Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

âlem

Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Diğer
Forum Adı: Din
Forum Tanımlaması: Diğer Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3086
Tarih: 16-Eylül-2026 Saat 17:01
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: âlem
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: âlem
Mesaj Tarihi: 26-Ağustos-2026 Saat 01:57

https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3086

âlem buysa kral benim.. diye mahzun türküsü bulunur.
Elalem ne der bilmem ancak ilim ile amel arasında kalan EMELLER koca bir âlem teşkil eder.. biz bu tahminler ve temenniler arasında arasında kalan âlemi ELEMLER ile yoğuruyoruz. Osmanziya

ameller
ilimler
ÂLEMLER
emeller
elemler












BILMEMEK KUSUR DEGIL

Yazımı DÜZELTTİK.. YOLUNDAKİ cümle düşüklüklerinden temizledik:

Bilmemek kusur degil ögrenmemek ayip degil derler. Bilmemeye değil öğrenmemeye cehalet adı verilir. Fakat ögrenmek ićin merak icab eder ve merak içinde alaka lazim gelir. Ancak bu lazime ve icabe kulturel iki gerekçe ile iptal edilmiştir.

Birisi dogal ve normal bir yaklasim olan çikarli ve yararli bir nedeni bulunmadan insani ögrenmeye başlamasi ve bilmeye girişmemesidir.

Ikinci sebeb "Menfaati olmayan işten Allaha sığinirim" hadisidir. Ancak "Ilim cinde de olsa almaya gidiniz" de hadis. Kablarda yemek artiklari birakmamakta sunnet.. fakat az yemekte sunnet.. bizde işimize gelmeyen sunnetleri yapmiyor.. çok yiyoruz ve ilim edinmiyoruz.

Böylece merakimiz koreliyor ve alakamiz köturum oluyor..
medya da neye ilgimiz olmasini istiyorsa onu öne çikaran reklam ve propagandalara başvuruyor.

Ögrenirken yani merak hissi ve alaka hissiyatı bize karanlik odaları aydınlatmak ve kapalı kapıları açmak için bir YOLAK.. zorluklari ve sorunlari ve sorulari yanitlara çozumlere ve kolayliklara cevirmek başka bir PATH.. her ikiside düşunme yürüyüşü ile bir YOL açılması girişimi ister.
Bu iki patika ve yolaktan birini seçmek insanin BEKLENTILERINE baglidir.. otobus ve dogacak çocugu beklemekten.. ameliyattan çikacak hastani ve seçtigim FIRDEVS cennetini beklemeye kadar değişir.
Düşunme ise iki şekilde saglanir biri klasik tedayii efkar denilen ÇAGRIŞIM yolu..
digeri anlalitik duzlemin geometrik.. matematik kullanımı.. biz bundan sonraki metodik yolu yani YBA açtık.
YBA ile düşumek kelimelerle ve cumlelerle düşummek degildir.. duz yazilarimizda kullandigimiz kavramlar ve konular sizi yatay ve dikey çizgilere alıştırmak içindir


CEMAD
Gıda (MADDE)
Hayat
IMKAN
Şuur
Gaye (MÂNÂ)
IMAN

Bu dikey listede

Hangisi AŞAGI UÇ

Hangisi YUKARI UÇ
Bu sizin vereceginiz karara bagli
Ben CAMİD maddeyi aşaği tutuyor isem onu yukari koyar UST YAPI derim..
GAYELİ manayi da aşagiya koyar ALT YAPI derim. Bu da fikrimin ZEMINI olur.

Yukarı
ÜST YAPI
Cemad
Gıda
Hayat
Imkan
Şuur
Gaye
Iman
ALT YAPI
Aşağı

Şimdi âlem tablomuza bakalım:
NIZAM
Adam
Kalem
ÂLEM
Kelam
Âdem
MIZAN

Mizanı Aşağı yazmakla Mizani Lisan’in UST YAPI olduğunu ve buna bagli olarak Nizam-i ilm’in yukarıda ALT YAPİ bulundugunu göstermiş, gostergelemis oldum..

Yazım düzeltirken aşağı ve yukarı terimlerini konumlandırırken pek çok düzeltme yaptım. Sag ve solum başlamasi ve bitmesi bundan daha karmaşiktir.. çunku gerçektir..

DİKEY Nizam ve Mizan EŞ ZAMANLI bir ilişki ile
duzen ve olcude surekli bir yenilenme ve yinelenme olur.
YATAY Zaman ve namaz ARD ZAMANLI bir nobetleşmedir..
sabah ve aksam gibi
Tablo okuma sagdan da başlatılabilir soldan da.. çunku yukarinin ve aşağinin.. sagin ve solun bir merkezi bulunur.. o sensin...
Sağı ve sol arasında ORTA.. yukarı ve aşağı ortasında ARA.. fazla dikkati çekmez.. solcular solu hep GÜZEL . sağcılar sağı hep İYİ gösteren İDEOLOGLARDIR.. Üstadım İmamı Nursi iyicene sağcılara bakarsan ortacı hatta solcu görünür.. gençliğimde Kürşat KIZILOT diye bir sağcı üstada KAFİR demişti de ben onun canına ot tıkamış ve o felsefe sitesinden ayrılmıştım.. her ne ise.. çünkü Üstad manayı harfi ile konuşan din yanında bir de bilim olduğunu söylüyordu mana-ı ismi ile.. bu da üstadı ona göre solcu yapıyordu.. çünkü ona göre onun bütün dünyası din olmuyordu.. oysa VAKIA SURESİ sağcılar ve solcuların üstünde bir de orta yolda önce kimseler bulunuyordu.. ancak geçmişte ve gelecekte bunların çok az olacaklarını söylüyor Kur'an-ı Mu'cizül-beyan.. çünkü bunlar cemaat teşkil etmez ve insanları etraflarında toplamaz.. toplarlarsa zaten sağcılığın bir levninde.. solculuğun bir renginde İDEOLOG olurlar.. ideologlar ya dini dilleştirir ya da dili dinleştirir. Böyelce KOLAY bir yol çıkarırlar. Demek ki ortacı ve öncü bir yol tutturmak ZOR'dur ve bu yüzden çoğu kimse istikameti koruyamaz.. doğal ve normal olarak DOĞRULTUSU ister istemez bira sağa ya da biraz sola kayar. 27.08.2026

0Z0
Yontembilim.com











-------------
usul esasa mukaddemdir



Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ağustos-2026 Saat 00:36

NMZ V ZMN    
MAVI Yatay uyur
NZM V MZN    
KIRMIZI Dikey uyanir.

Insanla ölünce bi daha uyanirlar. Dün akşam PASSENGERS filmini seyrettik. The MATRIX gibi UYANmayi konu yapmiş
Uyanma denilen olay üç kez ömürde gerçekleşir birincisi cocukluk OYUNU ve ikincisi yetişkinlik ÖYKÜSU ve üçüncüsü yaşlilik GERÇEĞI.. dördüncüsünde ise ölümle uyanırız.

İlki refleks ikincisi seks ve uçuncusu irade ile çalişir.
Levent ELKATMIŞ Kardeşim dedi: Abi sag taraftaki (NAMAN) Ne demek?

Teşekkur ederim.. NaMaZ yazdıgımi saniyordum.. siz söyleyince fark ettim.

Levent ELKATMIŞ Kardeşim dedi ki: Zaman, Namaz'dan giden bir yol gibi sonunda ulaşılan bir yer gibi algıladım ve ekledi: Namaz... Zamanda yolculuk
Dedim ki; Evet.. öyle ise Zaman da namazda yolculuktur.. ancak dedigim gibi farkini aramak ve bulmak lazimdir.
Tabloda Oklari kaldirinca eş zamanli mizan ve nizam ile ard zamanli namaz ve zamanda ibaret ÂLEM ortaya çikti.
Ancak burada "zaman" kelimesi üç kez geçtigi için ANLATIMI muglak hale getirip mubhem bir ifade
Zamam karn..dehr..asr.. sene.. yani ćağ.. binyil.. yüzyıl.. yıl.. donguleri ifade ediyor.

Yılin altinda bulunan mevsim.. ay.. hafta.. gun.. vakit.. saat gibi dongulerde zaman kapsamindadir.

Namaza SIRA.. zamani da SÜRE olarak karşilarim. Nizama DÜZEN.. mizanı ÖLÇU olarak çeviririm.
Bu terimleri kullaninca.. zaman sozcugunun yinelenmesi ortadan kalkar.

Dikey eksende EŞ zamanli ölçü ve düzeni füze yapip aşagidan yukariya uçurur iseniz.. geriye ARD zamanli süre ve sıra kalir. Bunu da bir ok gibi ister soldan saga zamandan namaza göturur ister sağdan sola namazdan zamana getirirsiniz. Her ikisiden birbirinden farklidir.
Levent Bey.. NAMAZ.. zamanda yolculuktur.. dedi.. ben de öyle ise ZAMAN.. namazda bir yolculuktur.. dedim. O zaman koltuklarinizin kemerlerini bağlayin.. bende namazda zaman yolculuguna çikarayim... osmanziya


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ağustos-2026 Saat 00:47
ZAMANDA
ZAMANDA.. namaz vakti gelince.. süre de sıra vakti girince TAHRİME TEKBİRİ adı verilen ilk tekbir yani "Allah ü Ekber" hem tümce hem tanım olan SÖZ ile.. zamandan namaza geçeriz.. yani namaza GİRERİZ.. "tahrime"nin anlamı zamanda yapılıyorsa namazda sana HARAM oluyor demektir. Çünkü başka bir âlem geçtin.. namazda zamandaki gibi istediğin hareketi yapamazsın.. namaz hareketleri ne ise onu yapabilirsin.. zemindeki bulunduğun yerden sağa sola ya da ileri geri gidemezsin tahrime tekbiri yaptığın yerde ZINK kalırsın.

Yüzün kıbleye dönük ve gözün secde yerine bakık bir halde.. FATİHA ŞERİFE ile soruyor ve ZAMMI SÜRE ile yanıtını alıyor durumdasın.

Tahrime tekbirinden sonra bulunduğun duruma KIYAM adı verilir. Bu kıyam yani AYAKTA DİK DURMAK farzdır. Tahrime tekbiri ile girdiğin namazın bu kıyam durumunda yaptığın işe de KIRAAT adı verilir. Okuma. Burada Kur’an ayetlerinden başka bir şeyi okuyamazsın.
Namazda aklına gelen her mübarek ve kutsal sözü.. yararlı vecizeler.. özlü sözleri.. güzel sözleri okuyamazsın sadece KUR'AN okursun ki Allah sözü olan “Kelam-ı Kur'an”ı OKUMA işine KIRAAT adı verilmiş ki SIRAT'ını bununla inşa edeceksin.

Zaman içindeyken.. bunun dışında başka şeyleri okuyor ve onunla yürüyor olsan bile.. örneğin nurcuların kitapları.. süleymancıların hitapları.. tarikatların zikirleri.. siyasetin fikirleri.. ticaretin malları.. sevgililerin sözleri.. düşmanlarının sövmeleri.. her ne ise.. bunları unutacak ve Namazda ancak Kur'an ile yolculuk yapacaksın.

Ne geçmişten gelen anılarının.. ne de geleceği ilişkin hayallerinin yeri burada olmaz. Zamanda dilediğin kadar hülyalar kur.. uykuda istediğin rüyaları gör.. vaazda dilediğin ögütleri ver.. kürsü de istediğin hakikatları anlat.. fakat namazda bunların hiç birinin yeri olmaz. Çünkü orada Rabbinin huzurundasın ve Kur'an ile O'na yönelmişsin.. derdini.. sorununu.. sorunu.. problemini.. sıkıntını.. Fatihayı Şerife ve Zammı Sure ile dile getiriyorsun. Belki okuduğun Kur'an'dan tek kelime bile ANLAMASAN.. durum budur. Belki bir arabın araçça bildiği kadar Kur'an-ı Mu'cizülbeyanı ANLASAN bile durum değişmeyecektir.

Ne zaman ki Fatiha-i şerife ile sorduğun.. Zammı sure ile bunun yanıtını aldığını.. ANLADIĞIN'da gerçek namaz başlayacaktır.

Aksi halde kıldığın bütün namazlar görevi yapıp işi bitirmeden başka bir şey değildir. Bu bile sana namaz suresi içinde durumunu düşünme ve geleceğini hazırlanma ve ölümü karşılama konusunda pek çok kazanç ve çıkar ve yarar verecektir. En azından en gerekli SPOR haraketlerini yapmış oluyor.. eklemlerini çalıştırmış ve kemiklerini dinlendirmiş oluyorsun. Ancak şunu unutma ki TAHRİME ile sıraya girerek.. NAMAZ’a durarak.. KIRAAT etmeye başladığından ZAMANDAN başka bir âleme geçmişsin demektir.

Öyle ki altında sadece iki metrelik seccaade durmuyor.. kırk bin kilometrelik 40.000.000 yani kırk milyon metrelik YER YÜZÜ bulunuyor demektir. Yer yüzü her MERİDYEN'den geçerken o çizgi üzerinde namaz kılan musalliler.. iki milyar islam dünyası içindeki en az 500.000 müslüman namaz kılarak senin gibi DİVANA durmuşlar. Sultanı ezel ve ebedin SÖZLERİNİ okuyorlar.. en az 50.000 onunla iletişim kuruyorlar.. soru soruyorlar ve yanıtını alıyorlar.. lakin sen bunun farkında değilsin.. Olsun.. HUZUR'dasın ya.. bu huzur yetmez mi ?

Osmanziya



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ağustos-2026 Saat 00:54
NAMAZDA
Namazda Kur'an ile KIRAAT ederken okuduğun Fatiha Şerife ile sorulan ve Zammı ile verilen yanıtlanan SÖZLER elbette musalliden musalliye değişecektir.. Her ne kadar okudukları FATİHE ŞERİFE ortak olsa da ZAMMI SURELER kişiden kişiye değişecektir. Bu arada şunu saptamış olalım.. Kelamululah içinde.. Kur’an içinde.. en değişmez olan söz Fatiha Şerife'dır.. sonra Kur'an Surelerinden Kitabın SÖZLERDİR.. zammı sure olarak okuduğun sözlerdir. Değişmeyen sözler konusunda diğer kutsal kitaplardaki SÖZLER gelir. Bundan sonra da son nebi ve son rasul Peygamberimiz Hazreti Muhammedin sahih Hadis Kitablarındaki SÖZLERDİR.. Biz bunlara nakli sahih mdiyoruz. Bundan sonra gelen bütün SÖZLER değişir.

Değişen bu sözlerin başında; tefsir ve fıkıh ve kelam olmak üzere dini kitaplardaki sözler.. fizik ve kimya ve bioloji olmak üzere bilim kitaplarındaki sözler.. ekonomi ve politika ile san'at ve hikmete dair ne kadar söz bulunuyorsa YÜZ YILLARDIR DEĞİŞMEKTEDİR.

DEĞİŞEN ve DEĞİŞMEYEN bütün bu sözlerin esası ELHAMDÜLİLLAH'dir. Sözün, Hamd olduğunu sahibi bilsen ya da bilmesin.. fark etmez o söz bir HAMD'dır. İşte namazda dünyada ve özellikle namaz öncesinde yaptığın başarılı ve yararlı ve çıkarlı o işin gerektirdiği TEŞEKKÜRÜ ve TASABBURU şükr ve sabr etmeyi.. sen namazda Fatiha şerife sorusu ve Zammı Sure yanıtı ile yapmış oluyorsun. İşte ben buna HAMD DAVASI adını veriyorum ve tabloda onu kırmızı olarak NİZAM kelimesinin üstüne yazdım.

Namazdan önce yaptığın becerini ve başarını ve öve öve bitiremediğin kendini ve başkasını.. namazda ELHAMDÜLİLLAH demekle Tanrı'ya vermiş oluyorsun. Seni yaratan ve besleyen ve büyütün ve koruyan RABBİN... senden ne istiyor.. sen O'dan ne istiyorsun.. bütün bunları Namaz'da okuduğun sözler ile ifade ve ifade ettiğini.. ilam ve ilan yaptığını FARK ettiğinde.. bu KIYAM da yaptığın ve KIRAAT da ettiğin işin YANSIMASINI kıyamdan sonra gelen RÜKU'da göreceksin.. kıyamda hangi kişiden söz ettin.. kıraatta hangi olaydan söz ettin.. fatiha sorusu ve süre yanıtı hangi olgudan söz ettin.. bu konuşmalarda hangi Esma-i İlahiyeyi anladın.. işte onun aksi ve yansıması ikinci bir dünya.. başka bir alem.. bambaşka bir ayna olan RÜKÜ'da önüne açılacaktır.

Örneğin Elem tera keyfe feale rabbuke eshabilfiil.. Rabbinin fil sahiblerine ne yaptığını GÖRMEDİN mi diyor.. ayet.. Rahmetli Haluk Nurbaki hoca.. dedi ki.. ayet görmedin mi diyor.. idrak ettin mi.. anlamadın mi demiyor.. görmedin mi diyor.. peygaberimiz doğmadan kırk sene önceki olay.. ruku da ona gösteriliyor.. belki bunu senin ve benim gibi bir deli göremez.. lakin nebiler ve veliler.. salih ve halis ve hanif bu kalb gözü açık kimseler.. zamanın geçmiş ve geleceğinde ve özellikle HERKESE AÇIK OLAN GEÇMİŞTE.. ruku ile dolaştırılırlar.. ancak HAMD DAVA'sının hakkını vererek ELHAMDÜLİLLAH.. diyebilirsen.. Kainat ağacının meyvesi insan ise insan ağacının meyvesi HAMD değil mi ?
osmanziya



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ağustos-2026 Saat 01:04
TAHRİME
TAHRİME Tekbiri ile namaza girdiğimizde zamandan başka bir âlem geçtiğimizin bilincinde olduğumuzda dikkatimizi Kur'an SÖZLERİ olan Fatiha Şerife ve Zammı Sureye verdiğimizde artık bizim aktüel faaliyetlerle hiç bir işimiz kalmamıştır.. ne yemek yiyebiliriz.. ne başkalarıyla iletişim kurabiliriz.. ne kusabiliriz.. ne ossurabiliriz.. ne kıkırdayabiliriz.. bunların hepsi HARAM.. çünkü HUZUR-U İLAHİDE'yiz. Ve zaten Fatiha-i Şerife ile işe EL-HAMD-Ü LİLLAHİ Rabbilâlemîn.. sözü ile başlıyoruz. Fatiha dan sonra okuduğumuz ZAMMI SURE ile ya bir sorunun yanıtını.. ya bir sorunun çözümünü.. ya bir konunun aydınlanmasını.. ya bir kavramın açılmasını ve böylece bir ZORLUĞUN kolaylığını veren bir IŞIK ile AYDINLIK ile karşılaşıyoruz ve bu ziya ve bu nur bizi öylesine etkiliyor ki EĞİLMEK zorunda kalıyor ve RUKU'a gidiyoruz. Bütün bu aldıklarımızın karşılığı olarak olanları BİR TEKBİR ile eğilerek mukabele ettiğimizde.. üçüncü bir dünyaya.. üçünücü bir aleme.. üçüncü bir aynaya geçiyoruz. burada vereceğimiz verdikten ve alacağımız aldıktan sonra yine BİR TEKBİR ile kıyam durumuna ve konumuna dönüyoruz. Ancak bu tekbir Peygamberimiz zamanında yaşanan bir olay nedeniyle.. bu üçüncü tekbir; SEMİALLAHÜ LİMEN HAMİDEH.. halini almış.. Bu O HAMD EDENLERİN HAMDİNİ İŞİTTİ.. sözü ile tekrar kayama geçip kısa duruş yapıyoruz. Bu kısa kıyamın adı KAVAME.. yani kıyam ile arkadaş bir kelime.. işte bu kısa duruşta "O hamd edenlerin hamdini işitti" sözüne bir kısa amma okkalı bir yanıt veriyoruz: RABBANAA LEKELHAMD.

Yaratan burada iki topluluğa çağrı yapıyor. Birincisi yahu biz burada o kadar yiyip içiyoruz.. bunun şükrünü kime yapacağız diye dört dört dolanıp şükr edecek bir RABB arayan samimi ve ciddi İNSANLARA sesleniyor.. İkincisi zaten rabbini tanımış İSLAMLARA.. fıtrı vazifelerini nazikçe ve dolaylı yoldan anımsatıyor.. Kıyamda anladınız.. Rüku da gördünüz.. ve bu dünyanın mahiyetini anladımız.. kendinizin varlık yapınızı bildiniz.. ve böylece görevinizi yaptınız.. işiniz de bitti.. hizmet tamamlandı artık ücret almaya gideceksiniz.. anlamında bir TEKBİR ile yani dördüncü tekbir ile SECEDEYE gidiyorsunuz.. yani çok şükür ölüyorsunuz...

Yani bütün dünya dertlerinden.. karı dırdırından.. koca dayağından.. müsrif kadından.. cimri erkekten.. başta ana baba olmak üzere müşteri ve tedarikçi şikayetinden.. evladının bir evvel çeksin gitsin temennisinden.. ve daha pek çok şeyden.. fetodan.. retodan.. Tramptan.. Putinden.. Netenyahudan.. kurtuluyorsunuz.. ve kendini SECDE halinde yani KABİR âlemi denilen BERZAH dünyasında.. buluyorsunuz.

KABİRDE sizden önce ölmüş olanların dünyasına ALEM-İ MİSAL de.. o nevm ve uykudaki öygü ve rüyalarınızda gittiğiniz aleme geliyorsunuz. Çünkü burada bütün alıcı ve vericilerini kapatmış.. gözlerinizi kulaklarınızı yere sermiş.. eller ve ayakları işlemez hale getirmiş bir vaziyette yere kapanmışsınız.. belki burada dördüncü boyut evreni ve beşince boyut kendinizi terk etmiş.. altıncı boyut imanı aşmış.. yedinci boyutun koridarlarında dolaşıyorsunuz…

Hani demiştim.. size.. koltuklarınızın kemerlerini bağlayın.. namazın ZAMANINDA yolculuk yaptıracağım.. demek ki boyut yolculuğu yapıyormuşuz.

İşte gezin gezebildiğiniz kadar.. size ölü diyorlar lakin dirilerden diri bir cap canlı bir dünyadasınız.. öyle bir dünya ki rüyalar ve halüsinasyonlar burada pek basit kalabilir.. HİLKATI dünya ve KIYAMETİ ahiret ortasında kalan bu ARA.. bu BERZAH.. bu PERDE.. bu AYNA hakkında kimse fazla bir şey bilmez.. oradan gelmediklerinden biz de onlardan HABER alamayız.. cemad ve hayat ile şuur ve iman arasında kalan İMKAN hakkında da fazla bir bilgimizde bulunmaz.. Çünkü sadece dünyada bir çıkar ve yarar peşindeyiz.. merakımız pörsümüş.. alakamız kurumuş.. varsa para keyfimiz gıcır.. yoksa karı kalakımız fecir.. bir halde yaşayıp gidiyoruz.. buna yaşamak denirse.. ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyoruz.. şükürden haberimiz bulunmuyor.. hamdden fazla nasibimiz olmuyor.
osmanziya

27.08.2026 üçyol izmir 01:06

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 31-Ağustos-2026 Saat 21:04



Esselamü aleynâ ve a'la ibadillahissâlihîn..

BİRİNCİ tekbir ile zaman'dan çıkıyor namaz'a giriyorduk.. İKİNCİ tekbir ile namazın kıyamında kıraat ederken söz konusu olan kelamın yansımasını görmek üzere rüku'a gidiyorduk.. bu fizik boyuttan çıkış ve metafizik boyuta girişle KUR'AN hakaıkı BEYAN olduktan sonra Rükua gidişi ile bu hakaik AYAN oluyor.

İşte bu rüku aynasına girişin ve çıkışın anlamı; metafizik boyuttaki velayetleri risalete geçenlerin adları ve dinleri ve kitapları dünyada ayan ve beyan ile şâhid olduktan sonra diğer insanlara da ceheneme uyarıcı ve nezir ve aynı zamanda cenneti duyurucu ve beşir olmalarıdır.

Bu İbrahimi beşir ve nezir mesajını yani ”Kul inne salatî ve nüsükî mehyaye ve memati lillahi rabbilâlemine la şerike leh ve bi zalike ümürtü ve evvelilmüslümîn.” Yani De ki İbadetim (tapmam) ve istianem (kulluk etmem) yaşamım ve ölümüm Alemlerin Rabbi Allah içindir.. ona ortak koşmam ve böylece bu emirle Müslümanların ilkiyim.” Bir Tanrı’yı Musa ve İsa ve Muhammed nebiler 3000 yıldır verdiler.. ve bu durum bilim suresi ali imran ile hukuk suresi bakara ortasında ali imran suresinin birinci sayfasında anlatılıyor ve deniliyor ki daha önce tevrat ve zebur ve incil indirildi ve bunun üzerine de FURKAN indirildi.. uyarılar yapıldı.. ne idi o uyarının duyurusu ?
Hamd ediyor mu sunuz ? Neydi HAMD.. nimete şükür ve musibete sabırdır.

HAMD DAVASINI yapan isimlerinden biri de Hazreti Ebu Bekir idi.. çoğu namazlarını hep peygamberi ile yapmıştı.. fakat bir gün nasılsa Hazreti Peygamberin tahrime tekbirine yetişememiş gecikmişti.. hemen heyecan içinde namaza tekbirini almış rükua zar zor yetişmişti.. ancak o kaçırdığı tahrime ve kıyam ve kıraata o kadar üzülmüştü ki.. hazreti Peygamber o namazda Allahü Ekber diyerek rüküdan sonraki kıyama kalkmamış.. SEMİ'ALLAHÜ LİMEN HAMİDE diyerek kıyama doğrulmuştu.

Demek istemişti ki Allah senin gayretini.. telaşını.. üzüntünü.. yani HAMDİNİ işitti.. diye sevgili arkadaşına durumu haber vermişti.. işte bu da üçüncü TEKBİR'in mahiyetidir ki dünya denilen işin bir HAMD davası olmasıdır.

Şimdi sen eşine ve dostuna ve arkadaşına teşekkür ediyor musun.. sen çocuklarına teşekkür ediyor musun ? Sen hocana teşekkür ediyor musun ? sen patronuna teşekkür ediyor musun ? Sen amirine ve başkanına teşekkür ediyor musun ?

Bu saydıklarıma teşekkür etmiyorsan Tanrı'ya nasıl teşekkür edebilir sin ki ?
Yani ufak ve tefek menfeatler için şükrünü beyan etmeyen.. büyük ve koca çıkarlar ve yararlar için hamdini açıklayabilir mi ?

Semiallahü limen hamideh.. Hamd edenin hamdini işitir.. sözünden Allah nasıl hamdı işitmekten memnun olduğunu anlayoruz.. diğer kulları da yaptıkları işler ve hizmetlerden dolayı memnuniyeti duymaktan memnun olmazlar mı ?

İşte bizde Rabbimize teşekkürümüz beyan ederek RABBENA LEKEL HAMD deriz. Rabbimiz bu eşyaya ve eşhasa teşekkür ettik.. lakin bütün bunların özü sana teşekkür etmektir.. işte biz Fatiha kıraatında sana Hamdimizi ifade ettiğimiz gibi bu açık ve seçik gördüğümüz rüku hakikatından dolayı YALNIZ SANA teşekkür ederiz.. demek için KAVAME denilen o kısa kıyamda yani kısa ayakta duruşta biraz bekleriz.. ni’meti duyumsar.. güzelliği algılar.. iyiliği ayırt eder.. dünyada bize güzelce ve iyice verilenleri değerlendiririz.. “Rabbenâ Lekelhamd”ı anlarız ve yaşarız.
DÖRDÜNCÜ TEKBİR
Derler ki cenaze namazında niçin Fatihayı Şerife okunmaz.. zaten sen onu bu kavama süresi kadar “kısa” olan kendi hayatından okudun.. şimdi kavamaden sonra rükua gitmek için okunan şu DÖRDÜNCÜ tekbir ile bütün mekan ve zaman boyutları yıkılıyor ve hayat aynası kırılıyor ve biz yere yüzün koyun düşüyoruz. Alıcı gözlerimiz ve kulaklarımız kapanıyor.. verici ellerimiz ve ayaklarımız kilitleniyor. DUYUMSAMAMIZ KALMIYOR, kısaca ölüyoruz.

Dördüncü tekbir ile ölüp.. ilk secdemizi yapıyoruz.

Ankara keçiören mühendis durağında ahmet çavuş camiinde cami kuşu değerli bir ağbeyimiz camii de namaz kılarken secde de vefat etmişti.. yani onun için namazin sembolü ile hayatın gerçeği birbirine tam tamına uymuştu.. bundan 23 sene önce.. ben 51 yaşında iken.

Şimdi bu ilk secdeye gitmek için okuduğumuz bu   dördüncü tekbir VEFAT ise secdeden kalkarken okuduğumuz BEŞİNCİ TEKBİR’in anlamı nedir ?

BEŞİNCİ TEKBİR
Akıl (us) ve kalb (uz) gönül aynasının açılması için 5.nci boyut olan şuur aynasının kırılmasıdır.
Bu 5.nci tekbir 1.ci sura üflenmesini simgeler.

1.sur üflenip KIYAMET kopup.. kainat kırılmaya başladığında.. senin de şuur aynan da kırılır.. hayat aynan dördüncü tekbirde.. ölüm ile kırılmıştı.. şuur aynan da beşinci tekbirle kırılıyor.

Birinci sur üflenip kıyamet koptuktan sonra HAŞRİN başlamasına kadar kırk bin senenin geçeceğini rivayet ederler. Buna kırk sene.. kırk ay.. da diyenler de olur.
Beşinci TEKBİR ile secdeden kalkıyor ve kade ve oturuş konumuna geçiyorsun. Tekbirle bu konuda geçtikten bir şey, ne ayet ne dua ne teşbih hiçbir şey okumuyorsun ve susup bekliyorsun. İşte bu birinci secde ile ikinci secde arasında duruşa CELSE adını verirler.

Bu celse duruşunu Hacca gittiğimizde Arabistan hocalarının nerede ise kade süresi kadar uzattıklarına tanık olduk. Öyle uzatırlar dı ki kade mi yapıyoruz celse mi yapıyoruz şaşırır insan. Hacc farizasında öğrendiğim tek konu bu oldu.

İşte dördüncü tekbir ile hayat aynası kırıldığı gibi bu beşinci tekbirle beşinci boyut olan şuur aynası da kırılr. Ortaya çıkan ve hiçbir kelimenin konuşulmadığı ve hiçbir zikrin yapılmadığı bu uzuuun SUSKUNLUK durumunu ben şöyle yorumluyorum:

Nemrutlar ve Fravunlar.. saltanat sahibi olan Krallar.. ülkeler fetheden Padişahlar.. ulusları ortadan kaldıran Despotlar.. bunlardan tanrılık taslayanlarına denilir ki: Hani nerede o sizin gücünüz ? Küçük dağları ben yarattın diyenler etkiniz.. yetkiniz.. nerede ? diye sorulduğunda.. MASUM açık us ve seçik uz.. PARLAK gönül ile ortaya çıkan GERÇEK karşısında, meydana gelen keşke ve pişmanlık. utanc ve sıkıntı.. üzüntü ve keder o kadar kara ve karanlıktır ki sanırım bunun etkisi cehennemden daha yakıcı ve yıkıcı.. belki bu yıkılanlar yok olmasa da mahşerde ve mahkeme cevap bile veremeyecekleri SESSİZLİK içinde kahrolacaklar.

Masum birinin canilik yapması ne kadar korkunç ise.. canilerin düştüğü masum bir gözle kendi caniliklerin görebilmesi durumun korkunçluğu onmdan aşağı kalmaz. Öldüren birisinin yasal bir kısasla öldürülmesi.. öldürene de öldürülene de fazla ağır gelmez. Sonuçta bir adalet icra edilir ve şeriatın kestiği parmak acımaz diye söylenir. Fakat burada milyonların katili bir despotun KENDİ masum bir aynası ile kahredilmesi çok korkunç bir karşılıktır, diye düşünüyorum. Doğrusunu Allah bilir.

Şu birinci ve ikinci sura üfleniş hakkında size yanlış bilgi vermemek için Googl’a sordum o da AI bakışı bana şunu dedi:
“İslam inancına göre, kıyamet günü ikinci kez Sura üflendiğinde "Ba's" yani yeniden diriliş gerçekleşir ve tüm insanlar hesap vermek üzere kabirlerinden kalkarlar. Kur'an-ı Kerim'de Zümer Suresi 68. ayette bu an, "Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın ki onlar kalkmışlar, bakıp duruyorlar" şeklinde ifade edilir.
İkinci sur üflendikten sonra gerçekleşen olayların sırası şu şekildedir:

•     Yeniden Diriliş (Ba's): İlk surla ölen ve toprak olan tüm canlılar, ruhlarının bedenleriyle yeniden birleşmesiyle saniyeler içinde sapasağlam bir şekilde dirilirler.
•     Mahşer Alanına Toplanma (Haşir): Dirilen tüm insanlar, dünyadaki konumları ne olursa olsun çıplak, yalın ayak ve sünnetsiz bir şekilde "Mahşer" adı verilen devasa bir meydanda toplanmak üzere sevk edilirler.
•     Hesap ve Mizan: Mahşer meydanında amel defterleri insanlara dağıtılır. Ardından "Mizan" adı verilen ilahi adalet terazisi kurulur ve herkesin dünyadaki sevapları ile günahları tartılır.
•     Sırat Köprüsü ve Ebedi Hayat: Hesabı tamamlanan insanlar, cehennemin üzerine kurulmuş olan Sırat Köprüsü'nden geçerler. Bu köprüyü başarıyla geçenler cennete, geçemeyenler ise cehenneme giderek ebedi hayatlarına başlarlar.
Kıyamet sürecinin diğer aşamaları veya ilk sur ile ikinci sur arasında neler yaşanacağı hakkında daha detaylı bilgi isterseniz, seve seve yardımcı olabilirim.”
Yapay Zekanın anlatımı bitti.
Şimdi size bir soru: Yapay zeka bize bilgileri bize verdi diye Müslüman oldu mu ?
Peki ben bu bilgileri verdim diye.. siz bu bilgileri aldınız diye müslümam oldum mu.. oldunuz mu ?
Bunu bilemiyoruz.. ancak ölürken büyük bir olasılıkla bileceğiz.
Ölümden sonraki yaşam konusunda, kabirdeki alem-i misal yaşamı ile mahşerdeki gerçekten gerçek yaşam arasında geçen 40 birim SUSKUN dil ve SESSİZ zaman süreleri; benim anlatımımdaki ma’na; ŞUUR'un dört AKIL ve KALB ile RUH ve NEFİS latifesinin yani KELAM hakikatının açılarak HAKKIN açık ve seçik ortaya çıkmasıdır.
Özetlersek; 4.cü tekbir ile ölüme işaret ediliyor.. birinci secde yapılıyor. 5.tekbir ile secdeden kalkılıyor. Bu tekbir ile de berzah ve kabir aleminde iken üfürülen ve kıyameti kopartan BİRİNCİ SUR’a işaret ediliyor. Birinci secdeden kalktıktan sonra CELSE adı verilen sessiz sedasız bir oturuş yapılıyor. Bu sessiz oturuşun anlamını da yukarıda açıkladık. Şimdi altıncı bir tekbir ile ikinci secdeye gidiyoruz.

ALTINCI TEKBİR
Beşinci tekbirle birinci sedceden kalkıyoruz.. celse yapıyoruz ve altıncı tekbirle de ikinci secdeye gidiyoruz. İşte bu ikinci secde için yapılan altıncı tekbir; İKİNCİ surun üfrülmesiyle MAHŞER meydanının açılmasına.. AMEL defterlerinin verilmesine.. MİZANIN kurulmasına.. MAHKEMENİN yapılmasına.. SIRAT köprüsünü temsil ediyor. Mahşer meydanı açıldığına CEHENNEM.. elektrik süpürgesinin tozları emip götürmesi gibi “kafirleri” meydandan silip süpürüyor. Geriye kalan Müslümanlar mizan ve mahkeme işlemleri için bekletiliyorlar. Öylesine kalabalık ve öyle sıkıntılı ki çin plajları ve çin pazarları ve çin piknikleri gibi tıklım tıklım. Bir an evvel şu hesap görülsün ki kurtulalım diyorlar.. bundan sonraki hikaye uzun.. anlatmıyorum.
Ancak burada geçen haşır ve mizan ve mahkeme ve sırat ve cennet ve cehenneme gidiş süreleri ne kadar uzun olduğunu anlamak Astronomi ilminin verdiği bilgileri göz önüne almak yeter. Evrenin 15 milyar yıla yakın ömrü bulunuyor.. güneşin ve yer küresinin 10 milyara yakın ömrü oluyor ve bunun 5 milyarı geçmiş ve hayat görüleli 5 milyon yıl olmuş insan ortaya çıkalı 60 bin yıl geçmiş.. bizim bildiğimiz belgeli tarih ise 6 bin yıl.. çünkü yazı altı bin yıl önce yazının icadıyla tarihi öncesi çağlar bitiyor tarihi çağlar başlıyor. İşte bütün bu uzun hikayeyi ikinci secdede yaşıyor ve YEDİNCİ TEKBİR ile ya ikinci rekatı kılıyorsak kadeye ya da birinci rekatı kılıyorsak ikinci rekata kalkıyoruz.     
Kırk yıldır namaz kılarım.. beşinci ve altıncı tekbirleri.. birinci ve ikinci secdeyi.. birinci ve ikinci suru.. öylesine birbirine karıştırdım. Hayret ki ne hayret… Sübhanallah.
Karıştırmamak için görmek ve göstermek gerekiyor:
4.tekbir
SECDE
5.tekbir
CELSE
6.tekbir
SECDE
7.tekbir
Kade ye ya da kıyama.. geçiş.

YEDİNCİ TEKBİR
Burada size GÖR’ye ilişkin bir tablo sunacağım.


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 31-Ağustos-2026 Saat 21:05




Dünyanın kendinin öyküsünü yazmak ile benin oyununu gerçekleştirmek.. ten ibaret olduğunu anlatan bu tablo.. GÖR'meye ilişkin örmeleri anlatıyor. Burada otuz beş tabloyu yetmişe çıkarıp bunu da yediyiz sayfalı bir kitap haline getirmek.. benim işim değil.. ancak siz bu otuz beş tabloyu versiyon sırasıyla yalından karmaşığı.. inceleyip izlediğinizde.. imgeleyip irdelediğinizde.. tek başına ya da birlikte tefekkür ve tezekkür edildiğin de İNSANI yani kendinizi tanımış olacaksınız.. yakaza halindeki hassasiyetimiz ile nevm halindeki hissiyatımız arasında sağ duyu ve sol görü ile ördüğümüz bu model.. YBA için sadece bir reklam ve propaganda için yayımlanıyor..





Biz sizi DUŞUNMEYE çağiriyoruz.. birinin düşünmediginin delili konuşmamasıdir.
Ancak bu her duşunenin konuştugu.. her konuşanin duşundugu anlamina gelmez.
Bununla beraber biz yine de düşünme ve konuşma hakkında tanımlar verebiliriz.
DUŞUNME soru ve sav ile kanit ve yanit
ARAMA ve BULMA işlemidir
KONUŞMA imge ve simge ile yukleme ve çözme i
SÖYLEME ve DINLEME eylemidir
Bu ikisi arasina da kavram ve anlam
BAGLAMA ve TANIMa ile
yok ve var SANIMI ve SAYIMI girer.
Böylece de KANIMIN..
baglanma ve guvenme ve inanmaya kadar yolu bulunur.
Kanım diyoruz ama kandık mı aldandık mi onu dabilmiyoruz.
Dogrusunu   ALLAH azze ve celle bilir.
Bu 010 ÂLEM tablosunun yarisini anlattim.. diger yarisini da nasib ise açiklarim. Ancak önemli olan benim anlatimim ve açiklamam degil sizin tabloyu izleyil inceliyerek imgelemeniz ve irdelemenizdir. Böylece anladıklarınızı eleştirmenizi ve anlamadıklarınızı sormanız beklerim.
Saygılarımla
0Z0 yontembilim.com
31.08.2026 üçyol izmir 21:08


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 01-Eylül-2026 Saat 02:18
YEDİNCİ TEKBİR


Yedinci tekbir ile NAMAZDA   ilk rekatı kılıyorsanız.. ikinci rekata kalkarsınız.. eğer ikinci rekatı kılıyorsunuz 7+7= 14 tekbirle Yani on dört kez Allahü EKBER demekle KADE denilen oturuşa geçersiniz.

Diyelim ikinci rekata kalkmadınız ve oturdunuz.. bence namaza ilk defa başlıyorsanız.. başkalarının ve kitabların dediği gibi yapmayınız. İlk rekatı kıldıktan sonra oturunuz ve bu oturma ve kade de yapılması gerekenleri yapınız. İşte namaz bundan ibarettir.

Din ya da dini kurumlaştıran insanlar bu bir rekatı ikinci ve üçüncü ve dördüncü kez TEKRAR ettirerek bu yineleme ile insanların namazda söylenen zikir ve fikirleri öğrenmelerini istemişler. Hatta bir vakitler kalmamışlar beş vakte çıkarmışlar. Hatta bazıları bu beş farz vakte beş nafile vakit daha ekleyerek bütün yaşamını DİNCİ olarak geçirir. Bir ömür boyu arapça okur lakin anlamaz. ARAÇ olan dini bir AMAÇ gibi görerek ömrünü heder eder. Elbette sadece din değil dil de bir araçtır.. dünyada bir araçtır.

Ancak din dili İbranice ya da arapça grekçe ya da latince.. olduğundan dolayı DİNİ anlatabilmek ve benimsetebilmek ve özümlemebilmek için bu dört kadim dili öğrenmişler ve fena bir şey de yapmamışlar..

Çünkü dil hem dünyayı belirler hem dini tanımlar.. ancak insan bu belirleyen ve tanımlayan dilde ya da belirlenen ve tanımlanan dünya da ve dinde de boğulmuşlardır. Kültür onların anası bellemiştir. Kendini ANA oluvermiştir. Bu konuda bir şey yazdım bu gün.. pano dan silinmemişse buraya da yapıştırıvereyim.. maalesef kalkmış.. amma isteyen olursa söylesin ona gönderirim.. şimdi gelelim kade de yapılması gerekli konulara;


Teşehhüdde tahiyyatı ve salavat ve duaları okumak.

Kade de iki önemli ve değerli “eşhedü” olduğu ona TEŞEHHÜD denilmiştir. Yani kade de en az iki şehadeti söyleyecek kadar oturmak farzdır. Amma biz TAHİYYAT denilen MUHTEŞEM deklarasyonu okumak için biraz fazla otururuz ve ardında iki salavat çekeriz ve onun ardından Kur’andan alınmış üç dua okuruz. Sonra öne sağa sonra sola SELAM vermek suretiyle namazdan zamana geçer ve namazdan çıkarız.

Namazdan çıkarken okuduğumuz bu “esSELAMü aleyküm ve rahmet ALLAH” bu Allah’a teslim olmaktır.. ile namazı noktalarız. Ne mutlu teslim olanlara. Falana filana değil O’na teslim olanlara. Eğer namazı tek başına değil cemaat halinde kılıyorsak.. imanın bu selamından sonra müezzin olan der ki: Allahümme entesselam ve min kesselam tebarekte ya zelcelali velikram..

Allahım SELAM sensin.. ve selam SENDENDİR.. Ey ikram ve celal sahibi olan ne MÜBAREKSİN.





Şimdi size tahiyyat-ı mübareke denilen şu muhteşem bildirim ve deklarasyonu anlatmak istiyorum.. dilim döndüğünce.

İmamı Nursi bunu RNK nın son dersi olan mübarek 15.şua ile öyle muhteşem bir şekilde bir anlatmış ki eğer onu anlasa idiniz.. nurcu değil Müslüman olurdunuz. Kendileri öyle sanıyorlar lakin nurcu olmak Müslüman olmak demek değildir. Kelamullah ve Rasulullah yerine RNK ve BSN koyanların Müslüman olmaları mümkün değildir. Şimdi siz benim ideolojik ideolojik bu konuşmama değil TAHİYYATIN muazzam hakikatlarına dikkat ediniz.

Tahiyyat-ı Mübareke şöyle başlar:

Ettahiyyütü.. Elmüberaketü.. Essalavatü.. Ettayyibatı.. Lillah.

Bu ELHAMDÜlillah.. demektir.

Bu şu anlama gelir;

Ey Allah’ım
Beslenme kanunu
Çoğalma kanunu
Seslenme kanunu
Sevinme kanunu
SENİN İÇİN ÇALIŞIR.


Hazreti Peygamber Mi’raç gecesinde Rabbinin Huzuruna çıktığında.. ona selamünaleyküm diyecek hali yokya.. çünkü SELAM ondan geliyor. Onun yerine bu muhteşem BİLİM, ilim ve irfan ve hikmet tümcesini kurmuş.


Rasulüllahın bu muhteşem sözü ve kelamı karşısında Rabbimiz de ona;


Esselamü aleyye ya eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berakatüh

demiş..yani
Ey Nebim, selam ve rahmet ve bereket senin üzerine olsun.

Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz de O’na;

Esselamü aleynâ ve a’la ibadillahissalihîn
demiş..

yani selam Bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun.
Yani kendisine ve kendi benine verilen selamı kendi gibi nebiler ve salih kullar üzerine yansıtmış.

Böylece ilk BİLİM sınavından geçtiği gibi başkalarını da düşünerek ikinci HUKUK sınavından da geçmiş.


Bu muazzam BİLİM ve şu muhteşem HUKUK olayını anlamak için İNSAN olmak yetiyor. İslam olmasa da “insan” olan insan; bu görkemli.. koca ve yüce konuşma karşısında sakalen ise Eşhedü en la ilahe illallah.. der.. latefan ise Eşhedü enne Muhammedun rasulullah.. der. Biz de Sallallahü teala aleyhi vessellem. Deriz.

Saygılarımla

Sağlıcakla kalınız.

0Z0 yontembilim.com 01.09.2026 üçyol izmir 02:20

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 05-Eylül-2026 Saat 01:41
Resim yapay zeka ile yapılmış güçlü bir sahtecilik olmalı.. yani biz 74 yaşında çok resim gördük amma böyle muhteşem uydurulmuş bir resim görmedik.. ancak nasın molların ve hocaların dediklerine hiç düşünmeden kabul etmeleri KARİKATÜRİZE etmiş olabilir.. lakin resim hakkında uydurmada   büyük bir meharet bulunuyor. Sonuçta resim sahte ve anlatım uydurma da olsa ortada bir gerçek bulunuyor. Ortadoğu adı verilen islam dünyasının 3 senelik bir katliamdan sonra 100 sene sonra hala bir birlik emaresi göstermemesi.. benim şu yazımın: "... adam MEKKE ANTLAŞMASI amerika israil dostu demiş.. dedim ki: ORTA DOĞU denilen İSLAM dünyası geçen yüzyılın başından beri SÖKÜLEN Osmanlı İmparatorluğunun   KALINTILARIDIR. AMERİKA ise avrupalıların Amerika kıtasından kurulun devletcilerin KURUNTULARIDIR.. Ya bu kalıntılar toplanacak ya bu kuruntular yıkılacak.. bana göre başka bir yol görünmüyor. Bize düşen bu kalıntılara hakkında İDEOLOJİK çerçevemize görü düşünmek değil.. bu ülke olarak birini cihan savaşından nasıl düştüysek.. düştüğümüz yerden kaldıracak önlemleri.. çareleri ve gerçekleri aramak ve araştırmaktır. 0Z0 yontembilim.com 03.09.2026" diye düşünmemin KIRINTI olduğunu gösteriyor. Bununla beraber gerçekler kuruntu ya da kalıntılarla değil KIRINTILARLA inşa edilir.. hücreler zerre kırıntılarıyla imar edilir.. zümreler ene kırıntılarıyla inşa edilir.. 2009 dan beri face den bir KIRINTI elde edemedim. Demek ki kalıntı ve kuruntu ve beraber tıkıntı ve takıntıyla mücadele ederken ortaya çıkan üzüntü ve sıkıntılarla başa çıkmadan bu KIRINTILAR ortaya çıkmayacak. Ancak sonunda ezber ve taklid ile tekrir ve telkin'in beli bükülecek ve biz tesis edeceğimiz yeni insan ve yeni islamı hakikatın teyidi ve hakkın tekidiyle inşa edeceğiz İnşaallah.





Eskiden İran'da çay içilirken tatlandırıcı olarak üzüm veya hurma kullanılırmış. İngilizler, İran'a şeker satmayı denemişler ama üzüm ve hurma alışkanlığı yüzünden başarılı olamamışlar. Hemen İranlı mollalarla temasa geçip bu sıkıntıyı aşmaları için bir fetva ricasında bulunmuşlar. Karşılığında da kârın yüzde 10'unu teklif etmişler.
Mollalar, "Allah'ın gözde nimetleri olan hurma ve üzümün çaya katılması mekruhtur." diye fetva çıkarmış. Ve İranlılar çaya şeker katmaya başlamış. İşler rayına girdikten bir süre sonra da İngilizler yüzde 10 ödemeyi kesmişler. Ödeme kesilince bu sefer mollalar cevaben "Gavur icadı şekeri çaya katmak caiz değildir." fetvasını çıkartmışlar. Halk şekeri anında terk etmiş, hatta ellerinde olanları sokağa dökmüş.
İngilizler yaptıklarından pişman olunca mollalarla yeniden anlaşmış.
Üçüncü fetva şöyle çıkmış: "Şekeri çaya batıracak ve böylece gavur icadı şekere, boy abdesti aldıracaksınız.''
Arslan Bulut    
Görsel:İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin karısı Farah Diba Pehlevi'nin elini öpen Şii Mollalar. 1970'ler.



-------------
usul esasa mukaddemdir



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info