Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

dunyanin lagimi acildi

Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Genel
Forum Adı: Dünya
Forum Tanımlaması: Genel Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2963
Tarih: 10-Şubat-2026 Saat 18:12
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: dunyanin lagimi acildi
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: dunyanin lagimi acildi
Mesaj Tarihi: 04-Şubat-2026 Saat 23:08

https://www.youtube.com/watch?v=JyfBFWtN7F0&t=130s


Epstein şebekesinin Türkiye ayağı | Canlı Yayın | 02 Şubat Pazartesi 20:00

onlar

Pedofili adası..

Epstein 2019 da hapishane de intihar etmiş

Mosad Ajanı



-------------
usul esasa mukaddemdir



Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 05-Şubat-2026 Saat 08:30

Hayatta EN HAKİKİ mürşit ilimdir paylaştı


Schrödinger ve Bilinç: Kuantum Felsefesi ile Evrensel Zihin
Erwin Schrödinger, kuantum mekaniğinin kurucularından biri olarak yalnızca fizik alanında değil, aynı zamanda felsefi düşünceleriyle de tanınır. Schrödinger, klasik teist bir inanca sahip değildi; evrende kişisel bir Tanrı değil, tüm varlıkları kapsayan temel bir birlik olduğuna inanıyordu. Ünlü sözü, “The total number of minds in the universe is one” (“Evrenin toplam zihin sayısı birdir”), onun bu dünya görüşünü özetler. Ona göre, ayrılık ve ayrı zihinler algısı, derin düzeyde bir birliğin ilüzyonu olabilir.
Schrödinger’in kuantum mekaniğine dair düşünceleri, özellikle dolanıklık ve parçacıkların birbirine bağlılığı, felsefi olarak bilinç üzerine spekülasyonlara ilham vermiştir. Ancak Schrödinger’in kendisi bilinçle kuantum olaylarını doğrudan ilişkilendiren bir teori geliştirmemiştir. Onun amacı, kuantum fiziğinin temel paradokslarını ve doğanın birliktelik yapısını anlamaktı.
Modern teorilerden biri olan Orch-OR (Orchestrated Objective Reduction), Stuart Hameroff ve Roger Penrose tarafından önerilmiş, mikrotübüllerdeki kuantum süreçlerinin bilinç deneyimine katkıda bulunabileceğini öne sürer. Schrödinger’in evrensel zihin görüşü ile bu teori arasında tematik bir benzerlik kurulabilir; her iki yaklaşım da bilinç olgusunun sadece beynin içinde üretilen yerel bir fenomen olmadığını, daha geniş bir bağlama işaret edebileceğini öne sürer. Ancak Schrödinger’in bu teoriye doğrudan desteği yoktur; bu bir yorum ve felsefi bağlantıdır.
Bu perspektiften bakıldığında, bilinç evrensel bir fenomen olarak görülebilir: Evrende var olan tüm canlı sistemler, kendi evrimsel tasarımlarına uygun biçimde, bu temel bilinç alanına erişiyor gibi düşünülebilir. Schrödinger, muhtemelen bu görüşü, kuantum mekaniğinin sunduğu matematiksel ve felsefi ipuçlarıyla uyumlu bir şekilde yorumlardı; ancak modern kuantum bilinç teorileri onun yaşamı boyunca geliştirilmemişti.

dedi

dedim ki:

Melaike ve-er-ruh.. dediğine göre ayet.. böyle bir varsayım muhal görülmez.. lakin makul değildir. Bir-raB ve Hür-Ruh polindromu da da buna işaret eder.. lakin genel kabule uygun düşmez. Başka bir alimde EVREN bir elektrondur demişti.. bu tür düşünceler dini panteist ve panenteist yoruma uygun düşer lakin TEİST değillerdir. Birlik elde etmek için çokluktan ve ikilikten vaz geçilmeye çalışılır.. lakin din dışında bu tür çözümler hem bilimsel hem felsefi olmaz. Bu tür düşünceler bilim'in din'e benzeme gayretleridir.. din birliktir.. bilim ikilik.. felsefe çokluk. Artık bunu olduğu gibi kabullenelim. Bilimi ya da felsefeyi din.. dini de bilim veya haline getirmeye çalışmayalım. Bu konuda düşüncelerim face ve web sayfalarımda anlatılmış ve gereğine de açıklanmıştır. 0Z0 yontembilim.com


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 05-Şubat-2026 Saat 20:50


https://www.youtube.com/watch?v=xjlMFsfuJdo


Jeffrey EPSTEIN Kimdi ve Nasıl Yakalandı?


Diamond Tema

MAHMUT ÖVÜR yazdı Sabah Gazetesi

Epstein dosyası: Gerçekle örtülen büyük resim
Dünya bir kez daha Jeffrey Epstein skandalıyla sarsılıyor. Fakat önümüze konulan, hakikatin kendisi değil, kırıntılarıdır. Amerika Birleşik Devletleri belgeleri damla damla açıklayarak büyük resmi perdelemekte, suçu zamana yayıp unutturma taktiği izlemektedir. Oysa bu mesele birkaç sapkının değil, ahlaksızlığı sistemleştiren küresel bir zihniyetin meselesidir.

KRONOLOJİ NE ANLATIYOR?
2005: İlk şikâyetler gelir; dosya kapatılır.
2008: Epstein mahkûm olur; ayrıcalıklı bir ceza rejimi uygulanır.
2019 Temmuz: Yeniden tutuklama.
2019 Ağustos: Tek kişilik hücrede "ölüm".
2020-2024: Dosyalar raflarda bekletilir.
2025 sonrası: Belgeler parça parça servis edilmeye başlanır.
Bu takvim, adaletin değil siyasetin takvimidir. Gerçek bir temizlik istenseydi, resmin bütünü tek seferde ortaya konurdu. Parçalanmış açıklamalar, suç ortaklarına kaçış koridoru açmaktan başka işe yaramaz.

GÜÇ SAHİPLERİ SINIR TANIMAZ
Önce temel bir gerçeği hatırlatalım: Ne İslam, ne Hıristiyanlık ne de Yahudilik; insan onurunu çiğneyen bu tür sapkınlıklara cevaz vermemiştir. Çocuk istismarı, insanın metalaştırılması, gücü ahlakın üstüne koymak; bütün ilahi geleneklerde en ağır günahlar arasındadır.
Kuran'ın ölçüsü evrenseldir: "Kim bir cana kıyarsa bütün insanlığı öldürmüş gibidir; kim de bir canı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibidir." (Maide, 32).
Epstein ağında gördüğümüz ise bu ölçünün tam zıddıdır: İnsanı yaşatmak değil, kullanmak; korumak değil, harcamak. Bugün kendini "dünyayı yöneten akıl" diye sunan çevreler, insanı üç sınıfa ayırmıştır: Yöneten dokunulmazlar, hizmet edecek kitleler ve gözden çıkarılabilir "fazlalıklar".
Bu anlayışta ahlak, yalnız zayıflar için geçerlidir. Güç sahipleri sınır tanımaz. Epstein adası bu zihniyetin laboratuvarıdır. Orada işlenen suçlar münferit sapmalar değil; ideolojiye dönüşmüş bir seçkinciliktir.

İSTİHBARAT OYUNLARI
Bu dosyanın en kritik boyutu, istihbarat servisleriyle kurduğu ilişkidir. Epstein ağı yalnız ahlaki bir bataklık değil, şantaj üretim merkezi olarak işlev gördü. CIA ve MOSSAD başta olmak üzere bazı servislerin bu ağdan elde ettiği kayıtlar, siyaseti ve finans dünyasını dizayn etmek için kullanıldı. Demokrasi sandıkta görünürken, gerçek iktidar kaset odalarında kuruldu.
Bu yöntem bize yabancı değil. Türkiye'de FETÖ yapılanması, devlet yöneticilerine tuzak kurup görüntüler kaydetti; bu kayıtları terfi ve ihanet mekanizmasının anahtarı yaptı. Epstein modeli bunun küresel ölçekte daha sofistike versiyonudur. Tankla değil, görüntüyle yönetmek modern darbenin adıdır.

KÜRESEL VAKIF DÜZENİ
Ekonomik cephede de benzer bir mimari var. "Giving Pledge" yemin etme sistemiyle Amerikan milyarderlerinin büyük kısmı servetlerinin neredeyse tamamını aynı dar çerçevedeki vakıflara yönlendirdi. Bill & Melinda Gates Foundation gibi birkaç dev yapı, küresel sağlık, gıda ve dijital kimlik projelerinde olağanüstü güç merkezine dönüştü.
Peki neden bu insanlar servetlerini kendi aile vakıflarına değil de aynı adreslere bıraktı? Bu yapılar yalnız hayır kurumu mu yoksa seçilmemiş bir küresel vesayet mekanizması mı?
Buradan çıkışın tek yolu var: Gerçek temizlik... Belgelerin tamamı sansürsüz açıklanmalı, uluslararası bağımsız yargı kurulmalı, mağdurların sesi merkeze alınmalı, para ve güç ağları şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır.
Epstein dosyası, dinsizliğin değil ahlaksız aklın insanı nereye sürüklediğinin belgesidir. Kutsalı olmayan güç, medeniyet değil felaket üretir. Tarihte Firavun'un, Lut kavminin, Karun'un düştüğü çukur aynıdır: Gücü ilahlaştırmak.
Amerika artık kırıntı vermeyi bırakmalı; resmin tamamını ortaya koymalıdır. Çünkü gerçek temizlik ancak hakikatin bütünüyle mümkündür. Bu yapılmadıkça insanlık nefes alamayacak, benzer acılar tekrar edecektir.
İnsanlığın ihtiyacı nefret değil; yeni bir adalet sözleşmesidir.

Mahmut ÖVÜR yazdı
Yiğit Adam Paylaştı Face de



-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 06-Şubat-2026 Saat 00:19







İSKİLİPLİ ATIF'IN
OSMANLI SİCİLİ DE BOZUK ÇIKTI


       Necip Fazıl'ın ve siyasal islamcıların, mazlum, şehit, mağdur ilan ettiği İskilipli Atıf'ın Osmanlı siciline niye bakılmaz? Ömrünün son beş yılı üzerinde tepinmek yanlıştır.. Bu durum anlaşılır şey değildir.
       Tarihe kendi tezimizi destekleyecek tek yanlı bilgi toplayarak değil bizi gerçeğe götürecek çok yönlü bilgileri topladıktan sonra karar vermeliyiz.
       İskilipli Atıf, Atatürk ve Cumhuriyet ile kavgalı peki Abdülhamit ve Osmanlı ile dost muydu?
       1905 yılında, dengesiz davranışları yüzünden Abdülhamit tarafından Bodrum'a sürüldü. Osmanlı Döneminde müderrislerin cami kapılarında cer açması (para toplaması) yasaktı, çünkü devletten en yüksek maaşı alıyorlardı. Bodrumda para toplarken ihbar edilmesi üzerine suçüstü yakalandı. Cebini doldurduktan sonra eski medrese arkadaşlarından Kırımlı İbrahim Efendi'nin pasaportunu çalarak Kırım'a kaçtı. Zaten vaazlarından sonra cami cemaatinden para toplaması da bu kaçma planının hazırlığıydı.
       II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a döndü. Bu defa katıldığı 31 Mart İsyanı'nda Beyazıt Meydanı'nda "Din elden gidiyor, başında fes olanlar kafirdir, kafirlerin kellesini kesin" bağrışları yüzünden İngiliz provakasyonuna destek verdiği için tutuklandı. Cezası idamdı ama Osmanlı geleneğinde müderrislere idam cezası verilemiyordu, bir haftalık hapisten sonra serbest bırakıldı.
       Bu maceraperest İskilipli Atıf günümüz Müslüm Gündüz'ünün bir benzeriydi. 1913'te, Başbakan Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesi olayında suçlu bulunarak 5,5 yıllığına Sinop'a sürüldü. Sonra, Kuvvayı Milliye karşıtıdır. İngiliz casusu Robert Frew'in kurdurduğu İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucusu ve yöneticisidir. Bu İngiliz maşası Alemdar gazetesi'nde "Dinin ve devletin anahtarını İngiliz'in eline vermekte beis yoktur" diyecek kadar da Osmanlı düşmanıdır.
       İskilipli Atıf dengesiz biriydi. Sadece Cumhuriyetle değil Osmanlı ile de kavgalıydı... Yukarıya sıraladığım bilgiler işlerine gelmediği için "Siyasal İslamcılar" tarafından görülmez, yok sayılır, inkar edilir...
       Siz, "Dünya tepsi gibi düzdür" deseniz de dünya yuvarlaktır ve dönmeye devam ediyor.
       Tek yanlı bilgilerle hüküm verenlere verdiğim rahatsızlık için özür dilerim
       Alper Aksoy

Mevlut UYANIK paylaştı

dedim ki.

Ömrümüz doğru bildiklerimizin yanlış ve yanlış bildiklerimizin doğru olduğunu öğrenmekle geçer.. DEMEyeceğim tribünlere konuşmamak için.. zati alinize de yanıt vermeyeceğim çünkü paylaşımdan hakkında bir görüş belirtmemişsiniz.. ancak değer verdiğim bir müslüman entelektüel olduğunuz için zatı alinize konuşacağım.

Sağlam bir BİLGİ sadece MANTIKSAL "doğru" değil aynı zamanda OLGUSAL "gerçek" bulunmalıdır. Bu durumda doğru ve yanlış ile gerçek ve uydurma değerlerinin ölçütleriyle ortaya salih ve sağlam bir bilgi olması ARANDIĞINDA burada söylenilen bütün savların bir BELGE ile gerçeğe uyarlı hale getirilmesi ve belgeyle belirtelen olaylar arasında da mantıksal bir bağlantı kurulması gerekiyor.

Bu yapılsa bile siyasal islamcılar.. siyasal türkcüler.. siyasal batıcılar.. kültürel islamcılar.. kültürel masonlar.. kültürel marksistler.. diledikleri kadar savlar ve kurgular üretebilirler. Ancak bu hikayelerin hakikatla olan bağlantılarını ortaya koymakta kalktığımızda da günlük dilin düz yazı anlatımları sınırı olan edebiyat ve tarihten öteye geçemeyiz.


Böylece Fikret ve Ersoy'dan Hikmet ve Fazıl'a geldiğimiz sağcı körlerin ve solcu sağırların çatışmasından bütün aklımız uzandı ve kalbimiz bıktı. Buna rağmen kültürün olmazsa olmaz bileşenleri olan dilin ve dinin.. dillerin DİNleştirilmesi.. dinlerin DİLleştirilmesi ile geldiğimiz nokta dil ve din ile beraber emek ve özgürlük gibi ortak insani değerlerimizi partilerine ALET paravana ve ideolojilerine BAYRAK yapan kimselerin insanları KULLANMASINA göz yumabiliriz.

Ancak gözümüzü açtığımızda kendimizi bayağı CAHİL bulabiliriz. Nitekim bu paylaşımınız beni öyle çarptı ki bu kadar kandırılacağımı düşünmemiştim.

Yüzeysel OKUMANIN ve ideolojik YAZMANIN birbirini besleyip destekleyerek ortaya çıkanı.. ağzı olanın konuşma imkanı bulunan SOSYAL MEDYA'da yansıtmanın.. bazen böyle NADİR bir yararı olabiliyor

Atıf Hoca'nın ALMAN muhibbi (Envar Paşa) ve İNGİLİZ muhibbi (Mustafa Kemal) olmaktan başka çaresi kalmayan ve çatışan son dönem islam AYDINININ 2000 metre yüksekteki bilgilerden haberi olmayan HALKI nasıl konsolide ederek ÇOK KARMAŞIK osmanlı isyanı ve kurtuluş savaşını DÜZLÜĞE çıkardıklarını.. geçen seksen yılda    İKİSİ TÜRK OLMAYAN Atatürk'ün ülkenin donanımı ve Bediuzamanın ulusun yazılımını değiştirerek TC DEVLETİNİ dünyanın ufkunu değiştirecek bir BAŞARIYA birlikte imza attıklarını bilmesem gelecekten fazla umutlu olmazdım. https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=1781



Hasılı şu yeni bir anştayn ve frankeytayn olan epstayn dumanı içinde tütsülenen kamu oyu.. bir kaç gün içinde ortaya çıkacak ABD ve İRAN kapışmasında.. bu görünür SİYONİST ve SASANİST çatışmasında ardında gizlenen SATANİST saldırının    irandan yunanistana.. iraktan israile ANADOLU BÖLGESİNDE.. bölge halklarının hayırlı sonuçlara yol açmasını diliyorum.

Saygılarımla sağlıcakla kalınız.

OZO

https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2963&PID=5961#5961




-------------
usul esasa mukaddemdir



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info