Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya  
Mesaj icon Konu: PASSENGER Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1138

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: PASSENGER
    Gönderim Zamanı: 23-Eylül-2018 Saat 18:10
PASSENGERS (Uzay Yolcuları) filminden...


Bir arkadaşım, varlığı temellendirme ve düşünmeyi dayandırmak istedi.. lakin ne temellenecek zemin ne de dayandıracak bir duvar bulamadı.. onu dedim ki;

Anlam ve amaç.. nedensellik ve niçinsellik.. içerideki bir şekildir.. dışarıdaki suretin zaman ve mekan kadrosunda toplanmasına paralel içerideki şekillerinde mana ve gaye kategorilerinde bütünlemesi vardır.. bu yüzden kendini, evreni ve tanrıyı kanıtlamaya çalışman boşunadır.. belki Passengers filmindeki gibi erken uyanırsan.. homosun patosu ve kosmosun kaosu ile karşılacaksın..

ancak yine de kendine bir dünya kur.. logosla kendini tanı.. sophosla kendini bil.. eşini ara..değişimi kavra.. daha öğrenecek çok nesnen ve kimsen olacak...

dedim amma herkes dünyasını yerleştirecek bir bina.. dilini dayandıracak duvar ve dinini temellendirecek bir zemin.. bulmuştur.. kainat, insan ve Tanrı…

Ünlü bir düşünür insan hiçbir şey bilmez derler lakin.. bilir.. hem de iki nesne bilir lakin karıştırır.. “var” olanın insan mı yoksa evren mi karıştırır.. dayandığını nesneyi sonsuzlaştırması gerekir.. koşulsuz-laştırılan “nesne” ve kuralsız-laştıran “kimse” saltlaştırılır ve sonsuzlaştırılır ve adına da “Tanrı” denilir..
Tanrı evren gibi bir nesne midir..
Tanrı insan gibi bir kimse midir ?
Öz ne dir ?
Tanrı mı, evren mi, insan mı ?

Bütün bu nesneler ve kimseler.. tüme bu varlıklar ve olaylar.. hasılı tüm varlık ve yokluk.. genelde soyut olup böyle mücerred düşünmeye alışık insanlarca işlenir ve işlemlendirilir.. ancak bu konu ve kavramlar somut öyküler ve senaryolarla da dillendirilir ve düşündürülür.. dile getirilir ve düşü götürülür…

işte “Passengers” filmi.. bunlardan bir tanesi.. daha önce “The Matrix” filmi de benzer temel konuları başka bir tarzda dillendirmişiti.. elbette bunlara benzer arayışımızın konularını bizlere dile getirilen başka filimler, romanlar ve çalışmalar bulunur. Bu soyut veya somut dillendirmelerle “Gerçeği Öykülendirmek”.. bize gerçeği ifade eden BİLİM ile gerçeği ibare eden ÖYKÜ arasında gidip getirir…

İşte bu gidip gelmelerden öğrendiğimi ve düşündüğümü şu tümcem ile özetlerim:

“Gerçeği öykülendirmek kolay olmadığı gibi öykünün gerçeğini doğrulamak zordur.”

Öyle ise elimizde üç nesne var;
Gerçek.. öykü.. doğru…
Daha önce de elimizde üç nesne kalmıştı;
Dünya.. dil.. tanrı..

Şimdi “ben” bu “kavramlar”ı çok “kıvrak” bir şekilde ele alabiliyorum.. ancak bunu yapabilmek için 20 sene içinde YBA oluşturdum ve bu kolay anlam sürücü ve hızlı anlatım aygıtı ile de 20 sene çalıştım.. şimdi benim kırk senede yaptığım sonuca siz kırk dakka da ulaşmak mı istiyorsunuz ?

Ne yazık ki insanın gözüyle gördüğü nesneye eliyle ulaşmak gibi bir emeli vardır.. ve gariptir gözüyle ulaştığına eliyle erişemeyeceğinin de farkında değildir.

Nereden mi biliyorum ?

Deneyimlerimden.. çünkü YBA i ben de size kırk dakka da vermek istiyorum.. siz de kırk dakka da almak istiyorusunuz!

Oysa ya benim YBA öğrenmeye değil 40 gün, 40 saat bile dayanabilecek bir “ilgi”li bulmam olası değil.. ya da sizlerden birisinin YBA öğrenmeye 40 gün değil 40 yılını adaması da muhtemel değildir.

Nereden mi biliyorum ?

Çünkü yirmi senedir webimde bulunan bin beş düz yazıma ekli on beş bin tablomdan beş yüz tanesi inceleyen biri olsaydı.. YBa öğrenme, kullanma ve yararlanma çabama çoktan arkadaş olacak dört beş tane ÖĞRENİCİ çoktan talib olmuştu…

Ancak YBA öğrenmek için 40 yılını vermek ve tüm zamanı buna hasretmek gerekmiyor.. YBA öğrendikten.. kullandıktan ve yararlandıktan sona ömrünü ona adama sonradan ortaya çıkacak bir sonuçtur. Bu ayrı bir konudur.

Ancak yöntembilimsel analizi öğrenmek için en az 500 tabloyu versiyon sırasıyla yalından karmaşığa izlemek.. tabloda geçen sözcüklerin karşılıklarını.. bilerek imgelemek, terimlerin kavramlarını tanıyarak irdelemek ve adların anlamlarını öğrenerek incelemek GEREKİYOR.. bunu da 40 günde her gün muntazaman yenileyerek yinelemek gerekiyor. Ancak buna bu güne kadar katlanan biri çıktımı bilmiyorum.. ya da yöntembilim analizin önemi ve değerini söyleyen arkadaşlarımdan birisi bunu yaptı mı onu da bilmiyorum.

Ancak bu güne kadar yaptığım tabloları bırakın günlük dilin düz yazılarına bile KARŞILIK vermeyenleri ya da karşılık VERMEYENLERİ göz önüne alınca;
kırk yıldır uğraşmama rağmen bu işi BIRAKMAM gerektiğini söyleyen yakınlarımı mı dinleyeyim…

Yoksa ülkemin düşünen insanlarının benim orta zekalı, orta hafızalı, orta birikimli ve orta bilgi kimsenin düşünce düzeyine ulaşamayan muhakemesiz ve gabi olduklarını mı düşüneyim…

Ya da insanların zekalarının normal ve fakat benim olağanüstü bir deham bulunduğunu mu düşüneyim..

Yoksa YBA in yeni ve özgün bir dil, özgün ve kolay yeni bir anlam sürücü.. özgü ve hızlı yeni bir anlatım aygıtı olup bu yüzden muhatablarımın anlama da ve benim anlatmam da zorlukla karşılaştığımı mi düşüneyim..

Günlük dilde ve bilimsel bilgi de bizi kolaymış gibi gelen ANLAMA’nın ne kadar ZOR ve GÜÇ bir iş olduğunu “anladım”.. eğer sağlam ve sağlıklı ise.. ve son söylediğim seçeneğin geçerli olduğunu düşünüyorum.

Günlük bilginin mantığı ve bilimsel dilin matematiği üstündeki çok yanlı ve yönlü katmanlar bulunduran.. HİKMET’i.. temel ve köklü konuları olan FELSEFE’yi.. türlü ve çeşitli konular içeren DİNİ.. tanıdıktan sonra bu ÇOK ANLATIMLI konuları ve ÇOK ANLAMLI kavramları bu KATMANLAR için yeni bir DİL gerektiğini düşündüm.

Sonuçta bu konularda sorgulama yapan ve arayışları bulananların zorlanmalarının daha çok konu ve katman bakımından yetersiz olan dilden kaynaklandığını ya da en azından sonuçta ağırlıklı faktörün dil olduğunu düşündüm…

İşte bundan dolayı YBA daha çok önem ve değer verdim ve bu yüzden DÜŞÜNENLERİ ARIYORUM çünkü ARAYANLARI düşünüyorum, sloganımın propagandasını yapmaya başladım.

Sonuçta bizim PASSENGER’in ARKTURUS yıldızını varması için çok ömrü kalmadı.. 66 yıl geçti.. son yıllarını böyle sayıklama ile geçiriyor.. ki siz bunun adına çağrı diyorsunuz.. bazıları da uyanma der.. bazıları da aydınlanma.. bazıları hidayet.. bazıları illümünasyon.. ne derseniz deyin.. bu çağrı yaşadığım sürece gerek SIRA’da, gerek SÜRE’de, gerekse SÜREǒde sürecek.. İnşaallah.    

NOT: Aşağıda bulunan passagener.rar tabloları BİLGİSAYARINIZA İNDİRİRSENİZ ve versiyon sırasıyla izler, imgeler, irdeler ve incelerseniz YBA in temel kavramlarına değil de onun reklamı ve propagandası için kullandığım insanbilime ve islambilime ilişkin içerikli bilgiler ve bilgi içerikleri, görüşler, düşünceler ve inançlar bulacaksınız.. belki bir YOLCU (Passenger) olarak sizinde gereksiniminiz vardır.



   
20180923_180605_PASSENGERS.rar

IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk