Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

resmi ve sivil philo ve teo

Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Yöntem Bilim
Forum Adı: Yöntembilim
Forum Tanımlaması: Yöntembilim Üzerine Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3018
Tarih: 29-Mayıs-2026 Saat 23:00
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: resmi ve sivil philo ve teo
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: resmi ve sivil philo ve teo
Mesaj Tarihi: 28-Mayıs-2026 Saat 13:19


Kuvvetler ve alanlar ve parçalar ile kütle ve enerji yani NAR ile dünyayı (Evreni) betimleyebiliriz matematiksel (aritmeksel ve geometrik) alarak.. ancak evren doğa ve dönesiyle insanın aklını ve kalbini nazara aldığımızda bu biraz daha zor oluyor. Halka basit günlük dilin mantığı yetiyor. Ancak aydın içinde bilimsel dilin matematiği gerekiyor. Fakat günlük dilin mantığı ve bilimsel dilin matematiği üstündeki çok yönlü ve yanlı konuların tartışıldığı felsefi bilgi ve dini dil söz konusu olduğunda konuların konusunun konuşulması biraz daha zor oluyor.

İşte YBA bu zorluğu aşmanın bir yolu olacak din ve felsefe arasında ortak platform olmaya aday bir çalışmadır.

0Z0

28.05.2026 üçyol izmir 14:33
















28.05.2020

Resmi filoloji ve teoloji ile sivil filozofi ve teozofi arasindaki farklar.. ancak biz logos ve sophos tan once kosmosun kaosu ve homosun patosu hakkinda temel bilgi.. gorüş.. duşunce.. yontem.. yaklaşim ve bakış açilarina da sahip olmaliyiz ki tum bunlar bizden yeni bir dil.. hizli bir anlam surucu.. kolay bir anlatim aygiti istiyor.. belki bunlarda bize daha saglam bir egitim.. daha sağlikli bir yonetim getirecektir.. böylece uretim araçlarimizi.. tuketim amaçlarimizi.. egitim ilkelerimizi ve yonetim ulkulerimizi degiştirecektir. Bunu için rh. Av. A. AYTEKIN gibi derim: Kendini tani.. haddini bil ve degisimi kavra..

osmanziya




Adem oldugunu hatirlayan Adam oldugunu bilir , oyle ya..nerden geldigini sorgulayan nereye gidecegini planlayan ve nerde durdugunu yorumlayan her bir birey icin birer birer ve birey birey çalışmak mi gerekir.Lakin ortak bir hafiza asili duruken Levh i mahfuz adiyla , ve toplanamiyorsa bu kesirler önce paydalari mi eşitlemek icab eder ? Seni 1 ile çarpan beni 350 ile carpip ancak mı bulur ortak paydayi..soru cok cevap uzak akşam yakin koy uzak..

Hatice Eda Başel ŞAVAL


Kendi başına kalan kendini dünyanın kralı da sanır.. herkesin kölesi de sayar.. ikisi de yanlış değildir.. ancak önemli olan başkalarıyla bir araya gelip.. bir mal ve hizmet üretip o çalışmanın bir parçası olmak.. böyle kral ve köle olmaktan yüksek bir iş.. bundan asla kuşku duymamak lazım.. evet, bu işler yaptık ve yapıyoruz.. yirmi yıl ailesini geçindiren bir memur baba oldum.. onbeş yıl bir kaç kişinin geçimini de temin eden başka bir memuriyette bulundum.. fakat benim asıl aradığım YBA çalışacağımız üç beş kişilik bir EKİBİ aramak ve bulmak ve kurmaktı.. bu yolda boşta durmadım.. ancak sonuçta ortaya bir PARTİ çıkmadı.. bir spor çalışması yaparsanız bir dükkan açarsanız ya da bir parti veya şirket kurarsanız.. elbette kazancına göre ortaklar bulabilirsiniz.. lakim ticaret ve siyasette böyle iken ilim ve ibadette bu kadar talebe ve murid çıkmaz.. fakat konu ilim ve ibadet olunca yine de çekici ve çelici tarafları oluyor.. lakin konu bir ziyafet değil bir mutfak inşa etmek olunca.. tâlibler tavan yapmıyor tabana kuvvet veriyor.. bu çarpanlara aklım ermiyor ve fakat bölenlere bakabiliriz.. arpaya değil ölene talip olunca durum.. inanın durum çok değişiyor.. talebim para olmadı doğrudan.. hatta şöhrette olmadı.. diledim ki bu YBA benden sonra ortaya çıksında kendi bi bo görmeyeyim.. sanırım kabul oldu.. kırk yıl yüz veren olmadı bize.. ancak inşa ettiğim yapının bayağı bir yüksek tower olduğunu düşünüyorum.. fakat bu gün için sadece bir ÇEKİRDEK.. bu çekirdeğin ağacını ve meyvesini görecekleri bekliyorum.. o kadar... bu tablodaki 30 yakın sözcüğün olduğu kombinasyonu yapmam on dakka bile olmadı fakat ardında kırk yıl kesinlikle var.. insanlar böyle kırk dakka tablo yapmayı beklerlerse boşuna beklerler.. ancak kırk günde sekiz sözcüğü bir araya getirebilmeyi becerebilirlerse.. inanın benin on yılıma bedel bir iş yapmış olacak.. sonuçta bizim bakış açımızı değiştirerek YARARLANMA amaçlı değilde ANLAMA amaçlı olar işe ve tabloya bakmamız gerekiyor.. bu anladığımızda zaten geçen vaktin ve harcanacak zamanın da fazla bir önemi kalmıyor.. azize..

osmanziya


hocam size anlatacak cok seyimiz var elbette.lakin bizim de bir ruhsati beklememiz icab eder , birbirine teğet gecen ya da paralel giden yollar yok genissss bir yol var ve biz bu yolun saginda solunda (yön manası ile soyluyorum ) ortasinda kösesinde birbirinden bagimsiz yuruyen insanlariz.Aradiklarimiz bulduklarimiz umduklarimiz imdatlarimiz imbatlarimiz batıklarımiz katıklarımiz atıklarımiz çok da farkli degil..yan yuregim yan gor ki neler var diyen dervisin deneyimleri , eger senden degilsrm nasil varirim sana diyen dervişin sorgusu , sirat kildan incedir kilictan keskincedir varip onun ustune evler yapasim gelir diyen dervisin güveni ...hepimizin içindeki yatir, gömü ve hazinedir.Ya Nasip.

Hatice Eda Başel ŞAVAL


Bu bir sofradır.. herkes rızkını yer.. lakin biz mutfağa tâlip olduk.. hatta hatta mutfak bile yok.. tüpü ocağı tencere tavası hepsini biz hazırlayacağız 😉

osmanziya

28 05 2020



RESMİ filoloji ve teoloji
SİVİL filozofi ve teozofi

Sivil filozofi BİLİM'i doğurdu ve sivil teozofi TARİKATA'ı ortaya çıkardı ortaya çıkardı diyebiliriz.. hatta dil ve din bilim ve hukuku intikal etti.. bilimin HİKMETE ve hukukun AHLAKA inkilab etmesini bekliyoruz.. diyoruz.

Ancak bu arada uluslar arası şirketlerin ve ulusal partilerin meydan getirdiği TEKNOLOJİ ve İDEOLOJİ'yi göz ardı edemiyoruz.

Çünkü teknoloji giderek insanı doğaya YABANCILAŞTIRDIĞI gibi ideoloji giderek insanı insana YABANCILIŞTIRIYOR.

Bu savlar ayrıntılı anlatım ve kanıt istiyor. Konuşmaların bir kısmı savlama ve tezler.. bir kısmı da karşı savlar ve antitezler.. Hegel'in çok örneğini verdiği gibi dava ve müdafalardan ortaya sentezler ve kararlar çıkıyor ve bizden sağlam ve sağlıklı bilgiler ve değerler.. belgeler ve buyruklar.. örnekler ve ögütler.. örgüler ve örtüler istiyor.

Sorular ve savlar ile yanıtları ve kanıtları arama ve bulma işine DÜŞÜNME diyoruz. Birde bunun karşısında KONUŞMA oluyor. Bu ikisinden de İNANMA bulunuyor. Bizlerde bu ikisi arasında ilerliyoruz. Bu ilerleme sürecinden bazen DEĞİŞİM ve hatta DÖNÜŞÜM oluyor.. düşünenler inanmamaya.. inananlar düşünmemeye başlıyor. Fakat bu düşünmeler inanmamaya.. inanmalar düşünmemeye başlayınca kutuplaşma tehlikesi doğuyor. Bu savaş ve barış arasının kısalmasına neden oluyor.

Buraya kadar.. iyi.. kötü.. doğru.. gerçek.. tanrı.. kral.. köle.. gibi hiç bir İÇERİK'ten bahsetmedim.. hep BİÇİMSEL anlatım yaptım.

Bağışlayın.. çoban'ın ikram edeceği torbasında bulunan ÇAM sakızıdır.. ondan CAM bekleyemezsiniz.
28.05.2026. 14:49

Saygılarımla

Mustafa BUĞUĞUÇAM

Şimdi şayet sizde içerikten sonra biçime girmek isterseniz şu zip dosyasındaki tabloları incelemeye merak edeceksinizdir:
uploads/20260528_152653_DUSINAN.zip - 20260528_152653_DUSINAN.zip

bunlarda bir tanesini buraya yapıştırayım:









-------------
usul esasa mukaddemdir



Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 28-Mayıs-2026 Saat 13:29
https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3018 Muhakkikin-i kiram hazeratı demiş ki fukarayı sabirin.. agniyai şakirin.. ülemayı âmilin.. ümerayı âdilin.. Efradı mücahidin ve Ürefayı kamilin.. ya da Muhakkikîn-i kirâm hazerâtının beyânına göre insanların en seçkinleri şunlardır :
Fukarâ-yı sâbirîn : Fakîr olduğu halde, hâline râzı olup, Hakk'a isyân etmeyen ve hâlinden şikâyet etmeyip sabredenler.
Agniyâ-i şâkîrîn : Varlıklı oldukları halde şımarıp azgınlaşmayan, zenginliğinin şükrünü ihtiyaç sâhiblerine cömertçe ihsân ederek yerine getirenler.
Ulemâ-yı âmilîn : Kitap yüklü eşek gibi olmayıp, bildikleriyle amel eden, yaptıklarıyla insanlara örnek olan, bildiklerini Allah rızâsı için öğreten âlimler.
Ümerâ-yı âdilîn : Herkesin hakkına-hukûkuna riâyet eden âdil yöneticiler.
Efrâd-ı mücâhidîn : Ölümü göze alarak düşmân ile cihâd edenler.
Urefâ-yı kâmilîn : Hakk'ı bilenler.
Kısaca İDEAL HEDEFLER koymak avamı nas olan proletarya.. aydınlar olan entelijensiya.. zenginler olan burjuva.. yöneticiler bürokrası.. yani toplumun kurumları olan müessasatı nizam zürriyet ve mülkiyet ile amiriyet ve akliyeti bilmek YETMİYOR... laf değil iş lazım geliyor. Biz bunu biraz daha derinleştirdik.. belki bir işe yarar diyerek...

İslam ve Bilim face gurubundan Said Hulusi ABDULLAH kardeşimiz paylaşmış...

osmanziya

28.05.2026

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 28-Mayıs-2026 Saat 14:25


onbeşinci tablonun resmini buraya yükledik.

uploads/20260528_141023_DUSINAN.zip - 20260528_141023_DUSINAN.zip

Bu dizin içinde 60 a yakın dosya-tablo-şema bulunuyor.

Bilmelerin DÜŞÜNCEYE ve anlamaların İNANCA dönüşmesi ve böylece BİLGİ ve DEĞERLER'in ortaya çıkması sürece tablolarda anlatılıyor.

ANLATIM'ın içindeki bilgi ve düşüncelerin.. kavramaların anlamaların.. bağlanmaların, güvenmelerin ve inanmaların ortaya çıkması sürecinin farkında olmak kolay değildir.

Bazı insanların gereksinimlerin ötesinde arayışları bulunur. Bazıları da gereksinimlerin ötesine geçemez.
Bazıları bu ikisi arasında araçları amaç edinmiş entelijensiya yani ulema.. burjuvazi yani agniye.. burokrasi yani ümera.. olarak sosyal sınıfları ortaya çıkarırlar ve böylece bu dünyanın kölelerine bağımlı KRALLIK ve krallarına bağlı KÖLELİK düzeni ortaya çıkar. Bu düzen kaldıralamaz.. çünkü Tanrı, kulluk ve Tanrılık düzenini bununla hazırlar.

GEREKSİNİM ve ALIŞKANLIK v BAĞIMLILIK v ARAYIŞ

KUL gereksinim - alışkanlık - bağımlılık - arayış TANRI

Bakışıma göre duram böylesine açık ve seçik.. ancak başkasına göre böyle olmayabilir.

KÖLE gereksnm ve alışkanlk ve bağımlılk ve arayış KRAL

Konuşmalarda kimse köle ya da kral olduğunu kabullenmez.. eşit vatandaşlar ve özgür yurttaşlar bulunduğunu düşünebilir ya da olduğuna inanabilir.


Bu düzen KK krallık-kölelik KKK kara kuvvetleri Komutanlığı gibi katı ve resmi olmasa bile sivil halde de emir komuta tabakası değişmez.

Bu yazı bir reklamdı.. aslında biz sizi tabloları versiyon sırasıyla izleyerek ortaya çıkan imgelemeler ve irdelemeler ile YBA in önemini ve değerini anlayıp ona öğrenmeye başlayacağınızı ve kullanmaya girişeceğinizi ve yararlanmayı sürdüreceğinizi düşünüyorum.

Saygılarımla

Sağlıcakla kalınız

0Z0 28.05.2026 üçyol izmir 14:25   

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 28-Mayıs-2026 Saat 14:54
üst beynin (neo-korteksin) alışKINlıkları ile alt beyinin (limbik sistemin) alışKANlıkları birbirinden farklıdır.. kedi köpek beyni olan limbik sistem temel hayvani gereksinimlerini çoğalma-beslenme programları çerçevesinde yürütür.. üste beyin ise SESLENME-SEVİNME ile götürür.. Damardan ve sinirden giren itiyad ve adetlerin.. ülfet ve ünsiyetlerin.. koordinesi ve kontrolu.. disiplin ve revizyonu.. kişinin kendi gelişim çabası içinde sürer.. (deneme, yanılma.. değşitirme, düzeltme süreçleriyle).. bazıları bunda başarılı olur.. bazıları olamaz.. dışarıdan yardım ve destek gerekebilir.. çoğalma ve cinsellik... tensellik ve türsellik hepimizin sorunu.. Dr. Ayşegül ÇORUHLU Alkali Beslenme kitabı ile bu programı güzelce anlatmış.. bende SESLENME kitabını yazmayı düşünüyorum.. YER'leştirme.. penisi vulvaya yerleştirme ile ölümü mezara gömme arasında fark görmüyorum.. biri güldürür diğeri ağlatır ise de her ikisi de aynı olay.. YERLEŞTİRME.. özetle tohumları toprağa döküyoruz.. konuşurken de söylediğimiz sesler ve yazdığım süsler.. hepsi sözler ve sözcükler ki bunlar YERLER'i var ve okuduğumuzu ve yazdığımız bir YERLİK'i var.. bu yöntembilimsel analizin mutfağı olan ANALİTİK düzlemdir.. sanırım sözcükler.. adlar.. terimler ise "yercik" ler de arlar ve kavramlar oluyor.. hasılı biz yaşam için nasıl yerin bitirdiklerini yani bitkileri ve onları yiyen hayvanları YİYOR ise sonunda yer de bizi "yiyor" görünüyor.. ancak geride bıraktığımız tohumlar (çocuklar) yapıtlar (eserler) eylemler (ameller) sonuçlarıyla sürüyorlar.. biz ise İnnâ lillah ve İnna ileyhi raciun.. oluyoruz.. Allah akibetimizi güzel ve ahiretimizi iyi etsin. Amin. YÜPERMEN 🙂 YBYD... yaba yaba duu.. yöntem bilimi yaşatma denemesi.. "Y"

28.05.2016 on yıl önce


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 28-Mayıs-2026 Saat 16:08
Medeniyetler Tarihi face gurubunda Deniz YAZICIOĞLU ve Siber ATASOY paylaştı:

EFSANEVİ SAVAŞ
Tarihin en ilginç savaşlarından birisi 1934 yılında Aydın, Bursa ve Trakya bölgesini kapsayan bir bölgede 6 kartalın bir leylek yuvasına saldırması ile olağan dışı bir boyut almış, leylekler ve kartallar arasında kıyasıya bir savaş başlamıştır.
YIL 1934 VE AYLARDAN HAZİRAN…
Uludağ zirvelerinden inen 6 kartal, Bursa Orhangazi’de bir leylek yuvasına saldırdı.
Anne ve baba leylekleri öldürüp, 4 yavruyu kaçırdılar.
Aradan birkaç gün geçti…
Yine bir grup kartal, yine Orhangazi’de başka bir leylek yuvasına saldırdı.
Ancak bu kez yuva boştu. Nasıl haberleştiler ise, leylekler yavrularını güvenli bir yere gizlemişti.
Sonra her yerden haberler gelmeye başladı.
Kartallar gruplar halinde leylek yuvalarına saldırıyordu.
Birkaç gün sonra ülkenin dört yanından Bursa, Aydın ve Trakya’ya yüzlerce leylek akın etti.
Aynı şekilde kartallar da toplanıyordu.
İnsanlar çevrelerinde leylek ve kartal sayısının olağanüstü arttığının farkındaydı.
Gökyüzünde bir hareketlenme vardı.
Bir şeyler oluyordu.
Bu kuşlar neden toplanıyordu?
Bu neyin habercisiydi?
Leyleklerin ve kartalların toplanması iki ay sürdü.
AĞUSTOS 1934…
Aydın’da Menderes deltasında inanılmaz bir savaş başladı.
Havada amansız bir mücadele vardı.
Bir tarafta leylekler, diğer tarafta kartallar.
Halk başı yukarıda bu savaşı izliyordu.
Kartallar güçlü pençeleriyle, leylekler de uzun gagalarıyla savaşıyordu.
İnsanların gönlü leyleklerden yanaydı.
Köylüler yaralanıp yere inen leylekleri tedavi etmeye çalışıyorlardı.
Nineler yaralı leyleklerin başında dua ediyordu.
Hatta Kızılay’ı göreve çağıranlar bile oluyordu.
Kimileri ağaçlara tırmanıyor, yuvalardaki yavru leyleklere yiyecek ulaştırıyordu.
Ülkenin genelkurmay başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın bu savaşa müdahale etmesini isteyenler bile vardı.
Ama günler geçiyor, savaş sürüyordu.
İki taraf da kayıplar veriyordu.
Daha da ilginci hem leyleklere, hem de kartallara ülkenin değişik yerlerinden sürüler halinde takviye geliyordu.
Bu savaşı kim kazanacaktı?
Kartallar güçlüydü ama leylekler sayıca üstündü.
Üstelik daha organize idiler.
Genç leylekler kartalları yoruyor, tecrübeli yaşlılar ise yorulan kartala öldürücü gagayı vuruyordu.
Ayrıca insanların yardımı nedeniyle leylekler yerleşim birimlerine yakın bölgelerde savaşıyordu.
Kartalların, savaşı ormanlık ve dağlık alanlara çekmesine izin vermiyorlardı.
Her yerden ölü ve yaralı haberleri geliyordu.
Sayıları yüzlerle ifade ediliyordu.
Neyse ki günler sonra savaş bitti…
Kazanan sayıca üstün olan leyleklerdi.
Kartallar bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı..
1934 yılında yüzlerce insanın izlediği ve pek çok gazeteye konu olmuş bir savaştı bu.
O günlerde Türkiye’deki New York Times gazetesinin muhabirinin Amerika’ya bu haberi geçtiği söylenir.
Derler ki, leyleklerin ve kartalların savaşı bir kaç yıl sonra Kara Harp Okulu’nda havacılık dersinde işlenmiştir
İki tarafın savaş taktikleri öğrencilere anlatıldı.
1934 YILININ GAZETE KUPÜRLERİNDE BU OLAY ŞU SATIRLARLA ANLATILMIŞ…
Aydın: Üç gündür süren leylek ve kartallar savaşında bugün leylekler üstün duruma geldiğinden leylekler yuvalarına gelip yavruları ile meşgul olmuşlardır. Aldıkları yaralarla yuvalarına gelen leylekler, ölen yavruları yuvadan atmışlar sonra dönüp tekrar savaşa gitmişlerdir. Halk yavru leylekleri gözetip kolluyor. Menderes yakınında çalışan çiftçiler 2000 kadar leyleğin takviye birlik olarak savaşa geldiğini bildirmişlerdir.
Bursa: Bu sabah şehrimizin üstünden 50 kadar kartal Ege istikametine doğru uçup gitmiştir. Bunların Aydın’daki savaşa gittikleri anlaşılmaktadır. Uzun süren çarpışmalar sonucu 12 ölü, 50 yaralı bedeline zafer leyleklerin olmuş. Kartalların 20 ölü verdiği kaydedilmiş.
Germencik ilçesine bağlı Meşeli köyünün Soğukpınar mevkiinde kartallarla leyleklerin kıyasıya savaşında 29 leylek ile 33 kartal öldü. Soğukpınar mevkiinde öğle saatlerinde meydana gelen Leylek-Kartal savaşı köylüler tarafından da takip edildi. Bu arada bazı köylülerinde av tüfeği ile ateş ederek kartalları öldürdükleri savaşta, 29 leylek ile 33 kartal öldü. Leylek-Kartal savaşı köyde günü konusu haline geldi.
Bir başka gazete kupüründe ise olay şöyle anlatılmakta: Bir müddetten beri Bandırma ve Balıkesir tarafında leyleklerle kartallar arasında bir harp ceryan ettiği yazılmıştı. Bu havaliden gelen haberler, harp neticesinde leyleklerin çok telefat verdikleri bildiriliyor.
Leylekler arasındaki bu feci mağlubiyetin neticeleri görülmeğe başlamıştır. Eyip civarındaki yuvalarına dönen leyleklerin yüzde yirmi, otuz niyetinde noksan oldukları görülmektedir. Bir çok leylek yavruları öksüz kalmıştır. Eyip halkından bazıları bu yavru leyleklerin yiyecek ve içeceklerini tedarik etmektedirler. Aynı feci manzara Çatalca ve havalisinde de görülüyor


Dedim ki:

Paylaşım için teşekkür ederim. Kara kuşları olan güvercinler ve kargalar ile leylekler ve kartallar yani küçük ve büyük baş kuşlar arasında ilişkilere ilişkin bu ilginç haber.. bizim BİLİM'imizin konuya açıklamaya yeterli olmadığını düşünüyorum. Zaten yeterli olsa İLGİNÇLİĞİNİ de yitirir. Organize canlıları biliyoruz.. karıncalar.. arılar yani insekta ve böcekler orasında bu tür ilişkiler bulunur. Ancak maymunlar ve memeliler ve omurgalılar arasında bu tür bir organize davranış acaba daha önce başka yerlerde de kaydedilmiş midir.. belki istisnai ve ilginç değildir. Bilmiyorum. Eğer böyle ise problem çözme ve karar vermeye ilişkin frontal lob, bu hayvanlarda nasıl çalışıyor ? PROBLEM ÇÖZERKEN nasıl düşünüyorlar.. KARAR VERİRKEN nasıl inanıyorlar.. OSMANZİYA https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3018&PID=6162#6162


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 28-Mayıs-2026 Saat 22:45
A’RAF 172 KALU BELA

Rabbimiz melekutunde latefan olan meleklere mülkün VEKALET verdi.. bu yüzden "müekkel" onlar ruhaniler ve melekler sadece seyreden nazırlardır.. melekuta karışamazlar lakin mülkünde sakelan olan cinn ve beşere mülkte.. dünya yaşamında geçici olarak mülkün EMANET'ini verdi.. daha doğrusu yerlerin ve göklerin taşınmasından çekindikleri emaneti zalim ve cahil olan ene'ler aldılar ve böylece nesneler ve zerreler onların hizmetini verildi.

Bütün bu METAFİZİK haberlerdeki bu "emanet" yüzden evrenin enerji fazındaki cinn ve kütle fazındaki beşer sadece seyretmezler emanet olan enenin ilim ve iradesi ile kültürlerinden medeniyet çıkararak özdeşlik ve özgürlükleriyle eşya da tasarrufu ederler.

İşte beşerin bu sorunluluğundan doğan geçiminde.. sorumluluğundan çıkan seçiminde.. yani kaliteli mal ve hizmet sunumu.. karakterli fazilet ve kemalat serimi.. sırasında ortaya koyduğu çözüm uygulamalarla eşyaya ve eşhasa müdahele edebiliyorlar.
Örneğin siyonistler 7 Ekimden beri dünyaya kendi nizamlarını dikte etmeye çalışıyorlar.

Şimdi bu sorunluluk çözümü ve sorumluluk seçiminden başka.. eşyadaki iktisadı ve eşhasda adaleti uygulama külfeti verirler onlara da bir de iktisadı samimi ve ciddi yapma.. adaleti safi ve halis etme.. YÜKÜMLÜLÜĞÜ de bu teklifi ile verdi.. ve bu teklif paylaştığınız A'raf Suresinin 172 ayeti ile işaret ediliyor.

“Rabbin, âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp onları kendilerine şahid tutarak “Ben, sizin rabbiniz değil miyim ?” demiş, onlarda, “Evet, bunu şahitlik ederiz!” demişlerdi. Bunu, kıyamet gününde “Bizim bundan haberimiz yoktu.” Dememeniz için yaptık.”

Yaratan sakelen olan cin ve beşere.. ben sizin BAŞKAN'ınız değil miyim ?
Diyor.

Hiç kadın kocasına ipin ucunu verir mi.. hiç işçi patrona ipin ucunu verir mi.. hiç memur amire ipin ucunu verir mi ? Vermez.. bu yüzden kimse ses vermedi.. sadece bir ses duyuldu: EVET.. sonra derecelerine göre nebiler ve veliler ve dahiler ve deliler ve mü'minler ve kafirlerde EVET dediler.

Fakat dünya yaşamı açıldığında bunu sözlerini unuttular.. çünkü sorunluluk ve sorumluluktan sonra bu teklifin külfeti o kadar ağır ve sakil oldu ki taşıyamadılar.. neden ?

Nedeni ni 16 yıldır anlatıyorum.. lakin kulaklarınız ağır işttiğinden duymuyorsunuz…
Osmanziya
yontembilim.com
28.05.2025 01:28



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 28-Mayıs-2026 Saat 23:36


Bazı kimseler hakikatı aramaz.. bazıları arar.. arayanlar gereksinimini aşan kimselerdir.. çünkü gereksiniminde öteye geçemeyenler için hakikat zaten geresinimlerinden ve hacatından ibarettir. Hacat, naksın itmamı olarak tanımlanır. Yani acizini gideren ve fakrını kaldıran ve böylece onun itmam edip tamamlayan şeyler.. nesneler ve kimseler onun gereksiniminden ve gerçeğinden ibarettir.

Gereksiniminin ötesine gidip kasrını.. terkini.. tehirini.. tekmil etmeye çalışanlar ise hacatı ötesinde harratı bulunan kimselerdir. İşte bunlar gerçeği arayan ve hakikatı taharri eden.. kasrını.. tehirini ve terkini ikmal edip kemale ermeye çalışan kimselerin gerçeği ise gerekçeleridir.

Tablonun bir bir ucunda hacat ve gereksinim bulunuyor öteki ucunda ise harrat ve arayış yer alıyor. Bu tablo yukarıdaki tablonun on tablo sonra ortaya çıkmış halidir.

Bu tabloyu anlamanız için yalın halinden bu haline gelinceye kadar beraber yapmamız gerekiyordu.. Ancak bu haliyle bile bazı konuları anlayabilir.. anladıklarınızı eleştirebilir ve anlamadıklarınızı sorabilirsiniz.


uploads/20260528_233833_HAKIKAT.zip - 20260528_233833_HAKIKAT.zip

Bununla beraber bu zip dizini içinde bulunan on tane tabloyu (word dosyasını) bilgisayarınıza indirerek yalondan karmaşığa doğru inceleyebilirsiniz.



0Z0
28.05.2026 üçyol izmir 23:36







-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 29-Mayıs-2026 Saat 21:12



Bu gun dunya da üç ideolojinin GELENEKLERI ve YENILIKLERI arasinda üç duzeyde savaş var; kulturel savaş.. siyasal savaş.. askeri savaş.. şimdi bu altısı birbirine girişmis ve karışmış durumda.. müslümanlar daha onceki dinler olan yahudi ve hristiyanlara göre kafir (şeytan) sayildiklari için onları "satanist" olarak gösterdim. Yoksa Elhamdilillah bende müslumanim hem de 1400 yillik degil ruhlarin yaratildigi kalu beladan beri muslumanim. Bilim ve hukuk.. kuresedir.. bunlarin temeli olan dil ve din evrenseldir.. kulturun bu iki kanadindan çikan ticaret ve siyasetin gelisimini ve evriminin motoru olan gelenek ve yenilik var oluşsaldir.. "Eski hal muhal.. ya yeni hal ya izmihlal." Diyen İmami Nursî kelam ilminde ortaya çikardiği yenilik ile hurriyeti şeriyeye evrilecek lâikliğe ve meşvereti meşruaya tekâmül edecek demokrasiye olanak sağlayan ve boylece ortak bilime ve müsterek hukuka imkan veren şu dört ayırimi ortaya koymüştur: bir nazar ve niyet.. iki manayı ismi ve harfi.. daireyi imkan ve vucub.. kalbin ziyası tevhid ve celal ile aklin nuru izzet ve azamet boylece zihnin sebebler (illet) ve itikad (akibet) dairelerini tefrik ederek her iki kanadin farkindalıgı birlikte bulundurabilmistir.. filozofi ve teozofinin kokeni filoloji ve teolojiyi beraber işletebilmiştir.

29.05.2018 sekiz yıl önce


-------------
usul esasa mukaddemdir



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info