12 eylul 2026
Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Genel
Forum Adı: Dünya
Forum Tanımlaması: Genel Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3098
Tarih: 16-Eylül-2026 Saat 11:51 Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com
Konu: 12 eylul 2026
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: 12 eylul 2026
Mesaj Tarihi: 12-Eylül-2026 Saat 15:21
https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3098
Dün 11 eylül idi bu gün 12 eylül.. benim gibi yaşı 80 doğru olanlar 80 den sonra 20 yılı etkileyen 12 eylül ve 2000 den sonrasını etkileyen 11 eylül önemli bir dönüm noktasıdır. Biz bu konuya tarihi bir analiz değil de felsefi bir çözümle ve ideolojik bir analiz ile yaklaştık ve yaptığım TAHLİL şimdilik beni etkiliyor.
Saygılarımla
0Z0 12.09.2026 konak 15:37
Yalnız adam YÜPERMEN...
Recep bey Kardeşim bana bu spinoza paylaşımını göndermiş:
İnsanlık ne çektiyse dindar ahlakçılıktan, ahlakçılardan çekti. Bunlar aynı zamanda egemen sınıfın yanındaydılar. Bu söze Spinoza neler söyler?
Spinoza bu görüşe büyük ölçüde hak verir, ancak eleştirisini sadece teolojik değil, politik ve psikolojik bir zemin üzerine inşa eder. Özellikle Ethica ve Tractatus Theologico-Politicus (Dinsel-Politik İnceleme) yapıtlarında Spinoza, ahlakçılığın, kurumsallaşmış dinlerin ve egemen güçlerin kitleler üzerindeki tahakküm mekanizmasını derinlemesine inceler.
Spinoza’nın bu eleştirel söze yanıtı şu ana başlıklar etrafında şekillenirdi:
1. Korku, Umut ve Hurafelerin Kullanımı
Spinoza’ya göre egemen sınıflar ve din adamları kitleleri yönetmek için insan doğasının en zayıf iki duygusunu kullanırlar: korku ve umut.
• İnsanlar belirsizlik ve çaresizlik içindeyken kolayca hurafelere sığınırlar.
• Dindar ahlakçılar, "günah", "cehennem azabı" veya "öte dünya ödülleri" söylemiyle insanlarda sürekli bir suçluluk ve korku duygusu yaratırlar.
• Spinoza, egemenlerin kitleleri köleleştirmek için dini ve ahlakçılığı kullandığını söyler: "İnsanları köle gibi dövüştürmek ve bunun için kan dökmeyi en yüksek onur sanmalarını sağlamak amacıyla din adı altında hurafeleri süslemek, krallık rejiminin en büyük sırrıdır."
2. Güç ve Çıkar İttifakı (Rahipler ve Hükümdarlar)
Spinoza, din kurumunun ve dindar ahlakçıların tarih boyunca egemen sınıfla nasıl bir suç ortaklığı kurduğunu açıkça vurgular.
• Din adamları egemen sınıfın iktidarını "Tanrısal irade" veya "kutsal düzen" diyerek meşrulaştırır.
• Bunun karşılığında egemenler de din adamlarına toplumsal itibar, ayrıcalık ve zenginlik sağlar.
• Spinoza’ya göre bu durum, dinin özündeki sevgi ve merhamet duygusunu yok etmiş; dini tamamen politik bir itaat aygıtına dönüştürmüştür.
3. Kötülük Olarak "Nefret" ve Suçluluk Duygusu
Spinoza’nın felsefesinde ahlak, dogma ve kurallardan ibaret değildir. Spinoza, geleneksel ahlakçıların "iyi" ve "kötü" kavramlarını insanları baskı altına almak için kullandığını söyler.
• Dindar ahlakçılar genellikle yaşamı, bedeni, arzuları ve dünyevi sevinçleri mahkûm ederler.
• Spinoza için keder, suçluluk ve nefret getiren her şey insanın eyleme gücünü (conatus) düşürür. İnsanın yaşam enerjisini emen bu anlayış, gerçek erdemyi değil, edilgenliği ve kederi besler.
• Ahlakçılar insanlara ne olmaları gerektiğini dikte ederken, insan doğasının gerçekte nasıl çalıştığını göz ardı ederler.
4. Gerçek Ahlak ve Din Nedir?
Spinoza kurumsallaşmış ahlakçılığı ve dini sertçe eleştirse de, gerçek etik ve din anlayışını savunur:
• Gerçek Din: Dogmalar, ayinler veya egemenlerin çıkarlarına hizmet eden yasalar değil; yalnızca adalet, merhamet ve komşu sevgisidir.
• Gerçek Etik (Ahlak): Dışarıdan dayatılan yasaklarla değil, aklın rehberliğinde kendi doğasına uygun yaşamakla elde edilir. Özgür insan, korkudan veya ceza çekmemek için değil, sevinçle ve bilgelikle iyiyi seçer.
Spinoza bu sözü duysaydı, kitleleri korku ve suçlulukla sindirip egemenlerin iktidarını meşrulaştıran "hurafeci ve araçsallaştırılmış ahlakçılığı" doğrudan onaylar; çözümün ise dogmatik kurallarda değil, akıl, ifade özgürlüğü ve seküler adalet düzeninde olduğunu belirtirdi.
Spinoza'nın politik ve etik felsefesini daha yakından incelemek isterseniz:
dedim ki:
YANIT
Yazınızı okudum.. baştan sona haklı.. yani sorun saptamada doğru ve gerçek sağlam bir bilgi veriyor.. korku ve umudun en zayıf DUYGU demesi dışında çünkü EN GÜÇL DUYGU revh ve umut il havf ve korkudur.. hatta dinde imandan sonra gelen en birinci prensip BEYNELHAVFVERRECA.. korku ile umut arasında dengede bulunmak. Yani sorunu saptamada isabetli olan bu yaklaşım sorunu çözmede başarılı olamadığı ve Spinozanın sadece deist bir filozof olarak kalmasıdır.. oysa Aguste Comte ve Marks masonların ve marksistlerin RESMİ filozofu olarak başarılı görünüyorlar. Fakat Spinoza'nın samimiyet ve ciddiyetin hayranım. Sizin gibi ciddi ve samimi izleyicilerini tanıyınca. Yukardaki USÜL VE ÜSLUB ki iki de US'un bir görünümüdür.. paylaşımımdan sonra şunları bir vatsap öbeğimde paylaştım:
SEMANTİK Usul SEMİOTİK Üslub SENTAKS
FİLOLOJİ Mantik LİSAN Nutuk LİNGUİSTİK
+ ________________
Nazari TEORIK Edebiyat PRATIK Ameli
Ruh A K I L Nefis
iman KALB amel
Kamil SIRR Salih
_________________
T A H A R ve R A H A T
Böylece dunya da hasilatin kadar haysiyetin bulundugu gibi orada salahatin kadar halasatin olur Inşaallah.
İKİ KELİMEYİ BİR ARAYA GETİRMEK.. buna telahuk yani EKLEMLEME adı verilir. Kelimelerin toplanıp derlenip bir birikim oluşturulması ve bunlarla konuşulup düşünülmesi bu tezekkür ve tefekkür ile İLİM elde edilmesi ve bunun fehim ve fıkıh yapılması yani kavranması ve anlaşılması bir İNSAN BECERİSİDİR..
Bu beceriden başka bir de beceri ile elde edilen azlar.. çoklar.. ortalar.. denkler.. üzerine var sayılarak ya da yok sanılarak ortaya bir din ya da felsefe çıkarmakta bir İNSAN YETİSİDİR.
Bununla beraber bu noktada nebilerin talebeleri veliler ve dahilerin tilmizleri deliler.. var sayma ve yok sanma kabiliyetiyle ortaya çıkan din ve ideolojileri.. iki KARŞIT öbeğe ayrılıp bu öyküleri ve kuramları kendi aralarında ve birbirleriyle tartışırlar.
Bunlar da tarih içinde birike birike.. bu günün ana akımlarını oluşturdular.. milliyetçi nasyonalistler ve siyonistler.. hindular.. budistler.. yahudiler.. hristiyanlar.. müslümanlar.. masonlar.. marksistler. Bunların hepsinin birbiriyle yarışan masalar ya da masalar olduğunu düşünmek akıllıca bir iş olacaktır.
Her ne kadar biz kültürümüzün empoze ettiği POZE ve EPi ile yukarıda sayılan akımlardan birine LOGOS’un angaje olup akım reislerinin emirlerine illüstrasyon ya da illüminasyon ya da inisiyasyon ile âmâde olmuşsak bu adanmanın fazla bir değeri bulunmaz.
Dünyevi ya da uhrevi bir çıkar ya da yarar ağır basınca adandığınızının dışında kalan diğerlerini hemen yok ya da var sayabiliriz. İnanamazsınız ama bu böyle.. oluyor.
İçimizde kaçınılmaz ve köklü korku ve kurtulanmaz ve temelli umut ile Tanrı gibi yüksek yarar ve Ahiret gibi sonsuz bir çıkar karşısında akıl ve kalb iki gözü kör olan insanlar sizin bütün düzen ve ideolojilerinizi, sizinle birlikte yer yüzünden silebilirler.
Fakat Tanrı'dan korktukları için yapmazlar.. lakin siz masonlar ve Marksistler korkmadığınız için yaparsınız. Nitekim lenin ve stalin ve mao bunun en açık örnekleri değil mi ?
İşte bu gibi nedenlerden dolayı birileri ister dindar amadeleri mason angajeleri ister Marksist adanmışlıkları kullanarak bu köklü duyguları rahatlıkla kullanıp yer yüzündeki kargaa ile sizin KÜRESEL saltanatınızaa son verebilir.
Bu arada uygarlık yok olur.. bu onların hiç umurunda olmaz.. çünkü onların öte dünyaları bulunuyor. Siz KÜRESEL efendiler hata ediyorsunuz.. insanları.. dindarları ve masonları ve marksistleri birbirine karşı kullanıp DÜZENSİZLİK içinde DÜZEN ilkenize güvenerek bu kavga döğüş içinde hep üstte kalacağını sanıyorsunuz. Amma bir gün açığa çıkarılacaksınız. Ardınızdaki CİN şeytanı görülecek.
Dün 11 eylüldü.. bu gün 12 öyle.. dünyada ve ülkemde kurduğunuz tuzaklar bu güne kadar kusursuz işledi.. Amerikada ve Fransada ve Türkiyede ve İsrailde kurduğunuz devletleri kullanarak dünya barışı adı altında kurmak istediğiniz YENİ SALTANAT'ı korumak için kullandığınız GDDY sizin GDD devletinizi koruyacağını sanıyorsanız aldanıyorsunuz.
YBA e dudak bükenler yarın boyun bükmeğe başladıklarında benim saltanatımın olacağını mı sanıyorsunuz ? Hayır.. çünkü o zaman ben çoktan buradan tüymüş olacağım.. ancak ortaya çıkan hâkimiyet Halife-i Arzın saltanatı olacak amma bu imparatorluk geçmiş imparatorlukların ortaya çıkardığı iyilik ve güzelliklerin hiç birini redd ve imha etmeyecek.. beşeriyetin yapısınan çıkan kültürün olmazsa olmaz iki koşulu olan dilin ve dinin inceliklerini bilen İNSANLAR yukarıda açıkladığım beceri ve yetilerini dikkatli kullanacak.. hele islamlar Tanrı'ya dönük hepleme ve hiçleme YETKİLERİNİ bunlarla karıştırmayacak.. İnşaallah.
0Z0 yontembilim.com

------------- usul esasa mukaddemdir
|
Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 12-Eylül-2026 Saat 23:42
SEMANTİK Usul SEMİOTİK Üslub SENTAKS
FİLOLOJİ Mantik LİSAN Nutuk LİNGUİSTİK
+ ______
Nazari TEORIK Edebiyat PRATIK Ameli
Ruh A K I L Nefis
iman KALB amel
Kamil SIRR Salih
_______
T A H A R ve R A H A T
Bu reklam yazısı vesilesi ile US'un dil ile ilişkisine ilişkin bu tablo.. YBA öğrenilmesine ve kullanılmasına ve yararlanılmasına girişmemiş kimseler için anlaşılmaz bir GÖRÜNTÜDEN başkası değildir.
Ancak burada yapıştırdığın ilk ve son on taneden fazla dosyayı versiyon sırasıyla inceleyenler için biraz daha anlam kazanabilir.
İşte bu on bir dosyayı buraya yüklüyorum:
uploads/20260912_234246_US.rar - 20260912_234246_US.rar
Şimdi siz bu tabloda tam ortaya yazılmış LOGOS kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyor olabilirsiniz.. hatta bilseniz bile benim ona hangi anlamı verdiğimi de bilemezsiniz.. hatta bu "logos" kelimesinin sağına ve soluna yazılmış nomos ve sophos sözcüklerinin.. altına ve üstüne yazılmış mitos ve epos isimlerini de bilmiyor olabilirsiniz.. işte bu daha iyidir.. çünkü bildiğimiz bir kelimeyi değil bilmediğimiz bir sözcüğü öğreniriz.. bu daha iyidir.. çünkü bir sözcüğün anlamını biliyorsak.. eğer o kelime çok yönlü ve yanlı ise.. bilmediğimiz pek çok anlamlarından yoksun kalırız.. sürekli aynı anlam ile meşgul oluyorsak.. okumaya alışıp öğrenmeye bağını koparanlar anlamadıkları kelimeler duyunca ve okuyunca rahatsız olurlar.. çünkü ya sözlüğü bakacaklar ya da biraz araştırma yapacaklardır.. bu sıkıntaya gelemezler.. hep anladıları sözcükler karşılarına gelsin isterler.. ayrıca bunlar öğrenmeyi sevmediklerinden sorucu ve sorgulayıcı ve araştırıcıda olmazlar.. Diğer taraftan bir dine ve ideolojiye ve siyasi yandaşlığa tutulanlar.. yandaşlıklarına aykırı düşünce ve bilgi ve değer ve inançlardan nefret ederler. Bütün bunlar bizim vital aktüalitemiz ve mentel vertiualitemiz arasında karşılıklı bir yansıma ve ansıma ve etkileşim olduğunu gösterir.
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 13-Eylül-2026 Saat 00:28
https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3098
Değerli bir abim dedi ki:iktidarda kalmak için her şey caiz midir. her yol mubah mıdır.
bende dedim ki:
İktidarlar, bir ihtiyar ile başlarlar ve fakat sonunda iktidarları kadar değil itiyadları kadar GÜÇ sahibi olduklarını anlarlar.. yani gücü kadar değil alışkanlıkları kadar muktedirler. Keza insanlar ihtiyarlarıyla hareket ettiklerini sanırlar fakat sonunda ihtiyarları kadar değil itimadlara kadar GÜR sahibi olduklarını öğrenirler. Gür (kudret) ve Gür (hürriyet) İŞ'i haline ortaya çıkaran bu bileşenlerden başka bir de TE denilen bir şey daha bulunur; DE. özdeşlik GÖR'ü ve ihtiyar GEÇ'i yani bölen aklın böldüklerinden birini seçen aklın seçimi.. seçeneklere gör ve seç ve geç.. İŞ-TE bu De (kal) ve İş (hal) günlük dilin düz yazısıyla ANLATMAK olanaksız değilse bile çok zordur.. Yani baştaki iktidar sahiblerinin de bizden pek çok bir farkı bulunmaz.. yani onlar ihtiyar ve iktidarları ile değil itiyad ve itimadları ile hareket ederler.. alışkanlıklarına mecbur ve bağımlılıklarına mahkum olarak bulundukları makamın ve durdurların mevkin ve oldukların yerin.. GEREĞİNE göre hareket ederler ki ben bu yerleri bir yazımda : üç ana hatta ayırmış ve her bir hattın üç ana kademeye bölmüştüm: Dindarlar ve masonlar ve marksistler.. bunlarında kültürelcileri.. siyasalcıları ve militerleri.. üç çarpı üç eşittir DOKUZ akım birbiri ile kıyasıya bir SAVAŞ içindeler ve kimse bulunduğu SİPERİ terketmez. Ne zaman kı on tanemiz.. biz her şeyden önce İNSANIZ.. diyebilsek bir kıvılcam başlayacak.. fakat nerede o samimiyet ve safiyet.. o ciddiyet ve hasbiyet.. ben kendimde bu dördünden bir tanesini bile bulamıyorum.. YBA reklama yapmaktan başka... saygılarımla 0Z0
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 13-Eylül-2026 Saat 14:21
Değerli Kardeşim sizde bu hidayet yazısıyla DOLAYLI olarak mehdilik yapıyorsunuz.. kim ki böyle anlatımı yol gösteri yapar.. ister ister mehdi sayılır. Zaten dünyada herkes birbirinin mehdisidir. Şimde bu işleri DEMOKRASİ ile çözüyoruz. Bizi hidayet edecek ve yol gösterecek partiler kuruyoruz ve onların propagandası ve şirketlerin reklamı ile işleri yürtüyoruz. Bu vesile yazdığım bir HİDAYET yazısını amma mehdi olmadığımızın bilinciyle.. mehdi bekleyen müslümanlar değil BEKLENEN müslümanlardan olmak dileği ile paylaşıyorum:
İKİ KELİMEYİ BİR ARAYA GETİRMEK.. buna telahuk yani EKLEMLEME adı verilir. Kelimelerin toplanıp derlenip bir birikim oluşturulması ve bunlarla konuşulup düşünülmesi bu tezekkür ve tefekkür ile İLİM elde edilmesi ve bunun fehim ve fıkıh yapılması yani kavranması ve anlaşılması bir İNSAN BECERİSİDİR..
Bu beceriden başka bir de beceri ile elde edilen azlar.. çoklar.. ortalar.. denkler.. üzerine var sayılarak ya da yok sanılarak ortaya bir din ya da felsefe çıkarmakta bir İNSAN YETİSİDİR.
Bununla beraber bu noktada nebilerin talebeleri veliler ve dahilerin tilmizleri deliler.. var sayma ve yok sanma kabiliyetiyle ortaya çıkan din ve ideolojileri.. iki KARŞIT öbeğe ayrılıp bu öyküleri ve kuramları kendi aralarında ve birbirleriyle tartışırlar.
Bunlar da tarih içinde birike birike.. bu günün ana akımlarını oluşturdular.. milliyetçi nasyonalistler ve siyonistler.. hindular.. budistler.. yahudiler.. hristiyanlar.. müslümanlar.. masonlar.. marksistler. Bunların hepsinin birbiriyle yarışan masalar ya da masallar olduğunu düşünmek akıllıca bir iş olacaktır.
Her ne kadar biz kültürümüzün empoze ettiği POZE ve EPi ile yukarıda sayılan akımlardan birine LOGOS’un angaje olup akım reislerinin emirlerine illüstrasyon ya da illüminasyon ya da inisiyasyon ile âmâde olmuşsak bu adanmanın fazla bir değeri bulunmaz.
Dünyevi ya da uhrevi bir çıkar ya da yarar ağır basınca adandığınızının dışında kalan diğerlerini hemen yok ya da var sayabiliriz. İnanamazsınız ama bu böyle.. oluyor.
İçimizde kaçınılmaz ve köklü korku ve kurtulanmaz ve temelli umut ile Tanrı gibi yüksek yarar ve Ahiret gibi sonsuz bir çıkar karşısında akıl ve kalb iki gözü kör olan insanlar sizin bütün düzen ve ideolojilerinizi, sizinle birlikte yer yüzünden silebilirler.
Fakat Tanrı'dan korktukları için yapmazlar.. lakin siz masonlar ve Marksistler korkmadığınız için yaparsınız. Nitekim lenin ve stalin ve mao bunun en açık örnekleri değil mi ?
İşte bu gibi nedenlerden dolayı birileri ister dindar amadeleri mason angajeleri ister Marksist adanmışlıkları kullanarak bu köklü duyguları rahatlıkla kullanıp yer yüzündeki kargaa ile sizin KÜRESEL saltanatınızaa son verebilir.
Bu arada uygarlık yok olur.. bu onların hiç umurunda olmaz.. çünkü onların öte dünyaları ya da uğruna ölünecek idealleri bulunuyor. Siz KÜRESEL efendiler hata ediyorsunuz.. insanları.. dindarları ve masonları ve marksistleri birbirine karşı kullanıp DÜZENSİZLİK içinde DÜZEN ilkenize güvenerek bu kavga döğüş içinde hep üstte kalacağınızı sanıyorsunuz. Amma bir gün açığa çıkarılacaksınız. Ardınızdaki CİN şeytanı görülecek.
Dün 11 eylüldü.. bu gün 12 öyle.. dünyada ve ülkemde kurduğunuz tuzaklar bu güne kadar kusursuz işledi.. Amerikada ve Fransada ve Türkiyede ve İsrailde kurduğunuz devletleri kullanarak dünya barışı adı altında kurmak istediğiniz YENİ SALTANAT'ı korumak için kullandığınız GDDY sizin GDD devletinizi koruyacağını sanıyorsanız aldanıyorsunuz.
YBA e dudak bükenler yarın boyun bükmeğe başladıklarında YBA saltanatının olacağını mı sanıyorsunuz ? Hayır.. çünkü o zaman 0Z0 olarak çoktan buradan tüymüş olacağım.. ancak Yöntem Bilimsel Analiz (YBA) mentalitesi ile ortaya çıkan hâkimiyet Halife-i Arzın saltanatı olacak amma bu imparatorluk geçmiş imparatorlukların ortaya çıkardığı iyilik ve güzelliklerin hiç birini redd ve imha etmeyecek.. beşeriyetin yapısınan çıkan kültürün olmazsa olmaz iki koşulu olan dilin ve dinin inceliklerini bilen İNSANLAR yukarıda açıkladığım beceri ve yetilerini dikkatli kullanacak.. hele islamlar Tanrı'ya dönük hepleme ve hiçleme YETKİLERİNİ bunlarla karıştırmayacak.. İnşaallah.
0Z0 yontembilim.com 12.09.2026 üçkuyular izmir 14:1
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 13-Eylül-2026 Saat 14:36
Değerli Kardeşim sizde bu hidayet yazısıyla DOLAYLI olarak mehdilik yapıyorsunuz.. kim ki böyle anlatımı yol gösteri yapar.. ister istemez mehdi sayılır. Zaten dünyada herkes birbirinin yol göstericisidir.. özellikle parti başkanları.. cemaat liderleri. Şimde bu işleri DEMOKRASİ ile çözüyoruz. Bizi hidayet edecek ve yol gösterecek partiler kuruyoruz ve onların propagandası ve şirketlerin reklamı ile işleri yürütüyoruz. Bu vesile yazdığım bir HİDAYET yazısını amma mehdi olmadığımızın bilinciyle.. mehdi bekleyen müslümanlar değil BEKLENEN insanlar ve islamlardan olmak dileği ile paylaşıyorum: İKİ KELİMEYİ BİR ARAYA GETİRMEK.. buna telahuk yani EKLEMLEME adı verilir. Kelimelerin toplanıp derlenip bir birikim oluşturulması ve bunlarla konuşulup düşünülmesi bu tezekkür ve tefekkür ile İLİM elde edilmesi ve bunun fehim ve fıkıh yapılması yani kavranması ve anlaşılması bir İNSAN BECERİSİDİR..
Bu beceriden başka bir de beceri ile elde edilen azlar.. çoklar.. ortalar.. denkler.. üzerine var sayılarak ya da yok sanılarak veya hiçlenerek veya hiçleyerek ve heplenerek veya hepleyerek ortaya bir din ya da felsefe çıkarmakta bir İNSAN YETİSİDİR.
Bununla beraber bu noktada nebilerin talebeleri veliler ve dahilerin tilmizleri deliler.. var sayma ve yok sanma kabiliyetiyle ya da hiçleme ve hepleme ile ortaya çıkardıkları din ve ideolojileri.. iki KARŞIT öbeğe ayrılıp bu öyküleri ve kuramları kendi aralarında ve birbirleriyle tartışırlar.. bazende çatışır ve savaşırlar.
Bunlar da tarih içinde birike birike.. bu günün ana akımlarını oluşturdular.. milliyetçi nasyonalistler ve siyonistler.. hindular.. budistler.. yahudiler.. hristiyanlar.. müslümanlar.. masonlar.. marksistler. Bunların hepsinin birbiriyle yarışan masalar ya da masallar olduğunu düşünmek akıllıca bir iş olacaktır.
Her ne kadar biz kültürümüzün empoze ettiği POZE ve EPi ile yukarıda sayılan akımlardan birine LOGOS’un angaje olup akım reislerinin emirlerine illüstrasyon ya da illüminasyon ya da inisiyasyon ile âmâde olmuşsak bu adanmanın sivil bir sorumluluku ve resim bir yükümülülükten fazla bir değeri bulunmaz.
Dünyevi ya da uhrevi bir çıkar ya da yarar ağır basınca adandığınızının dışında kalan diğerlerini hemen yok ya da var sayabiliriz. İnanamazsınız ama bu böyle.. oluyor. Samimi ve safi.. ciddi ve hasbi bir kişilik ortaya koymak kolay değildir.
İçimizde kaçınılmaz ve köklü korku ve kurtulanmaz ve temelli umut ile Tanrı gibi yüksek yarar ve Ahiret gibi sonsuz bir çıkar karşısında akıl ve kalb iki gözü kör olan insanlar sizin bütün düzen ve ideolojilerinizi, sizinle birlikte yer yüzünden silebilirler.
Fakat Tanrı'dan korktukları için yapmazlar.. lakin masonlar ve Marksistler Tanrı'dan korkmadığınız için yaparsınız. Nitekim lenin ve stalin ve mao bunun en açık örnekleri değil mi ?
İşte bu gibi nedenlerden dolayı birilerinin.. bu küresel efendilerden birisi olabilir.. ister dindar amadeleri mason angajeleri ister Marksist adanmışlıkları kullanarak bu köklü duyguları rahatlıkla kullanıp yer yüzündeki kargaa ile sizin KÜRESEL saltanatınızaa son verebilir.
Bu arada uygarlık yok olur.. bu onların hiç umurunda olmaz.. çünkü onların öte dünyaları ya da uğruna ölünecek idealleri bulunuyor. Siz KÜRESEL efendiler hata ediyorsunuz.. insanları.. dindarları ve masonları ve marksistleri birbirine karşı kullanıp DÜZENSİZLİK içinde DÜZEN ilkenize güvenerek bu kavga döğüş içinde hep üstte kalacağınızı sanıyorsunuz. Amma bir gün açığa çıkarılacaksınız. Ardınızdaki CİN şeytanı görülecek.
Dün 11 eylüldü.. bu gün 12 öyle.. dünyada ve ülkemde kurduğunuz tuzaklar bu güne kadar kusursuz işledi.. Amerikada ve Fransada ve Türkiyede ve İsrailde kurduğunuz devletleri kullanarak dünya barışı adı altında kurmak istediğiniz YENİ SALTANAT'ı korumak için kullandığınız GDDY sizin GDD devletinizi koruyacağını sanıyorsanız aldanıyorsunuz.
YBA e dudak bükenler yarın boyun bükmeğe başladıklarında YBA saltanatının olacağını mı sanıyorsunuz ? Hayır.. çünkü o zaman 0Z0 olarak çoktan buradan tüymüş olacağım.. ancak Yöntem Bilimsel Analiz (YBA) mentalitesi ile ortaya çıkan hâkimiyet Halife-i Arzın saltanatı olacak amma bu imparatorluk geçmiş imparatorlukların ortaya çıkardığı iyilik ve güzelliklerin hiç birini redd ve imha etmeyecek.. beşeriyetin yapısınan çıkan kültürün olmazsa olmaz iki koşulu olan dilin ve dinin inceliklerini bilen İNSANLAR yukarıda açıkladığım beceri ve yetilerini dikkatli kullanacak.. hele islamlar Tanrı'ya dönük hepleme ve hiçleme YETKİLERİNİ bunlarla karıştırmayacak.. İnşaallah.
0Z0 12.09.2026 üçkuyular izmir 14:23 https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3098
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 13-Eylül-2026 Saat 18:39
SORULAR
Dinlerin tanrısı insanı suçluyor ama bu durum, tanrı tanımındaki sonsuz bilgi (ilim) ve sonsuz güç (kudret) sıfatlarıyla belirgin bir çelişki yaratır.
Bu çelişki, felsefe ve teolojide yüzyıllardır tartışılan şu temel soruları beraberinde getirir:
• BİRİNCİ:
•
• Özgür İrade ve İrade-i Külliye: Eğer tanrı gelecekte ne yapacağımızı, hangi günahları işleyeceğimizi henüz biz doğmadan önce biliyorsa (kader), insanın bu senaryonun dışına çıkma şansı yoktur. Seçim imkânı olmayan bir varlığı sorumlu tutmak ve cezalandırmak adalet kavramıyla bağdaşmaz.
•
• İKİNCİ Mimarın Sorumluluğu: Bir mimar tasarladığı binanın çökmesinden malzemeyi değil, kendi tasarımını sorumlu tutar. İnsanı kusurlu, zaaflarla dolu, arzularına yenik düşebilecek bir yapıda yaratan tanrıysa; yarattığı varlığın bu zaaflara yenilmesinden dolayı insanı suçlaması mantıksal bir paradoks oluşturur.
•
• ÜÇÜNCÜ Kötülük Problemi (Epicurus Paradoksu): Tanrı kötülüğü ve insanın günah işlemesini engellemek istiyor da gücü mü yetmiyor, yoksa gücü yettiği halde engellemek mi istemiyor? İlk durumda sonsuz güçlü değildir, ikinci durumda ise sonsuz merhametli ve iyi değildir.
•
• DÖRDÜNCÜ Ödül ve Ceza Mekanizması: Sonsuz büyüklükte ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir varlığın, evrende toz zerre kadar yeri olan insanın eylemlerinden "incinmesi", öfkelenmesi veya bunu bir gurur meselesi yapıp sonsuz ceza (cehennem) vaat etmesi, tanrıya insani (antropomorfik) duygular yüklendiğini gösterir.
Bu çelişki karşısında dinler "sınav" ve "özgür irade" kavramlarına sığınsa da, sonucu önceden bilinen bir sınavın amacı geçerliliğini yitirir. Suçlama ve ceza söylemi, tanrısal bir gerçekten ziyade, dinlerin kurulduğu dönemlerde toplumları kontrol altında tutmak ve düzeni sağlamak için kurgulanmış insani bir korku mekanizması izlenimi vermektedir.”
YANITLAR
Bu konular yazıda denildiği gibi yüz yıllardır yinelenmiş sorular ve paradokslardır. Ancak konu konuşma ise bunun bir KISTASI.. sorun bir düşünme ise MİKYASI.. olmalı ki bunun için KELAM ve MANTIK isimli iki şablon kurdum.
Birincisi
KELAM
İkinci
MANTIK
Kelam ve Mantık her ikisi de İNSAN var oluşunda geçerli ve yürürlü iki temel alandır.
KELAM; mütekellim ve muhatab ile makam ve maksad dörtlüsünden teşekkül eder.
MANTIK hüviyet ve şahsiyet ile muhteva ve mahiyet dörtlüsüyle tasavvur edilir.
Şimdi gönderdiğiniz yazı söz konusu edilen problemleri çözümlemeye çalışacağız.
BİRİNCİ
Burada söz konusu edilen kader ve irade konusu sadece dinin değil ahlakın konusu ve hukukun sorunu olan bir mevzudur. Bize okulda hukuk felsefesi derslerimizde okutulan Determinizm ve indeterminizm bahsidir. Biz buna felsefenin PASLI KİLİDİ diyor ve üzerinde durmanın fazla durmuyorduk.
Diğer taraftan dine olarak bu teorik konuyla uğraşılması fazla hoş bulunmamıştır. Zaten Yahudi teolojisi bu konuda İslam teolojisinden yardım alarak Külli irade ile Cüz’i takdir konusunu çözmeye çalışmıştır. Din akılla başlar ama aklı aşar. Hatta Felsefe dahi cem’ ve baz’ ile karıştırarak küll ve cüz sorununu çözememiştir.
Bilimde akıllı olanlar ise ise bu NİHAİ ve SONSUZ işlere bulaşmayarak MAKRO alanda rölativite determinist kuramıyla ve MİKRO alanda kuantum istatistik kuramıyla işlerini görmeye çalışmaktadırlar.
Bu arada mimarlar ve mühendmisler arada ve ortadaki MİDİ dünyada NEWTON fiziği ile dünyevi işlerimi görmeyi sürdürüyorlar.
Bu Rabbin kaderi (ilmi) ve insanın kazası (iradesi) konusunda herkesin kendi kararını vermesi gerekir. Ben konuyu teorik değilde pratik olarak İslam teolojisinde halledildiği şekilde.. kader ve kaza ile ata ve ceza.. ile çözüyorum:
Geçmişe ve musibetlere KADER gözüyle geleceğe ve maasiyete (günah işlemeye) İRADE kulağı ile bakıyorum.
Böylece real yaşayarak ve etik davranarak ve rasyonel düşünerek rahat ediyorum.
İKİNCİ
SORUMLULUK konusudur. Bu sorun trafikte .. yol ve sürücü ve yaya koşullarının nazara alınması nasıl normal ise.. İnşaatta tasarım ve malzeme ve yapı nasıl temelli bileşenler ise.. filimde yazarlık ve yapımcılık ve oyunculuk nasıl bir asıl unsurlarla.. HUKUKTA da yargı ve sav ve savunma öyle bir araya gelerek çözümlenir. Bunu göz ardı etmek.. konuşmayı sadece mütekellimin (Tanrı’nın) beyanından ibaret görmektir. Yani şu anda ortada bir HÜKÜM bulunmamaktadır. Varmış gibi hükmün temyizine ve diğer kanun yollarını baş vurmak akılsızlıktır. Tanrı’yı sorumlu tutarak kendini sorunsuz ve sorumsuz saymak doğru değildir.
Kurallar ve yasaklar ve koşullar ve yasalar ile örülmüş karmaşık bir dünyamız bulunuyor ve bunu basite indirgeyerek teorik sonuçları kesinleştirmek doğru değildir.
Şunu hepimiz bilelim ortada hiç birimiz için kesinlemiş bir karar ve yargı bulunmamaktadır. Kimin imanlı kimin imansız öleceği belli değildir.
Nitekim Mahkeme-i Kübra’da Yaratan’ın yargıçlığında ve Rasulü Ekremin Savcılığında hepimiz yargılanacağız. Asıl o zaman kimin beraat ettiği kimin etmediği ortaya çıkacak. Rabbimizi akibetimizi güzel ve ahretimizi iyi etsin. Amin.
ÜCÜNCÜ
İnsanlar böyle ilginç ve benzer PARADOKSLAR çıkartabilirler. Burada bir başkasını söyleyeyim: Tanrı kaldıramacağı bir taşı yaratabilir mi ?
Şimdi düşüncenin saçmalığını anlamak için Kavramları daha açık ve seçik koyalım.
Tanrı yerine YARATAN diyelim.. “Yaratan kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi ?” tümcesi ortaya çıkar.
Yaratan sözcüğünü de “Her şeye gücü yeten” çevirebiliriz. O zaman cümle şöyle olur:
“Her şeye gücü yeten gücünün yetmediği bir işi yapabilir mi ?” tümcesi çıkar.
Sanırım yukarı da benzer daha pek çok “doksa” aykırı “para” şeyler mantıksal paradokslar türetebilir. Bunlarda mantıksal OYUNLAR olmaktan öte geçmez.. diye düşünüyorum. Oysa hem mantığın hem olgunun geçerli olduğu beş dil ve bilgi katmanımız bulunur ve her birinin de ayrı ayrı alanları ve yöntemleri bulunur. Alanlar ve yöntemler karıştırılırsa birbirinin tersi sonuçlar saçma görünebilir. Bununla birlikte söylemeliyim ki günlük dil ile bilimsel bilgi ilişkileri.. felsefi bilgi ile dini dil ilişkileri.. YBA hızlı anlam sürücüsü ve kolay anlatım aygıtı ile rahatlıkla anlatılabilmekteyiz.
DÖRDÜNCÜSÜ
Felsefnin dine yaptığı ANTROFORMİZM (insan biçimcilik) suçlaması bulunuyorsa dinin de felsefeye yaptığı ANTROSENTRİZM (İnsan merkezcilik) eleştirisi olur. Din Tanrı’yı insana benzetiyorsa Felsefe de insan dışında bir konu ortaya koyabiliyor mu ?
Daha açık bir ifade ile Kral ve köle ilişkisini Tanrı ve kul ilişkisine benzetmek ya da dünyevi savaş ve barışın altında dinin sınav ve yarışını aramak.. yaratılış ve evrimi çatıştırmak.. din ile bilim savaştırmak gibi sorunların ve konuların altından kalkamamak çok yönlü ve yanlı konuları ve alanları ve katmanları GDDY ile tribünlere konuşarak çözmeye çalışmamızdan kaynaklanmaktadır.
Oysa felsefe ve bilimin aralarında ortak bir alan ortaya çıkarmaya çalışmadan sürekli konuyu halkına gündemine GDDY ile getirmeye çalışması yanlış bir yoldur.
Tanrı tanımazlığı bilimciliğe bilimciliği evrimciliğe.. evrimciliği solculuga.. ya da Tanrı tanırlığı dinciliğe.. dinciliği yaratılışcılığa.. yaratlışcılığı sağcılığa.. indirgemek ya da tersine bir mühendislikle sağcılıktan Tanrı tanırlığa.. solculuktan Tanrı tanımazlığa gitmek.. kültürel ve sosyal alanların ekonomik ve politik sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirmesine yol açmaktadır.
Bunun içinde halkın orta dil ve din ile emek ve özgürlük gibi ortak kavramlarını.. etnik ve etik ile ekonomik ve politik değerlerini.. partilere paravana ve ideolojilere paratoner yapmak çağımızın birikmiş sorunları çözmeye yetmemekte hatta bir zaman çözüm olmuş eğerler artık en birinci sorunlara dönüşmüş durumdadır. Amerika senin ne işin var Hürmüz bozağında..
Konuyu kapatacak olursan derim ki; minareye çalan kılıfını hazırlar.. Tanrı’ya inanmak isteyen gerçeklerini sıralayabilir ve Tanrı’yı tanımamak isteyen gerekçelerini karşına dizebilir ve bu hazırlama ustalıkları da yazarları ünlü etmiştir.
Konuyu derinlemesine çözmek isteyene de derim ki: Dinle ve İslamlıkla.. Tanrı ile Ahiret ile bilgi almak isteyen ne kadar şeytanı bulunuyorsa ve ne kadar avukatı oluyorsa.. hepsini alsın Risale-i Nur Külliyatına gittin.. İmam Nursî ona yanıtlarını verecektir.
Osmanziyanın islamla değil insanla derdi bulunur.
İslamiyet üç yüz sene önce bize by by demiştir. Şimdi insaniyet ben gidiyorum artır diyor Transhunamizle…
Eğer insaniyet elden giderse bir daha islamiyete dönemeyeceğimizi düşünüyorum. İnsan olmadan İslam olmaz.. insan İslam olmadan kurtulmaz.. deyip insanlarla İslamların birlikte yaşayabilmesi için gereken önlemleri almalıyız. Doğrusunu Allah bilir.
Sayılarımla
Sağlıcakla kalınız.
0Z0
Yontembilim.com 13.09.2026 üçkuyulur 17:30
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 13-Eylül-2026 Saat 18:47
https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3098 "Balığın yarasına koşan yengeç yarayı sarmaya değil etinden koparmaya gelirmiş." sözü yazar yazara cevap vereceğini kendi reklamını yapar.. bu yazıda böyle kendi reklamını yapıyor. Ancak teşbih her haliyle aynısını göstermez.. kendini görmek ve göstermek isteyenlerde başkasını göremezler.. sonuçta insan insanın aynasıdır. Birbirinde kaybolmadan kendini bulmalıdır. Bunun yolu başkasına saygı göstererek sevgisini kazanmaktır.. derdimizi romanın diliyle terennüm ettiğinize hiç kuşkum bulunmuyor değerli kardeşim.. sağlık ve huzurla birlikte çabalarında başarılar dilerim. diye düşünüyorum.. saygılarımla. 13.09.2026 üçkuyular izmir 18:47
------------- usul esasa mukaddemdir
|
|