Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
İnsan Bilim
 YöntemBilim Forumu | İnsan Bilim | İnsan Bilim
Mesaj icon Konu: imkan Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1362

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: imkan
    Gönderim Zamanı: 21-Temmuz-2019 Saat 15:14
İMKAN



imkan dizini içindeki dosyalar

20190721_151227_imkan.rar


İmkan dizini içindeki dosyalar iki HABLO içinde topladım.. “imkan 13” ve “imkan 23” fakat “imkan 13” hablosu içindeki tabloların ilki olan “s=imkan” dosyası o kadar yoğun ki onu da diğer tablolar gibi yeni bir dört kavramla versiyonu atlayan dosyalar halinde yapsaydım.. rahat 15 dosya olurdu ve “s=imkan13” adını alacaktı.. fakat o “imkan” adı ile başladı..

Nedir imkan ? Eğer imkanı bilse idiniz rahatlıkla “icab”ı bilir ve kolaylıkla Vacib-ül-Vücud olan TANRI’yı kuşkusuz tanırdınız.. tanırdınız diyorum, bilirdiniz demiyorum. Çünkü tanımak başka, bilmek başka.. sevmek başka.. inanmak başka, bağlanmak başka, güvenmek başka.. gerçi bunlar birbirinin peşi sıra gelir ve birbiri içine girer ve ayırt etmek dahi öyle kolay değildir.

Açık ve seçik hazır yazıların mütemadiyen ısrarlı ve sürekli olarak okunması okuyucuyu ezbere, taklide ve geleneğe hazırlar, alıştırır ve uyuşturur. Benim tablolarımda aslında açık ve seçik ancak hazır değil.. çünkü YBA dilini bilmedikleri için okuyamıyorlar.. yarın bu dili öğrenirler de benim yazılarımı ve tablolarımı sürekli okuyanların da başına aynı şey gelecektir.. ancak benim böyle bir muradım ve şöyle bir meramım yoktur. Benim maksadım YBA dilini bu tabloların örnekliğiyle öğrendikten sonra herkes kendi kulübesini, apartmanının ve rezidansını yapsın.. benim binamın odalarında dolaşmasın.

Fakat ne yazık ki bu söylediğim bir hayal.. bir temenni.. bir öngörü.. bir kişi bile yok.. yazılarım ve tablolarımdan etkilenerek YBA dilini öğrenip onunla tartışabilen bir arkadaş.. bu de ne benim suçum ne den sizin.. olanaklar ve yetenekler.. koşullar ve kurallar.. kararlar ve uygulamalar.. kuramlar ve kurumlar dünyasında yerleşik olan bilimsel paradigmalar ve dinsel doğmalar hükmünü sürdürüyor.. bunlar açık ve seçik ilkeler hatta tartışılmaz ve dokunulmaz bilgiler olarak görülüyorlar.

Bilim din.. din de bilim haline gelmiş ne gam.. her iki tarafta hem bilim hem din yapıyorlar ya.. ara sıra birbirinin dinine ve bilimine küfretseler de sonunda kuzu kuzu ekonomi ve politikalarını sürdürüp yaşayıp gidiyorlar.

Bunun iyi gitmediğini neden anlamıyorlar ki; nasıl bir dil ve din ise böyle bir bilim ve hukuk ortaya koyuyor.. nasıl bir hukuk ve bilim ise şöyle bir siyaset ve ticaret meydana çıkarıyor ve nasıl bir ticaret ve siyaset ise GİDEREK DOĞAYA YABANCILAŞAN bir teknoloji.. GİDEREK İNSANI İNSANDAN UZAKLAŞTIRAN bir ideoloji karşımıza çıkarıyor.

Kabahati gelin etmişler kimse almamış.. hiçbir teknoloji ve ideoloji de bu cürmü üzerine almıyor ve üstelik başkasına kakalıyor.. din ve felsefe.. zaten masum.. ne yapıyor ki çekilmiş köşesine herkesi kendisine benzetmeye çalışıyor.. bilim ve hukuk.. zaten yararlı ve karlı bir iş.. ticareti ve siyaseti destekliyor ve kendi de onlarla besleniyor.. alan memnun satan memnun.. amma bu arada geçen nesiller ölüyor ve gelecek kuşaklar çürüyor.. elbette ölmeye ve çürümeye çare yok.. ancak ölüm kime yarıyor..çürüme hangi filizi doğuruyor.. eğer ben YBA analizi öğrenecek kimseler için yaşamış ve ölmüşsem.. onların işine yarayan YBA benim ne işime yarıyor ? Ya da ben öğretmişsem ve onlarda öğrenmişse.. biz bu ortaya çıkan AĞ-AÇ ile am-aç ve ar-aç olarak mı kalacağız ? Türlü türlü Yaş-amların çeşit çeşit am-açları mı ?

(*) buradaki parağraf aşağıdaki fıkranın okunmasına engel olduğu için onu dip not olarak aldım.. çünkü bu dip not aldığım mutsal “okuma” (fıkra, paragraf) açık ve seçik bir ana hat olmasına rağmen açık saçık bir ayrıntı olduğu için insanları öfkelendirip aşağıdaki kutsal okumaya götürmeyebilirdi..


Peki amaç değil ise onun araçlığının AN-L-AM’ı ne ?

İşte bu anlatımın anlamı AD-Aǒtır.. adın anlamını açmaktır..

İnsan ESMA ve kainat HÜSNA ve her ikisi birlikte (tek başına değil amma.. bazıları insanı ayna bazıları da evreni ayna yapar.. hatta daha da ileri gider sahte bir tanrı yani SANRI yapar.. benim muradım bu değil..) AYNA oluyor ve AD’ı açıyor.. Aǒılan ad dahi seni gösteriyor.. TANRI’yı değil.. sabah akşam Tanrı ile yatıp Nebi ile kalkanlar böyle düşünür.. bu gelenektir.. bin yıllık uyuyan hatta 2000 yıldır uyuyan gelenek.. yenilikte zaten türlü türlü tanrılar yani sanrılar üretiyor.. tek bir TANRI sanrı olamaz.. ancak ad’ı aç’an hep kendini görür TEK bir TANRI’yı görüp TEKBİR getirmez ise o da sanrı da o var sayım da.. o yok sanım da.. o olanakta.. o olasılıkta.. sahte bir TANRI olmuş, kendini kandırıyor o kadar.    

İşte bunun için diyorum ki bırakın bu tanrı tanırlıkları ya da tanrı tanımazlıkları.. TANIR’lıklara yoğunlaşın.. kendinize teksif edin ki OLANAK’ı anlayabilesiniz.. yenilenerek yinelesiniz.

Bilgi ve Sevgi ve saygı ve sağlıcakla kalın.

Yeni OSMANZİYA


(*) Türlü türlü yaraklar yarıklarla girdi ve ortaya çeşit çeşit yaraklı ve yarıklı çocuklar çıktı olarak sonuçlanıyor.. ve bu girdi ve çıktılar, alış ve verişler, gelenler ve gidenler mütemadiyen böyle sürüp gidiyor ?

Peki bunun AN-L-AM’ı ne ?

İşte bu anlatımın anlamı AD-Aǒtır.. adın anlamını açmaktır..



Bundan sonraki yazılar DELİŞİM başlıklı yazımın altıdır.. imkandan bahsederken bu “delişim” de tevafukan buraya eklendi.. siz buna tesadüf diyorsunuz.. ne güzel tesadüf.

(*)
Buradaki “L” harfi, olanak’ta, “elimlammim”de “mimselam”da bulunan harftir. Yöntembilmsel olarak ta imtidad eden vetireyi ve temadi edilen meddi hattı temsil eder. Suret olarak dikey elif’in altına eklenmiş ve yatay uzanılmış çizgi ile bir elifi dört koordinat alana böler. Yöntembilimsel dillendirmenin ana platformunu oluşturur. Bu iletinin dizininin dosyalarına incelerseniz olanak ve delişimin dansını izlersiniz. Belki de bu izleme ile “hvl” ve “kvl” köklerinin ortak sesi olan “vel” dönüşünün “lam” eksenini görürsünüz.

DUYURU

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE
semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim
için düz yazıdan özür dilerim.

UYARI

Düz yazı bahane.. şemalar şahane.. yazının dizinindeki tabloları izlediğinizde imgelemiş ve irdelemişte olacaksınız isterseniz.. böylece emellerine nail olacak ilmi AÇIKCA görmüş ve hatırınıza sail olacak iradeyi SEÇİKCE örmüş bulunacaksınız. fena mı ? Eğer bekayı istiyorsanız onu da arayacaksınız.



     




DELİŞİM



DELİŞİM dizini içindeki dosyalar


Lisan-ı Hal ve Lisan-ı Kal ne demektir ?
“Hal” iş-le-mek   demektir, “kal” de-mek demektir.
Bu durumda yukarıda tamlamalar;
“iş-le” dili ve “de-me” dili, şeklinde çevrilir.
Buna kısaca İŞ ve DE diyorum.
İş’i üste, De’yi alta yerleştiriyorum.
Çünkü el ve aletle yapılan iş üstte görünür,
fakat akıl ve kalb ile demek görünmez.

Ortaya da LİSAN’ı yerleştiriyorum.



LİSAN

De

Şimdi bu “iş ve de” üzerine edebiyat yaparak bunları anlatmak ve tanıtmak lazım ama bizim işimiz böyle edebiyat ve yazarlık değil.. anlatımı kelimelerle değil kelimeleri bir “nokta” haline getirip “yer”lerine yerleştirmekle yapıyoruz.
Lisanın zahiri iş, batini de, yani dışında sessiz konuşmaya HAL, içinden sesli düşünmeye de KAL diyoruz. Örneğin bir adam için açım de’ye sesleniyor ve dışından ses vermeden yorgun ve bitkin halde duruyorsa seslenmese dahi hali ben açım diyordur. Bir adam yorgun ve bitkin olmadığı halde seslenerek kaliyle ve sözüyle ben açım dese, onun gerçekten aç olup olmadığını bilemeyiz. Kali, halini tekzib edebilir, de’mesi iş’ini göstermeyebilir, seslenmesinde beslenmesini yalanlayabilir.

Umarım kal ve hal dilini anlatabilmişimdir.

Hal ve kal’den başka bir havl ve kavl var. Havl, “değişim” demektir, kavl ise “deyişim” demektir. Her iki yeni sözcükte de “de” ve “iş” kökleri bulunuyor. Havl’de ortada “Ğ” bulunuyor, Kavl’de ortada “Y” bulunuyor. Şimdi bunları “LİSAN”ın tablonun sağını ve soluna yani tablodaki yatay hattın başına ve sonuna yani zamanın öncesine ve sonrasına yerleştiriyorum.

İş


de-Ğ-iş-im      LİSAN        de-Y-iş-im


De

Dikkat ederseniz SOLDAKİ değişim daha çok ÜSTTEKİ “iş” ile ilişkili, fakat SAĞDAKİ deyişim daha çok ALTTAKİ “de” ile ilişkili.. aslında LİSAN bir bütün olarak ORTADA gösteriliyor fakat biz bunu hal ve hal ile havl ve kavl şeklinde ayrıştırıyoruz. Yani iş ve de ile değişim ve deyişim sözcüklerinin terimlerini belli yerlere yerleştiriyoruz. Bu lisan / dil denilen olguyu çeşitli yan ve yönleriyle görmeye, göstermeye ve bu arada ÖRMEYE çalışıyoruz..

Ne ile örersiniz ? İğne ve iplik ile örersiniz.. iğnenin arkasındaki iplik ile ya da tığın ucundaki iplik ile ortaya koyduğunuz dokuların ve desenlerin kasnağını yukarıdaki şekilde inşa etmiş oluyoruz. Bunu yaparken de SERT iğne ile YUMUŞAK bezi deliyorsunuz. Bu durumda yaptığınız iş de şu oluyor:

“de-L-iş--im”

Değişimin ortasında “ğ”, deyişimin ortasında “y” vardı.. delişimin ortasında da “L” bulunuyor. (*) Bu şu demektir, lisan akıllıların yaptığı bir delişimdir.

Şimdi Picasso gibi GARİB bir tablo ortaya koyduk ve Salvador gibi ACİB bir resim yaptık mi sanıyorsunuz ?

Hiç de değil.. bir şeyi önce temmmül eder, sonra tahayyül eder, sonra tasavvur eder imgeler ve sonra da programlarsınız.. en sonunda da bu “deyişim”i yürütür ve icra edersiniz ve ortaya bir “değişim” koyarsınız ?

Doğru mu yoksa yanlış mı ?

Bu geçmişten ve geleceğe akan deyişim-değişim sürecini tersinden yönlendiğini ileri sürenler olabilir.. yani olaylar gelecekten geçmişe akar diyenlerde çıkabilir.. o zaman belki soruyu şöyle sorabiliriz:

Gerçek mi yoksa değil mi ? Yani yalan mı, uydurma mı, sanı mı, sayı mı ?

Ha demek bu işin içinden çıkamayız.. fakat ben bunu böyle, yani genel sanıya uyarak, olayların geçmişten geleceğe doğru aktığını var sayıyorum.
Amma bunun tersini de olanaksız olduğunu sanmıyorum. Nitekim arabamız “gerçek” hareketiyle hızla ileriye doğru giderken çevremizdeki nesneler geriye doğru kaçar “görünüyor.” Dünya “gerçek”te batıdan doğruya doğru döndüğü halde gök cisimleri, güneş, ay, yıldızlar, doğudan batıya doğru dönüyor “görünüyor” Bu görünmenin gerçek değil bir görüntü olduğunu anlamak beşerin iki bin yılına mal olmuştur.

İşte biz “gerçek” in böyle olduğunu, yer merkezli evren telakkisinden güneş merkezli evren tasvirine, anlamamız için iki bin yılın geçmesi gerekti.. ancak bilgilerimiz birikip araçlarımız geliştiği için bu gerçeği değiştirmek ve onun bir görünüş olduğunu saptamak iki yüz yıl aldı.. demek ki görünüş ve örüş büyüdükçe ve kuşattıkça gerçeği ayırt etmek zorlaşıyor.. nitekim güneş merkezli evren tasvirinden güneşimizin de yıldızlardan bir yıldız olduğunun anlaşılmasının ardından Einstein’in merkezsiz izafiyet kuramına geçtiğimizde, evrendeki doppler yani kırmızıya kayma yasasının da desteklemesiyle, altmış yıl önce, artık merkezsiz ve sınırsız bir evren içinde yaşadığımız ortaya çıktı. Birbirini takip eden bu üç değişimi gördükten sonra “zaman” ve “mekan” ya da “hareket” ve “hararet” konusunda söylenecekleri artık ihtiyatla düşünmek ve bu konuda “bilim”in (salim lisan) en son olarak ne dediğini bilmek zorundayız. Zaten sağlam bir söz, şu dört kaynak onayı ile kabule değer görülüyor: Salih akıl, sahih nakil, salim lisan ve selim kalb.

İçeriğe girerek biçim konusunda söylediklerimize bir gerekçe göstermek istedik.. günlük bilgi ve bilimsel dil üstündeki felsefe ve hikmet konularında yeni bir DİL ortaya koymak, bilgilenmemizin kalitesi için zorunlu hale geliyor.. bilim yapmak artık bir ülkenin de gücünü aşan uluslararası laboratuvarları (CERN gibi) fakat dil, bilgi ve iletişimin laboratuvarları beynimiz ve kalbimizde hazır duruyor dilimizde ve düşüncemizde bizim görmemizi ve örmemizi bekliyor.

Analitik düzlemin matematik kullanımından öte matematik kullanımı ile söz ve bilgi, tümce ve bilim, dil ve düş, doğru ve gerçek, iyi ve güzel, bilgi ve buyruk, dil ve din, yarar ve yetkinlik gibi felsefe ve hikmet konularında konuşmak için ortak bir platform ve müşterek bir protokol oluşturulabilir.
Ben bunun olabileceğine inandım ve de gerçekleşebileceğini umuyorum. Ancak bu dil ve yöntem konuları soyut ve kuru olduğundan dar bir kesim tarafından uzan yıllar süren bir etkileşim sonucu oluşur. Doğrudan çıkar ve hemen yarar sağlamayan yöntembilimsel konuların müşterisi az olur.. üstelik soyut ve kuru olduğundan dolayı zor bir düşünsel çaba da istiyorsa yöntemlerin oluşması uzun bir süre ister.

Konuya dönersem.. yöntembilimsel analizle lisan-ı hal ve lisan-ı kal denilen faaliyetten zikir ve fikir denilen etkinliklerine geçinceye kadar tüm anlam ve anlatım süreçlerinin çok yönlü ve yanlı olarak gösterilebilme imkanı verecek olan vasıta-i ilim ve vesile-i hikmet olacak bir “kasnak” yaptık.. üstüne ayniyet “bez”ini geçirip “hürriyet” iğnesiyle oluşturacağımız dokuların, desenlerin, tabloların ve resimlerin örülmesinin ve görülmesinin düşünürken kağıt ve kalemi elimize almak kadar kolay hale gelmesi için önceleri biraz zorlanacağımızı kabul etmek gerekiyor.. düşünün ki ana dilinizi öğrenirken hiç zorlanmadınız.. fakat bunun da tam manasıyla olabilmesi için en az iki yılın geçmesi gerekti. Biz arazın dilinden anası anlar misali.. yöntembilimsel analizin ibdaı (başlatanlar) olarak, analitik düzlemin mantıksal ve metodik kullanımı öğrenerek görsel düşünmenin dilini çözmek yolunda sizlere yardım edeceğiz.

Yapacağınız iş de basit.. bu iletinin dizini içindeki dosyaları açacaksınız.. dosyaları versiyon sırasıyla açarak içindeki tabloları simetrik hatlarla ( + ) veya ( x) ya da ( | | ) veya ( = ) izleyeceksiniz.

İnanınız ki insan çok şey bildiğini sanıyor ama değil.. insan iki şey bilir onu da karıştırır çünkü yüzde elli yüzde elli oranı var. Ya da ya evet diyecektir ya da hayır diyecektir kararsızdır. Ya da bir konuyu saklamak için diğerini silmek zorundadır. Ya da yenileri ünlemek için eskileri unutmak zorundadır.
Bu yüzden günlük bilgi ve bilimsel dil üstendeki konularda yeni bir konuşma modeli oluşturmak suretiyle konuları görsel anlam sürücü ve ortak bir anlatım aygıtı kullanarak tartışmak ve eleştirmek düşünmemizi verimli kıldığı gibi bundan hasıl olan düşüncemizi de sağlıklı hale getirecektir.

Bu gün “yer”i bir tohumla değil bir yaş akasya çubuğu ile deldim. Ya ondan oluşacak yumuşak kökler sert olan taş toprağı delip tutunarak ağaç olur ya da bu çubuk gerçek bir filiz olmadığından ya da mevsimi geçtiğinden tutmaz. Fakat denemesi zor değildi.. bu gün iki nesneye su verdik.. biri bu akasya çubuğu biri de bu “delişim” sözcüğü.. hangisi tutarsa…


Sağlıcakla kalın.

OSMANZİYA

(*)
Buradaki “L” harfi, olanak’ta, “elimlammim”de “mimselam”da bulunan harftir. Yöntembilmsel olarak ta imtidad eden vetireyi ve temadi edilen meddi hattı temsil eder. Suret olarak dikey elif’in altına eklenmiş ve yatay uzanılmış çizgi ile bir elifi dört koordinat alana böler. Yöntembilimsel dillendirmenin ana platformunu oluşturur. Bu iletinin dizininin dosyalarına incelerseniz olanak ve delişimin dansını izlersiniz. Belki de bu izleme ile “hvl” ve “kvl” köklerinin ortak sesi olan “vel” dönüşünün “lam” eksenini görürsünüz.

DUYURU

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE
semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim
için düz yazıdan özür dilerim.

UYARI

Düz yazı bahane.. şemalar şahane.. yazının dizinindeki tabloları izlediğinizde imgelemiş ve irdelemişte olacaksınız isterseniz.. böylece emellerine nail olacak ilmi AÇIKCA görmüş ve hatırınıza sail olacak iradeyi SEÇİKCE örmüş bulunacaksınız. fena mı ? Eğer bekayı istiyorsanız onu da arayacaksınız.



http://sites.google.com/site/yontembilim/
http://sites.google.com/site/insanilim

http://groups.yahoo.com/group/BAKARA/
http://groups.yahoo.com/group/oku-ikra/
http://groups.yahoo.com/group/yontem-bilim/
http://groups.yahoo.com/group/insanbilim/
www.yontembilim.com
www.insan-bilim.com


     
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk