Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya  
Mesaj icon Konu: 6 ve 9 Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
<< Önceki Sayfa   2
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ağustos-2026 Saat 14:51

Dil dünyayı belirler ve dini tanımlar.
Kültürün olmasa olmaz bileşenleri olan dünya ve dil ve din ise her ülküde ve her ulusda.. her çağda ve her yerde FARKLI bileşenlerle farklı kültürler oluşturur. Bu kültürlerden bir kısmı önce millet sonra devlet sonra imparatorluk haline gelirler bildiğimiz savaş ve barış ile bunun içindeki sınav ve yarış TARİHİNİ SERGİLELERLER.

ÇAĞIMIZ tüm bunların birikimi ile YENİ bir dünya oluşturacaktır.

Bu yeni oluşama katkıda bulunmaya hazır mı sın ız ?

0Z0 30.08.2026 üçyol izmir 15:18


















Matruşka bebekleri.. bu bebeğin altında ve üstünde de KEBEB'ler bulunur.. insanlara hangi kebab gerekiyorsa onu yedirirler... 0Z0 24.08.2026




Düzenleyen osmanziya - 30-Ağustos-2026 Saat 15:19
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 25-Ağustos-2026 Saat 11:32

Mevlut UYANIK Hocam dedi ki:

Felsefe, Kaygıları Paylaşmaktır
06.11.2025
Eğer Taocu gelenek bağlamında söyleyecek olursak, aldatıcı anlatılar aracılığıyla öz güvensizlik yaratarak, rakibin örtük görüşlerini değiştirerek ve zorlayarak veya düşman ittifaklarını parçalamak için yapılma ihtimali olabilir mi? Çünkü psikolojik savaş, Sun Tzu’nun “Aldatma Tao’suna ve Taoizm’in denge ve dengesizlik ustalığına açıkça bağlıdır. Bu tür bir savaşta, çatışma savaş meydanında değil, savaşçıların “kalpleri ve zihinleri” üzerinde yaşanır.
• Asya ve Ön Asya İrtibatını Anlamak: Türk ve Çin Aklını Kavramaktan Geçer
Bir yandan [Tao’nun bilen kişi konuşmaz; konuşan kişi bilmez. Bilge adam ağzını ve kapılarını kapatır” sözü; diğer yanda M.Akif’in Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum
Terörsüz Türkiye” söylemini bir de uluslararası boyutu açısından düşünmek gerekir. Özelde bölgemizde, genelde Avrasya coğrafyasında gerilimlerin daha doğrusu eko-politik çatışmaların enerji üretim ve arz merkezlerini kontrol savaşları (Kuşak-Yol İnisiyatifi Versus İmec) olduğu gerçek.
Avrasya denilince de Selçuklu-Osmanlı Devletlerinin kültürel ve siyasal birikimini tevarüs eden Türkiye Cumhuriyeti’ni devre dışı bırakmak isteyen hiçbir çaba bölgede huzur, sükûn ve barışı getirmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü Halford. J. Mackinder’in ifadesiyle “İki Tür Siyasi Cihangir: Kara Kurtlar ve Deniz Aslanları” olan Türkler, “Ötüken Ergenekonu”ndan çıktıktan sonra İç Asya’ya yayılmalarını, sonra sürekli Batı’ya ilerleyerek Ön Asya yani Anadolu’ya geldiler. Burası“kara-kurtlar” nitelemesi için; ardından 16. yüzyılda “deniz aslanları” olarak bir dünya gücüne dönüştüler.
https://kafkassam.com/mevlut-uyanik-aldatmacanin-taosu-ve...

dedim:



Siyaset felsefesi ile felsefeyi karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum. Belki felsefe evrensel konuları ele alırken siyaset felsefesi tarihsel konular üzerinde durur. Elbette her iki alanın da elbette kaygıları ve sorunları ve çözümleri de farklı olacaktır. Diğer tarafta evrensel konularda ise Din ile çatışır FELSEFE. Ancak Cuma Öz Hocamın dediği gibi batının dini felsefe doğunun felsefesi dindir. Biz YBA ile bu karşıtlığı biraz hafiflettir.. Felsefeyi biçim ve yönteme.. dini ise içerik "yöndem"e indirgedik. Hikmet içeriksiz ve felsefe BİÇİM haline gelince onun içeriğini ister dinin aksiyomlarını isterse felsefenin metotlarını esas alarak doldurun.. fark etmez. Yeter ki din ve vicdan hürriyetini koruyun. 25.08.2026 üçyol izmir 11:34


Saygılarımla 0Z0 yontembilim.com
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 25-Ağustos-2026 Saat 16:10


https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3061&PID=6396#6396

Katliam üç yılını dolduruyor..
en azından 75.000 kişi olmuştur.
Bu bir günde kaç kişi ölüyor ?
Bilgisayar diyor ki:
120.000 ile 170.000 kişi hayatını kaybetmektedir.
Ancak bu ölümler ecel ile olan ölümlerdir.
75 bin asker değil SİVİL ölmedi.. öldürüldü.
Ölmek ile öldürülmek açısından büyük fark bulunur.
Elbette ölüler için değil diriler için.
Yani henüz ölmemiş dirilerden biri olan kendimiz için.
üç yılda 75 bin kişi öldürülüyor
bir günde 175 bin kişi ölüyor.
Burada sorun nedir.. konu nedir ?
Dünya barışı tehlikededir.
İslamların geleceği tehlikededir.
İnsanların geleceği tehlikededir.
İsrailin çıkarı tehlikededir.
Türkiyenin yararı tehlikededir.
Sorunları dile getirmeye YAKINMA adı verilir.
Çözümleri yüklenmeye KONULANDIRMA diyelim.
Bu yazıda bu sorunu ve konuyu SÖZ KONUSU ettik.
0Z0 25.08.2026 üçyol izmir16:29







Ahmet Necdet Sezer adına birisi
Volkan Yardımcı

demişki:


İLBER ORTAYLI DİYORKİ
FİLİSTİNLİLERİN TÜRKLERE YAPTIGI ZULÜM VE KÖTÜLUKLERDEN DOLAYI BENİM FİLİSTİN DİYE BİR DAVAM YOKTUR...
Buyurun okuyun...
💥
Yıl 1837...
Filistin nüfus sayımı yapılıyor, Filistin’de bulunan Yahudiler'in toplam nüfusu 9 bin olarak kayıtlara geçiyor.
💥
Filistinli Araplar'ın, Yahudiler'e toprak satması ile bu rakam elli bine yükseliyor.
Böylece 1882'de ikinci Yahudi yerleşimi kurulmuş oldu...
💥
1908'de Yahudi nüfusu yüz binin üzerine çıkmıştı.
Bu topraklar devlet tarafından satılmıyordu.
Bizzat o bölgede yaşayan Arap şeyhlerin şahsi mallarıydı.
Ederinin çok üstünde fiyatlara satmak için Filistinli Araplar adeta yarışıyordu.
💥
Hâlbuki Osmanlı Padişahı'nın bu konuda açık emri vardır. Hiçbir Yahudi'ye toprak satılmayacaktır.
💥
Her şeyi kılıfına uyduran Yahudiler, Alman kimliği ile, İngiliz kimlikleri ile toprak satın alıyorlardı.
Filistinli Araplar'ın ise gözü doymak bilmiyordu. Yani öyle işgal ederek başlamadı hiç bir şey!
Adamlar bastılar parayı aldılar toprakları.
💥
Demek ki neymiş?
Vatanın her bir karışı kutsal imiş, kutsalı satar isen başına bunlar gelir imiş!
Osmanlı dönemi sonrası Filistin İngiliz himayesi altına girdi ve toprak satışı yasağı kalkınca Yahudiler satın aldıkları toprakların tapularını kendi üzerlerine aldılar.
💥
1925'te 944 bin dönüm olan arazi satılmıştı!
💥
1927'de 1 Milyon 124 bin dönüm arazi satılmıştı.
💥
1930'da satılan arazi miktarı 1 Milyon 700 bin dönüme çıkmıştı.
💥
Bunlar hep satın alınan arazilerdi. Tapulu belgeliydi!
💥
1948 yılına gelindiğinde bir devlet kurabilecek kadar toprak satın alınmıştı!
💥
Öyle bazılarının söylediği gibi Filistin işgal edilmiş falan değildi!
💥
Peki, bu Filistinliler nasıl insanlar? Türkler ile bağları neymiş, bir de ona bakalım...
💥
Yıl 1915...
Filistin askerleri, Türk askerlerine cephe arkasından saldırmış ve 14 Bin Türk askerinin şehit olmasına, bir çok askerin yaralanmasına sebep olmuştur.
Arap ihaneti ile esir düşen 15 bin Türk askerinin gözleri asit kuyularında kör edilerek eziyet edilmişti.
💥
Kardeş Filistin ha.. !
Yıl 1916...
Filistin bayrağı, Filistin halkını temsil etmek için kullanılan bayraktır...
İlk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne karşı başlatılan Arap ayaklanmasının sembolü olarak dört renkli, “siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı" renklerden oluşan bir bayrak tasarlanır...
💥
En üstteki siyah yatay çizgi, Abbasiler'i;
Ortadaki yeşil renk Şii Fatımiler'i;
Alttaki beyaz renk Emeviler'i temsil eder...
Kırmızı üçgen ise 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne isyan eden Şerif Hüseyin’in kabilesi Haşimoğulları'nı, temsil etmektedir. (Diğer bir görüşe göre Araplar'ın Osmanlı Devletine karşı bağımsızlığı için dökülen kanı temsil eder...)
💥
Yıl 1917...
Filistinli Araplar İngiliz Lawrance ile bir oluyor ve tarihe Akabe baskını olarak geçecek ihanete imza atıyorlardı.
Akabe'deki tüm Türk askerleri katledilmiştir.
Bugün Ürdün-Filistin arasındaki Wadi Rum çölünde, Lawrance Rölyefi ile Lawrance'ı dağlara taşlara kazımışlardır.
Aynı yıl yani 1917'de Kudüs Filistinliler tarafından İngilizlere teslim ediliyor!
Bunla da kalmıyor İngiliz General Edmund Allenby Kudüs’e girerken Filistinli Araplar tarafından "El-Nebi" yani peygamber olarak karşılanıyor...
💥
Türkiye Cumhuriyetinde bizzat beni şahit olduklarımı da yazayım…;
💥
Yıl 1978...Filistin Kurtuluş Örgütü, terör örgütü PKK'ya kucak açıyor, PKK ile birlikte Türkiye aleyhine faaliyetlere başlıyor...
💥
Yıl 1979...
Ankara'da bulunan Mısır Büyükelçiliği Filistinliler tarafından basılıyor bir polisimiz ve bir bekçimiz şehit oluyor...
💥
Yıl 1980...
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi lideri George Habash, Lübnan'ın Sidon şehrindeki kamplarını Asala terör örgütüne açıyor, Asala'nın diplomatlarımızı katlettiği eylemlerine bu Filistinli teröristler de destek veriyor...
💥
Kardeşe bak kardeşe, siz bu kardeşin ihanetini unutabilirsiniz!
Ben üniversite yıllarımda bunları düşüne düşüne yaşadım...
💥
Yıl 1989...
Yaser Arafat, "Ermenistan'ın haklı davasını destekliyoruz" açıklamaları yapıyor...
Karabağ işgaline ve Ermeni katliamlarına destek veriyor...
Kardeşin ihaneti bitmiyor...
💥
Yıl 1993
Filistinli Araplar, Mesud Barzani'nin "Bağımsız Kürdistan" fikrine de destek oluyor...
Adamlar Türk milletine ihanete doymuyor...
💥
Yıl 2002...
Binbaşı Cengiz Toytunç Batı Şeria'da Barış gücünde görevliyken aracı durdularak şehit ediliyor...
💥
Yıl 2009...
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Kıbrıs'ta Türklerin işgalci olduklarını, Rumların tüm tezlerini desteklediklerini dünyaya açıklıyor...
Siz Filistin için ağlarken, Anadolu da, Filistinlinin sırtından hançerledikleri Türklerin anası ağlıyor...
💥
Yahu sizin gözünüzdeki bu perde nasıl kalkacak!
💥
Bitmedi...
İhanetin dahası var devamm...
Yıl 2012...
Filistin Devleti, Al Nakba kupası adı altında bir organizasyon düzenliyor ve sözde Kürdistan takımını da davet edip, Kürdistan Futbol takımı ile maç yapıyor...
Iyi seyirler futbol severler. Bundan doğal ne olabilir degil mi?
💥
Yıl 2019...
Türkiye'nin Suriye'de başlattığı "Barış Pınarı harekatı" için Filistin’in de içinde olduğu "Arap birliği" kınama mesajı yayınladı.
Tabi bunu da duymadınız...
💥
Yıl 2020...
Filistin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki hak iddialarına karşı olarak kurulan Doğu Akdeniz Gaz Forumuna üye oluyor. (Eastern Mediterranean Gas Forum-EMGF)
Yunanistan, Mısır, Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail ile birlikte Türkiye'nin Mavi Vatan tezine karşı cephe alıyor...
Siz Filistin için ağlamaya devam edin...
💥
Aynı yıl yani 2020'de
Filistin, Çin'in Uygur Türkleri'ne yaptığı soykırımı destekliyor ve Çin'in Uygur Türkleri politikasına destek verdiğini söylüyor...
Siz ümmet kardeşleriniz için ağlarken, onlar Türk Milletinin evlatlarının katline onay veriyordu...
💥
Bugün güzel ülkemin güzel sokaklarında bu milletin üzerinde Türk kanının da temsil edildiği Filistin bayrağını şahlandıran bir kesim var.
Onların amaçları nedir bilmiyorum ama.
Türkiye’de; İtalyan, Alman, İngiliz şirketleri adı altında İsrail tarafından binlerce dönüm tarım arazisinin satın alındığını herkes biliyor...
💥
Tıpkı vakti zamanında Filistinli Arap şeyhlerin topraklarını sattıkları gibi bizler de topraklarımızı maalesef ecnebilere sattık, satmaya da devam ediyoruz !..
💥
400 bin dolar veren herkes Türk vatandaşı olabiliyor...
💥
Filistinleşiyoruz, ruhunuz duymuyor!
Çocuklarınız sizi nasıl yâdedecek ben biliyorum da siz bilmiyorsunuz!
💥
Evinizi, toprağınızı, yerinizi yurdunuzu yabancılara satarken Filistinliler gibi siz de hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın!
Belki sizin de vakti zamanında İsraillilere toprak satarken çekilen Filistinliler gibi bir fotoğrafınız tarihe geçer...
Sizinde torunlarınız bugünkü Filistinli çocuklar gibi enkaz altından kurtulmayı beklerken dedelerinin tarihi olaylardan ders çıkarmayışının bedelini öder...
💥
Ey Türk Milleti.
Uyan, titre ve kendine dön.
Benim Filistin diye bir davam yoktur.
Tarihçi Prof. İlber Ortaylı
#Türk   #Türkler   #Arap #Araplar   
#Filistin    #BilgiGüçtür
Arap ihaneti
https://www.facebook.com/share/v/1DYYA2HqZr/
.


dedim ki:

Soruna her konudan yaklaşılabildiği gibi konuyu da her sorundan yaklaşabilir.. önemli olan konuyu ve sorunu birbirinden ayırabilmektir. Yahudi Tarihçi İlan Pepe ve Yahudi ünlü Dil Bilimci Chomosky'nın Frank BARAT'ın edötürlüğünü Yaşamla Ölüm Arasında Şehri Gazze kitabını iki kere okudum. Kitab boyunca yaptıkları değerlendirmelerden sonra SORUNU tarafların barışı arama değil kudusü hakimiyet üzerinden çözmeye çalıştıkları ve bu yüzden halledemedikleri sonucu varıyorlar. Filistin sorunu türkçülük ve islamcılık.. feto ve reto.. yahudilik ve müslümanlık.. ve sair açısından bakılabilir ve nerede üç yıldır 75 bin İNSANIN dünyanın gözü önünde öldürülmesi olayından yani KATLİAM'dan başka bir sonuç görülmediği için ben şahsen dindarları (budistleri, yahudileri, hrisitaynalar ve müslümanları) sıraladığım gibi masonları ve marksistleri (bunların ideolojileri de dinden aşağı kalmaz) SIFIRLADIM.. kendimde dahil "insan" görünümlü olabilir lakin insan olmanın koşulları olan özgürlük.. içtenlik.. etkinlik.. dürüstlük nitelikleri taşımıyoruz. Bunlarda zaten biri olmayınca diğerlerinin olmadığı özellikler. Yani üç yıllık katliamdan çıkardığım DERS budur. Peki nasıl insan olunur diye sorarsanız.. insan olmak kolay değildir derim. İnsanlığın büyüğü olan islamlık ise bundan da zor olmalı. Saygılarımla 0Z0 yontembilim.com   



Düzenleyen osmanziya - 25-Ağustos-2026 Saat 16:33
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 30-Ağustos-2026 Saat 15:10

İsmail BAHÇECE yazmış ve Abidin GEMİCİ paylaşmış:

İşin Aslı
Türkiye'de İktidar Doğanlar
Bir Yahudi Ailesinin Türklük serüveni
Kemalizim ve Türkçülüğün piri şahı
"Munis ilhan Tekinalp Haham Moiz Kohen"
Türk Milletine Türkçülük edebiyatı yapanların başında bunlar geliyordu.
1883, Serez/Selanik'te doğan,
Asıl adı Moiz Kohen olup sonradan
Munis İlhan Tekinalp adını alan,
Yahudi bir aileye mensup olarak dünyaya geldi.
Rotschild ailesinin kurduğu
Alliance Okulu’nda öğrenim gördü ve
Hukuk Mekteb-i Âlisi (Hukuk Fakültesi)’nden mezun oldu.
Selanik’te çıkan Asır isimli Türkçe bir gazetede yazıları yayımlandı ve bir dönem avukatlık yaptı. Burada İttihad ve Terraki Cemiyeti’ne üye oldu.
Ziya Gökalp yönetimindeki kültür çevresinde çeşitli görevler aldı.
Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra
Selanik Vilayet Meclisi’ne seçildi.
1912’de Selanik’in Yunanlılarca işgali üzerine Viyana’ya gitti, oradan da Türkiye’ye gelip İstanbul’a yerleşti.
1914-18 yılları arasında Hukuk Mekteb-i Alisinde profesör yardımcılığı yaptı.
1910’da İktisadiyat Mecmuası adında
bir gazete çıkarttı. !..
* * * * *
●Aralarında Yunus Nadi’nin de bulunduğu
Ulusal Kültür Birliği kurucuları arasında yer aldı (1928). Türk Dil Kurumu ve İstanbul Belediyesi Meclisi üyesi (1945–50) oldu.
1948’de İstanbul Üniversitesi Basına 50 Yıl Hizmet Verenler ödülünü aldı.
1954–57 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinden milletvekili adayı oldu; fakat meclise giremedi.
Türkçülük ve kemalizm arkasında
bunun gibiler vardı,
Toplumda bir çok insan
bunları adını bile duymamışlardır.
* * * * *
●Özetle 1930 Yılında "TURAN",
1936 yılında "KEMALiZM",
1944 yılında TüRK RUHU" Gibi
Kitapları Yazıp Türkçülük Akımını
Başlatan Kişinin Dedeleri POLONYA Yahudilerinden
Kendisi SELANiK Locasına Kayıtlı
Bir MASON ve Kendisini TEKiN ALP" olarak Tanıtıp Millete Irkçılığı Aşılayan
Haham Moiz Kohen TüRK iSLAM Düşmanı
Bir Siyonist Yahudi
1961 yılında Fransa’nın Nice şehrinde öldü ve oradaki “Yahudi mezarlığına” gömüldü.
İsmail BAHÇECİ !..




dedim ki:


Polonyada bir çok TÜRK yahudi olmuş.. Arabistanda bir çok ARAP hristiyan olmuş.. sonra insanları türklük ve araplık.. yahudilik ve hristiyanlık.. konusunda eğitmişler. Aynı şekilde bazı insanlarda müslümün türklük.. müslüman araplık konusunda eğitmişler.. ancak bu insanların hepsi İNSAN olamadıkları için.. türk, arap, yahudi, hristiyan ve müslüman olarak kalmışlar. Sıkıntı da işte burada insan olduklarını unutanlar ya da insan olamayanlar.. başkalarının EĞİTİM yoluyla format attıkları pardon bilinçlendirildikleri için kendilerinin olmayan düşüncelerle.. Osmanlının son zamanlarında türkçülük.. islamcılık.. batıcılık gibi akımlar oluşturmuşlar ve türk yahudisi arkadaş haliyle müslümanlığı sevmediğini bu yolla ortaya koymuş. 1500 yıldır müslümanlar yahudileri ve yahudiler de müslümanları SEVMEZLER.. sebebi zihinlerine atılan format yüzünden.. oysa ben diyorum ki İNSAN olarak doğdum ve kendimi Türk dili içinde buldum ve insanlığın büyüğü olan İSLAMİYETE doğru gidiyorum.. İnşaallah müslüman olarak ölür kurtulurum.. darısı sizlere de olsun. Amin 0Z0 yontembilim.com




Yahudilik bir din inancında yahudiler efendi diğer milletler yahudilere hizmet etmek için yaratılmıştır. Tevratı böyle yorumlamayan museviler de var. Yahudileri efendi kabul edenler zamanla siyonizm ideolojisini benimsedi. İngilterede Rochildler Selanike gelip avukatlık yapan İtalyan yahudisi Emmanuel Carasso (Karasu değil) nam zata para göndererek masonluk çatısı altında Türkleri kullanıp Osmanlıyı yıkan gafil dünyadan habersiz bir gençlik yetiştirdiler ittihat terakkiyi arka planda yöneten bunlardı. Maksatları Osmanlı yıkılsın da Allah tarafından yahudilere vaad edilmiş topraklarda bir yahudi devleti kurulsun idi. İşte Emmanüel Karaso Moiz Kohen Türklerin manneviyatını inancını yıkıp israili kurmak için çalışıyordu. İsrail kuruldu büyük İsrail peşindeler. Allah Türk milletini uyandırsın. Bu Ülkenin kalkınmasına engel olunduysa bunların başında siyonist sermaye baş rol oynamıştır.
Abdin Akgemici Kardeşim dedi:
Bende dedim ki:


Aynen onlar israili kurdu şimdi büyük israili kurmaya çalışıyorlar.. biz de Anadolu'nun etrafında irandan yunanistana ıraktan israile ANADOLU BİRLEŞİK CUMHURİYETLERİNİ kurmaya çalışıyoruz.

Dini bizi öğretildiği kadarıyla imanın şartı altı ve islamın şartı beş diye öğretilir.. ancak kurumsal olarakta dinin itikad ve ibadet ile ahkam (şeriat, hukuk) ve ahlaktan ibaret olduğu bellidir.

Müslümanlarda üç yüz yıldır aşama aşama kuvvetlerini yitirdiklerinden kuvvet ve devlet gerektiren hukuk ve şeriatı uygulayamadan itikad ve ibadet ve ahlak üçlüsünden ibaret dini yaşayabilmektedirler. Bir kültür bir millet bir devlet ve bir medeniyet BİLİMİ ve KUVVETİ ve DÜNYAYI kaybettikten sonra hukuku ve ahkamı ve şeriatı uygulamaz durumuna düşer ve nitekim düşmüş kurtuluş savaşından sonra ANADOLU da şimdi yüz yıl süren bir sahada etrafımızda irak ve libya ve mısır ve suriye ve filistin ve iran'ın başına gelenlerle hepimizin gördüğü ve neredeyse üçüncü yılını dolduran gazze ve filistin KATLİAMI karşısında artık eğri oturup doğru konuşmak zorundayız.

Dil bilime din hukuka etti.. dil ve bilimin istediği İKTİSADI.. din ve hukukun istediği ADALETE.. ticaret ve siyaseti gerçekleştirebilen ülkeler kalkındılar ve güçlendiler.. ancak bütün bu ülkelerin başarılarını kullanan GİZLİ bir güç bulunuyor.. bununda farkında olmak gerekiyor ve ona göre hareket etmek gerekiyor.

Yahudiler yahudi olmayan goyim diyorsa.. müslümanlar müslüman olmaya kafir diyor.. mason mason olmayana sıradan diyor.. marksist kendini gibi olmayana geri zekalı diyor.. yani İDEOLOJİ haline getirilen dinler ve felsefeler insanı insandan uzaklaştırıyor.. tüm bütün bunları unutup bir türk yahudinin müslümanlığı kötülemesi ile mi uğraşalım.

Müslüman güçlü olmasa onu türk olan yahudidi öldürür.. türk olan hülaga da öldürür.. hatta sünni şiiyi şii sünniyi öldürüyor. Geçen irak iran savaşında bir milyon Müslüman Müslümanı öldürdür. Artık belli ki türküm ve müslümanın ve yahudiyim masonum ve marksistim diyen ÖNCE İNSANIM diyemiyorsa benim için hepsi bitmiştir.
Ancak halifei arz olan insan ise lafla değil icraatla kurulur.. bunun içinde çalışmam dünyayı belirleyen ve dini tanımlayan DİL'i tanımak üzerine kuruludur. on bin yazı yüz bin tablo ile bunu anlatmaya çalıştım.
Saygılarımla
0Z0
yontembilim.com


Düzenleyen osmanziya - 30-Ağustos-2026 Saat 23:13
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 30-Ağustos-2026 Saat 15:33


Mekke deki KABE binası yüksek oteller tarafından kapatılmış durumda.. ancak sizler teknoloji tarafından doğaya yabancılaştırıldığınız ve ideoloji tarafından insandan uzaklaştırıldığınızın farkında değilsiniz desem çok KABA olur.. fakındasınız da çoğu zaman dillendirmiyorsunuz.. ya ölecek olacağınızdan göt korkusundan ahirete yapışmaya çalışıyorsunuz.. ya da güzel ve aynı zamanda sonsuz saydığınızı dünyanızdan başkasını düşünmüyorsunuz. Kusura bakmayın sizleri bu gerçeği anlatacak güzel ve nazik bir yazı yazmak hem emeğimi çalacak hem de vaktimi alacak.. bu bakımdan Dumlupınar gibi muhteşem bir binada ve Niğde Lisesi gibi görkemli bir yapıda teneffüs ettiğim NİĞDE havası ve İTULUTMAZ zirvesini seyrettiren Burhan Mahallesi ve Helvacı Sokağında şimdi sokağın ortasında bir KABE duran eviminiz perişan haline kahrolan birisi olarak bunu yazıyorum.. şimdi Niğde de iseniz.. oraya gidiniz oraya.. benim selamımı söyleyiniz.. özellikle Mehmet Baş kardeşimden diliyorum.. Ey niğde senin yetiştirdiğin evlatlar senden uzakta senin hasretini çekerken sende bizim ayrılığımızdan yakınıyor musun ? Saygılarımla Osmanziya Osmanziyaoğlu yontembilim.com
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 06-Eylül-2026 Saat 00:41
Yazı için teşekkür ederim.. "bilimsel akıl, Kemalizm ve Atatürk’ün modernleşme " ideolojik laflar.. Menderes Demirel, Özal ölü olarak bir yapamayacakları geri Türkiye Cuhuriyetinin kurucusu da ölü olarak bir şey yapamazlar.. ancak tarikatçılar liderlerinden ruhaniyet bekledikleri gibi karşısındakiler de böyle bekliyorlar ozo 06.09.2026

face hüseyin yörükoğlu yazdı:

TÜRKİYE’NİN ÇÖKÜŞÜ “KASITLI BİR PROJE”DİR ...
➖Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir “rejim mühendisliği”dir
➖Türkiye’nin yaşadığı ekonomik yıkım, eğitim felaketi, hukuksuzluk, tarikat düzeninin güçlenmesi ve devlet kurumlarının çökertilmesi rastgele gelişmiş sorunlar değildir.
➖Bunlar, kademeli şekilde uygulanmış bir rejim mimarisinin parçalarıdır.
➖Bir devlet 20–23 yıl boyunca her alanda “yanlışlıkla” aynı yönde çöküş üretemez.
➖ Aynı sonuçları doğuran, aynı çıkar merkezlerine hizmet eden ve aynı ideolojik hedef doğrultusunda ilerleyen adımlar yanlış değil, tutarlıdır.
➖ Bu nedenle ortada bir hata değil, planlı bir proje vardır.
➖ Projenin Stratejik Hedefi: Atatürk’ün Bilim Devletini Yok Etmek
    ▪️ Çünkü: ⤵️
     • Bilim toplumu demek / özgür birey
     • Özgür birey demek / sorgulama
     • Sorgulama demek / otoriter düzenin çöküşü
     Dolayısıyla bilim üreten bir Türkiye: Emperyalizmin çıkarlarına ters düşer,
    ➖ Bölgesel dengeleri değiştirir,
    ➖ Teknoloji üreten, büyük pazar gücüne sahip bağımsız bir devlete dönüşür,
    “Yönetilebilir ülke” statüsünden çıkar.
     ➖Bu nedenle bilimsel akıl, Kemalizm ve Atatürk’ün modernleşme modeli sistemli biçimde unutturuldu, itibarsızlaştırıldı ve toplumun bilinç düzeyi düşürüldü.
    ➖ Bu işlem başarıyla tamamlanmıştır.
🫟Erdoğan–Bahçeli–
Kamçıdaroğlu
     ➖Bu denklemin anlamı şudur: İktidar yıkımı aktif olarak inşa etti, Sözde muhalefet direnci kırarak süreci meşrulaştırdı,
     Biri saldırdı, diğeri teslimiyeti normalleştirdi.
     Böylece proje kesintisiz ilerledi.
    🫟 Bu süreci ispatlayan göstergeler: ⤵️
     • Erdoğan’ın üçüncü kez aday olmasına itiraz edilmemesi,
     • OHAL–KHK dönemlerinde muhalefetin toplumu pasifleştirmesi,
     • Seçim manipülasyonlarının “demokrasi” diye pazarlanması,
     • Toplumun sistematik olarak umutsuzlaştırılması.
     ➖Bu tablo “yanlış politika” değil, bilinçli rejim inşasıdır.
     • Ekonomi çökertildi,
     • Eğitim çürütüldü,
     • Hukuk yok edildi,
     • Medya teslim alındı,
     • Tarikat sistemi devlete yerleştirildi.
    ➖ Bu, toplumun düşünemez, protesto edemez, örgütlenemez hâle getirilmesi için uygulanan bir biyopolitik tasarımdır.
     ➖Bu bir başarısızlık değil; başarıyla uygulanmış bir projedir.
   ➖ Bu yüzden:
     • Atatürk itibarsızlaştırıldı,
     • Kemalizm “tehlikeli” gösterildi,
     • Tarih çarpıtıldı,
     • Toplum hafızasından koparıldı.
     • Kemalizm’i anlayacak bilinç katmanı yok edildi.
     • Emperyal güçler bilim üreten güçlü bir Türkiye istemedi,
     • Feodal yapılar otorite ve ayrıcalıklarını kaybetmek istemedi.
➖ Bu nedenle Atatürk devrimi tarih boyunca sürekli bir karşı-devrim baskısıyla mücadele etti.
     • “Rejim Değişti” Bu Bir Gerçektir
     • Parlamenter sistem yok edildi,
     • Kuvvetler ayrılığı çöktü,
     • Laiklik fiilen kaldırıldı,
     • Anayasa askıya alındı,
     • Tarikatlar devlete yerleşti,
     • Diyanet ideolojik aygıta dönüştü,
     • Liyakat yok edildi,
     • Sadakat ödüllendirildi,
     • Hukuk saraya bağlandı.
   ➖ Bu artık Atatürk Cumhuriyeti değildir; dinci–otoriter bir tarikat koalisyonu devletidir.
     ➖Ulus bilinci yok edildiğinde:
     • Herkes cemaatine bağlanır,
     • Devlet yerine tarikat referans alınır,
     • Ulusal birlik değil, mezhep ve kimlik belirleyici olur.
   ➖ Bu, fiilî bölünmenin altyapısıdır.
    ➖ Erdoğan’ın 23 Yıl Boyunca Tekrarladığı yalanlar
     Bu bir yönetim teknolojisi
     “Gaz bulduk”,
     “Petrol bulduk”,
     “Uçak yaptık”,
     “Tank yaptık”,
     “Uçuyoruz”,
     “3 dakikada bir konut yapıyoruz”…
     ➖Bunların hiçbiri gerçek devlet politikası değildir; bunlar psikolojik manipülasyon araçlarıdır.
     ➖Amaç: ⤵️
     Toplumu ümit komasına sokmak,
     Gerçekleri gizlemek,
     Kitleleri kontrol etmek,
     Yalanı normalleştirmek.
    ➖ Yalan rejimin temel yönetim tekniğidir.
     “Hayat pahalılığını çözeceğiz” Sözü Bir İtiraf.
     🫟23 yıldır ülkeyi bu hâle getirenlerin bugün “çözeceğiz” demesi: “Bu krizi biz yarattık” anlamına gelir.
     🫟Fakirlik rejimin güvenlik mekanizmasıdır çünkü:
     ➖Fakir insan sorgulamaz,
     Direnemez,
     Örgütlenemez,
     Hak talep edemez.
     ➖Türkiye’nin Bugünkü durumu bir Kaza değil kontrollü devlet yıkımıdır
   🫟 Toplam resim: ⤵️
     Ekonomi bilinçli olarak çökertildi,
     Eğitim bilinçli olarak geri götürüldü,
     ➖Devlet tarikatlaştırıldı,
     Bilim dışı düzen kuruldu,
     Laiklik yok edildi,
     Yalan yönetim modeli hâline getirildi.
     🫟Bu kötü yönetim değil; iyi uygulanmış bir yıkım projesidir.
     Hata yok.
     Yanlış yok.
     Beceriksizlik yok.
     🫟Kasıt, tasarım ve soğukkanlı bir rejim mühendisliği vardır.
     🫟Laik devleti yıkmak, Atatürk devrimlerini ortadan kaldırmak demek Türkiye’yi yıkmak demektir.
     ➖Çünkü Türkiye Cumhuriyeti; eğitimden ekonomiye, hukuktan toplumsal yaşama kadar tüm kurumlarını Atatürk’ün ilke ve devrimleri üzerine inşa etmiştir.
    ➖ Bu temeller sökülüp atıldığında hiçbir şey ayakta kalamaz:
     ➖Eğitim çöker, ekonomi çöker, toplumsal yapı çöker, devlet mekanizması çöker.
      ➖Nitekim bugün yaşanan tam olarak budur.
     ➖Bu çöküş bir hata değil; tasarlanmış, uygulanmış, bilinçli bir projedir, kasıtlı bir rejim mühendisliğidir.
▪️Hasan Hoslar▪️
Dıy sesimizi Turhan ÇÖMEZ Turhan Çömez Özgür Özel Ümit Özdağ Gökhan Günaydin Gökhan Günaydın Ali Mahir Başarır Ednan Arslan

Hüseyin YÖROKOĞLU yazdı
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 21-Eylül-2026 Saat 18:54
Kamil Yıldız paylaştı

Yani Sayın Recep Tayyip Erdoğan anlamadı, Sayın Devlet Bahçeli anlamadı, devletin kurumları anlamadı, güvenlik bürokrasisi anlamadı ama sen oturduğun yerden her şeyi çözdün, öyle mi?
Onlar ülkeyi düşünmüyor ama sen düşünüyorsun. Onlar yıllardır terörle mücadele ediyor, siyasi ve güvenlik riskleri alıyor, farklı yöntemler deniyor ama sen birkaç sosyal medya paylaşımı okuyarak kimin vatansever, kimin hain olduğuna karar veriyorsun.
Gerçekten mesele bu kadar basit mi?
Yıllardır terörle mücadelede ağır bedeller ödeyen bir devlet var. Gerektiğinde sahada mücadele ediyor, gerektiğinde istihbarat yöntemlerini kullanıyor, gerektiğinde diplomasi yürütüyor, gerektiğinde de siyasi adımlar atıyor.
Sen ise bütün bunları birkaç cümleyle değerlendirip:
“Bunlar hain!”
diyorsun.
Peki hangi bilgiye dayanarak?
Hangi istihbarat raporunu gördün?
Hangi güvenlik toplantısına katıldın?
Hangi saha bilgisini inceledin?
Hangi diplomatik görüşmenin ayrıntılarını biliyorsun?
Devletin elindeki bütün veriler senin önünde mi?
Elbette bir hükümetin veya devletin izlediği politikayı eleştirebilirsin. Yanlış bulabilirsin. Karşı çıkabilirsin. Hatta çok sert şekilde eleştirebilirsin.
Bu, herkesin hakkıdır.
Ancak beğenmediğin her politikayı doğrudan “ihanet” olarak nitelendirmek bambaşka bir meseledir.
Çünkü devlet yönetmek, sosyal medyada yorum yazmaya benzemez.
Terörle mücadele de yalnızca sloganlarla yürütülmez.
Bir terör örgütüyle mücadelede bazen silahlı yöntemler kullanılır. Bazen istihbarat devreye girer. Bazen diplomasi işletilir. Bazen ekonomik tedbirler alınır. Bazen psikolojik mücadele yürütülür. Bazen de örgütün silah bırakmasını sağlayacak siyasi yöntemler denenir.
Bunların tamamı devletlerin kullanabileceği araçlardır.
Sen bu yöntemlerden birini yanlış bulabilirsin. Ancak sonucu ortaya çıkmadan, süreç tamamlanmadan ve devletin elindeki bilgileri bilmeden herkese “hain” damgası vurmak kolaydır.
Asıl zor olan düşünmektir.
Çünkü sen televizyon ekranında veya sosyal medyada gördüğün birkaç bilgi üzerinden hüküm veriyorsun. Devlet ise çok daha geniş bir tabloya bakmak zorunda.
İstihbarat raporları var.
Sahadan gelen bilgiler var.
Diplomatik temaslar var.
Uluslararası dengeler var.
Güvenlik hesapları var.
Örgüt içerisindeki gelişmeler var.
Ve bütün bunların milyonlarca insanın hayatını etkileyebilecek sonuçları bulunuyor.
Devlet bazen savaşır.
Bazen konuşur.
Bazen karşı tarafın çözülmesini bekler.
Bazen siyasi hamle yapar.
Bazen ekonomik baskı uygular.
Bazen de bütün bunları aynı anda yürütür.
Devlet yönetmenin gerçekliği budur.
Sosyal medya öfkesiyle devlet stratejisi aynı şey değildir.
Gerçek anlamda milli olmak da yalnızca hoşuna giden politikaları desteklemek değildir.
Milli olmak, ülkenin çıkarlarını kişisel veya siyasi öfkenin önüne koyabilmektir.
Milli olmak, herkes hakkında hüküm vermeden önce:
“Acaba benim bilmediğim bir şey olabilir mi?”
diye sorabilmektir.
Bugün yanlış gördüğün bir karar, yarın daha geniş bir stratejinin parçası olarak ortaya çıkabilir.
Bugün “teslimiyet” diye yorumladığın bir adım, yarın silahların tamamen susmasına katkı sağlayabilir.
Elbette bunun tam tersi de olabilir.
Devlet hata da yapabilir.
Politikalar yanlış da çıkabilir.
Bunların hepsi eleştirilebilir.
Ancak henüz sonucu ortaya çıkmamış bir süreç hakkında, elinde bütün bilgiler yokken kesin hükümler vermek başka bir şeydir.
Çünkü sen yorum yapıyorsun.
Onlar devlet yönetiyor.
Senin için mesele birkaç dakikalık bir paylaşım olabilir.
Devlet açısından ise milyonlarca insanın güvenliği, ülkenin geleceği ve yıllarca sürebilecek sonuçlar söz konusudur.
Bu nedenle biraz daha az “hain” demek gerekiyor.
Biraz daha fazla düşünmek.
Biraz daha fazla araştırmak.
Biraz daha fazla sorgulamak.
Ve kendimizi herkesten daha vatansever ilan etmeden önce şu soruyu sormak gerekiyor:
“Gerçekten herkes yanılıyor da yalnızca ben mi doğruyu görüyorum?”
Eğer insan bu soruya hiç tereddüt etmeden “evet” diyorsa, belki de önce karşısındakilere değil, kendi değerlendirmesine yeniden bakması gerekir.

Cengiz ASLAN yazdı
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 03-Ekim-2026 Saat 15:30
Savcı Sayan: SAYIN CUMHURBAŞKANIM, ÇOK DİKKATLİ OLUN!
ELİNİZİ ÇABUK TUTUN..
Bir buçuk yıldır yazıyorum,bağırıyorum, çağırıyorum, uyarıyorum:
Size ve Türkiye’ye ekonomik bir operasyon yapılıyor!
Vatandaşın, esnafın, garibanın üzerine gidildi,ama büyük paraları yönetenlerin, fonların ve güçlü sermaye çevrelerinin üzerine hiç gidilmedi.
Şimdi fonlar patladı.
Kirli ilişkiler ortaya çıkıyor. Sıranın kendilerine geleceğini görenler ise güçlerini birleştiriyorlar.
Paralarını birleştiriyorlar.
Medya güçlerini birleştiriyorlar.
Bürokrasideki ve siyasetteki bağlantılarını harekete geçiriyorlar.
Siz onları deşifre edip düzenlerini bitirmeye çalışırken, onlar da sizi hedef alan yeni bir operasyon yürütüyorlar!
Dahası, yanınızda duran bakanları, bürokratları ve partilileri itibarsızlaştırarak etrafınızdaki direnci kırmaya çalışıyorlar.
SAYIN CUMHURBAŞKANIM, BU OYUNU HAFİFE ALMAYIN!
15 Temmuz’da milletin iradesini silahla teslim alamadılar.
Bugün para, medya, bürokrasi ve siyaset üzerinden milletin iradesini kuşatmaya çalışanlara fırsat verilmemelidir.
Bu sadece fon meselesi değildir!
Bu sadece para meselesi değildir!
Bu, devletin iradesine kimin hükmedeceği meselesidir!
Bu tam bağımsızlık meselesidir.
Bu Ülkenin namus meselesidir.
Kim olduklarını ortaya çıkarın.
Para trafiğini ortaya çıkarın.
Medyadaki, siyasetteki ve bürokrasideki bağlantılarını deşifre edin.
Suçu delilleriyle ortaya çıkan kim olursa olsun, makamına ve servetine bakılmadan yargının karşısına çıkarılsın.
Siz onların düzenini bitirmeye çalışıyorsunuz,onlar sizi hedef alıyorlar!
Çünkü kuzu postuna bürünmüş bu aç çakallar,makamlarını, koltuklarını ve paralarını sizden de ülkemizden de daha çok seviyorlar!
Sayın Cumhurbaşkanım,
Bu defa geç kalmayalım.
Bu defa sesimizi duyun.
Bu defa çemberi onlar daraltmadan siz dağıtın!
15 TEMMUZ’DA SİLAHLA YAPAMADIKLARINI, ŞİMDİ PARAYLA YAPMALARINA İZİN VERMEYİN!
#savcısayan #RecepTayyipErdoğan #Türkiye 03.07.2026
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 07-Ekim-2026 Saat 11:52
PKK ve APO’cu DEM, AKP ve MHP'lilerin dikkatine!…
Bahçeli! Özellikle de senin dikkatine!
“Yıl 1987 Gatadan 1987/5 siciliyle mezun oldum. Tayin yerimizi kura ile çektik, elime tüküreyim, bi çektim Erzincan. "aileme çok uzak" diye haritaya bakıp bakıp höykürerek ağlıyorum. Bi baktım Nevin yanımda, o da ağlıyor. Nevin de Erzincan’ı çekmiş. Neyse ki en samimi arkadaşımla gidiyorum diye hafiften teselli buldum.
Biz Nevin’le el ele tutuşup gittik. İkimiz de yeni nişanlanmıştık. Nevinin nişanlısı Mehmet, öğretmen ve Ankara’da, benim nişanlım Murat üsteğmen, o da Ankara’da. Yolda plan yapıyoruz; Erzincan Asker Hastanesine katılış yaparız, en fazla 15 gün sonra dönüp düğün yapar Eş tayininde en fazla 1 ay içinde Ankara’ya döneriz.
Erzincan Asker Hastanesi 200 yataklı ufak, iş de azdır, en azından GATA gibi olmaz diyoruz.
Erzincan’a indik herkes bize yeni gelen hemşireler filan diyor valizi taşıyor, çok mutlular...
Neyse, başta bizi inanılmaz coşkuyla karşıladılar. Biz de nasıl seviniyoruz herkes çok cana yakın diye.
Meğer hastanede 6 hemşire varmış bizimle birlikte 8 olmuşuz. Ee olsun iş çok az ki bu kadar hemşire var diye iyimser olmaya çalışıyoruz.
Baş tabip bize "hastanenin üst katında hemşireler kalır, mutfak var istediğinizi pişirebilirsiniz ama çarşıya giderken benden izin alacaksınız, size araç tahsis edeceğim" dedi . Amanın biz bi sevindik özel araçla filan gezecegiz diye. Ertesi gün mesai bitince gidip alış veriş yapmamız lazım. Bizim ‘özel araç’ geldi. Arkası branda askerî jeep. Arkada iki koruma ellerinde G3, Nevin’le öne bindik hoplaya zıplaya alış veriş yapıp döndük. Yine iyimseriz, yine gülüyoruz filan. Akşam yatma vakti kıdemli hemşire abla bize dedi ki" üniformalarınızı yatağın ayak ucunda giymeye hazır bulundurun.
Acil durumda hızla giyinip acile ve ameliyathaneye gitmek gerekebilir". Ne sıklıkta acil durum olabilirdi ki?
Uykuya geçtik geçmedik kapı gümbür gümbür vuruldu. Nöbetçi subay bağırmaya başladı.
"Pülümür Karakolu vuruldu"
Fırlayıp giyindik, asansör filan beklemeden koşarak indik. Ambulanslar gelmeye başladı. Biz yaralıları indirdirip müdahale edeceğiz.
Bir yüzbaşı jeepten atlayıp kucağıma bir şey tutuşturdu; “şunu tut ve sahibini bul" diye verdigi şeye önce dört elle sarıldım. O kadar panik içindeyim ki algılayamadım önce, bana ne verdi, sahibi kim? Galiba aşırı terliyorum, tüm göğsüm ıslandı diye düşündüm.
Tuttuğum şeye baktım. Kalçaya yakın hizadan kopmuş bir bacak.
Sonrasını hatırlamıyorum kısa süreliğine bayılmışım.
Kendime geldiğimde yerdeyim ve hala kopmuş bacaga sıkı sıkıya sarılmışım. Göğsüm ter degil kan içindeydi.
O gece biz 30 şehit verdik!Ambulansta gelen Mehmetciklerden sadece bir yaralı çıktı. Diğerleri zaten olay anında şehit olmuşlardı.
2 gün sonra, gece 4 gibi bağırışlar,
"Alp karakolu basıldı"
Ve bu böyle devam etti. Biz aylarca bırakın gidip düğün yapmayı çarşıya yiyecek bile almaya gidemedik.
Ben ve benim tüm meslektaşlarımın böyle binlerce, anı diyemeyeceğim çünkü anılar güzeldir, travması var.
Yıllarca böyle çalıştık, sonra sanki normal insanlarmış gibi akşamları evimize gidip yemek pişirdik çocuklarımıza anne babalık yapmaya çalıştık. Benim çocuklarım ne zaman düşüp bir yerini incitse normal bir anne gibi üzülemedim. Çünkü biz başka annelerin öpmeye kıyamadığı evlatlarının kollarını bacaklarını topladık. Unutamıyorum. Bazılarının üzerinden kanlı aile fotoğrafları çıkardı. Bugün bile ben o fotoğrafları hatırlıyorum.
Bazen o kadar çok ağlardık ki bizim göz yaşlarımız Onların kanıyla karışırdı. Yıllarca eşim beni uykumdan uyandırırdı. “Zeyno uyan kabus görüyorsun sürekli çığlık atıyorsun ne gördün?" diye sorardı. Hep kopmuş kollar, parçalanmış kafalar, üzerime bulaşan beyin parçaları"
Ben bana bu dünyada cehennemi yaşatan hic kimseyi affetmiyorum. Kimseyle de barışmıyorum.”
Zeynep Uğur Cincioğlu.






dedim ki:
Yani bu acılar sürsün mü ? Sana yanıt vermez Namık KARACA Devlet BAHÇELİ.. senin yazın paylaşan Mehmet ÇETİNER bana verir mi bilmem.. Biz onların babalarını öldüreceğiz.. onların çocukları bizim çocuklarımızı öldürecek.. bu ila nihaye devam etsin mi ? Savaş ve barış dünyanın her yerinde görülen bir şey.. sebebleri bulunur.. sonuçları olur.. nedenleri olur.. neticeleri bulunur.. bu gün 7 ekim 2026 tam üç yül önce İSRAİL saldırıp katliama başlamıştı.. NEDEN daha önce HAMAS ın askeri kanadı sivil kanadından habersiz kuşatıldıkları Gazze'den bir HURUÇ harekatı yapmışlar onlarca İsrailli İNSANLARI esir almaşlırdı.. bu üç yıllık KATLİAM onun sonucu oldu.. sebeb ve sonuç arasında bir ORANTI olmadığı için biz bunu savaş demiyor katliam diyoruz. Daha önce 6 Şubat bu ülkede daha önce DEPREM oldu 10 şehir nerede ise haritadan silindi.. bundan daha önce 2020 de SALGIN (korona) iki sene dünyayı esir aldı.. işte doğal afet.. sosyal afet.. yarı doğal ve yarı sosyal afetlerin bütün sebebleri ve neticeleri ile nedenleri ve sonuçlarını saysam.. bu sefer yok neden dedin niye sebeb demedin.. ya da sebeb demedin de neden dedin.. kavgası yaparız solcu bir amirim geldi.. imkan kelimesini çizer olanak yazardı.. sonra sağcı bir amirim geldi alıştığım olanak kelimesini çizer imkan yazardı.. 40-50 yaşlarında ne o iki amirim ne de ben bu possible kavramını bilmezdim.. 65 yaşında ben kendim öğrendim.. şimdi bunu yazsam yazı uzar.. yani bu acıları yazanın kitap haline getirebileceği bu travmaları.. hepimiz yaşadık.. 11 eylül de yaşadık.. dünyaca.. 12 eylülde yaşadık ülkece.. aslında son bahar yıkım gibi ilk bahar kurumu da bulunur.. yaz ve kış da bunların SEBEBLERİ olur. her şey kılınır ve yıkılır.. yapılır ve yıkılır.. fakat bizim dikkatimizi daha çok YIKIMLAR ve tahripler çeker ve biz bunları TAMİR etmeyi çoğu zaman düşünmeyiz.. şimdi kalkmış BAŞIMIZDAKİ iki adam bu yıkımlar bitsin istiyorlar.. kendileri mi mi istiyorlar yoksa onları dünyanın küresel efendilerimi istiyor bilemeyiz.. ancak AKLIN YOLU BİR.. kimse olumsuz iç savaş yıkımı sürsün istemez.. KANDAN beslenen bazıları istemiyor olabilir.. elbette onlarda insan.. dedikleri yapmak ister amma sana şunu söyleyim: Yer kürede SU yani TUZLU denizler dörtte üç.. amma işe yarar TATLI su.. dört yüzde üç.. belki daha azdır.. nete sor öğren.. dörtte bir karada yaşayan insanlar bu orana benzer; TATLI SU görünen YAHUDİLER.. TUZLU DENİZ görünmeyen dünyanın zengin yahudileri ve masonları ve yandaşları ve bağlı ettikleri ve bağımlı ettikleri BİZLERİZ... 7 ekim haftası içinde sanki bunu bilmiyormuş gibi yazdım ki ya yeter artık şu yahudileri bir toprak verin dedim.. o israil de yaşasınlar.. onlar da insan be.. herkesin vatanı bulunuyor onlarında olsun.. sen misin bunu diyen.. BİR BOMBA da bana PATLADI 15 ekimde Anneme Ambülans çarptı.. iyiki çarptı çünkü hemen Hastaneye götürdüğü.. kaybından ölmekten kurtuldu.. ama kafasında ve ayaklarında kırıklarla iki senede ayağa kalkabildi.. diyeceksin ki sebeb ve sonuç ne alaka! Ben de sana derim ki bu yazıları yazıp paylaşacağına.. sebeb nedir.. sonuç nedir.. imkan nedir.. ihtimal nedir.. kader nedir.. kaza nedir.. ata nedir.. ceza nedir.. insan nedir.. kainat nedir.. Tanrı kimdir.. bir öğreniver.. fakat öğrensen bile kim nedir ne kimdir ASLA BİLMEYCEKSİN.. çünkü ne sen ne de ben..NEREDEN gelip nereye GİTTİĞİMİZİ bilmiyoruz.. ancak o ölenler var ya.. o ölenler.. belki bizden biraz daha iyi biliyordur.. işte GDD (gizli dünya devleti) olan küresel efendiler.. senin ve benim yazım.. yani GDDY (günlük dilin düz yazısı) ile dünyaya hakim oluyor.. yani senin yazın ile benim yazım.. onların bu hakimiyetini sürdürüyor.. desem yine diyeceksin GDDY >>>> GDD sebeb sonuç ne alaka.. işte bu ALAK ve ALAKA kelimesine dikkat et.. onda büyük bir hazine bulunuyor.. bir anlasan bütün o aşkın sevgisini ve ışkın bilgisini burakıp alakanın MEŞKİNE yönelirsin.. Saygılarımla 0Z0 yontembilim.com 07.10.2026 üçyol izmir 11:56

Düzenleyen osmanziya - 07-Ekim-2026 Saat 11:54
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 5513

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13-Ekim-2026 Saat 00:06
ismail çaglar paylaştı...

CUMHURBAŞKANI    ERDOĞAN
BÖLGEYİ 20 PARÇAYA BÖLECEK
EMPERYALİST
PROJEYİ DAĞITTI

Evet ortaya belgelerimizi koyalım Türkiye 13 yıl sonra süren Suriye olayında büyük bir mücadelenin sonunda Suriye yönetiminin devirerek bölgenin parçalanmasını önledi Türkiye Libya operasyon yaparak Libya'nın emperyalistlerin eline geçmesini önledi

Türkiye Azerbaycan'ı operasyon yaparak Azerbaycan topraklarını Ermeni işgalinden kurtardı

Türkiye 13 tane ülkede askeri üsler kurdu Türkiye bütün sofistike silah sistemlerini kurdu

Türkiye yine Emperyalist bir proje olan Rusya Ukrayna Savaşı'na Batı'nın yanında yer almadı kendi milli bağımsız politikasını uyguladı

Allah'a şükür ki bu çatışmanın dışında kalmayı başardı Cumhurbaşkanı Erdoğan direnişi seçti

Geçmişte batılı emperyalistler içerideki işbirlikçileri ile darbe ile Sultan abdülhamit'i devirerek muratlarına erdiler ve İmparatorluğu dağıtmayı başardılar Sultan Abdülhamit'e uyguladıkları projeyi bugünkü cumhurbaşkanına karşı uyguladılar bugünkü Cumhurbaşkanı Sultan Abdülhamit olayından aldığı büyük tecrübe ile direnişi seçerek batılı emperyalistler ve içerideki işbirlikçileriyle mücadelede ilerlemeler sağladı kanlı bir darbeyi bastırdı bunların içerideki işbirlikçilerini der dest etti geriye çekilmedi


Evet geriye çekilenler kaybeder Eğer darbe ile Erdoğan'ı devirebilselerdi Tıpkı Sultanan hamitte olduğu gibi murat'larını erecekler ve bölgeyi 20 parçaya bölecek planı hızla uygulayacaklar Türkiye'yi parça parça edeceklerdi işte Erdoğan'ın tarihi direnişiyle milletin direnişiyle Bu proje Berhava edildi ve bağımsız Türkiye'nin yolu açıldı

Böylece Türkiye imparatorluğa evrildi yeni bir destan yazıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan dosdoğru bir yol izledi ve batıya Hayır demeyi başardı işte bağımsız Türkiye'ye Böyle geldik büyük acılarla geldik kanlı darbeleri bastırarak geldik silahları yaparak geldik Suriye'de Azerbaycan'da Libya'da operasyonlar yaparak geldik

Ukrayna Savaşı'na katılmayarak geldik gerektiğinde batıya Hayır diyerek geldik işte işte bağımsız Türkiye Ne yaparsak Bağımsız Türkiye ile yapacağımızı unutmayalım

Bizi Yüzyıl boyunca içeriden merkeze bizden kontrol ettiler 15 Temmuz sonrası Türkiye bağımsız olarak kendi kararlarını kendisi alan bir ülke durumuna geldi ve bunun ne büyük bir nimet olduğunu gördük.

Hep söylüyorum Türkiye Balkanlar demek Kafkaslar demek Türkistan coğrafyası demek Orta Doğu demek Akdeniz ve Kuzey Afrika demektir ve dünyanın 1 numaralı Hayati ülkesidir Allah korusun Türkiye'nin sarsılması demek Balkanların yıkılmasıdır kafkasya'nın yıkılması Türkistan coğrafyasındaki Türk devletlerinin yıkılması insanlığın ve dünyanın felakete gitmesidir.


Bizim Türkiye olarak insanlığa ve dünyaya karşı büyük bir sorumluluk yaptığımızı ve ağır bir yük taşıdığımızı bilelim memleketimizdeki huzurun istikrarın devamını temin etmeye çalışalım.

Şunu unutmayalım bakın Sultan Abdülhamid'in devrilmesi ile koca bir imparatorluk dağıtıldı İstanbul'a gelen Zalim iddia Terakki mensupları İstanbul Taksim kışlasındaki teslim olan 3000 tane askeri kendilerine tehdit görerek öldürdüler Osmanlı hükümet merkezini yağmaladılar Hazineyi hassayı yağmaladılar istihbarat örgütünü dağıttılar.


Ülkeyi önce Almanların sonra İngilizlerin kontrolüne verdiler koca İmparatorluğu dağıttılar 3 milyondan fazla kayıp verdik daha bu tarih yeni yeni konuşuluyor Evet bunlardan İbret alalım bugün Türkiye 100 yıl sonra yeniden bağımsızlığını elde etmiş silahlarını yapmış dünya yüzeyine çıkmıştır.


Evet Türkiye dediğimiz ülke Avrupa'nın 6 büyük ekonomisi dünyanın da 16 büyük ekonomisidir bir buçuk trilyon doların üzerinde gelirli olan 280 milyar dolar ihracat yapabilen bir ülkedir Türkiye'de 70 bine yakın fabrika vardır gelişmiş bir ülkedir bunu unutmayalım ve kıymetini bilelim.

Batının örgütlediği içimizde Düşmanların olduğunu bilelim Bunlar 24 saat ülkeyi kötülediklerini bilelim yürü Türkiye diyoruz durdurulamadın asla durdurulamayacaksın.


Evet geçmişte Sultan hamide yaptığınız muameleyi bugün yapamayacaksınız evet millet kanını ve canını vererek kanlı bir darbeyi bastırdı Türkiye'nin merkezini asla ele geçiremeyeceksiniz yürü Türkiye diyoruz Meydan senin Üsküdar'dan Ümraniye'den Merhaba

İsmail ÇAGLAR
usul esasa mukaddemdir
IP
<< Önceki Sayfa   2
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk