Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Yöntembilim
 YöntemBilim Forumu | Yöntem Bilim | Yöntembilim
Mesaj icon Konu: dil Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1170

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: dil
    Gönderim Zamanı: 19-Ağustos-2018 Saat 01:14
Dil hem dostumuz hem aynı zamandı düşmanımızdır.. çünkü bir sonucun koşulları aynı zamanda olumsuz durumlarda o sonucun engelleridir.


Genelde bazılarınca dünya düşman din ise dost bilinir.. ya da tersine dine düşman olan dünyaya dostane yaklaşır.


Oysa dünyayı belirleyen ve dini tanımlayan DİL'dir.. dil ve din kanatlarından oluşan 6000 yıllık uygarlık kültürümüzle inşa ettiğimiz DÜNYA giderek daha iyiye mi gidiyor yoksa daha kötüye mi ?


Kimileri dünyanın daha iyi hale getirilerek insanın düzeleceğini savunuyor.. kimiler ise tersine dinin iyi hale getirilerek insanın düzeltileceğini savunuyor..


Peki insanı ve milleti düzeltmek yerine kendimize düzeltmeye.. kalksak daha iyi olmaz mı ? Nitekim böyle yaşamda böyle yapanlar başarılı oluyorlar ve yetkili olarak başımızı geçiyorlar.. sonuçta yukarıdaki açıklamalara geliyoruz.


Bu günkü durumdan yetenekleriyle olanaklarıyla mutlu dünyacılar.. bu günkü dünyayı atlatılacak bela gören dinciler.. dışındakilere dönersek.. bunlar epey büyük bir toplam eder ki sanırım KARIŞIKLIK çıkaracak olanlar da bunlar.


İşte bu yazı onlar için ;) onlara diyorum ki bırakın dünyayı ve dini.. dil'e dönün.. aradığınızı bulacaksınız. Onun size düşmanlık edip, dünyanızı bozup dininizi ifsad ederken göreceksiniz.. nedeninin de sizin ona saygısızlık edip onu kötü ve kötüye kullanmanız olduğunu anlayacaksınız.. öyle ise burada PARALEL EVRENLER kuramına benzer bir durum var.. siz kendinizi düzeltin.. dilde size düşmanlıktan vaz geçsin.. böylece dünyayı daha GÜZEL belirler ve dini daha İYİ tanırlarsınız.. çünkü BİRLİK’e ulaşacaksınız.



DİL yabancısı olunca farkında olduğumuz bir varlık.. kendi aramızda konuşurken hiç farkında olmayız.. lakin yabancı bir ülkeye gidince.. ya da yabancılar ülkemize gelince.. ANLAMADIĞMIZ SESLER.. bize LİSAN denilen bir İNSAN olduğunu duyumsatırlar.. nesneler ya zıddı (karşıtı) ya da niddi (benzeri) ile belli olur ya.. dil tam da böyle.. "dışarısı" ile "içerisi" arasında bu nesne.. nerede kimseler varsa orada var olan bir nesne gibi görünse bile.. kimse olmayanlar arasında bir İLETİŞİM yolu olduğunu UYGARLIK olarak incelemelerimizden anlıyoruz. Eğer dışımız DÜNYA ve içimiz DİN ise.. arada olan DİL'in bize zararını ve yararını hiç düşündünüz mü ?


Yapıp etmelerimiz var..
kurup kılmalarımız var..
yaşantı ve davranışlarımız var..
görüş ve tutumlarımız var..
Fakat bu sekiz gurup iş hep dil ile olur.
Dil deyince konuşma ve düşünme de devreye girecektir.
Bir SARI zemin düşünün kocaman bir daire olsun..
Bu daire tablonuzun fonu ve zemini olsun.
Bu fon üzerine bir dikey dikdörtgen çiziyorsunuz.
Köşelerine de tablodaki gibi
Yaşantı-Davranış
Tutum-Görüş
yerleştiriyorsunuz.
Altına da bir İKİZKENAR üçgen konduruyorsunuz.
Üçgenin tepesi AŞAĞIYA bakıyor.
Üçgenin sağ kenarına YÖNTEM yazıyorsunuz.
Üçgenin sol kenarını İNANÇ yazıyorsunuz.
Üçgenin tabanı REFLEKS oluyor.
Üçgenin OK haline gelen sivri ucu ise
İRADE'niz.
Var oluşunuz işte bu "istenç"inizin var oluşudur.
Ancak üçgenin alan boşluğunu dolduran dolgu
ÖĞRENMELERİNİZ'dir.
Namı diğer; koşullanmalarınız, kurallanmalarınız, çabalarınız, çalışmalarınız, alışmalarınız, kurtulamadığınız alışkanlıklarınız ve alışkınlıklarınız, bırakamaz hale geldiğiniz düşünceleriniz ve bilgileriniz, size yerleşip kalmış görüş ve tutumlarınız, onsuz olamayacağınız yaşantı ve davranışlarınız.. kısaca öğrenmeleriniz.


işte tüm bunları DİL ile yapıyorsunuz..
dil ile size ilk öğretilen de okuma ve yazma tür ve tip ve çeşitlerinizdir.


YBA de işte bunlardan biridir.
Bu benim dilimdir.
Benim dilimi öğrenmek ister mi siniz ?


DİL

DIL dizini içindeki dosyalar


20180819_011356_DIL00.rar

Dil dünyayı belirleyen ve dini tanımlayan bir ARAÇ olarak.. anlamları dizen anlam sürücü ve anlatmaya düzen bir anlatım aracı olarak aynı zamanda insanın kendisini dizmesine ve karşısındakini düzmesine yarayan bir ALET’tir dediğimizde insanın aklına kötü şeyler gelir.. kötü şeyler maddi olduğu zamanda kötüden manevi olduğu zamanda.. ne çare ki birbirine benzerler.

Dil dünyayı belirliyor biiir..
dini tanımlıyor ikiii..
dilini kullananı diziyor üüüüç
ve kullanılanı düzüyor döööört..
dönde götülüğünü ört.
İlk ikisi masum ve fakat son ikisi hiçte masum değil.

“Vesvas” sözcüğüyle Kitabın son suresinde bize yapılan son uyarı; HAN-NAS
Rabbinnas.. Melikinnas.. İlahinnas ve dördüncü ses; HANNAS.
Bu Han-Nas ne ya da kim ?
Nasın Hanı ve Hakanı “ne” ya da “kim” olabilir ?
Elbette konuşma ve düşünme aracı olan DİL olacaktır.

Bu iletinin dizinin sıkıştırılmış dosyalardaki tablolarda da
dilinizi tanıyacaksınız.. elbette tanışacaksınız.

Dil DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ gibi size kendini tanıtmaz..
siz KONUŞTUĞUNUZ dili tanıyacaksınız.
Nitekim Tanrı dahi öyle değil mi ?


Kendini DOĞRUDAN tanıtmıyor; kainatı, insanı, kitabı ve rasulü ARACILIĞI ile tanıtıyor.
Doğrudan tanımayı kendiniz yapacak, tanrı tanırlıktan O’na tanıklığa çıkacaksınız.
Bazıları yok ki nasıl tanıyım kolaycılığını sapacaktır.. onlar zaten kendini tanrı sanan zavallılardır.. kızmasınlar.. avanaklar ve salaklar demedim aval aval bakan z.avallılar dedim.
Tanrı tanımamakla kendilerini Tanrı saydıkların farkında bile olmadıklarından.
Nitekim çağımızda bunun da farkına vardılar,
hayvanlardan insanlara.. insanlardan tanrılara hikayesini okuyup yazıyorlar.

Sözü toparlarsam.. dili tanımak; dünyayı ve dini tanımaktır.. dili, dünyayı ve dini tanıyanda eninde sonunda tanrıyı tanıyacaktır.. şayet kendini tanırsa.. ancak aynı zamanda bunlar tanımaya da ENGEL olacaktır.. çünkü bir sonucun koşulları aynı zamanda onun da engelleridir. Onlar olmazsa o nesne ya da kimse ya da olay olmaz.. Ancak bu sayılan din, dünya ve dil üçlüsü içinde tanımaya engel olanların en zorlusu dildir.

Dilini bozan aynı zamanda dünyasını ve dinini de bozar.. kendine ve başkasına da zararlı olur.

YBA yeni bir dil yapılandırmayı, kolay bir anlam sürücü kurmayı ve hızlı bir anlatım aygıtı kılmayı amaçlarken aynı zamanda dilimizi tanımamamız da hedefliyor. Ve onunda en birinci düşmanız olduğunu en başından söylüyor.. YBA öğrenirken.. düşmanı yenmek için onu tanımamız gerektiği gerçeğinden hareket ediyoruz ve bunun için YBA öğrenme, kullanma ve yararlanma konusunda ısrar ediyoruz. Yani düşmanımız olan dili tanımayı inadına sürdürüyoruz. Çünkü kötü ve kötüle kullanılan dil.. böylece kendine saygı gösterilmediğini bilen dil.. kendisini kötü ve kötüye kullananı ondan daha kötü bir şekilde kullanır.. ve bu yüzden bizim BİRİNCİ düşmanımız olan vesvasilhannas’tır.

Bu gün kendimi ülkemi.. dincileri.. felsefecileri.. bilimcileri.. Mustafa Kemal Atatürk’ten Bediuzzaman Said Nursi’ye kadar kaderimize karışmış büyüklerimizi, doğunun ve batının tek yanlı yokluk ve varlık uygarlıklarını eleştirmeyi niyet ederken.. baktım hepsinin temelinde bu dil bilmezlik, kendini bilmezlik, haddini bilmezlik, toplumsal değişimi başlatamazlık var. Tamam.. ülkemizde ve dünyada uygarlığımıza katkıda bulunan insanlar çok işleri başarmışlar.. ancak bu kimseler bu başarılarıyla aynı zamanda kişisel gelişimini gerçekleştirmiş olsalar bile bu gün beklediğimiz toplumsal değişimi sağlayamamışlardır.. teknolojimiz giderek daha çok doğaya yabancılaşıyor.. ideolojilerimiz giderek insanı insana daha çok yabancı kılıyor.. buna dünyanın ve memleketimizin hali canlı tanıktır.. bu gün kendine yeter bir bilimsel gelişmeyi hala sağlamamışsak.. Kemalist devrimler ne işi yaradı.. bu gün genç kızlarımızın büyük bir çoğunluğu bacak göstermeyi kadın olmak sayıyorsa 40 yıllı illegal dincilik ve bunun üstüne 40 yılda legal dincilik ve hele son 15 yılda muktedir dincilik yapmanın bir anlamı var mı ? Kendimi ve etrafı kandırmakta çok mahiriz lakin ülkemizi kalkındırmakta.. malafatımız kaldırmarmak kadar başarılı olamıyoruz. Her ne ise eleştirmek kolaydır.. lakin çözüm göstermek ve hele işe girişmek mangal gibi yürek ister. Ancak çözümünde direnmek için vizyon sahibi olmak yeterlidir. Birbiriyle bir ömür çatışan saydığım Kemalli ve Bedii iki isim çözümlerinde direnmişler ve ne yazık ki ömürleri vefa etmediğinden sonucu görememişlerdir.. fakat bu tez ve anti-tez ortaya gelecekte ortaya çıkacak bir SENTEZ’i sağlamışlardır.. bizde onlardan devraldığımız ANALİZ’i sağlayacağız ve sonuca katkıda bulanacağız ve fakat sonucu göremeyeceğiz.. K ve P projesinin partileşme aşaması 120 yılı olup bu da ömrümüzü aşmaktadır.

Tamam yakınmak kolay, eleştirmekte zor değil ve fakat bu olumsuz sonuçlara ne yol açmış ve sorun ne ve çözümün nasıl diye sorulduğunda.. çoğumuz apışıp kalırız.. ya da kendimize ezberlettiğimiz üç beş tane gerekçe söyleyebiliriz; ahlakın bozulması.. insanın bozulması.. dünyanın bozulması.. hırsızlık ve hırs.. dinsizlik ve hased.. yani savı kanıtsama yaparız.. sonucun nedenini gösteremeyiz sonucu sebeb sayarız. Örneğin hırsızlık var çünkü dinsizlik var; dinsizlik var çünkü hırsızlık var.. SAĞCI hırsızın HIRSI ile SOLCU dinsizin HASEDİ en temel sorundur.. çünkü ne yazık ki bu gün sağın başında hırsızlar solun başında dinsizler var.

Fakat dinsizliğin de, hırsızlığın da, hasedin de, hırsın da, dünyanın bozulmasının da, insanın bozulmasının da, ahlakın bozulmasının da TEMEL’inde dilin tanınmaması ve bu yüzden kötü ve kötüye kullanılması yatıyor.. ve bir türlü de kalkmıyor..

Çünkü temel, meldir.. millettir.. kültürdür.. kültürün iki kanadı olan dil ve dindir.

Mel konuşma ve düşünme anlamına gelir.. millet ve mülk ve memleket memlük sözcüklerinde, “mim” harfi ile birlikte LAM’ı çağrıştıran “EL” sesini ve “LE” harfini anımasatan bu sesler
Emel, teemmül ve mükemmel kelimelerinde kendini belli eden uzun emellerdir.
MEL ve namı diğer DİL, te-meldir ve dine ve dünyaya ait emellerini onunla oluşturursun.

Te-Mel üzerine bina ettiğin taban ve onun üzerine inşa ettiğin binayı taşıyan LAM’dır.
Ke-lam ve ka-lem sözcüklerinde de yer alır tersine yazılarak. Mel-leM.
Melamı değilim ama bu belam ve melam.. milim milim bizi dokuyan iplerdir.

YBA ile dilin ipliğini pazara sereceğiz. Nitekim bu iletinin dizinindeki tablolara bir bakın bakalım;
Bu tablolar “kablo” dediğimiz bir İP’lerle örülmüştür. Kablonun bir ucunda bir sözcük öbür ucunda başka bir sözcük bulunur ve iki sözcük (terim/kavram) birlikte bir anlam ortaya çıkarır.

Yap-YARATILIŞ-Et
Yaşantı-İŞ-Davranış

Kimlik-GÖNÜL-Kişilik

Tutum-DE-Görüş
Kıl-BUYRULUŞ-Kur

Yukarıdan aşağıya kablolar

Yaratılış-Buyruluş
İş-De
Her ikisinin ortasında da GÖNÜL.

GÖNÜL aslında konuşan dil ile düşünen “dîl” arasında bulunur.
Fakat bu düz yazı ile yapılan anlatım, DİL’i bize göstermez, gizler, gölgeler.
Dîl sözcüğü gönül anlamındadır, üstelik burada ayrıca bir de GÖNÜL sözcüğü temele ve ortaya konulmuştur. Yani hem bileşenden biri hatta her ikisi olarak kullanılmış hem de toplam olarak kullanılmıştır. Günlük dilin düz yazısıyla anlatımda o kadar çok karmaşa var ki.. bu karmaşa ile o kadar çok yalanlar ve yanlışlar yutturuluyor ki…

Edebiyata ve dine gitseniz daha fazla çok anlamlılık ile karşılaşırsınız.. nefis, akıl, kalb, ruh, vicdan, fuad öylesine çeşitli ve farklı şekilde söyleyecektir ki sonunda en iyi bilenin kendiniz olduğuna karar vereceksiniz.

Bilime ve felsefeye gitseniz.. onların vereceği yanıt sadece lineer bilimsel düşünmenin sol lobta.. global duygusal düşünmenin sağ lobta olduğunu söyleyecektir, ruhu yok sayacaktır. Bilgiyi, sevgiyi, saygıyı, isteği, dileği, hırsı, hasedi, hevayı, hevesi ve tüm maneviyatı hormonlara ve nöronlara verecektir.

Işık nesneleri aydınlatır.. insan ise insanı gerçekleri anlatır.
Aydınlatmak ile anlamak arasında farkı anlamayan ise kendini GERÇEK sanır.
Oysa her birimiz bir olasılıktan fazla bir “ şey’ ” değiliz.


Her bir kişisel gelişimcinin yolu ve yöntemi farklıdır.. herkes bir yol tutturmuş gidiyor.

Neden ?

Çünkü dünyayı belirleyen ve dini tanımlayan dil, kötü ve kötüye kullanılmaktadır, desem inanmayın kendiniz görün.. göremeyeceğine göre.. asla göremezsiniz ve hiçbir zamanda göremeyeceksiniz.. kendiniz örün.

İşte YBA size bu ÇOK YÖNLÜ VE YANLI örme işinde kolaylık ve hız verecektir.

   
Bilgi ve sevgiyle Sağlıcakla kalın

OSMANZİYA

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE
semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim
için düz yazıdan özür dilerim

.

NOT:
Evet, aslında benim kullandığım sistemde
cümleye, kelimeye hatta harfe de ihtiyaç yok…

http://groups.yahoo.com/group/BAKARA/
http://groups.yahoo.com/group/oku-ikra/
http://groups.yahoo.com/group/yontem-bilim/
http://groups.yahoo.com/group/insanbilim/

www.yontembilim.com
www.insan-bilim.com
www.osmanziya.com
www.mustafabugucam.com.tr



http://sites.google.com/site/yontembilim/
http://sites.google.com/site/insanilim



Düzenleyen osmanziya - 19-Ağustos-2018 Saat 11:04
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk