Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

hamd davası

Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Diğer
Forum Adı: Din
Forum Tanımlaması: Diğer Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3056
Tarih: 09-Ağustos-2026 Saat 13:53
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: hamd davası
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: hamd davası
Mesaj Tarihi: 22-Temmuz-2026 Saat 14:59


Hamd davası, ben erkeğim sen kadınsın.. ben kadınım sen erkeksin .. ben senden gencim ve yakışıklıyım.. ben senden yaşlıyım fakat deneyimliyim.. fani güzelliğin övülmesi ve geçici güçle böbürlenmesi değil.. ortaya KALİTELİ mal ve hizmet sunulması ve KARAKTERLİ fazilet ve kemalat sunulması ile ilgili bir iftihar ve kıvanç ve sevinçtir.

Ancak bu kıvanç ve sevinç dahi ilk namazda ve ilk rekatta ELHAMDÜLİLLAHİ RABBİLÂLEMÎN dediğimizde Rabbimizi verilir. Verdiği bu başarı ni'metine şükür edilir.

İşte bu yazı bize bu hakikatı anlatıyor.   









HAMD DAVASI


İmamı Nursî, Fatiha-i Şerife'nin hadise şerifle ikiye ayrılması.. yani yarısının Rabbe ve yarısının abde ait olmasınını

ESRAR-I ŞERİAT olarak adlandırmış ve bunları
Risalet (halkın ilası) ve Velayet (hakkın rızası)
ile
Ubudiyet (hüda duası) ve Rububiyet (hamd davası)
olarak görmüştür.

Bizim Fatihayi Şerife Anahtarı FŞA olarak isimlendirdiğimiz bu gizemleri YBA çalışmasılc İSLAMBİLİM olarak yıllarca anlattık.. anlatmayı da sürdüreceğiz.

Konu özellikle Üstadın 31.söz olan MİRAC risalesinde tamamiyle ibare ve ifade edilmiştir. Biz çalışmalarımızdaki tablolarla buradaki anlatımları YBA çalışmasıyla analitik düzlem mutfağında herkesin anlayacağı şekilde bu hale getirdik.
HALK'tan hakka giden soldan sağa giden tasfiye yoluna VELAYET denilir.. yani İlallah..

HAKK'tan halka giden sağdan sola giden kurbiyet yoluna da RİSALET denilir.. yani anillah.

Bu ilallah (Allah’a) ve anillah (Allah’dan) konu islam dünyasındaki TARİKAT KÜLTÜRÜNDE bulunan bir anlam ve anlatımdır. İmamı Nursi'ye has bir saptama değildir.

Ancak bu hususları da ayrıntılı anlatmaya girişmiyorum. Çünkü bizim işimiz HOCALIK değildir. Ben ne hocayım ne de yazarım.. dini ve felsefe içerikler üzerinde durmam. Bunları YBA in reklamı ve propagandası olarak kullanırım. Ne yazık ki bu Osmanziya'nın tanıtımı ve beğendirimi olarak anlaşıldı.. hem öyle olsa bile bunun bana zararı bulunuyor.. okuyan ve düşünen ve anlayana ne alakası olsun.

Ne yazık ki ilim adamlarının çoğu ilimle değil ilim adamlarıyla uğraşırlar.. insanların da kendi kusurları enaniyet ve kibirleri yerine başkasının kusurları gurur ve benlikleri dikkatini çeker.

Herkesin egosunun kusuru kendine yeterken neden başkasının gurur ve kibir ve enaniyetleriyle uğraşılır anlamış değilim. Sanırım bu anlaşılmaz durum şu tuzağa dayanıyor. İnsanların kendilerinin bildiği kabli ve kalbi hastalıklarıyla uğraşmak yerine.. hedef saptırarak başkalarının bilinmez dinleri ve diyanetleriyle ilgilenmesi.. kendini temize çıkarmayı unutmasına yol açar.

Başkalarının bilinmez ve içeride ve intim sferde olan imanları.. ihlasları.. nazarları.. niyetleri.. gereksiz ve bir işe de yaramayan negatif ve olumsuz geri tepkilerde bulunmanın kime ne yararı bulunabilir.

Ey iman edenler zandan içtinab edin.. kuşkusuz zanların bazısı günahtır.. ayetinin sakındırmasını unutarak başkalarının günahları ve yaramazlıkları ile uğraşılması açık bir hata.. hatta bunun daha kötüsünü yaparak onlarım imanlarını ve ihlaslarını söz konusu etmeleri..   ve hatta küfürlerini ve dalaletlerini dile getirmeleri tam bir kendini bilmezliktir.

Hem de bu sui zannı.. tadlıli ve tekfiri.. çok iyi tanıdıkları kimseler ve hatta büyük hocalar ve ünlü din adamları hakkında yapıyorlar. Sınırlı bilgileri ve ezber inançları ile bu işe cesaret ediyorlar.

Elbette hiç kimse aklanmış değil.. mükemmel ve doğru konuşmak zorunda değil.. kamil insanda her insan gibi yanılabilir ve yanıltır. Ancak eğer ilmi ve dini bir hatası buluyorsa onu söz konusu edersin. Fakat bu   kimsenin mümin ya da münafik ya da kafir ya da müşrik olduğu seni hiç ilgilendirmez. Senin şu fikrin yanlış.. dersin. Ancak o yanlış fikir ve düşünce ile sen imanı kaybettin ve küfre girdin gibi ağır bir itham sadece onun avam bir insan ve sığ bir müslüman olduğunu nasa göstermiş olurusun.

Yahudiliğin 400 hristiyanlığın 200 müslümanlığın 100 tane yolunun hiç birinden ve tarihinden haberi olmadığını gösterir. Görüşü sadece kendi sıratına ve yoluna ilişkindir ve ona aykırı olan herkesi dinden.. yahudilikten.. hristiyanlıktan ve müslümanlıktan çıkardığını gösterir.

Bir kimsenin kendisinin hak yolda ve istikamette olduğunu söylemesinin bir sakıncası bulunmuyor. Herkes kendi yolunun eğri olduğunu bilse oradan gitmez. Ancak başkasının yolu ve sıratı ve istikameti hakkında olumsuz söy söylemesi.. çizmeyi aşar ve cehaletini açar.

İmamı Nursi İHLAS hakkında iki risalesi ile bunun uzun uzun izah etmiştir. İlkinde Kardeşleri hakkında TENKİD kapısını kapamıştır. İkincisinde ise benim mesleğin Haktır diyebilir ve fakat Hak yalnız benim gittiğim yoldur.. dediğinde Nur Talebesi ünvanını da tehlikeye atar.

Ben TENKİD ederim.. eleştiririm.. Üstadı eleştiririm.. RNK eleştiririm. Nur Talebesi olmak gibi iddiam olmaz ve Nurcu olmak gibi sıfatım bulunmaz. Kitablarından iman ve hidayet gibi bir şerefi onun vesilesiyle aldığım İmamı Nursi'ye muhabbetim ilk gündün beri eksilmemiştir. Benim gibi Risale Nur Külliyatı gibi eşi bulunmaz bir eserden yararlanmak büyük bir bahtiyarlıktır. Ancak doğrudan denilmese de dolaylı olarak RNK nin Kelamullah ve İmamı Nursinin Rasulullah yeri konulmasına karşıyım.

RNK dan tarikatvari cemaatler çıkartılmış olabilir.. ancak onun dünya çapında kıymetli ve tarih boyunda değerinini kaybetmeyecek bilgilerini ve düşüncelerini ve inançlarını kısır bir tarikatvari cemaatin yanlışlarıyla karıştırmamak gerekir. Her ilim eseri gibi onunda zamanla geçersiz kalan bilgileri.. her din eseri gibi zamanla eskiyen inançları.. olabilir. Fakat onun tarihteki yerini size gösterebilir şu HİKAYEMİ söyleyebilirim: Fetullah Gülen DAVASINI risaleleri kullanarak dünyaya RNK tanıtmaya başlayınca   Dünyanın efendileri R.T.Erdoğan'a dediler ki ya bu adamı durdur ya da senin defterini düreceğiz. O da kendi DAVASINI götürebilmek için.. onun defterini dürmeye çalıştı. Peki senin davan ve projen ve gayen nedir ? Senin bir HAMD DAVAN bulunmuyor mu ? Eğer senin de bir Hamd Davan bulunmuyorsa.. Fatiha Şerifin Anahtarına da ihtiyacın bulunmuyor demektir.. sabah akşam yat kalk.. yatakta ve seccadede.. bakalım ne bulacaksın.
Saygılarımla Sağlıcakla kalınız.
Dinnur YAŞAR
17.07.2026 üçyol izmir 16:19







İKİNCİ YAZI


Bir kimsenin başka bir kimsenin mala ve cana ve namusa ve onura saldırması her devletin hukuk sisteminde karşı çıkılmış ve kanun ve kural ve yaptırım altına alınmıştır. Bunun sağlanması için bir kimsenin dindar ya da Budist ya da Yahudi ya da hristiyan ya da Müslüman olmasına gerek görülmez. İnsan olan her insan bunu kalbinde bulur ve bu evrensel ALTIN KURAL olarak deklare edilmiştir: Kendine yapılmasını istemediğin bir işi başkasına yapmaz.

Diğer taraftan insan olana insan eşya iktisadlı kullanır ve ısraf etmez.. keza eşhası adaletli çalıştırır ve zulm etmez. Bunu sağlamak için o insanın dindar ve ahlaklı ve ibadetli olması gerekmez. Bu da her ülkenin ve kültürün ve geleneğin töre ve namusu olarak herkes tarafından bilinir.

Bunun için dinleşmiş felsefelerin ya da felsefe haline gelmiş dinlerin ya da ideolojilerin bir takım terbiye ve idare sistemleri vaz’ ederek bunları Tanrı adına ya da İnsanlık adına zorla insanları uygulamaya çalışması insanlar arasında düşmanlık ve çatışmalar ve kavgalar ortaya çıkardığını hepimiz görüyoruz.
Toplumların ve kültürlerin.. milletlerin ve devletlerin insanların ortak değerleri olan dil ve din ile emek ve özgürlük kavramlarını bayrak ve paratoner yaparak, dindar ya da   demokratik ya da totaliter sistemler ve rejimler halinde partiler ve ideolojiler halinde toplamaya çalışması ulusal ya da bölgesel ve küresel savaşlara yol açılmasından başka bir işe yaramadı.. aynı dinden olan Katolikler ve Protestanlar.. Sünniler ve aleviler.. yüz yıllardır birbirlerini yedi bitirdi. İster Yahudilik ve Hristiyanlık ve Müslümanlık ister ESKİ DİNLER şeriatları düşünmemek suretiyle.. ister kapitalizm ve sosyalizm ve nasyonalizm gibi YENİ DİNLER ideolojileri inanmamak suretiyle .. insanlığa edecekleri iyilikleri ve uygarlığa verecekleri yararları ya da aydınlatacakları konuları ya da sorunlarını çözecekleri sorunları bulunmuyor. Olsa idi bu güne kadar işe yarardı.
İşte bunun için gerek kamu ve resmi alanında gerekse resmi ve özel alanda insanı birey ve toplum olarak nazara alan ve buna göre sorunları dizayn eden bir ANAHTARA ve konuları konsolide eden ANA HATLARA yani yeni bir bakış açısına ihtiyacımız bulunuyor. Bu da örgütler ve ideolojilerle değil.. şirketler ve partilerle değil.. yeni bir insan tipi oluşturan kültür ve aile sağlanacaktır. Bu tip ORTA yoldur.
Nasıl ki bir kimse cüce ya da dev bir bedene sahip olduğunda toplum ile intibakı nasıl zorlanıyorsa.. nasıl bir kimse bebek ya da dede olduğundan toplum ile bağlantı zayıflıyorsa.. bunun gibi insan sağ duyusunu veya sol görüsünü abartırsa.. aşırı bilgi ya da sevgi yüklenirse toplum ile uyumu zorlaşmaktadır.

UYGARLIIMIZ 60 bin yıllık sesli ve 6 bin yıllık yazılı din ve din birliktelikleriyle oluşturduğumuz kültürlerden bu deneyim ve dersi almış bulunmaktadır. Bundan sonra söylediklerim bu DERSİ almayanlara duruma açıklamak için savlarımı sağlam ve sağlıklı bir şekilde açıklamaya çalışmak içindir.   

Risalet (halkın ilası) AKRABİYET
Ve
Velayet (hakkın rızası) KURBİYET
İLE
Ubudiyet (hüda duası) TESLİMİYET
Ve
Rububiyet (hamd davası) İSLAMİYET

Denklemini yani " ... VE ... İLE ... VE ... " kalıbını herkesin anlayacağı bir surete çeviririyoruz.

Dünyadaki harb ve sulh altındaki ahret imtihan ve müsabakamız içindeki HAMD DAVAMIZ, TİN suresindeki Ahseni Takvim ile başlar hamd davası,   MÜLK suresindeki ahseni amele kadar gider.

Kur'an-ı Mu' cizülBeyan daki surelerde çeşitli nebilerin ismi zikredilmiştir ve farklı farklı konular anlatılmıştır. Fakat YUSUF suresinde tek bir konu ve kısas anlatılmış ve buna da AHSENİ KASAS denilmiştir.

İşte oradak nebinin sadece YUSUF ve babası YAKUB bulunması ve tek konunun İNSAN.. olması açık bir saptama ve ilginç bir işaret değildir. Yani bir İNSAN'ın yaşam çizgisi AİLE formatı içinde tek bir surede anlatılmıştır.

İşte bu Kitabın bu en güzel öyküsü .. en iyi oyunu.. İranlılar tarafından filme çevrilmiş ve muhteşem bir senaryo ile dünya mal edilmiştir. Filimdeki SENARYO suredeki yaşam öyküsünü bire bir gözlere göstermiştir. Rabbimiz çevirenlerden ve oyuncularından ve emeği geçenlerden ebeden razi olsun. Amin.

İşte surenin başında belirtile AHSENİ KASAS ile insan yaşamının ve imtihanlarını ve müsabakalarını.. mücadelelerini ve mücahedelerini yansıtan filminin sonunda HÜSNÜ HATİME de şöyle ifade ediyor: Teveffeni müslümin velhıknı bissalihîn.. Rabbin beni müslüman olarak vefat ettir ve ve salihler içine kat.. deniliyor.

Rabbimiz bizi ve sizi de MÜSLÜMAN OLARAK vefat ettirsin ve SALİH'ler içine katarak HALAS etsin. Amin.

Dinnur YAŞAR 17.07.2026 16:37







ÜCÜNCÜ YAZI
Tablo da
sağdaki İSTİ'DAT'tan soldaki SAN'AT'i giden bir YATAY çizgi bulunuyor..
de aşağıda ki İTİ'BAR'dan yukarıdaki İHDAS'a çıkan DİKEY çizgi bulunuyor.

Bunların ne oldukları da kutularda tanımlanıyor. Sol ve sağ taraftaki kutularda, Yaratan tarafından genetik kodlarla tahsis edilen kabiliyete İSTİ'DAT.. bir ömür süren yolculukla elde ettiği ve onun ikbali ve istikbali olan ihtisasa SAN'AT.. aşağı ve yukarı kutularda tahassüs-ü hissiyatımızın İT'İBARI ile tahassüs-ü hassasiyetimizin İHDASI.. tanımlanıyor.

Dikey ve Yatay ÇİZGİLERLE   "istidat ve san'at ile itibar ve ihdas" DENKLEMİ gösterilmiş.

Belki bunları ayrı ayrı açıklamam ve anlatmam gerekir.. fakat bizim Hazır açık ve seçik Sehil yani ANLAŞILIR yazan hocalık işlevimiz ve yazarlık görevimiz bulunmuyor. Bu işin arkasında bir sır bulunuyor ve bunun için YBA öğrenmem lazım diyecekler için yapılan bir reklamdır, burada anlattıklarım.


Burada biraz daha açık ve seçik anlatılmış.. ancak siz günlük dilin düz yazısını okur gibi değil de bir bulmaca çözer gibi tabloları izleminiz ve incelemeniz bekleniyor.. incelediğiniz ve izlediğiniz tabloları imgelemeniz ve irdelemeniz isteniyor.. zihin temelimiz olan vehmi hatır ve hayati hatır ile yapacağınız tahayyül ve tevehhümlerle lafızları ve ma'nalarını tezekkür ve tefekkür etmeniz icab ediyor.. Bu düşünme ve düşünce ile.. anlamını bilmediğiniz kelime bırakmadan.. ders çalışır gibi bilmediğiniz kelimeleri sözlüklerde aramaya gitmeden.. böylece anladıklarını eleştirip anlamadıklarınızı sormadan.. bu çalışmadan iraz etmek yani İTİRAZ ederek yüz çevirmek.. bu süreçleri geçirmeden ön yargı ve saplantılarla irab etmek yani abd olmadan RABB olmaya kalkmak.. sonra mutabık olmadan muhalif olmaya kalkmak.. sonra muvafık olmadan münafık olmak.. ile suçlamak kendimi TANRI yerine koymak olur ki benim MURADIM bu değil.. kendim dahil herkesin RABB ile mücadelesi bulunur.

kendi içinde NEFSİ beslemekle ile beraber ŞEYTAN'ı büyütür. Bunun farkında değildir.. Bakara suresinin ilk sayfasında bu belirtilir. Alimler bunu açmamıştır.. Bediuzzaman bu ince meseleyi.. yani MÜNAFIKLIK konusunu açmamıştır.

Ancak anlaşılıyor ki bu fetocular ve retocular mücadelesi bize gösteriyor ki bizler nefsimizi besleyerek ve şeytanımızı büyütür birbirimize düşman hale geldik. Bu ülke çapında değil.. dünya çapında bir olaydır. Bunu uzun uzun anlatmama gerek bulunmuyor.. kendim dahil azıcık bir bilgi edinince kendimizi allemeyi cihan görmeye başlıyoruz.. birazcık bir mal edinince kendimiz karun gibi görmeye başlıyoruz.. makam ve mansıpta az biraz yukarı çıkınca benim olsun küçük olsun diğer ve diğerleriyle kardaşliği.. vatandaşlığı ve yurttaşlığı unutuyoruz.

fikretten ve Mehmet akiften.. nazım hikmete ve necip fazıla gelen solculuk ve sağcılık çizgisi.. Tanrı tanırlığımızı dinciliğe ve yaratılışcılığa .. Tanrı tanımazlığımızı bilimciliğe ve evrimciliğe çevirdi.. oysa yaratılıştan başka bir de buyruluş bulunuyor.. evrimcilikten başka bir de devrimcilik bulunuyor. Deneyimin dürülmesi ile dayatımın diriltmesini görmüyoruz.. Yazgının ve kaderin külli determinizmdeki BİRLİK ile yargının ve iradenin cüz'i   istatistiğinindeki TEKLİĞİ görmüyoruz.. kim bilir belki tam tersi bulunur. Asıl olan teklik ve yargıdır da.. tali olan birlikte ve yazgıdır.. bunu anlayacak kapasitemiz de bulunmuyor.. herkesin hocası ne demişse her birimiz onun ezberlerini konuşturmuyoruz.. mukallidiz.. ehli taklid olanların da yüzde doksan dokuzu mukalliddir.. belki bunu abartı görebilirsiniz.. ancak bilgisayar.. internet ve yapay zeka ile dünyanın geldiği nokta bunu gösteriyor.

Çünkü otuz beş yılda bir kişi beni ilimle İNTERNETTE susturamamışsa.. bu benim alimliğimden etrafımın cahilliğinden.. yani ezberciliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Çok şükür ben bilgisizliğimi ve yetersizliğimi biliyorum.. ancak benim bilgisizliğimizi ve yetersizliğimi eleştirene rastlamadım. Bu da konunun bilgi ve sevgi ile değil ilgi ile "alaka"lı ve alaka ile "ilgi"li.. olduğunu gösteriyor.. maalesef çoğumuz ilgisi körelmiş ve alakası dumura uğramış.. bildiklerimiz ve yapabildiklerimizle mutla.. becerdiklerimiz ve başardıklarımızla umutluyuz.. yeni beceri ve başarılar eklemeye.. yeni şeyler bilgilenmeye cealimiz ve özgün işler yapmaya mecalimiz bulunmuyor. Sun'umuz kopuk.. say'imiz çürük.. insanı ve kendimizi tanımaya ve anlamaya hiçte niyetimiz bulunmuyor.. Her ne ise.. Mevla görelim neyler.. neylerse güzel eyler. diyelim.
Saygılarımla
ağlıcakla kalınız.

Dinnur YAŞAR 17.07.2026 17:46
















-------------
usul esasa mukaddemdir



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info