Astronomi bilgileri ve köklü Hümanizma alt başlıklı bir DVD çalışmasında 7 tane power point sunusu olan çalışma yaptık ve 200 tanesini de dağıttık. Merak ettim siz benim hangi "kıytırık cemaat" mensub olduğumu tespit ettiniz.. siz hangi kıytırık sosyaliteye dahilsiniz.. Allah demek.. Tanrı demek.. hemen DAMGA vurmak için yetiyor mu ?<br /><br /><br />0Z0<img src="uploads/20261013_141138_azamet.jpg" border="0"><br /> <br /><br />10 MİLYAR GÜNEŞ TEK BİR YILDIZIN İÇİNE SIĞABİLİR Mİ? EVRENİN AKILALMAZ BOYUTLARI!<br /><br /><br />Dünya bize sonsuz büyüklükte görünebilir. Oysa evrenin ölçeğinde gezegenimiz küçücük bir noktadan ibaret. Daha da şaşırtıcı olan şu: Bize devasa görünen Güneş bile bazı yıldızların yanında neredeyse bir nokta kadar kalıyor.<br />Peki evrende büyüklüğün gerçek sınırı nerede?<br />Bu sorunun cevabını anlayabilmek için önce kendi kozmik mahallemizden başlayalım.<br />1.300 DÜNYA BİR JÜPİTER EDİYOR!<br />Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter, yaklaşık 143 bin kilometrelik ekvator çapıyla Dünya’nın yaklaşık 11 katı genişliğinde.<br />Ancak çaplar arasındaki fark, gerçek büyüklük farkını tam olarak anlatmıyor.<br />Çünkü bir kürenin hacmi, yarıçapının üçüncü kuvvetiyle artar.<br />İşte bu nedenle Jüpiter’in hacmi yaklaşık 1.321 Dünya hacmine eşittir.<br />Başka bir ifadeyle, gezegenimizin hacmini 1.300 kattan fazla büyüttüğünüzde ancak Jüpiter’in kapladığı hacme yaklaşabilirsiniz.<br />Üstelik Jüpiter, Dünya gibi kayalık bir gezegen değil. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşan devasa bir gaz gezegeni.<br />Ama asıl karşılaştırma şimdi başlıyor.<br />GÜNEŞ’İN HACMİNE YAKLAŞIK 1 MİLYON 300 BİN DÜNYA SIĞAR!<br />Jüpiter’i devasa buluyorsanız, Güneş’in büyüklüğünü düşünün.<br />Yaklaşık 1,39 milyon kilometre çapındaki yıldızımız, Jüpiter’den yaklaşık 10 kat daha geniştir.<br />Hacim bakımından ise yaklaşık 1.000 Jüpiter’e eşdeğerdir.<br />Dünya ile karşılaştırıldığında bu fark daha da çarpıcı hâle gelir.<br />Güneş’in hacmi yaklaşık 1,3 milyon Dünya hacmine karşılık gelir.<br />Dahası, Güneş tek başına Güneş Sistemi’nin toplam kütlesinin yaklaşık yüzde 99,8’ini oluşturur.<br />Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve diğer bütün gök cisimleri geriye kalan küçük bölümü paylaşır.<br />Ancak burada insanı şaşırtan bir gerçek var:<br />GÜNEŞ, EVRENİN DEV YILDIZLARINDAN BİRİ DEĞİL!<br />Bizim için yaşamın, ışığın ve sıcaklığın kaynağı olan Güneş, astronomik sınıflandırmada G2V türünde bir ana kol yıldızıdır.<br />Samanyolu’nda ondan çok daha büyük yarıçaplara sahip yıldızlar bulunur.<br />Bunlardan biri, gökbilim dünyasında sıra dışı boyutuyla dikkat çeken Stephenson 2-18’dir.<br />STEPHENSON 2-18: 10 MİLYAR GÜNEŞ HACMİNDE OLABİLECEK BİR YILDIZ!<br />Kalkan (Scutum) Takımyıldızı doğrultusunda bulunan Stephenson 2-18, kırmızı üstdev olarak sınıflandırılan son derece büyük bir yıldızdır.<br />Uzaklığı genellikle yaklaşık 20 bin ışık yılı olarak verilir. Ancak bu değer kesin değildir.<br />Yıldız için sıkça aktarılan bir tahmine göre yarıçapı, Güneş’in yarıçapının yaklaşık 2.150 katıdır.<br />Bu değeri esas aldığımızda ortaya inanılmaz bir sonuç çıkıyor.<br />Bir kürenin hacmi yarıçapın küpüyle arttığından:<br />2.150 × 2.150 × 2.150 &#8776; 9,94 milyar.<br />Yani bu yarıçap tahmini doğruysa Stephenson 2-18’in hacmi yaklaşık 10 milyar Güneş hacmine eşdeğer olabilir.<br />Burada kütleden değil, yalnızca kapladığı hacimden söz ediyoruz.<br />Peki böyle bir yıldızı Güneş’in bulunduğu yere yerleştirseydik ne olurdu?<br />Merkür, Venüs, Dünya ve Mars onun devasa yapısının içinde kalırdı.<br />Jüpiter’in yörüngesi bile bu yıldızın varsayımsal dış sınırlarının içerisinde bulunurdu.<br />Hatta tahmin edilen yarıçap, Satürn’ün yörüngesinin ötesine kadar uzanırdı.<br />Bir yıldız düşünün: Merkezine yerleştirildiği gezegen sisteminin milyarlarca kilometrelik iç bölgesini tek başına kaplıyor.<br />PEKİ BU DEVASA BOYUT GERÇEKTEN KANITLANDI MI?<br />İşte burada bilimsel açıdan çok önemli bir ayrıntı bulunuyor.<br />Stephenson 2-18’in yaklaşık 2.150 Güneş yarıçapına sahip olduğu bilgisi kesinleşmiş bir ölçüm değildir.<br />Yıldızın uzaklığının, parlaklığının ve sıcaklığının belirlenmesindeki belirsizlikler, hesaplanan büyüklüğünü doğrudan etkiler.<br />Üstelik bu değer, kırmızı üstdevlerin ulaşabileceği boyutlar için birçok yıldız evrimi modelinin öngördüğü yaklaşık sınırların da üzerindedir.<br />Bu nedenle yıldızın gerçek yarıçapı, sıkça paylaşılan 2.150 Güneş yarıçapından daha küçük olabilir.<br />Dolayısıyla Stephenson 2-18’i tartışmasız biçimde evrenin en büyük yıldızı olarak tanıtmak bilimsel açıdan doğru değildir.<br />Ancak bu belirsizlik, yıldızın etkileyici doğasını değiştirmiyor.<br />BÜYÜKLÜK HER ZAMAN KÜTLE DEMEK DEĞİLDİR!<br />Bir başka şaşırtıcı gerçek de burada karşımıza çıkıyor.<br />Stephenson 2-18’in hacmi Güneş’inkinin milyarlarca katı olabilir. Ancak bu, kütlesinin de milyarlarca kat olduğu anlamına gelmez.<br />Kırmızı üstdevlerin dış katmanları son derece genişlemiş ve seyrelmiş durumdadır.<br />Bu nedenle devasa hacimlerine rağmen ortalama yoğunlukları Güneş’inkinden çok daha düşük olabilir.<br />Evren bize büyüklük, kütle ve yoğunluğun birbirinden ne kadar farklı fiziksel özellikler olduğunu gösteriyor.<br />EVRENDE BÜYÜKLÜĞÜN SINIRI NEREDE?<br />Dünya bize büyük görünür.<br />Jüpiter, Dünya’yı küçücük bırakır.<br />Güneş, Jüpiter’i gölgede bırakır.<br />Stephenson 2-18 gibi kırmızı üstdevler ise Güneş’in bile ne kadar küçük görünebileceğini hatırlatır.<br />Fakat bütün bu karşılaştırmaların ötesinde belki de en etkileyici gerçek şudur:<br />İnsanlık, binlerce ışık yılı uzaklıktaki yıldızların ışığını analiz ederek onların sıcaklığını, parlaklığını, kimyasal özelliklerini ve yaklaşık boyutlarını araştırabiliyor.<br />Bir yıldızın büyüklüğünü tam olarak bilemeyebiliriz.<br />Ama bilimin gücü de zaten burada yatıyor.<br />Bilim yalnızca evrenin ne kadar büyük olduğunu anlatmaz. Bildiklerimizin sınırlarını da gösterir.<br />Sizce hangisi daha şaşırtıcı?<br />Tek bir yıldızın milyarlarca Güneş hacmine ulaşabilmesi mi, yoksa insanlığın bu kadar uzak gök cisimlerinin özelliklerini araştırabilecek bilgiye ulaşmış olması mı?<br />Arşen Kaan | Bilim ve Evren<br />Bilimsel kaynaklar:<br />* NASA – Jupiter Facts<br />* NASA – Sun Facts<br />* Astronomik yıldız katalogları ve Stephenson 2 bölgesindeki kırmızı üstdevlerin fiziksel özelliklerine ilişkin çalışmalar<br />* Kırmızı üstdevlerin yarıçapları ve yıldız evrimi modelleri üzerine astrofizik araştırmaları<br /><br /><img src="uploads/20261013_142739_samanyolu25.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br /><br /><br /><img src="uploads/20261014_015315_ybasimge50.jpg" border="0"><br /><br />Orhan KALE dedi:<br /><br />Güneş in ne verdiği, NASA KAYNAKLARİNDA MİLYONLARCA SAYFA BİLİM ÇALİŞMASİNDA DETAYLI..<br /><br />dedim ki:<br /><br />Orhan Kale Bey Kardeşim.. bilim özdeşlik ve nedensellikle çalışır.. hukuk özgürlük ve amaçsallıkla çalışır. Bilim bilgi üzerine işler.. Hukuk değer üzerine işler. Benim bilimin işlediği bilim üzerine çalışmasına bir itirazım bulunmuyor. Nesnelerin nasıl çalıştığı kaç öğe yada birimden oluştuğu.. kimselerin nasıl işlediği hangi özellikleri ve nitelikleri bulunduğu konusunda dediklerini bir eleştirimde bulunmuyor. Ancak DEĞER noktasında bakınca bir elma da işe yarıyor bir güneşte işe yarıyor. Ancak güneş aynı zamanda bir değer nesnesi.. elma da bir değer nesnesi.. bu bakımdan bazı kimselerin bu değerlere saygı bir sevgi.. bir saygı.. bir minnetterlık.. bir teşekkür.. bir hamd duygusu bu muhteşem elmaları.. bu haşmetli inekleri.. bu görkemli güneşi.. kendileri gibi YARATILMIŞ görerek.. bunlara YARATAN'ları araması doğal ve normal.. hatta güzel ve iyidir. Ancak Tanrı konusu bilimsel bir konu değildir. Felsefe ya da dini bir konusudur. O konuya girmek isterseniz yontembilim.com safyamın FORUM kısmına çağırırım. Saygılarımla 0Z0 14.10.2026 01:55<br /><br /><br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 14-Ekim-2026 Saat 01:54</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 14:13:12 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6526#6526</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : dev yapilar</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3118&amp;PID=6525#6525</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> dev yapilar<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 13-Ekim-2026 Saat 01:40<br /><br /><br />Eğer burada üç videoyu izlemediyseniz yazimi  okuyunuz:<br /> https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3118<br /><br />Böylece vikipedi ile evrenin derinliklerine girebilirsiniz..  boğulmamak için YBA ihtiyaç duyacaksınız..<br /><br /> <br /><img src="uploads/20261013_014646_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br />https://www.youtube.com/watch?v=Hr1ZnRAIFcs<br /><br />İçinizden Geçen Hayalet Nobel Kazandı<br /><br />Barış ÖZCAN harika bir şekilde <br />nötrino'yu anlatıyor..<br /><br /><br /><br /><br /><br /><img src="uploads/20261013_013136_samanyolu25.jpg" border="0"><br /><br /><br /><img src="uploads/20261013_013308_cobe.png" border="0"><br /><br /><br /><img src="uploads/20261013_013625_CMBgif.gif" border="0"><br /><br /><br /><br /><br />https://tr.wikipedia.org/wiki/Kozmoloji<br /><br /><br /><br />Kozmoloji veya evren bilimi,&#091;1&#093; bir bütün olarak evreni konu alan bilim dalıdır.&#091;2&#093;<br /><br />Kozmoloji sözcüğü Yunanca &#954;&#959;&#963;&#956;&#959;&#955;&#959;&#947;&#943;&#945; (cosmologia, &#954;&#972;&#963;&#956;&#959;&#962; &#091;kozmos&#093; düzen, bütün + &#955;&#959;&#947;&#953;&#945; &#091;logia&#093; söylev) sözcüğünden türemiştir.&#091;3&#093; Her ne kadar kozmoloji sözcüğü nispeten yakın zamanlı bir sözcük olsa da evren; tarih boyunca bilim, felsefe, ezoterizm ve din gibi farklı disiplinler tarafından araştırma konusu olmuştur. Kozmoloji ise bir sözcük olarak ilk kez 1730 yılında Christian Wolff'un Cosmologia Generalis isimli eserinde kullanılmıştır.&#091;4&#093;<br /><br />Kozmoloji ile uğraşan bilim insanlarına kozmolog veya evren bilimci denir. Çağdaş yazında kozmoloji veya evren bilimi ile genelde fiziksel kozmoloji kastedilmektedir. Bu bağlamda kozmologlar, kozmoloji çalışmaların içerisinde astronominin yanı sıra biyolojiden matematiğe kadar birçok bilim dalını da kullanırlar. Kozmoloji, evrenin yapısını, tarihini ve geleceğini inceler. Fiziksel evrenin bir bütün olarak kavranıp anlaşılmasını sağlamak amacıyla doğa bilimlerini, özellikle gök bilimi ve fiziği bir araya getirir.<br /><br />Doğanın zaman çizelgesi<br />Bu kutu: görüntületartışdeğiştir<br />&#8722;13 —–&#8722;12 —–&#8722;11 —–&#8722;10 —–&#8722;9 —–&#8722;8 —–&#8722;7 —–&#8722;6 —–&#8722;5 —–&#8722;4 —–&#8722;3 —–&#8722;2 —–&#8722;1 —–0 —<br />Karanlık Çağlar<br />Reiyonizasyon<br />Maddenin hakimiyet<br />dönemi<br />İvmelenerek genişleme<br />Su<br />Tek hücreli yaşam<br />Fotosentez<br />Çok hücreli<br />yaşam<br />Omurgalılar<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk evren<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk yıldızlar<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk galaksi<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Kuasar / kara delik<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Omega Centauri<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Andromeda Galaksisi<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Samanyolu spiralleri<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />NGC 188 yıldız kümesi<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Alpha Centauri<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Dünya / Güneş Sistemi<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Bilinen ilk yaşam<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk oksijen<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Atmosferde oksijen<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Eşeyli üreme<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk mantarlar<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk hayvanlar / bitkiler<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Kambriyen patlaması<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk memeliler<br />&#8592;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />İlk insansılar / insanlar<br />Y<br />a<br />ş<br />a<br />m<br />(milyar yıl önce)<br />Farklı dallarda kozmoloji<br />Yakın zamanda fiziksel kozmoloji olarak adlandırılan ve evrenin bilimsel gözlem ve deney yoluyla anlaşılmasını konu edinen fizik ve astrofizik bilimleri merkezî bir konumdadırlar. Fiziksel kozmoloji, evrenin Büyük Patlama (İngilizce: Big Bang) sonrası yaklaşık olarak 13,7 ± 0,2 milyar (109) yıl önce ortaya çıktığını ve evrenin tarihinin başlangıcından sonuna kadar tamamen fizik kanunları tarafından idare edilen düzenli bir süreç olduğunu ortaya koyar.<br /><br /><br />Anonim Flammarion gravürünün elle boyanmış bir sürümü. (1888)<br />Felsefi bir açıdan evreni inceleyen metafiziksel kozmoloji ise çok eski bir disiplin olup evrenin, insanın, tanrının veya onların ilişkilerinin doğasını aklî ve ruhânî deneyimler veya gözlemler sonucu açıklamaya, sezgisel çıkarımlar bulmaya çalışır.<br /><br />Dinî kozmoloji ise fiziksel kozmolojiden ziyade metafiziksel kozmolojiye yakın olan ve evrenin tarihi ve doğasının belirli bir dinî bağlamda incelenmesinden ibarettir. Farklı dinlerin inanç yapıları oldukça farklı olduğu gibi evrene bakış açıları da oldukça farklıdır. Bu sebeple her dinin bir veya daha fazla farklı dinî kozmolojik görüşleri bulunmaktadır. Ayrıca kozmoloji, sıklıkla dinlerin ve mitolojilerin var oluş ve gerçeğin doğasına dair görüşlerinde de önemli bir rol oynar. Bazı durumlarda evrenin yaratılışı (kozmogoni) ve yok edilişi, son buluşu (eskatoloji), dinî bağlamda insanın evrendeki konumu ve kimliği açısından önemli bir yer işgal etmektedir.<br /><br />Daha ziyade çağdaş bir ayrışık disiplin de ezoterik kozmolojidir ki bu, dinî ve felsefî bağlamdaki kozmoloji anlayışlarına yakın olsa da geleneklerden daha ayrık ve belirli bir dogmatik itikattan bağımsız, sıklıkla inançtan ziyade özellikle çağdaş entelektüel anlayışa dayanan ve ruhâniliği sadece biçimlendirici bir kavram olarak gören bir kozmoloji anlayışı tanımlamaktadır.<br /><br />Tarih boyunca farklı kozmoloji fikirleri<br />Tarih boyunca kozmoloji Dünya'nın birçok farklı bölgesinde farklı şekillerde farklı medeniyetlerce keşfedilmiş, çeşitli kozmogoniler, evrenin ortaya çıkışına dair hikâyeler ortaya atılmıştır. Bir antropoloji araştırmasında kozmoloji, incelenen 60'tan fazla farklı kültürde bulunan ortak elementlerden biri olarak geçmiştir.&#091;5&#093; Kozmoloji anlayışı sıklıkla din ile iç içe olmuş, kutsal sayılan dinî metinlerde yer almıştır. Bunun sonucu olarak kozmoloji ve kozmogoni topluluk ve hatta birey bağlamında farklı değerlendirmelere yol açmıştır. Farklı dinler arasındaki dinî farklılıklar, bu dinlerin ortaya attığı kozmoloji ve kozmogonilerde de görülebilir.<br /><br />Mezopotamya kozmolojisi<br />Mezopotamya halklarının kozmolojik görüşleri çağdaş fiziksel kozmolojinin ilk örneklerinden biri, hatta bazı bilim insanlarınca ilk örneği olarak kabul edilir; zîrâ bu kozmoloji anlayışında matematik ve deneysel gözlem önemli bir yer edinmiştir. Özellikle Babilliler, matematiksel hesaplamalar ve deneysel gözlemlerle gök cisimlerinin hareketleri konusunda büyük ilerleme katetmişlerdi ve evreni bu şekilde, dönemin ve daha sonraki dönemlerin daha ziyade dinî kozmoloji anlayışlarına oranla bugünkü standartlara göre daha fiziksel olarak ele almışlardır. Bununla birlikte bu medeniyetlerce geliştirilen kozmoloji teorik bir altyapı barındırmış, bazı bilim insanlarının fiziksel kozmolojinin kökenini Antik Yunan olarak görmesine yol açmıştır.&#091;6&#093;<br /><br />Arap mitolojisinde<br /><br />Zekeriya el-Kazvinî'ye göre Dünya haritası, evren (Gök ve yer)'in Onun bakış açısıyla yapılandırılışını göstermektedir.<br />Dünya düzdür ve Kaf dağını da içeren ve mandal gibi yerlerini tutan bir dağ silsilesi ile çevrilmiştir. Dünya balığın (Bahamut) sırtında duran bir öküz tarafından ayakta tutulur. Bahamut evrensel bir okyanusta yüzmekte, okyanus bir kap içerisindedir ve kap bir meleğin veya cinin sırtında durmaktadır.&#091;7&#093;<br /><br />'''Sufi kozmolojisi''' &#091;en&#093;nde evren Allah'ı merkeze alan değişik tabakalarda sunulur. İlahi alemler (Alem-i Haahut, Alem-i Yahut, Alem-i Lahut), Yaratılmışların evreni ise Alem-i Ceberut, Alem-i melekut, Alem-i nasut'tan oluşur.<br /><br />Hindu kozmolojisi<br /><br />El yazması bir Rig-Veda nüshası, erken 19. yüzyıl.<br />Hindu kozmolojisi, tarihte bilinen ilk evren modelini barındırır ve Hinduizm'in kutsal Vedik metinlerinden Rig-Veda'da açıklanmıştır. Buna göre evren, genişleme ve tamamen yıkıma uğrama arasında gidip gelir. Çok daha yoğun bir formdan (ki bu noktaya Bindu denir) genişlemiştir. Evren, canlı bir özdür ve sürekli olarak devam eden bir doğum, ölüm ve yeniden doğum döngüsü içerir.<br /><br />Vedik metinlerin en eskileri olan Samhitalar oldukça basit bir kozmolojiye yer verir ve bu kozmoloji, genelde iki veya üç parçalı bir yapıya sahiptir: (ikili olduğu durumda) gök-arz veya (üçlü olduğu durumda) gök-atmosfer-arz. Bu noktada kozmogoni belirsizdir ve yaratımcılık fikri çok vurgulanmamıştır. Hatta Rig-Veda'da bulunan ve kozmogoniye ilişkin olan bazı ilahilerde evrenden önce hiçbir şeyin, tanrılar dahil, var olmadığı veya var olup olmadığının belirsizliğinden bahsedilir;&#091;8&#093; tanrıların varoluşları ile evrenin var oluşu arasındaki ilişki genel olarak belirsizdir ve birkaç çeşitli kozmogoni Rig-Veda'da yer alır: 10. kitaptaki 90. ilahi gibi.&#091;9&#093; Ayrıca Rig-Veda'daki kozmoloji ile ilgili şarkılarda rita, yani evrensel düzen kavramı bulunur. Bu metinlerden yaklaşık binyıl sonra yazılmış olan (yaklaşık olarak M.Ö. birinci binyıl) Upanişadlarda ise bu temel ve basit kozmoloji anlayışı gelişir ve özellikle felsefî olarak da derinleşir. Upanişadik "kozmik yumurta" temeli bundan sonraki dönemde Hindu kozmolojisinin temelini arz eder. Evrensel döngü vurgusu, bu kozmolojide büyük bir rol oynar ve sonuç olarak daha önceki metinlerde yer alan rita kavramından ziyade mokşa (yani reenkarnasyon döngüsünden kurtuluş) vurgulanır, önem kazanır. Bu kozmolojide bulunan Brahman ve Atman kavramları ve ritanın yanı sıra kişilerin bireysel hayatları bağlamında ele alınan dharma kavramı da kozmolojinin temel taşlarını oluşturur. Ayrıca Upanişadlardaki evren ayrımları da genişler; örneğin yedi parçalı evren anlayışı mevcuttur. Hinduizmdeki kozmoloji, Upanişadlardaki gelişiminden sonra da gelişmeye devam etmişse de bu gelişim Upanişadlardakindeki gibi Vedik temelleri terk etmez.<br /><br />Hindu kozmolojisi, aynı zamanda bir kozmografi ve evren tarihi (kozmik tarihçe) de barındırır. Hindu evren Tarihi'nde evren, döngüsel kozmolojiyle uyumlu bir şekilde, altın çağla başlayan ve giderek kötüleşen, bayağılaşan dört çağdan geçer ve sonunda yok edilir ve tekrar yaratılarak aynı dört çağı yaşar; bu şekilde bir döngü içerisinde evrenin doğuşu, ölümü ve yeniden doğuşu devam eder. Hindu kozmografisi ise şaraptan denizler, farklı yerleri ayıran geometrik şekildeki sıradağlar gibi öğeler barındıran zengin bir kozmografidir.&#091;10&#093;<br /><br />Çin kozmolojisi<br /><br />Taijitu (&#22826;&#26997;&#22294;) geleneksel olarak ying ve yangı sembolize eden simgedir. Siyah kısmı yini, beyaz kısmı ise yangı sembolize eder. Çin kozmolojisinde de çok büyük önem taşıyan, Çin düşüncesinin ısrarla vurguladığı, her şeyde bir ikiliğin olduğunu savunan fikri yapıyı temsil etmektedir.<br />Çin kozmolojisi düzen vurgusu yapan ve âhenk içindeki bir evren modelini kullanan, evren anlayışını yin-yang, 64 hekzagram ve 5 element (Wu Xing: ateş, su, toprak, hava ve metal) üzerinde temellendiren bir kozmolojidir.&#091;11&#093; Çin kozmolojisinin ilk örnekleri M.Ö. birinci binyılda Shang Hanedanlığı sırasında ortaya çıkmıştır&#091;12&#093; ve oldukça sadedir. Evren, Cennet ve Dünya'ya ayrılmış, en Baş Tanrı tarafından denetlenirken, evrenin bütünü ile parçaları arasında tam bir âhenk ve ilişki bulunmaktadır. Evrendeki düzenin küçük ölçekte evrenin parçalarında ve insan hayatında bulunması fikri ve Cennet-Arz ikiciliği daha sonraki gelişimlerde iyice vurgulanır. Çin kozmolojisi, özellikle Zhou Hanedanlığı sırasında çok gelişir ve daha sonra kozmolojinin temellerinden olacak yin-yang ikiciliği gibi kavramlar bu dönemde kozmolojiye yerleşir. Yin-yang ikiciliği farklı formlarda evrenin her yanında ve bir bütün olarak evrende ortaya çıkan önemli bir özelliktir ve birbiriyle çelişen, birbirine zıt olan bir çiftten oluşan bu anlayış, zıtlıkların ve zıt olanların temelde birbiriyle yakından ilişkili olduğu ve birbirleriyle varolabildikleri anlayışına dayanır. Çin kozmolojisinin diğer temelleri olan 64 hekzagram ve beş element de yine bu dönemde Çin kozmolojisindeki yerlerini alırlar. Daha önceki dönemlerde kehanet için kullanılan 64 hekzagram, bu dönemde evrendeki değişiklik türleriyle ilişkilendirilerek kozmolojik bir anlam kazanmıştır. Son olarak beş element, evrenin doğası gereği evrendeki farklı şeylerin birbirlerine doğru değişimi, değişerek farklı şeyler olmalarını simgeleyen bir şekilde kozmolojideki kralla birlikte bu dönemde kozmolojideki yerini alır. "Cennet'in oğlu" olarak evrensel bir statü ve meşruiyet kazanan kral, aynı zamanda bu pâyesiyle Cennet ile Arz arasındaki köprü haline gelmiştir. Aynı zamanda kral, Dünya'daki işlerin evrenin işleyişi ve evrensel ahlâkî unsurlarla uyum içinde olmasından sorumlu olan kişidir. Daha sonraki Han Hanedanlığı döneminde bu kozmoloji anlayışı büyük oranda aynı kalmış, fakat bütünleştirilmiş ve sistematize edilmiştir. Bu açıdan da bu dönem önem taşır. Özellikle Budizmin Çin'e gelişi ve yayılışı ile olumsuz etkilenen Çin kozmolojisi, Song Hanedanlığı döneminde tekrar yükselişe geçse de daha sonraları tekrar gözden düşmüş, özellikle Batı'dan gelen yeni bilim ve çağdaş kozmoloji anlayışından olumsuz etkilenmiştir.<br /><br />Çin kozmolojisi aynı zamanda zengin bir kozmografiye sahiptir. Büyük oranda geometrik vurgular barındıran bu kozmolojiye göre Dünya kare, Cennet (gök) ise kubbe şeklinde, yani daireseldir. İlk kozmolojide de bulunan bu kozmografi, daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Kare şeklindeki Dünya'nın tam ortasında Çin'in bulunduğuna, her köşede dağ ve krallıkların bulunduğuna inanılır. Zhou Hanedanlığı döneminde bu kozmografi anlayışı devam etmiş, bununla birlikte Dünya karesi dokuz parçaya ayrılarak açıklanmıştır. Dokuz sayısı bu dönemde kozmografide vurgulanmış, kozmografinin birçok parçası dokuza bölünmüştür.<br /><br />Yunan kozmolojisi, Batlamyus ve Orta Çağ<br /><br />Batlamyus'un güneş sistemine dair anlayışını gösteren tarihi bir çizim.<br />Klasik dönem Yunan filozoflarından Aristo ve Eflatun'un kozmolojileri Yunan kozmolojisi açısından önemli oldukları gibi fiziksel kozmoloji tarihi açısından da önemlidirler. Zîrâ bunlar, daha önceki kozmolojilerin geneline nispeten çağdaş fiziksel kozmolojiye daha yakındırlar. Platon, geometrik bir kozmoloji anlayışı ortaya atmış ve görünüş ile gerçek arasında farklı bağlamlarda da ortaya attığı görüşlerine kozmoloji içerisinde de yer vermiştir. Ona göre 'görünürdeki' evren düzensizken 'görünmeyen, gerçek' evren düzenliydi. Buna göre astronomlar, gök cisimlerine dairesel hareketler izafe ederek sadece görüntüyü kurtarmaya, korumaya çabalamaktaydılar. Her ne kadar Platon'un kozmoloji anlayışı kendi felsefesi bağlamında uygun olsa da pek tutunamamıştır. Platon'un öğrencisi ve bir diğer önemli Yunan filozofu Aristo ise gök cisimlerini taşıyan ve dönen küreler olduğunu öne sürmüştür. Bu kozmoloji anlayışı genel Yunan kozmoloji anlayışı içinde Orta Çağ boyunca korunmuştur. Aristo, bu kürelerin hareketinin kürelerin doğasında olduğunu öne sürmüş ve buradan çeşitli metafiziksel bağıntılar kurmuştur. Orta Çağ'da Aristo'nun eserlerinin diğer klasik Yunan filozoflarınınkilerle birlikte İslam felsefesi aracılığıyla tekrar Batı'ya dönmesi, Batı'da bu eserlere olan ilgiyi arttırsa da Aristo'nun evren anlayışının, özellikle de evrenin kadimliği fikrinin o dönemde Batı'da hâkim olan Hristiyan anlayışla çelişmesi sonucu felsefî tartışmaların yanı sıra kozmolojik tartışmalara da yol açmıştır.<br /><br />Yunan kozmolojisini sistematize edense Batlamyus olmuştur. M.S. ikinci yüzyılda yazmış olduğu başlıca eseri Almagest genel kabul görmüş, yüzyıllar boyunca kullanılmış, kendisinden önce yazılan çoğu eserin nüshaları artık kullanılmadıkları için üretilmemiştir.&#091;6&#093; Batlamyus'un evren anlayışı sayısal ve hesap bazlı değil, daha ziyade geometriye vurgu yapan ve kürelerden oluşan bir kozmolojidir. Antroposentrik, yani insan merkezli olan ve Dünya'yı evrenin merkezinde gören bu kozmoloji anlayışı uzun bir süre kabul görmüştür.&#091;13&#093;<br /><br />Kopernik, Galileo ve Newton'un keşifleri<br /><br />Copernicus'un ileri sürdüğü Güneş Sistemi modelini tanımlayan tarihi bir çizim.<br /><br />Alexander Ross tarafından yazılmış ve Dünya'nın bir gezegen olduğu tezine karşı çıkan bir kitabın baş sayfası. Kitabın ana başlığı Yeni gezegen gezegen değil(dir).<br />16. yüzyılda Leh bilim insanı Mikolaj Kopernik, heliosentrik, yani Güneş merkezli bir kuram ortaya atmıştır. Copernicus'un bu teorisi İtalyan astronom Galileo'nun yeni keşfedilen teleskop ile yaptığı gözlemlerce doğrulanmıştır. Bu gelişmeler, kozmoloji açısından büyük adımlar olduğu kadar genel olarak tarih ve düşünce tarihi açısından da önemli olmuşlardır. Daha önce ortaya atılan 'düzenli' evren anlayışı yerine oldukça 'düzensiz' ve 'kusurlu' gözüken bir evren anlayışına bırakmış, bu da özellikle dinî bağlamda çeşitli sorunlar yaratmıştır.&#091;14&#093; Daha sonraları Danimarkalı bilim insanı Tycho Brahe'nin yaptığı çeşitli gözlemler sonucu Alman matematikçi ve astronom Kepler gök cisimlerinin mutlak ve mükemmel dairelerde değil, elips benzeri (yani eliptik) yörüngelere sahip olduğu ortaya koymuştur. Kepler, gezegenlerin hareketlerine dair ortaya koyduğu yasalarla bazen çağdaş astronomi biliminin babası olarak kabul edilir.<br /><br />Bununla birlikte dönemin en önemli sorunlarından birisi olan ve gök cisimlerinin hareketlerinin (ve eliptik şekillerinin) sebebini konu alan sorun, Newton tarafından çözülmüştür. Newton yer çekimi kuvvetine dair çeşitli sonuçlara varmış, ayrıca matematiksel olarak bu çekim kuvvetinin nasıl gök cisimlerinin eliptik yörüngelerde hareket etmesini sağladığını kanıtlamıştır.<br /><br />Kozmoloji ile ilgili birçok önemli kavram ve terim, bu dönemde büyük gelişme ve değişim göstermiş. Dünya merkezli kozmoloji anlayışı sebebiyle o zamana kadar Dünya'nın etrafında dönen gök cisimlerini tanımlayan gezegen terimi, Güneş merkezli kozmoloji anlayışının güç kazanmasıyla artık Güneş etrafında dönen gök cisimlerini tanımlamakta kullanılmaya başlanır. Bu anlayış dolayısıyla Dünya'nın da aslında bir gezegen olduğu sonucunu çıkartmıştır.&#091;15&#093; Güneş Sistemi dışı gezegenlerin varlığı ise bu dönemin sonunda farklı yazarlar tarafından olası bulunsa ve dile getirilse de 20. yüzyıla kadar doğrulanamamıştır.&#091;16&#093;<br /><br />Çağdaş kozmoloji anlayışı ve gelişmeler<br /><br />Samanyolu Gök adası'nın merkezini gösteren bir görüntü.<br />Çağdaş kozmoloji ile kastedilen büyük oranda fiziksel kozmolojidir. Matematik ve fizik bilimleri yardımıyla teorilerin ispatı yapılır ve astronomik keşiflerle desteklenir. Evrenin içinde yer alan bütün gök cisimleri, gök adalar, yıldızlar, kara delikler, gezegenler, uydular, bunların oluşumları, birbirleriyle olan ilişkilerinin kuramsal olarak incelenmesi bu bilim dalı içine girer.<br /><br />Teknolojinin ilerlemesi ve farklı dallardaki bilimsel keşifler ve buluşlar, örneğin Einstein'in Görelilik Teorisi, son bir-iki yüzyıl içinde fiziksel kozmoloji anlayışının da büyük oranda gelişmesine yol açmıştır.&#091;17&#093; Fiziksel kozmoloji dışında çeşitli ezoterik hareketlerin ortaya attığı ezoterik kozmolojiler de yine bu dönemde ortaya çıkmış ve gelişme kaydetmiştir.<br /><br />Çağdaş fiziksel kozmoloji, teknolojik olanakların sağladığı gelişmiş gözlemlerle birçok keşfe konu olmuştur. Örneğin Harlow Shapley, gözlemleri sonucu Güneş Sistemi'nin de içinde bulunduğu Samanyolu Gök adası'nın düşünülenden (~10.000 ışık yılı) çok daha büyük bir çapa (~100.000 ışık yılı) sahip olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca yine Shapley, o zamana kadar yaygın bir görüş olan ve Güneş Sistemi'ni gök adanın merkezine yakın konumlandıran görüşün yanlış olduğunu ortaya çıkarmış ve Güneş Sistemi'nin gök adanın merkezinden oldukça uzakta olduğunu kanıtlamıştır.<br /><br />Büyük Patlama ve kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu<br />Edwin Hubble'ın gözlemleri, gök adalar hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkarmış ve evrenin genişlediğini kanıtlamıştır.&#091;17&#093; Hubble'nin keşfi, (evren genişledikçe) galaksilerin hızının uzaklıklarıyla birlikte artmasını keşfetmiş olmasına dayanıyordu. Georges Lemaître ise evrenin "kozmik yumurta"dan (nasıl) genişlediğini açıklayan teorik fikirler ortaya atmıştır. Bu teori evrenin kökenini açıklamak için bugün sıklıkla kullanılan büyük patlama teorisinin ilk ortaya çıkışıdır; "Büyük Patlama" ismi ise ilk kez İngiliz astrofizikçi Fred Hoyle tarafından kullanılmıştır ki kendisi, evrenin kökenine dair büyük patlamadan oldukça farklı (başlangıç noktası olmayan sonsuz) bir evren modeli içeren sabit durum kozmolojisi&#091;18&#093;) savını savunduğu için bu tabiri biraz da alaycı bir ifade ortaya atmıştır.&#091;5&#093;&#091;19&#093; Hoyle, aynı zamanda yıldızların içinde meydana gelen nükleosentezi de tanımlamış olan kişidir. Daha sonraları, evrenin ve evrenle bağıntılı olarak zaman ve üç boyutlu uzayın büyük bir patlama sonucu ortaya çıktığını öngören Büyük Patlama Kuramı lehine, kozmik arka plan radyasyonun gözlenmesi ve kuasarların keşfi gibi çeşitli gözlemsel kanıtların bulunması sonucu bilim dünyası tarafından bu teori genel kabul görmüştür.&#091;20&#093; Aynı zamanda bu keşifler sabit durum kozmolojisinin de büyük patlama karşısındaki çöküşünü hazırlamıştır. Bu kozmolojide evren, uzay ve zamanda değişim göstermiyordu. Nitekim isminin "Sabit Durum Kozmolojisi" (İng. İngilizce: steady state theory) olması da bu temele dayanmaktadır. Sabit Durum Kozmolojisi, özellikle 20. yüzyılda popülerleşmiş olsa da daha sonra belirtildiği gibi yeni keşifler sayesinde Büyük Patlama Kuramı karşısındaki konumunu kaybetmiş ve yerini ona bırakmıştır. Bununla birlikte son yıllarda yapılan çeşitli gözlemler ve elde edilen bulgular, Büyük Patlama Kuramı açısından çeşitli soru ve sorunlara yol açmış, bu soru ve sorunların hepsine 2007 yılı itibarıyla bir yanıt getirilememiştir&#091;17&#093; ve meselelerin çoğunluğu hâlen yoğun tartışma konusudur. Nitekim fiziksel evren bilimi, birçok bilinmeyen alan ve sorun içeren bir daldır. Genel olarak kabul gören evren bilimi modelinin (İng. İngilizce: Lambda-Cold Dark Matter veya kısaca LCDM) sahip olduğu 18 parametrenin 17'si bağımsızken bunlardan sadece 13'ü gözlemsel bilgi ile uyum arz etmektedir.&#091;5&#093;<br /><br />Büyük Patlama Kuramı lehine kabul edilen en önemli gözlemsel kanıtlardan biri, 1965 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson tarafından keşfedilmiş olan&#091;5&#093; kozmik mikrodalga arka plan radyasyonudur. Aslında kozmik mikrodalga arka planı, çok daha önceleri, 1948'de George Gamow ve Ralph Alpher tarafından öngörülmüştür. Sıklıkla CMB (İng. İngilizce: cosmic microwave background radiation) olarak kısaltılan kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu, tüm evreni dolduran bir elektromanyetik radyasyon formudur. Kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu Büyük Patlama Kuramı için çok önemlidir. Zîrâ bu kuram, yapısı gereği bu tip bir fenomeni öngörmektedir. Bu sebeple kozmik mikrodalga arka plan radyasyonunun keşfi Büyük Patlama Kuramı lehine çok büyük bir adım oluşturmuştur. Bu radyasyonu incelemek için NASA tarafından yapılan Kozmik Arka Plan Kâşifi, İng. İngilizce: Cosmic Background Explorer veya COBE, bu alanda önemli başarılara imza atmış ve COBE projesinin baş araştırmacıları olan George Smoot ve John Mather, 2006 yılında başarılarından ötürü Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmışlardır. Kozmik mikrodalga arka plan radyasyonudaki küçük salınımların incelenmesi, evrenin doğası, yaşı ve yapısı hakkında önemli bilgiler sağlamaktadır. NASA tarafından 2001 yılında uzaya gönderilen Wilkinson Mikrodalga Anizotropi Sondası (İngilizce: Wilkinson Microwave Anisotropy Probe veya kısaca WMAP) tarafından sağlanan güncel bilgiler doğrultusunda Büyük Patlama'dan bugüne kadarki zaman olan evrenin yaşı yaklaşık olarak 13.7 milyar yıl ± 200 milyon yıldır. Farklı metotlar sonucu ulaşılan diğer yaş tahminleri ise 11 milyar ile 20 milyar arasında değişse de birçok tahmin, 13-15 milyar yıl aralığında bulunmaktadır.<br /><br /><br />Sirius A ve Sirius B'yi gösteren bir görüntü. Ortadaki parlak yıldız Sirius A, altındaki küçük, nokta benzeri beyazlık ise bir beyaz cüce olan Sirius B'dir.<br />Çeşitli gelişmeler, savlar, karanlık madde ve karanlık enerji<br />Bugün evrenin sadece %4'ünün yaydığı elektromanyetik radyasyon tarafından doğrudan gözlemlenebilir olduğu, %23'ününse karanlık maddeden, %73'ünün de karanlık enerjiden oluştuğu düşünülmektedir. Karanlık madde ve karanlık enerjinin doğası hâlâ tam olarak bilinmemektedir. Karanlık enerji tüm uzaya yayıldığı ve evrenin genişleme hızını arttırdığı düşünülen hipotetik bir enerji formudur. Karanlık madde ise gözlemlenebilmesini olanaklı kılacak kadar elektromanyetik radyasyon yaymayan veya yansıtmayan, fakat gözlemlenebilir cisimlerde oluşturduğu kütleçekimsel etkiler yüzünden varlığı savlanan ancak yapısı bilinmeyen maddedir. (Başka bir ifadeyle bugünkü teknolojiyle gözlemlenemeyecek kadar sönük olan toz, gezegen, yıldız ve galaksiler, karanlık madde değildir.)<br /><br />20. yüzyılda ortaya atılmış bir kavram olan karanlık enerjinin ilk benzerleri, terimin ortaya atılmasından oldukça önce ortaya çıkmıştır. Dinamik evren yapısı kanıtlanmadan önce Einstein evren bilimi sabiti (kozmolojik sabit) fikrini yer çekimini karanlık enerji ile dengeleyecek biçimde statik bir evren modeline ulaşabilmek için önermiştir. Daha sonra dinamik evren modeli kanıtlanınca bu fikirlerden vazgeçmiştir. 1970'lerde Alan Guth, kavramsal açıdan karanlık enerjiye benzer olarak negatif bir basınç alanının evrenin erken devrelerinde kozmik şişmeyi sürdürebileceğini önermiştir. Karanlık enerji terimi ise 1998 yılında Michael Turner tarafından ortaya atılmıştır.&#091;21&#093; Karanlık enerjiyi destekleyen ilk doğrudan kanıt, süpernova gözlemlerinden, Riess et al&#091;22&#093; tarafından ortaya çıkarılmış, daha sonra Perlmutter et al tarafından doğrulanmıştır.&#091;23&#093;<br /><br />Karanlık madde olarak anılan fenomene ve varlığına dair ilk kanıt İsviçreli astrofizikçi Fritz Zwicky tarafından 1933'te tespit edilmiştir.&#091;24&#093; Karanlık maddeye ilişkin kanıtların birçoğu gök adaların incelenmesi sonucu elde edilmiştir. Galaktik rotasyon eğrileri (gök ada dönüş eğrileri), eliptik gök adaların hız dağılımları, gök ada kümelerindeki kayıp madde gibi birçok konu, karanlık maddenin varlığını destekleyecek kanıtlar sunmuştur.<br /><br />1997'de bazı bilim insanları, evrenin olası farklı süreçlerini özetleyen dört süreçlik bir plan ortaya atmışlardır.&#091;25&#093; Buna göre evren, yaklaşık olarak bir katrilyon ((1.000.000.000.000.000 = <br />10<br />15<br />{\displaystyle 10^{15}})) yıl sonra yıldızların sönmüş ve sadece beyaz, kırmızı veya kahverengi cüceler ile nötron yıldızları şeklinde var olacağı bir sürece girecektir. Bu süreç sonrası büyük yıldızların kara deliklere dönüşmesiyle bir kara delik süreci (veya dönemi) başlayacaktır ki bu süreçte evrendeki cisimleri yutmuş olup zamanla kendileri de yok olacaklardır. İlgili araştırmaya göre bu sürecin şu âna oranla yaklaşık olarak yüz trilyon trilyon trilyon (1027) yıl sonra ortaya çıkması beklenmektedir.&#091;26&#093; Son süreç ise evrende hiçbir maddenin bulunmadığı bir süreçtir ve Kara(nlık) Dönem olarak anılmıştır.<br /><br />Dinî kozmoloji açısından İbrahimî dinlerin çeşitli mensupları, evrenin başlangıcı için Büyük Patlama Teorisi'nin dinî kozmoloji anlayışı ile çatışmadığına dair açıklamalarda bulunmuşlardır.&#091;27&#093;<br /><br /><br /><img src="uploads/20261013_014725_yba_dolu25.jpg" border="0"><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 13-Ekim-2026 Saat 01:47</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 01:40:38 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3118&amp;PID=6525#6525</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : 6 ve 9</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3061&amp;PID=6524#6524</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 6 ve 9<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 13-Ekim-2026 Saat 00:06<br /><br />ismail çaglar paylaştı...<br /><br />CUMHURBAŞKANI&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ERDOĞAN<br />BÖLGEYİ 20 PARÇAYA BÖLECEK <br />EMPERYALİST<br />PROJEYİ DAĞITTI<br /><br />Evet ortaya belgelerimizi koyalım Türkiye 13 yıl sonra süren Suriye olayında büyük bir mücadelenin sonunda Suriye yönetiminin devirerek bölgenin parçalanmasını önledi Türkiye Libya operasyon yaparak Libya'nın emperyalistlerin eline geçmesini önledi <br /><br />Türkiye Azerbaycan'ı operasyon yaparak Azerbaycan topraklarını Ermeni işgalinden kurtardı <br /><br />Türkiye 13 tane ülkede askeri üsler kurdu Türkiye bütün sofistike silah sistemlerini kurdu <br /><br />Türkiye yine Emperyalist bir proje olan Rusya Ukrayna Savaşı'na Batı'nın yanında yer almadı kendi milli bağımsız politikasını uyguladı <br /><br />Allah'a şükür ki bu çatışmanın dışında kalmayı başardı Cumhurbaşkanı Erdoğan direnişi seçti <br /><br />Geçmişte batılı emperyalistler içerideki işbirlikçileri ile darbe ile Sultan abdülhamit'i devirerek muratlarına erdiler ve İmparatorluğu dağıtmayı başardılar Sultan Abdülhamit'e uyguladıkları projeyi bugünkü cumhurbaşkanına karşı uyguladılar bugünkü Cumhurbaşkanı Sultan Abdülhamit olayından aldığı büyük tecrübe ile direnişi seçerek batılı emperyalistler ve içerideki işbirlikçileriyle mücadelede ilerlemeler sağladı kanlı bir darbeyi bastırdı bunların içerideki işbirlikçilerini der dest etti geriye çekilmedi <br /><br /><br />Evet geriye çekilenler kaybeder Eğer darbe ile Erdoğan'ı devirebilselerdi Tıpkı Sultanan hamitte olduğu gibi murat'larını erecekler ve bölgeyi 20 parçaya bölecek planı hızla uygulayacaklar Türkiye'yi parça parça edeceklerdi işte Erdoğan'ın tarihi direnişiyle milletin direnişiyle Bu proje Berhava edildi ve bağımsız Türkiye'nin yolu açıldı <br /><br />Böylece Türkiye imparatorluğa evrildi yeni bir destan yazıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan dosdoğru bir yol izledi ve batıya Hayır demeyi başardı işte bağımsız Türkiye'ye Böyle geldik büyük acılarla geldik kanlı darbeleri bastırarak geldik silahları yaparak geldik Suriye'de Azerbaycan'da Libya'da operasyonlar yaparak geldik<br /><br />Ukrayna Savaşı'na katılmayarak geldik gerektiğinde batıya Hayır diyerek geldik işte işte bağımsız Türkiye Ne yaparsak Bağımsız Türkiye ile yapacağımızı unutmayalım<br /><br />Bizi Yüzyıl boyunca içeriden merkeze bizden kontrol ettiler 15 Temmuz sonrası Türkiye bağımsız olarak kendi kararlarını kendisi alan bir ülke durumuna geldi ve bunun ne büyük bir nimet olduğunu gördük.<br /><br />Hep söylüyorum Türkiye Balkanlar demek Kafkaslar demek Türkistan coğrafyası demek Orta Doğu demek Akdeniz ve Kuzey Afrika demektir ve dünyanın 1 numaralı Hayati ülkesidir Allah korusun Türkiye'nin sarsılması demek Balkanların yıkılmasıdır kafkasya'nın yıkılması Türkistan coğrafyasındaki Türk devletlerinin yıkılması insanlığın ve dünyanın felakete gitmesidir.<br /><br /><br />Bizim Türkiye olarak insanlığa ve dünyaya karşı büyük bir sorumluluk yaptığımızı ve ağır bir yük taşıdığımızı bilelim memleketimizdeki huzurun istikrarın devamını temin etmeye çalışalım.<br /><br />Şunu unutmayalım bakın Sultan Abdülhamid'in devrilmesi ile koca bir imparatorluk dağıtıldı İstanbul'a gelen Zalim iddia Terakki mensupları İstanbul Taksim kışlasındaki teslim olan 3000 tane askeri kendilerine tehdit görerek öldürdüler Osmanlı hükümet merkezini yağmaladılar Hazineyi hassayı yağmaladılar istihbarat örgütünü dağıttılar.<br /><br /><br />Ülkeyi önce Almanların sonra İngilizlerin kontrolüne verdiler koca İmparatorluğu dağıttılar 3 milyondan fazla kayıp verdik daha bu tarih yeni yeni konuşuluyor Evet bunlardan İbret alalım bugün Türkiye 100 yıl sonra yeniden bağımsızlığını elde etmiş silahlarını yapmış dünya yüzeyine çıkmıştır.<br /><br /><br />Evet Türkiye dediğimiz ülke Avrupa'nın 6 büyük ekonomisi dünyanın da 16 büyük ekonomisidir bir buçuk trilyon doların üzerinde gelirli olan 280 milyar dolar ihracat yapabilen bir ülkedir Türkiye'de  70 bine yakın fabrika vardır gelişmiş bir ülkedir bunu unutmayalım ve kıymetini bilelim.<br /><br />Batının örgütlediği içimizde Düşmanların olduğunu bilelim Bunlar 24 saat ülkeyi kötülediklerini bilelim yürü Türkiye diyoruz durdurulamadın asla durdurulamayacaksın.<br /><br /><br />Evet geçmişte Sultan hamide yaptığınız muameleyi bugün yapamayacaksınız evet millet kanını ve canını vererek kanlı bir darbeyi bastırdı Türkiye'nin merkezini asla ele geçiremeyeceksiniz yürü Türkiye diyoruz Meydan senin Üsküdar'dan Ümraniye'den Merhaba<br /><br />İsmail ÇAGLAR<br />]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 00:06:22 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3061&amp;PID=6524#6524</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : dev yapilar</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3118&amp;PID=6521#6521</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> dev yapilar<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 12-Ekim-2026 Saat 21:25<br /><br /><br /><br />Yirmi bin dolar verip 18 ve 20 saatlik okyanuslar arası UÇAK YOLCULUĞU'nu uçağın en lüks odasında&nbsp;&nbsp;&nbsp;yaptıktan sonra ayağınız yere basıp lüks bir otele değil basit bir bir kulübenizde yattığınızda bu sağlık ve afiyet içinde uyuyup uyandığınızda ve bunun ne kadar DEĞERLİ bir nimet ve iyilik ve güzellik olduğunu fark ve kadr ettiğinizde yani ANLADIĞINIZDA.. bu hamd ücretini  ve teşekkür fiyatını kime ödeyeceksiniz.. Uçak şirketine 20 bin dolar verdiniz.. fakat bu klübeniz için hiç bir kimseye hiç bir ödeme yapmadınız.. farkındamısınız.. oysa o uçak o lüksü bizim bildiğimiz en az 60000 ve 60 000 bin yıl kültür ve uygarlık EVRİMİ  geçirerek kazandı.. şimdi EVRİM'e ve tarihe mi teşekkür edeceksiniz.. yoksa EVREN'e tabiata mı teşekkür edeceksiniz.. yoksa evreni ve evreni size göre YARATAN'a mı teşekkür edeceksiniz.. yoksa sizi evrene ve evrime göre yar dan atana mı ADANACAKSINIZ ve YARADAN'ınızı mı bulacak sınız ?<br /><br />YAR<br />AR<br />AD<br />YARATAN VE YARADAN<br /><br />YAR AT ve YAR AR VE  YAR AD <br /><br />Şimdi iki katlı ve 500 yolculu ve 500 milyon dolar değerinde ve 400 tonluk ekstra lüks uçağa değil de kendi AT'ınıza bir bakın.. içinde 4 metre bağırsağı  100 bin kilometre DAMAR ağı  ve 150 milyon kilometre SİNİR ağı bulunuyor. 80 tane organı 200 kemiği 600 kasını idare eden 100 milyar sinir hücresi.. 30 trilyon beden hücresi 40 trilyon bağırsak (probiyotik)  hücresi bulunuyor.<br />BEDEN atınızın nesne yükü ve kimse yolcusu hakkında bilgi almak istiyorsanız.. sayfamı takib edin.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />  <br /> <br /><br /><img src="uploads/20261013_014917_2501202200.jpg" border="0"><br /><br /><br />https://www.youtube.com/watch?v=Gr42InTpG60<br /><br /><br />445 Milyon Dolarlık Uçak — Bu Lüks Dev Uçağın İçinde Ne Var?<br /><br />Umbral del Saber<br /><br />445 milyon dolardan fazlaya mal olan ve 14.000 kilometreden fazla mesafeyi hiç durmadan uçabilen bir uçakta yolculuk yapmak nasıl bir şey?<br />&#128176; Bu belgeselde Dubai'den Auckland'a giden bir Airbus A380 uçuşunu takip ediyor ve böylesine dev bir uçağı işletmenin gerçek maliyetini keşfediyoruz.<br />&#128703; Uçağın içinde iki tam yolcu katı, özel süitler, duşlar, barlar ve neredeyse on altı saatlik bir uçuşu beş yıldızlı bir otel deneyimine dönüştürebilecek lüks alanlar bulunuyor.<br />&#128104;&#8205;&#9992;&#65039; Ayrıca perde arkasına geçerek pilotların ve yirmiden fazla kabin görevlisinin yüzlerce yolcuyla ilgilenirken nasıl çalıştığını ve uçuş sırasında nasıl dinlendiğini göreceğiz.<br />&#127757; Peki üretimi 2021 yılında sona eren bu dev uçak neden hâlâ dünyanın en prestijli rotalarından bazılarında uçmaya devam ediyor?<br /><br /><br /><br /><br />https://www.youtube.com/watch?v=cvx2_BL3M_I&t=442s<br /><br />Matrix'in 25 Yıllık Sırrı: Hiç Fark Etmediğiniz Detaylar<br /><br />Matrix bize ne anlatıyor<br /><br />193.733 görüntüleme  23 Şub 2026<br />Videoda anlattığım konuların detaylı kaynağı ve kitap önerilerim:<br /><br />https://amzn.to/4u4PuZI<br />https://amzn.to/4tynFZP<br />https://amzn.to/4thjPUl<br />https://amzn.to/4d7PKS1<br /><br />The Matrix sadece bir aksiyon filmi değil, her karesine felsefe ve sembolizm işlenmiş bir mimari şaheserdir.  <br /><br />Pek çok izleyicinin gözden kaçırdığı renk paleti oyunlarından, karakterlerin isimlerindeki mitolojik kökenlere kadar tüm detayları inceliyoruz.  <br /><br />Yıllar sonra bile yeni bir şeyler keşfettiren bu kült yapımın derinliklerine inmeye hazır mısınız?  <br /><br />Kırmızı hapı seçin ve gerçeği görün.<br />Yapay zeka tarafından oluşturulmuş video özeti <br />Yapay zeka yanlış bilgi verebilir. Yanıtları doğrulamayı unutmayın. <br /><br />Matrix Bize Ne Anlatıyor, kült yapımın arka planındaki felsefi göndermeleri, teknik detayları ve gözden kaçan görsel referansları inceliyor. Emre, 1999 yapımı filmin sahnelerini kare kare analiz ederek simülasyon evreninin kurgusunu çözümlüyor.<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 13-Ekim-2026 Saat 02:03</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 21:25:57 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3118&amp;PID=6521#6521</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6520#6520</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> Sa ve sol ile alt ve ust<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 12-Ekim-2026 Saat 15:37<br /><br /><br /><br />Usul esasa mukaddemdir. İman amelden önce gelir. Hem düşünen hem inanan insan orta yolu bulur. Sadece düşünen solcu.. sadece inanan sagcı olur. <br /><br /><br /><br />Paylaşımda her ne kadar MATEMATİK doğanın dili denilmişse de yerinde bir tanımlama değildir.. Nasıl günlük dilin mantığı bulunuyorsa mantıktan çıkartılan matemmatik de bilimsel bilginin DİLİDİR.<br /> <br /><br />Düşünce ve bilim tarihi incelendiğinde görülür ki mantık (lojik) ve aritmetik (hesab) ve geometri (hendese) ve matematik (riyaziye).. sayılar kuramı.. kümeler kuramı..  istatistik kuantum.. determine  rölativete..  parça parça eklenerek.. Aristo'nun.. Descartes'in, Fermatın,Euler'in  çalışmalarıyla ortaya çıktı.. resimde bu üç isim gösterilmediği gösterilmediği KUANTUM kavramını ve onun enerji denklemini ortaya çıkan Max PLANCK ın adı bile geçmemiş.. Diğer taraftan buradaki kişilerden  başka ünlü matematikçiler de.. örneğin GODEL..  bulunur. Zaten çoğu bilim kitapları ve anlatımında  din kitapları gibi İDEOLOJİ bulunur. <br /><br />Böyle yansıma da ilmi kendini edinen değil  değil bilgiyi başkasından alan mukallidlerin ve kopyecilerin kaçınılmaz karakteredir. <br /><br /><br />0Z0<br />yontembilim.com 12.10.2025 <br /><br /><br /><img src="uploads/20261012_153707_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br /> <img src="uploads/20261012_153629_matematikciler.jpg" border="0"><br /><br />EVRENİ ANLAMAMIZI SAĞLAYAN 9 BÜYÜK ZİHİN — MATEMATİK OLMASAYDI MODERN FİZİK DE OLMAZDI<br />Bir elmanın yere düşmesiyle kara deliklerin uzay-zamanı bükmesi arasında nasıl bir bağlantı olabilir?<br />Ya da bir gezegenin yörüngesiyle atom altı parçacıkların davranışını açıklayan şey ne olabilir?<br />Cevap, insanlığın geliştirdiği en güçlü düşünce araçlarından birinde saklı:<br />Matematik.<br />Yüzyıllar boyunca bilim insanları doğayı yalnızca gözlemlemekle yetinmedi.<br />Onu denklemlerle anlamaya çalıştı.<br />Bazı denklemler gezegenlerin hareketini açıkladı.<br />Bazıları elektriği ve manyetizmayı birleştirdi.<br />Bazıları uzay ve zaman hakkındaki bütün düşüncelerimizi değiştirdi.<br />Bazılarıysa antimaddenin varlığını, henüz deneylerde keşfedilmeden önce matematiksel olarak öngördü.<br />İşte modern matematiksel fiziğin gelişiminde büyük rol oynayan dokuz bilim insanı.<br />1. ISAAC NEWTON — GÖKYÜZÜ İLE YERYÜZÜNÜ AYNI YASADA BİRLEŞTİRDİ<br />Isaac Newton (1642–1727)<br />Newton’un en büyük başarısı, yeryüzündeki hareketlerle gök cisimlerinin hareketlerini aynı fiziksel yasalarla açıklamasıydı.<br />1687’de yayımladığı Principia, klasik mekaniğin temelini oluşturdu.<br />En tanınmış denklemlerinden biri:<br />F=ma<br />Kuvvet, bir cismin momentumunu ve dolayısıyla hareketini değiştirir.<br />Newton’un evrensel kütleçekim yasası sayesinde gezegenlerin yörüngeleri, Ay’ın hareketi ve cisimlerin yere düşmesi aynı fiziksel çerçeveye yerleştirildi.<br />En önemli değişim: Dünya ile gökyüzü ayrı fizik dünyaları olmaktan çıktı.<br />2. LEONHARD EULER — FİZİĞİN MATEMATİKSEL DİLİNİ GÜÇLENDİRDİ<br />Leonhard Euler (1707–1783)<br />Euler, matematiğin hemen her alanına katkıda bulundu.<br />Analiz, diferansiyel denklemler, mekanik ve akışkanlar dinamiğinde geliştirdiği yöntemler modern fiziğin temel araçları hâline geldi.<br />Ünlü Euler özdeşliği:<br />e^{i\pi}+1=0<br />Matematiğin beş temel sabitini tek bir denklemde birleştirir.<br />Akışkan hareketini tanımlayan Euler denklemleri ise bugün hâlâ atmosfer fiziğinde, astronomide ve mühendislikte kullanılmaktadır.<br />En önemli değişim: Matematik, fiziksel sistemlerin hareketini daha genel ve sistematik biçimde ifade edebilen bir dile dönüştü.<br />3. PIERRE-SIMON LAPLACE — EVRENİN HAREKETİNİ HESAPLAMAYA ÇALIŞTI<br />Pierre-Simon Laplace (1749–1827)<br />Laplace, Newton mekaniğini çok daha gelişmiş matematiksel yöntemlerle genişletti.<br />Özellikle gezegenlerin ve uyduların uzun dönem hareketlerini anlamaya çalıştı.<br />Laplace denklemi:<br />\nabla^2\phi=0<br />Kütlesiz bölgelerdeki kütleçekim potansiyeli gibi birçok fiziksel alanın tanımlanmasında kullanılır.<br />Laplace’ın çalışmaları yalnızca gök mekaniğiyle sınırlı kalmadı; olasılık kuramına ve diferansiyel denklemlere de önemli katkılar sağladı.<br />En önemli değişim: Karmaşık gök sistemleri matematiksel olarak ayrıntılı biçimde incelenebilir hâle geldi.<br />4. WILLIAM ROWAN HAMILTON — HAREKETİ YENİDEN TANIMLADI<br />William Rowan Hamilton (1805–1865)<br />Hamilton, klasik mekaniği daha soyut ve güçlü bir matematiksel biçime dönüştürdü.<br />Bu yaklaşım gelecekte kuantum mekaniğinin gelişmesi açısından da temel önem taşıdı.<br />Hamilton denklemleri:<br />\dot q_i=\frac{\partial H}{\partial p_i},<br />\qquad<br />\dot p_i=-\frac{\partial H}{\partial q_i}<br />Burada , sistemin Hamilton fonksiyonudur.<br />Hamilton mekaniği, bir sistemin konumlarını ve momentumlarını birlikte ele alır.<br />Bugün kuantum teorisinde enerji ve zaman evrimi kavramlarının merkezinde de Hamiltonyen bulunur.<br />En önemli değişim: Klasik mekanik ile modern kuantum teorisi arasında güçlü bir matematiksel köprü kuruldu.<br />5. JAMES CLERK MAXWELL — IŞIĞIN ELEKTROMANYETİK DALGA OLDUĞUNU GÖSTERDİ<br />James Clerk Maxwell (1831–1879)<br />Maxwell’den önce elektrik, manyetizma ve ışık büyük ölçüde farklı olaylar olarak inceleniyordu.<br />Maxwell bu olayları tek bir matematiksel çerçevede birleştirdi.<br />Örneğin Maxwell–Faraday denklemi:<br />\nabla\times\mathbf E<br />=-\frac{\partial\mathbf B}{\partial t}<br />Değişen manyetik alanın elektrik alan oluşturabileceğini ifade eder.<br />Maxwell denklemleri elektromanyetik dalgaların varlığını öngördü ve ışığın bu dalgaların bir biçimi olduğunu gösterdi.<br />En önemli değişim: Işık, elektrik ve manyetizma aynı fiziksel alan teorisinin parçaları hâline geldi.<br />6. HENRI POINCARÉ — KAOSUN MATEMATİĞİNİ ORTAYA KOYDU<br />Henri Poincaré (1854–1912)<br />Poincaré’nin en büyük katkılarından biri, tamamen belirli yasalarla yönetilen sistemlerin bile son derece karmaşık davranabileceğini göstermesiydi.<br />Özellikle üç cisim problemi üzerine çalışmaları, modern kaos teorisinin temellerini oluşturdu.<br />Newton yasalarını bildiğinizi düşünün.<br />Üç yıldızın birbirinin kütleçekimi altında nasıl hareket edeceğini hesaplamak istiyorsunuz.<br />İlk bakışta her şey belirli yasalara bağlı.<br />Ama başlangıç koşullarındaki çok küçük farklar, uzun vadede birbirinden çok farklı sonuçlara yol açabilir.<br />En önemli değişim: Fizik yasalarının belirli olması, geleceğin her durumda kolayca öngörülebileceği anlamına gelmez.<br />7. EMMY NOETHER — DOĞANIN KORUNUM YASALARININ ARKASINDAKİ SIRRI BULDU<br />Emmy Noether (1882–1935)<br />1918’de matematiksel fiziğin en derin sonuçlarından birini ortaya koydu.<br />Doğadaki sürekli simetriler ile korunum yasaları arasında matematiksel bir bağlantı vardır.<br />Noether teoremine göre, uygun fiziksel koşullarda:<br />* Fizik yasalarının zaman içinde değişmemesi, enerji korunumu ile ilişkilidir.<br />* Uzayda konum değiştirildiğinde yasaların aynı kalması, momentum korunumu ile ilişkilidir.<br />* Uzayda dönme simetrisi, açısal momentum korunumu ile ilişkilidir.<br />Bu sonuç bugün parçacık fiziğinde, kuantum alan teorisinde ve modern kütleçekim araştırmalarında merkezi öneme sahiptir.<br />En önemli değişim: Korunum yasaları, doğanın matematiksel simetrilerinin sonuçları olarak anlaşılmaya başlandı.<br />8. ALBERT EINSTEIN — UZAY VE ZAMANI YENİDEN TANIMLADI<br />Albert Einstein (1879–1955)<br />1905’te özel görelilik kuramını, 1915’te ise genel göreliliğin alan denklemlerini ortaya koydu.<br />Kütleçekimini uzay-zamanın geometrisiyle ilişkilendirerek Newton’un kuramını daha geniş bir fiziksel çerçeveye taşıdı.<br />En ünlü bağıntısı:<br />E=mc^2<br />Kütle ile enerjinin birbirine eşdeğer olduğunu gösterir.<br />Genel göreliliğin temel alan denklemi ise:<br />R_{\mu\nu}-\frac12Rg_{\mu\nu}<br />=\frac{8\pi G}{c^4}T_{\mu\nu}<br />şeklindedir; burada kozmolojik sabit sıfır alınmıştır.<br />Bu denklemler kara delikleri, kütleçekim dalgalarını ve evrenin genişlemesini anlamamızın temelini oluşturur.<br />En önemli değişim: Uzay ve zaman, fiziksel olayların geçtiği değişmez bir sahne değil, dinamik bir geometrik yapı hâline geldi.<br />9. PAUL DIRAC — MATEMATİKLE ANTIMADDEYİ ÖNGÖRDÜ<br />Paul Dirac (1902–1984)<br />Dirac, kuantum mekaniğini özel görelilikle uyumlu hâle getiren elektron denklemini geliştirdi.<br />Bu matematiksel yapı, elektronun antimadde karşılığı olan pozitronun varlığını öngörmeye götürdü. Pozitron 1932’de Carl Anderson tarafından keşfedildi.<br />Dirac denkleminin doğal birimlerle yazılmış biçimi:<br />(i\gamma^\mu\partial_\mu-m)\psi=0<br />Bu denklem modern relativistik kuantum teorisinin temel taşlarından biridir.<br />En önemli değişim: Matematiksel teori, henüz gözlenmemiş yeni bir parçacığın varlığına işaret etti.<br />BU DOKUZ BİLİM İNSANININ ORTAK NOKTASI NE?<br />Her biri doğanın başka bir yönünü anlamaya çalıştı.<br />Newton hareketi açıkladı.<br />Euler matematiksel yöntemleri geliştirdi.<br />Laplace gök mekaniğini derinleştirdi.<br />Hamilton mekaniğe yeni bir yapı kazandırdı.<br />Maxwell elektromanyetizmayı birleştirdi.<br />Poincaré karmaşık dinamik sistemlerin davranışını ortaya koydu.<br />Noether korunum yasalarını simetrilerle ilişkilendirdi.<br />Einstein uzay-zamanı yeniden tanımladı.<br />Dirac kuantum teorisinden antimaddeye uzanan yolu açtı.<br />Bunların hiçbiri fiziği tek başına inşa etmedi. Galileo, Lagrange, Gauss, Faraday, Hilbert, Planck, Schrödinger ve daha birçok bilim insanının katkıları da bu gelişmelerin vazgeçilmez parçalarıydı.<br />Ancak seçtiğimiz dokuz isim, matematiksel fiziğin tarihindeki farklı büyük dönüşümleri temsil ediyor.<br />ASIL FİKİR<br />Evrenin yasalarını anlamak için yalnızca teleskoplar, parçacık hızlandırıcıları ve mikroskoplar yeterli değildir.<br />Bazen bir kâğıt.<br />Bir kalem.<br />Ve doğru matematiksel düşünce bütün bilim tarihini değiştirebilir.<br />Maxwell elektromanyetik dalgaları matematikten çıkardı.<br />Einstein uzay-zamanın geometrisini denklemlerle tanımladı.<br />Dirac ise matematiksel kuramında antimaddeye işaret eden bir yapı buldu.<br />Matematik yalnızca doğayı hesaplamak için kullandığımız bir araç değildir.<br />Doğa hakkında daha önce fark etmediğimiz ilişkileri keşfetmemizi de sağlar.<br />Ve bugün kuantum kütleçekimi, kara delikler, karanlık madde ve evrenin kökeni gibi büyük problemlerde araştırmacılar aynı geleneği sürdürüyor.<br />Belki de evrenin henüz bilmediğimiz en önemli sırlarından bazıları, bugün çözmeye çalıştığımız denklemlerin içinde saklı.<br />Kaynaklar<br />* University of St Andrews — MacTutor History of Mathematics&#8288;&#65532;. Bilim insanlarının biyografileri ve matematiksel katkıları.<br />* American Physical Society — Symmetry Spotted in Statistical Mechanics&#8288;&#65532;. Noether teoremi, simetriler ve korunum yasaları.<br />* NobelPrize.org — Dirac Predicts Antimatter&#8288;&#65532;. Dirac denkleminin antimadde öngörüsü ve pozitronun keşfi.<br />* MacTutor — Henri Poincaré&#8288;&#65532;. Üç cisim problemi ve kaos teorisinin tarihsel gelişimi.<br />* MacTutor — Leonhard Euler&#8288;&#65532;. Analiz, mekanik ve akışkanlar dinamiğine katkıları.<br />Arşen Kaan <br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 13-Ekim-2026 Saat 14:42</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 15:37:41 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6520#6520</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6519#6519</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> Sa ve sol ile alt ve ust<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 12-Ekim-2026 Saat 12:43<br /><br />SAĞ sola gelmez.<br /><br />SOL sağa gelmez.<br /><br />Üst alta inmez.<br /><br />Alt üste çıkmaz.<br /><br />Sen merkezde durur hepsini seyredersin.<br />Eğer merkez bulursan.<br />Çünkü biz merkezi bilemeyiz ve olamayız.<br />Çünkü merkez ve özek değil mihrak ve ozakız.<br /><br />Dediler ki bir milyar yıllık astroitlerde yaşam taşları olan nükleobaz'lar bulundu.<br /><br />Dedim ki:<br /><br /><br /><br /><br />Birinci  kuşak bir milyar yıllık ömrü olan yıldızlarda elementlerin yaratıldığını biliyoruz.. 10 milyar yılık ikinci kuşak yıldızlarda bu elementlerle de yaşamın ortaya çıktığını biliyoruz. fakat  KARMAŞIK inorganik moleküllerin ve NÜKLEOBAZ  inorganik molekülerin nasıl meydana geldiğini bilmiyoruz. Bilen varsa söylesin.. 0Z0 yontembilim.com]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 12:43:18 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6519#6519</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6516#6516</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> Sa ve sol ile alt ve ust<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Ekim-2026 Saat 13:47<br /><br />İDEOLOJİ<br /><br /><br /><img src="uploads/20261010_134645_ideoloji.jpg" border="0"><br /><br />Dünya ve hayat görüşünün bilgi ve cahillikle doğrudan bağlantısı bulunmaz. Hayat görüşünün.. dinin.. felsefenin.. ideolojinin.. siyasi görüşün ilim ve cahillikle değil irfan ve inkarla ilişkisi olur. Sizin maruf bildiğinizi karşı taraf münker bilir ve inkar eder. Bu konuda Arap dili ilginç bir örnektir ve değerli bir saptama yapar. Orada cümleler lâ ve illâ ile kurulur. Tümcenin bir kenarı kesin olarak olumludur.. diğer kenarı kesinlikle olumsuzdur. Yani bir olasılık barındırmaz. Bu anlatım bizim bizim geniş zamanlı olurlu ve olumsuz tümcelerimize benzer. Bazıları bu dünyayı sever bazıları öbür dünyayı sever.. bazılarını kalıcı olarak kandığı dünya hoşuna gider bazılarının sonsuz olduğuna inandığı ahiret hoşuna gider. Bu bir tür değerler zevkler ve renkler tartışılmaz gerçeğini gösterir. Haber kipleri geçmiş ve şimdi ve geleceğini duyurmamıza yarar. Lakin olur ya da olmazlarımız bilgi kurarken işe yararlanılır. Her ne kadar haber kiplerini çeşitli varyasyonlarıyla çeşitlendirebilirsek bu olurları ve olmazları çeşitlendirecek; olabilir li ve olamaz lı olasılıklardan başka varsayım ve kuram ve yasalarımızdan başka bir çare kalmıyor. Böylece olur ve olmazların zorunluluğunu olabilirlik ve olasılık ile aşabiliyoruz. Bu dünyaya intibak etme becerimizin üstünde var sayma ve yok sanma yetimiz. İşte "değer"ler, bu yetimizin üstünde hiç yok (lâ) ve hep var (illa) diyen kendi dünyamızı kurma YETKİ'mizdir. İşte bu ayniyet ve hürriyetten son bu selahiyet ve istiklaliyeti birbirimize vermiyoruz.. belki korkuyoruz.. bunda da haklıyız. Çünkü kuvvetiyle hakim olan karşı tarafa bize kendi dünyamızı kurma yetkisi vermiyor. Kısaca ŞERİAT yani kurallardan yasaklar ve koşullardan yasalar çıkarma yetkimiz olan BİLİM ve HUKUK.. ister tanrı tanıklığa ister tanrı tanımazlığa dayansın.. karşı tarafa bir dayatma olarak ortaya çıkar. Bunun önlenmesini için kırk senedir sesimi çıkarırım.. lakin kimseye duyuramadım.. bununla beraber bir gün dilin dinleştirilmesi ya da dinin dilleştirilmesi.. yani İDEOLOJİ haline getirilmesinin önlenebileceğini umurunu ve umudunu bırakmadım. <br />Saygılarımla <br />0Z0 <br />yontembilim.com<br />10.10.2026  <br /><br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:47:46 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6516#6516</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6515#6515</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> Sa ve sol ile alt ve ust<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Ekim-2026 Saat 13:44<br /><br />Marks'in kendisin sömürücü olabilir lakin sömürü düzenini yazmış.. nitekim kitabı kendinin değildir.. GDD kitabında tarih ve isim vererek 18 ve 19 yy da İllimunati tarafından yazdırıldığı söyleniyor.. ben kitabın yalancısıyım.. ancak size görmediğimizi daha büyük sömürülere haber vereyim; çocuk zaten doğar doğmaz anayı sömürür.. biraz daha büyüyünce buna baba'yı katar.. gerekirse halalar ve dayılar sıraya girer.. böylece bir kuşak gider ikinci kuşak gelir.. bir yüzyıl gider ikinci yüzyıl gelir ve sonunda anlaşılır DÜNYA sömürünün anasıdır.. sona cani gitmiş posası kalmış insanı bağrına basar. Fakat ne yazık ki insanlar hem bu kel ve boklu bebeğe hem anası dünyaya tapar.. hem de başka insanların öldürülmesi ve katliamını da bunun için yapar. Dediğimi kimse kabullenemez.. amma red edemez de.. sadece şefkat ve rahmet.. doğa yasası.. Tanrı buyruğu gibi isimler takar. Dünya bir muammadır.. benim yazılarımda ondan aşağı kalmaz. Ancak bu kadar gizemli ve özgün ve yeni.. siyasi ve seksi içeriklerle yaptığım reklam ve propagandalara rağmen YBA öğrenilmesi ve kullanılması ve yararlanılması el atmaz. Hasılı dünyanın ilginç gizemleri saymakla bitmez.. biz hepsini bu kumların altına gömdük. Kimbilir bir gün göbekli tepe gibi ona açacaklarda çıkacaktır gelecekte. 0Z0 yontembilim.com 10.10.2026 00:30<br /><br /><br />Sidar Sebastian SERDARİS<br />paylaştı<br /><br />işçilerin en ünlü savunucusu, kendi ev hizmetçisine hiçbir zaman tek kuruş maaş ödemedi.<br />Karl Marx, hayatını insanın insan tarafından sömürülmesini teşhir etmeye adadı.<br />Fakat kendi çatısı altında, sınıf mücadelesinin peygamberi, mahkûm ettiği bazı burjuva patronlarla tıpatıp aynı şekilde davranıyordu.<br />Helene Demuth, kırk yılı aşkın bir süre boyunca Marx ailesinin hizmetçiliğini yaptı.<br />Çamaşırlarını yıkadı, yemeklerini pişirdi ve çocuklarını büyüttü. Bütün bunları, düzenli olarak tek kuruş dahi ücret almadan yaptı.<br />Hizmetçi yalnızca barındırılıyor ve doyuruluyordu. İstenildiği gibi çalıştırılabilecek, her türlü angaryaya koşulabilecek bir konumdaydı.<br />1851’de, Komünist Manifesto’nun yazarı bir sınırı daha aştı: Hizmetçisini hamile bıraktı.<br />Bu asimetrik ilişkiden bir erkek çocuk dünyaya geldi: Frederick.<br />Marx açısından bu gayrimeşru oğlun varlığı bir felaketti. Çocuğun varlığı, onun kamuoyundaki imajını ve Prusyalı bir aristokratla yaptığı evliliği tehdit ediyordu.<br />Proletaryanın büyük savunucusu, kendi işçi sınıfından çocuğunu tanımayı soğukkanlılıkla reddetti.<br />Daha da kötüsü, saygınlığını kurtarmak için sefil bir yalana başvurdu.<br />Sadık dostu, zengin sanayici Friedrich Engels’i, kendi yerine kamuoyu önünde babalığı üstlenmeye ikna etti.<br />Küçük Frederick annesinden koparıldı ve gizlice Londra’nın yoksul mahallelerinde yaşayan bir koruyucu ailenin yanına gönderildi.<br />Marx onu hiçbir zaman tanımadı. Ona hiçbir zaman tek kuruş ödemedi.<br />Yıllar boyunca çocuk annesini ziyarete geldiğinde Marx, evin ana kapısından girmesini yasakladı. Mutfağın bulunduğu taraftaki hizmetçi kapısından girmek zorundaydı.<br />Bu sır, komünizmin babaları tarafından büyük bir kararlılıkla saklanacaktı.<br />Engels, ancak ölüm döşeğinde, çocuğun gerçek babasının kimliğini nihayet itiraf edecekti.<br />Karl Marx, hizmetçisi ücretsiz olarak parkelerini temizlerken, kendisinin dünyaya getirdiği çocuğu gizleyip terk ettikten sonra Kapital’i yazdı.<br /><br />August Bardamu<br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:44:39 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6515#6515</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>