Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Furkan hareketi..

Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Diğer
Forum Adı: Din
Forum Tanımlaması: Diğer Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2955
Tarih: 28-Ocak-2026 Saat 18:13
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: Furkan hareketi..
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: Furkan hareketi..
Mesaj Tarihi: 26-Ocak-2026 Saat 02:15


İNSANİYET

https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2955 Yeni bir dönem başlıyor ve "insan" önce.. daha önce.. dillerin ve dinlerin verdiği renge göre.. yahudi ya da hristiyan ya da müslüman bulunuyordu.. bunlar da ya mason ya da marksist oluyordu.. bu saydıklarım çok köklü kültürler.. 60 bin yıllık SESLİ ve 6 bin yıllık YAZILI tarihimizde dil ve din ile emek ve özgürlük insan olarak hepimizi ortak değeridir.. etnik ve etik ihtiyacımızdır.. emek ve eşitlik ve ekmekten kim vaz geçebilir.. özgürlük ve kardeşlik ve özgünlükten kim kaçınabilir.. bilginin doğrusu ve gerçeği.. değerin iyisi ve güzeline kim bigane olabilir.. ancak tüm bu kaçınılmazlarla ortaya çıkan BEŞERİYET'in "yapısı" kültür ve millet ile başlayıp devletler vasıtasıyla MEDENİYETE ulaştığını.. bu ikisi ile ortaya çıkan İNSANİYET'in olup bitmekte değil OLUŞMAKTA olduğunu düşünmek gerekiyor.

İnsaniyeti inşa ettiğimizde ise bu yapıdan insaniyeti kübra olan İSLAMİYET kapısının açılacağına ve böylece nev’i insanın strüktürünün fonksiyonunu ifa edeceğine inanıyorum.

İslamiyet asrı saadette olup bitmiş.. sonra suyunun suyu olarak bu güne ulaşmış bir YETKİNLİK ve MÜKEMMELLİK olarak gören KLASİK anlayış.. bilimin paradigması gibi dinin bir doğmasıdır.. doğmalar da kolay dolay olay DEĞİŞMEZLER.. âlem'ler doğar ve büyür ve ölürler.. ÖZNE önce başlat sonra bitir yasasından kurtulamayarak yerini başka bir nesneye ya da kimseye bırakır.. EŞEYLİ ÜREME ile yeni bir canlı yeni bir uslu ortaya çıkar yani DEĞİŞİRLER.. kendimizin sadece bir OLANAK bulunduğunu ve verilen YETENEK’ler yeni bir YETKİ ortaya çıkardığımızın FARKINDA olduğunda sorunluluğumuz ve sorumluluğumuz dahi taşıdığıYÜK’ün KADRİNDE olur.. farkındalık ağır bir yüktür.. kadrindelik ondan da ağır bir yüktür. Farkındalık İNSANİYETTİR.. kadrindelik İSLAMİYETTİR.

Saygılarımla

Sağlıcakla kalınız.

0Z0

27.11.2026 Salı 09:19







DÜZELTME VE GENİŞLETME

Bu gün 25.01.2026 PAZAR günü.. Okçu Düğün Salonunda.. Furkan Hareketinin Saygıdeğer Lideri Alpaslan KUYTUL Hocanın Hz. Ali Hakkındaki KONFERANSINI dinledim.. islam tarihine ilişkin bu asri saadet bilgilendirmesinde çok değerli bir özetlemede bulundu.. yararlandım Kendisine teşekkür ederim. Davasında kolaylıklar ve başarılar dilerim. Feto hareketinin Amerikan Rockfellere AİLESİNE ve Reto hareketinin de İngiliz Roschilde AİLESİNE bağlandığını Türk sağı ve solunun da Amerikan sağı ve solu ile ÇAPRAZ ilişkisini nazara alınca.. iki binden sonraki değerli hareketin.. 70 lerde başlayan eski hareketlerin akibetinden nasıl kurtulabileceğini düşünmüyor değil insan. Ancak sonuçta KAFİRUN ve NASR surelerini nazara alırsak.. dört din söz konusu;

Kafirlerin dini..
Müslümanların dini..
Peygamberin dini
ve Allah'ın dini..
Furkan hareketi ya da YOL'u fevc fevc ortaya çıkan Allah'in dininden bir "din" olabilir.
Rabbimiz yar ve yardımcımız olsun. Amin.

Ancak bu fakir Rahman Suresi nazara alındığında FURKAN yolunun Akıllı ve Zengin müslümanların bir kütüphane ile "TEVRAT VE ZEBUR VE İNCİL VE FURKAN" halinde yayımlanmasıyla Kur'an-ı Mu'cizül-Beyan'ın FARKININ anlaşılmasıyla..   "allemehülbeyan" tecellisiyle.. KÜLTÜRÜN ve MİLLETİN olmazsa olmaz bileşenleri olan dil ve din'in anlaşılmasıyla.. TAM bir semavi kitaplar serisini ve tevhid ve adalet ile risalet ve ahiret bütünlüğünü ortaya konulmasıyla..   HALİFE-İ ARZI çıkmasıyla.. beşeriyetin yapısından çıkan medeniyetin İNSANİYETİ inşa etmesiyle.. bu binadan insaniyet-i kübra olan İSLAMİYET kapısının açılmasıyla.. ve bununla TRANSHÜMANİZM kapasının kapananılmasıyla.. FURKAN yolunun açılabileceğini düşünüyorum. Doğrusunu Allah bilir.    

Aliimran Suresi (3, 4) ayetlerinde “ O, sana Kitab'ı önceki kitapları(n aslını) doğrulayıcı olarak bir amaç ile indirmiştir. Daha önce insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti. Furkân'ı (doğruyu yanlıştan ayıran Kur'an'ı) da O indirmiştir. Şüphesiz ki Allah'ın ayetlerini inkâr edenler için ŞİDDETLİ bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam sahibidir.” (mehmet okuyan çevirisi) deniliyor.

Yaratan Tanrı yani Allah azze ve celle
münafıklara ve yahudilere azabı AZİM..
kafirlere ve hristiyanlara azabı ELİM..
Hz. Muhammedin risaletini kabul etmeyen müslümanlara azabı MUHİN..
3000.. 2000.. 1500.. yıldan sonra ortak tek bir dini tutturamayanlara
AZAB-İ ŞEHİD vaad ediyor.. İNTİKAM olarak.
Yani ilahi ve semavi bir dinin kitabı ve nebevi hakikatını birleştiremeyen biz AKILSIZLARA verilen ve verilmekte olan ve verilecek azabı şiddetli bir şekilde yaşıyoruz.

Bazıları bunu hissediyor.. bazıları hissetmiyor.. ancak hepimiz UYGARLIĞI kendi elimizle imha etme bitirme acısını içten içe yaşıyoruz. Bunun nedeni de dünya çıkarı ve ahiret yararı ile gözlerimizin kör olmasıdır.. dünya çıkarı olmasın ve ahiret yararı olmasın demek istemiyorum.. APTALLAR (daha doğrusu aptal abdallar.. aklını iptal eden batıl kullar) DİN SAVAŞINI bahane ederek 66 bin yıllık uygarlığımızı nükleer bir savaşta batırmaya kalkmayınız.. demek istiyorum.    

Face de bir paylaşımda.. Nurettin DURSUN dedi:

AYNI KIBLE, AYNI TEKBİR, KARDEŞ KANI
İslam dünyasında yaşanan trajedinin en ağır tarafı, kardeşliğin yerini husumetin, adaletin yerini intikamın, imanın yerini sloganların almış olmasıdır. Aynı kıbleye dönen, aynı kitaba iman eden insanlar birbirini öldürüyor; tetik çekilirken “Allahu Ekber” deniliyor, sonra her iki taraf da kendi ölülerini “şehit” ilan ediyor. Bu, sadece bir siyasi kriz değil; derin bir ahlaki ve fikrî çöküştür.

Angela Merkel’in şaşkınlığı aslında Batı’nın değil, bizim utanmamız gereken bir şaşkınlıktır. Çünkü İslam, canı kutsal kabul eder; bir insanı öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş tutar. Buna rağmen din, iktidar kavgalarının, mezhep savaşlarının ve jeopolitik hesapların meşrulaştırıcı aparatı hâline getirilmiştir.

Burada mesele “İslam ne diyor?” değil, “İslam adına kim, ne yapıyor?” sorusudur. Şehadet; sloganla, tarafgirlikle, propaganda diliyle dağıtılacak bir paye değildir. Şehitlik, hak ve adalet uğruna, zulme karşı dururken verilen bir bedeldir; kardeş kanıyla kirletilecek bir unvan değildir.
Asıl acı olan şu:
Bu karmaşa dışarıdan bakıldığında İslam’ı değil, Müslümanların AKIL VE AHLAK kaybını temsil ediyor. Ve bu manzara, düşmanların değil, bizim kendi ellerimizle ürettiğimiz bir felaket olarak tarihe geçiyor.

DEDİM Kİ:
Insanlar içinde.. dindarlar olan yahudi ve hristiyan ve muslumanlar TARTIŞMASIZ İNANÇLARA ve dindar olmayan Masonlar ve Marksistler ;   totaliter sistemler ve otoriter rejimlere yani DEVLETLERCE GÜÇLENDİRİLMİŞ İDEOLOJİLERE sahibler.. bu yüzden kesin inanç ve yaptırımla yasa sahibi oluyorlar. Bu yuzden diğer dinlere ve ideolojilere hoşgöru ile bakamiyorlar.
ÇÜNKÜ Sıratlarini.. izmlerini.. mezheblerini.. yani kişisel düşünce ve inançlarını.. özel yol ve yürüyüşlerini.. Allah katındaki DIN (İslam) saniyorlar. Özellikle yahudiler en bağnaz olani.. digerleri hristiyan ve muslumanlarin bağnazli bunlarin siyonistlerini yaninda hafif kalir.. masonlar ve marksistlerde oyledir.. ancak lafta insan hak ve hurriyetlerini savunur gorunselerde kendileri gibi olmayanlari, siradan kişiler ve geri zekali kimseler sayarlar kısaca “insan” saymazlar..


Şimdi tum IDEOLOJİ haline getirilmis dinler AHIRET ÇİKAR İCİN..
kendilerine inanmayanlari KAFIR sandiklari için..
din haline getirilmis felsefeler de DUNYA ÇİKARİ İCİN
kendinde başkalarini SIRADAN ve GERI ZEKALI saydiklari için..
için ortaya iki temel sorundan biri çikiyor:
DINLER ve IDEOLOJILER.. genelikle ve ozellikle kesin inançli olanlari
ınsanı ınsandan UZAKLAŞTIRMAKTALAR...

Diğer temel sorun TEKNOLOJİNİN insanları giderek DOĞA'ya yabancılıştırmasıdır.


Bu benim dine düşman ve ideolojiye hasim oldugum anlamima gelmez. Dinci Tanri tanirlarin ve bilimci Tanri tanimazlarin.. kendi benliklerindeki BILIMCI zalimliklerinin ve DINCI cahilliklerinin farkinda olmadiklarini ilan ediyor olmamdir.. iki senedir bu tur uyari ve cağrilarima.. SES çikarmayanlar düşundugumde.. eleştiri ve soru geri donuşu olmayan 17 yıllik hasila; ya benim BOŞ konuşmamdir.. gücten korkan ve guce tapan havassin.. zulmu..   çikara banan ve çanak yalayan avamin.. cehaleti.. yüzünden dunyalarini ve ahiretlerini DOLU sanmalaridir.
Umarin dediklerim boştur ve yanliştir.
Belki de 17 yil çikmayan bir ses çikar ve benim yanlışımı kanıtlar. Böylece Melek Merkelin sorusunun yanitida verilir: Sen 1650 Vastfelya antlasmasina kadar DIN SAVAŞLARIYLA bir birlerini yiyen AVRUPA ya bak.. sizlerin ISLAM GUNESI ile orta çağ karanligindan uyandiginizi belgeleyen Sigrid HUNKE ye kulak ver.. Bununla dindarlar dilin ve dinin bilim ve hukuka intikal ettigini anlar ve bilimi HIKMETE ve hukuku AHLAKA inkilab ettiğini kavrar...


HOCALAR VE YAZARLAR tarih ve edebiyat ile avama din POMPALAMAYİ
ve havasa ideoloji ENJEKTE etmeyi birakir..
tribunlere seslenerek KÖKLÜ hiçbir iş yapilmayacagini anlar..
50 yillik ulkedeki cemaatlerin ÖRGÜTLÜ çalişmalarinin feto ve reto çarpişmasindan başka bir işe yaramadigini anlar..
insan olmadan islam olmadigini..
insanin islam olmadan kurtulmadigini kavrar.
YBA çagrima kulak kabartir.
0Z0 yontembilim.com
27.11.2026 ÜÇYOL İZMİR 01:43





-------------
usul esasa mukaddemdir



Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Ocak-2026 Saat 03:42









islam âlem

Dört köşe yerleştirilmiş..
nısf arz ve humsu beşer...

KISASI ENBİYA (Hz. Ademden Hz. Muhammedi

ASRI SAADET (siyeri nebi)

TARİHÇEYİ HAYAT (İmamı Nursî)

İSLAM TARİHİ (İslam Konferansı Teşkilatı)



Ayhan Abi'nin tanımıyla
NAR çağı
TOPRAK çağı
NUR çağı

NAR çağı Cinlerin medeniyeti.. TOPRAK çağı Adem Aleyhisselamın yer yüzüne indirilmesi.. Kur'an-ı Muciz-ül-Beyan ile NUR çağı başlıyor.. bu islam tarihinin MİLADI olmalı.. Nur çağı da karnı ULA'dan sonra Karnı   VUSTA ve karnı UHRA geliyor ve üçe ayrılıyor.. İslamın ilk altı yüz yılı beşeriyet MEDENİYET inşa ediyor.. bu karnı ula.. yani altı yüz yıl süren miladı 1200 olan kısım ilk çağ oluyor. İkinci orta çağda karn vusta da İNSANİYET binası inşa edilir.. üçüncü ve son çağ karnı uhra ise insaniyeti kübra olan ISLAMİYET sağlanarak nevi beşer kendisine verilen fonksiyonu ifa eder. İkinci ve üçüncü çağlar ne kadar sürer bilemem. 27.01.2026

OZO yontembilim.com







-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Ocak-2026 Saat 23:40


KISASI ENBİYA


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Ocak-2026 Saat 23:41


SİYERİ NEBİ

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Ocak-2026 Saat 23:42


İMAMI NURSÎ

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 26-Ocak-2026 Saat 23:45


İSLAM TARİHİ

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 01:49
Iki ulku




[https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2951]

iki ülkü..
BİLGİ ve DEĞER
iki ideal..
İKTİSAD ve ADALET
iki mefkure..
AYNİYET ve HÜRRİYET
iki umde
BİLGİ TOPLUMU ve HUKUK DEVLETİ

Kültürün olmazsa olmaz bileşeni olan dil ve din kurumları tarih içinde çeşitli milletler ortaya çıkarmış bunlarla da türlü devletler meydana getirmiştir. Ortaya kül-tür’ler ve meydana gelen bu devletler müdavelei emval ve efkar ile ve medeniyetler yani ortak uygarlıklar kurmuşlardır.
Bir mısır medeniyetini.. bir yunan medeniyetini.. bir roma medeniyetini.. bir islam medeniyetini.. bir alman kültürünü.. bir fransız kültürünü.. yani kara avrupası kültürü ya da ingiliz anglo-sakson kültürünü tek bir dile ve tek bir dine bağlayabilir misiniz ?
Bununla beraber o DEMOKRATİK dediğiniz rejimlerde insanların ORTAK etnik ve etik ile ekonomik ve politik DEĞERLERİ olan dil ve din ile emek ve özgürlüğü partilerine paravana ve ideolojilerini paratoner ve alet ederek insanları etraflarında toplamaktadırlar.
Malum bu değerlerin suiistimali SUSURLUKTA ortaya çıktı. Böylece aralarında ekonomik ve politik gücü aralarında pay ettikleri belli oldu. Bu "durum" sadece ülkemizde değil küresel ölçekte de geçerlidir.


Yukarıda saydığım dil ve emek solculuğu ve eşitlik.. din ve özgürlük sağcılığı ve kardeşlik.. sadece laftadır.. bunun bir kanıtı da Amerikan ve Turk sağı ve solunun ÇAPRAZ ilişkisidir.
Şunu RAHATLIKLA da söyleyebiliriz yukarıdaki saydığım medeniyetler ve kültürlere VARİS ve ekonomik ve politik ve askeri güçlere SAHİB küresel efendiler artık DEVLETLERİ devreden çıkarmış bulunmaktadır. Bunmdan kuşku duyanın aklından kuşku duyarım.
Bu durumda sorun küresel ile çözüm bireyseldir. Küre ile birey arasında TOPLUM.. sorun ile çözüm arasında DEĞİŞİM durmaktadır. Kültür Bakanlığında iken Müsteşarım olan Emre KONGAR'ın marksis açıdan anlamlandırdığı TOPLUMSAL DEĞİŞİM kitabındaki proje de buna işaret etmektedir.


Değerli Bakanım Fikri SAĞLAR'ın siparişi üzerine Kültür Bakanlığının 1998 IV Yayın Kongresinde sunduğum ULUSAL KALKINMANIN KOŞULLARI: bilgi toplumu ve hukuk devleti sunumunda BİLGİ ve DEĞER bileşkesinde BU İKİ ÜLKÜ ilk defa bu bildiride söz konusu edilmiştir.


Bu güne kadar “bilgi” toplumu ya da “hukuk” devleti ayrı ayrı söz konusu edilmekte iken bu sunumda ilk kez birlikte düşünülmüş ve hukuk danışmanları gibi bilgi danışmanlarının oluşturulması önerilmiştir. Daha sonra da bu ülkü ve idealleri ütopya ve cennet olmaktan çıkaracak ve EVRENSEL hale getirecek YBA çalışmasına başlanılmıştır.
Bu çalışmalarla YBA ile önce KENDİ insanbilimi.. sonra buna göre de KENDİ islambilimimi binlerce yazı ve onbinlerce tablo ile örnekledim. Bu demektir ki her birimiz YBA ile kendi insan binamızı konfigüre ve eğer istersek islam yapımızı kompoze edebiliriz.
Günümüzün aydını için bir Türkçülük mesleğine ve bir kürtçülük ve bir arapçılık mezhebine ADANMA ya da bir dine ve tarikata ÂMÂDE.. bir ideoloji ve izme ANGAJE olmaya gerek yoktur. Bu aydın için kolaydır ancak işin içine PARTİ girdiğinde tribünlere seslenen ve millete asalak olan organisazyonlara için zordur.
Çünkü insanları dil ve din ile emek ve özgürlük dışında hangi DEĞER için toplayabilirsiniz ki bu gün için.. ancak yarın bir lider.. bir proje ve bir ekip MENTALİTESİ ile çalışan ve hazineden yardım almayan partilere ortaya çıktığında durum başka olacaktır.

21.01.2026 üçyol izmir 02:15
Saygılarımla
OZO





-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 14:19


10 YIL ÖNCE

A: atalat.. B: batalet.. C: dalalet... H:hidayet.. İ:İstikamet hasılı istikamet olan ve olmayan ABD.. ya Anadolu Birleşik Devletleri ya da Amerika Birleşik Devletleri... RBB'ın işi de ABD'inin inayet ve hiyanetine hikmet ve adaletle muamele etmektir.

27.01.2016 Mustafa BUĞUÇAM

Ortadaki (İ) insandır.. (A) ile Hakka döner (B) ile halka yönelir.. Akıl ya imkan ötesi Geist'e döner ya da tabiata dönüp bilimleri kurar diyor Max Scheler.. İnsanın kainattaki yerinde..

27.01.2016 Dinnur YAŞAR
Bu tablo aslında fatiha-i şerife'nin anahtarıdır.. böyle bir tabloya ulaşmak için belki, rabbim fırsat verdi, şimdiye kadar beş on bin tane tablo yaptım.. iyya ke NA'budü ve iyya ke NA'estein.. olan dava-ı hamd ve dua-yı hüdayı açıklar.. HİDAYET hepimize ilişkin bir konudur.. İBADET dahi öyle.. ibadet ve istiane.. Allah'a TAPMAK ve kulluk YAPMAK.. fakat bizler bunu Tanrı YAPAR ve kula TAPAR hale getirmişiz.. sıkıntı burada.. hatta çoğumuz tanrı yapmaya bile üşenir başkasının yaptığı tanrıya taparız.. elbette yaptımız tanrılar SANRI'lardır.. Şu da var ki biz bu sanrıları düzelte düzelte Tanrı'ya yaklaşırız.. zaten bu işte günde kırk kez HİDAYET duası yaparak İSTİKAMETİ isteriz.. ibadeti dilerken.. öyle ise ilk işimiz ibadetin teslimiyeti ile inayetin İSLAMİYETİNİ birbirinden ayırmak olmalı ki bunu da yöntembilimsel analiz ile daha kolay yaparız.. çünkü bu yeni anlam sürücü ve anlatım aygıtı düşünme ve konuşmayı olaylaştırıyor.. dolayısıyla var oluş gibi yok ölüşte vardır.. öyle ise itiraf et; gerçeği örerek görüyorsun... (yukarıdaki beş bin tabloyu işidenler ya dayak yemedin ya da sayı saymayı bilmiyorsun diyebilirler.. evet, miktar büyük bir olasılıkla doğrudur)

27.01.2016 Osmanziya


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 14:24
Düşünmenin ve konuşmanın bir DİL teşkil edip insanı kuşatıp bir ODA'ya hapsettiğiniz hiç düşündünüz mü ?

Oda nedir ?

Bir tür OBA..
Altınızda yer yüzü ve üstünüzde gökyüzü bir hapishane olduğunu hiç düşündünüz mü ?

Üstünüzde gençlik elbisesi ve cebiniz para ve kolunuzda bir eş bulunuyorsa elbette bir beyden yani sultandan farkınız bulunmaz.. lakin kazın ayağı öyle değildir..

Ben de kırk yıldır kendimizi hapsettiğim YALNIZ KALEM içinde öyleyim.. Süpermen'in yalnızlık kale'si bulunuyosa YÜPERMEN'in de YALNIZ KALEM'i bulunuyor.. millet YANLI kaleleri seçmiş.. bende YALNIZ kalemi seçmişim.. fark bu..

Bakalım bu kalem'de neler demişim:)))

osmanziya 27.01.2025 08:18

BİR SENE ÖNCE



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 14:26
MENKULAT

Bilgi kaynakları dört tanedir; mahsusat, makulat, mekşufat ve menkulat.

MENKULAT nedir ? Bunu anlamak için buraya kadar yaptığımız üç bilgi kaynağı özelliklerine yeniden hatırlayalım

İnsanda bulunan ve aratılıştan getirdiğimiz bilgileri makulat olarak adladırıp tanımlamıştır. Keza doğumdan sonra kainattan edindiğimiz bilgileri de mahsusat demiştik. Bunu nasıl yaptık DİL’i kullanarak. Yani bilgi’yi DİL ile ve dilin birimi olan tümceler ve sözlerle ifade ve ibare ediyoruz.

İşte dil ile makulat bilgileri ile mahsusat bilgilerini birleştirerek ortaya MEKŞUFUAT dediğimiz bilgilerini ediniyoruz. Bu fikir yapıtları ve zikir eserleri ile elde edilen bu kazanımlar birikerek MEKSUBATI meydana getiriyorduk.

Ancak şuna dikkat edin KÜLTÜR’ümüzün bileşenini sadece dil değil.. din de bulunuyor. Mekşufat ve meksubatın oluşumunda sadece dil kullanımı bulunmuyor dinden sözler, tümceler ve bilgiler alıyoruz.

Şimdi sağ alttaki makulat yani insandan bulunan akıl ilkeler ve onunla yapılan yorumlar.. sol üstte mahsusat yani evrenden elde edilen veriler ve gözlemler.. birleştirilerek sol altta bulunan mekşufat ve meksubatı meydan getiriyoruz.

Makulat ve mahsusat ile mekşufat ve meksubat ile yani ÜÇ BİLGİ KAYNAĞI ile elde edilen bilgileri DİL ile ifade ve ibare edip NAKLEDİP kullandığımız dil birimleri olan tümceler ve sözler.. tümcelerin birimleri olan adlar ve eylemler ile yeti tür sözcükler.. sözcüklerin birimleri olan özneler ve yüklemler ve nesneler ve tümleçler ile dört çeşit sözcükler.. bunların hepsi İNSAN ürünü.. insanın kurduğu tümceler.. insanın yapılandırdığı sözler.

İşte insanın BİLİŞİM ve İLETİŞİMİNDE kullandığı bu üç tür mahsus (somut), makul (soyut) düşe getirmeler ve dile getirmeler.. mekşuf (özel) ve meksub (genel) dillendirmeler ve düşe götürmeler.. ister nebi olsun.. isten veli.. ister dahi olsun.. ister deli.. insanın kurduğu bilimler ve kitablar ve yapıtlar bir DİL ve BİLGİ dünyası oluşturarak günlük dil ve bilgiden.. bilimsel bilgiye kadar insanın geçici.. deneme ve yanılmaya dayanan, değiştirme ve düzeltmeye açık.. geliştirilmiş gözlem araçları ile genişletilmeye açık.. özel insanlar olan nebiler ve veliler ile dâhiler ve delilerin çabasıyla geliştirmeye ve evrime kapalı olmayan.. anahat hacmi giderek artan ve ayrıntı kapasitesi giderek büyüyen ve çağımız itibarıyla içinde boğulduğumuz bir “nakledilen” ENFORMASYON buluta haline gelen İNSAN ÜRÜNLERİDİR.

Tedavülü emval ve efkar olan DEVLET.. kültür ve uygarlığının bir çağımızdaki ortamı.. “insanın onuru ürünü kadardır.” gazına gelerek durmadan şişmektedir.. Sağlam ve sağlıklı bir DEVLETLER ARASI ORTAM olmadığından 7 ekimden ŞERİM ŞERİM deyip beri üzerimize işemektedir.

Bunun suçunu da DİN’e yüklemekteyiz. İşte din dediğimiz kurum bu suçladığımız dinin kaynağı olan İNZAL edilen KİTAB’lar daki SÖZLER’dir.

Şimdi bu SÖZ insan ürünü mü yoksa Tanrı söz’ü mü ?

Tanrı sözü diyenlere TEİST insan sözü diyenlere de ATEİST adı verilir. Gerçek ateistler çok azdır. İnsanlar kendi dinlerini ve kitablarını ve nebilerini hatta kendi mezheblerini kabul etmeyenlere.. bu geçmişte de böyle idi.. şimdi de böyle.. ateist adı veriyorlar.

Hatta dindarlar birbirleriyle ilk kitab bende.. sizinkiler insan sözü.. son kitab bende sizinkiler insan sözü.. yani teist biziz siz ateistsiniz diyorlar. Kendi dediklerini tutturmak için KUVVET kullanıyorlar. Nitekim cihad ve haçlı savaşlarıyla bu yapılmış.. bu gün böyle olmasa da başka bir şekilde güç savaşları yapılıyor.

KUVVETLİ olan başkalarını kendine benzetmeye çalışıyor.. benzemiyorlarsa bunu kuvvetli zorla yaptırmaya çalışıyor. Kopyeliyor.. kültürlüyor.. özümlüyor.. böylece kendine benzetiyor. Bunun da farkında olmuyor.. çünkü içinde bulunduğu YUMURTA’nın kabuğunu kırıp çıkamıyor.

Şimdi bu SÖZ insan ürünü mü yoksa Tanrı söz’ü mü ?

İnsanı bilecek.. sözü bilecek.. insan sözü olup olmadığını bilecek.. bunu göre sözün Tanrı sözü olup olmadığına karar verecek.. şimdi bu bizim bu güne kadar olan derdimizde.. şimdi bir dert daha çıktı.. bir sözü insan mı söylemiş yoksa makine mi söylemiş.. onu anlamaya çalışıyor. Derdimiz ikileşti..

Benim önerim Tevrat ve İncil nasıl Kitabı Mukaddes olarak bir araya getirilmişse Tevrab ve İncil ve Kur’an bir araya getirilsin.. Tanrı Sözü olup olmadığını insanların kendileri karar versinler.. kormayın.. insanlar dili bilip otomatikman kullandıkları gibi dini bilip motomatikman yararlanabilirler.

Tevratı ve incili Kur’anı koruma bahanesiyle ayrı ayrı tutmaya çalışmanız aslında ulusal ekonomik ve politik çıkarlarını sağlama almak içindir. Kitablar Rabb’ındır. Rabb kitaplarını koruyacağını her nüzulünde söylemiştir.

Haçlı savaşlarının ve Cihad muharebelerinin bu güne ulaşan bir yararı görmedik.. ilayı kelimetullah bayrağı altında devletimizi ve ulusumuzu korumaya uğraştık.. imparatorluğumuzu ve ümmetimizi kollamaya çalıştık. İmparatorluklarda (Mısır, yunan, roma, arap, türk.. her ne kadar imparatorluk olmasada KÜLTÜR olarak Fransız, alman ve İngiliz) birbirine eklenerek bu günkü HEPSİNİN KARIŞIMI çağdaş uygarlığımız ortaya çıkardı. Ancak bu uygarlık yalın değil RENKLER halindedir.

Bu gün yeşil ve mavi ile kırmızı ve kızıl renklerden MAVİ renk güçlü.. diğer renklere göre gücünü korumaya ve geleceğini kollamaya çalışıyor ve bunu kimseye fark ettirmeden yapıyor. Yeşil ve kırmızı ve kızıl güçlü olsa idi onlarda aynısını yapacaklardı…

Yer yüzünde yüzlerce doğup ölen; din.. dil.. dünya.. kültür.. konusunda daha önce dediklerimi burada tekrar etmiyorum.. sadece insan’ın söz’ünden başka bir de TANRI’nın sözünün yani VAHYİN bulunduğunu ve bunun MENKULAT suretinde ve inzal-i kitab şeklinde SAĞ ÜSTTE yer aldığını belirtmekle yetineceğim.

Nasıl vital aktivitemiz makulat (soyut) ve mahsusat (somut) birbirini tamamlayan bir karşıtlık şeklinde yer almışsa.. mental virtüalitemiz de menkulat (vahy) ve mekşufatta (ilham) birbirini tamamlayan bir karşıtlık olduğunu söylemekle bu yazıyı bitereceğim.

Saygılarımla

Osmanziya 27.01.2023 üçyol-izmir

Üçkuyular İzmir 00:34

Not: Sizlerde yazıları anlamıyorsanız tabloları dikkatli incelemenizi ve oradan çok daha açık ve seçik bilgiler alabileceğinizi duyurmak isterim.

27.01.2024 İKİ SENE ÖNCE



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 14:29
DİL
Kelimeler.. harfler ve cumleler arasinda KELAM edebilen ve manası olan lafızlar.. bunlara isim denilir.
İsim ise bize ilim veren işarettir.
Ilim ise bir karanligi aydinlatan ışık.. bir kapıyı açan anahtar.. bir kodu saklayan mod.. bir haddi taşiyan haddir. Hepsine birden biz LISAN diyoruz.
Örneğin: matematik bir dildir.
Misal; bilgisayar kullanmak programala dili ve işletim sistemiyle YAZILIM denen bir dili kullanmayı gerektirir.
For example; İngilizce bir dildir.
Bir mesleği öğrenmek için onun fakültesini bitirmen bir dildir.
Örneğin; araba kullanmak bir dildir.
Örneğin; Kur’an öğrenmek için Arapça harflerini öğrenmek bir dildir, onu anlamak için Arapça öğrenmen bir dildir, Peygamberini tanımak için Hadis okuman bir dildir. Yaratan’ını tanımak için RNK okuman bir dildir. Kültürünü anlamak için dilini ve dinini öğrenmek bir dildir. Bütün bu diller arasında KAYBOLMUŞ kendini aramanda da bir dildir.
Elbette bu dilleri öğrenmek ve konuşman hemen olmaz.. bir ömür alır. Otuz yıl önce derdim; “Araba kullanmayan topal, İngilizce bilmeyen sağır ve bilgisayar kullanmayan kördür.” Yirmi yıl önce ise “Araba kullanmak Formula yarışlarını gireBİLmektir.. İngilizce bilmek İngilizce düşünBİLmektir. Bilgisayar kullanmak virüs yazaBİLmektir. Sonra öğrendim ki BİLMEK, düşünmeyi BİLMEKTİR.
Işık nesneleri görmenin bir koşulu ( diğer üç koşulu da cisim, göz ve beyindir) olduğu gibi aynı zamanda görmenin bir engelidir. çünkü cisim, göz ve beyin olduğu halde ışığa olmayan pek çok cismi görmezsin. Çünkü gecedir. Bunun gibi öğrendiğin tüm diller de senin kendini görmene engeldir. Olduğun halde dillerin ve dinlerin karanlığı içinde kendi görmezsin.. çünkü aramaz ve bulmazsın.
Her ne ise BİLDİK ki ne yaparsan yap bir nesnenin dilini ÖĞRENMEZSEN onu   KULLANAMAZSIN.. onu kullanamıyorsan ondan YARARLANAMAZSIN.
Sen sana yararı olacak çok okuma ve yazmalar öğrendin.. ancak diğer dilleri öğrenmek için sana önce okuma ve yazma öğrettiler.. mektep üstene mektebe gönderdiler.. ömrünün yarısı bu ilk, orta ve yüksek mektepleri okumakla geçti.. sonunda eline bir DİPLOMA verdiler.. onun ile seni bir işe ATADILAR.. öğrendiğin ve ihtisasla uzmanı olduğun dilde yaptırdıkları mal ve hizmet sunumları için sana PARA verdiler.. ve sana geleceğin inşa edecek yolları seçmeye yarayan OY hakkı verdiler. İşte senin hayatını belirleyen dört KAĞIT ve bunların hepsi de bir KAYIT.. bağ.. zincir.. dil…
Şimdi PARA tehlikeye girdi.. çünkü yeni bir dönemeçte.. eskiden altına ve dövize bağlı olan para şimdi tamamen KAYIT’a bağlı.. yani işimiz daha da KOLAY ya da ZOR olacak..   
Her ne ise.. bir dili öğrenmek için en az İKİ SENE gerekiyor. Ana dilini öğrenmek için beşinci ve altıncı yılların olmak üzere iki yılını verdin.. bir yazarı anlamak için en az iki yıl onu okumalısın. Başka bir yabancı dili öğrenmek için en az iki yılını vermelisin. Hayatta ve mmuriyette ve masonlukta GELİŞİM kademelerinde ilerlemek en az iki yılını vermelisin. Fakat tüm bunları öğrenmekte senin bir yararın oluyor.. yararın olmazsa kullanmazsın.. kullanmayacağın içinde öğrenmezsin. Bütün bunların sana ve bana bir yararı oluyor ki ben ve sen bu dört kağıdı; diplomayı, atamayı, parayı ve oyu elimize aldık.. artık bundan sonra ELİMİZE alamayacağız.. hatta dilleri THE matrix filminde olduğu gibi beynine yükleyeycekler.. sana ve bana olanlardan sonra ben ve sen KENDİMİZE nasıl erişeceğiz ? Hiç düşündün mü ? YBA çok yönlü ve yanlı olan kendimize erişmek AMACIYLA bir kapı, bir lamba ve bir dildir.. kendini tanımak ve insanı bilmek İÇİN.. niçin dersen.. çünkü iŞ’in iŞ’inde bir İŞ var. Çünkü seçmek.. sıçmak.. iki büyük iştir.. sıçmak, seçmekten büyük bir iştir.. çünkü sıçamazsan seçemezsin.. haram yersen haram sıçarsın.. helal yersen helal sıçarsın.. haram seçersen haram yersin.. helal seçersen helal yersin.. şimdi bizi helal ve haramın ne olduğunu değil protenin, karbonhidratın ve lipitin ne olduğunu öğretiyorlar.
Özetle hal ve kal dili ile lisan ne kadar çok kelime biliyorsan..dinin en az yarisi kadar aydinlatir. Hatta dili anlamamışsan dinini de anlatamazsin.
Öyle ise aklın varsa ilmini.. isimler ve kelimelerle artir.. Rabbi zidnî ilma de…

27.01.2021 BEŞ SENE ÖNCE



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 14:33


Yusuf'un yüz numarasina kadar geldik..
Aslında YUNUS’un yüz numaralı ayetine geldik..
Ancak ondan önce meramımı anlatmak lazım..
İlk sure Fatiha-i Şerife.. bu Kur’an’a giriş kapısını bilmeyen yoktur.
İkinci sure yani namazada Fatiha-i Şerifeye eklenen zammı surlerin en büyük olan BAKARA suresi.. her ne kadar bu sureyi makaraya alan olduğu ise başlıbaşına bir HUKUK SURESİ olarak kendini makaraya alanı SAKARA’ya alır.. sonra mekere sokar.. bir daha çıkamazsın.. sakın bu Sakarya sanmayın..
Üçüncü sure AL-İ İMRAN suresi.. bu da BİLİM SURESİ’dir.
Bilim suresi ile hukuk suresi arasındaki yer yani Ali İmranın ilk sayfasında muhteşem bir BİLİM ve HUKUK metodolojisi vardır.. burası benim gibi bir ŞEYTANIN de imanımı kurtarır.. senin gibi bir KAFİRİN de imanının kurtarır eğer ona teslim olursan.
Dördüncü sureden onuncu sureye kadar olan sureler sırasını kolayce ezberlemek için bu iki tümceyi kullanıyorum. Nisa maidede en’amı hazılıyor. Arif enfalde tebve ediyor. Ve böyece 10.sure olan YUNUS’a geliyoruz.. Burada dört müthiş ezberim var; 7-10,31 ve 100 numaralı ayetler.
Şimdi bu çok ünlü yüz numaralı ayetin Arapçasını buraya yazıyorum:
Ve ma kane li-nefsin en-tü’mine illa bi-iznillah ve yec’alirRİCSE alellezine lâ ya’kulun.
Şimdi bunun anlamına bir düzine mealden bakmak sizin olunsun.. zaten ünlü olduğunuz için islambilim sayfamı izleyenler bilirler. Benim burada ele alacağım SÖZCÜK er-RİCSE..
Nedir bu kelimenin anlamı; bunu meallerden göreceksiniz.. burada şunu yazıyorum:
RSC / CSR / CRS recese / SCR / SRC
Cesarat……………………..Sırac
NCS ---------- -------– rics --------------- SCN
Tanrı tanımazlar; Yusuf ism-i mubarekini yüz numaralık gazlara seslendmirmek için kullanırlar.
Tanrı tanırlar da; tanrı tanımazların üzerine def’i hacat ve kazurat fırlatırlar bu “rics”
Bu rics’in ne necaset-i galiza (ağır pislik) ne de necaset-i hafife(hafif pislik) ile bir bağlantısını bulamadık. Kuşkusuz küfür, şirk, nifak gibi şuur pislikleri hoş şeyler değil.. ancak bunların bu yüz numaralık işlerde fazla alakası yok.. ancak Yusuf sesinin gazlamayla alakası olmadığı gibi.. ancak “ses” ve “anlam” benzerlikleri kötü ve kötüye kullanmak dilin kötüye kullanılmasıyla yakın bir ilgisi vardır.
Söz konusu ayet KADER (külli irade) ile İRADE (cüz’ takdir) arasındaki muzzam ilişkiyi anlatıyor. İmamı Taftazani İmanı, kulun cüz’i ihtiyarisinin sarfından sonra kulunun kalbine ilka ettiği bir NUR olarak tanımlıyor. Teorik akıl usul ve pratik akıl iman ile ilim ve irade kombinesinden bu sorun çözülür. Sonuçta RİCS.. hem teorik bir “sırac” hem pratik “cesaret” dışında aydınlıktan uzak bir korkaklık olarak görünüyor. Öyle ise RİCS tanrı tanırların ve tanımazların düşündükleri kaba bir alay ve kaba bir hakaretten fazla bir olay.. İNSAN bilgisini karanlıktan kurtaran bir LAMBA (sırac) ve iradesini korkaklıktan kurtaran bir yiğitlik (cesaret) buldu mu Evvelallah her badireden kurtulur.. İnşaallah.
Yusuf’un yüz numarasına geldik.. dedim kimse ilgilenip sormadı.. ne yapalım.. korkak korkak dinliyoruz.. eleştiri ve soru alamıyoruz.. merak ilmin hocası ile SORU da onun asistanıdır.. neden içinizdeki hocayı ve yardımcısını çalıştırmıyorsunuz.. anlamıyorum.. neden korkuyorsunuz ? Benden mi ? Pöh ya.. bi de içinizde hocalar var.. o kadar mı korkunç görünüyorum.
Bilgi, sevgi, saygı ve sağlıcakla kalın.. lütfen eleştiri ve soruyu ihmal etmeyin...

27.01.2020 altı yıl önce



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 14:40


01.18 28.01.2020 SALl ile haftanin ikinci gunu başliyor. 1. Pazartesi ve 2. Salı gununu bir cift hafta parçası olarak gorup ona SAFTA adini vermek istiyorum. Bir haftada dort SAFTA var. 1.nci safta pazartesi ve salı çifti.. 2.nci safta çarsamba ve perşembe çifti.. 3.cu safta cuma ve cumartesi cifti.. 4.ncü safta PAZAR teki. Bu pazar gunu FARS kulturunde 1.ci gun olup.. dörcuncu gun câr dan gelen CARSAMBA... beşinci gun penc den gelen PERŞEMBE imiş.. yani gunler.. haftalar.. aylar.. yıllar bir kulturun ZAMAN IZLEME aygiti.. biz de kendi intiba-yı zaman cihazimizi inşa ediyoruz.

27.01.2020

8 YIL ÖNCE551 arkadaşım var.. 118 kişi de takip ediyor.. takip edenler de zaman zaman arkadaşlık talebi göndererek beni onurlandırıyorlar.. hepinize minnettarım. Her insan diğer insanları sever ve sayar ve bununla beraber sevilmek ve sayılmak ister.. ancak bazı arızalar ise bunun tersine bir çekişme ve çatışma da doğar.. yergi ve sövgüler sevgi ve saygının yerine alır. Çünkü olumlu kadar olumsuzluk dahi bulunur. Ancak yaşam bu deneme ve yanılmalarla öğrenmeye dayanmaz mı ?
Böylece KİMSE kendini ve başkalarını tanırken İNSAN'ı de öğrenir. İnsanın hem kimliği ve hem kişiliği bulunan bir BEN.. hem geçmişi hem geleceği bulunan bir OLANAK olmasına.. hem fırsatı ve şansı.. hem tehlikesi ve rizikosu olan bir OLASILIK bulunmasını.. rağmen nedense kendisini SONSUZ bir VARLIK sanmasının önüne geçemiyor.
Bu köklü vehim ve zannın kendisinde emanet olarak bulunan ÖZGÜRLÜK ülküsü ile benine yerleştirilen ÖZDEŞLİK ilkesinden kaynaklandığını düşünüyorum.. sonsuzluk.. özdeşlik.. özgürlük.. kafamızın içinde bulunan UYARLIK ve hissiyattır.. bunlar olmadan insan ilişkileri.. yaşantı ve davranış gerçekleştirilemez.. ister hayal deyin ister gerçek.. ister vehim deyin ister olgu.. bunlarla bilimi (özdeşlik ve nedensellik) ve hukuku (özgürlük ve amaçsallık) kurar.. bunlarla ticaret ve siyaset yaparız.. bu yüzden benliğe.. sonsuzluğa.. özdeşliğe.. özgürlüğe SAYGI duymak gerekiyor.
Bu yüzden insanların.. kendinin ve başkalarının kimliğine ve kişiliğine.. görüşüne.. tutumuna.. inancına. dinine HURMET etmek gerekiyor. Sanırım bu yaptığım için arkadaşlarım beni takip etmeye ve arkadaşlık talep etmeye çalışıyorlar. Sizin ile onur duyuyor ve mutlu oluyorum. İyi ki varsınız.

27.01.2018

Dinnur YAŞAR









-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 27-Ocak-2026 Saat 14:42


HAK VE BATIL.. ne haram dır ne de helal.. ne emirdir ne de nehiy.. hak ve batıl "hakikatı" saptarken ortaya çıkar.. hakikatta şudur ki istikameti bulup dalaletten ayrılmaktır.. ya da hayırda istikrar edin şerre inhiraf etmemektir.. ya da atalet veya bataletten hidayet ile sıyrılıp dalalete düşmemektir.. ya da inayet ile bekayı ve ahireti ihtiyar edip fenadan ve dünyadan kurtulabilmektir.. yoksa falan partiyi ya da cemaatı hakk görüp geri kalanını batıl ilan etmek kendini kandırmaktan başka bir şey değildir..desem de inanma bir de kendin düşün... örneğin güneş VEGA yıldız takımına doğru gidiyormuş.. acaba gittiği istikamet hak mı batıl mı ?

27.01.2015

ABDULHAKİM kardaşım dedi:


Evet, Güneşin VEGA yıldız takımına doğru gitmekte olduğu tesbit edilmiş. ancak Güneşin bu yolculuğu Kendi iradesiyle olmayınca "Hak mı , Batıl mı?" diye sorgulamamızın da anlamı olmasa gerk. * http://www.altuntop.org/resim/solarapex1.JPG

DİNNUR YAŞAR

atife yaptım Özbağlı Abdülhakim Altuntop kardaş.. hakikat ile hak ve batıl ayırımına dikkat çekmek için.. ancak Yaratan'ın emrine uymak konusunda ne güneş gibi mahkumuz ne de başıboş hareket etmek hürriyetimiz var.. irademizi ifrat ve tefrit arasında istikametle kullanmakla mesul ve mükellefiz.. fakat ne yazı ki hakimiyet.. hürriyet.. mesuliyet.. mükellefiyet terim ve kavramlarını arayacak ve anlayacak zihinler yok demeyeyim de çok çok az.. maalesef hazıra alışkın bir dünya ile karşı karşıyayız.

MUSTAFA BUĞUÇAMemir ve nehiy.. haram ve helal.. haramdan içtinab ve emri imtisal.. peş peşe gelen etkinlik.. yapılan işte Yaratan'ın razı olduğu hak teslimiyet ve islamiyet ile gadab ettiği atalet, batalet ve dalaleti bulmak dördüncü bir faaliyettir. Ezberlemişler bir HAK ve BATIL kişilere ve işlere yapışıtırıp duruyorlar. Oysa her kişinin bir eğitim.. deneyim.. gelişim.. oluşum süreci vardır ve bu süreçte kişinin kendi habbelerini kubbe başkasının kubbelerini habbe yapmak noktasında tercihleri durumu belirler. Başkasının küçük günahlarıyla uğraşıp kendi büyük günahlarını görmeyen.. ne kendini geliştirir ne başkasının gelişmesine fırsat vermez. Bu başkası kendi eşi, çocuğu ve personeli olursa sonuç daha da vahimdir.

27.01.2026




-------------
usul esasa mukaddemdir



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info