insanlik ve islamlik
Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Yöntem Bilim
Forum Adı: Yöntembilim
Forum Tanımlaması: Yöntembilim Üzerine Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3123
Tarih: 22-Ekim-2026 Saat 23:46 Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com
Konu: insanlik ve islamlik
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: insanlik ve islamlik
Mesaj Tarihi: 18-Ekim-2026 Saat 01:28
Tanrı tanırlık ve Tanımazlık
Sağcılık ve solculuk
Resmi filoloji ve Teoloji
Sivil filozofi ve Teozofi
Dincilik ve Bilimcilik
Dil ve Bilim ve Teknik
Din ve hukuku ve Taktik
Dilin dinleştirilmesi.. TEKNOLOJİ
Dinin dilleştirilmesi.. İDEOLOJİ
https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3123
insanlığı ve islamlığı anlattım ve bu arada TÜRKLER'e de yer verdim.. bakalım okuduğunu anlayan.. anladığını eleştiren ve anlamadığını sorun türkler ve insanlar ve islamlar çıkacak mı ? 18.10.2026 09:08
0Z0
NEBİLER ve VELİLER ile DELİLER ve DAHİLER
Nebiler ve veliler ile dahiler ve deliler.. her biri birbirinden "ayrı" biri "ilim" sahibidirler.. genetik ve kültürel kodlarla ayarlanmış ve gönderilmişlerdir.. bilgi yapıları ve bilim işlevleri nedeniyle birbirinden ayrılsalar bir ortak bir dokuyu işliyorlar.. biz buna kültür ve uygarlık ve insanlık ve islamlık gibi başka adlar veririz. Şunu örnek verebilirim.. yer kürede aksi ve ters yönde ilerleyen iki kişi.. doğrultularını değiştirmezlerse.. bir sürü sonra birbirleriyle bulaşacaklardır.. her ne kadar psik ve fizik kadar ayrılsakta .. bu metafizik ve parapisik kadar uzak olsa da sonuç değişmeyecektir. Kimleri bu kavuşma yerini mahkeme-i kübra diyebilirler.. ancak bundan önce de insanlar ve islamlar bir barış dünyasında beraber yaşayabileceklerdir. Çünkü medeniyet insanlığı ortaya çıkardığı gibi insanlıkta islamlığı ortaya koyacaktır. 0Z0 yontembilim.com 18.10.2026 ÜÇYOL İZMİR 01:32
https://www.youtube.com/watch?v=INPeBNMT0AY
Tanrı Varsa Neden Kendini Gizliyor? | Richard Feynman
Tanrı Varsa Neden Kendini Gizliyor? | Fizik, Felsefe ve Gizli Tanrı Tanrı varsa neden kendini gizliyor? Tanrı’nın varlığı, ilahi gizlilik ve Tanrı inancının ardındaki bilimsel ve felsefi düşünceler üzerine bu gizemi keşfedin. Milyonlarca insan bir yaratıcıya inanırken diğerleri neden ikna edici bir kanıt göremiyor? Bu video, insanlığın en derin sorularından birini felsefi akıl yürütme, bilimsel merak ve insan bilgisinin sınırları üzerinden inceliyor. İlahi gizlilik probleminin dinî inancı nasıl sorguladığını, evrenin varoluş hakkında neler ortaya koyabileceğini ve açık kanıtların yokluğunun neden hâlâ tartışmalara yol açtığını keşfedin. Richard Feynman’ın merak dolu düşünce tarzından ilham alan bu araştırma; varsayımlarınızı sorgulamaya, eleştirel düşünmeye ve korkmadan cevaplar aramaya davet ediyor. 🎯 Bu Videoyu Neden İzlemelisiniz? 🤔 Felsefenin en zorlayıcı sorularından birini keşfedin: Bilinmek isteyen bir Tanrı neden kendini gizliyor olabilir? 🔬 Bilimsel kanıtlar, felsefi argümanlar ve kişisel inanç arasındaki farkı anlayın. 🌌 Evren hakkındaki belirsizliklerin varoluş ve anlam gibi daha derin sorularla nasıl bağlantılı olduğunu keşfedin. 💡 Size neye inanmanız gerektiği söylenmeden kendi varsayımlarınızı sorgulayın. 🧠 Hem inananlara hem de şüphecilere açık, düşünmeye teşvik eden bir araştırmaya katılın.
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 18-Ekim-2026 Saat 08:27
Türkmenler
Doç. Dr. Haluk Berkmen
Türkmen adı ilk olarak Mahmut Kaşgarlı’nın Divanü Lügat-it Türk eserinde belirir. Türkmen halkı Oğuz Türklerinin bir koludur. Türkmen adındaki -men takısı ‘kişi’ demektir. Türkmen adı da “Türk olan kişi” anlamını içerir. Farsçaya Türkçeden giren men sözü ben sözünden dönüşmedir.
Günümüzde Türkmen Türkçesi Türkmenistan’da ve Orta Asya’nın birçok yerinde konuşulmaktadır. Azerbaycan ve İran'daki Türkmenlere Azeriler denir. Anadolu Türklüğünün belkemiğini Türkmenler oluşturur ve bağları oldukça güçlüdür. Kuzey Kafkasya’da konuşulan Türkmen ağzı ile Horasan’da konuşulan Türkmen ağzı arasında farklar bulunur. Bu bakımdan, Türkmen lehçeleri ve ağızları Oğuz Türkçesinin ana gövdesini oluştururlar.
Hazar Denizi'nin ötesinde yaşayan Türkmenlere "Yaka Türkmenleri", Anadolu'da yerleşik Türkmenlere ise "Anadolu Türkmenleri" denir. Türkmen dili Türkçe’nin bir lehçesi olup onun da birçok yerel ağızları bulunmaktadır. Bu ağızlara verilen isimler şöyledir. Teke, Salır, Yomud, Gökleng, Nohur, Anav, Suhri, Kıraç, Çandır, Mukri, Hatap, Bayat ve Arabacı. Türkmen Türkçe’sine örnek olarak birkaç basit cümleye bakalım:
Caayıng binaası berk uruldu. (Binanın temeli sağlam yapıldı)
Bu ifadede berk /sağlam, güçlü/ ve urulmak /oluşturulmak, yerleştirilmek/ anlamlarını taşır. Her iki sözcük çok eski kök sözcüklerdir. UR sözü Sümercede de aynı anlamlı olup, Sümer ülkesinde Ur ve Uruk adlı iki şehir vardı. Bir diğer örnek:
Zala münge golay adam sığyar.
(Buraya bin kişi kolayca sığar)
Bir diğer örnek:
Uukısızlık zerarlı kellem ağralıpdır.
(Uykusuzluktan dolayı başım ağrıyor)
Cümle yapısı tamamen Türkçe ile aynı olsa da sözcüklerde ufak farklar vardır. Anadolu’ya Harezm bölgesinden 13cü yüzyılda gelen Türkmenlerin Türkçesi zamanla günümüzün Türkçesine dönüşmüştür. Geleneklerinde dürüstlüğe, doğruluğa ve ahlak değerlerine büyük önem veren Türkler, doğu Anadolu bölgesinde ticaret ve üretimle uğraşan esnaf ve zanaatkârların yaşam değerlerini oluşturmuşlar ve kurdukları ahlak sistemine de Âhilik demişlerdir.
Âhilik sisteminde genç yaşta belli bir meslek sahibi olmak isteyen kişiye ‘yamak’ denirdi. Yamaklık iki yıl veya biraz daha fazla sürerdi. Yamaklıktan çıraklığa yükseliş, usta ile yamağın babası tarafından karşılıklı görüşme ile kararlaştırılır ve bu karar bir tepsi baklava dağıtılarak çarşı esnafına duyurulurdu. Ardından başlayan çıraklık dönemi genelde üç yıl sürerdi. Bu sürenin sonunda usta, çırağın mesleğinde yeterince yetiştiğine ve ahlaken güvenilir olduğuna karar verdiğinde çırağı kalfalığa teklif ederdi. Esnaf Odasına bu durum incelenir ve uygun görülürse ‘Peştamal Töreni’ denen bir törenle çırak kalfalık kuşağını takardı.
Peştamal Töreninde usta tarafından seçilen bir alet veya araç kalfaya hediye olarak sunulurdu. Kuşak takındıktan sonra kalfanın üç yıl boyunca dürüst bir şekilde çalışması ve hakkında hiçbir şikâyetin olmaması gerekirdi. Bu şartların sağlandığına karar veren usta kalfasının ustalığa terfiini isterdi. Her ne kadar bir kalfasını usta çıkarabilmiş olmak o usta için çok değerli bir başarı olsa da ehliyeti tamamlanmamış bir kalfayı ustalığa teklif etmek, hem ayıp hem de suç sayılırdı.
Haluk BERKMEN
DEDİM Kİ:
Yazıdan anlaşılıyor ki Sümerler ve Samiler KÜL ve TÜR içinde birbiri içine girmiş.. islamlık insanlığa sos insanlık islamlığa küs olmuş.. bozuk kültürler yamuk milletler ortaya çıkmış.. kültürün olmazsa olmaz bileşenleri olan dünya ve dil ve din zaman içinde o hale geliyor ki resmi filoloji ve teoloji sivil filozofi ve teozofi ile bu günün dili dinleştiren mekaneye ve dini dilleştirilen zamaneye intikal ediyor; kültürlenme.. kültürleme.. kültürleşme ile ortaya çıkan ticaret ve siyaset uluslararası hal aldıkça insanı doğaya yabancılaştıran teknolojisine ve insan insandan uzaklaştıran ideolojisine dönüşüyor. Yabancılaşma ve uzaklaşma ile yalnızlaşan insanların alimleri rehberlik ve ruhbanlık gururuna ve cahilleri büyücülük ve şamanlık kibrine kapılarak sözün (kelamın) taşıdığı bilginin ve değerin bozukluk ve yamukluğu sozun (kalemin) belge ve buyruk gücünü düşürüyor. Çoğu söz ve işten sonra takke düşüyor ve kel görünüyor. Kim bilir benim sözlerimde öyledir lakin bu güne kadar dediklerime eleştiri ve söylediklerim bir soru gelmediği için durumumu bende bilmiyor. Yalnız "kalem"de haps oluyorum.
Bu günün dindarlığa âmâde ve masonluğa angaje ve marksizme adanan aydınların gerçeklerini satma ve pazarlama çabasından kurtulup onu arama ve bulma doğalına ve normaline döneceği günü bekliyoruz.
18.10.2026 üçyol izmir 08:26
0Z0 yontembilim.com
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 18-Ekim-2026 Saat 08:29
Türk halkları veya Türkî halklar (Eski Türkçe: 𐱅𐰇𐰼𐰰, Türük; Şatuo: 突厥, Pinyin: Tūjué; Eski Tibetçe:[34] drugu), Avrasya'da geniş bir coğrafyada dağınık olarak yaşayan ve çeşitli Türk dillerini konuşan etnik Türk gruplarıdır.
Coğrafî dağılım
Türkmenler Ahalteke atında Gümrü Azerileri Özbek bir kız Kırgız manasçı Shaabay Azizov (Karakol) Dönem kıyafetiyle bir Türkiye Türkü
Türk halklarının 1995 yılındaki verilere göre toplam nüfusu 200 milyona ulaşmıştır.[1]
Sovyetler Birliği'nin dağılması ile Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan bağımsızlıklarını kazandılar ve Türk dillerini egemen ve resmî dil olarak kabul eden devletlerin sayısı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte yediye çıkmıştır. Bunların dışında Rusya, İran (Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil, Zencan, Hamedan ve Fars eyaletleri ile Türkmensahra bölgesi), Çin (Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan), Kansu), Tacikistan ve Afganistan (Mezar-ı Şerif çevresi), Gürcistan (Ahıska, Ahılkelek, Borçalı (Kvemo Kartli) bölgeleri)'da Türk dilleri konuşan azınlıklar yaşamaktadırlar.
Osmanlı Devleti'nin yayılma alanında bulunan Yunanistan (Trakya Bölgesi), Bulgaristan (Rodop ve Deliorman bölgeleri), Romanya (Dobruca'nın batısında), Kosova, Kuzey Makedonya, Suriye, Mısır ve Irak'ta da (Musul, Kerkük, Erbil bölgeleri) Türkler ve Türkçe konuşan topluluklar bulunur.
Ayrıca modern dönemdeki işçi göçleri sonucunda, Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Avusturya, İsviçre, İsveç, Danimarka, Norveç, Büyük Britanya, ABD, Kanada, Avustralya, Libya, Suudi Arabistan ve Yeni Zelanda gibi birçok ülkede Türk toplulukları oluşmuştur. Avrupa Birliği'nde en çok Türk nüfusu bulunduran ülke Almanya'dır.
Aşağıda Türk dillerini anadili olarak konuşan toplulukların başlıca yerleşim alanları ve yaklaşık nüfusları gösterilmiştir.
oplam nüfus
200 milyon (1995)[1]
Önemli nüfusa sahip bölgeler
Türkiye
60.000.000-68.000.000[2][3]
Özbekistan
34.600.000[4]
İran
32.000.000 – 40.000.000[5][6]
Rusya
11.760.285 – 15.000.000[7][8]
Çin
14.849.837[9][10][11][12]
Kazakistan
16 250 872[13]
Azerbaycan
10.047.000[14]
Avrupa Birliği
8.000.000 – 10.000.000[15]
Kırgızistan
7.000.000
Türkmenistan
7.000.000
Afganistan
4,600,000-5,300,000 (2017)[16][17]
Irak
1.500.000-3.000.000[18][19]
Suriye
750.000-1.500.000[20][21]
Tacikistan
1.200.000[22]
Bulgaristan
585.000[23][24]
Ukrayna
300.000[25]
Gürcistan
300.000[25]
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
280.000[26]
Moldova
158.000[27]
Yunanistan
130.000[28]
Moğolistan
110.000[29]
Kuzey Makedonya
82.000[30]
Güney Kore
73.800[31]
Kosova
69.297[32][32]
Amerika Birleşik Devletleri
1.000.000+[33]
VİKİPEDİ den
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 18-Ekim-2026 Saat 09:01
Sanırım Dücane'den öne söyledim:
"İnsan olarak doğdum ve kendimi Türk dili içinde buldum.. büyük insanlık olarak islamlığa doğru gidiyorum."
Fakat ne yazık ki KIRK YILDIR insanbilim ve islambilim çabalarıma hiç bir katkı ve yardım ve dayanışma bulamadım.
İNSANLAR okuyarak ve deneyerek ve yanılarak.. sonuçta bunları değiştirerek ve düzelterek genişler ve gelişirler. Bununla beraber iletişim ve bilişim ve bildirişimlerinde birbirlerinin sözlerinden anladıklarını eleştirerek ve anlamadıklarını sorarak bu gelişim ve iyileşmeyi ve yetkinleşmeyi artırırlar.
İnsanbilim ve islambilim yolunu açan içeriksiz YBA çalışmalarımın biçimini zaten söz konusu etmiyorum.
Elbette bu yeni teknik ve yöntem ve dil benim dışımda kendi yolunu ve yürüyüşünü açacaktır. Ancak bir içerik ve düşünce ve bilgi ve inanç taşıyan insanbilim yazmalarımı ve islambilim çalışmalarıma İNSANLARIN sessiz kalmasının çeşitli nedenleri olabilir.. fakat en başında insan olmanın kolay olmamasıdır. Bir kimsenin biolojine ve psikolojisini bakarak onun âdem mi yoksa bir primat mı olduğu anlaşılmaz.. bu gün dünyada nasın büyük bir çoğunluğu kendimi âdem oğlu bilirken ADEMDEN haberi olmayan azınlık bir aydın kesimi kendini homo sapiens saymaktadır. Gururu ve Riyası ve Kibrinde GARK olmuş bu kimseler elbette seçtikleri yolun sonucunu katlanıyor ve katlanacaklar.
İnsan olmadan İSLAM olmaz.
İNSAN islam olmadan kurtulmaz.
Sloganımı sürdürüyor ve İNSAN olmaya çalışıyorum lakin güç yetiremiyorum. Çünkü insan olmak kolay değildir ve islam olmak ise bundan daha zordur.
Kendi içimizde kapalı kalmadan dışa açılmak ve birbirimiz ANLADIKLARIMIZI eleştirmek ve ANLAMADIKLARIMIZI sormak yolunda ilerleyelim diyorum. Gerçek insanlık ve islamlik gibi anlamak ve anlatmakta zor bir iştir.
Bu savaş ve bariş dünyasında bu bu zorluk ve kolaylıkta sınav ve yarış değil mi ?
Çetin ALTAN'ın dediği gibi enseyi karartmak ve umut kesmek yol.. var gücümüzle insan ve islam olmaya çalışacağız.
Saygılarımla
Sağlıcakla kalınız.
18.10.2026 pazar 09:04
OZ0

------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 18-Ekim-2026 Saat 09:20
BURADA İKİ TANE MEHMET ÇELİK bulunuyor:
EKŞİ SÖZLÜKTE YAZMIŞLAR:
az önce tam prof'luğu ile karşısındakini ezmeye yeltenmişken lafı ağzının ortasına yiyip, kaypak kaypak sırıtarak susmak zorunda kalan yıkıktır.
BİRİNCİ Vanlı MEHMET ÇELİK
Evet, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile akademisyen Prof. Dr. Mehmet Çelik kardeştir.
Hüseyin Çelik ve Mehmet Çelik, Vanlı Molla Hasan Çelik'in çocuklarıdır. Ailenin çocukları arasında Hüseyin Çelik, Mehmet Çelik, Ramazan Çelik, Hamit Çelik, Mahmut Çelik ve Ahmet Çelik gibi isimler yer almaktadır.
illi Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ilgi çekici kişiliğiyle tanınır. Bakan Çelik'in ailesi de özellikli bir aile. Hüseyin Çelik, 6'sı erkek 9 kardeş. Aile, eğitimci kimliğiyle öne çıkıyor.
Altısı erkek dokuz kardeş olan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, aile bağlılığının güzel bir örneğini sergiliyor. Çelik'in erkek kardeşlerinin çoğu kendisi gibi eğitimci...
Bugün Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürüten Hüseyin Çelik, tam 9 kardeşe sahipti. Çelik kardeşlerden Ali Çelik, 29 yaşında geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Kalan kardeşler ise birbirine bağlılığıyla biliniyor. Bakan Çelik, kardeşlerin üç numarası. Çelik kardeşlerden sadece Bakan Hüseyin Çelik ile öğretmen olan Hamit Çelik esmer, diğerleri ise sarışın ve mavi gözlü. Bakan Hüseyin Çelik bu durumu, ?Mehmet'le ben tipo baskıyız' esprisiyle özetliyor.
Hepsi eğitimci
Çelik kardeşlerin bir başka özelliği ise uğraştıkları işler. Kardeşlerin tamamına yakını eğitim alanında çalışıyor. Hüseyin Çelik Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürütürken, ağabeyi Ramazan Çelik, Van 100'üncü Yıl Üniversitesi'nde genel sekreter. Mehmet Çelik Bahçeşehir üniversitesinde öğretim görevlisi.
Hamit ve Mahmut Çelik kardeşler ise Van'da öğretmenlik yapıyor. Erkek kardeşlerden sadece Ahmet Çelik eğitim alanında değil. Ahmet Çelik, Van'da esnaf. Çelik kardeşlerin geri kalan 3'ü ise kız kardeşler. Asiye, Saniye ve Süheyla Çelik kardeşler çalışmıyor.
star
Çelik Ailesi taziyeleri kabul ediyor
Eski Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik'in babası Molla Hasan Çelik'in hayatını kaybetmesi ve toprağa verilmesinin ardından, Çelik Ailesi taziyeleri kabul ediyor.
03.07.2019 - 17:51YAYINLANMA
—PAYLAŞIM
Geçtiğimiz gün tedavisi esnasında hastanede hayatını kaybeden Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İşadamı Ramazan Çelik, akademisyen Doç. Dr. Mehmet Çelik, Mahmut, Ahmet ve Hamit Çelik'in babaları Molla Hasan Çelik, Yukarı Nurşin Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Akköprü Mezarlığında toprağa verilmişti.
Alim olan merhumun naaşı toprağa verildikten sonra Çelik Ailesi İstasyon Mahallesi'ndeki taziye evinde taziyeleri kabul ediyor.
Eski Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik'in yanısıra, ağabeyi Ramazan Çelik ve Çelik kardeşler de taziye yerinde acılarını paylaşanlara teşekkürlerini sunuyor.
Taziyenin ilk ve ikinci gününde büyük yoğunluk dikkat çekerken, Bakan Çelik'i telefon aracılığıyla ülke yönetimindeki çok sayıda üst düzey isim arayarak taziyelerini bildirdi.
Taziyeye, Eski Başbakan Yardımcısı ve Van Milletvekili Prof. Dr. Beşir Atalay, Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Ak Parti İl Başkanı Kayhan Türkmenoğlu, Önceki İl Müftüsü Nimetullah Arvas, Van TSO Başkanı Necdet Takva, çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, işadamları, vatandaşlar ve Çelik ailesinin yakınları katıldı.
Taziyede bol bol Fatiha süresi ve duaların yanı sıra imamlar tarafından Kur'an tilaveti sunuldu.Van Bölge Gazetesi
İKİNCİ Elazığlı MEHMET ÇELİK
Mehmet Çelik (Tarihçi)
B https://www.biyografya.com/tr/biographies/mehmet-celik-tarihci-547b6275
u sayfa Biyografya editörlerince hazırlandı. Sizin sayfanızsa yönetimini devralabilirsiniz.
Akademisyen
Araştırmacı Yazar
Tarih Profesörü
Doğum
5 Haziran 1954
Elazığ
Eğitim
Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam ve İslâm Felsefesi Bölümü ile Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı
KimdirFotoğraflar
Akademisyen, tarih profesörü, yazar. 5 Haziran 1954, Elazığ doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Elazığ’da, yüksek öğrenimini Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam ve İslâm Felsefesi Bölümü ile Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı’nı bitirerek tamamladı.
1980 yılında akademik hayata intisab eden Prof. Dr. Çelik 1982–1987 yılları arasında Mor Gabriel Manastırı’nda Süryanca ve Hristiyan Teolojisi üzerine eğitim aldı. Fırat Üniversitesi'nde 1990-1995 yılları arasında Yardımcı Doçent, 1995-2001 yılları arasında Doçent, 2001 - 2016 yılları arasında Celal Bayar Üniversitesi'nde Profesör ünvanıyla öğretim görevlisi olarak görev yapmıştır.
Tv Programı:
2016 yılında ANKA Teknoloji Üniversitesi Rektörü olarak atandı. Ülke Tv'de Turgay Güler'in sunduğu Sıra Dışı Tarih programına da sık sık konuk olmaktadır.
Ayrıca Manisa Medya Tv'de Abdullah Polat ile birlikte hazırlayıp sundukları Tozlu Sayfalar isimli program ile her çarşamba ekranlarda yer almaktadır.
Kitapları:
Süryanca Dil Bilgisi (1994), Ortadoğu Mozaiği I: Süryaniler-Nasturiler (1996), Süryaniler Tarihi (1996), Türkiye’nin Fener Patrikhanesi Meselesi (1998), Siyasal Sistem Açısından Bizans İmparatorluğu’nda Din – Devlet İlişkileri-I (Kuruluşundan X. Yüzyıla Kadar, 3. Basım, İzmir, 1999), Fener Patrikhanesinin Ökümeniklik İddiasının Tarihi Seyri 325-1453 (İzmir, 2000), Güne Düşülen Notlar 2, Tarihin Hafızası.
Makale ve Bildirilerinden Bazıları:
“Sır Dinleri”, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Erzurum, 1988.
“Synoptic İncillerin Kaynakları ve Tahlili Mukayeseleri”, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Erzurum, 1988.
“Hülafâ-i Râşidin Döneminde Beytü’l-Mal (Kurumlaşması, Gelişmesi ve İşleyişi)”, Fırat Üniversitesi I. Tarih Sempozyumu Bildirileri, Elazığ, 1993.
“Ahmet Yesevi’nin Tebliğ Metodu”, Milletler Arası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu Bildirileri, Erciyes Üniversitesi Yayınları, Kayseri, 1993.
“Maceranın Huzura Tercihi ve Bir Milletin Dramı”, Askeri Tarih Bülteni, Genel Kurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, 1994.
“Bizans Devletinin Antakya ve Yöresinde Giriştiği Kitle Katliamları (IV. - VII. Yüzyıllar)”, II. Hatay Tarih ve Folklor Sempozyumu Bildirileri, Ayrı Basım, Antakya, 1995.
“Fener Patrikhanesinin Ökümeniklik İddiası Kutsal Kilise Kanunlarına ve Tarihi Gerçeklere Aykırıdır”, III. Hatay Tarih ve Folklor Sempozyumu Bildirileri, Ayrı Basım, Antakya, 1995.
“Fener Patrikhanesinin Batı Destekli Ökümeniklik İddialarının Siyasal Açıdan Türkiye İçin Doğurduğu Tehlikeler”, Değişen Dünya Dengeleri İçinde Askeri ve Stratejik Açıdan Türkiye Sempozyumu, Beşinci Askeri Tarih Semineri Bildirileri, Ankara, Genel Kurmay Basımevi, 1996.
“Selçukluların Ayrılıkçı Cereyanları Karşı Devlet-Ümmet Bütünlüğünü Sağlama Politikasının Temel Umdeleri”, Meslek Hayatının 25. Yılında Prof.Dr.Abdulhaluk M.Çay Armağanı, C.I , Ankara, 1998.
“Bizans ve Osmanlı Toplumlarında Din-Devlet İlişkilerinin İnsan Hakları Açısından Analizi”, Osmanlıda İnsan Hakları Uluslararası Sempozyum Bildirileri, Celal Bayar Üniversitesi, Manisa, 1999.
“Büyük Konstantinos ve Cesaropapizm Yönetim Anlayışının İznik Boyutu”, Birinci Uluslar Arası İznik/Nicaea Sempozyumu, İznik, 2000.
KAYNAK: Mehmet Çelik Biyografisi (haberler.com, 05.08.2018), Vali Deniz, Anka Teknoloji Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik’i Ağırladı (manisa.gov.tr, 12.09.2026).
Fotoğraflar
------------- usul esasa mukaddemdir
|
|