6 ve 9
Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Genel
Forum Adı: Dünya
Forum Tanımlaması: Genel Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3061
Tarih: 16-Eylül-2026 Saat 15:09 Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com
Konu: 6 ve 9
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: 6 ve 9
Mesaj Tarihi: 25-Temmuz-2026 Saat 13:23
9 ve 6
https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3061 rahmetli ERBAKAN dini görüş olan partisini MİLLİ görüş olarak yansıttığı gibi yüz yıllık eski CHP'yi de YENİ parti diye yansıttılar.
Lütfi SAKARYA'nın yazısını Serkan SARIKAYA paylaşmış
Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP nin başına kim bela etti biliyor musunuz Deniz Baykal 'in kaset olayı ile birlikte ABD va AKP iktidarı bela etti halada devam ediyor tam ayağı kaydı Butlan marifetiyle geri getirildi. İşte biz Kemal beyi ilk demeyelim de En çok ne zaman tanıdık biliyorsunuz.
Öyle bir senaryo tertiledilerki hiçbir CHP li anlayamadı. Bunu yaparken de Duayyen araştırmacı Gazeteci Yazar Uğur Dündar'ı kullandılar. Zamanın Ankara büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek ile bir televizyon programı düzenlediler Kemal beye Melih Gökçek ile ilgili bütün doneleri verdiler Uğur Dündar moderatörlugunde gerçekleşen Mülakatı bütün Türkiye ağzı açık izledi ve hah İşte CHP yaraşır gerçek lider bu dediler ve dedikte.
İşte O uzun yolculuğuna başladı O kadar sinsice kendini gizlemeye çalışsa da bir takım yanlış kararları onu açığa verdi ama tam olarak yinede tam gaz desteğe devam edildi.
Hiç boş durmadı şeytanın bile aklından geçmeyen ama iktidarın ve Abd nin aklından geçen birini yani İhsanoğlunu Parti'nin Cumhur başkanı adayı olarak gösterdi tüm itiraz ve direnmelere rağmen Seçmene ve Parti'nin yetkili organlarına tıpış tıpış sandığa gidip Ekmelettin İhsanoğlu'na oyunuzu vereceksiniz dedi millet Yine uyanmadı.
Öbür taraftan uzun tartışmalar neticesinde Muharrem İnce Aday oldu Cumhur başkanı adayı olmuş bir Parti'nin adayına kamuoyu önünde buraya gel bakalım Muharrem diye hitap ederek hem küçük düşürmeye hemde ezmeye çalıştı Yine millet anlamadı.
Sonra hiç bir varlığı olmayan halkta bir karşılığı olmayan kişilerle altılı masa kurdu aday olmayacağım dedi aday oldu seçimi kaybetti masadaki herkese istedikleri oranda millet vekili dağıttı. 2.500.000.bin mühürsuz oyları sineye çekti ve en son bu yaptıklarını 13 yıl sonra fark eden delege Yeter artık dedi ve genel başkanlıktan azletti.
Bittimi bitmedi yıllar sonra Özgür Özel yönetimindeki CHP ile amacına ulaşamayacağını anlayan ABD görevlileri ne yapıp ne edip iktidarla birlikte CHP nin bütün kalelerini işgal etti tutukladı yolsuzlukla rüşvetle itham ederek hapse attı. Baktılar ki vurdukça çoğalıyor lar çare etmiyor. Haydi iş başına Kemali tekrar devreye koyalım bize ondan iyi destekçi Olmaz diyerekten. Mutlak butlan olayını devreye koydular partiyi seçilmişlerin elinden aldılar etkisiz yetkisiz kıldılar görevden aldılar attılar derken sabırla bekleyen Seçilmiş Millet vekilleri tabloyu fotoğrafı doğru okuyup bu kez olsun gaflet ve delalete düşmeden ayrılıp Yeni partilerini kurdular.
Hâlâ olayın vahametini anlamayan yâda bilerek Kılıçdaroğlu'nun peşinde takılı kalan gaflet ve delalet çapkınları Memleketin başına örülen çorabın baş örüculeri olarak partide kaldılar.
Biraz uzunca bir yazı oldu ama 13 yıllık bir yolculukta Bundan daha kısa bir ifadeyle ankatilamazdi herhalde.
Lutfi SAKARYA
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 25-Temmuz-2026 Saat 22:28
Bu yaşlılar ve gençlerin ayrılması ve hem gencin hem yaşlının yalnız kalması.. insanın kaderi değil.. çağdaş kültürün ortaya çıkardığı ÇEKİRDEK AİLE modelinin sorunudur. Adamın birisi demiş.. ektiğiniz kreşlerle huzur evler biçiyorsunuz. 0Z0 yontembilim.com
farukk zeylann paylaştı:
Derler ki Clint Eastwood şöyle demiş:
96 yaşına geldiğinde beden artık insanın müttefiki olmaktan çıkar.
Işık rahatsız etmeye başlar, nefes almak bile çaba ister, atılan her adım ise kararlılık gerektirir.
Ama bunların hepsi, yaşlılığın yalnızca görünen yüzüdür.
Çünkü yaşlanmanın en zor yanı fiziksel acılar değildir.
Asıl zor olan, etrafına baktığında gençliğini, hayallerini, sevinçlerini ve mücadelelerini paylaştığın insanların çoğunun artık hayatta olmadığını fark etmektir.
Hayatındaki o büyük çember, zamanla giderek daralır.
Telefon daha az çalar.
Günler daha sessiz geçer.
Ve en derin yara ne dizlerdedir ne de sırtta…
En derin yara, artık seni gerçekten dinlemeye vakti olan insanların neredeyse kalmamış olmasıdır.
İşte bu yüzden birçok yaşlı insan aynı anıları tekrar tekrar anlatır.
Bunu can sıkmak ya da ilgi çekmek için yapmazlar.
O anıları anlattıklarında, kısa bir süreliğine de olsa kendilerini yeniden güçlü, faydalı, sevilen ve vazgeçilmez hissettikleri günlere dönerler.
Her hatıra, dünyaya ait olmaya devam etmenin bir yoludur.
Uzun yaşamayı alkışlayan bir toplumda yaşıyoruz.
Ama çok az kişi, uzun yaşayan insanların gerçekte nasıl yaşadığını merak ediyor.
Uzun ömrü kutlarken, nice yaşlı insanın görünmez bir yalnızlığın içinde yaşadığını fark etmiyoruz.
Bu sözleri gerçekten Clint Eastwood söylemiş olsun ya da olmasın…
Önemli olan, anlatılan gerçeğin var olmasıdır.
Bu gerçek; sokağınızın sonundaki dedede, tek başına öğle yemeği yiyen halanızda, sadece biriyle sohbet etmeyi bekleyen komşunuzda ya da aile sofranızdaki emeklide yaşamaya devam ediyor.
Onların her biri yaşayan bir kütüphanedir.
İnternetteki hiçbir arama motorunun yerine koyamayacağı deneyimlerle dolu eşsiz bir kitaptır.
Telefonunuzu bir kenara bırakıp gerçekten dinlemek için zaman ayırdığınızda olağanüstü bir şey olur:
Sadece onların hayatına saygı göstermiş olmazsınız; kendi hayatınızı da zenginleştirirsiniz.
Çünkü kırışıklıklar sadece zamanın izleri değildir.
Onlar, dolu dolu yaşanmış bir ömrün sessiz kanıtıdır.
Ve onları dinleme ayrıcalığına sahip olan herkes, yaşamayı biraz daha iyi öğrenir.
alıntı

------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Temmuz-2026 Saat 02:42
Hakan ORHAN yazdı Ali TÜRKMEN paylaştı
Reis, "Ben BOP Eş Başkanıyım." derken, "Milli Görüş gömleğini çıkardım." derken biz hiçbir zaman inanmadık. Onun siyasi dehasından, düşmana hile ile yaklaştığından, gizli bir strateji izlediğinden biz daima emindik.
◾ "FETÖ'yle kol kola girip yürüyormuş gibi yaparken, 'Gel de bu hasret bitsin.' derken" ilk önce onun anasını belleyeceğini de biliyorduk. (Gerçi kendisi de biliyordu, itiraf etmişti.)
◾ Müslüman hanımlar ve kız öğrenciler başörtüsü zulmü yaşarken, hastanelere, askeriyelere ve üniversitelere alınmazken başörtüsü zulmünü bitireceğini; askerî şûralarda Erbakan'a küfür edilirken sessiz kaldığında, "Kan kustum, kızılcık şerbeti içtim." dediğinde askerî vesayeti de yıkacağını, milletin iradesini ipotek altına alan ordudaki örgütlenmeyi de bertaraf edeceğinden emindik.
◾ "Ayasofya'yı açmaya gerek yok, önce Sultanahmet'i doldurun." dediğinde erken hareket ettirmek isteyenlerin tuzağına düşmeyeceğini, aksine Batı'yı narkozladığını, ilk fırsatta Ayasofya'yı açacağından emindik, farkındaydık.
◾ Avrupa Birliği'ne mutlaka gireceğim derken Avrupa Birliği'ni dağıtacağından, diz çöktüreceğinden emindik.
◾ Reisin, "Olmert dostum." derken İsrail'in yüzüne bakıp, "Senin de ananı belleyeceğim, günler gelecek elbet." dediğini Müslüman feraseti olanlar biliyordu.
◾ O, ülkemize gelip kelepir fiyatına fabrikalarımızı satın alan Soros'a, "Senin ülkemdeki p.ç.lerini çıktıkları yere sokacağım." dediğini de lisan-ı hâl bilenler biliyordu.
◾ Dünyanın egemen güçlerine, "Şeytanın evlatları! Sizin gücünüz bir Eûzü Besmele'ye bakıyor. Sizi de bükeceğim." dediğini de biliyorduk ve emindik.
Niye mi?
Çünkü biz onun imanına şahittik. Kollarını kesseniz damarlarından ŞERİAT KANI akacağından emindik.
Kaldı ki içerideki üç beş, dışarıdakilerin itine eyvallah etsin...
Ama şunu da iyi biliyorduk ki sünnetullaha ve Allah Resûlü'nün (sav) sünnetine uygun adım atacaktı. Çünkü o gerçek bir mümindi. Biliyordu ki Kur'an-ı Kerim, Allah Resûlü'ne (sav) 23 yılda indi. Resûlullah Efendimizin (sav) ne kadar sabırlı olduğunu çok iyi biliyordu. O, Mekke'den çıkarken oraya yıllar sonra fatih olarak döndüğünü en iyi bilenlerden biriydi.
İşte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın rehberi de buydu. Usulü, metodu ve yöntemi de işte buydu.
Bu yöntem sayesinde türlü türlü vesayetler yıkılırken Müslümanlar adına onlarca kazanım elde edildi. Daha da devamı gelecek, inşallah. 🤲
Erbakan'ın metodu hiçbir neticeye ulaşmaz ve Müslümanları mağdur ederken, Erdoğan'ın metoduyla çok mesafeler alınmış, kazanımlar elde edilmiş, birçok vesayet yıkılmış ve bertaraf edilmiştir.
Yani kısacası, siyasette boynuz kulağı geçmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a türlü iftiralar ve hakaretler yaparken, yiğidi öldürün; ancak hakkını teslim etmeyi ihmal etmeyin. Sonra vebalde kalır, ahirette hesabını veremezsiniz.
Cümleten Hayırlı SABAH LAR Diliyorum,,. Kumandan
26.07.2026
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Temmuz-2026 Saat 10:06
Ali DEDEOĞLU yazdı Yılmaz Özdil Günlük yazıları ve haberleri gurubunda Asiye mete paylaştı
CAMBAZA BAK!
Haluk Levent hakkında yaklaşık 390 milyon TL, yani kabaca 10 milyon dolarlık bir iddia var.
Bu bir iddia…
Çünkü bunun Ahbap bağışlarıyla ilişkisi, suç olup olmadığı ve kimin ne ölçüde sorumlu olduğu henüz yargılama sürecinde ve kesinleşmiş değil.
Ama manşetler hazır, ekranlar hararetli, Haluk Levent tutuklu, Ahbap didik didik ediliyor. Elbette Haluk Levent suçlu ise cezasını da çeksin, zira bu toplumda ciddi bir “güven krizi” oluşturdu.
Öte tarafta Irak-Türkiye petrol ticareti nedeniyle uluslararası tahkimde Türkiye’nin önüne çıkan fatura:
1 milyar 471 milyon dolar!
Bu bir iddia değil!
Kesinleşmiş mahkeme kararı!
Yani Haluk Levent dosyasında konuşulan yaklaşık 10 milyon doların 2 değil, 3 değil, 10 değil, tam 147 katı.
Üstelik burada artık yalnızca bir iddiadan değil, Türkiye aleyhine verilmiş ve kesinleşmiş uluslararası bir tahkim (mahkeme) kararından söz ediyoruz.
Peki 1,471 milyar dolarlık faturanın siyasi ve ticari sorumluluğunu aynı iştahla tartışıyor muyuz?
Petrol ticaretinde adı yıllardır tartışmaların merkezinde bulunan Powertrans’ın ilişkileri, dönemin karar vericileri ve Berat Albayrak hakkında kamuoyunu tatmin edecek kapsamlı bir soruşturma gördük mü?
İşte memleketin adalet terazisinin trajikomik hali:
10 milyon dolarlık iddiaya tüm projektörler yakılıyor…
Ama 1 milyar 471 milyon dolarlık fatura karanlıkda kalıyor; en iyi ihtimal loş ışık.
Bir tarafta gözaltılar, tutuklamalar, ekranlarda saatler süren tartışmalar…
Diğer tarafta milyar dolarlık kamu faturası karşısında derin bir sessizlik.
Sonra da soruyoruz:
Cambaz kim?
Belki de soru yanlış.
Asıl sorulması gereken şu:
Biz cambaza bakarken arka tarafta milyarlarca dolarlık hesabı kim verecek? Hukuksuz petrol ticaretinden kaynaklanan gelir ticareti yürüten kuruluşun kasasına girerken, cezayı kim ödeyecek?
Sen, ben, biz yani devlet!
Adaletin büyüklüğü dosyanın rakamıyla değil, sanığın iktidara olan mesafesiyle ölçülmeye başladığında, terazinin gözleri bağlı değildir artık.
Sadece görmek istemediği tarafa bakmıyordur.
Ali Dedeoğlu
Tencere tavaya demiş senin dibin benden kara..
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Temmuz-2026 Saat 13:32
on sene önce bu gun
ahsen-i amelden.. ahsen-i takvime.. yapılan yürüyüşümüzde istidat ve san'at ile ortaya çıkan TAKDİM ve TAKİB.. bizim yatay konunumuzdur.. esma-i hüsnadan.. ism-i azama.. yükselişimi de İTİBAR ettiklerimi İHDAS edişimizde bizim DİKEY konumumuzdur.. lütfen cümlelerde gecek kelimeleri tabloda izlemeye ve görmeye gayret edin.. sözcüklerin anlamını bilmiyorsanız sorun.. sorarken yazacağınız için bir yazmak beş okumak yerine geçeceğinden sormakla sözcüğün terimini yazmış olacaksınız.. zaten sözcüğün önce maddesi olan terimi öğrenilir.. sonra manası olan anlama ve kavramı.. terim değişkeni ve kavram değeri bilinen bir sözcük ise IŞIKLI bir NOKTA'dır.. aydınlama ise bu noktaların artışı anlamına geliyor. Sonra bu noktalar başka noktalarla birleştiğinde daha çok parlayacaklar.. ve bu arada başka parlak noktalar kararacaklar.. çünkü bizler deneme yanılmayla öğreniriz.
26.07.2016
on sene önce bu gün..
bu gün PUTAMEN'i öğrendim.

------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Temmuz-2026 Saat 13:39
“Bu sahneyi kim yönettiyse tam bir dâhi.
İspanya millî takımının Dünya Kupası şampiyonu olarak ülkesine kupayı bir çöp
torbasının içinde taşıyarak dönmesi!!!!
Son derece güçlü ve sert bir mesaj veriyor;
• Tarihin en kirli Dünya Kupası.
• Ev sahipliği yapan en kirli ülke ve biz oradan kupayla dönüyoruz.
• Kupayı bize dünyanın en kirli insanı (Trump) verdi.
• Kazanmak için yendiğimiz takım da dünyanın en kirli takımıydı (Siyonist Arjantin ve
Messi).
• Bu yüzden bu kupa; bu takımdan ve bu ‘terörist’ başkandan geldiği için, ancak bir çöp
torbasında taşınmayı hak eder.
/Chris Hedges yazdı Fatih ALTUNKYA paylaştı

------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Temmuz-2026 Saat 16:38
Hakan Orhan paylaştı Kamil Yıldız da ondan
Reis, "Ben BOP Eş Başkanıyım." derken, "Milli Görüş gömleğini çıkardım." derken biz hiçbir zaman inanmadık. Onun siyasi dehasından, düşmana hile ile yaklaştığından, gizli bir strateji izlediğinden biz daima emindik.
◾ "FETÖ'yle kol kola girip yürüyormuş gibi yaparken, 'Gel de bu hasret bitsin.' derken" ilk önce onun anasını belleyeceğini de biliyorduk. (Gerçi kendisi de biliyordu, itiraf etmişti.)
◾ Müslüman hanımlar ve kız öğrenciler başörtüsü zulmü yaşarken, hastanelere, askeriyelere ve üniversitelere alınmazken başörtüsü zulmünü bitireceğini; askerî şûralarda Erbakan'a küfür edilirken sessiz kaldığında, "Kan kustum, kızılcık şerbeti içtim." dediğinde askerî vesayeti de yıkacağını, milletin iradesini ipotek altına alan ordudaki örgütlenmeyi de bertaraf edeceğinden emindik.
◾ "Ayasofya'yı açmaya gerek yok, önce Sultanahmet'i doldurun." dediğinde erken hareket ettirmek isteyenlerin tuzağına düşmeyeceğini, aksine Batı'yı narkozladığını, ilk fırsatta Ayasofya'yı açacağından emindik, farkındaydık.
◾ Avrupa Birliği'ne mutlaka gireceğim derken Avrupa Birliği'ni dağıtacağından, diz çöktüreceğinden emindik.
◾ Reisin, "Olmert dostum." derken İsrail'in yüzüne bakıp, "Senin de ananı belleyeceğim, günler gelecek elbet." dediğini Müslüman feraseti olanlar biliyordu.
◾ O, ülkemize gelip kelepir fiyatına fabrikalarımızı satın alan Soros'a, "Senin ülkemdeki p.ç.lerini çıktıkları yere sokacağım." dediğini de lisan-ı hâl bilenler biliyordu.
◾ Dünyanın egemen güçlerine, "Şeytanın evlatları! Sizin gücünüz bir Eûzü Besmele'ye bakıyor. Sizi de bükeceğim." dediğini de biliyorduk ve emindik.
Niye mi?
Çünkü biz onun imanına şahittik. Kollarını kesseniz damarlarından ŞERİAT KANI akacağından emindik.
Kaldı ki içerideki üç beş, dışarıdakilerin itine eyvallah etsin...
Ama şunu da iyi biliyorduk ki sünnetullaha ve Allah Resûlü'nün (sav) sünnetine uygun adım atacaktı. Çünkü o gerçek bir mümindi. Biliyordu ki Kur'an-ı Kerim, Allah Resûlü'ne (sav) 23 yılda indi. Resûlullah Efendimizin (sav) ne kadar sabırlı olduğunu çok iyi biliyordu. O, Mekke'den çıkarken oraya yıllar sonra fatih olarak döndüğünü en iyi bilenlerden biriydi.
İşte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın rehberi de buydu. Usulü, metodu ve yöntemi de işte buydu.
Bu yöntem sayesinde türlü türlü vesayetler yıkılırken Müslümanlar adına onlarca kazanım elde edildi. Daha da devamı gelecek, inşallah. 🤲
Erbakan'ın metodu hiçbir neticeye ulaşmaz ve Müslümanları mağdur ederken, Erdoğan'ın metoduyla çok mesafeler alınmış, kazanımlar elde edilmiş, birçok vesayet yıkılmış ve bertaraf edilmiştir.
Yani kısacası, siyasette boynuz kulağı geçmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a türlü iftiralar ve hakaretler yaparken, yiğidi öldürün; ancak hakkını teslim etmeyi ihmal etmeyin. Sonra vebalde kalır, ahirette hesabını veremezsiniz.
Cümleten Hayırlı SABAH LAR Diliyorum,,. Kumandan
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Temmuz-2026 Saat 16:52
boru
BORUCU PAŞA İLKER BAŞBUĞ, MUHSİN YAZICIOĞLU DOSYASI SANA DOĞRU YAKLAŞIYOR !
Evvelâ şu "boru" meselesini tâvzih edelim :
Ergenekon ve Balyoz davalarında, mahkemelere delil olarak arzedilen eşyâ arasında, İlker Başbuğ'un bir basın toplantısında "boru" olarak tanıttığı, "Law Roketi Lançeri" de vardı.
Law Roketi 66 mm çapında, müessir menzili 400 Metre olan ve omuzdan ateşlenen bir "antitank" silahtır ve 60 santimetre kalınlığındaki çelik zırhı delebilme kaabiliyetini hâizdir. Bu kaabiliyeti ile Dünyada "klasik zırhlı" olan bütün tankları berhava edebilir.
Yeni nesil tanklarda zırh konsepti çok değişti, fakat şimdi mevzumuz bu değil ; geçiyorum.
İlker Başbuğ, 2008-2010 Arasında TÜRKİYE'nin 26. Genelkurmay Başkanlığı'nı derûhte etmiş bir orgeneral'dir. Bu rütbeyi ihrâz etmiş bir insanın, Law Roketi lançerini basın toplantısında göstererek :
"bu sadece bir boru'dur !"
demesi, bir veçhesi ile doğrudur ; evet, roket kullanıldıktan sonra elimizde kalan lançer, sadece bir "boru"dur...
Tamam da...,
O borunun içindeki roket nereye gitti, kim ne zaman nereye attı ?!
İlker Başbuğ bu suâllere cevap vermek yerine, insanlarımızın bu müthiş silah hakkındaki bilgilerinin noksanlığını da istismâr ederek, meseleyi tâhfif etti, sulandırdı ve üstünü kapattı !
İlker Başbuğ'un, üstünü kapattığı - veya, kapattığını zannettiği - bir vahim hâdise de, merhûm Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesi - daha doğrusu, "düşürülmesi" - meselesidir !
Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin iki tarafından 2 Adet F-4 veya F-16 (kanaatimce F-4 olsalar gerektir ; zira bu uçaklarımız umûmiyetle Malatya üssümüzde bulunuyorlar. Helikopterin Göksun'da düştüğünü ve bu mevkinin de Malatya'ya yakın olduğunu dikkate aldığımızda, bu ihtimâl ağır basıyor) uçaklarının geçtiğine ve helikopterin de onların türbülanslarına kapılarak düştüğüne dâir iddiâlar var..
Bu iddiâlar da mâkul ; zira F-4 Uçakları saatte 2370 Km sür'ât yapabiliyorlar. Bu sür'âtle uçan bir teyyârenin arkasında meydana gelen türbülans, her helikopterin dengesini bozabilir ve düşmesine sebep olabilir.
Üstelik burada sadece 1 değil, 2 F-4'ten bahsediliyor !
Yani helikopterin düşmesi "ihtimâle" bırakılmamış !..
Fakat İlker Başbuğ, uçakların o mevkide uçtuklarına delil olabilecek 4 dakikalık radar kayıtlarını, mahkemeye vermedi !
...........
Adâlet Bakanlığı koltuğuna, nihâyet "emânetin hakkını veren" bir yiğit - Akın Gürlek - geldi ve fâili meçhûl dosyalar yeniden açıldı ; elhâmdülillâh.
Bu meyanda, merhûm Muhsin Yazıcıoğlu'nun dosyasına da "gayet kuvvetli bir şekilde" girildi ve şu ân itibârile 25 gözaltı var.
Adâlet Bakanımız'dan, Eşref Bitlis ile Turgut Özal dosyalarını da yeniden açmasını hassâten istirham ediyorum.
Bu üç dosya tam olarak aydınlatılır ise, hem hâlen sağ olan katillere ve "azmettiricilere" ve hem de onların arkalarındaki bürokrat - işadamı - medya ve netice itibâriyle "darbecilere" ulaşılacaktır, inşallah.
...........
Akın Gürlek'in Adâlet Bakanı, Mustafa Çiftçi'nin de İçişleri Bakanı olmalarından sonra, her iki kulvarda da, son derece güzel ve "yüreklerimizi soğutan" icraatlar görüyoruz.
Binâenaleyh Devletimizin bu iki yiğidimizi çok iyi koruması lâzımdır.
...........
Dirâyetli bir Genelkurmay Başkanı'ndan ziyâde, "protokol hizmetleri yapan bir salon subayı" intibaı uyandıran ve bu intibâları da, İtsrail'deki Ağlama Duvarı önündeki görüntüsü ile teyid eden İlker Başbuğ !..
Sen şimdiden "baklava dilimli kazak" giy ve Sözcü ve Halk TV'lerde "herşeyi Laik İlke ve İnkılaplara uygun olarak yaptığını" söylemeye hazırlan, cigerim...
Belki bunları "yiyen" bulunur !.. 🙂
..........
Ah bu "cisimler" ;
tam da "herşeyi kapattım, daha da bana kimse dokunamaz !" diye keyif çatarken yaklaşıyorlar !...
Değil mi EkRumcuğum, Halukçuğum, Sitıvıncığım, Uğurcuğum ?...
"Boru'dur bu boru !"... 🙂
..........
Selâm ve dua ile kıymetli dostlarım.
Rasim Duman.
Emekli J.Ord.Assubay.
16 Temmuz 2026 - Kayseri / Pınarbaşı.
Not : Paylaşmak serbesttir.
#herkes
#viral
@takipçi
@öne çıkar
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 29-Temmuz-2026 Saat 22:55
Yaşar Gören yazdı Akif Şahin Paylaştı
Fetullah Gülen, 1959'da Genelkurmay'ın adamı oldu. Askeri istihbaratın elemanıydı. İşi: Müslümanları gözetlemekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan o sırada 5 yaşında bir çocuktu. Sokakta kısa pantolonla oynuyordu. 1964'te askeri istihbaratla ilişkisini kesmeden CİA'nın Ankara İstasyon Şefi Graham Fuller'e de haber taşımaya başladı. CİA, Alparslan Türkeş ile milliyetçileri, Fetullah Gülen ile de Müslümanları denetler hale geldi. Fetullah'ın CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ile arası çok iyiydi. Ve bir tuhaflık daha: Özal ölünce Alparslan Türkeş, Kasım Gülek'i cumhurbaşkanı adayı gösterdi...
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 04-Ağustos-2026 Saat 20:59
Ahmet Hakan:
Franco hiç ikinci tura kalmış mıydı?
Hep şunu söylüyorlardı:
- Gelip geçicidir bu. Geçecek geçecek.
- Kısa bir sürede merkez sağ seçmen kafayı kaldıracak.
- Her şey yine eskisi gibi olacak.
*
Aradan zaman geçti.
Bu sefer de Erdoğan için bitiş senaryoları yazmaya başladılar:
- Erdoğan asla kalıcı olamaz.
- İlk yenilgisinde... Partisi Özal’ın ANAP’ı gibi olur, Demirel’in DYP’si gibi olur.
- Erdoğan bir yenilsin... AK Parti diye bir parti kalmaz ortada.
*
Baktılar adam yenilmiyor.
Baktılar partisi kökleşiyor.
Bu sefer de tarihin ünlü diktatörlerinden Franco’dan söz etmeyi akıllarına getirdiler.
*
Bakınız, Ertuğrul Özkök’ün şu sözleri:
“Bu dönemler geçecek. Bir gecede gitti 30 yıllık Franco diktatörlüğü. Öldüğü gece İspanya’da rejim değişti ya!”
*
Ertuğrul Özkök’ün Franco ile aynı kategoride olduğunu ima ettiği Erdoğan...
Daha üç yıl önce kıran kırana yapılan bir seçimde ikinci tura kalmış, ancak ikinci turda seçilebilmişti.
*
Bırak birinci turu / ikinci turu falan...
Franco denilen adam, 36 yıllık iktidarı boyunca bir kez olsun seçim yapmamış, bir kez olsun seçimle gelmemiştir.
*
Üstelik insanlık düşmanı bir katliamcıdır Franco. Diktatörlüğü boyunca sayısız katliama imza atmıştır.
*
Bu açılardan bakıldığında Özkök’ün yaptığı... Nefrete yenik düşmüş bir siyasal şuursuzluktan başka bir şey değil.
Franco ile Erdoğan’ı aynı cümle içinde zikretmek için hakkaniyetsizliğin nirvanasına ulaşmak gerekir.
*
Peki Ertuğrul Özkök, neden Franco’nun öldüğü geceyi hatırlatıyor?
*
Çünkü artık o bile anladı:
Erdoğan her defasında seçimle, sandıkla, halkı ikna ederek iktidara gelebiliyor. Yani Erdoğan’ı seçimle, sandıkla, halkı ikna ederek gönderemeyecekler.
Bu yüzden Erdoğan’ın gitmesi için geriye sadece ölmesi kaldı. Bu yüzden oturmuş, ölüm bekliyor Özkök.
*
Bir insanın ömrünü tayin eden ancak Allah’tır ama yine de şu tuhaflığa değinmemek elde değil:
- Ertuğrul Özkök’ün yaşı 79.
- Tayyip Erdoğan’ın yaşı 72.
İnsan bari yaşına münasip beklenti geliştirecek denli şuur sahibi olur yahu.
Metin Mergen paylaştı...
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 24-Ağustos-2026 Saat 14:51
Dil dünyayı belirler ve dini tanımlar.
Kültürün olmasa olmaz bileşenleri olan dünya ve dil ve din ise her ülküde ve her ulusda.. her çağda ve her yerde FARKLI bileşenlerle farklı kültürler oluşturur. Bu kültürlerden bir kısmı önce millet sonra devlet sonra imparatorluk haline gelirler bildiğimiz savaş ve barış ile bunun içindeki sınav ve yarış TARİHİNİ SERGİLELERLER.
ÇAĞIMIZ tüm bunların birikimi ile YENİ bir dünya oluşturacaktır.
Bu yeni oluşama katkıda bulunmaya hazır mı sın ız ?
0Z0 30.08.2026 üçyol izmir 15:18
Matruşka bebekleri.. bu bebeğin altında ve üstünde de KEBEB'ler bulunur.. insanlara hangi kebab gerekiyorsa onu yedirirler... 0Z0 24.08.2026
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 25-Ağustos-2026 Saat 11:32
Mevlut UYANIK Hocam dedi ki:
Felsefe, Kaygıları Paylaşmaktır
06.11.2025
Eğer Taocu gelenek bağlamında söyleyecek olursak, aldatıcı anlatılar aracılığıyla öz güvensizlik yaratarak, rakibin örtük görüşlerini değiştirerek ve zorlayarak veya düşman ittifaklarını parçalamak için yapılma ihtimali olabilir mi? Çünkü psikolojik savaş, Sun Tzu’nun “Aldatma Tao’suna ve Taoizm’in denge ve dengesizlik ustalığına açıkça bağlıdır. Bu tür bir savaşta, çatışma savaş meydanında değil, savaşçıların “kalpleri ve zihinleri” üzerinde yaşanır.
• Asya ve Ön Asya İrtibatını Anlamak: Türk ve Çin Aklını Kavramaktan Geçer
Bir yandan [Tao’nun bilen kişi konuşmaz; konuşan kişi bilmez. Bilge adam ağzını ve kapılarını kapatır” sözü; diğer yanda M.Akif’in Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum
Terörsüz Türkiye” söylemini bir de uluslararası boyutu açısından düşünmek gerekir. Özelde bölgemizde, genelde Avrasya coğrafyasında gerilimlerin daha doğrusu eko-politik çatışmaların enerji üretim ve arz merkezlerini kontrol savaşları (Kuşak-Yol İnisiyatifi Versus İmec) olduğu gerçek.
Avrasya denilince de Selçuklu-Osmanlı Devletlerinin kültürel ve siyasal birikimini tevarüs eden Türkiye Cumhuriyeti’ni devre dışı bırakmak isteyen hiçbir çaba bölgede huzur, sükûn ve barışı getirmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü Halford. J. Mackinder’in ifadesiyle “İki Tür Siyasi Cihangir: Kara Kurtlar ve Deniz Aslanları” olan Türkler, “Ötüken Ergenekonu”ndan çıktıktan sonra İç Asya’ya yayılmalarını, sonra sürekli Batı’ya ilerleyerek Ön Asya yani Anadolu’ya geldiler. Burası“kara-kurtlar” nitelemesi için; ardından 16. yüzyılda “deniz aslanları” olarak bir dünya gücüne dönüştüler.
https://kafkassam.com/mevlut-uyanik-aldatmacanin-taosu-ve...
dedim:
Siyaset felsefesi ile felsefeyi karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum. Belki felsefe evrensel konuları ele alırken siyaset felsefesi tarihsel konular üzerinde durur. Elbette her iki alanın da elbette kaygıları ve sorunları ve çözümleri de farklı olacaktır. Diğer tarafta evrensel konularda ise Din ile çatışır FELSEFE. Ancak Cuma Öz Hocamın dediği gibi batının dini felsefe doğunun felsefesi dindir. Biz YBA ile bu karşıtlığı biraz hafiflettir.. Felsefeyi biçim ve yönteme.. dini ise içerik "yöndem"e indirgedik. Hikmet içeriksiz ve felsefe BİÇİM haline gelince onun içeriğini ister dinin aksiyomlarını isterse felsefenin metotlarını esas alarak doldurun.. fark etmez. Yeter ki din ve vicdan hürriyetini koruyun. 25.08.2026 üçyol izmir 11:34
Saygılarımla 0Z0 yontembilim.com
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 25-Ağustos-2026 Saat 16:10
https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3061&PID=6396#6396
Katliam üç yılını dolduruyor..
en azından 75.000 kişi olmuştur.
Bu bir günde kaç kişi ölüyor ?
Bilgisayar diyor ki:
120.000 ile 170.000 kişi hayatını kaybetmektedir.
Ancak bu ölümler ecel ile olan ölümlerdir.
75 bin asker değil SİVİL ölmedi.. öldürüldü.
Ölmek ile öldürülmek açısından büyük fark bulunur.
Elbette ölüler için değil diriler için.
Yani henüz ölmemiş dirilerden biri olan kendimiz için.
üç yılda 75 bin kişi öldürülüyor
bir günde 175 bin kişi ölüyor.
Burada sorun nedir.. konu nedir ?
Dünya barışı tehlikededir.
İslamların geleceği tehlikededir.
İnsanların geleceği tehlikededir.
İsrailin çıkarı tehlikededir.
Türkiyenin yararı tehlikededir.
Sorunları dile getirmeye YAKINMA adı verilir.
Çözümleri yüklenmeye KONULANDIRMA diyelim.
Bu yazıda bu sorunu ve konuyu SÖZ KONUSU ettik.
0Z0 25.08.2026 üçyol izmir16:29
Ahmet Necdet Sezer adına birisi
Volkan Yardımcı
demişki:
İLBER ORTAYLI DİYORKİ
FİLİSTİNLİLERİN TÜRKLERE YAPTIGI ZULÜM VE KÖTÜLUKLERDEN DOLAYI BENİM FİLİSTİN DİYE BİR DAVAM YOKTUR...
Buyurun okuyun...
💥
Yıl 1837...
Filistin nüfus sayımı yapılıyor, Filistin’de bulunan Yahudiler'in toplam nüfusu 9 bin olarak kayıtlara geçiyor.
💥
Filistinli Araplar'ın, Yahudiler'e toprak satması ile bu rakam elli bine yükseliyor.
Böylece 1882'de ikinci Yahudi yerleşimi kurulmuş oldu...
💥
1908'de Yahudi nüfusu yüz binin üzerine çıkmıştı.
Bu topraklar devlet tarafından satılmıyordu.
Bizzat o bölgede yaşayan Arap şeyhlerin şahsi mallarıydı.
Ederinin çok üstünde fiyatlara satmak için Filistinli Araplar adeta yarışıyordu.
💥
Hâlbuki Osmanlı Padişahı'nın bu konuda açık emri vardır. Hiçbir Yahudi'ye toprak satılmayacaktır.
💥
Her şeyi kılıfına uyduran Yahudiler, Alman kimliği ile, İngiliz kimlikleri ile toprak satın alıyorlardı.
Filistinli Araplar'ın ise gözü doymak bilmiyordu. Yani öyle işgal ederek başlamadı hiç bir şey!
Adamlar bastılar parayı aldılar toprakları.
💥
Demek ki neymiş?
Vatanın her bir karışı kutsal imiş, kutsalı satar isen başına bunlar gelir imiş!
Osmanlı dönemi sonrası Filistin İngiliz himayesi altına girdi ve toprak satışı yasağı kalkınca Yahudiler satın aldıkları toprakların tapularını kendi üzerlerine aldılar.
💥
1925'te 944 bin dönüm olan arazi satılmıştı!
💥
1927'de 1 Milyon 124 bin dönüm arazi satılmıştı.
💥
1930'da satılan arazi miktarı 1 Milyon 700 bin dönüme çıkmıştı.
💥
Bunlar hep satın alınan arazilerdi. Tapulu belgeliydi!
💥
1948 yılına gelindiğinde bir devlet kurabilecek kadar toprak satın alınmıştı!
💥
Öyle bazılarının söylediği gibi Filistin işgal edilmiş falan değildi!
💥
Peki, bu Filistinliler nasıl insanlar? Türkler ile bağları neymiş, bir de ona bakalım...
💥
Yıl 1915...
Filistin askerleri, Türk askerlerine cephe arkasından saldırmış ve 14 Bin Türk askerinin şehit olmasına, bir çok askerin yaralanmasına sebep olmuştur.
Arap ihaneti ile esir düşen 15 bin Türk askerinin gözleri asit kuyularında kör edilerek eziyet edilmişti.
💥
Kardeş Filistin ha.. !
Yıl 1916...
Filistin bayrağı, Filistin halkını temsil etmek için kullanılan bayraktır...
İlk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne karşı başlatılan Arap ayaklanmasının sembolü olarak dört renkli, “siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı" renklerden oluşan bir bayrak tasarlanır...
💥
En üstteki siyah yatay çizgi, Abbasiler'i;
Ortadaki yeşil renk Şii Fatımiler'i;
Alttaki beyaz renk Emeviler'i temsil eder...
Kırmızı üçgen ise 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne isyan eden Şerif Hüseyin’in kabilesi Haşimoğulları'nı, temsil etmektedir. (Diğer bir görüşe göre Araplar'ın Osmanlı Devletine karşı bağımsızlığı için dökülen kanı temsil eder...)
💥
Yıl 1917...
Filistinli Araplar İngiliz Lawrance ile bir oluyor ve tarihe Akabe baskını olarak geçecek ihanete imza atıyorlardı.
Akabe'deki tüm Türk askerleri katledilmiştir.
Bugün Ürdün-Filistin arasındaki Wadi Rum çölünde, Lawrance Rölyefi ile Lawrance'ı dağlara taşlara kazımışlardır.
Aynı yıl yani 1917'de Kudüs Filistinliler tarafından İngilizlere teslim ediliyor!
Bunla da kalmıyor İngiliz General Edmund Allenby Kudüs’e girerken Filistinli Araplar tarafından "El-Nebi" yani peygamber olarak karşılanıyor...
💥
Türkiye Cumhuriyetinde bizzat beni şahit olduklarımı da yazayım…;
💥
Yıl 1978...Filistin Kurtuluş Örgütü, terör örgütü PKK'ya kucak açıyor, PKK ile birlikte Türkiye aleyhine faaliyetlere başlıyor...
💥
Yıl 1979...
Ankara'da bulunan Mısır Büyükelçiliği Filistinliler tarafından basılıyor bir polisimiz ve bir bekçimiz şehit oluyor...
💥
Yıl 1980...
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi lideri George Habash, Lübnan'ın Sidon şehrindeki kamplarını Asala terör örgütüne açıyor, Asala'nın diplomatlarımızı katlettiği eylemlerine bu Filistinli teröristler de destek veriyor...
💥
Kardeşe bak kardeşe, siz bu kardeşin ihanetini unutabilirsiniz!
Ben üniversite yıllarımda bunları düşüne düşüne yaşadım...
💥
Yıl 1989...
Yaser Arafat, "Ermenistan'ın haklı davasını destekliyoruz" açıklamaları yapıyor...
Karabağ işgaline ve Ermeni katliamlarına destek veriyor...
Kardeşin ihaneti bitmiyor...
💥
Yıl 1993
Filistinli Araplar, Mesud Barzani'nin "Bağımsız Kürdistan" fikrine de destek oluyor...
Adamlar Türk milletine ihanete doymuyor...
💥
Yıl 2002...
Binbaşı Cengiz Toytunç Batı Şeria'da Barış gücünde görevliyken aracı durdularak şehit ediliyor...
💥
Yıl 2009...
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Kıbrıs'ta Türklerin işgalci olduklarını, Rumların tüm tezlerini desteklediklerini dünyaya açıklıyor...
Siz Filistin için ağlarken, Anadolu da, Filistinlinin sırtından hançerledikleri Türklerin anası ağlıyor...
💥
Yahu sizin gözünüzdeki bu perde nasıl kalkacak!
💥
Bitmedi...
İhanetin dahası var devamm...
Yıl 2012...
Filistin Devleti, Al Nakba kupası adı altında bir organizasyon düzenliyor ve sözde Kürdistan takımını da davet edip, Kürdistan Futbol takımı ile maç yapıyor...
Iyi seyirler futbol severler. Bundan doğal ne olabilir degil mi?
💥
Yıl 2019...
Türkiye'nin Suriye'de başlattığı "Barış Pınarı harekatı" için Filistin’in de içinde olduğu "Arap birliği" kınama mesajı yayınladı.
Tabi bunu da duymadınız...
💥
Yıl 2020...
Filistin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki hak iddialarına karşı olarak kurulan Doğu Akdeniz Gaz Forumuna üye oluyor. (Eastern Mediterranean Gas Forum-EMGF)
Yunanistan, Mısır, Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail ile birlikte Türkiye'nin Mavi Vatan tezine karşı cephe alıyor...
Siz Filistin için ağlamaya devam edin...
💥
Aynı yıl yani 2020'de
Filistin, Çin'in Uygur Türkleri'ne yaptığı soykırımı destekliyor ve Çin'in Uygur Türkleri politikasına destek verdiğini söylüyor...
Siz ümmet kardeşleriniz için ağlarken, onlar Türk Milletinin evlatlarının katline onay veriyordu...
💥
Bugün güzel ülkemin güzel sokaklarında bu milletin üzerinde Türk kanının da temsil edildiği Filistin bayrağını şahlandıran bir kesim var.
Onların amaçları nedir bilmiyorum ama.
Türkiye’de; İtalyan, Alman, İngiliz şirketleri adı altında İsrail tarafından binlerce dönüm tarım arazisinin satın alındığını herkes biliyor...
💥
Tıpkı vakti zamanında Filistinli Arap şeyhlerin topraklarını sattıkları gibi bizler de topraklarımızı maalesef ecnebilere sattık, satmaya da devam ediyoruz !..
💥
400 bin dolar veren herkes Türk vatandaşı olabiliyor...
💥
Filistinleşiyoruz, ruhunuz duymuyor!
Çocuklarınız sizi nasıl yâdedecek ben biliyorum da siz bilmiyorsunuz!
💥
Evinizi, toprağınızı, yerinizi yurdunuzu yabancılara satarken Filistinliler gibi siz de hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın!
Belki sizin de vakti zamanında İsraillilere toprak satarken çekilen Filistinliler gibi bir fotoğrafınız tarihe geçer...
Sizinde torunlarınız bugünkü Filistinli çocuklar gibi enkaz altından kurtulmayı beklerken dedelerinin tarihi olaylardan ders çıkarmayışının bedelini öder...
💥
Ey Türk Milleti.
Uyan, titre ve kendine dön.
Benim Filistin diye bir davam yoktur.
Tarihçi Prof. İlber Ortaylı
#Türk #Türkler #Arap #Araplar
#Filistin #BilgiGüçtür
Arap ihaneti
https://www.facebook.com/share/v/1DYYA2HqZr/
.
dedim ki:
Soruna her konudan yaklaşılabildiği gibi konuyu da her sorundan yaklaşabilir.. önemli olan konuyu ve sorunu birbirinden ayırabilmektir. Yahudi Tarihçi İlan Pepe ve Yahudi ünlü Dil Bilimci Chomosky'nın Frank BARAT'ın edötürlüğünü Yaşamla Ölüm Arasında Şehri Gazze kitabını iki kere okudum. Kitab boyunca yaptıkları değerlendirmelerden sonra SORUNU tarafların barışı arama değil kudusü hakimiyet üzerinden çözmeye çalıştıkları ve bu yüzden halledemedikleri sonucu varıyorlar. Filistin sorunu türkçülük ve islamcılık.. feto ve reto.. yahudilik ve müslümanlık.. ve sair açısından bakılabilir ve nerede üç yıldır 75 bin İNSANIN dünyanın gözü önünde öldürülmesi olayından yani KATLİAM'dan başka bir sonuç görülmediği için ben şahsen dindarları (budistleri, yahudileri, hrisitaynalar ve müslümanları) sıraladığım gibi masonları ve marksistleri (bunların ideolojileri de dinden aşağı kalmaz) SIFIRLADIM.. kendimde dahil "insan" görünümlü olabilir lakin insan olmanın koşulları olan özgürlük.. içtenlik.. etkinlik.. dürüstlük nitelikleri taşımıyoruz. Bunlarda zaten biri olmayınca diğerlerinin olmadığı özellikler. Yani üç yıllık katliamdan çıkardığım DERS budur. Peki nasıl insan olunur diye sorarsanız.. insan olmak kolay değildir derim. İnsanlığın büyüğü olan islamlık ise bundan da zor olmalı. Saygılarımla 0Z0 yontembilim.com

------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 30-Ağustos-2026 Saat 15:10
İsmail BAHÇECE yazmış ve Abidin GEMİCİ paylaşmış:
İşin Aslı
Türkiye'de İktidar Doğanlar
Bir Yahudi Ailesinin Türklük serüveni
Kemalizim ve Türkçülüğün piri şahı
"Munis ilhan Tekinalp Haham Moiz Kohen"
Türk Milletine Türkçülük edebiyatı yapanların başında bunlar geliyordu.
1883, Serez/Selanik'te doğan,
Asıl adı Moiz Kohen olup sonradan
Munis İlhan Tekinalp adını alan,
Yahudi bir aileye mensup olarak dünyaya geldi.
Rotschild ailesinin kurduğu
Alliance Okulu’nda öğrenim gördü ve
Hukuk Mekteb-i Âlisi (Hukuk Fakültesi)’nden mezun oldu.
Selanik’te çıkan Asır isimli Türkçe bir gazetede yazıları yayımlandı ve bir dönem avukatlık yaptı. Burada İttihad ve Terraki Cemiyeti’ne üye oldu.
Ziya Gökalp yönetimindeki kültür çevresinde çeşitli görevler aldı.
Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra
Selanik Vilayet Meclisi’ne seçildi.
1912’de Selanik’in Yunanlılarca işgali üzerine Viyana’ya gitti, oradan da Türkiye’ye gelip İstanbul’a yerleşti.
1914-18 yılları arasında Hukuk Mekteb-i Alisinde profesör yardımcılığı yaptı.
1910’da İktisadiyat Mecmuası adında
bir gazete çıkarttı. !..
* * * * *
●Aralarında Yunus Nadi’nin de bulunduğu
Ulusal Kültür Birliği kurucuları arasında yer aldı (1928). Türk Dil Kurumu ve İstanbul Belediyesi Meclisi üyesi (1945–50) oldu.
1948’de İstanbul Üniversitesi Basına 50 Yıl Hizmet Verenler ödülünü aldı.
1954–57 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinden milletvekili adayı oldu; fakat meclise giremedi.
Türkçülük ve kemalizm arkasında
bunun gibiler vardı,
Toplumda bir çok insan
bunları adını bile duymamışlardır.
* * * * *
●Özetle 1930 Yılında "TURAN",
1936 yılında "KEMALiZM",
1944 yılında TüRK RUHU" Gibi
Kitapları Yazıp Türkçülük Akımını
Başlatan Kişinin Dedeleri POLONYA Yahudilerinden
Kendisi SELANiK Locasına Kayıtlı
Bir MASON ve Kendisini TEKiN ALP" olarak Tanıtıp Millete Irkçılığı Aşılayan
Haham Moiz Kohen TüRK iSLAM Düşmanı
Bir Siyonist Yahudi
1961 yılında Fransa’nın Nice şehrinde öldü ve oradaki “Yahudi mezarlığına” gömüldü.
İsmail BAHÇECİ !..
dedim ki:
Polonyada bir çok TÜRK yahudi olmuş.. Arabistanda bir çok ARAP hristiyan olmuş.. sonra insanları türklük ve araplık.. yahudilik ve hristiyanlık.. konusunda eğitmişler. Aynı şekilde bazı insanlarda müslümün türklük.. müslüman araplık konusunda eğitmişler.. ancak bu insanların hepsi İNSAN olamadıkları için.. türk, arap, yahudi, hristiyan ve müslüman olarak kalmışlar. Sıkıntı da işte burada insan olduklarını unutanlar ya da insan olamayanlar.. başkalarının EĞİTİM yoluyla format attıkları pardon bilinçlendirildikleri için kendilerinin olmayan düşüncelerle.. Osmanlının son zamanlarında türkçülük.. islamcılık.. batıcılık gibi akımlar oluşturmuşlar ve türk yahudisi arkadaş haliyle müslümanlığı sevmediğini bu yolla ortaya koymuş. 1500 yıldır müslümanlar yahudileri ve yahudiler de müslümanları SEVMEZLER.. sebebi zihinlerine atılan format yüzünden.. oysa ben diyorum ki İNSAN olarak doğdum ve kendimi Türk dili içinde buldum ve insanlığın büyüğü olan İSLAMİYETE doğru gidiyorum.. İnşaallah müslüman olarak ölür kurtulurum.. darısı sizlere de olsun. Amin 0Z0 yontembilim.com
Yahudilik bir din inancında yahudiler efendi diğer milletler yahudilere hizmet etmek için yaratılmıştır. Tevratı böyle yorumlamayan museviler de var. Yahudileri efendi kabul edenler zamanla siyonizm ideolojisini benimsedi. İngilterede Rochildler Selanike gelip avukatlık yapan İtalyan yahudisi Emmanuel Carasso (Karasu değil) nam zata para göndererek masonluk çatısı altında Türkleri kullanıp Osmanlıyı yıkan gafil dünyadan habersiz bir gençlik yetiştirdiler ittihat terakkiyi arka planda yöneten bunlardı. Maksatları Osmanlı yıkılsın da Allah tarafından yahudilere vaad edilmiş topraklarda bir yahudi devleti kurulsun idi. İşte Emmanüel Karaso Moiz Kohen Türklerin manneviyatını inancını yıkıp israili kurmak için çalışıyordu. İsrail kuruldu büyük İsrail peşindeler. Allah Türk milletini uyandırsın. Bu Ülkenin kalkınmasına engel olunduysa bunların başında siyonist sermaye baş rol oynamıştır.
Abdin Akgemici Kardeşim dedi:
Bende dedim ki:
Aynen onlar israili kurdu şimdi büyük israili kurmaya çalışıyorlar.. biz de Anadolu'nun etrafında irandan yunanistana ıraktan israile ANADOLU BİRLEŞİK CUMHURİYETLERİNİ kurmaya çalışıyoruz.
Dini bizi öğretildiği kadarıyla imanın şartı altı ve islamın şartı beş diye öğretilir.. ancak kurumsal olarakta dinin itikad ve ibadet ile ahkam (şeriat, hukuk) ve ahlaktan ibaret olduğu bellidir.
Müslümanlarda üç yüz yıldır aşama aşama kuvvetlerini yitirdiklerinden kuvvet ve devlet gerektiren hukuk ve şeriatı uygulayamadan itikad ve ibadet ve ahlak üçlüsünden ibaret dini yaşayabilmektedirler. Bir kültür bir millet bir devlet ve bir medeniyet BİLİMİ ve KUVVETİ ve DÜNYAYI kaybettikten sonra hukuku ve ahkamı ve şeriatı uygulamaz durumuna düşer ve nitekim düşmüş kurtuluş savaşından sonra ANADOLU da şimdi yüz yıl süren bir sahada etrafımızda irak ve libya ve mısır ve suriye ve filistin ve iran'ın başına gelenlerle hepimizin gördüğü ve neredeyse üçüncü yılını dolduran gazze ve filistin KATLİAMI karşısında artık eğri oturup doğru konuşmak zorundayız.
Dil bilime din hukuka etti.. dil ve bilimin istediği İKTİSADI.. din ve hukukun istediği ADALETE.. ticaret ve siyaseti gerçekleştirebilen ülkeler kalkındılar ve güçlendiler.. ancak bütün bu ülkelerin başarılarını kullanan GİZLİ bir güç bulunuyor.. bununda farkında olmak gerekiyor ve ona göre hareket etmek gerekiyor.
Yahudiler yahudi olmayan goyim diyorsa.. müslümanlar müslüman olmaya kafir diyor.. mason mason olmayana sıradan diyor.. marksist kendini gibi olmayana geri zekalı diyor.. yani İDEOLOJİ haline getirilen dinler ve felsefeler insanı insandan uzaklaştırıyor.. tüm bütün bunları unutup bir türk yahudinin müslümanlığı kötülemesi ile mi uğraşalım.
Müslüman güçlü olmasa onu türk olan yahudidi öldürür.. türk olan hülaga da öldürür.. hatta sünni şiiyi şii sünniyi öldürüyor. Geçen irak iran savaşında bir milyon Müslüman Müslümanı öldürdür. Artık belli ki türküm ve müslümanın ve yahudiyim masonum ve marksistim diyen ÖNCE İNSANIM diyemiyorsa benim için hepsi bitmiştir.
Ancak halifei arz olan insan ise lafla değil icraatla kurulur.. bunun içinde çalışmam dünyayı belirleyen ve dini tanımlayan DİL'i tanımak üzerine kuruludur. on bin yazı yüz bin tablo ile bunu anlatmaya çalıştım.
Saygılarımla
0Z0
yontembilim.com
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 30-Ağustos-2026 Saat 15:33
Mekke deki KABE binası yüksek oteller tarafından kapatılmış durumda.. ancak sizler teknoloji tarafından doğaya yabancılaştırıldığınız ve ideoloji tarafından insandan uzaklaştırıldığınızın farkında değilsiniz desem çok KABA olur.. fakındasınız da çoğu zaman dillendirmiyorsunuz.. ya ölecek olacağınızdan göt korkusundan ahirete yapışmaya çalışıyorsunuz.. ya da güzel ve aynı zamanda sonsuz saydığınızı dünyanızdan başkasını düşünmüyorsunuz. Kusura bakmayın sizleri bu gerçeği anlatacak güzel ve nazik bir yazı yazmak hem emeğimi çalacak hem de vaktimi alacak.. bu bakımdan Dumlupınar gibi muhteşem bir binada ve Niğde Lisesi gibi görkemli bir yapıda teneffüs ettiğim NİĞDE havası ve İTULUTMAZ zirvesini seyrettiren Burhan Mahallesi ve Helvacı Sokağında şimdi sokağın ortasında bir KABE duran eviminiz perişan haline kahrolan birisi olarak bunu yazıyorum.. şimdi Niğde de iseniz.. oraya gidiniz oraya.. benim selamımı söyleyiniz.. özellikle Mehmet Baş kardeşimden diliyorum.. Ey niğde senin yetiştirdiğin evlatlar senden uzakta senin hasretini çekerken sende bizim ayrılığımızdan yakınıyor musun ? Saygılarımla Osmanziya Osmanziyaoğlu yontembilim.com
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 06-Eylül-2026 Saat 00:41
Yazı için teşekkür ederim.. "bilimsel akıl, Kemalizm ve Atatürk’ün modernleşme " ideolojik laflar.. Menderes Demirel, Özal ölü olarak bir yapamayacakları geri Türkiye Cuhuriyetinin kurucusu da ölü olarak bir şey yapamazlar.. ancak tarikatçılar liderlerinden ruhaniyet bekledikleri gibi karşısındakiler de böyle bekliyorlar ozo 06.09.2026
face hüseyin yörükoğlu yazdı:
TÜRKİYE’NİN ÇÖKÜŞÜ “KASITLI BİR PROJE”DİR ...
➖Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir “rejim mühendisliği”dir
➖Türkiye’nin yaşadığı ekonomik yıkım, eğitim felaketi, hukuksuzluk, tarikat düzeninin güçlenmesi ve devlet kurumlarının çökertilmesi rastgele gelişmiş sorunlar değildir.
➖Bunlar, kademeli şekilde uygulanmış bir rejim mimarisinin parçalarıdır.
➖Bir devlet 20–23 yıl boyunca her alanda “yanlışlıkla” aynı yönde çöküş üretemez.
➖ Aynı sonuçları doğuran, aynı çıkar merkezlerine hizmet eden ve aynı ideolojik hedef doğrultusunda ilerleyen adımlar yanlış değil, tutarlıdır.
➖ Bu nedenle ortada bir hata değil, planlı bir proje vardır.
➖ Projenin Stratejik Hedefi: Atatürk’ün Bilim Devletini Yok Etmek
▪️ Çünkü: ⤵️
• Bilim toplumu demek / özgür birey
• Özgür birey demek / sorgulama
• Sorgulama demek / otoriter düzenin çöküşü
Dolayısıyla bilim üreten bir Türkiye: Emperyalizmin çıkarlarına ters düşer,
➖ Bölgesel dengeleri değiştirir,
➖ Teknoloji üreten, büyük pazar gücüne sahip bağımsız bir devlete dönüşür,
“Yönetilebilir ülke” statüsünden çıkar.
➖Bu nedenle bilimsel akıl, Kemalizm ve Atatürk’ün modernleşme modeli sistemli biçimde unutturuldu, itibarsızlaştırıldı ve toplumun bilinç düzeyi düşürüldü.
➖ Bu işlem başarıyla tamamlanmıştır.
Erdoğan–Bahçeli–
Kamçıdaroğlu
➖Bu denklemin anlamı şudur: İktidar yıkımı aktif olarak inşa etti, Sözde muhalefet direnci kırarak süreci meşrulaştırdı,
Biri saldırdı, diğeri teslimiyeti normalleştirdi.
Böylece proje kesintisiz ilerledi.
Bu süreci ispatlayan göstergeler: ⤵️
• Erdoğan’ın üçüncü kez aday olmasına itiraz edilmemesi,
• OHAL–KHK dönemlerinde muhalefetin toplumu pasifleştirmesi,
• Seçim manipülasyonlarının “demokrasi” diye pazarlanması,
• Toplumun sistematik olarak umutsuzlaştırılması.
➖Bu tablo “yanlış politika” değil, bilinçli rejim inşasıdır.
• Ekonomi çökertildi,
• Eğitim çürütüldü,
• Hukuk yok edildi,
• Medya teslim alındı,
• Tarikat sistemi devlete yerleştirildi.
➖ Bu, toplumun düşünemez, protesto edemez, örgütlenemez hâle getirilmesi için uygulanan bir biyopolitik tasarımdır.
➖Bu bir başarısızlık değil; başarıyla uygulanmış bir projedir.
➖ Bu yüzden:
• Atatürk itibarsızlaştırıldı,
• Kemalizm “tehlikeli” gösterildi,
• Tarih çarpıtıldı,
• Toplum hafızasından koparıldı.
• Kemalizm’i anlayacak bilinç katmanı yok edildi.
• Emperyal güçler bilim üreten güçlü bir Türkiye istemedi,
• Feodal yapılar otorite ve ayrıcalıklarını kaybetmek istemedi.
➖ Bu nedenle Atatürk devrimi tarih boyunca sürekli bir karşı-devrim baskısıyla mücadele etti.
• “Rejim Değişti” Bu Bir Gerçektir
• Parlamenter sistem yok edildi,
• Kuvvetler ayrılığı çöktü,
• Laiklik fiilen kaldırıldı,
• Anayasa askıya alındı,
• Tarikatlar devlete yerleşti,
• Diyanet ideolojik aygıta dönüştü,
• Liyakat yok edildi,
• Sadakat ödüllendirildi,
• Hukuk saraya bağlandı.
➖ Bu artık Atatürk Cumhuriyeti değildir; dinci–otoriter bir tarikat koalisyonu devletidir.
➖Ulus bilinci yok edildiğinde:
• Herkes cemaatine bağlanır,
• Devlet yerine tarikat referans alınır,
• Ulusal birlik değil, mezhep ve kimlik belirleyici olur.
➖ Bu, fiilî bölünmenin altyapısıdır.
➖ Erdoğan’ın 23 Yıl Boyunca Tekrarladığı yalanlar
Bu bir yönetim teknolojisi
“Gaz bulduk”,
“Petrol bulduk”,
“Uçak yaptık”,
“Tank yaptık”,
“Uçuyoruz”,
“3 dakikada bir konut yapıyoruz”…
➖Bunların hiçbiri gerçek devlet politikası değildir; bunlar psikolojik manipülasyon araçlarıdır.
➖Amaç: ⤵️
Toplumu ümit komasına sokmak,
Gerçekleri gizlemek,
Kitleleri kontrol etmek,
Yalanı normalleştirmek.
➖ Yalan rejimin temel yönetim tekniğidir.
“Hayat pahalılığını çözeceğiz” Sözü Bir İtiraf.
23 yıldır ülkeyi bu hâle getirenlerin bugün “çözeceğiz” demesi: “Bu krizi biz yarattık” anlamına gelir.
Fakirlik rejimin güvenlik mekanizmasıdır çünkü:
➖Fakir insan sorgulamaz,
Direnemez,
Örgütlenemez,
Hak talep edemez.
➖Türkiye’nin Bugünkü durumu bir Kaza değil kontrollü devlet yıkımıdır
Toplam resim: ⤵️
Ekonomi bilinçli olarak çökertildi,
Eğitim bilinçli olarak geri götürüldü,
➖Devlet tarikatlaştırıldı,
Bilim dışı düzen kuruldu,
Laiklik yok edildi,
Yalan yönetim modeli hâline getirildi.
Bu kötü yönetim değil; iyi uygulanmış bir yıkım projesidir.
Hata yok.
Yanlış yok.
Beceriksizlik yok.
Kasıt, tasarım ve soğukkanlı bir rejim mühendisliği vardır.
Laik devleti yıkmak, Atatürk devrimlerini ortadan kaldırmak demek Türkiye’yi yıkmak demektir.
➖Çünkü Türkiye Cumhuriyeti; eğitimden ekonomiye, hukuktan toplumsal yaşama kadar tüm kurumlarını Atatürk’ün ilke ve devrimleri üzerine inşa etmiştir.
➖ Bu temeller sökülüp atıldığında hiçbir şey ayakta kalamaz:
➖Eğitim çöker, ekonomi çöker, toplumsal yapı çöker, devlet mekanizması çöker.
➖Nitekim bugün yaşanan tam olarak budur.
➖Bu çöküş bir hata değil; tasarlanmış, uygulanmış, bilinçli bir projedir, kasıtlı bir rejim mühendisliğidir.
▪️Hasan Hoslar▪️
Dıy sesimizi Turhan ÇÖMEZ Turhan Çömez Özgür Özel Ümit Özdağ Gökhan Günaydin Gökhan Günaydın Ali Mahir Başarır Ednan Arslan
Hüseyin YÖROKOĞLU yazdı
------------- usul esasa mukaddemdir
|
|