Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: felsefe Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1212

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: felsefe
    Gönderim Zamanı: 24-Şubat-2018 Saat 08:44
biraz felsefe yapacağız..

TRANSANDALTAL ne demektir;

Analiz yapan çözümlemesinin TRANSANDANTAL.. meditasyon yapan dalıncının AŞKIN.. din eden yolunun HAKK olduğunu söylüyor.. acaba bu MÜTEAL'lerin ne olduğunu bilen var mı ?


Bazı sorular vardır.. bilen başkalarına bildirmek için öğreteceklerini soru şeklinde sorar.. benim böyle bir amacım yok.. analiz.. meditasyon ve din hakkında üç sorudan sadece islambilim yazarı Dinnur YAŞAR olarak din yolunan hakk olmasının ne anlama geldiğini söyleyebilirim.. herkesin hesabını vereceği ve yarın Yaratan'ın sorumlu tutacağı ortak bir din ve insanlar sayısınca bulun yolunun olduğunu inanırım.. işte müşterek ve sorumlu olacağımız HAKK din.. “ilahi ve semavi ve KİTABÎ ve kudsi” bir dindir. Dine ve Tanrıya kitabı olarak inananlara TEİST.. sadece yaratanı tanıyan kitabı olmayanlara da DEİST adı verilir. Ancak Kitabı olmasada herkesin inandığı Tanrı’sı ile akli bir analizi olur, vicdani bir meditasyonu var.. akıl ve kalbi ile Tanrı’sına yönelir ve O’nunla ilişki kurar. Ateist’in tanrısı ise vicdani ve ahlaki sorumluluğudur.

Bu bağlamda musevilik, isevilik muhammedilik yolunun kitabı Tevrat, İncil ve Kur'an Hakk dinin kitablarıdır.. ancak 6000 yıllık zaman için Tevrat ve İncil yürürlülüğünü ve geçerliliğini en son ilahi kitap ile yitirmiştir. Bu arada uygarlık gelişmiştir.. mağaradan çıktık.. tarım yaptık.. kentler kurduk.. devletler kurdur.. imparatorluklar kurduk.. bilim oluşturduk.. hukuk oluşturduk.. teknoloji oluşturduk.. ideoloji oluşturtuk.. Bu nedenle zaman geçmiş, uygarlık gelişmiş, eski kitaplar tahrif olmuş ve Kur'an birincil kalarak diğerleri ikincil olmuştur. Yani Hukuki geçerliliği yoktur

Lakin Tevrat ve incil ikincil kaynak olarak kültürel kaynak olarak Kur'anı tamamlar ve tarihsel bilgi olarak yararlanılabilir. 6000 yıllık yazılı dil ve din birlikteliğinden önce en az altmış bin yıllık sesli dil ve din birlikteliğinin bulunması gerekir.. Aslında 1400 sene geçmekle Kur'an'i göre oluşturulmuş "Hukuklar"ın ve sonuçta sünnilik ve şiilik denen mezheblerin de hukuki geçerliliği ve yürürlülüğü kalmamıştır. Çünkü HUKUK sadece düşünme ve istemekle değil kuvvet, devlet ve teşkilatla olur.

Sadece siyasal olarak insanların toplanmasına ve kaybolmamasına hizmet etmiştir. İbadet ve ahiret konularında Tevrat'tan yahudilerin yararlanması gibi İncil'den Hristiyanların yararlanmaktadırlar. Hristiyanlık isanın hakkının isaya sezarın hakkını sezara vermektedir. Zaten ayrıntıya inilirsi 800 tane yahudi ve 400 tane hristiyan ve 100 tanede müslüman mezhebi bulunabilir ve bunlar normaldir. Çünkü insanlar ve gurublar sayısınca YOLLAR vardır.

FELSEFİ AŞKINLIK

Sanırım burada metitasyon ile ilgi yanıt alamayacağım.. ancak felsefi olarak Transandantal olmanın anlamını arkadaşlarım anlatacaklardır. Ancak kendi çapımdan Transandantal olmanın anlamını açıklamak istiyorum.. Arkadaşlarım eleştirileriyle katkıda bulunursa bilmediklerini öğrenirim.

Günlük bilgi üstünde.. veriye bağlı gözlem ve ilkeye bağlı yorum ile BİLİMSEL BİLGİ alanında yapılan analizler.. gerek induksiyon (tümevarım) gerekse deduksiyon (tümdengelim) yoluyla yapılan çıkarımlar.. veri ya da hipoteze dayandıkları için.. yani zaman ve mekan kadrosu içindeki betimleme ve saptamalara dayandıkları için aşkın / müteal / transandantal değildir.. düşünülebilir yanımızla yapılsa bile düşünülebilir dünyaya ilişkindir.. somut veya somut.. tikel ya da tümel gerçekler olarak herkesin kontrolüne ve testine açıktır.

Oysa FELSEFİ BİLGİ alanındaki çıkarımlar.. yargılamalar.. çözümlemeler.. yüklemler.. zaman ve mekan kadrosu ötesindeki düşünülebilir dünyaya ilişkin görüşler ve düşüncelerdir ve bu nedenle de AŞKIN'dır diye düşünüyorum. Buna felsefemde ŞEKİLLER adı veririm.. örneğin sebeb sonuç ilişkisi.. gaye ve vasıta ilişkisi.. yani nedensellik ve amaçsallık.. özdeşlik ve özgürlük.. ilkeleri ve ülküleri.. DENEYSEL değildir.. zihinsel nesnelerdir.. aklın tasarımlarıdır. Dışarıda böyle bir münasebetin bulunmasını mantıki emprsitler anlamdışı ya da saçma ya da metafizik olarak tanımlarlar.

Ancak bu bilgiler varlık ya da değer felsefesine ilişkin oldukları zaman yine olaya ve veriye ve olguya ilişkin parçalar taşırlar ve tam aşkın olamazlar. Oysa BİLGİ KURAMINA ilişkin bilgiler biçimsel ve içeriksiz olduklarından daha çok aşkındırlar.. bu sanki dilin dünyayı belirlemesi ve dini tanımlaması nedeniyle onlardan ÖNCE ve apriori oldukları gibi bilgi kuramı da varlık bilimine ve değer bilimine göre önselliği. kabliliği.. a priori liği vardır. Sanırım Kant bu manada kendisinin öncülük yaptığı ve kurduğu bu çözümlemelere Transandandal analiz diyor.

Bir Değerli Arkadaşım demiş;

“Prefrontal Korteks...

Bilinçli kararlarımızı, Otokontrolu Prefrontal corteksle yapıyoruz. Hayvanlar bunu yapamamıyorlar. Dolayısıyla da düşünemiyorlar. İçki ve uyuşturucu gibi madde kullanarak prefrontal corteks'i devre dışı bırakıyoruz. Müzik dinlerken de prefrontal corteks devre dışı kalıyor. Meditasyon yapılması da prefrontal corteks'in devre dışı bırakılma çabasıdır. Zaman dışımızın farkındalığı ile prefrontal corteks ile yaşadığımız, süre ise prefrontal corteks'in devre dışı kalmasıyla içimizde geçirdiğimiz zamandır. Örneğin araba kullanıyoruz. Gideceğimiz yere ve trafiğe odaklanırsak hele trafik sıkışıksa saatler geçmek bilmez. Ama iç dünyamıza yönelirsek bakarız saatler ne çabuk geçmiş. Prefrontal korteks bir kontektör gibi devreye girip çıkmaktadır. Devrede olduğu zamanlar bizi yormaktadır işler yolunda gitmiyorsa huzursuz etmektedir. Kant'ın deyişiyle hayvanlar dünyasındayken teorik aklımızla yaşıyorduk. Özgürlük idesinin bize sağladığı olanakla iki milyon yıl önce prefrontal korteksimizi kullanmaya başlayarak hayvanlar aleminden kopup pratik aklımızı kullanmaya başladık. Sevdiğim bir söz kime ait olduğunu hatırlamıyorum. "İnsanın düşünüyor olması doğal bir süreç değil, yüksek ateşli bir hastalık gibidir." Düşünüyor olması gene Kant'ın deyişiyle uzay ve zaman'ın içinde olduğunun farkında olmasıdır ve de öleceğini biliyor olmasıdır. İşte bu insanı rahatsız ediyor. Profental korteksten kurtulmak istiyor. Neden düşünmeyen insan rahat ve huzurludur, hayvan gibi yaşar da ondan sonucuna varabilir miyiz? Hep profental korteksimizi devre dışı bırakarak doğal halimize dönmek isteriz. Şair " Ne zamanın içindeyim ne de dışında, parçalanmaz bir anın akışında." der. Burada da profental korteksi devre dışı bırakma çabası var mıdır?” ( Mustafa ALTINAY)

Ben de dedim;

Bey'in çeşitli bilgileri bileştirir.. terkib eder.. sentezler.. düşünce sarayları inşa eder.. ve temelde birbirinden farklı olmasına rağmen sonuçta birbirine BENZER dünyalar inşa eder.. bir ve aynı olayında birden fazla açıklaması olur.. diye düşünüyorum.. beyin.. zihin.. şuur.. ruh. Bu sözcüklerle dört ayrı dünya kurarız.

Örneğin otuz bin yıllık bir evrimin ve beynin tarihsel gelişimin sonucun olan repitial-kompleks.. limbik-sistem orta beyni.. neo-korteks üstü beyni ile bu günkü dil ve düşünceyi oluştururuz.. böyle dine gerek kalmaz..

ya da görsel ve işitsel dünya ile düşünülebilir-istenebilir dünya yanı olan zihn (hfz-zka-ntk) kabiliyeti ile çeşitli zihniyetleri oluşturabiliriz.. evrime ve dine de gerek kalmaz..
a da nefis, akıl, kalb ve ruh latifeleriyle daha ince bir dünya yaratılışa ve evrime gerek duyan bir ŞUUR ile insanbilimi inşaa'ya kalkarız.. ki iki yüz bine yakın tablo ile ben bunu inşa ettim.

ya da hiç birine gerek duymayan her nesnenin ve kimsenin bir olduğu bir ruh ile ne bilime ne de hukuka ihtiyacı kalmayan ve ayakları yerden kesmiş ve tamamen rüyada yaşayan bir dünyayı da hülya edebiliriz..
bu dördüne hem gerçek hem doğru olarak inşa ederiz.. bir daha ki depreme kadar yaşayabilecek bu düşünce sarayımızda otururuz.

Ancak şu başta ve girişte söylediğim BEY'in çok acab ve garaib bir beyidir..
Bir arkadaş Kant’a şunu söyletmiş:
BizIer sırIarIa doIu bir evrende bir rüyanın rüyasını görmekteyiz. Gerçekte biIdiğimiz hiçbir şey yoktur. BiIdiğimizi sandığımız şey sadece oIayIardır. O oIayIar ki, biImediğimiz bir objeyIe asIa biIemeyeceğimiz bir sujenin birbirIerine oIan iIgisinden doğmuştur.

Bende dedim ki;
Bu sözleri Kant'ın yazdığından emin misiz ?

Burada AGNOSTİZM'i özetleyen anlatım oldukça efradını cami ve ağyarını mani bir tanım.. bu sözü küçük görmüyorum.. küçültmüyorum.. yalnız Agnostik olmayan Kant'ın bu sözleri söylediğine ihtimal vermiyorum. Sağ cenahta insanların sözleri Mevlana'ya İmam Gazali'ye söylettikleri gibi sol cenahta da Marks'a Kant'a söyletebiliyorlar.
"Bizler sırlarla dolu bir evrenden bir rüyanın rüyasını görmekteyiz. Gerçekte bildiğimiz hiç birb şey yoktur. Bildidiğimizi sandığımız sadece olaylardır. O olaylar ki, bilmediğimiz bir objeyle asla bilemeyeceğimiz bir sujenin birbirleriyle olan ilgisinden doğmuştur."

Bu çok ibret verici ve insanı hayrete düşüren bir söz.. bu söz insanı meraklandırmalı kimseyi ve nesneyi öğrenmek için çaba harcatmalı.. ki zaten harcıyoruz Evren objesi üzerine inşa ettiğmiz nesne bilgisi (evren ilimleri).. İnsan süjesi üzerine inşa ettiğimiz kimse bilgisi (insan ilimleri) bayağı ilerledi.. orta çağda insan ilimleri yeni çağda evren ilimleri.. doğu insan ilimleri ve batı evren ilimleri.. yapıp durduk.. şimdi bundan sonra bu ikisini sentezleyerek daha iyi ve daha güzel bir dünyayı inşa edebiliriz.


Ancak şunu da söylemeliyim ki şayet insan sadece bilgiyle meşgul oluyorsa.. söyleyebileceği ancak bu bilginin, bilen kimse ile bilinen nesne ilişkisinden ibaret olduğunu belirten bu durumdur. Ancak bilgiden başka sevgi varsa.. özgürlük isteği varsa.. bilgiden başka sonsuzluk dileği varsa.. bilgiden başka eylem varsa.. ve daha başkalariyla birlikte SORUMULUK varsa.. birde bedeniyle SORUNLULUK taşıyorsa.. böyle rüyadayız diye işin içinden çekilemez.

Bu ve buna benzer sözleri ancak sorunluluğunu geçim ile.. sorumluluğunu seçim ile.. çözmek derdinde olmayan eli boş ve gönlü hoş kimseler, süjeler, eşhas söyler.

Agnostizm.. Sokrat ile başlar “Bildiğim her şey hiçbir şey bilmediğimdir” ünlü sözü ile bilinmezciliğin kapasını açmıştır.. bu felsefeyi başlatan Bilge.. oysa insan hiçbir şey bilmese bilmediğinini nasıl bilir ? Evet, insan bilir.. lakin iki nesne bilir onu da karıştırır.. evreni iyi bilse insanı onun gölgesi sayar.. insanı iyi bilse evreni onun gölgesi sayar.. Biz Tanrı’yı iyi bilsek bu sefer insana ESMA ve evrene HÜSNA diyerek bu ikisini de gölge sayabaliriz.

Episteme.. Gnost.. bilgi demektir Yunanca.. hatta Logos ve Nomos da bilgidir.. kozmoloji ve astronomi gibi.. Nomos ve Logos’tan başka Kosmos ve Homos’ta var.. hatta Kaos ve Patos’da var.. ben en çok SOPHOS’u severim HİKMET demektir.. böylece bende bir PHILO-SOPHOS yani filozof olmuşum anlamına gelir.. sizde filozofi yapmak isterseniz önce kıyak bir PHILO-LOGOS yapın.. filolojiden filozofiye kolaylıkla intikal edebilirsiniz.. hatta iyi bir TEO-LOGOS’unuz varsa buradan da teozofiye geçersiniz.. yani resmi dinden resmi olmayan dine atlarsanız.. söylemesi ayıp ben bu dördünü birden yapıyorum.. nasıl yapıyorsunuz derseniz.. ben yaptım oldu ;)


Ne tablo var.. ne şema.. düm dük düz yazı.. bakalım bir tepki var mı ? bir geriye dönüş olacak mı ?


IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk