Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya  
Mesaj icon Konu: iki ulku Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4883

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: iki ulku
    Gönderim Zamanı: 21-Ocak-2026 Saat 02:07




iki ülkü





Kültürün olmazsa olmaz bileşeni olan dil ve din kurumları tarih içinde çeşitli milletler ortaya çıkarmış bunlarla da türlü devletler meydana getirmiştir. Ortaya kül-tür’ler ve meydana gelen bu devletler müdavelei emval ve efkar ile ve medeniyetler yani ortak uygarlıklar kurmuşlardır.

Bir mısır medeniyetini.. bir yunan medeniyetini.. bir roma medeniyetini.. bir islam medeniyetini.. bir alman kültürünü.. bir fransız kültürünü.. yani kara avrupası kültürü ya da ingiliz anglo-sakson kültürünü tek bir dile ve tek bir dine bağlayabilir misiniz ?

Bununla beraber o DEMOKRATİK dediğiniz rejimlerde insanların ORTAK etnik ve etik ile ekonomik ve politik DEĞERLERİ olan dil ve din ile emek ve özgürlüğü partilerine paravana ve ideolojilerini paratoner ve alet ederek insanları etraflarında toplamaktadırlar.

Malum bu değerlerin suiistimali SUSURLUKTA ortaya çıktı. Böylece aralarında ekonomik ve politik gücü aralarında pay ettikleri belli oldu. Bu "durum" sadece ülkemizde değil küresel ölçekte de geçerlidir.
Yukarıda saydığım dil ve emek solculuğu ve eşitlik.. din ve özgürlük sağcılığı ve kardeşlik.. sadece laftadır.. bunun bir kanıtı da Amerikan ve Turk sağı ve solunun ÇAPRAZ ilişkisidir.

Şunu RAHATLIKLA da söyleyebiliriz yukarıdaki saydığım medeniyetler ve kültürlere VARİS ve ekonomik ve politik ve askeri güçlere SAHİB küresel efendiler artık DEVLETLERİ devreden çıkarmış bulunmaktadır. Bunmdan kuşku duyanın aklından kuşku duyarım.

Bu durumda sorun küresel ile çözüm bireyseldir. Küre ile birey arasında TOPLUM.. sorun ile çözüm arasında DEĞİŞİM durmaktadır. Kültür Bakanlığında iken Müsteşarım olan Emre KONGAR'ın marksis açıdan anlamlandırdığı TOPLUMSAL DEĞİŞİM kitabındaki proje de buna işaret etmektedir.

Değerli Bakanım Fikri SAĞLAR'ın siparişi üzerine Kültür Bakanlığının 1998 IV Yayın Kongresinde sunduğum ULUSAL KALKINMANIN KOŞULLARI: bilgi toplumu ve hukuk devleti sunumunda BİLGİ ve DEĞER bileşkesinde BU İKİ ÜLKÜ ilk defa bu bildiride söz konusu edilmiştir.
Bu güne kadar “bilgi” toplumu ya da “hukuk” devleti ayrı ayrı söz konusu edilmekte iken bu sunumda ilk kez birlikte düşünülmüş ve hukuk danışmanları gibi bilgi danışmanlarının oluşturulması önerilmiştir. Daha sonra da bu ülkü ve idealleri ütopya ve cennet olmaktan çıkaracak ve EVRENSEL hale getirecek YBA çalışmasına başlanılmıştır.

Bu çalışmalarla YBA ile önce KENDİ insanbilimi.. sonra buna göre de KENDİ islambilimimi binlerce yazı ve onbinlerce tablo ile örnekledim. Bu demektir ki her birimiz YBA ile kendi insan binamızı konfigüre ve eğer istersek islam yapımızı kompoze edebiliriz.

Günümüzün aydını için bir Türkçülük mesleğine ve bir kürtçülük ve bir arapçılık mezhebine ADANMA ya da bir dine ve tarikata ÂMÂDE.. bir ideoloji ve izme ANGAJE olmaya gerek yoktur. Bu aydın için kolaydır ancak işin içine PARTİ girdiğinde tribünlere seslenen ve millete asalak olan organisazyonlara için zordur.

Çünkü insanları dil ve din ile emek ve özgürlük dışında hangi DEĞER için toplayabilirsiniz ki bu gün için.. ancak yarın bir lider.. bir proje ve bir ekip MENTALİTESİ ile çalışan ve hazineden yardım almayan partilere ortaya çıktığında durum başka olacaktır. 21.01.2026 üçyol izmir 02:15
Saygılarımla
OZO
yontembilim.com


usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4883

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 21-Ocak-2026 Saat 08:54



Değerli bir Arkadaşim sordu.. YBA kaç kisi ogrendi.. kitabi var mı ?

dedim ki:


Yontem Bilimsel Analiz ÇALIŞMASI 2020 de Bandirma Universitesinin duzenledigi II Filoloji Konresine sunuldu ve kabul gördü ve internette Kongrenin tam metin kitabinda yayimlandi.. sanirin bu çalişmayi gmail adresinize gondermiştimb


Ayrica Amazon da INSANBILIM çalişmasiyla birlikte yayimlandı..


Ayrica 2025 de bes altı arkadaşla 15 gunde bir cuma gunleri bir araya gelerek 26 kez toplandik..


Ne sihirdir ne keramet.. YBA in hızli anlam surucu ve kolay anlatim aygiti AD de marifet.

AD yani Analitik Düzlemin MATEMATIK kullanimi Descartes.. Fermat.. Euler.. çalişmalariyla kurulmus olup Oklidin SENTETIK isbatlanabilir geometrisi bu çalişmalarla.. geometriden aritmetige.. aritmetikten geometriye geçiş ara yuzu yapilarak.. ANALITIK hesaplanabilir geometri yapilmiştir.


Biz bu duzlemi YBA tekniki ile 1990 dan beri işaretten delalete.. delaletten işarete gecilebilen METODIK bir araca dönuşturduk.


Analitik Duzlem YBA in bir mutfağıdır.. çalişma masasidir.. onun dikey ve yatay iki çizgisi.. iki sesi.. iki harfidir.

0Z0




17.01.2017 tarihli paylaşım




Düzenleyen osmanziya - 21-Ocak-2026 Saat 09:32
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4883

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 21-Ocak-2026 Saat 09:03
Bundan on altı yıl önce 20 ocak 2015 de "Bilgi ve buyruk taşıyan söz aynı zamanda göz ile öz arasında sevgi ve saygı taşıyan bir ulak ve kulaktır." diyerek paylaşmışım…

Sürekli de SÖZ'ün taşıdığı bilgi ve değerin sağlam ve sağlıklı olmasına duyarlık gösterelim.. bunun içinde YBA öğrenelim ve kullanalım ve yararlanalım diye reklam etmişim.. YBA tekniğinin sunduğu HIZLI anlam sürücü ve KOLAY anlatım aygıtı çok yönlü ve yanlı konu ve alan ve katmanlarda bizim ihtiyacımız olan bu sürücü ve anlatım aygıtının önemini ve değerini örneklerle de göstererek propaganda yapmışım.

O günden beri de bu tabloya benzer pek çok yüzlerce ve belkide binlerce tablo da yayımlamamışım.. anlayanlar aydınlığından anladıklarını eleştirmemiş.. anlamayanlar karanlığından anlamadıklarını sormamış.. olabilirler.. eleştirmemeleri ELEŞTİRİLERİNİN bozulmasından çekinmeleri ve sormamaları CAHİL GÖRÜNEBİLİRİM korkularından olabilir.. ancak sonuçta ne onlar benden bir şeyler öğrendiler ne de ben onlardan bir şey öğrendim.

Böylece çeyrek yüzyıl geçip gitti.. şunu da hemen belirtmeliyim ki   bana yapılan dediklerin ANLAŞILMIYOR şeklinde genel eleştirileri de kale almıyorum.. ben anlatmak zorunda olmadığım gibi onlarda anlamak zorunda değillerdi.

Bununla beraber 1990 dan bu yana geçen otuz beş yılda öğrendim ki; insanların gereksinimden dolayı bilgi ve sevgi ile fazla uğraşmaları.. abartılı BİLGİ doldurmaları.. aşırı SEVGİ boşaltmaları bilgi ve sevgi ve saygı ve değer latilerin kökeni olan ilgiyi köreltiyor ve alakayı dumura uğratıyor.

Bunun farkında olmam beni bir derece rahatlattı fakat kendilerine verilen akıl ve ömür fırsatını ucuz şeylere harcayan ve bundan dolayı da dilini kötü ve kötüye kullanarak dini ve dünyayı ve sonuçta kendini ve başka insanları bozan bu bozuklara çok yazık oluyor diye kendi şefkat damarlarımı tıkır tıkır keserek YBA reklam ve propagandasını yapmayı sürdürüyorum.

Geçen yetmiş üç yılıma mal olan meyve.. verdiğim numune ve misallerle ortaya bir ÖRDEK değil insana ve islama BİR ÖRNEK çıkarmış olmamdır. Numune-i imtisal olan sünneti seniyyeye bir giriş yapmamdır.

Buna rağmen “Konumuz Insan” diyen kimseler para ve koca ve karıdan.. yiyecek ve içecek ve giyecekten.. gezmeden ve tozmadan ve eğlenceden başka bir şeyi iltifat etmiyor hale geliyor.. düşünme.. araştırma.. soruşturma etkinlikleri bu konulara hasrediliyor.. kimi ahiretin sevabı kimi dünyanın neması peşinde bir ömür heder ediyorsa.. bende YBA yolunda ömrümü bitirdim.

Bakalım ahirette ellerime ve ellerinize ne geçecek..

İnşaallah iyi şeyler geçer. 20.01.2026

Saygılarımla

sağlacakla kalınız

OZO yontembilim.com
20.01.2026 konak izmir



Düzenleyen osmanziya - 21-Ocak-2026 Saat 09:18
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4883

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 21-Ocak-2026 Saat 09:05
Aziz bir Ağabeyim dedi “Selamlar Mustafa Bey YBA bugüne kadar yapıldı teşekkürler. Bundan sonra da seninle kitap okuyup sohbet etsek. Böylece iki haftada bir buluşsak olmaz mı? Diyor arkadaşlar. O senin yazdığın kitapları. Biz zora gelemiyoruz bu yaştan sonra. Elçiye zeval yoktur malum”

Dedim ki:
Aleykümüsselam Aziz Hocam. Geri dönüşünüz için teşekkür ederim.. akıl kullanılmaması.. aklın kötüye kullanılması.. aklın iyi kullanılması.. üç seçenek; ilki atalet, ikincisi batalet ve üçüncüsü.. nazar ve niyete göre.. delalet ya da dalalettir. Delalet edene hidayet diyoruz ve onu Rabbimizden günde kırk kez istiyoruz. İnsanları SÖZ'ün taşıdığı bilgi ve değerin sağlam ve sağlıklı olmasına duyarlı olmaya ÇAĞIRIYORUZ.. islamları da Fatiha-i Şerife ANAHTARI (FŞA) ile tanıdıkları Tanrı'nın TANIKLIĞINA çağırıyoruz.

Kitabın ilk sayfasındaki 7 ÇİFTİ' sorunları çözümleyen ve konuları aydınlatan SORU BANKASI biliyor.. zammı sureleri de konulara kavram aydınlığı .. soruları yanıt ışığı.. sorunları çözüm yolu .. zorluklara kolaylık yolculuğu.. biliyoruz ve onları   Şerefli Fatiha ANAHATLARI (ŞFA) şifasına ÇAĞIRIYORUZ.

Fakat hocalar ve onları yazarları gibi HAZIR açık ve seçik SEHİL yani anlaşılır BAĞIRMADIĞINIZ için duyuramıyoruz. Elbette bunun da bir sebebi ve hikmeti bulunuyor. Bu gün kimse anlamasa da yarın herkes anlayacak.. İnşaallah.

Saygılarımla sağlıcakla kalınız.
OZO yontembilim.com
21.01.2026 üçyol İzmir 00:05


usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4883

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 21-Ocak-2026 Saat 09:25





20260121_092219_KARAR.zip

Bu KARAR dizini içinde 24 tane word dokümanı ile dokunmuş Tablo bulunuyor ve sonuncusu de jpeg resmi olarak buraya yüklendi.. siz bu KARAR dizini bilgisayarınıza indirerek versiyon sırasıyla yalından karmaşığa doğru incelediğiniz bu tabloya nasıl gelindiğini de anlamış olacaksınız.

Saygılarımla

OZ

yontembilim.com 21.01.2026 üçyol izmir 09:38
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4883

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Dün Saat 23:20











SONER YALÇIN YAZDI:

İbn-Haldun Kürtlere sesleniyor:
DEVLET HAFIZANIZ YOK...BU BU İŞLER
AŞİRET ACEMİLİĞİYLE OLMAZ...

Soner Yalçın yazdı...
Ne demek istediğime geleceğim, önce şu bilgileri vermeliyim:
Müslüman Araplar için sürekli ve kurucu devlet tecrübesi, Hz. Muhammet ile başladı.
Yıl, 622. Medine’de ilk siyasi-hukuki İslam devleti kuruldu.
Bu yapı askeri, idari, hukuki özellikleri olan tam teşekküllü bir devletti. Yani Araplar için devlet kurma pratiği 7’nci yüzyılın ilk yarısında gerçekleşti…
Dört Halife döneminde ise devlet, Arap kabilelerini aşan merkezi bir siyasal yapı haline geldi. Emeviler, Abbasiler ile sürdü gitti…
Arapların devlet kurma tecrübesi yalnızca “geçmişte devlet kurmuş olmak” değildir; devletin nasıl kurulduğu, nasıl yönetildiği ve nasıl çöktüğüne dair kolektif hafıza üretmektir.
Kurucu siyasal hafıza şudur:
-Devlet kurulduğunda hangi sorunlar çıkar?
-Merkez taşra nasıl dengelenir?
-Din ile siyaset nerede ayrılır/birleşir?
-İsyan, muhalefet, meşruiyet nasıl yönetilir? Vs.
Buradan Suriye’de yaşananlara bakarsak şunu görürüz: Araplar devleti erken kurdu, devlet hafızasını hep korudu.
Kürtler modern döneme kadar devlet dışı kaldı, devletleşme deneyimini çok geç ve parçalı yaşadı: İran’da 11 aylık Mahabad Kürt Cumhuriyeti veya Irak’ta özerklik… Yani, bağımsız devlet kuramadı, aşiret-beylik düzenini aşamadı Kürtler…
Bu yazdıklarımı biraz daha açayım:
KÜRTLERİN ASIL SORUNU
Şam, dünyada Roma, Atina, Pekin gibi birkaç şehirle birlikte, devlet merkezliği konusunda en uzun tarihsel hafızaya sahip şehirlerden… Üç bin yıllık bir siyasal merkezden bahsediyoruz.
Nice kritik aşamalardan geçti Şam. Örneğin, Emevi devletinin başkenti olduğunda Akdeniz’den Orta Asya’ya uzanan bir imparatorluk buradan yönetildi. Şam’ın “devlet merkezi” kimliği küresel ölçekte idi…
Araplar 14 asırdır devlet deneyimine sahipken Kürtler neden devletleşemedi?
İbn Haldun bu farkı; ırk, din ya da “yetenek” meselesi olarak değil; tamamen toplumsal örgütlenme ve “asabiyyenin” siyasal biçime dönüşmesi üzerinden açıkladı.
Asabiyye; kan bağıyla başlayan ama siyasi hedef etrafında genişleyebilen bir toplumsal dayanışmanın kavramı.
Devlet, asabiyyenin en üst siyasi biçimi…
İbn Haldun’a göre Araplar, İslam’la birlikte kabile asabiyyetini, Medine, Şam, Bağdat gibi şehirlerde devlet kurumlarına dönüştürdü.
Yani göçebelikten yerleşik yönetime geçiş sağlandı. Ki İbn Haldun’a göre bu eşik aşılmadan devlet olunmazdı.
Kürtlerde de aşiret asabiyye güçlüydü ama üst, kapsayıcı bir asabiyye üretemedi. Her aşiret kendi siyasal ufkunda kaldı, merkezi bir iktidar çıkaramadı.
Emirlikler, beylikler, aşiret konfederasyonları devlet değil, devlet öncesi siyasal formlar olarak kaldı. İbn Haldun’un diliyle; asabiyyet mülke (devlete) değil, riyasete (yerel liderliğe) yöneldi…
Tarihsel yolculuktan gelelim bugüne…
Çünkü, Arapların yüzyıllara yayılan devlet hafızası ile Kürtlerin geç ve parçalı “devletleşme” deneyimi arasındaki fark, bugünkü Suriye’deki krizi açıklıyor...
KÜRT ACEMİLİKTE ISRARCI
İbn Haldun’da asabiyyet; kan, soy, kabile temellidir.
Modern dünyada ise asabiyyet; ortak çıkar, ortak tehdit algısı, ortak gelecek tasavvuru üzerinden kurulur.
Modern devlet, asabiyyenin inkârı değil, asabiyyenin “hukukla” terbiye edilmesidir!
Bunun tersi; aşırı kimlik siyaseti, popülizm, radikal hareketler
asabiyyet krizinin belirtileridir…
Suriye’de rejimler-iktidarlar yıkılsa bile devlet kurumlarının korunabilmesi, Arap toplumunun uzun devlet hafızası ile ilgilidir. Örneğin: Beşar Esat’ı yıkıp iktidara gelen Ahmet Şara, ordu, bürokrasi, bakanlıklar, valilikler gibi kurumları mümkün olduğunca korudu; devleti yıkmadı. Arap siyasal hafızasının devleti, “kişiden” ayırmayı bilecek tecrübede olduğunu gösterdi…
Devlet hafızası olmayan topluluklar ise, kriz anlarında kurumu değil, siyasi kazanımı önceleme eğilimindedir. Bu, İbn Haldun’un diliyle asabiyyetin henüz kuruma dönüşmemesi halidir…
Suriye’de yaşanan şudur:
Devletleşme sadece askeri güçle değil, kuşaklar boyunca oluşmuş kurumsal hafızayla mümkündür. Arap toplumunun bin yılı aşan devlet deneyimi, iktidar değişimlerinde bile “devletin korunması” refleksi üretirken; Kürtlerin tarihsel olarak “devlet dışı” kalmış olması, kriz anlarında devleti değil, kazanımı önceleyen siyasal davranışa yol açıyor. Bu fark, hafıza farkıdır.
Suriye’de Kürtlerin yaşadığı sorun; tarihsel olarak devletsiz kalmış olmanın ürettiği kaçınılmaz bir kurumsal acemilikten kaynaklanıyor…
Halk dilinde söylenmiş bir devlet teorisi var aslında:
-Dağdan gelip bağdakini kovamazsın!

devlet güçle ele geçirilecek mekân değil; kuşaklar boyunca öğrenilmiş kurumsal yaşamdır…

Soner Yalçın
Odatv.com


DEDİM Kİ:


Uygarlik devleti ogrenmis lakin insanliği henuz ogrenmemiştir.. KANITI iki yil suren filistin katliami ve kirk yıl suren KURT KARTI kullanimi.. 60 bin filistinli INSANI.. 60 nin turk ve kurt INSANI.. öldurulmuşse bunun bir çaresi olmali.


hEnfeksiyon seben enflamasyon sonuç gibi oluyor. Bu deneme ve yanilma ile degiştirme ve duzeltme gibi bulunuyor.. her ikisi de karmaşik.. sebeb ve sonuç demedim "gibi" dedim..


ABD Amerila Birleşik Devletleri düşecek.. ABC Anadolu Birlesik Cumhuriyetleri yükselecek..


ABC Anadolu Birlesik Cumhuriyetleri.. turkluge.. kurtluge.. arapliga degil INSANLIGA dayanacak.. ABC yahudilige.. hristiyanliga.. muslumanliga degil INSANLIGA bağlamacak.. herkes etnik deger diline.. etik deger dinine.. kendi bireysel ve toplumsal deger olarak sahip çikacak.. barış ortaminda bu kulturel degerlerin sevgisiyle yasayacak ve kulturler birbirlerine saygi gosterecek fakat bunlari siyasetin aleti.. milletin paleti ve devletim amaci haline getirmeyecek.



Ortak insani degerler bulanan ve kulturun olmazsa olmaz bileşeni olan dil ve din partilerin aleti ve paravanasi olmayacaği gibi insani ekonomik degeri olan emek ve eşitlik.. insanin politik degeri olan özgurluk ve yoldaşlik.. ideolojilere paratoner ve bayrak yapilmayacak.. cunku emek ve ekmek ve eşitlik ile özgurluk ve yemek ve yoldaşlik.. ortak insani degerdir.. çunku ekmek bedeninin ozgurluk ruhunun gidasidir.


Ortak insani degerler olan dil ve din ile emek ve ozgurluk psrtilete paravana vd ideolojilere alet edilmeden VATAN lider ve proje ve ekip bilesenli.. ogrenen organizazyon ve düşunen kurum ve yönlenen tuzel kisilikler olan yeni partiler ve şirketlerce.. ulusal ve kuresel yapilanmalar.. bilgi toplumu ve hukuk devleti ULKÜLERI ile daha saglam ve saglikli hale gelecek.. Inşaallah.. boylece kuresel bariş ve surdurebilir uygarlik ortaya çilacak.. bu sagdan soldan kopye edilmiş degil bizzat Mustafa BUGUCAM in fikirleridir..
buna ömrumu verdim.. ecrini de alarim İnşaallah.


OZO


DEDİLER KİABD uçaklar kürtlerin yoğun olduğu şehirlere havadan aşağıda fotoğrafı olan teröristleri ifşa eden bildiriler atıyor.
Bildiri aynen şöyle...
15 yıldır Suriye'nin kuzeydoğusuna hükmeden fotoğraftaki çeteler, hayata dair hiçbir proje üretmediler.
Tek bir hayalleri vardı: Bölgeyi bir askeri kışlaya çevirmek, ekonomiyi ele geçirmek ve insanlara yaşam yolu olarak ya gönüllü askerliği ya da 'Apo/Önder' ideolojisinin propagandasını dayatmak.
Yaptığımız yardımlarla şehirlerin altına tüneller kazmak için yüz milyonlarca dolar akıttılar. Eğer bu paralar yerin üstüne, insana ve kalkınmaya harcansaydı Deyrizor ve Rakka halkı bugün SDG-YPG' nin gidişine sevinmek yerine, onlara destek için sokaklara dökülürdü.
Bugün ise her şeyi bir anda kaybettiler. Tünelleri, halkı, toplumsal tabanı, dalkavuklarını ve hatta 'Rojava' denen bir yalan uğruna çocuklarını feda eden şehit ailelerini...
Ortaklık bitmiştir, bundan sonra onlar için doğal yer, tarihin çöplüğüdür.


DEDİM Kİ:


PKK ve uzantılarını başımıza musallat eden Avrupa ve Amerika'nın hali nolacak ? Şimdi biz size onlardan daha iyi ALET mi olacağız.. diyeceğiz. ONLAR yerin altındaki fareler ise biz üstteki kediler miyiz ? OZO yontembilim.com









Düzenleyen osmanziya - Dün Saat 23:29
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4883

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Dün Saat 23:35



Şaban ÜNAL yazdı:

TRUMP DAVET ETMESİNE RAĞMEN ERDOĞAN DAVOS'A GİTMEDİ, FİDAN'I GÖNDERDİ.
"Benim için de, benim için de bundan böyle, bundan böyle, Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem! Bunu da böyle bilesin! "
Davos Krizi veya "One Minute" Çıkışı, 29 Ocak 2009 tarihinde İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu panelinde dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu Moderatörü David Ignatius ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında yaşanmış olaydır.
Olayda Erdoğan moderatörün tutumuna tepki göstermiş, İsrail'in Filistin'e karşı zulümde bulunduğunu savunmuş ve ardından paneli terk etmiştir
Moderatör David Ignatius: Evet gerçekten de çok ateşli bir konuşmaydı...
Erdoğan: One minute, one minute, one minute... Olmaz!.. One minute! (Alkışlar)
Moderatör David Ignatius: Peki Sayın Başbakan, size de söz veriyorum ama lütfen hakikaten bir dakika sürsün.
Erdoğan: Sayın Peres, benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak, bunu da böyle bilesin.
Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz! Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış olan iki kişinin bana önemli lafları vardır: "Tankların üzerinde Filistin'e girdiğim zaman kendimi bir başka mutlu addediyorum" diyen başbakanlarınız vardır.
"Tankların üzerine çıkıp da Filistin'e girdiğim zaman kendimi mutlu addediyorum" diyen başbakanlarınız olmuştur ve bana sayılar veriyorsunuz.
İsim de veririm, merak edenleriniz vardır belki.
Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çünkü bu çocukları öldürenleri, bu insanları öldürenleri kalkıp da alkışlamak, öyle zannediyorum ki o da ayrı bir insanlık suçudur.
Bakınız burada bir gerçeği bir kenara atamayız. Ben şurada çok not aldım ama bu notların hepsini cevaplayacak fırsatım yok. Fakat ben buradan sadece size iki söz söyleyeceğim. Bir...
Moderatör David Ignatius: Sayın Başbakan... Sayın Başbakan... Tartışmayı... Tartışmayı yeniden başlatamayız.
Erdoğan: Excuse me, excuse me, bir, Tevrat... Excuse me, bir... Sözümü kesmeyin!.. Bir: Tevrat altıncı maddesinde der ki
"Öldürmeyeceksin!" (Yahudi inancının en kutsal metinlerinden biri olan On Emir'in 6. maddesini kastediyor).
Burada öldürme var.
İki: Bakın bu da çok enteresan, Gilard Azamonih "İsrail barbarlığı zalimliğin de çok ötesinde bir şey". Bir Yahudi.
Bunun yanında, İsrail ordusunda askerlik görevini yapan Oxford Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Avi Şalom, İngiliz gazetesi Guardian'da şunu söylüyor, haydut devlet vasfını kazandığını belirtiyor.
Moderatör David Ignatius:
Sayın Başbakan... Sayın Başbakan... Ev sahibimiz (Forum'un kurucusu Klaus Schwab) teşekkür konuşması yapacaktı... Sayın Başbakan... Çok teşekkürler ama...
Erdoğan: Sana da çok teşekkür ediyorum! Sana da çok teşekkür ediyorum! Benim için de, benim için de bundan böyle, bundan böyle, Davos bitmiştir.
Daha Davos'a gelmem! Bunu da böyle bilesin!
(Ignatius'a) Siz konuşturmuyorsunuz! (Peres'i gösteriyor) 25 dakika konuştu, (kendini gösteriyor) 12 dakika konuşturuyorsunuz! Olmaz!
Erdoğan bir daha Davos'a katılmadı.
Olay özellikle Arap medyası ve Türkiye'de geniş yer aldı, dünya basınında yer buldu
Filistin başta olmak üzere dünya kamuoyunda ses getirdi.
Şimon Peres, Erdoğan'ın sözlerini esefle karşıladığını ifade etti.
Dünyada bir <it-ra*il Cumhurbaşkanı'na bu şekilde konuşan bir devlet adamı çıkmamıştır.
17 Sene önce yaşanan bu olay TC, İt*ra-il ilişkilerinde tarihi bir kırılma noktasıdır.

DEDİM Kİ:

Sehvet ve Sefkat
Cesaset ve Cesaret
4 önemli insan vasfıdir.

usul esasa mukaddemdir
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk