Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: orman yasasi ve din yasagi Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1285

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: orman yasasi ve din yasagi
    Gönderim Zamanı: 22-Mart-2019 Saat 06:51
YASA VE YASAKLAR

Doğal yasalar (kavanin) ile tarihi yasaklar (kavaid) arasında fark vardır.. ilkine şerait (koşullar) , ikincisine şeriat (kurallar) adı verilir. Örneğin cümleyi büyük harfle başlatıp nokta ile bitirmek geçerli ve yürürlü söz dizimimizin kuralıdır.. bu bir yasa mıdır yoksa yasak mı ? Peki yasa ve yasak olmadığı halde neden bu kuralı uyuyorsun ve kendine yasak yapıyorsun ?

Çünkü dile uymazsan dile getirmek ve düşe götürmek amaciyla insanlarla iletişim kuramaz ve netice etkileşime giremezsin.. demek dil bir oyundur.. bu oyunu kuralına göre oynamazsan ne toplumda ve ne de ülkende UYUM sağlayamazsın.

işte doğanın düzenine de uymazsan DENGE'ni sağlayamazsın. Sonuçta İNSAN doğanın dengesi ve toplumun uyumu için çifte vatandaşlığı bulunan bir öğe NESNE ve üye KİMSE..   onun bu iki yanını ihmal eden ne dilini anlayabilir ve ne de dinini tanıyabilir ve ne de huzurlu ve başarılı bir dünya yaşamı sürdürebilir.. fakat buna rağmen ille de bilimi ya dini dini tek başına bi şi sananlar var... oysa bunlar YARATAN ve YARATAN olan ve biricik tapılan SALT Tanrı bulunan ALLAH'ın kitapları.. ilki kainatı okur.. ikincisi ise insanı.. diğer ikisi ise Rasul ve Kur’an’dır.. fakat sen bunları tanımak için hiçte fazli bir gayret etmiyor, dilin biliminle ve dinin ve hukukunla   uğraşıyorsun…    
   

ORMAN YASASI

Biz hayvanlarla birlikte bitkileri.. et oburlarını.. et oburları ot oburlarını.. onlar otları, ağaçları ve bitkileri   yiyerek yaşayabiliyoruz. Bizim hayvanları yememiz VAHŞİCE değil mi ?

Hepimizin dünyanın kurgusu konusunda kendimizden ya da başkasından veya kültürümüzden aldığımız bir düşünce ya da inancımız bulunur.

Bunlarda burada belirtildiği gibi bir birimize saçma gelir sağlam ve sağlıklı bulmayabiliriz. Ve bu konuda da günlerce tartışabiliriz. Ancak bu vesile ile başka bir kaynaktan almadığım kendim ördüğüm bir "gerçek"i şöyle açıklayabilirim.

Canlılar birbiri içinde dört programla yasalandırılarak koşullandırılmıştır.


Elbette bu dört programı içeren ÖRGÜ'yü birden bire kurmadım yıllar süren YBA çalışmaların sırasında ortaya çıktı. Bu birbiri içinde bulunan programlar (yasalar) şunlardır; çoğalma.. beslenme.. seslenme ve sevinme.

Örneğin çoğalma programını ele alalım.. eğer bir tohumu olan bitki, bazen bitkileri tohumu olmadan da dalıyla ya da köküyle ya da yaprağıyla çoğalabiliyorlar.. bir tohum eğer başka bitkilerin tohumları olmasa idi çoğalma yasası ile yer yüzünü kendi türüyle doldururdu.. hatta tohumları başka gezegenlere de taşınabilirdi.. ancak diğer otlar ve ağaçlar TOHUM’un bu İSTİLASINA engel olur. Diğer taraftan dünyada sadece bitkiler olsa idi her yere bitkiler, otlar ve ağaçlar YAYILIRDI..

bu arada tek hücreleri canlıları ve simbiyotik yaşamı ve konolizasyonu unutmuş değilim.. bitkilerden başladım.. konunun uzmanı değilim.. bakteriler virüsleri yiyerek besleniyordur.. her ne ise..

ototrof bitkiler kendilerini yiyen ve beslenen hetotraf hayvanlar olmasaydı dünyayı istila edecekti.. fakat ot oburları yiyen et oburları olmasaydı ot oburları otları bitirecekti ve böylece dünyanın yaşam düzeni bozulacaktı.. demek ki yaşamın çoğalma ve tohum ve cinsellik ve doğum yasasının önüne kesen BESLENME (aşalma, özümleme, kirlenme ve temizleme alt yasalarıyla) yasası var.. hayvan hayvanı yiyerek bir BESLENME ZİNCİRİ oluşturur.

Bazıları doğu kültürünün ve vejetaryen yaklaşımın   tesiriyle (ki bende bu yaklaşımda katı olmamak koşuluyla bitkisel ve alkali beslenmekten yanıyım) bu beslenme yasası karşı çıkar.. hayvanların yenilmesini vahşice bulur.. bu onların kültürlerinin sonucudur.. her kültürün kendine göre bir çıkış noktası.. bir eksiği.. bir yetkinliği vardır.. ancak ben bu beslenme zincirini kabul ediyor ancak bunun yasal ve meşru kural ve yasaklarının bulunduğunu ve hatta olması gerektiğini düşünüyorum.. gereksinim dışında ya da ibadet kastıyla öldürülmesini ve kesilmesine ve yenilmesine içime sindiremiyorum.. hayvansal değilde bitkisel besinlere yönelelim.. diyorum.

Ancak bu konuda dinler 1400, 2000, 3000, 5000 yıl gibi çok uzun bir geçmiş içinde hurafeler hakikatlara karışmış.. gelenekler yeniliklere baskın gelmiş.. ekonomik ve politik çıkarlara dil ve din alet edilmiş.. kentte yaşayan hanefilerin sünnet olan kurbanı kırsal kesimde yaşayan şafiler gibi KÜLTÜREL nedenlerle olarak vacib hale getirilmiş.. Kurban bayramında Müslümanlar kanlı bir gün yapılmış ki bununda ayrı bir hikmeti, amacı, ve yararı olabilir ve nitekim de vardır.. hiç olmazsa insan yılda bir kez her gün kaçtığı ve bir gün başına gelecek olana ÖLÜM ile karşılaşır..   bu ayrı bir konu.

Esas konuya dönersem nasıl beslenme proğramı çoğalma programını dizginlerse.. beslenme programı da seslenme proğramı engeller.. seslenme proğramı da sevinme yasası dizginler, engeller ve denetler ve DENGELER.. evren ve evrim ve bu arada tenimiz ve bedenimizde tamamiyle muvazene ve denge homostasis demektir.

Ancak bilim ve ticaretten çıkan TEKNOLOJİ giderek bizi doğaya yabancılaştırıyor.. bitkilerden ve hayvanlardan uzaklaştırıyor.. kendimizi fazla önemli görüyoruz.. belki bağırsaklarımızdaki 40 trilyon hücre için 30 trilyon hücremizi çalıştırılıyoruz.. yani bizi öldürmeye çalışan hücreler, yaşatmaya çalışan hücrelerden daha çok.. bir şehri yüz kere mezarlığa boşaltan ölüm, bizde yaşamdan ve doğumdan ve çoğalma yasasından, yani gereksinim ve beslenme için için yöneldiğimiz bu HEDEF’TEN çok bir istediği bir AMAÇ vardır..

belki bu GAYE, bu dört programın ve doğum ve yaşam yasasının.. çoğalma, beslenme, seslenme ve sevinme koşullarının oraya çıkardığı KUVVET ve orman kanununun üstünde bir HUKUK kuralı .. bir AHLAK yasağı ve bir HAKK yasağı ve protokolu bulunuyor.. ve hayat bizi şuura ve oradan da İMAN'a çağırıyor.

Yani bizler tenimizin programlarının ve yasaların sorumluluğu kadar tinimizin protokollerinin ve yasaklarının yükümlülüğü altındayız. Sorunluluğumuzu geçim ile kaldırma yönümüz kadar sorumluluğumuzun seçimini yüklenme yönümüzde bulunuyor.

Bu yüzden tüm kültürel farklılığımızın ağırlığına rağmen ve bütün ekonomik ve polit çıkarlarımızın baskısına rağmen dilimizi ve dinimizi.. bilimimizi ve hukukumuzu.. ticaretimizi ve siyasetimiz.. teknolojimizi ve ideolojimizi yeniden gözden geçirmeli, rehabilite etmeli terapi yapmalıyız.

Çok konuştum bağışlayın.. kendimden de özür dilerim.. seslenme proğramının etkisi kaldın.. susamadım.. sevinmenin şenliğini kaçırdım.

DIN YASAGI

Din olgusu kitab ve rasul ve Tanrı kökeninden yükselir ve insanların dilinden yansır.. sonuçta dil dünyayı belirlediği gibi "din"i de tanımlar.. yazım oldukça ayrıntılı lakin eleştiriniz genel.. dinin kesinliği ve kutsallığı ve saltlığı (mutlaklığı) söz konusu olduğunda konuşamayız bile.. dile getirdiğiniz zaman eleştiriler açık ve seçik olmamalı.. aksi halde kendi yolumuzu herkesin dini gibi görür ve gösteririz.. kendimizi de dinleyenlerimizi de yanıltırız.. Tanrı varmış gibi yaşar.. Tanrı yokmuş gibi düşünürüm.. aksi halde dini yaşamamış çünkü yorumlamamış oluruz..
Yorumluyorum ki Tanrı'nın herkesde ortak bir dile göre SORUMLU tutacağı müşterek bir dini var.. ancak her birimiz bu ortak dil ve din ile birlikte kendi dilimize ve dinimize göre gideceği de bir yol ile de YÜKÜMLÜ.. bu durumda herkes için ortak bir din ile birlikte herkesin tek başına bir yolu bulunmalı..
Ancak insanlar bu yolu çıkarmakta tembellik ettilerinden ya da yetersiz kaldıklarından bazılarının yolunu uyarak ayrı bir dinmiş gibi bir yürüyüş çıkarılıyorlar.. hatta bunu bazıları indirilmiş din ve uydurulmuş din diye eleştiriyorlar.. oysa insanın kendini düşüncesini ve inancını ve yolunu kurma.. MEZHEBİNİ ve mesleğini ve meşrebini kılma özgürlüğü ve hakkı.. sorumluluğu ve yükümlülüğü var.

Fakat ne yazık ki dünyaya egemen bir kaç tane yol ve mezheb.. izm ve doktrin.. kuşatıcı ve yaygın ideolojiler hakim ve fakat insanlar sayısınca din ortaya çıkıyor.. belki insanlar bencillik ve bilgisizliklerinden din ile yollarını birbirinden ayıramıyorlar ve teslimiyeti ve islamiyeti.. ibadeti ve istianeyi.. itaat ve ittibayı karıştırıyorlar.. ancak bu sorun uzun süredir bulunuyor ve bu sıkıntı artık çağımızda had safhaya ulaşt.. bu yüzden küresel ekonomik ve politik çıkarları ve ulusal dini ve milli yararlarımızla bağdaştıramıyoruz. Giderek sorunu çözmekten, çatışmaları dengelemekten.. ulusal uzlaşmayı sağlamakat ve küresel barışı sürdürmekten giderek uzaklaşıyoruz.
Kendi sayfalarımda bu durum dilim yettiğince durumu anlatmaya ve çözüm önermeye çalışıyorum.


Bilgi, sevgi, saygı ve sağlıcakla kalınız.
Osmanziya 22.03.2019


Düzenleyen osmanziya - 22-Mart-2019 Saat 07:11
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk