<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.yontembilim.com/forum/RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>Y&#246;ntemBilim Forumu</title>
  <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  <description>XML içerik linki; Y&#246;ntemBilim Forumu : Son 10 Gönderilenler</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 22:51:59 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Thu, 10 Sep 2026 19:31:38 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.03</generator>
  <ttl>30</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.yontembilim.com/forum/RSS_topic_feed.asp</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>Y&#246;ntemBilim Forumu</title>
   <url>http://www.yontembilim.com/forum/forumlogo.gif</url>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  </image>
  <item>
   <title>D&#252;nya : cereyanlar</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3096&amp;PID=6448#6448</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> cereyanlar<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2026 Saat 19:31<br /><br />Rnk<br /><br />ŞUALAR&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kitabında<br />İKİNCİ ŞUA<br /><br />Bu İkinci Şua konusu İmamı Nursî tarafından  Eskişehir hapishanesinin son meyvesi  Otuz Birinci Lem'a'nın İkinci Şuâı  Olarak  tanımlanmış. Değerli bir Kardeşimin talebi üzerine konuyu açıklamayı  çalıştık fakat daha geniş bir perspekten ele aldık.<br /><br /><br /> Risale-i Nur Külliyatı (RNK)  çeşitli Sıracunnur ve Zülfikar , Muhakemat ve  Münazarat  gibi çeşitli  düzenlemelerden sonra  sanırım Ustadin Üçüncü Daid döneminde son şeklini aldi ve  birbiri içinde külliyat oluştu.<br /><br />Risalei Nur Külliyati RNK  maddi (Lem’a ve Şua)  ve manevi (Söz ve Mektub)  NUR’lardan ibaret olarak  dört MECMUA olarak toplanmıştır.<br /><br />SÖZLER, <br />Sözlerin içinde <br />MEKTUBAT, <br />Mektubat’ın içinde<br />LEM’ALAR,<br />Lem’alar’ın içinde <br />ŞUALAR bulunur.<br /><br />Şualar ise 1.ci&nbsp;&nbsp;&nbsp;şua değil 2 şua ile başlar.. 1.cu şua Mecmuanın sonuna  yerleştirilmiştir.  Şualar kitabı 15 Şuadan ibarettir. <br /><br />ŞUALAR mecmuası İkinci Şua’nın GAİBANE  (tevhid) bahsi  ve HAZIRANE 3.şua (münacat)  ile başlar. Geriye kalan  AYDINLATILACAK<br />13 tane konunun sonuncu  15.ci Şua yani ELHÜCCETÜZZEHRA <br />Fatiha-i Şerife  ve Tahiyyat-ı mübareke tefsiridir.<br />Diyecegim.. RNK namazdir.<br /><br />Risale-i Nur NAMAZ'a dairdir.. SALAT'a ilişkindir.. hep SIRA hakikat etrafinda doner ve İmamı Nursî'nin Marziyatı İlahi  ISLAM ve İslamin ilk şarti NAMAZ ve Namazin içindekiKUR'AN'dan başka hıç  bir şeyi de yoktur. Kur'an ve Islam  ise IMAN olmadan olmaz. <br /><br />Bunu anlamak isterseniz onun muhteşem yakarisi TAHMIDIYE'ye bakarsaniz  Kur'an ve Islam  ve İman için Rabbine minnet ve şükrani ifade etmek için SAYILARI konuşturur.<br /><br />IMAN ise maddi ve manevi NUR'dur.<br /><br />NUR nedir ?<br /><br />Manevi ve virtuel nur kelam kıraati ve kalem kitabeti SOZ ve MEKTUB. <br />Mektub.. Söz'un içindedir.<br /><br />Maddi ve aktuel nur ziya ışıği ve ilim  aydınlıgı LEM'A ve ŞUA. <br />Şua Lem'a nin içindedir.<br />Özeti madde mânânin içinde..<br /><br />RISALE kah namazin hakikatinda bahseder.. imami mubine goturur.. kah hakikati namazdan bahseder kitabı mubine getirir.. kah nizamin mizanini mevzu eder  ahseni takvime goturur..kah mizani nizam mevzusunu ahseni amal olan sunneti seniyeye getirir... Neye gotururse gotursun.. neye getirirse getirsin sonuç hep tevhiddir.. vahidiyettir.. ehadiyettir.. 2.sua EHADIYET’i şahsiyet derecesinde örer.. gorebilirsen..  ben daha göremedim.. hala şubhe ve teşbih arasinda saliniyorum. <br /><br /><br />TEVHİD  BAHSİ  Sıracunnur kitabında ayrıntılı olarak anlatılmış ve bu ikinci şuada özet olarak verilmiş ve bu konunun nasıl okunacağı da “Bu risalenin kıymetini anlamak istersen, başta bulunan İkinci ve Üçüncü Meyve'yi ve âhirdeki Hâtime'yi ve Hâtime'den iki sahife evvelki Mesele'yi evvelce dikkatle okuduktan sonra tamamını teennî ile mütalâa eyle.” Denilmiş.<br /><br />RNK esma-i  sittesi olan Ferdun Hayyun  Kayyım Hakemün Adlün Kuddüs isimlerinin YEDİNCİ si olarak telif edilmiş  “  Altı İsm-i Âzamın altı nüktelerinin Allahu Ehad'e dair yedinci nükte-i âzamıdır.”  Denilmiştir.<br /><br />İnsanlar bir Hoca ve Yazara bağlanarak.. Nurcu.. Süleymancı.. Işıkçı.. Tarikatçı fark etmez.. eserlerini  okuduklarında onun HER ŞEYİ BİLİR olarak görürler.. çünkü işlerin böyle bir taklid ve emeklemekle başlaması da gayet normal ve doğaldır. Fakat okuyup.. ogrenip.. düsunup ve anlayip gelisince  insan gözünde büyüttüğü hocasinin azimsanmayacak yanlışlarını  görur. <br />Goremiyorsaniz gelişmemiş ona bağli ve bağimli kalmişsiniz demektir. Bir süre sonra Kişi kendini geliştirmezse Hoca’yı Rasulullah ve kitabı Kelamüllah gibi görmeye başlıyor. Her ne kadar içinde bulunan bunu görmese de eğer okuduğun yapıtla bir gelişme yaşadıysan bunu böyle olduğunu bilirsin.<br /><br /> Kainat hakkında batı kültürünün edindiği 300 yıllık YENİ  bilgilerden cahiller.. insanın kendi kendine edineceği irfandan yoksunlar..  insan hakkında doğu kültürünün edindiği 3000 yıllık KADİM bilgilerden gafil kimseler.. yani bizim gençliğimizin zamanları olan insanları.. Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte arta kalan bu KALINTILAR içinde bulduk kendimizi.. kadim ve yeni bilgilerden habersiz.<br /><br /> Oysa insanlar MATEMATİK tabanlı FKB  kainat ilimleri  (Fizik Kimya Bioloji)  ve MANTIK tabanlı PSL  insan ilimleri (Psikloji, Sosyoloji, Linguistik) ile durmadan yeni bilgiler  ediniyorlardı.. edilen bu bilgiler ile düşünceleri değişiyor.. düşüncelerle birlikte yaşantı ve davranışları.. teknolojileri ve ideolojileri..  değerleri ve inançları değişiyordu.. bu da imanı ve ahlakı ve hukuku zayıflatıyor hatta dibe batırıyor  GÖRÜNÜYORDU.<br /><br />Bunun karşısında  din ilimleri ise bütün bu değişimlerin yenilemelerin  karşısında SANKİ değişmezliği  yineliyor ve sürekliliği yeniliyor ve kendini savunuyor gibi GORUNUYORDU. <br /><br />Bu fen ve din savaşı üç senedir süren KATLİAM ile bilimin, kuvvetin ve dünyanın ve solu ele geçirmeye çalışan KÜRESEL  EFENDİLERİN&nbsp;&nbsp;&nbsp;galibiyeti ile sonuçlanmış gibi GÖRÜNÜYOR.<br /><br />Bu karşit gorunumlerde  SAĞDAKİ  insanların Yahudilikte.. Hristiyanlıkta.. Müslümanlıkta.. bütün din ve kültürlerinde bulunan GADOT’u beklemek ya da  MEHDİ  umudu giderek  daha çok güçlendiriyor. <br /><br />Çünkü  insan  HALİFE-İ ARZ  yani beklenen kimse ise&nbsp;&nbsp;&nbsp;dunyadaki  ısraf ve zulum.. ARIZA  ve bozukluğun.. ister fenden gelsin ister dinden gelsin..  karşı ve MUHALİF olur.<br /><br />Halifei arz  olamayan insanlar ve İslamlarda çözümu  yani ısrafın ve zülmün ve haksızlığın kaldırılmasını kendinden değil başkalarından.. Ataturkten.. Bediuzzamandan.. mehdi ve imam KURTARICILARDAN haham ve papazlardan.. hoca ve mollalarda BEKLER.<br /><br />EVREN İLİMLERİ’nde yoğunlaşan  batının irade ve varlık medeniyeti ile İNSAN İLİMLERİ’nde yoğunlaşan  ile doğunun telkin ve yokluk medeniyeti  arasında bulunan İSLAM DÜNYASI,  bu ikisinin ortasında onların ifrat ve tefritini ortadan kaldırabilmek için  hem dünya ve hakikatı hem ahret ve hakkı dengeleyen bir yaşantı ve davranışa sahib olması gerekiyordu.<br /><br />İşte bu orta  yolunu açan RİSALE NUR KÜLLİYATI.. imanda yaptığı tecdid ile beraber  sünneti seniyye ihya.. hattı Kur’anı muhafaza ve İttihadı İslami sağlama yolunda çok çalisti fakat gerekli koşullar.. ne yazık ki..&nbsp;&nbsp;&nbsp;nasib olmadı. Şimdi salah  değil silah imal eden bir ülke olarak arzı endam ediyoruz. Belki düşmanlarımızın bizi imha etmeye çalışması bize bunu zorladı. <br /><br />Üstadın gayei hayali olan, bir ülkü ve ideali bulunuyordu.<br />Mısirda&nbsp;&nbsp;&nbsp;milattan once yapılmış ünlü&nbsp;&nbsp;&nbsp;ISKENDERIYE külliyesinden esinlenerek daha sonraki ihvanı safa kültürünün bir uzantısı olarak  milattan sonra 970 yılında  Fatımiler tarafından yapılan ve 1961 de&nbsp;&nbsp;&nbsp;din ve fen ilimlerinin beraber okutulduğu Camiülezher’in bin sene sonraki kız kardeşi saydığı LEGAL  Medretüzzehra üstadın tüm gayretlerine rağmen Osmanlı da da kuramadı Cumhuriyette de  kurulamadi. Anlışılıyor ki İmamı Nursi daha 1920 ‘lerde din ve fen ilimlerinin okutalacağı Medresetüzzehra ile bu girişim başlatmıştı. <br /><br />Bunun yerine ILLEGAL dersaneler ve medreseler oluştu ve  yazıcı  ve okuyucu  ve gazeteci ve Fetocu cemaatler 1970 e kadar birbiriyle uğraştı ve  bin yıldır  beklenen din ve fen ilimlerinin birlikte verildiği bu OKULU kuramadilar  ve  EKOL’u yerleştiremediler. Cami ve tekkelerle birlikte MEKTEPLER birbirinde kopuk üçlü saç ayağı oluşturdu. Ancak bu da gayet normal ve doğaldır. Dil ve din..  fen ve fıkıh.. akıl ve kalb..  dünya ve ahiret.. birbirini değişitirir ve geliştirir. Dünya bu gün buna sağlam ve sağlıklı bir şekilde hazır değilse bunun nedeni daha halife-i Arzın ortaya çıkmamasıdır.  <br />İmamı Nursî..  Bilim suresi Aliimran ve hukuk suresi Bakara arasında yani Alimran süresinin ilk sayfasında işaret edilen METODOLOJİYİ şöyle ifade ediyordu:<br />Hayatımızın bekası imanın ve tesanüdün devamiyledir. Aklın nuru fününü medeniyetir kalbin ziyası ulum diniyedir. Hakikat ikisinin imtizacıyla tezahür eder. İftirak ettikleri vakit  birinde hile şüphe diğerinden taassub tevellüd eder. Talebenin himmeti bu iki kanad ile pervaz eder.. demişti.. fakat Risalei Nur Talebeleri sürekli risale okuyarak ve başka hiçbir kitabı okumayarak böylece  taassublarını artırdılar. Talebe aynı zamanda Üniversite de hoca ise ( rahmetli Ahmet Yüksel Özemre) o da Hilmi Ziya ÜLKEN’nin  talebesi  Dr. Toygar AKMAN  ile beşinci boyutun  kapağını açığa çıkarır. Bizde bu kapağı açacak ANAHTARI ortaya çıkardık. Anlamayanların anlamadıklarını.. anlamıyorsa..  bilmeyenler bilmediklerini.. bilmiyorlarsa.. anlama ve bilme arasındaki DÜŞÜNME’nin fazla çalışmadığındandır. <br /><br />Biz bu risalenin üstünde olan İMANBİLİM’inin altında olan YÖNTEMBİLİMİ görmeyerek  yüz yili kaçirdik..  Risalenin üstü iman ise altı yöntemdi.. Üstad bu memleket çok Dekart’ lar çıkaracak diyordu.. çıkmadı.. hem İMAN ile meşgul olundu.. usule yüz verilmedi..  oysa usul esasa mukaddemdi. Diğer taraftan siyasette iktidar ve kitle  partilerinin arabalarını binmek suretiyle.. kendi partimizi kuramadık ve oylarımızı siyasal İslamcılara kaptırdık. <br /><br />Ne yazık ki İmamı Nursî sadece bir medrese hocası ve din alimi gibi görüldü. Tarikatlar gibi bağlılıklar ortaya çıktı.. ve yazılan ve bastırılan ve satılan kitaplarla dünya din ticaretinin bir parçası oldu. Beş vakit namazla ve ramazanla ve mübarek gecelerle islamın geçerli ve yürürlü olacağın  sanıldı.. sadece inanmakla sadece ahlakla  ile her şeyin çözüleceği var sayıldı. Gönüllerde fırsatçıları ve oy ve zaman çalıcıları göremedi<br /><br />İlim ve irfani edinerek cehalet ve inkardan kurtulmak.. fikir ve zikir gafleti izale etmek..  bir ömür boyu sadece içindeki Tanrı Tanımazlık ile savaşarak  sağlanmaz.<br /><br /> TANRI Tanimazligin manayi ismisi ve TANRI  tanirligin manayi harfisini fark edip  fen ile din arasindaki DENGEYI.. dunya ile ahiret arasindaki UYUMU.. solculuk ve sagcilik arasindaki orta yolu yani ONCULUGU  saglaman gerekir. Aksi takdirde VAKIA  suresinden bahsi geçin ashabi şimal ve ashabi yemin üstündeki SABIKUN mesleğini anlayamazsın. <br />Dil ve Din arasında <br />Fen ve Fıkıh arasında<br />Akıl ve Kalb arasında<br />Kadın ve Erkek arasında<br />Dünya ve ahiret arasında<br />Karı ve koca arasında <br />Emek ve sermaye arasında<br />İktidar ve muhalefet arasında <br />Ve sonuçta Muhkemat ve Müteşabihat arasında.. <br />Bulunan denge ve uyuma çok dikkat etmek lazım. Ayet elin sıkı olmasında fakat etrafada saçma yoksa kınanacak hale gelirsin diyor.. muktesid âlimlere tanık tutuyor.. <br /><br /><br />İşte namazlarda elde etmemiz gereken bu ÖNCÜ  Tanrı  Tanıklık  ANLAYIŞI oluşmayinca istikametli ONDERLERİMİZ de ortaya çikmadi.<br /><br /> İRADESİ kontrolsuz menfeatçi ve kurnaz ya da  TELKİN’e açık mukallid ve ezberci bir ZİHİN yüzünden.. akıl geriler.  Böylece  rivayetten dirayete ve riayetten riyasete geçememiş atıl bir AKIL dolayısıyla beyin sağlam ve sağlıklı çalışmaz. Böylece  aklın düşünmesini  çalıştırmayan ve anlamasını  işletilmeyen bir BEYİN..  nedeniyle  BEKLENEN salih  insanlar ve GÖZLENEN halis  islamlar ortaya çikamadi.<br /><br />Ülkemizde Ataturkcu olmak INSANLA..  Nur talebesi olmak İSLAMLA özdeşleştirildi.. dünyanın en orta yeri ve en gelişmiş bölgesi ANADOLU  böyle olursa  kenarlarını.. doğusunu ve batını.. kuzeyini ve güneyini..  insanların nasıl olacağını  sen kendin düşün.. <br /><br />Unutmamalı ki  <br />insan var olur  eşitlik ve çeşitlilikle.. <br />insan yaşar türsellik ve bireysellikle..<br /> insan tanır  tensellik ve tinsellikle..<br />bu suretle  gelenek ve yenilik işlevleriyle insan türü genişler ve gelişir.  <br /><br />İnsanın bu kompleks ve spesifik ve sofistike durumundan dolayı&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yahudiliğin 400 Hristiyanlığın 200 ve Müslümanlığın 100 mezhebi bulunuyorken  bizler dinin bu YORUM’larını ve fennin şu KURAM’larını  anlamadik.. bunları dinle ve bilimle karıştırdık..  yaratiliscilik ve evrimciligi din ve bilim zannettik.. dincilik ve bilimcilik kapanina kisildik..  buna karşin  kendimizi dünyanın en akıllı insanı ve en imanlı islamı zannediyoruz.<br /><br /> Çöken Osmanlının harabesi altında ortaya çıkan TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN etrafa dağılmış Suriye ve İrak ile Mısır ve Arabistan toplayıp Batıya ve Amerikaya.. Rusyaya ve Çine.. ve İRAN’a karşı yeniden  kaldırma  çabaları yapılıyor.. kolaylıklar dilerim. Batı BOP’a hazırlıyor olabilir ancak Anadolu etrafındaki İrandan Yunanistana.. İraktan İsraile.. insan olan insanlar.. HOP.. nerede gidiyorsunuz diye sorabilirler. <br /><br /><br />Çöküşümüzü  falan veya filan ADAMA  bağlamak nasıl yanlışsa kurtuluşumuzu filan ya da filan ADAMA bağlamak aynı şekilde hatalıdır. Senden başka seni ve dünyayı kurtaracak başka birisini bulamazsın.. eğer sen bu işe başlamazsan.  <br /><br />Sadece Risale-i Nur okuyarak.. oradan imanın maneviyatını ve nurunu edinerek.. kişisel yaşantımızı ve bireysel davranışımızı düzeltebiliriz. Ancak bu maneviyat ve nur bizi Kelamullaha ve Rasulullaha götüremiyorsa burada bir sıkıntı bulunuyor demektir.<br /><br /> Nedir bu  sorun ?<br /><br />NAMAZDA okumanın ve  zikrin ve  fikrin  Tanrı TANIRLIĞINDA takılıp  kalıp ZAMANDA ilmin  ve amelin ve emelin Tanrı TANIKLIĞINA geçememek… âlemini diri tutup namaz ve zaman düzlemini ve istikametini düzeltememek..  sıratta mizan ve nizam dikeyini dikememek.. bu yüzden ya ene’yi yırtıp hüveyi göremiyorsun.. ya da ene’nin nurunu görüp zerrenin narını hücrenin seyriyle birleştirip zümrenin sırrını çözemiyorsun. Bu yüzden tanrı tanımaz insanın derdini anlayamıyorsun… <br /><br />Tanri tanimazlikla  ilim yapmaya kalkan insanin durumunu anlamak.. zamanla anlaşılacak bir şeydir.. namazla değil..  Eger öncu isen solun ZAMANINI  da anlarsin.. sagin NAMAZINI da anlarsin. Eğer anlamazsak  böyle birbirimize düsman oluruz<br /><br />Hayatın gereksinimleriyle uğraşıp şuurun arayıcılığına yönelmeyen dünyanın okul ve iş ile  evlilik ve  emeklilik duraklarında kaybolur. Eşi gidince dünyanın yarısı yıkılır. Kitabı elinden alınınca ahreti yıkılır. <br /><br />Varlık tabakalarına bakarsan HAYATIN  altında cemad ve gıdayı bulursun.. ŞUURUN  üstünde  imanı ve gayeyi okursun…<br /><br />İmanın var gayen bulunmuyorsa.. <br />gayen var  imanın bulunmuyorsa <br /><br />bu naktin oluyor gıdan bulunmuyor<br />gıdan oluyor vaktin bulunmuyor..<br />gibidir. <br /><br />Gidan ve Naktin ve vaktin ÖNEMLİ <br />ve sıhhatın ve salahın ve gayen DEĞERLİDİR.<br />Gecici önemli ve kalıcı değerli olanı bir araya getiremezsen iki yakanı da bir araya getiremezsin.<br /><br /><br />Sanırım senin bu saydıklarımdan hepsi bulunuyor da GAYEN bulunmuyor.. <br /><br />dediğim gibi okul ve iş ile  evlilik ve emeklilik sadece bu geçici hayatta gereksinimin olan duraklardır. <br /><br />Amacın bulunmuyorsa İMAN sadece senin YE'SE  düşmeni engeller amma ileri götürmez. <br /><br />Sadece  gıda ve nakit ve vakit  ile  sıhhat ve salahta takılı kalır ve daha ileri gidemezsin. <br /><br />İleri gidemeyince yerinde sayarsın..<br /><br /> yerinde sayarkende bir süre sonra geriye gidersin.. <br /><br />İmamı Nursi “Gaye-i Hayal olmazsa zihin enelere dönüşür” der ve bu tehlikeye işaret eder. <br /><br />İki tür SEVGİLİ olur.. birincisi göz göze geldiğin sevgili.. bu eşindir ve bununla ÇOCUK meyveleri verir.. ikinci tür sevgili aynı amacı paylaştığın eş ve dost ve arkadaşlarınla gerçekleştirdiğin başarılarınızdır. <br />Bence birincisi bulunuyorsa şanslısın.. fakat ikincisini de elde edersen.. şansını ikiye katlarsın.<br />Saygılarımla<br />Sağlıcakla kalınız<br /><br />0Z0<br />Yontembilim.com <br />07.08.2026 üçkuyular İzmir 03:30 10:33 12:36 13:38<br /><img src="uploads/20260910_193944_yba_dolu25.jpg" border="0"><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 19:39</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 19:31:38 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3096&amp;PID=6448#6448</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : cereyanlar</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3096&amp;PID=6447#6447</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> cereyanlar<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2026 Saat 19:29<br /><br /><img src="uploads/20260910_192112_ymmh.jpg" border="0"><br /><br />Yakup ASLAN yazmış<br />Hasan ÖZBEN paylaşmış<br /><br />Yeniden Millî Mücadele Hareketi Üzerine Özet Bir Okuma<br /><br />Yeniden Millî Mücadele hareketini 1970’li yıllarda tanımıştım. Derneklerimiz karşı karşıyaydı, birçoğuyla tanışıyordu. Kimi zamanlar konuşurduk, ama sadece kendileri konuşurdu. Konuşmaları bitince de beklemeden, konuşmanıza fırsat vermeden giderlerdi. Süreç içerisinde defalarca bunu yaşadık. Belli metinleri ezberliyor ve her defasında onları makineli tüfek gibi otomatiğe bağlayıp işleri bitince gidiyorlardı. İslami kesimden gelen itirazlara, sağcı kesimlerin anlayış bulanıklıklarını eleştirerek cevap veren Aykut Edibali dergisinin 16. sayısında "en ideal propaganda eleştirileri görmeyen tekrardır" anlayışıyla zihniyetini dayatması ve sağcılığı savunuyor olması nasıl bir anlayış içerisinde olduklarının özetiydi. Elbette, olayın perde gerisinden haberdar olmayan kendisini yetiştirmiş seviyeli güzel arkadaşlar da vardı. Şimdi… Son günlerde Melih Gökçek’in siyah gözlüklerle ağzında sakızla, “ülkenin efendileri biziz!” hatırlatmasını yaparcasına ifadeye gitmesi onun Yeniden Milli Mücadele rahlesinden geçmiş olmasını yeniden gündeme getirdi.<br /><br />Melih Gökçek, Hizbu’t-Tahrir hareketinin düşüncelerinin millileştirilmiş haliyle oluşturulan Yeniden Milli Mücadele rahlesinden geçmiş bir kişilik olarak da anılmaktadır. Bu oluşumun sıradan bir düşünce ekolü olmadığını serüveninden anlayabiliyoruz. Yeniden Millî Mücadele hareketinin öncülerinden, 1942 yılında Afyon Sandıklı’da doğan Aykut Edibali’nin fikirlerinin ilk olgunlaşmasında Afyon Lisesi’nde görev yapan Fransızca öğretmeni Edip Bey çok etkili olmuştu. Lise yıllarında arkadaşları ile birlikte Afyon'da Hizbu’t-Tahrir’in ders halkaları çalışmalarına katılıyordu. İslami mahfillerde şaşırtıcı gündemler açan Hizbu't Tahrir teşkilatının Afyon'da başlattığı bir "halka çalışması"na bazı arkadaşlarıyla giren Aykut Edibali, Milli Mücadelede Kadroların Vazifeleri adlı kitapta "halka çalışması"nın ismi "Kültür Birliği"dir ve en az üç en çok yedi kişi ile gerçekleştirilir. Yeniden Milli Mücadele kültürünü oluşturan metinlerin yazımında bu halka çalışmalarında edindiği broşür, kitap ve görüşlerden oldukça yararlanmış, aynı şekilde İstanbul'da bulunan milliyetçi mukaddesatçı çevrelerle ile irtibata geçmişti. İsmet İnönü’nün genç yaşta emekli ederek ordudan uzaklaştırdığı eski asker Ziya Uygur’un 5–6 yıl verdiği seminer çalışmaları sonunda hareketin oluşması için şartlar hazır hale gelmişti. Onun İslamcı ve milliyetçi fikirlerinden etkilenen gençler “Mücadele Birliği” derneğini kurdu. Bu sebepten dolayı “İhtilaller ve Siyonizm” kitabının yazarı eski asker Ziya Uygur için Aykut Edibali’nin başını çektiği Mücadelecilerin doğrudan fikir babası, akıl hocası denildi.<br /><br />İlk elde ulusalcılık, batıcılık, laiklik samimi olarak dışlanıyordu, din ile kavmiyetin et ile tırnak gibi olmadığı, ırkçılığın ilk savunucusunun şeytan olduğu vurgulanıyordu; ama yine de Türk milletinin İslam’ın kılıcı olduğu, Osmanlı Devleti’nin İslam devleti olarak üç kıtaya hükmetmesi, mevcut devletin ele geçirilmesi gerektiği gibi düşünceler; ulusal sınırların, ulusal simgelerin ön plana çıkartılması, Türk-İslamcı yazarların tabii müttefikler olarak görülmesi ulusal duyguları okşayan ve canlı tutan eşik aralıklarıydı. Artık "Millet İdeolojisi"nin İslam; "millet" kavramının ümmet olduğuna inandırılan kadrolar, "sağ"ın da Tevhid olduğuna inanabilirlerdi, Zira hareketin fikri lideri şöyle diyordu: "Sol ve sağ ayrımını, sosyal sistemlerin farklılığına değil; insan, kainat, hayat telakkisi ve düşünce metoduna bakarak yapmak gerekir. Bu tespitler kadrolara yaptırılan özel çalışmalarda analiz edilecektir. Ve küfrün tek millet olduğu vurgusu İlmi Sağ sistematiği içinde küfrün solculuk olduğu şeklinde iyice özümlettirilecektir.” Erbakan hocanın her defasında buna benzer bir açıklama ile “Millilikten kastımız şeriatçılıktır” demesinin kaynağı da bu olsa gerek. Aynı şekilde o dönemin ders halkalarında sürekli olarak “ABD’nin ehli kitap ve sağcı, Kuran’a göre Müslümanların da sağcı oldukları” vurgusu yapılıyordu.<br /><br />1964 senesinde Afyon'da kültür faaliyeti yürüten Aykut Edibali ve Yavuz Arslan Argun'un, Konya'da faaliyet gösteren Necmettin Erişen, İrfan Küçükköy, Mevlit Baltacı, Kemal Yaman, Mevlit Faruk İslamoğlu, Ziya Yürekli, Hasan Elmas ve Mehmet Aydın grubu ile yakın düşüncelere sahip olduklarının anlaşılması üzerine hareketin temelleri atılmıştır. 1967 senesinde harekete "Mücadele Birliği" ismi verilmiş, 4 Ekim 1976 Konya'da Tarihi Karar Mitingi Milli Mücadelecilerin kodlarının ilk olarak görünür olduğu bir miting olarak tarihe geçmişti. Konya'da düzenlenen "Milli Mücadele Mitingi"nde artık "Yaşasın Milli Ordu", "Yaşasın Milli Devlet" diye bağırılmaya başlanarak açıkça ulusal endişeler dillendirilmeye başlanmıştı. Bu noktadan sonra, Osmanlıdaki sürecine uyumlu bir şekilde İslamcılık ile ulusalcılık iç içe geçirilmeye başlanır.<br /><br />İslamcılıktaki belirsizliğin, tutarsızlığın temelinde bu düşüncelerin büyük etkisi olmuştur. Yeniden Milli Mücadele eğitimi için, ders halkaları başta olmak üzere her imkandan istifade ediliyordu. O dönemde Selçuklulardan kalma Sahip Ata Camii bir nevi illegal teşkilat ve eğitim merkezi gibi kullanılıyordu; ama bu aktiviteyi organize edenlerin önde gelenlerinden ve aynı camii'nin imamı Necmettin Erişen, devrin ünlü Konya Müftüsü Tahir Büyükkörükçü'nün hışmına uğruyor ve "Kadızadeler" yaftasıyla iki-üç defa sürgüne yollanıyordu.<br /><br />Yeniden Millî Mücadele olarak da anılan Mücadele Birliği, 1960'lı yılların sonlarında İslamcı, anti-komünist ve milliyetçi öğrenciler tarafından başlatılan Hizbu’t-Tahrir radikal düşüncelerinden beslenen aşırı sağcı bir siyasi harekettir. Üyeleri, toplumda "mücadeleci" olarak anılırdı. Yeniden Millî Mücadele Hareketi, Türkiye'deki mevcut düzenin, "Judeo-Grek menşeili kapitalist sistem" olduğu düşüncesiyle kapitalizm, komünizm ve siyonizm'e karşı "İslam düşüncesini" hakim kılma mücadelesini verdiklerini dillendiriyorlardı. Toplumsal sorunların çözümü için, entelektüel bir bakış açısı geliştirmek ile Türk-İslam kültürünün derinliklerine inmenin sorunları çözmede etkili olacağını, bu kültürü oluşturan parametreleri sistematik biçimde inceleyerek sorunlara alemşümul yanıtlar verebilen bir aksiyon kılavuzu geliştirmenin dünyadaki sorunları çözmede de örneklik teşkil edeceğini savunuyorlardı.<br /><br />Hareketin kurucularından İrfan Küçükköy hareketin kuruluşunu Ellinci Yılımız adıyla yayımlanan yazısında şu şekilde anlatmıştır:<br />"Bu hareket, Hukuk Fakültesinde okuyan, yirmi iki yaşında iki gencin, Aykut Edibali ve Yavuz Aslan Argun’un, İhsan Ramiz Bayram aracılığıyla, “birlikte mücadele etmeye”, aynı yaşlardaki biz Konyalıların davetiyle, görüşmelerden sonra bizim azimli, içten, umutlu kararımızla başlamıştır. Bunlar, ben İrfan Küçükköy, Mevlit Baltacı, Mustafa Alptekin(aktif olmadı), Kemal Yaman, Mevlit Faruk İslamoğlu, Hasan Elmas, Mehmet Aydın (İlk senelerde ayrıldı) idik. Aynı yıl içinde bize, talebesi Ali Erdoğan aracılığıyla Seyyit Ahsen hoca dahil oldu. Bir sene içinde Konya’dan Necmettin Erişen harekete katıldı ve Adana’yı Konya’ya taşıdı. Gaziantep’te lise öğrencisi iken harekete dahil olan Melih Gökçek, Üniversite’yi kazanmasıyla Ankara’ya geldi, rehberliğe başladı. İstanbul’da Yılmaz Karaoğlu ve başka illerde, başka genç önderler dahil oldular. Böylece hareket başladı."<br /><br />Yine hareketin kurucularından olan Necmettin Erişen bu dönemi şöyle açıklar:<br />"Milli Mücadele başlangıç itibarıyla İslam'a gönül vermiş arkadaşlar tarafından kurulmuştur. Bu arkadaşlar hem ibadi, hem fikri, hem siyasi olarak İslam öğretilerine göre yaşamaya azmetmiş arkadaşlardı. İslam'ı anlamak ve anlatmakla kendilerini görevli sayıyorlardı. Komünistlerin hücre, masonların loca faaliyetleri vardı. İslam'ı yozlaştırma amacını güden birçok kulüpler, gizli ve açık faaliyet gösteriyorlardı. Türkiye'de İslam'a düşman devletlerin ajanları faaliyet gösteriyorlardı. Türkiye'de insanların İslam'dan uzaklaşabilmeleri için birçok gayret gösteriliyordu. Bunların önüne çıkabilecek ve onlardan çok daha güçlü olabilecek bir faaliyetin yapılmasının gerekliliğine inanıyorduk. Muhammed küfrün göbeğinde, çok daha azgın olan insanların arasında nasıl çalışmışsa, nasıl başarıya ulaşmışsa biz de başarılı olup, cahiliyeyi yenebilirdik.”<br /><br />Sancak olarak isimlendirilen şubelerin Anadolu'da yayılması ile hareket ulusal bir nitelik kazanmıştır. Adana, Erzurum, Diyarbakır, Afyon, Çorum, Bursa, Gaziantep, İzmir, Adapazarı, Ankara, Konya, Van gibi illerde sancaklar etkin faaliyet göstermişlerdir. Yeniden Millî Mücadele, dünya tarihi boyunca kainat ve hayatı izaha çalışan çeşitli modeller kurulduğunu ve bu modellerin birbirleriyle doğaları gereği sınırsız ve topyekûn bir çatışma halinde olduğunu ifade etmiştir. Yeniden Millî Mücadele'ye göre İlmî Sağ; milletimizin buhrandan kurtuluş mücadelesinde millî vasıf taşıyan bütün kadrolara ve bu milletin evladı olduğunu hisseden bütün vatanperverlere teorik ve pratik bir rehberlik vazifesi yapmak üzere ortaya koyulmuş bir tezdir.<br />Ardılı Islahatçı Demokrasi Partisi, Millet Partisi, Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı, Haksöz, Araştırma ve Kültür Vakfı gibi birçok alanda bu kadroların faaliyet gösterdiği ve bir kısmının tamamen Yeniden Milli Mücadele hareketinden koptuğu bilinen bir gerçektir. Ancak ideoloji, geliştirmiş oldukları refleks, milletçilik savunmaları bilinç altından kimi zaman pratiğe de yansımaktan geri durmuyor. İslamcılık, anti-komünizm, Türk milliyetçiliği, anti-emperyalizm ve devletçilik düşüncenin kadim zamanlardan beri süregelen ritüeli olmuştur. Başlangıçtaki slogan(lar): “İman Et, Mücadele Et, Zafer Senindir!” şeklinde özetlenebilir. Mücadele Birliği 1970 sonlarında partileşme aşamasında çeşitli sebeplerle bölünmüştür. Bu bölünmelerin ardından, aralarında hareketin lideri Aykut Edibali'nin de bulunduğu bir grup mücadeleci "Islahatçı Demokrasi Partisi"ni (IDP) kurmuş ve ilerleyen süreçte IDP, üç partinin kendisine dahil olması ile "Millet Partisi" adını almıştır. Necmettin Erbakan’ın ve Alparslan Türkeş’in siyaset sahnesinde olmadığı bir dönemde Yeniden Millî Mücadele Hareketi İslami ve millî duyarlılığın topluma ulaşması noktasında oldukça etkili oldu.<br /><br />Değişik kitap yayınlarının yanında düşüncelerini topluma anlatabilmek için bir dergi de yayınlıyorlardı. Millî Mücadele Dergisi’ni haftalık siyasi dergi olarak 18 Mart 1980’e kadar 528 sayı yayımlandı. Yeniden Milli Mücadele Mecmuası" 1967’de kurulan "Mücadele Birliği" adlı legal görünümlü bir teşkilatın görevlendirilen mensupları tarafından 3 Şubat 1970 yılında haftalık olarak çıkartılmaya başlandı. Dergi, Milli Mücadele'nin sadece askeri başarı ile sınırlı kaldığı ve milletin fikri, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda yeniden bağımsızlığının ve kurtuluşunun sağlanması vurgusuyla Mücadele Birliği kurucuları tarafından oluşturulan "Yeniden Milli Mücadele Hareketi"nin sözcülüğünü üstlenen bir kadro dergisi olarak bu boşluğu doldurma çabası içerisinde olacağı vurgulanıyordu.<br /><br />Aykut Edibali tarafından her hafta kaleme alınan başyazılar, güncel ideolojik muhtevası ile gündem oluşturmaya çalışıyordu. Ve bu makaleler kadroların haftalık eğitim programlarında belirleyici bir role sahipti. Ayrıca derginin ilk yılında büyük şehirlerin işlek merkezlerinde de slogan ve vurgulu anlatımlarla adeta gösteriyi andırır bir şekilde dergi tanıtım ekipleri tarafından satışlar yapılıyordu. Sol akımların gündemde olduğu o günlerde yapılan bu tür dergi satışları ilgiyle karşılanıyor, gezici tanıtım ekiplerinin satış yaptığı gezilen il ve ilçelerde yeni ve duyarlı birçok insanla irtibat kuruluyordu. Derginin tirajı, 12 Mart askeri darbesine kadar, caddelerde elden açık tanıtımla satıldığı zamanlarda daha da büyüyordu. Toplam on altı sayfa olan Yeniden Millî Mücadele dergisi, büyük boy olarak hazırlanmış ve ön-arka kapak sayfaları resimli ve renkli olarak basılmıştır. Derginin son dönem tirajı 25.000 civarındaydı.<br /><br />Bunların yanında hareketin fikri lideri konumundaki Aykut Edibali tarafından kaleme alınan "Buhranlarımız" adıyla bilinen teksir notları Yeniden Millî Mücadele kadrolarına hareketin fikri ve siyasi hedefleri konusunda genel bir çerçeve verirken; yine aynı kişinin daha sonra "Milli Mücadelede Kadroların Vazifeleri" adıyla kitaplaştırdığı bir çalışma ile de kadrolara teşkilatçılığın ilkeleri, düşünce seyri ve toplumla nasıl ilişkiye girileceği öğretiliyordu.<br /><br />Yeniden Milli Mücadele dergisinin yayımlandığı dönemde, Mehmet Çetin, Cemil Meriç gibi fikir adamlarını ve güçlü kalemleri bünyesinde barındırmayı başarmış ve işlediği ilmî sağ tezi ile Türk siyaset sahnesine katkı sağlayacak yeni politik hat çizmiştir. Yeniden Milli Mücadele dergisinin ilk sayısından 22. sayısına kadar ön arka kapakta tefrika edilen İlmi Sağ adlı incelemeye göre “ideolojilerin özgünlüğü ve inhisarcılığı söz konusudur. Ve tüm sosyal çatışmalar ideolojiler arası çatışmalardan doğduğu, çatışmaların son bulması uzlaşmayı değil, hakim ideolojinin kabul görmesiyle mümkün olacağı. Bir asırdan beri de Avrupa menşeli nizam, aksiyon ve anlayış şekilleriyle İslam birleştirilmeye zorlanmıştır.” deniliyordu… Türkiye'nin 1946'da başlayan demokratikleşme sürecinde Müslüman kesimlere bulaştırılan sağcılık; devletçi, Türkçü, muhafazakar, milliyetçi-mukaddesatçı bir kimliği oluştururken, tüm bu yaklaşımları aşan bir söylemle kavram zorlanıyor ve sağcılık saf, arı, muhkem kullanımıyla İslam olarak topluma sunuluyordu. 1960'lı yıllar Türkiye'sinde Müslümanların gündemini belirlemeye başlayan tevhidi uyanış "küfrün tek millet" olduğunu, asıl çatışmanın kafirlerle Müslümanlar veya tevhit ile şirk arasında olduğunu söylerken; Hizbu't-Tahrir hareketinin "İslam Nizamı", "Mefhumlar", "Tefekkür" gibi kitaplarından adeta iktibas edilen tespitlerle çatısı oluşturulan İlmi Sağ'da inanç ve ideolojiler mana itibariyle tevhit ve şirk ekseni etrafında iki temel kutupta ayrıştırılırken; lafız olarak kapitalistlerin, komünistlerin veya faşistlerin sıfatı sol, Müslümanların sıfatı sağcılık olarak belirlenmeye çalışılıyordu. Millet ideolojisi yanında bir de "Milli Devlet" vurgusu tutturulmuştu. Laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahiplenilmesine, İslam olarak takdim edilen sağcılık anlayışının egemen ve yaygın batıcı sağ anlayışın içine monte edilmesine rağmen; inandırılmış kadrolar ve Yeniden Millî Mücadele dergisinin yazı heyetindeki çoğu insan konumlarını sorgulamak yerine, bu yaklaşımlara İslami çerçeve oluşturmak ve fikri lider Aykut Edibali'nin İslami kimliğine duydukları sonsuz güveni tazelemek çabası içinde oyalanıyorlardı. Zira ilk yıllardaki sorgulama ve tahkik zihniyeti, teşkilat bağı ve disiplini adı altında manipüle edilerek taklitçiliğe, bağlılığa ve söyleneni sorgulamadan kabullenmeye dönüştürülmüştü.<br /><br />Yeniden Millî Mücadele dergisinin dergisinde yayınlanan "İlmi Sağ", "İnkılap İlmi" gibi temel metinlerin çatısı Hizbu't-Tahrir'in kitaplarındaki tespitlerden yararlanılarak oluşturulduğu halde; daha önce Konya Milliyetçiler Derneği'nce Hizbu't-Tahrir aleyhinde çıkarttırılan bildiri seneler sonra tekrar dergide neşredilip gündeme getirilerek bu İslami teşkilata "Yalnız ve sadece Amerikan düşmanıdır", "Rus dostudur", "Bu alçaklar Türk düşmanıdırlar. Yavuz Sultan Selim ve diğer Müslüman Türk büyüklerine hakaret ederler" şeklinde sert eleştiriler yaparak, karalanmaya çalışılmaktadırlar.<br /><br />Hizbu't-Tahrir de en az Yeniden Milli Mücadele hareketi kadar ilginç düşüncelere ve geliştirmiş oldukları retoriklere sahiptir. Hizbu't-Tahrir geleneğinden gelen Ercümen Özkan’da görüldüğü gibi, entelektüel bir derinliğe sahip olmakla birlikte, “bizim bildiğimiz mutlak doğrudur” anlayışıyla düşünce asabiyetini, agresifliğini her alanda görmek mümkündür. Oluşumunda, gelişmesinde müphem alanları omuzlayan Hizbu't-Tahrir'in tepkisel bir tavırla ortaya koyduğunu İslam Hilafeti'nin 1923 yılına kadar devam ettiği, Osmanlı sultanlarının İslam halifesi oldukları ve Osmanlı Devleti'nin İslam Devleti olduğu vurgusunu, "Hizb-i Kitleleşme" kitabında açık bir şekilde dilendiriyor ve mücadelelerinin bu eksende sürdüğünü vurguluyorlar.<br /><br />Yeniden Milli Mücadele dergilerinde ezber bozan düşüncelere yer vermekten de çekinmiyorlar. Çoğu kez bu sadece düşüncede kalmıyor, pratiklerinde de görünür oluyordu. İnkılap İlmi'nde gösterildiği gibi millet ideolojisine düşman ve Türkiye'ye egemen kapitalist ideolojinin iktidar aracı olan devletin istihbarat birimi MİT, "İlmi Sağ" şablonuna ihanet edercesine güncel kullanımıyla sağ ve sol kanat şeklinde ayrıştırılıp, sağ kanadın savunulması yapılmaya başlanıyor. Şöyle deniliyor: "İstihbarat fonksiyonu olmayan bir cemiyet yaşayamaz... Bugün içinde bulunduğumuz vahim durumda bilhassa MİT'in son derece verimli çalışmasına muhtacız. Bu da ancak MİT bünyesine sızabilmiş 'Milli'lik vasfına uymayan ajanların tasfiyesi ile mümkündür."<br /><br />Artık dergiye kapak olan başlıklarla "Devletimiz Yaşayacak, Düşmanları Kahrolacak"sa mevcut düzen açısından tehlikeli kabul edilen herkes MİT'e ve hatta Özel Harp Dairesi'ne ihbar edilebilir. 15 Temmuz olaylarının ardından İslamcıların oluşturduğu gruplarda buna benzer bir ihbarcılık organizesinin kaynağı da bu anlayış olmalıdır. İşin ilginç noktası yıllar sonra yazılan bazı anılarda gerek Ziya Uygur, gerek Mehmet Emin Alpkan gerekse Kemal Cabioğlu’nun İstihbaratçı ve devlete yakın isimler olarak anılmalarıydı. Kısacası Aykut Edibali ve Milli Mücadele kadrosu işte bu derin isimlerin ilgisi devletin bilgisi dahilinde büyütüldü. Milli Mücadele Örgütü, General Kenan Evren’in öncülüğünde gerçekleşen 1980 darbesi sonrasında, özellikle de ilik ilkelerin terk edilip, siyasi alana sıkışmasıyla zayıflayarak büyük oranda gündemden düştü.<br /><br />Afyon'da kültür faaliyeti yürüten Aykut Edibali ve Yavuz Arslan Argun'un, Konya'da faaliyet gösteren Necmettin Erişen, İrfan Küçükköy, Mevlit Baltacı, Kemal Yaman, Mevlit Faruk İslamoğlu, Ziya Yürekli, Hasan Elmas ve Mehmet Aydın grubu ile temas etmesiyle hareketin temelleri atılmış, daha sonrasında yeni kadrolar da bu harekete katılmıştı. Bu isimler arasında gazeteci yazar Taha Akyol da vardı. Aykut Edibali’nin öncüsü olduğu bu teşkilat Taha Akyol’un yanı sıra geçmişte Melih Gökçek, Ahmet Taşgetiren, Halil Şıvgın, Ali Müfit Gürtuna, Atilla Yayla, Burhan Özfatura gibi pek çok gencin yetişmesini sağlamıştı.<br /><br />Aykut Edibali’nin 1960’ların sonunda kurduğu Yeniden Millî Mücadele Hareketi, Türk siyasi ve entelektüel hayatı için adeta bir okul vazifesi görmüştür. Bu harekette yetişen, doktriner ve organizasyonel bir eğitimden geçen pek çok isim, sonraki yıllarda Türkiye’nin siyaset, basın, akademi ve düşünce dünyasında çok önemli yerlere gelmiştir, geliyorlar.<br /><br />Yeniden Millî Mücadele Hareketi'nden yetişerek kamuoyunda tanınan en bilindik bazı isimler şunlardır:<br /><br />Siyasette Tanınan İsimler<br /><br />• Abdullah Gül Ak Parti kurucularından, eski cumhurbaşkanı, siyasetçi.<br />• Recai Kutan MSP, RP kadrolarından. Eski, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, İmar ve İskân Bakanı siyasetçi.<br />• Cemil Çiçek: Eski TBMM Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Adalet Bakanı.<br />• Melih Gökçek: Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı.<br />• Ali Müfit Gürtuna: Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı.<br />• Halil Şıvgın: Eski Sağlık Bakanı.<br />• Burhan Özfatura: Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı.<br />• Gaffar Yakın: Eski Devlet Bakanı.<br />• Altan Tan: Eski Diyarbakır Milletvekili ve yazar.<br />• Ahmet Davutoğlu: Eski başbakan, siyasetçi<br /><br />Basın, Medya ve Düşünce Dünyasında Tanınan İsimler<br /><br />• Taha Akyol: Gazeteci, yazar ve hukukçu.<br />• Ahmet Taşgetiren: Gazeteci, yazar ve Star/Karar gazeteleri köşe yazarı.<br />• Hüseyin Gülerce: Gazeteci, yazar ve eski Zaman gazetesi genel yayın yönetmeni.<br />• Necmettin Turinay: Edebiyat tarihçisi, yazar ve akademisyen.<br />• Mustafa Ruhi Şirin: Çocuk Vakfı Kurucusu, yazar ve şair.<br /><br />Akademi ve Fikir Dünyasında Tanınan İsimler<br /><br />• Prof. Dr. Mustafa Erdoğan: Anayasa hukukçusu ve akademisyen.<br />• Prof. Dr. Atilla Yayla: Liberal düşünür, siyaset bilimci ve akademisyen.<br />• Hamza Türkmen: Yazar, aktivist ve Haksöz dergisi çevresi isimlerinden.<br />• Ömer Vehbi Hatipoğlu: Eğitimci, yazar ve siyasetçi.<br />Bu kadrolar, özellikle 1970'li yılların ideolojik kutuplaşma ortamında Aykut Edibali'nin "İlmi Sağ" ve "Millet İdeolojisi" doktrini etrafında sıkı bir eğitim almış, 1980 darbesi sonrasında ise yolları ayrılmıştır. Ayrılan isimlerin büyük kısmı sonraki dönemlerde Anavatan Partisi (ANAP), Refah Partisi (RP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) gibi merkez sağ ve muhafazakâr partilerin kurucu veya yönetici kadrolarında yer almıştır.<br />Sanırım şimdilik bu kadarı yeterli gibi<br /><br />dedim ki:<br /><br /><br />Teşekkür ederim.. İmamı Nursi.. Süleyman Tunahan.. Hüseyin Hilmi  Işık.. Mehmet AKİF..  Abdulhakim Arvası.. Kadiri  ve Nakşi şeyhleri.. Bu arada  Necip Fazıl.. Aykut Edipali.. Sezai KARAKOÇ..  Nurettin Topcu Erol Güngör.. ve özellikle Hilmi Ziya ÜLKENgibi değerli entelektüel kişilikler..  ülkemizde DİNDARLIĞIN temsilcileridir.. aynı zaman Osmanlı imparatorluğununda.. bu muhterem zatların hizmetleri süzüle süzüle sağ partiları ortaya çıkarmış ve pek çok kimsenin heder olmasını önlemişlerdir. Rabbimiz hepsinden razi olsun. Amin. osmanziya ]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 19:29:28 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3096&amp;PID=6447#6447</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : cereyanlar</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3096&amp;PID=6446#6446</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> cereyanlar<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2026 Saat 18:15<br /><br />ulusal sol ve sağ CEREYANLAR<br />uluslar arası kapitalist ve sosyalist masonlar ve marksist AKIMLAR<br />DİL VE DİN İLE EMEK VE ÖZGÜRLÜĞÜ<br />Partilerini paravana ve ideolojilerine paratoner eden PARALİSTLER<br /><br /><img src="uploads/20260910_193833_25012022.jpg" border="0"><br /><br /><br /><img src="uploads/20260910_180341_adnan_menderes.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br /><br />Niyazi aksit hoca<br />Etrafım Masonlar tarafından kuşatıldı...<br />Bir Başbakan böyle ağladı.<br />Cevat Akşit Hoca'nın henüz 17 yaşında iken merhum Başbakan Adnan Menderes'ten duyduğu acı gerçek.<br />Cevat Akşit Hoca, merhum Başbakan Adnan Menderes ile ilgili çok çarpıcı bir anısını şöyle anlatıyor :<br />" İmam Hatip okullarının yüksek kısmının açılması ile Türkiye genelinde yoğun bir istek vardı. <br />İmam Hatip dernekleri birleşerek merhum Menderes'i ziyaret etme kararı almışlar, 17 yaşımda olmama rağmen randevu için benim aracı olmamı istemişlerdi.<br />Heyetle Ankara'ya gittim, durumu Menderes hükümetinde Grup Başkan Vekili olan amcam Baha Akşit'e iletim. Menderes o sıralar kimse ile görüşmüyordu. İhtilalin ayak sesleri duyulmaya başlamıştı.<br />Menderes demiş ki ; ' Yahu Baha, kimseyi kabul etmiyorum ama İmam Hatiplilere de hayır diyemem ki. Gece saat 10' da Başbakanlığa değişik kapılardan birer ikişer gelsinler.'<br />Saat 10' a doğru Başbakanla görüşeceğimiz odaya girdik. Saat 10' da Başbakan geldi. Konya İmam Hatip Lisesi Müdürü Bekir Elam sözcümüzdü. O kalktı üç cümle kurdu. Menderes ' Lütfen oturun beyefendi ' dedi. <br />Bir başladı konuşmaya.<br />Türkiye' de ki komünist faaliyetleri, bölücü faaliyetleri, masonik faaliyetleri bir bir anlattı.<br />Dedi ki;<br />' Benim müsteşarım Masonların reisi. Beni bu kadar bunalttılar, etrafımı çevrelediler. Ben Müslümanım. Türkiye'nin de ayakta kalmasının teminatı İslâm'dır, imandır.<br />Eğer biz bugün ayaktaysak, beyaz bir örtülü ninenin kucağında veya aksakallı bir dedenin kucağında büyümüş bir nesil olarak ayaktayız.'<br />Ama nasıl ağlıyor. Hüngür hüngür ağlıyor.<br />' İmansız, İslâmsız yaşanmaz. Hayatım pahasına da olsa, İmam Hatip okullarının yüksek kısmını açacağım. Arkadaşlarım beni desteklemiyor, laikliğe aykırı görüyorlar, yalnızım arkadaşlar ' dedi.<br />Böyle iki saat konuştu. Ağladı, ağlattı herkesi. Görüşme bitti çıkacağız. Kimseye elini öptürmedi. Ben en son kaldım. Kafaya koydum elini öpeceğim. 17 yaşındayım acı kuvvetim var.<br />Menderes sportmen bir adamdı. Koca koca elleri vardı. Tam ben öpecekken elini çekmek istedi. Delikanlıyım tuttum çevirdim, elini öptüm. Sırtımı okşadı ; ' Aferin, aferin 'dedi.<br />Hiç unutamayacağım yanaklarımdan öptü. "<br /><br /><img src="uploads/20260910_180247_cevat_akşit_hoc.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br />Niyazi AKŞİT Hoca Fetuhullah Gülen'in ölümünden en az yedi yıl önce bir konuşmasında Gülen öldü ve yahudi mezarlığını gömüldü demişti.. biz de Hanımla inanmıştık..  Fakat bu anlatımını uyduracağını sanmıyorum.  <br /><br />Nasyonal kürtler ya da başka kavimler ve sosyalist komünistler ve kapitalist masonlar DİNDARLARLA beraber KÜRESEL AKIMLAR.. bunları ve etkilerini yok sayamayız. ve bunlar her ne kadar birbirlerini ortadan kaldırmaya çalışsalar da bin yıldır başarılı olamadılar.<br />Bu durumda ne yapacağız ?<br />Bu hiç düşünmeyen.. çünkü hep inanan kimseler çözüm üretemezler.. kendilerini sürdürmeye çalışmaktan başka.<br />Öyle ise dünyaya yön veren nebiler ve veliler ile deliler ve dahiler acilen bir araya gelmeleri gerekiyor<br />Nasıl geleceklerini ben kırk yıldır hazırlıyorum.<br />Siz akıllılar buna inanmazsınız amma bu böyledir.<br />Bazıları olunca görür bazıları olmadan görür. <br />0Z0<br />Saygılarımla<br />osmanziya 10.09.2026<br /><br />Bu harita zihni gösteriyor.<br /><br /> <img src="uploads/20260910_181404_t=suur00.jpg" border="0"><br /><br />Fakat bu haritayı incelemek size zor gelir.. siz HAZIR açık ve seçik  yazılar ve yönergeler&nbsp;&nbsp;&nbsp;SEHİL kolay ve çabuk  çareler  ANLAŞILIR  ucuz ve bol  çözümleri istersiniz. Zaten sıkıntı da burada hazır cennet.. hazır ütopya.. hazır saraylar.. gibi kolaylıklar beklemek bizi daha çok zora sokuyor. Onun için ben baştan ZOR ile başladım. <br /><br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 19:39</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 18:15:06 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3096&amp;PID=6446#6446</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : dunya metaı</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6445#6445</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> dunya metaı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2026 Saat 12:15<br /><br />Bazen insanları şamar oğlanı ya da günah keçisi dediğimiz pek çok faktörler ve aktörleri içerisinde bazılarını öne almak ve gerek batıran deccaller ve gerek kurtaran mehdiler oluşturmak gerekiyor. Benim şamar oğlanım MASONLARDIR ya da israil.. günah keçimde MEHDİ BEKLEYENLER ya da iran.. bu ikisinin birbirine düşman halleri.. "Küresel Efendiler"in manüplasyon ya da algı operasyonu ya da toplumu hipnotize etme.. gibi sorunu ve çözümü tek "bileşen"e indirgeme gayreti.. bizleri rahatlatır. Bende GDD ini GDDY ye bağlarım. Bunlar zihne kolaylıktır. Oysa her birimizin yapıcı ürünü kadar onuru ve yıkıcılık payı kadar sorumluluğu bulunur. Yapıcı ve yıkıcı kutuplar arasında denge bir yana doğru eğildiğinde yaz mevsimi ya da kış mevsimi başlar. Şimdi son bahardayız.. bir kış geliyor.. ancak ardından yine yaz gelecek İnşaallah.<br /><br /><br />İnsanlar hazır para ve hazır kadın ve hazır erkek gibi hazır çözümleri de yeğlerler.. ülkeyi iktidar ya da muhalefetin yani PARTİLERİN kurtaracağını sanırlar.. sizi bu konuda bazı BİLGE ye da BİLGİNLERİN inisinasyonu ya da illüminasyon olarak alabilirsiniz.. oysa partiler ardık çağımızda ikincil konuma geçtiler.. yarın yapay zeka karşısında bilginlerde o duruma düşebilirler.. belki de günümüzde dünyayı götüren sadece uluslararası şirketler ve bunların az sayıda sahipleri olan küresel efendiler.. onların dediği olur. Devleti idare edenler de onların TAŞARONLARI durumundadırlar. Devlet başkanları da ülkenin ve ulusun imkanlarını bu küresel efendilere pazarlarlar. Bu kurulmuş ve hazırlanmış ve bu hale gelmiş durumlar onların suçu değildir. Onlar bize ben ye da sen gelsen.. o konumda biz fazla farklı bir şey yapamayız. Ancak bu durumu kabullenmek umutsuzluk değildir. Sorunu nasıl bu hale geldiğini ve nasıl çözüleciğini sukunetle tartışmak gerekiyor. Bizim acelemiz bulunmuyor.. şirketlerin ve partilerin olmayabilir amma bilgelerimizin ve bilgilerin bol vakti oluyor. Yeter ki düşünmek ve anlam ve inanmak için vakit ayır.. eğer daha önce okumak ve yazmak ve öğrenmek için vakit ayırdıysan.. ayırmadıysan sana üç kitab ismi vereceğim; Yaşam 3.0.. İnsanlık 2.0 ve Neksus bu kitaplar çözümü göstermek.. sorunu çözmek.. sorunu çözmek için senin Günlük Dilin Düz Yazısından kurtulabilmek gerekir. <br /><br />Saygılarımla 0Z0 yontembilim.com 09092926 14:10<br /><br /><img src="uploads/20260910_121518_t=arzu.jpg" border="0"><br /><br />Bazen insanları şamar oğlanı ya da günah keçisi dediğimiz pek çok faktörler ve aktörleri içerisinde bazılarını öne almak ve gerek batıran deccaller ve gerek kurtaran mehdiler oluşturmak gerekiyor. Benim şamar oğlanım MASONLARDIR ya da israil.. günah keçimde MEHDİ BEKLEYENLER ya da iran.. bu ikisinin birbirine düşman halleri.. "Küresel Efendiler"in manüplasyon ya da algı operasyonu ya da toplumu hipnotize etme.. gibi sorunu ve çözümü tek "bileşen"e indirgeme gayreti.. bizleri rahatlatır. Bende GDD ini GDDY ye bağlarım. Bunlar zihne kolaylıktır. Oysa her birimizin yapıcı ürünü kadar onuru ve yıkıcılık payı kadar sorumluluğu bulunur. Yapıcı ve yıkıcı kutuplar arasında denge bir yana doğru eğildiğinde yaz mevsimi ya da kış mevsimi başlar. Şimdi son bahardayız.. bir kış geliyor.. ancak ardından yine yaz gelecek İnşaallah.<br />İnsanlar hazır para ve hazır kadın ve hazır erkek gibi hazır çözümleri de yeğlerler.. ülkeyi iktidar ya da muhalefetin yani PARTİLERİN kurtaracağını sanırlar.. sizi bu konuda bazı BİLGE ye da BİLGİNLERİN inisinasyonu ya da illüminasyon olarak alabilirsiniz.. oysa partiler ardık çağımızda ikincil konuma geçtiler.. yarın yapay zeka karşısında bilginlerde o duruma düşebilirler.. belki de günümüzde dünyayı götüren sadece uluslararası şirketler ve bunların az sayıda sahipleri olan küresel efendiler.. onların dediği olur. Devleti idare edenler de onların TAŞARONLARI durumundadırlar. Devlet başkanları da ülkenin ve ulusun imkanlarını bu küresel efendilere pazarlarlar. Bu kurulmuş ve hazırlanmış ve bu hale gelmiş durumlar onların suçu değildir. Onlar bize ben ye da sen gelsen.. o konumda biz fazla farklı bir şey yapamayız. Ancak bu durumu kabullenmek umutsuzluk değildir. Sorunu nasıl bu hale geldiğini ve nasıl çözüleciğini sukunetle tartışmak gerekiyor. Bizim acelemiz bulunmuyor.. şirketlerin ve partilerin olmayabilir amma bilgelerimizin ve bilgilerin bol vakti oluyor. Yeter ki düşünmek ve anlam ve inanmak için vakit ayır.. eğer daha önce okumak ve yazmak ve öğrenmek için vakit ayırdıysan.. ayırmadıysan sana üç kitab ismi vereceğim; Yaşam 3.0.. İnsanlık 2.0 ve Neksus bu kitaplar çözümü göstermek.. sorunu çözmek.. sorunu çözmek için senin Günlük Dilin Düz Yazısından kurtulabilmek gerekir. Saygılarımla 0Z0 yontembilim.com 09092926 14:10<br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 13:51</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:15:45 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6445#6445</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : dunya metaı</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6444#6444</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> dunya metaı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2026 Saat 12:12<br /><br />Cuma ÖZÜSAN ağabeyim <br /><br />Bana ne kadar aykırı ve ters gelirse gelsin hiçbir fikre kızmıyorum. Yeter ki o fikre bir çaba sonucu varılmış olsun.<br /><br />deyince dedim ki:<br /><br /><br />Fikir ve ZİKİR ile LAFIZ ve ma'na ayrımı yapıp bunları tanımlayabilir miyiz ? Ya da başka bir ayırıp yapıp bileşenleri tanımlamaya kalksak bunu ne ile yapmış oluruz ? Fikir le mi.. zikirle mi ? Ma'na ile mi lafız ile mi ?<br /><br /><br />Elbette hayatın fark etmesi ve şuurun kadr etmesi zemininde yükselen aklında istikra ve istihrac ile istintacı ve istinbatının kökeni muhakeme ve mukayeseler.. muhammele ve mukabeleler bulunur.. eski bu konuda çok şey söylemişler ve yazmışlardır.. biz bunların gafili ve cahili ve hatta münkeriyiz. Şakır şakır ingilizce konuşur ve hatta düşünüyoruz.. birde uzmanlığımız konusunu da iyi öteriz.. lakin insanın temelleri konusuna geldiğimizde OSMANLICA ve arapça ve farsça konusunda dut yemiş bülbüle döneriz. Nitekim bende uzmanlığım olan YBA konusun bülbül gibi şakıyorum lakin Arapça ve Farsça Kur'an okuma nedeniyle bir de anlayabilirsem bu dilleri uzmanlığım bulunmadığım dilim lal oluyor. Maalesef insanlar bin yıllardır DİL içinde skolastik bir PHILOLOJİ de boğuldular ve doğmatik bir TEOLOJİ içinde hapsoldular. Belki bununla mantık tabanını dayanan insana ilişkin kadim bilgelik ile çağdaş dünyanın evrene ilişkin ve matematik tabanlığı bilginliği de hazırladılar.. lakin son üç yüz yıl ve özellikle geçen yüzyılda DİN ile bağlantı kesilerek ve özellikle din düşmanlığı ile iş zıvanadan çıktı. Ve benim gibi ağzı olanın konuştuğu bir internet uzantısı sosyal medya bilgeliği ve vikipedi bilginliği işi götürürken yapay zeka denilen sanal belliğin.. yani insanın ürettiği bilgileri kullanan Artificial Inteleligent AI.. AI.. AI.. deyip duruyoruz. Sonunda "fikir" tefekkür ile "bilgi ve değer ile inan ve güven" içinde kendisini bir " şey' " sanmaya başladı.. oysa o her şeyden önce bir "Şahs" idi. Lafız ve zikir bir "nesne" bileşeni olabilirdi.. ancak ma'na ve fikir evvelemirde bir "kimse" bileşenidir. Akıl iki şeyi bilir.. üçünü bir araya getiremez.. bir satırda böyle dört kelimeyi sıralasan.. hiç birini de anlamaz. İşte bunun içindir ki benim düşük zekam ve zayıf hafızam kendine YBA diye bir hızlı anlam sürücü ve kolay anlatım aygıtı icad etti.. bununla öttürüyorum. Lakin bu da inşa halinde bir yapı olduğundan ortalık toz dumandan görünmüyor. Her ne biz burada en azından ma'na (anlam) fikir (düşünce) kardeşliğini ortaya çıkardık ve bu arada YBA reklamı yaptık. Bağışlana. Saygılarımla 10.09.2026 13:52<br /><br />0Z0 yontembilim.com.<br /><br /><br /><img src="uploads/20260910_134933_t=suur.jpg" border="0"><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 13:49</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:12:37 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6444#6444</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : dunya metaı</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6443#6443</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> dunya metaı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 09-Eylül-2026 Saat 21:52<br /><br />DİKKAT DİKKAT DİKKAT<br /><br /><br />Önce güzellik gider sona iyilik ve arkasından da gerçeklik.. geriye doğruluk kalır.. bazen onu düzgünlük ve dürüstlükle ve düzlükle karıştırırlar.. lakin onlarda güzelliğin ve iyiliğin ve gerçekliğin bir parçasıdır. DOĞRULUK seni çağıran bir aynadır. Eğer ona bakabilirsen kendini de görebilirsin.. dedim bir Arkadaşıma.. şimdi o oraya gitti.. biz de gideceğiz. <br /><br /><br />DİKKAT DİKKAT DİKKAT<br /><br /><br />İbadetin özü ÖĞRENMEKTİR.. bu noktada insanlar islamlardan daha ileridedir. Hatta müslümanların bunların çalışmalardan doğan bilgileri Tanrı'nin ilim ve irade ile kudret ve rahmetinin bir delili olarak sunarlar. Geçen yüzyılda elde edilen bilgiler.. altı bin yıllık yazılı altmış bin yıllık sesli kültürümüzde elde edilen bilgilerden kıyaslanmayacak kadar fazladırlar. <br /><br /><br />0Z0 yontembilim.com<br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 21:52:29 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6443#6443</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : dunya metaı</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6442#6442</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> dunya metaı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 08-Eylül-2026 Saat 15:53<br /><br />Feminizm.. Komünizm.. Hünanizm.. sonlarındaki "izm"leri yani YOL'ları çıkarırsak geriye Fem ve Kom ve Hüm kalır. Hepsi de sorunu ifade eder görünürken  bölünmüş İNSANLIĞI dava eder; kadınlar ve erkekler.. sömürenler ve sömürülenler.. insan olanlar ve olmayanlar.. bundan da insan olmayan erkeklerin kadınları sömürdüğü..  davası çıkar. Şimdi bu savda yalan değildir. Gerçekten sorundur. Ancak asıl sorun sorundan  yakınmak değil.. sorunu yüklenmektir. İşte bu zordur. Sorunu çözmek  tarafları kışkırtarak değil ortak noktalarını ve müşterek menfeatlerini göstererek olur. Bu da beynini tümüyle çalıştıranların yapabileceği iş.. bu da kültürlerimizde fazla bulunmuyor. Bu gün dilin ve dinin ve dünyanın olmazsa olmaz bileşenleri olan KÜLTÜR'ü bileşenlerden ayrı bir total var oluş olarak görmeye başladım.. nedense.. mantıksal KÜL ve olgusal TÜR bir araya gelerek önce TÜRK.. sona ÜL meydana getiriyor.. acaba TÜRKLÜK ÜLKÜSÜNÜ buradan çıkarabilir miyiz ? Elbette bizim bir tarafımızda KÜRT olduğuna göre Türkül ve Kürtül birlikteliği bize Anadolu'nun kapılarını açtığı gibi dünyanın kapılarını da açabilir mi ? Niye olmasın.. HUMANI erkek kadın.. sol sağ.. sünni alevi.. kürt türk.. laik dindar diye bölüp bölücülük yapmadıktan sonra pek ala olur. Öyle ise kültürlere ve ülkelere.. milletlere ve devletlere.. Bilgi Toplumu ve Hukuk Devleti ülküsünü sunamaz mı yız ? Elbette sunabiliriz. KALİTELİ mal ve hizmet sunumu.. KARAKTERLİ fazilet ve kemalat serimi yapabildikten ve kuyruğumuzu da sanal bellekten (yani YZ) kurtarabildikten sonra fazla bir şeye gereksinim kalmıyor. İnsanlar kendini tanıdıkça.. insan kendini bildikçe.. meşru ve makbul kendini gösterdikçe.. mümkün ve makul benini gerçekleştirdikçe.. işler giderek kolaylaşacak ve yüklenilen sorun çözülecek ve insanın karanlığın giderek aydınlanacak.. diye düşünüyorum. Doğrusun Allah Bilir. 0Z0 yontembilim.com  <br /><br /><img src="uploads/20260908_155133_08092016_ilm_ve.jpg" border="0"><br /><br />10 yıl önce paylaşmışım<br />Oldukça uzun bir zamanda "bilgi ve buyruk" denklemini kurarım.. ancak yöntembilimin denklemleri matematik eşitliklere benzemez.. sayısal eşitlikler gibi kesin ve değişmez değerleri ifade etmez.. zaten bu yüzden mantık ve matematikten başka bir dile gereksinim vardır günlük dil ve bilimsel dil üstündeki çok yönlü ve yanlı konularda.. belki yaklaşık on yıldır kullandığım bu "bilgi ve buyruk" kablosunu bu gün "bilgi ve istenç" olarak değiştirdim.. yani "ilim ve emr" denklemi "ilim ve irade" denklemi haline geldi.. "emir" noktası da "halk" noktasının karşısına yerleşti.. ve taşlar yerine oturdu.. zaten çok zaman beni zorluyordu bu "emr"in yeri.<br />Bu vesile ile benim için önemli olan bir konuyu açıklamak istiyorum. Bazı arkadaşlar yazılarım gibi TABLO’larım da beğeniyorlar daha doğrusu tutuyorlar.. TABLO’lardan bazı aydınlık ve ışık ve açıklık alıyorlar ki onaylıyorlar.. beni kara kaşım ve kara gözüm için değil her halde.. onları körü körü benin tablolarımı beğenmekten tenzih ederim.<br />Örneğin bu tabloda dört tane LİSTE var.. bilgi listesi.. istenç listesi.. komut listesi ve konu listesi.. bu listeler içeriğine yapılan indirgemeleri ve ircaları olumluyor ve benimsiyor ve onaylıyorlar ki BEĞENİYORLAR. İşte bu sadece beğenme benim için yetiyor.. hem okuduklarını daha doğrusu tabloyu izlediklerini gösteriyor hem anladıklarını.<br />Saygıdeğer arkadaşlarımın anladıklarını eleştirmeleri elbette beni daha çok sevindirir ve kendilerine kazandırır.. anlamadıklarını sormaları ise beni daha çok memnun eder.. ve özetle düşüncemin metodiğindeki hiç bir nokta.. hiç bir kavram.. rastgele yerleştirilmemiştir.. terim içerik ve ad ile ar ve biçim yönünden yönembilimsel kuralları uymadığında yirmi yıldır dahi kullansam gözüm kırpmadan değiştiririm.<br /><br />08.09.2016 osmanziya<br /><br /><br />Bu gün BİLGİ konusuna tevafuk etti paylaşımlarım.. tevafuk. vefik olma.. . tetabuk.. mutabık gelme.. tesadüf.. sadef olma.. terasüt.. raset gelme.. GELİŞ GÜZEL ya da GİDİŞİ ÇİRKİN.. veya tersi olabilir.. bir nesnenin arkasından başka bir nesne gelir.. bu ikisinin ard arda geliş sürdürülürse bu ikisinin bir arada durma ve olma durumun MUKARENET adı veriliyor.. yani o ona KARİN oluyor.. Karye köy ise Karn devir.. yani mekan ve zaman olarak birbirine yakın olmak.. işte bu şekilde SEBEB VE NETİCENİN ard arda gelmesi.. İLLİYET adı verilen bir ilişki olarak tanımlanmış.. neden ve sonuç ilişkisi.. neden ve netice ilişkisi.. sebeb ve sonuç ilişkisi diyelim nn ve ss daha yakışıklı dursun.. bilgi konusu ya da bilgi komutu.. bilgi konusu ve buyruk komutu.. ya da bilgi konusu ve istenç komutu.. BİLİNÇ konusu ve İSTENÇ komutu denilirse biz bu yukarıdaki EMİR ve HALK ile ilmi CEBRİ (dayatımı) ve iradi CERBİ (tecrübe ve deneyimi) nesnelerini resmetmiş olur ve aralarındaki ilişkileri daha rahat örebilir ve görebiliriz.<br /><br />08.09,2016 osmanziya<br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 08-Eylül-2026 Saat 15:54</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:53:13 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6442#6442</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>D&#252;nya : dunya metaı</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6441#6441</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> dunya metaı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 08-Eylül-2026 Saat 02:41<br /><br /><br />Az önce gül konca da bir haber işittim.. bir KARADELİK galaksiden fırlayıp kaçıyormuş ve arkasında samanyolu galaksimizin iki katı boyundan yani 200.000 ışık yılı  kadar bir KUYRUK bırakıyormuş..  peki bir başın bu kadar kuyruğu olursa ne kadar uyrukları yani döktüğü yıldız olacaktır.. fakat biz kendimize bir bakalım.. bu dünya ne imiş.. 0Z0 yöntembilim.com<br /><br /><br /><img src="uploads/20260908_025144_ybasimge50.jpg" border="0"><br /><br />Kendini göstermek ve benini gerçekleştirmek<br />Hamd davası ve hüda duası<br />kaliteli mal ve hizmet sunumu<br />karakterli fazilet ve kemalat serimi<br />kazanmak ve kurtulmak <br />aklanmak ve bağışlanmak<br />Hakkın rızası ve halkın ilası.. <br />Bu sayılan işler kolay değildir.<br />Ancak zorluğu yani sorunu çözüm yüklendikten sonra<br />aşılmayacak engel kalmaz. <br />Çalışmak ama birlikte çalışmakla <br />Başarabileceğimiz çok işler bulunuyor.<br />Haydi iş başına... <br />osmanziya <br /><br /><img src="uploads/20260908_022931_t=metalib.jpg" border="0"><br /><br /><br />Dünyayı yalından karmaşığa kadar 24 tane dosyada İNŞA ettim ve  ortaya çıkan BİNAYI buraya yapıştırdım. <br /><br />Dosyanın adı metalib.. Elmalı Hamdi YAZIR'ın metalib ve metalib adıyla yaptığı tercümeden aldım. <br /><br />Google de şu bilgiyi verebelirim:<br /><br /><br />Metâlib ve Mezâhib, kelime anlamı olarak Arapçada "meseleler/problemler" (metâlib) ve "görüşler/okullar/ekoller" (mezâhib) demektir. Terim olarak ise Fransız felsefe tarihçileri Paul Janet ve Gabriel Séailles'ın kaleme aldığı Histoire de la philosophie: Les problèmes et les écoles (Felsefe Tarihi: Problemler ve Ekoller) adlı eserin Elmalılı M. Hamdi Yazır tarafından yapılan Türkçe tercümesinin adıdır. &#091;1, 2, 3&#093;<br />Google AI den alındı.. <br /><br />Fakat bu dosyayı ilişkin bilgi de şu Kur'an-ı Mu'ciz-ül-Beyan'da tekrarlanan ve melhayatüddünya illa METAulgurur..yani dünya bir aldanma malzemesi ve emtiası ve malıdır. Fakat aldatan sadece dünya değil ki işin içinde dil de bulunuyor ve din de bulunuyor. Dilini bozan da dünyayı da bozar.. dini de bozar.. insanı da bozar.  Bize düşende Dilimi sağlam ve sağlıklı kullanmaya duyarlı olmak. Bu konuda yapacağım en iyi işte.. Gizli Dünya Devletin bir numaralı aldatma adevat olan Günlük Dilin Düz Yazısıni felsefi ve dini katmanlarda.. alanlarda ve konularda kullanmamak. <br /><br />Eğer bu konuda kararlı iseniz.. işte size 25 tane dosya versiyon sırasıyla yalından karmaşığa doğru ilerleyiniz. belki sarıyla karşılaşırsınız.. karşılaşırsanız işte o benim.. yani sensin :) <br /><br />Saygılarımla <br /><br />Sağlıcakla kalınız<br /><br />0Z0<br />08.09.2026 üçkuyular izmir 02:41<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><a href="uploads/20260908_022958_METALIB.rar" target="_blank">20260908_022958_METALIB.rar</a><br /><br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 08-Eylül-2026 Saat 16:01</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 02:41:52 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3095&amp;PID=6441#6441</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Din : 2.sua</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3094&amp;PID=6440#6440</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 2.sua<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 08-Eylül-2026 Saat 02:26<br /><br /><img src="uploads/20260908_020154_t=sualar.jpg" border="0"><br /><br />Teşahhus-u İlahiye teriminin  kökeni nereden çıktığını bilmiyorum.. eski İslami TEOLOJİ de bu terim kullanılmışıdır, cehaletimi bağışlayın bilmiyorum. Ancak MANTIK dediğimiz ilmi hüviyet ve şahsiyet ve muhteva ve mahiyet olarak DÖRTLEDİM.. tabloları versiyon sırasıyla inceleyebilirsiniz. <br /><br />Zat ve sıfat ve esma ve fiil ve asar beşlisi dinin değil dilin terimleridir. Ancak kültürün olmazsa olmaz koşulları olan dil ve din ve dünyadan, DİL hem hem dünyayı belirleyen hem dini tanımlayan bir MİZAN'dır.<br /><br />Bu durumda beşerin yapısı kültüre ilişkin temel alanların.. dil.. din.. bilim.. funun.. hukuk.. fıkıh.. İNSANI inşa  ve İSLAMI bina etmedeki rolü göz ardı edilemez. <br /><br />Üstadım İmam Nursî'nin EHADİYET'i anlatmada kullanacağın en yakın KAVRAM'ın şahsiyet olduğu tablo da ortaya çıkıyor. Ehadiyeti anlatma en yakın kavram BİREYSEL  kimliğin ve TOPLUMSAL  kişiliğin inşa edildikten sonra ortaya çıkan BİREYLERİ birbirinden ayırt etmekteki  BAŞKALIĞIN önce BAŞATLIK ve sonra BAŞKANLIK (riayet ve riyaset)  şeklinde ortaya çıkması da toplumsal ve ulusal ve bölgesel ve küresel ölçekte ortaya çıkan bir olgudur.<br />Zaten evrendeki BİRLİK ve TEKLİK tecellesi her yerde ve şeyde görünmektedir.. İmamı Nursî'ninde dediği gibi avuç içi kadar yüzde.. azayı esası benzerlik BİRLİĞİ gösterir.. fakat aynı zamanda hiç bir yüzün hiç bir yüze benzememesi TEKLİĞİ gösterir. Benzerliğin birliğinin ortaya çıkardığ EŞİTLİK ile benzemezliğin ortaya çıkardığı ÇEŞİTLİLİĞİN.. "teşahhus" olarak olarak tanımlanması bize ESMA'nın insanda ansıdığını ve HÜSNA'nn evrende yansıdığını anlatır.. ARABİ insanı ve kainatı YOKLUK perdesine attığı ve onu da bir AYNA yaptığı için ve onun zamanında bilimler bu kadar gelişmediği için oturup tek başına bilim yapmış ve o muhteşem dehasıyla  400 tane kitabı yazmış ve bununla da her şeyin çözüldüğü bir PANTEİZM ortaya çıkardığı sanmış ve yanılmış.. zate kendisini evladlığı SADREDDİN-İ KONEVİ'den başka izleyenini olmamış ve İmamı Nursî onun için MUHTEDİDİR fakat ihdida edemez.. demiştir.. yani kendisi doğru yoldadır ve fakat başkasını doğru yolu gösteremez demek istemiştir. Kısaca Arabi benim gibi DELİ'dir. Fakat onun yazılarını herkes okur ve istifade eder.. benimkini okuyan çıkmadı.. bu demek değildir ki çıkmayacaktır. Belki Şeyhlerin Şeyhini anlayan biri belki beni de anlayabilir. Her ne ise.. hepimiz bu TANRI TANIRLIK konusunda hatalı ŞÜPHE ve TEŞBİH arasında kalırız.. bu da insanın bir sınavı olsa gerek.<br />Bu konuda en iyi kararı siz verersiniz.. 2.şua'yı okuyarak EHADİYET'i anlama çalışmakla.. fakat ÖRÜNTÜ'yü.. PATTERN'i.. TİMSAL'i kim anlamış ki siz anlayacaksınız. <br /><br />Saygılarımla<br /><br />Osmanziya <br /><br /><br />08.09.2026 üçkuyular izmir 02:25<br /><br /><br /><br /><img src="uploads/20260908_020216_t=sualar00.jpg" border="0"><br /><br />Yaklaşık 25 tane dosyası versiyon sırasıyla yalından karmaşığa doğru incelerseniz ne demek istediğimi anlayacağını umuyorum. <br /><br /><br /><a href="uploads/20260908_020249_SUALAR.rar" target="_blank">20260908_020249_SUALAR.rar</a>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 02:26:35 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3094&amp;PID=6440#6440</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Din : 2.sua</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3094&amp;PID=6439#6439</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 2.sua<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Eylül-2026 Saat 15:03<br /><br />ŞUALAR &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kitabında<br />İKİNCİ ŞUA<br /><br />Bu İkinci Şua konusu İmamı Nursî tarafından  Eskişehir hapishanesinin son meyvesi  Otuz Birinci Lem'a'nın İkinci Şuâı  Olarak  tanımlanmış. Değerli bir Kardeşimin talebi üzerine konuyu açıklamayı  çalıştık fakat daha geniş bir perspekten ele almaya çalıştk. <br /><br /> Risale-i Nur Külliyatı (RNK)  çeşitli Sıracunnur ve Zülfikar , Muhakemat, Münazarat ve Hakikat Çekirdekleri gibi çeşitli  düzenlemelerden sonra  sanırım üçüncü said döneminde  birbiri içinde maddi (Lem’a ve Şua)  ve manevi (Söz ve Mektub)  NUR’lar olarak  dört MECMUA olarak toplanmıştı. <br /><br />SÖZLER, Sözlerin içinde <br />MEKTUBAT, Mektubat’ın içinde<br />LEM’ALAR, Lem’alar’ın içinde <br />ŞUALAR bulunur.<br />Şualar ise 1.ci&nbsp;&nbsp;&nbsp;şua değil 2 şua ile başlar.. 1.cu şua Mecmuanın sonuna  yerleştirilmiştir.  Şualar kitabı 15 Şuadan ibarettir. <br />ŞUALAR mecmuası İkinci Şua’nın GAİBANE  (tevhid) bahsi  ve HAZIRANE 3.şua (münacat)  ile başlar..  sonuncu  15.ci Şua’nın  iki makamlı ELHÜCCETÜZZEHRA yani Fatiha-i Şerife  ve Tahiyyat-ı mübareke tefsiri olarak biter.<br /><br />Risale-i Nur NAMAZ'a dairdir.. SALAT'a ilişkindir.. hep SIRA hakikat etrafinda doner ve İmamı Nursî'nin Namaz ve içindeki KUR'AN'dan başka bir şeyi de yoktur. Bu ikisi ise IMAN olmadan olmaz. Iman ise manevi NUR kelam SOZ.. maddi NUR ilim ve ZİYA.. lem'a ve ŞUA ile inşa edilir.<br /><br />Risale kah namazin hakikatinda bahseder.. imami mubine goturur.. kah hakikati namazdan bahseder kitabı mubine getirir.. kah nizamin mizanini mevzu eder  ahseni takvime goturur..kah mizani nizam mevzusunu ahseni amal olan sunneti seniyeye getirir... Neye gotururse gotursun.. neye getirirse getirsin sonuç hep tevhiddir.. vahidiyettir.. ehadiyettir.. 2.sua EHADIYET’i şahsiyet derecesinde örer.. gorebilirsen..  ben daha göremedim.. hala şubhe ve teşbih arasinda saliniyorum. <br /><br /><br />TEVHİD  BAHSİ  Sıracunnur kitabında ayrıntılı olarak anlatılmış ve bu ikinci şuada özet olarak verilmiş ve bu konunun nasıl okunacağı da “Bu risalenin kıymetini anlamak istersen, başta bulunan İkinci ve Üçüncü Meyve'yi ve âhirdeki Hâtime'yi ve Hâtime'den iki sahife evvelki Mesele'yi evvelce dikkatle okuduktan sonra tamamını teennî ile mütalâa eyle.” Denilmiş.<br /><br />RNK esma-i  sittesi olan Ferdun Hayyun  Kayyım Hakemün Adlün Kuddüs isimlerinin YEDİNCİ si olarak telif edilmiş  “  Altı İsm-i Âzamın altı nüktelerinin Allahu Ehad'e dair yedinci nükte-i âzamıdır.”  Denilmiştir.<br /><br />Burada &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ŞAHSİYET-İ İLAHİYE tanımı geçmektedir. Üstadimin  bu fikrine  katilmiyorum. Hatta orada temel sifatlari sayarken IRADE'yi atlamiş.<br /><br /><br />İnsanlar bir Hoca ve Yazara bağlanarak.. Nurcu.. Süleymancı.. Işıkçı.. Tarikatçı fark etmez.. eserlerini  okuduklarında onun HER ŞEYİ BİLİR olarak görürler.. çünkü işlerin böyle bir taklid ve emeklemekle başlaması da gayet normal ve doğaldır. Fakat okuyup.. ogrenip.. düsunup ve anlayip gelisince  insan gözünde büyüttüğü hocasinin azimsanmayacak yanlışlarını  görur. <br />Goremiyorsaniz gelişmemiş ona bağli ve bağimli kalmişsiniz demektir. Bir süre sonra Kişi kendini geliştirmezse Hoca’yı Rasulullah ve kitabı Kelamüllah gibi görmeye başlıyor. Her ne kadar içinde bulunan bunu görmese de eğer okuduğun yapıtla bir gelişme yaşadıysan bunu böyle olduğunu bilirsin.<br /><br /> Kainat hakkında batı kültürünün edindiği 300 yıllık YENİ  bilgilerden cahiller.. insanın kendi kendine edineceği irfandan yoksunlar..  insan hakkında doğu kültürünün edindiği 3000 yıllık KADİM bilgilerden gafil kimseler.. yani bizim gençliğimizin zamanları olan insanları.. Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte arta kalan bu KALINTILAR içinde bulduk kendimizi.<br /><br /> Oysa insanlar MATEMATİK tabanlı FKB  kainat ilimleri  (Fizik Kimya Bioloji)  ve MANTIK tabanlı PSL  insan ilimleri (Psikloji, Sosyoloji, Linguistik) ile durmadan yeni bilgiler  ediniyorlardı.. edilen bu bilgiler ile düşünceleri değişiyor.. düşüncelerle birlikte yaşantı ve davranışları.. teknolojileri ve ideolojileri..  değerleri ve inançları değişiyordu.. bu da imanı ve ahlakı ve hukuku zayıflatıyor hatta dibe batırıyor  GÖRÜNÜYORDU.<br /><br /><br />Bunun karşısında  din ilimleri ise bütün bu değişimlerin yenilemelerin  karşısında SANKİ değişmezliği  yineliyor ve sürekliliği yeniliyor ve kendini savunuyor gibi GORUNUYORDU. <br /><br />Bu fen ve din savaşı üç senedir süren KATLİAM ile bilimin, kuvvetin ve dünyanın ve solu ele geçirmeye çalışan KÜRESEL  EFENDİLERİN&nbsp;&nbsp;&nbsp;galibiyeti ile sonuçlanmış gibi GÖRÜNÜYOR.<br /><br />Bu karşit gorunumlerde  SAĞDAKİ  insanların bütün din ve kültürlerinde yer alan MEHDİYET umudunu daha çok güçlendiriyor. <br /><br />Çünkü  insan  HALİFE-İ ARZ  yani beklenen kimse ise&nbsp;&nbsp;&nbsp;dunyadaki  ısraf ve zulum.. ARIZA  ve bozukluğun.. ister fenden gelsin ister dinden gelsin..  karşı ve MUHALİF olur.<br /><br />Halifei arz  olamayan insanlar ve İslamlarda çözümu  yani ısrafın ve zülmün ve haksızlığın kaldırılmasını kendinden değil başkalarından.. Ataturkten.. Bediuzzamandan.. mehdi ve imam KURTARICILARDAN haham ve papazlardan.. hoca ve mollalarda BEKLER.<br /><br /><br />EVREN İLİMLERİ’nde yoğunlaşan  batının irade ve varlık medeniyeti ile İNSAN İLİMLERİ’nde yoğunlaşan  ile doğunun telkin ve yokluk medeniyeti  arasında bulunan İSLAM DÜNYASI,  bu ikisinin ortasında onların ifrat ve tefritini ortadan kaldırabilmek için  hem dünya ve hakikatı hem ahret ve hakkı dengeleyen bir yaşantı ve davranışa sahib olması gerekiyordu.<br /><br />İşte bu orta  yolunu açan RİSALE NUR KÜLLİYATI.. imanda yaptığı tecdid ile beraber  sünneti seniyye ihya.. hattı Kur’anı muhafaza ve İttihadı İslami sağlama yolunda çok çalisti fakat gerekli koşullar.. ne yazık ki..&nbsp;&nbsp;&nbsp;nasib olmadı. Şimdi salah  değil silah imal eden bir ülke olarak arzı endam ediyoruz. Belki düşmanlarımızın bizi imha etmeye çalışması bize bunu zorladı. <br /><br />Üstadın gayei hayali olan, bir ülkü ve ideali bulunuyordu.<br /><br />Mısirda&nbsp;&nbsp;&nbsp;milattan once yapılmış ünlü&nbsp;&nbsp;&nbsp;ISKENDERIYE külliyesinden ilhamen milattan sonra 970 yılında açılan Camiülezher’in bin sene sonraki kız kardeşi saydığı LEGAL  Medretüzzehra üstadın tüm gayretlerine rağmen Osmanlı da da kuramadı Cumhuriyette de  kurulamadi.<br /><br />Bunun yerine ILLEGAL dersaneler ve medreseler oluştu ve  yazıcı  ve okuyucu  ve gazeteci ve Fetocu cemaatler 1970 e kadar birbiriyle uğraştı ve  bin yıldır  beklenen din ve fen ilimlerinin birlikte verildiği bu OKULU kuramadilar  ve  EKOL’u yerleştiremedile..<br />İmamı Nursî..  Bilim suresi Aliimran ve hukuk suresi Bakara arasında yani Alimran süresinin ilk sayfasında işaret edilen METODOLOJİYİ şöyle ifade ediyordu:<br />Hayatımızın bekası imanın ve tesanüdün devamiyledir. Aklın nuru fününü medeniyetir kalbin ziyası ulum diniyedir. Hakikat ikisinin imtizacıyla tezahür eder. İftirak ettikleri vakit  birinde hile şüphe diğerinden taassub tevellüd eder. Talebenin himmeti bu iki kanad ile pervaz eder.. demişti.. Risalei Nur talebeleri sürekli risale okuyarak  taassublarını artırdılar. <br /><br />Biz bu YÖNTEMBİLİMİ kaçırarak yüz yili kaçirdik..  oysa usul esasa mukaddemdi. Siyasette iktidar ve kitle  partilerinin arabalarını binmek suretiyle.. kendi partimizi kuramadık ve oylarımızı siyasal İslamcılara kaptırdık. <br /><br />Ne yazık ki İmamı Nursî sadece bir medrese hocası ve din alimi gibi görüldü. Tarikatlar gibi bağlılıklar ortaya çıktı.. ve yazılan ve bastırılan ve satılan kitaplarla dünya din ticaretinin bir parçası oldu. Beş vakit namazla ve ramazanla ve mübarek gecelerle islamın geçerli ve yürürlü olacağın  sanıldı.. sadece inanmakla sadece ahlakla  ile her şeyin çözüleceği var sayıldı. Gönüllerde fırsatçıları ve oy ve zaman çalıcıları göremedi<br /><br />İlim ve irfani edinerek cehalet ve inkardan kurtulmak.. fikir ve zikir gafleti izale etmek..  bir ömür boyu sadece içindeki Tanrı Tanımazlık ile savaşarak  sağlanmaz.<br /><br /> TANRI Tanimazligin manayi ismisi ve TANRI  tanirligin manayi harfisini fark edip  fen ile din arasindaki DENGEYI.. dunya ile ahiret arasindaki UYUMU.. solculuk ve sagcilik arasindaki orta yolu yani ONCULUGU  saglaman gerekir. Aksi takdirde VAKIA  suresinden bahsi geçin ashabi şimal ve ashabi yemin üstündeki SABIKUN mesleğini anlayamazsın. <br /><br />İşte namazlarda elde etmemiz gereken bu ÖNCÜ  Tanrı  Tanıklık  ANLAYIŞI oluşmayinca istikametli ONDERLERİMİZ de ortaya çikmadi.<br /><br /> İRADESİ kontrolsuz menfeatçi ve kurnaz ya da  TELKİN’e açık mukallid ve ezberci bir ZİHİN yüzünden.. akıl geriler.  Böylece  rivayetten dirayete ve riayetten riyasete geçememiş atıl bir AKIL dolayısıyla beyin sağlam ve sağlıklı çalışmaz. Böylece  aklın düşünmesini  çalıştırmayan ve anlamasını  işletilmeyen bir BEYİN..  nedeniyle  BEKLENEN salih  insanlar ve GÖZLENEN halis  islamlar ortaya çikamadi.<br /><br />Ülkemizde Ataturkcu olmak INSANLA..  Nur talebesi olmak İSLAMLA özdeşleştirildi.. dünyanın en orta yeri ve en gelişmiş bölgesi ANADOLU  böyle olursa  kenarlarını.. doğusunu ve batını.. kuzeyini ve güneyini..  insanların nasıl olacağını  sen kendin düşün.. <br /><br />Unutmamalı ki  <br />insan var olur  eşitlik ve çeşitlilikle.. <br />insan yaşar türsellik ve bireysellikle..<br /> insan tanır  tensellik ve tinsellikle..<br />bu suretle  gelenek ve yenilik işlevleriyle insan türü genişler ve gelişir.  <br /><br />İnsanın bu kompleks ve spesifik ve sofistike durumundan dolayı&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yahudiliğin 400 Hristiyanlığın 200 ve Müslümanlığın 100 mezhebi bulunuyorken  bizler dinin bu YORUM’larını ve fennin şu KURAM’larını  anlamadik.. bunları dinle ve bilimle karıştırdık..  yaratiliscilik ve evrimciligi din ve bilim zannettik.. dincilik ve bilimcilik kapanina kisildik..  buna karşin  kendimizi dünyanın en akıllı insanı ve en imanlı islamı zannediyoruz.<br /><br /> Çöken Osmanlının harabesi altında ortaya çıkan TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN etrafa dağılmış Suriye ve İrak ile Mısır ve Arabistan toplayıp Batıya ve Amerikaya.. Rusyaya ve Çine.. ve İRAN’a karşı yeniden  kaldırma  çabaları yapılıyor.. kolaylıklar dilerim. Batı BOP’a hazırlıyor olabilir ancak Anadolu etrafındaki İrandan Yunanistana.. İraktan İsraile.. insan olan insanlar.. HOP.. nerede gidiyorsunuz diye sorabilirler. <br /><br /><br />Çöküşümüzü  falan veya filan ADAMA  bağlamak nasıl yanlışsa kurtuluşumuzu filan ya da filan ADAMA bağlamak aynı şekilde hatalıdır. Senden başka seni ve dünyayı kurtaracak başka birisini bulamazsın.. eğer sen bu işe başlamazsan.  <br /><br />Sadece Risale-i Nur okuyarak.. oradan imanın maneviyatını ve nurunu edinerek.. kişisel yaşantımızı ve bireysel davranışımızı düzeltebiliriz. Ancak bu maneviyat ve nur bizi Kelamullaha ve Rasulullaha götüremiyorsa burada bir sıkıntı bulunuyor demektir.<br /><br /> Nedir bu  sorun ?<br /><br />NAMAZDA okumanın ve  zikrin ve  fikrin  Tanrı TANIRLIĞINDA takılıp  kalıp ZAMANDA ilmin  ve amelin ve emelin Tanrı TANIKLIĞINA geçememek… âlemini diri tutup namaz ve zaman düzlemini ve istikametini düzeltememek..  sıratta mizan ve nizam dikeyini dikememek.. bu yüzden ya ene’yi yırtıp hüveyi göremiyorsun.. ya da ene’nin nurunu görüp zerrenin narını hücrenin seyriyle birleştirip zümrenin sırrını çözemiyorsun. Bu yüzden tanrı tanımaz insanın derdini anlayamıyorsun… <br /><br />Tanri tanimazlikla  ilim yapmaya kalkan insanin durumunu anlamak.. zamanla anlaşılacak bir şeydir.. namazla değil..  Eger öncu isen solun ZAMANINI  da anlarsin.. sagin NAMAZINI da anlarsin. Eğer anlamazsak  böyle birbirimize düsman oluruz<br /><br />Hayatın gereksinimleriyle uğraşıp şuurun arayıcılığına yönelmeyen dünyanın okul ve iş ile  evlilik ve  emeklilik duraklarında kaybolur. Eşi gidince dünyanın yarısı yıkılır. Kitabı elinden alınınca ahreti yıkılır. <br /><br />Varlık tabakalarına bakarsan HAYATIN  altında cemad ve gıdayı bulursun.. ŞUURUN  üstünde  imanı ve gayeyi okursun…<br /><br />İmanın var gayen bulunmuyorsa.. <br />gayen var  imanın bulunmuyorsa <br /><br />bu naktin oluyor gıdan bulunmuyor<br />gıdan oluyor vaktin bulunmuyor..<br />gibidir. <br /><br />Gidan ve Naktin ve vaktin ÖNEMLİ <br />ve sıhhatın ve salahın ve gayen DEĞERLİDİR.<br />Gecici önemli ve kalıcı değerli olanı bir araya getiremezsen iki yakanı da bir araya getiremezsin.<br /><br /><br />Sanırım senin bu saydıklarımdan hepsi bulunuyor da GAYEN bulunmuyor.. <br /><br />dediğim gibi okul ve iş ile  evlilik ve emeklilik sadece bu geçici hayatta gereksinimin olan duraklardır. <br /><br />Amacın bulunmuyorsa İMAN sadece senin YE'SE  düşmeni engeller amma ileri götürmez. <br /><br />Sadece  gıda ve nakit ve vakit  ile  sıhhat ve salahta takılı kalır ve daha ileri gidemezsin. <br /><br />İleri gidemeyince yerinde sayarsın..<br /><br /> yerinde sayarkende bir süre sonra geriye gidersin.. <br /><br />İmamı Nursi “Gaye-i Hayal olmazsa zihin enelere dönüşür” der ve bu tehlikeye işaret eder. <br /><br />İki tür SEVGİLİ olur.. birincisi göz göze geldiğin sevgili.. bu eşindir ve bununla ÇOCUK meyveleri verir.. ikinci tür sevgili aynı amacı paylaştığın eş ve dost ve arkadaşlarınla gerçekleştirdiğin başarılarınızdır. <br />Bence birincisi bulunuyorsa şanslısın.. fakat ikincisini de elde edersen.. şansını ikiye katlarsın.<br />Saygılarımla<br />Sağlıcakla kalınız<br /><br />0Z0<br />Yontembilim.com <br />07.08.2026 üçkuyular İzmir 03:30 10:33 12:36 13:38<br />]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 15:03:15 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3094&amp;PID=6439#6439</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>