Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

evrenin goz bebeki

Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Genel
Forum Adı: Dünya
Forum Tanımlaması: Genel Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2986
Tarih: 29-Mart-2026 Saat 01:39
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: evrenin goz bebeki
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: evrenin goz bebeki
Mesaj Tarihi: 28-Mart-2026 Saat 14:44





Bu gerçek degil
ILLUTRASYON
Aslinda biz ikiye ayrilmiş DUAL bir insani paylaşiriz.. bu yazdim.. yari aydin zombiler.. okumuş cahil frankeştanlar buradan çikarlar.. einstein ve epsteinler.. planck ve wittgenteinler.. hitler ve stalinler.. bunlar biz imal ederiz.. cehli EMEL murekkep MEL "ABD" ile Amerika ve Anadoluyu çarpiştirarak.... nekri AMEL muretteb MAL   "GRK" ile cahim denizine batarak..ELEMLER uretiriz..
Genetik ve Nukleer çekirdekler..
resim okunaksız..
biz biraz daha okunaklı hale getirelim..






EZELİ BOZGUN YAZDI:Felsefe ve tarih okumanın kazandırdığı bazı farkındalıklar vardır:
İlk olarak, orijinal sandığınız birçok fikriniz önceden düşünülmüştür. Kibri bırakın...
İkinci olarak, sarsılmaz sandığınız birçok düşünce ya çürütülmüştür ya da eleştiriye fazlasıyla açıktır.
Üçüncü olarak, insan zihni yanılmaya fazlasıyla açıktır ve tam da bu yüzden insan fikirlerinde daima mutevazı olmalıdır.
Dördüncü olarak, aklın yolu bir değildir, akıl dediğimiz şeyde havada ve herkeste her toplumda aynı şekilde işleyen bir mekanizma değildir. Akıl hafızanın, kültürün ve yaşanılan anın, psikolojinin ve ekonomik sosyal şartların cenderesinde işler. Dahası eşit zeka ve benzer ahlaka sahip bireyler farklı düşünceler benimseyebilir. Tek önerme devasa farklı sonuçlara yol açabilir.
Beşinci olarak, kendinize yanılma payı koyun, bu korkak olduğunuzu değil, öğrenmeye açık olduğunuzu gösterir.
Altıncı olarak, kendiniz için özel biri olmanız, fikirlerinizin özel olduğunu göstermez. Mantık usturasının dişlerine takılmaktan muaf olacak hiçbir beşeri düşünce yoktur. Belli bir şekilde düşünüyorsanız, bunun hangi geçmiş etkilerden dolayı olduğunu kendinize sormanız ve kendi zihin tarihinizde geçmişe doğru bir yolculuğa çıkmanız faydalı olabilir.
Yedinci olarak, iyi bir insan olmanız, doğru fikirlere sahip olduğunuz anlamına gelmez. En azından her zaman gelmez. Çünkü ilki ahlaki, ikincisi analiz ve tutarlılık sahasıdır.
Sekizinci olarak, fikirler maksimum fikir özgürlüğünün olduğu, esnek ve etkileşime açık ortamlarda gelişir. Farklı düşünene ve farklı düşünceye tahammülü olmayan bir coğrafyada hiçbir fikir filiz vermez...
Sizden farklı insanları anlamak yerine onları ötekileştirici, aşağılayıcı, dışlayıcı şekilde etiketliyorsanız yazar veya hatip olabilirsiniz, ancak felsefeci ve tarihçi olamazsınız.
Felsefe ve tarihi kendi ideolojik fikirlerini propaganda aracı olarak görenler de filozof ve tarihçi olamazlar.
Zira felsefe sürekli olarak kendi fikirlerinizi de eleştirmeyi içerir. Bu yönüyle o; doktrin, emir, vaaz, buyruk ve siyasi söz sahası değil, sürekli öğrenme ve gelişme sahasıdır.
Özetle: gerçekten doğru düşünceleriniz olabilir, bunları argümantatif şekilde savunabilirsiniz.
Ama her daim hata, öğrenme ve diyalog payı bırakarak donukluktan uzak durmalısınız.
Felsefe yolda olmaktır, tarih yolcu olduğunu unutmamaktır...
...

DEDİM Kİ

Kültürümüzü tecessüm ettirdim.. resme bakıp bir şeyler söyleyebilirsiniz.. bende dinleyebilirim.. ben söylerim siz dinlersiniz. böyle konuşuruz.. insanlar konuşa konuşa anlaşan HAYVANLARDIR.. hayvan deyince alınmayın.. hayvandan aşağı ya da yukarı olmak beşerin elindedir.. elbette bu aşağı ve yukarı olmak bir hakaret ve küçültme konusu değil bir yapı ve görev ve işlem sorunudur. Biz nasıl yapılanırsak bize öyle görev verilir ve bu görevlerin de ödevleri bulunur ve bu ödev ve hizmetlere göre de ücret alınır. Konuşmak ve KARŞILIKLI söylemek ve dinlemek dahi bir DÜŞÜNMEYE bağlıdır.. düşünmek ise bir konuyu aydınlatacak ya da bir sorunu çözecek sav ve soru ile yanıt ve kanıt arama ve bulma işidir. Belki siz böyle benim gibi tek tek kelimeleri sıralayıp dizemezsiniz.. lakin bu bir KİŞİSEL meharet ve BİREYSEL muvaffakiyet değil kendisine YBA öğrenme ve kullanma ve yararlanma yolunda kırk yıllık imkan ve fırsat verilen bir bireyin kendisini dillendirmesi ve benini dile getirmesidir. KIRK YILDA yaptığım bütün işte YBA in hızlı anlam sürücüsü ve kolay anlatım aygıtının önemini ve değerini göstermek için yaptığım tanıtım ve beğendirimlerden ibarettir. Şimdi konu neydi başlığa bir bakalım






İnsanın dışının içe çevrilmiş ve göz bebeğinden yansıtılmış halinin bir fotoğrafı.. bunu kırk yıl önceki yapılmış KAİNAT ve İNSAN başlıklı.. temel astronomi ve köklü hümanizma alt başlıklı DVD çalışmamda insan evrenin göz bebeğidir.. konusunu rahmetli Haluk Nurbakı hocanın kitaplarından esinlenerek söylemiştim.. bu değerli çalışmayı 200 tane DVD ile çoğaltmış ve isteyen aydınları göndermiştim.. birinden bile geri dönüş olmadı.. çünkü insanlar tatlı ve acı sevgilere ve ekşi ve tuzlu bilgilere alışmışlar.. başka bir tada dönük bakmıyorlar bile.. çünkü ben nasıl böyle YAKINMAYA alışmışsam.. onlarda aşırı bilgi ve abartılı sevgi ile körelttikleri ilgilerine bir yeniliği göstermek mümkün olmuyor.. bu duruma uğramış yaratıldığımız ALAKA.. "LAG" LOG.. LAK.. LAH.. arasında HAK'tan uzaklaşmış benim gibi LAGA ve LUGA ediyor.. oysa insan LUGA'dan başka.. lugattan başka.. nüha (akıl) ve nüga (nefis) ile lüba (kalb) sahibidir de.. kendini tanımaktan.. kendini merak etmekten.. kendiyle ilgilenmekten uzaklaşmış.. ya dünyayı geçici çıkarı ya ahiretin sonsuz ÇIKARI bir gözünü .. ya da Tanrı'nın yüksek ve yüce YARARI bir gözünü örtmüş.. kendine ve diğer insanlar KAPALI hale gelmiştir. Dine tapmaya ve Dünyaya kulluk etmeyi en yükse hedef ve gaye haline getirmiştir.. bana seslenmeye korkuyor.. kendiyle konuşmaya korkuyor.. ve hatta korkusunu bile ÖRTÜYOR.. sonuçta sol feceredir açar.. sağ keferidir örter.. bunu ben değil vidalar ve çeşmeler söylüyor.. bizde neyi ne kadar açacağımızı ve kim ne kadar kapayacağımızı.. öğrenmek dersinden ve tezinden ve testinden geçiyoruz. AL-LAH.. A-LAK.. A-LOG.. A-TOM.. A-TON.. A-MON gibi seslenmeler sadece İŞARETLERDİR.. konuşmamızda işaretlerden başlardan delaletler gibi İKİNCİL bilgilerimiz bulunur. İşaretlerin çevirisi ve delaletlerin evirisi bir bilim düzeyi gerektirir. Bu ikincil işaretlerin altında basarın manzarası ve sem'in mubsırası gibi birincil nazar ve niyet bilgileri yer alır. Yani insanın kendisini tanıması ve öğrenmesi ve bilmesi.. bir yazarın bilgilerinin.. örneğin benim içerikli bilgilerimin.. reklamların.. propagandalarımın bellenmesi DEĞİL bizzat kendisinin bu konuda öğrenmeye ve konuşmaya ve tartışmaya açık olmasının ANLAŞILMASIDIR. Kendi İNSANbilimim ve İSLAMbilimim YBA in tanıtımı ve beğendirilmesi yapılarken ortaya çıkmış kırk yıllık bir üründür.. benim bunların belletilmesi v öğretilmesi gibi bir emelim olmadı.. ancak bu insanbilim ve islambilimi çıkardığm YÖNTEMBİLİMİN kullanılarak herkesin kendi insanBİLİM'ini ve islamBİLİM'ini ortay koymasıdır. Lakin bunu bir türlü anlatmayı beceremedim.. kimbilir belki burada şimdi anlattım ve birisin bunu anladığını söyleyerek beni RAHATLATABİLİR.. İnşallah kendi de TAHARLANABİLİR ve kurtulabilir. Saygılarımla Osmanziya

27.03.2026 ÜÇYOL İZMİR 14:46




-------------
usul esasa mukaddemdir



Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 28-Mart-2026 Saat 16:26
ÇOK değerli sekiz uyarı olmuş.. her birini teker teker DOĞRUDAN yanıt vermek isterdim.. ancak daha önce DOLAYLI yanıt verdim ve üstelik paylaştım.. ancak bizim dUal yapımız nedeniyle hem kuşkulu soru soran felseeye hem kesin yanıt veren dine ihtiyacımız bulunuyor. Alanların ve yöntemlerin ayrılığını fark ettikten sonra bu ateşle barutu bir arada tutmak zor değil. Çünkü ateşi ve barutu özellikleri ve nitelikleriyle bildikten sonra hepsinin ENERJİ ve kütle ilişkisi olduğunu anladığınız bu ikisini daha yararlı ve verimli kullanabilirsiniz. Böyle benzetmeyle ve benzetimle aydınlatılacak KONULAR olduğunu gibi denklemler ve uygulamayla çözülecek SORUNLARIMIZ bulunur. Ancak KONU burada konuşarak ve düşünerek lafz üretmekle ve anlam türetmekle bitmez.. konuların alanları üstündeki katmanları da ayrıca göz önünde bulundurarak eyleme geçmek gerekiyor. Nitekim bunu birisi yaptı.. felsefeciler hep açıklamakla uğraştılar eyleme geçip değiştirmek gerekir dedi.. dindarları eleştiren masonlara eleştirdi.. fakat o da ortaya yeni bir din ve yeni bir masonluk çıkardı.. keza felsefede yeni YÜKSEKTEPE düşünmeyi bıraktı eyleme geçmeye çalıştığı başarılı olamadı. Sanırım bizim bu tek yönlülük ve yanlılıkla yönümüzü ve yanımızı bütünlemek ve birlemekten çıkıyor.. bir şeyi açıklamak onu anlamak yerine geçmiyor.. Dilthey'in hermenuetik yaklaşımı da felsefi bir öneri olmaktan öte geçmiyor.. sentetik bir kurama analitik bir karşılama .. sistematik bir işe aksiyomatik çözüm.. senkretik bir alana metodik yaklaşım.. bu güne kadar uyguladığımız çarelerle bu güne kadar geldik.. yani BİLMEK ile konuların ve sorunların büyük bir kismini açıklıyor ve çözüyoruz.. ancak birini artırmak diğerini azaltıyor.. denge bozuluyor.. özetle kadın ve erkek ile birey ve toplum arasındaki UYUM.. iktidar ve muhalefet ile emek ve sermaya arasında DENGE bizim için akıl ve kalb ile ahiret ve dünya arasındaki SINAV ve YARIŞ olarak görülebilir. Bende böyle var sayıyorum.. siz nasıl düşünüyorsunuz. osmanziya   

-------------
usul esasa mukaddemdir



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info