Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
İnsan Bilim
 YöntemBilim Forumu | İnsan Bilim | İnsan Bilim  
Mesaj icon Konu: sifat Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1285

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: sifat
    Gönderim Zamanı: 10-Mayıs-2019 Saat 00:38
Konuşmak.. düşünmekten daha kolay galiba.. çünkü bir yabancı dili öğrenip onunla konuşabilirsiniz fakat onunla ile ana diliniz gibi düşünebilir misiniz ? KONUŞACAK kadar yabancı bir dil bilmediğim için bunun ne zaman DÜŞÜNECEK düzeye geldiğinden de deneyimi ve sonuçta bilgim yok..


(Eğer bilgisi ve deneyimi olanlar HABER verirlerse sevinirim)


hatta ana dil düzeyinde DÜŞÜNME sağlanabilir mi bundan da kuşkuluyum.. hatta bu günkü dil bilim düzeyimiz konuşmayı düşünmeden ayırabilecek düzeye gelmediğini bile düşünüyorum.. hatta çoğu kimse böyle bir sorunun olduğunun bile farkında değildir.. ancak farkında olanlarında bu konuda.. ruh.. şuur.. zihin.. beyin.. dört KAVRAM içinde tüm konuşma ilişkilerini ve düşünme bağlantılarını bitirmeye çalıştıklarını anladıklarını sanmıyorum.


Bunu demekle bir tür herkesten AKILLI olduğumu göstermeye çalıştığımı da sananlar çıkabilir.. fakat kimin kimden akıllığı olduğunu KOPYALA ve YAPIŞTIR ile gerçekleşen GB kapasitesini ölçerek mi bulacağız ? Belki de akıllı olmak yaşıtlarından daha başarılı olan kimseler olabilir.. Ancak akıllı olmakla erdemli olmanın ve mutlu olmanın aynı anlama geldiğini de hepimiz biliyoruz.. acaba akıllı olmak mutlu olmak, erdemli olmak ve kutlu olmak mı ?

Bu durumda "ruh ve şuur ve zihin ve BEYİN ve akıl ve kalb ve nefis" gibi biri altısı MANEVİ biri "maddi" yedi kavram içinde sadece BEYİN'e odaklanmış ve içinde bir türlü çıkamayanların ki eğer beynin yüz milyar nöronon her birinin on bin bağlantı yaptığında ortaya çıkan muazzam rakamla büyülendiklerini düşünürsek.. saplanıp kalmalarına da hak verebiliriz.. ancak tüm bunlara karşı sizin yolunuzu YBA ile açabileceğimi va'd ediyorum.. ancak kimse ZİHİN kulübesinde oturduklarını ve bunu da kendilerinin inşa ettiklerini farkında değil.. hadi farkında diyelim bu "kulübe" ile "beyin" dışındaki beş terime ne diyeceksiniz; ruh, kalb, akıl, nefis, şuur kavramlarını hiç merak ettiniz mi ?




Bu internette değerli bir arkadaşımın paylaştığı İvan Avizavosky ye ait bir bir TABLO...


Yani bir resim FOTOGRAF değil.. elle ve muhtemelen yağlı boya ile yapılmış bir yapay bir tablo.. yani güneşin renkleriyle desenlenmiş bir doğal bir bir tablo değil..

İnsanlar sadece görsel ve işitsel yapay güzellikler inşa etmezler.. terimlerle.. kavramlarla.. sözlerle de san'at ve ilim ve edebiyat ve hikmetlerini ortaya koyarlar. ANCAK bunların en çekicileri yedinci san'at olan sinema ile sunulanlardır.. hatta ünlü kitapları ve romanları filmlerde SENARYO olarak kullanarak.. bizleri öyküler içerisinde bazı gerçekleri sunmaya çalışıyorlar.. Hatta bazen asıl öykü ve senaryo ve hikaye deposu olan TARİHE   götürerek bir tür geçmişi günümüze getirerek CANLANDIRIRLAR..

Fakat bunların sundukları öyküler ve yapıtlar ve filmler ve seslendirmeler tüm var oluşun bir bölümü, bir parçası ve bir tikeli olacaktır..

Nedir bu var oluş.. hatta yok ölüş..
Hatta bunu söyle de diyebiliriz
Kimdir bu var sayan.. yok sanan..
Buna kısaca İNSAN diyebiliriz.

Biz insanı biliriz.. insana göre evreni tanımlanır.. insana göre Tanrı'yı tanırız.. Protogorasun dediği gibi kim ne derse desin.. ister BU SÖZE inansın.. ister BU GERÇEĞE inanmasın:

HER ŞEYİN ÖLÇÜSÜ İNSANDIR.

Eğer bunu tam Türkçe söylesek.. ki söylememiz zordur.. ama yine deneyelim.

HER NESNENİN ÖLÇÜSÜ İNSANDIR.

Fakat bu sefer olmadı.. “ şey ’ ”i nesne olarak çevirsek meramımızı ifade eder.. “insan” arapça.. eğer onu Türkçe olarak çevirmek istesem KİMSE olarak karşılarım.

HER NESNENİN ÖLÇÜSÜ KİMSEDİR.

Yani tam TERCÜME ve birebir KARŞILAMA yapsak.. ilk tümcedeki “Her şey’in ölçüsü insandır” muğlaklığının meftuhluğunu vermiyor ;) muğlak kapalı.. meftuh açık.. yani tümcenin kapalılığını açıklık var.. açıklığını getirince bu sefer kapalı oluyor.

Bu durumda bizim dilimizin Türkçeye göre son sınırı ikiye ayrılır:
NESNE ve KİMSE
KAİNAT ve İNSAN
EVREN ve ADAM

Her ne ise sözü uzattıkça daha da kapalı oluyor.. bunun nedeni de günlük dilin düz yazısıyla dil gibi.. din gibi.. insan gibi.. hikmet gibi konuların ve alanların bize yüksek katmanda bir dil, anlam sürücü ve anlatım aygıtı istemesidir. Günlük dilin ve bunun üstündeki bilimsel dilin gereksinim ve hedeflerinin “üstünde” bir arayış alanının bulunduğu ve bunu felsefi edebiyat ve dini vaaz gibi günlük dilin düz yazısıyla çözmeye çalışmamız ve bu yaparken de kimseleri kendi dilimiz ve litaratürümüz içinde çözmeye çalışmamız ve sonuçta yüz yıllardır süren bir ZİHNİYET (bu etnik ve etik değerlerle de biçimlenebilir.. bilimsel ve hukuksal mentaliteler ile de biçimlenebilir) içinde var oluşumuzu yürütmeye uğraşmamız.. sanki birbirimizi bir proto tip ya da stylo tip.. içinde KOPYELEME’ye çalışmamız.. ancak buna rağmen yine de kendimizi özgün ve özgü hissedebiliriz.. benzerliklerimizden ziyade benzemezliklerimize (başkalıklarımıza) odaklanabiliriz.. biz bunu yapabiliriz.. çünkü biz veçhimi vell edebiliriz.. yüzümüzü çevirebilir, yönümüzü döndürebiliriz.

Peki ne demek istiyorum.. Kuzey köre bir füze denemesi yapmış.. Amerika bir füze denemesi yapmış.. hani güçlerini göstermek istemişler.. ne için özgürlüklerini korumak için.. ya da egemenlerini sağlamak için.. insanların var oluşlarını güçleri (kuvvetlerini ve ilimlerini) ve gürleri (hürriyetleri ve iradeleri) ile gösterirken yok ölüşlerini de ne ile arayacak ve bulacak.. ondan buna sıra geliyor mu ?

Hatta olanak’ları biliyorlar da ölanak’ları hiç hatırlarına getirmek istemiyorlar.. her ne bu da bir ZİHNİYET.. peki zihniyet nedir ?

Biz yukarıda İNSAN’ı tanımlamada zorlanmıştık.. Zihniyette öyle.. şu ya da bu zihniyete göre insanı tanımakla insanı tanımakla zihniyeti tanımak.. ancak bir gün zihniyeti de gündeme getireceğiz.. ancak benim burada muradım.. bu iki konu dışında SIFAT noktasında bu gün yaptığım hülasatülhasıla’yı sunmak..

İşte bu zor konuları anlamak içini 62 dosyayı versiyon sırasıyla incelemek.. bunların hepsini birden tedkik etmenize gerek yok.. ilk on tanesini İMGELEYİP tahayyül edebilirsiniz.. yukarıda tablo gibi görür görmez çakan çakmak olmayabilir.. ancak yine de size bir ANLAM ifade edecektir. Yabancı sözcükleri yabancı değil de bilmediğiniz sözcük olarak var sayarsınız sözlüğü bakarak yabancılığı kaldırmayı düşünebilirsiniz.. bu takdirde sizin inceleme ve imgelemeniz tevehhüm edip İRDELEME’ye dönüşecektir.. incelediğiniz ve imgelediğiniz ve irdelediğiniz tablo sayısı arttıkça konu biraz daha netlik kazanacaktır.. diye umuyorum.. ancak incelemeniz.. tablolara simetrik ve paralel bakarak bir tür çifte listeleri ve sıralamaları okuma.. şeklinde olduğunda.. kavramsal tasarım denen olay gerçekleşmiş olacak ve bu da YBA öğrenilmesini, kullanılmasını ve yararlanmasını kolaylaştırılmış olacaksınız. İşte 62 tablo:


20190510_004125_SIFAT.rar

Düzenleyen osmanziya - 10-Mayıs-2019 Saat 02:02
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk