Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
İnsan Bilim
 YöntemBilim Forumu | İnsan Bilim | İnsan Bilim
Mesaj icon Konu: insan binası Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1437

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: insan binası
    Gönderim Zamanı: 30-Nisan-2020 Saat 02:31
INSAN BİNASI .. bu kule dunyanin en büyük tower'ından bile buyuktur.


"Mars gezegenine ulaşmak kendi kendine ulaşmaktan kolaydır demiş" JUNG.. insan binası kurmada Üstad bir ünlünün bu sözünde dile getirilen kolaylik ve yakinlik sözcüklerine Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın ANLAMAK sözcüğünü katarak (anlarsam uzağım yakınımdır, anlamazsam yakınım uzağımdır) bu üç kolaylık, yakınlık ve anlamak arasinda bir korelasyon var.. peki 4.sözcük ne olabilir ?


Buna benzer bir yaklaşım Gurdicijief'in dördüncü yolunda vardır.. ona göre kendine erişmek için binlerce benlikler arasında ilerlemelidir insan yoksa makinadan farkı yoktur.. Zaten arayışa başlayanın önüne iki yol açılır; birincisi "gerçeğe" ulaşmak ikincisi ise "kendine" erişmek.. Bu bilimde macro ve micro dünyaya erişip onu rölativite ve kuantum ile açıklamanın benzeridir.. gerçeği açıklamak ve kendimizi anlamak suretiyle amacımıza ulaşmak ve erişmekte için kullandığımız bütün dedüktif ve indüktüf araçların sonunda bilimsel anoloji (temsil) ve edebi teşbih (metafor) ile sonlandığının farkına varan mütefekkir müteharrir.. bu benzet-me ve andır-ma kapılarının önünde vardığında şu "me-ma" olumsuzunun şakasıyla kendisinde kaf dağının ardına erişen zümrüd-ü ankanın (simurgun) hissini duyar: AYNA...

Ve çoğu zaman gerçeğe ulaşarak görmekten örmeye.. kendine erişerek kurmaktan kılmaya.. geçer.. peki nasıl öreceğiz ve nasıl kılacağız sorunu ortaya çıkacaktır.. örmenin yöntemini aramak ve kılmanın yolunu bulmak artık arayış yolculuğunun ikinci evresi olacaktır.. ve biz uygarlık olarak bu aşamaya geldiğimizi sanıyorum.


Zaten bunun için öteden YBA çağırmak için beri “Düşünenleri arıyorum çünkü arayanları düşünüyorum.”söylemimi hep dillendiririm.


Gerçeği ulaşma ve kendine erişme YENİ bir sorun değil.. yazılı dil ve din birlikteliğinin başladığı altı bin yıldır Batının irade ve varlık uygarlığı.. doğunun telkin ve yokluk uygarlığı EVRENİ ve İNSANI didik didik ettiler. Bu evren (FKB) ve insan (PSL) bilimlerine paralel olarak fünun ve hukuk ile hikmet ve san’at etkinlikleri.. üretim ve tüketim ile eğitim ve yönetim işletimleri.. üzerine oldukça geniş bir birikimimiz var.. ancak bu iki konuda geçmişin bizi getirdiği nokta: insanı doğaya yabancılaştıran TEKNOLOJİ ve insanı insandan uzaklaştıran İDEOLOJİ.. sonuçta dünyayı belirleyen ve dini tanımlayan DİL’i kötü ve kötüye kullanmanın faturasını dilin insanı, onu kullandığından daha kötü kullanarak insanı, dini ve dünyayı bozmasına katlanarak ödüyoruz.


Lisanı hal ve kal ile kullanarak yukarıda saydığım çeşitli eylem ve etkinliklerde.. işlem ve işletimlerde.. günlük dilin düz yazısını KULLANARAK, bilim, edebiyat ve din yapmanın sonucu ortaya çıkan YARARLANMA.. bizim halimizi saklayan kalimiz olmaktan öteye gidemiyor.. açık ve seçik çeşitli düzeylerde yalan söyleyerek hangi doğruya varabiliriz ki ? Yalan ve Yanlışımızın ayırdına.. Yarımlığımızın ve Yanlılığımızın   varmak için acaba ne ÖĞRENMEMİZ gerekiyor ? YÜPERMEN mi olmalıyız ?



SÖZÜN taşıdığı bilgi ve buyruğun sağlam ve sağlıklı olduğunun duyarlılığına ve hassasiyetine sahipmiyiz.. uyarlılığını ve hissiyatını taşıyormuyuz.. onun sofistike ve incelikli esrikliğinden ve sekerlerinden emin miyiz.. spesifik ve özellikle tuzaklarından ve mekerlerinden güvende miyiz ?

Altı bin yılda yazılmış bunca kitabların sonuçlarından ve başarılarından ve başarısızlıklarından haberimiz var mı ? Onları denetleme ve değiştirme ve düzeltmede nasıl hızlı olabiliriz ?

Yoksa başkalarının yani doğunun ve batının hocalarının ve yazarlarının inşa ettiği İNSAN SARAYLARINDA mı geziniyoruz.. bu muhteşem saraylara hayran olmayı bırakıp kendi kulübemizi inşa etmeye cesaretimiz var mı ?

Buna cesaret edemezsek bize sunulan İNSANIN KISA TARİHİ içinde güdük bir ayna olarak mı kalacağız ? Yoksa yaşam 3.0 da uyarılan akibeti mi bekleyeceğiz ? Benimizi beyinden ibaret sanıp kendi bedenimizi mi yiyeceğiz ?


Büyük bir olasılıklı çoğumuzun bu gündemden haberi vardır.. olmasa bile her birimizin "insan" deyince deneyim, birikim ve uzmanlığımızın edeceği pek çok sözü olacaktır.. peki bunları ön yargı ve saplantı.. yanlış yorumlama ve anlamalardan kurtaracak araç ve gereçlere yani hızlı anlam sürücülerine ve kolay anlatım aygıtlarına sahip miyiz ?   

Yoksa PAYLAŞMA adı adı altında;   KUTSAL bir coşkuyla dilimizi ve dinimizi ve kültürümüzü satmaya mı uğraşıyoruz ya da   TARTIŞMA görünümünde;   görüşümüzü ve düşüncemizi ve inancımı pazarlamaya mı çalışıyoruz ? Bunu hiçbir bilgi içeriği sunma amacım ve içerikli bilgimi savunma amacı olmadığından rahatlıkla soruyorum…


Sanırım buraya kadar “ME-R-AM” anlatmaya çalıştım.. ne kadar başardım bilmiyorum ancak insana erişmek HAYAL ve kendine erişmek bir VEHİM.. değil ise bu arayışta bir UMUT vardır.. belki KUTSALLIK bile bulunabilir.. ancak bazıları meme ve am peşindedirler ortadaki “R”larını kaybetmiş olarak.. zaten onlar bu yazıdan öteye de gidemezler.. ancak gidebilecek olanlar için “RA”larını aykılı ve dikkatli olmakta itina ve özen göstermelerini isterim.

Yazdıklarımı ki bunların her biri çok değerleri FİKİRLERİ içerir.. bunları kapıp kullanmak için değil eleştirmek ve sormak anlamaya çalışsınlar.. belki en başta sorduğum 4.sözcük üzerine bir düşürme ve sorgulama ve araştırma yapabilirler…

Bilgi, sevgi ve sağlıcakla kalınız.

Osmanziya 30.04.2020 02.01 Üçyal


Düzenleyen osmanziya - 30-Nisan-2020 Saat 19:15
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1437

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 30-Nisan-2020 Saat 19:13
DÜZELTİLMİŞ:


INSAN BİNASI .. bu kule dünyanin en büyük tower'ından bile buyuktur.


"Mars gezegenine ulaşmak kendi kendine ulaşmaktan kolaydır demiş" JUNG.. insan binası kurmada Üstad bu ünlünün sözünde dile getirilen kolaylık sözcüğüne ve yakınlık kavramına Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın ANLAMAK kavramınıda katarak (Anlarsam uzağım yakınımdır, anlamazsam yakınım uzağımdır, demiş) bu üç sözcük: kolaylık, yakınlık ve anlamak arasinda bir korelasyon var..
peki 4.sözcük ne olabilir ?


Buna benzer bir yaklaşım Gurdicijief'in dördüncü yolunda dahi vardır.. ona göre kendine erişmek için binlerce benlikler arasında ilerlemelidir insan yoksa makinadan farkı yoktur.. Zaten arayışa başlayanın önüne iki yol açılır; birincisi "gerçeğe" ulaşmak ikincisi ise "kendine" erişmek.. bazısı birini bazısı da diğerini tercih eder.

Bu ikili ayırım bilimde macro ve micro dünyaya erişip onu rölativite ve kuantum ile açıklamanın benzeridir. Gerçeği açıklamak ve kendimizi anlamak suretiyle amacımıza ulaşmak ve erişmekte için kullandığımız bütün dedüktif ve indüktüf araçların sonunda bilimsel anoloji (temsil) ve edebi teşbih (metafor) ile sonlandığının farkına varan mütefekkir müteharrir.. bu benzet-me ve andır-ma kapılarının önünde vardığında şu "me-ma" olumsuzunun şakasıyla kendisinde kaf dağının ardına erişen zümrüd-ü ankanın (simurgun) hissini duyar: AYNA... Evet karşımızda bir ayna var ve biz onu geçemiyoruz.. Bu metafor The Matrix’de daha var.. fakat o senaryasoylu bu aynayı aştığını öykülendiriyor.. sanki hür-ruh’u onlarda hissetmiş.


Ve bu aynaya muttali olan çoğu zaman gerçeğe ulaşarak görmekten örmeye.. kendine erişerek kurmaktan kılmaya.. geçer.. peki nasıl öreceğiz ve nasıl kılacağız sorunu ortaya çıkacaktır.. örmenin yöntemini aramak ve kılmanın yolunu bulmak, sanırım, artık arayış yolculuğunun ikinci evresi olacaktır.. ve biz uygarlık olarak bu aşamaya geldiğimizi sanıyorum.. ancak bilgi öğrenmek, kullanmak ve yararlanmak ana aşamalarını içerir.. ve özellik DİLİ kullanmak noktasında onu iyi ya da kötü.. veya iyiyi veya kötüye kullanmak ayırımları ile karşı karşıya bırakır.. belki biz onu bu gün giderek kötüye kullanıyoruz ve başımıza bunlar geliyor.. doğayı bozma.. enerjiye doymazlık.. insan-hayvan.. insan-makine ilişkisi.. yapay zeka ve bu yıl itibariyle dünyayı belki uygarlığı belki insanlığı tehdit eden korona virüsü..


Zaten hem Arayış hem dili kötü ve kötüye kullanmanın azaltılması için öteden beri YBA çağırmak için “Düşünenleri arıyorum çünkü arayanları düşünüyorum.”söylemimi hep dillendiririm.


Gerçeği ulaşma ve kendine erişme yeni bir sorun değil.. yazılı dil ve din birlikteliğinin başladığı altı bin yıldır batının irade ve varlık uygarlığı.. doğunun telkin ve yokluk uygarlığı EVRENİ ve İNSANI didik didik ettiler. Bu evren (FKB) ve insan (PSL) bilimlerine paralel olarak fünun ve hukuk ile hikmet ve san’at etkinlikleri.. üretim ve tüketim ile eğitim ve yönetim işletimleri.. üzerine oldukça geniş bir birikimimiz var.. ancak bu iki konuda; dil ve din, bilim ve hukuk, ticaret ve siyaset geçmişinin bizi getirdiği nokta: insanı doğaya yabancılaştıran TEKNOLOJİ ve insanı insandan uzaklaştıran İDEOLOJİ.. bunların yol açacağı savaş, yıkım ve yitiş.. sonuçta dünyayı belirleyen ve dini tanımlayan DİL’i kötü ve kötüye kullanmanın faturasını; dilin insanı, onu kullandığından daha kötü kullanarak, insanı hayvandan aşağı düşürerek yozlaştırmasına.. dini dünyevileştirmesine ve dünyanın tarhını ve tarihini bozmasına katlanarak ödüyoruz.


Lisanı hal ve kal ile kullanarak yukarıda saydığım çeşitli eylem ve etkinliklerde.. işlem ve işletimlerde.. günlük dilin düz yazısını KULLANARAK, bilim, edebiyat ve din yapmanın sonucu ortaya çıkan YARARLANMA.. bizim halimizi saklayan kalimiz olmaktan öteye gidemiyor.. açık ve seçik ya da kapılı ve gizli çeşitli düzeylerde yalan söyleyerek hangi doğruya varabiliriz ki ?

Yalan ve Yanlışımızın ayırdına.. Yarımlığımızın ve Yanlılığımızın farkına varmak için acaba ne ÖĞRENMEMİZ gerekiyor ? Gerçeği görmek ya da kendimize erişmek mi ? Bunun için YÜPERMEN mi olmalıyız ?


SÖZÜN taşıdığı bilgi ve buyruğun sağlam ve sağlıklı olduğunun duyarlılığına ve hassasiyetine sahipmiyiz.. uyarlılığını ve hissiyatını taşıyormuyuz.. onun sofistike ve incelikli esrikliğinden ve sekerlerinden emin miyiz.. spesifik ve özellikle tuzaklarından ve mekerlerinden güvende miyiz ?


Altı bin yılda yazılmış bunca kitabların sonuçlarından ve başarılarından ve başarısızlıklarından haberimiz var mı ? Onları denetleme ve değiştirme ve düzeltmede nasıl hızlı olabiliriz ?


Yoksa başkalarının yani doğunun ve batının hocalarının ve yazarlarının inşa ettiği İNSAN SARAYLARINDA mı geziniyoruz.. bu muhteşem saraylara hayran olmayı bırakıp kendi kulübemizi inşa etmeye cesaretimiz var mı ?


Buna cesaret edemezsek bize sunulan İNSANIN KISA TARİHİ içinde güdük bir ayna olarak mı kalacağız ? Yoksa yaşam 3.0 da uyarılan akibeti mi bekleyeceğiz ? Benimizi beyinden ibaret sanıp kendi bedenimizi mi yiyeceğiz ?

Belki bu soruları sormadan da kendine kestirme bir yol bulmuş olanlar ve müstesna kimseler vardır içimiz de… fakat herkese açık başka bir yol olamaz mı ?


Büyük bir olasılıkla bu insanı arayış gündeminden haberi vardır çoğumuzun.. olmasa bile her birimizin "insan" deyince deneyim, birikim ve uzmanlığımızın devreye gireceği pek çok sözü olacaktır.. peki bu anlatımlarımda ve anlatımlarınızdaki ön yargı ve saplantı.. yanlış yorumlama ve anlamalardan kurtaracak araç ve gereçlere yani hızlı anlam sürücülerine ve kolay anlatım aygıtlarına sahip miyiz ?

Acaba bu güne kadar ki halka yapılan retorik ve aydına edilen diyalektiklerimizde ticari reklamları geride bırakan algı operasyonları ve siyasi propagandalara parmak ısırtan sosyal mühendislikleri ortaya çıkaran.. sanal gerçeklik ve artırılmış gerçekliklere dudak uçurtan tüm cambazlıkları   GÜNLÜK DİLİN DÜZ YAZISIYLA kolaylıkla icra edilir mi yor mu ?


Yoksa PAYLAŞMA adı adı altında; KUTSAL bir coşkuyla dilimizi ve dinimizi ve kültürümüzü satmaya mı uğraşıyoruz ya da TARTIŞMA görünümünde; görüşümüzü ve düşüncemizi ve inancımı pazarlamaya mı çalışıyoruz ? Bunu hiçbir bilgi içeriği sunma amacım ve içerikli bilgimi savunma amacı olmadığından rahatlıkla soruyorum… ve kim bilir bu günlük dilin düz yazısıyla yapılan feryadımın   altında yıllarca kalmış yalnızlığımın acısını çıkarmak bulunuyor olamaz mı ?


Sanırım buraya kadar “ME-R-AM” anlatmaya çalıştım.. ne kadar başardım bilmiyorum ancak insana erişmek HAYAL ve kendine erişmek bir VEHİM.. değil ise bu arayışta bir UMUT vardır.. hatta bir KUTSALLIK bile bulunabilir.. ancak bazıları meme ve am peşindedirler ortadaki “R”larını kaybetmiş olarak.. zaten onlar bu yazıdan öteye de gidemezler.. ancak gidebilecek olanlar için “RA”larını aykılı ve dikkatli olmakta itina ve özen göstermelerini isterim.


Yazdıklarımı ki bunların her biri çok değerleri FİKİRLERİ içerir.. bunları kapıp kullanmak için değil eleştirmek ve sormak anlamaya çalışsınlar.. belki en başta sorduğum 4.sözcük üzerine bir düşürme ve sorgulama ve araştırma yapabilirler…


Bilgi, sevgi ve sağlıcakla kalınız.


Osmanziya 30.04.2020 02.01 Üçyol

(not: yazılarımın çoğunun içinde CİNSELLİK içeriklerini kasten katıyorum.. birincisi yaşamımızın yarısı cinselliktir.. çünkü hayatın diriliğinin devamı bu türsellikle bununla sürdürülür. İkincisi yazılarımdaki DİNSELLİK ve tinselliğe bakıp bana bir kutsallık atfetmesinler diyedir. Benim derdim sadece bilgi ve bunun için sözcük öğretmek ve terim belletmek ve kavram vermektir. Ta ki YBA daha rahat bir geçişi sağlamaktır.) 30.04.2020 19.09 Üçyol OSMANZİYA

IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk