Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: gelecek muslumanlarindir Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
eminziya
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 05-Ağustos-2011
Gönderilenler: 4

Hak Puan : 0
Kidem : 5
OrtalamaHak : % 0
Irtibar :0

Alıntı eminziya Cevaplabullet Konu: gelecek muslumanlarindir
    Gönderim Zamanı: 06-Nisan-2013 Saat 10:11

 

GELECEK MÜSLÜMANLARINDIR

Daha önce güncelleyeceğimi belirttiğim yerküre nüfusunun içindeki Müslümanların sayısı, gelecek 10 yıl da İslam nüfusunun ailevi, kültürel ve hayat disiplinine dayalı etik kuralların olumlu yönlerdeki etkisiyle geometrik olarak diğer inançlara göre çoğalan oranlarda artacaktır. Bunun yanı sıra İslam dışı inançları paylaşan yerküre nüfusu aritmetik olarak çok düşük oranlarda artacağı, ayrıca yeryüzü tabii kaynaklarının belli başlılarının %70 inden fazlasını elinde bulunduran İslam dünyasındaki eğitimli insan sayısını da hızla kısa zamanda %90 ın üzerine çıkaracağı şüphesizdir. Yine dünya kara yüzölçümü içinde, Çin ve Rusya gibi ülkelerin bulunduğu toprakları dahil edersek, yeryüzünün %60’ının Müslümanların yaşadığı topraklar olduğu anlaşılabilir. Değiştirilememiş, güçlü kitabi kaynağa tek başına sahip İslam dünyasında; gelecek on yıl içinde Pakistan ve İran’ın yanında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde temsil edilmeseler de, Türkiye, Mısır, Cezayir, S.Arabistan, Endonezya, Nijerya’nın nüklüer güce sahip olabilecekleri göz ardı edilmemelidir. Böylece, çok yakında dünya dengelerinin yeni baştan değişeceğine ve belirleneceğine, İslam ülkelerinin haklarının etkin şekilde savunulacağını söyleyebiliriz.

2013 yılı itibariyle Hint yarımadasında takriben 850 milyon Müslüman’ a 750 milyon, Ortadoğu ve Afrika da bir milyar Müslüman’ a 250 milyon, Hindi çinide (Endonezya,Filipinler ve Avustralya dahil) 850 milyon Müslüman’ a 350 milyon, Çin ve Rusya Asyasında 500 milyon Müslüman’ a 1.300 bin, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika da 100 milyon Müslüman’a 1.150 bin Müslüman olmayan nüfus yaşamaktadır. 2013 yılında 7 milyar olan dünya nüfusunun 3.3.milyarını islam, 3.7. milyarını ise (1.800.bin Budist, Şintoist, Konfiçyus vs, 1.850.bin Hiristiyan, 50 milyon Yahudi nüfusu vs) teşkil etmektedir. Asıl çarpıcı olan bu nüfus gücünün gizlenmesi yanında, İslam karşıtı, batıl müdahaleci çabalarla, dünyanın her yerinde baskıgörmelerine- katledilmelerine karşın, en geç 10 yıl sonra 2023 yılına gelindiğinde takriben 8.5 milyara ulaşacak yerküre nüfusunun, geometrik artışın zincirleme etkisiyle yerkürenin 4.5 milyarı islamı benimseyen insanlardan oluşacaktır. Böylece 1400 yıl önce tek bir kişiden başlayan ve insan eseri olmayan ve evrensel temel değerleri eksiksiz yansıtan bir kitap- kuran sayesinde; eğitim seviyesi üst düzeye ulaşmış, nitelik ve nicelik yönünden nüfus çoğunluğu sağlamak suretiyle, batıl anlayışa karşı ürettiği yöntem bilim seviyesiyle/sayesinde hakkın üstünlüğünü savunan ve savunmakla kalmayıp uygulamak suretiyle örnek olan milyarlarca Müslüman yeryüzünde payidar ve var olacaktır.

Ankebut Teoremi kapsamında yeryüzünde yaşayan ilk insanın yaptığı ilk evin bulunduğu ana şehirde her an yapılmaya devam ede gelen sayların, sembolik olsa da oluşturduğu safların-ağların sıklaştırdığı dayanışmayı, yardımlaşmayı, bölüşümü ve hiç karşılık beklemeden paylaşmayı, insanlığın hayatının her safhasına taşıyarak, belirtilen prensipler doğrultusunda, tüm yerkürede eğitimce gelişmiş ülkelerden başlamak suretiyle, yakın bir dönemde yaşama geçirileceği muhakkaktır. Zira insanlığın eğitim seviyesinin artışı ile beraber barış, refah ve huzura kavuşmak için başka bir çıkış yolunun olmadığını, insanlık yararına olan düşünme yönteminin mantık bağlantıları mükemmel, çelişkisiz bir yoldan geçtiğini, hiçbir karşılık beklemeden tebliğini yapmaya devam ede gelen sürekli bahsedilen zikir ehli kanalıyla, insanlık anlayacaktır. Üretim, tüketim, yatırım, toprak, emek, sermaye, müteşebbislik, kuruluş yeri istihdam vs gibi ekonomide bilinen ortak iktisadi unsur/ değerlerin temeli ve ortak paydası olan İslam biliminin damgasını taşıyan özellikle Tasarruf unsurunun, hakka dayalı güçlü sistemin ortaya konabilmesi için emek-teknoloji unsurlarıyla beraber öngörülen ankebut ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Geçmişten bugüne dünyada küreselleşmiş tefeci bankacılık-faiz ittifakı ile karşısında yer alan Ankebut teoreminin oluşturduğu ana unsurların belirtilen anlayış ve uygulamalarla taban tabana çelişmesi, günümüzde batıl iktisadi uygulamaların yaygınlığı, bir an önce dayanışım, paylaşım, bölüşüm ve yardımlaşma ilkelerini toplum hayatına uygulamaya başlamamız gerekliliğini ortaya koymaktadır. İnsanlığın bir kısmının elde edilen artı değerlerle zenginleşirken çok büyük bir kısmının kısıtlı yeryüzü kaynaklarından yararlanmada azalan değil artan oranlarda aç kalması, çaresiz duruma düşmesi, bundan dolayı düşmanlıkların yaygınlaşması, barış yerine savaşların tercih edilmesinin bu çelişkilerin sonucu olduğu şüphesizdir. Zira birikmiş servet ve sermaye, belli ülkelerde belli gurupların idaresinde- tekelinde, kendi içlerinde döndürülmekte olup, salat, zekat, infak, sadaka, nafaka, fitre vs şükür-yardımlaşma unsurları bir sisteme bağlanmadığından, zengin veya fakir, gelişmiş-gelişmemiş tüm ülkelerde yaşayan, belirtilen büyük kesim nimetlerden yaşamınıidare ettirecek kadar bile olsa yararlanamamaktadır.

Burada esas anlatılmak istenen, mikro ve makro anlamda arz ve talep ilişkileri ile evrensel ekonomi kuralı serbest piyasa koşullarında oluşan fiyat unsuruyla belirlenen genel iktisadi değer ve ticaretin, tüm iktisadi unsurlarla etkileşerek batıl ile eş anlamlı olan paradan para kazanma yani tefeci bankacılık sistemi haksız uygulamaları ile tatbik sahası bulamamasıyla beraber; yardımlaşan, bölüşen, paylaşan böylece dayanışmayı en üst düzeye çıkaran sınırlı kainat kaynaklarını verimli kullanan öngördüğümüz İslami parasal kuralların benimsenmesi ve geliştirilmesidir. Haksız uygulamalardan bıkmış, bir çıkış yolu arayan insanlığın, eğitimli toplumlardan başlayarak önümüzdeki yıllarda hak ve adaleti mükemmel düzeyde oluşturacak ankebut sistemini uygulamaya koymakla aynı gemide yaşadığımızın, kainatta yalnız başına yol aldığımızın bilincine vardığını görmek istemek her insanın hakkıdır. Söz konusu dayanışma, paylaşma, bölüşme ve yardımlaşma ilkelerini aynı noktadan hareket eden, değişik koordinatlarda seyreden, aynı sonuca ve amaca mantıksal bağlantılarla yönelen, değişik açılardan açıklanıp, ilkelerdeki karşılıksızlık prensibi esas alınarak teoriden pratik hayata geçirilen insan ve toplum hayatının gerçeği olan sosyal- iktisadi -yönetsel uygulamalar olarak düşünülmelidir.

Ankebut teoreminin ana yapısını teşkil eden, insan/ toplumlar içinde her çeşit ayrımsızlık ( ırksız, sınıfsız) ile sadece takvada üstünlüğün esas olduğu, yani insan hayatında hakka dayalı insan etiğinin üstünlüğüne dayanan bu yaklaşım, kişi ve toplum hayatında etkin rol oynayan eşit yararlanma eğrilerine olan yakınlığı belirleyecektir. Örülü ağların arkasında toplanan bu gün için sürekli tehdit unsuru olan yerküre hakimlerinin/ ekabirleri nin yaşanılan dünyayı ve üzerindekileri soktukları olumsuz hal ve durumu tenkit etmek yerine, zikir ehlini devreye sokarak bu güne kadar hiçbir devirde, bilinen şeyler yeni bir şey değil denilerek uygulattırılmayan, söz konusu unsur/ ilkelerin, tüm sosyal-iktisadi-yönetsel vs yaklaşımların temelini oluşturduğu gerçeğiyle, ortaya konan üstün insanlık anlayışı da, iletişim teknolojisinden yaralanmak suretiyle toplumlara anlatılmalıdır. Bu kapsamda yerkürede çeşitli dilleri konuşan toplumlarda sürdürüle birlik, geliştirile birlik yönlerinde öngörüleri bulunan, eğitimli düşüncede yöntem bilimini geliştirebilmiş, fikir ve düşüncelerin anlatımında ve ortaya konmasında mantıklı bağlantılar kurabilen, muhtelif ülkelerdeki bilgin insanların düşüncelerinden yararlanarak ve tartışarak tüm ön yargıları ortadan kaldırmamız gerekmektedir. Bu yönde ilk adım olarak dil bilen, anlatmak istenilen her bilgiyi en güzel biçimde çevirerek toplumlara açıklayacak ihlas sahiplerine gereksinim duyulacaktır. Ankebut kapsamındaki bütün ilkeler, kendi içlerinde uygulana birlik yönünde ayrıntılı olarak ortaya konulması durumunda, insanlığın geleceğini bütünüyle etkileyecek yeni bir dünyaya hak ve adaletin kapıları açılmak suretiyle ayrılık ve yanlışlıkları ortadan kaldıracak adımlar atılabilecektir. Anlatımın genel tanımlaması; İnsanlığın Geleceği olmalıdır-bu yakın geleceğin belirsiz karmaşık olmadığı, aklın yolunun bir olduğu gerçeğiyle bugüne kadar yapılan yanlışların yakın bir gelecekte düzeleceğini, bu evrensel ilkelerin insanlığın tamamına yakını tarafından benimseneceğini, hizmet eden her müminin iyi bir iş yaptığının bilincinde olacağı değerlendirilmektedir. Hakkı batılla karıştırmaya çalışan, böylece insanlık dışı uygulamalarını meşru göstermeye çalışan elebaşları (silah tüccarları-uluslar arası büyük sermaye sahipleri), ulusların farklı dilleri konuşmaları ve kendi içlerine kapalılıkları ve medya sektörlerince önyargılarla yönlendirilmelerinden, bugüne kadar yararlanmışlar, ayrılıkları körüklemişlerdir. Ancak biliyoruz ki aynı dili konuşanlar anlaşamayabilir ama aynı duyguları paylaşanlar, benimseyenler anlaşabilirler. İnsanlığın yardımlaşma, dayanışma, bölüşme, paylaşım yolunda her zenginliğin bir veya binlerce açlık, yoksulluk pahasına elde edilebildiğini kavrayarak , iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte, aynı duyguları hissetmesi, kullandığı nimetleri bölüşmek istemesi, haksızlıklara direnme gücü, konunun önemini ortaya koymaktadır. Gökyüzünün her yerde mavi renkte olup olmadığını anlamak için bütün dünyayıdolaşmak nasıl gereksizse, dünyada yapılan tüm istatistiklerin gösterdiği üzere, domino etkisi gibi yayılan yoksulluk, yoksunluk, açlık ve cehalet karşısında duyulan vurdumduymazlığın ortadan kaldırılması için, benimsenmesi gerekli ankebut ilkelerini uygulamaya koymak suretiyle sorunların aşılabileceğini, bir sonraki yazıda bu yaklaşımları ayrıntılı olarak yorumlayıp çözümleyerek yöntem bilim analiziyle sorunların neticeye bağlanmasında mantıki önerme ve sonuçlara ulaşabileceğimizi ummaktayız

EMİNZİYA

 

 



Düzenleyen eminziya - 08-Nisan-2013 Saat 12:48
IP
mustafa
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 27-Nisan-2010
Gönderilenler: 81

Hak Puan : 0
Kidem : 5
OrtalamaHak : % 0
Irtibar :0

Alıntı mustafa Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 06-Nisan-2013 Saat 10:21
Katılım ve katkınız için teşekkür ederim. Fetih suresinde gelecekte müslümanların eğemen olacağının işaretleri vardır. Hadislerde Kıyametten önce Mehdi Aleyhisselamın genel sulhu ve küresel adaleti sağlayacağı ve yer yüzüne veli olarak inan Hz. İsa Aleyhisselamın  ona tabi olacağı haber verilmiştir. İmamı Nursi "Şu istikbal inkilabatı içinde en gür sada Kur'anın sadası olacaktır." muştusunu vermiştir. Bu nokta da sizin yazınız bir müslümnın temenni ve dileği olmaktan öte savının kanıtlarını gösteren bir duyuru olmuştur. İnşaallah müslümanlar bu ihbar edilen geleceğe uygun davranarak kalite ve kantitelerini yükseltmeleri beklenir. Bu arada, BU DÜŞÜNCE DÜNYASINDA  bana düşen, sana düşen ve bize düşen;  bu denizde bir damla olarak müslüman olarak ne yapıp ne yapamadığımızın hesabını da yapmaktır. 
 
MUSTAFA
IP
mustafa
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 27-Nisan-2010
Gönderilenler: 81

Hak Puan : 0
Kidem : 5
OrtalamaHak : % 0
Irtibar :0

Alıntı mustafa Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 20-Nisan-2013 Saat 06:20
enişte 18 nisanda gönderdiğin düzeltme aşağıda..

Daha önce güncelleyeceğimi belirttiğim yerküre nüfusunun içindeki Müslümanların sayısı, gelecek 10 yılda ve daha sonraki yıllarda aile, kültürel ve hayat disiplinine dayalı etik kuralların olumlu yönlerdeki etkisiyle geometrik olarak diğer inançlara göre çoğalan oranlarda artacaktır. Bunun yanı sıra İslam inancı   dışında yer alan inançların   dünya nüfusu içinde aritmetik olarak artışa paralel nispi biçimde düşeceği, ayrıca yeryüzü tabii kaynaklarının belli başlılarının %70 inden fazlasını elinde bulunduran İslam dünyasındaki eğitimli insan sayısı da, kısa zamanda %90 ın üzerine çıkacağı şüphesizdir. Yine dünya kara yüzölçümü içinde, Çin ve Rusya gibi ülkelerin idaresinde bulunan yerler göz önüne alındığında, yeryüzündeki asgari %60 oranındaki bölümün İslam nüfusunun yaşadığı topraklar olduğu anlaşılabilir. Değiştirilememiş, insan eseri olmayan kitaba-kuran-ı kerim’e   sahip İslam dünyasında; 2023 e gelindiğinde Pakistan ve İran’ın yanında, Türkiye, Mısır, Cezayir, S.Arabistan, Endonezya, Nijerya gibi yoğun Müslüman nüfusa sahip ülkelerin nüklüer güce kavuşabilecekleri göz ardı edilmemelidir. Böylece, son iki yüzyılda dünyada egemenliğini sürdüren ülkeler ile İslam ülkeleri arasında atom gücü ve enerjisine sahip olmak açısından dengelerin kurulacağını, böylece de Müslümanların haklarının   gereken   şekilde savunulacağı, dayanışmalarının da yoğunlaşacağı   söylenebilir.

2013 yılı itibariyle Hint yarımadasında takriben 850 milyon Müslüman’ a karşı,   750 milyon, Ortadoğu ve Afrika da bir milyar Müslüman’a karşı   250 milyon, Hindi çinide (Endonezya, Filipinler ve Avustralya dahil) 850 milyon Müslüman’ a karşı 350 milyon, Çin ve Rusya da 500 milyon Müslüman’ a karşı 1.300 bin, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika da 100 milyon Müslüman’a karşı 1.150 bin Müslüman olmayan nüfus yaşamaktadır. Böylece, 2013 yılı itibarı ile 7 milyar olan dünya nüfusunun 3.3.milyarını islam, 3.7. milyarını ise (1.800.bin Budist, Şinto, Konfiçyus vs inançlar ile 1.850.bin Hristiyan, 50 milyon Yahudi olmak üzere) nüfusu teşkil etmektedir. Önemli olan husus ise, Müslüman   nüfusundaki süregelen artışın hakim güçler tarafından- İslam karşıtlarınca gizlendiği, bunların batıl ve müdahaleci çabaları yanında, dünyanın her yerinde baskı görmelerine- katledilmelerine en basit insan haklarından yoksun kılınmalarına karşın, en geç on yıl sonra 2023 yılına gelindiğinde takriben 8.5 milyara ulaşacak yerküre nüfusunun, belirtilen geometrik artışın zincirleme etkisiyle   4.5 milyarı Müslümanlar oluşacak, daha sonraki yıllarda bu fark katlanarak İslam lehine artacaktır. Böylece 1400 yıl önce tek bir kişiden başlayan, insan ve evrenle ilgili temel unsurları   tam olarak yansıtan bu çelişkisiz öğreti    sayesinde, eğitim seviyesi üst düzeye ulaşmış, nitelik ve nicelik yönünden nüfusu artan, batıl anlayışların   karşısında yer alan   yöntem bilim seviyesiyle, hakkın üstünlüğünü savunan ve savunmakla kalmayıp uygulamak suretiyle insanlığın sıkıntılarına çare olacak değerleri üreten, milyarlarca yetişmiş Müslüman yeryüzünde payidar olacaktır.

Ankebut Teoremi kapsamında yeryüzünde yaşayan ilk insanın yaptığı ilk evin bulunduğu ana şehirde, her an yapılmaya devam ede gelen çeşitli dünya ülkelerinden gelen müminlerin saylarının oluşturduğu sıkı, omuz-omuza, safların-ağların oluşturduğu dayanışmayı, yardımlaşmayı, bölüşümü ve hiç karşılık beklemeden paylaşmayı, insanlığın hayatının her safhasına taşıyarak, belirtilen prensipler doğrultusunda, tüm yerkürede eğitimce gelişmiş ülkelerden başlamak suretiyle, yakın bir dönemde yaşama geçirileceği muhakkaktır. Zira eğitim seviyesinin artışı ile beraber, barış, mutluluk huzur ve adaleti sağlamak için başka bir çıkış yolunun olmadığını, insanlık yararına olan düşünme yönteminin mantıki, çelişkisi olmayan bir yoldan geçtiğini, hiçbir karşılık beklemeden tebliğini bilişim teknolojisinin de yardımıyla yapmaya devam ede gelen, sürekli bahsi geçen zikir ehli kanalıyla, bütün insanlık anlayacaktır. Üretim, tüketim, yatırım, toprak, emek, sermaye, müteşebbislik, kuruluş yeri istihdam vs gibi ekonomide bilinen ortak iktisadi unsur/ değerlerin temeli, ortak paydası olan ve İslam biliminin damgasını taşıyan özellikle Tasarruf unsuru ile beraber, hakka dayalı güçlü bir sistemin ortaya konabilmesi için, emek-teknoloji unsurlarıyla beraber her ayrıntının, ankebut ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Biliniyor ki her başarı ayrıntılarda gizlidir ve her sonuç başarılı olunup olunmadığının göstergesidir. Bu nedenle, insanın esas alındığı sistemlerde, hiçbir ayrım gözetmeksizin yardımlaşma ve dayanışma kardeş olmanın paylaşma ve bölüşüm başarısı olarak ön plana çıkması ana unsur olarak ilk plandadır. Geçmişten bugüne dünyada ekonomide küreselleşmiş itici güç olarak üretimin her safhasında faizi yani tefeciliği esas alan,   baskıcı bankacılık sistemi ile belirtilen batıl anlayış ve uygulamalarla vücut bulan   küresel tefeciliğin güdümündeki sosyal, iktisadi, yönetsel uygulamaların yaygınlığı, bir an önce dayanışım, paylaşım, bölüşüm ve yardımlaşma ilkelerinin toplum hayatına uygulanmaya başlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. İnsanlığın bir kısmının elde edilen artı değerlerle zenginleşirken çok büyük bir kısmının kısıtlı, sürekli olarak bilinçsizce harcanan yeryüzü kaynaklarından yararlandırılmayarak artan oranlarda aç kalması, yoksul ve çaresiz duruma düşmesi, bundan dolayı düşmanlıkların yaygınlaşması, bütün bunların yanında barış yerine yeryüzünün yok olmasına yol açabilecek savaşların olma ihtimali, belirtilen çelişkilerin sonucu olduğu şüphesizdir. Zira birikmiş servet ve sermaye, belli ülkelerde, belli gurupların idaresinde- tekelinde, kendi içlerinde döndürülmekte olup, sadaka, zekat, infak, nafaka, fitre vs yardımlaşma unsurları sistemleşemediğinden ve yaygınlaşamadığından, zengin veya fakir, gelişmiş-gelişmemiş tüm ülkelerde yaşayan, % 95 oranındaki büyük kesim, nimetlerden yararlanamamaktadır.

Burada esas anlatılmak istenen, mikro ve makro anlamda arz ve talep ilişkileri ile evrensel ekonomi kuralı; serbest piyasada oluşan   fiyat unsuruyla belirlenen genel iktisadi değer ve ticaretin, tüm ekonomik unsurlarla etkileşerek, batıl ile eş anlamlı olan paradan para kazanmaya dayanan bankacılık sisteminden kaynaklanan haksız uygulamaları ortadan kaldırılmasıyla- tatbik sahası   bulamamasıyla beraber; yardımlaşan, bölüşen, paylaşan böylece dayanışmayı en üst düzeye çıkaran, sınırlı kainat kaynaklarını verimli kullanan, İslami parasal kuralların benimsenmesi ve geliştirilmesidir. Haksız uygulamalardan bıkmış, bir çıkış yolu arayan insanlığın, eğitimli toplumlardan başlayarak, hakkı temel alan    ankebut sistemini uygulamaya koyulmasını istemek, aynı gemide yaşadığımızın, uçsuz bucaksız kainatta yalnız başına yol aldığımızın bilincini duyan   her insanın hakkı ve hukukudur. Söz konusu ilkeler, aynı noktadan hareket eden, değişik koordinatlarda seyreden, aynı sonuca ve amaca mantıksal bağlantılarla yönelen, geniş bakış açılardan açıklanıp, ilkelerdeki karşılıksızlık prensibi esas alınarak teoriden pratik hayata geçirilen, dinamik gücü, haksız kazançlar yerine tasarruf temelinde değer kayıplarını esas alan, insan ve toplum hayatının gerçeğine göre şekillenen   sosyal- iktisadi -yönetsel uygulamalar olarak düşünülmelidir.

Ankebut teoreminin ana yapısını teşkil eden, insan unsurunda, her türlü ayrımcılığı reddeden,   parçalanmayı değil, sadece takvada üstünlüğün esas alındığı, yani insan hayatında adaleti   esas alınmasına dayanan bu yaklaşım, kişi ve toplum hayatında etkin rol oynayan eşit, hakka dayalı yararlanma eğrilerine olan yakınlığı belirleyecektir. Örülü ağların arkasında toplanan, sürekli tehdit unsuru olan yerküre hakimleri ve ekabirlerinin, büyük silah tüccarları ve serveti biriktirenlerin,    yaşanılan dünyayı ve üzerindekileri soktukları olumsuz hal ve durumu tenkit etmek yerine, zikir ehlini devreye sokarak bu güne kadar hiçbir devirde, - bunlar bilinen şeyler, yeni bir şey söylenmiyor - denilerek uygulattırılmayan, söz konusu unsur/ ilkelerin, tüm sosyal-iktisadi-yönetsel vs yaklaşımların temelini oluşturduğu gerçeğiyle, ortaya konan üstün insanlık anlayışı da, iletişim teknolojisinden yaralanmak suretiyle toplumlara anlatılmalıdır. Bu kapsamda, yerkürede çeşitli dilleri konuşan toplumlarda sürdürüle birlik, geliştirile birlik yönlerinde öngörüleri bulunan, eğitimli düşüncede yöntem bilimini geliştirebilmiş kuran içerikli fikir ve düşüncelerde, mantıklı bağlantılar kurabilen, muhtelif ülkelerdeki düşünürlerden yararlanarak ve tartışarak, oybirliği sağlayarak,   bütün ön yargıların ortadan kaldırılarak, sonuca ulaşılması önem kazanmaktadır. Bu yönde ilk adım olarak, dil bilen, anlatmak istenilen her bilgiyi en güzel biçimde çevirerek kendi toplumlarında yaşayan, konudan haberi olmayan insanlara iletişim kanalıyla veya bizzat ayaklarına giderek, ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini ve bir çıkar yolun olduğunu anlatabilecek çeşitli dilleri bilen ihlas sahibi   kişilere   gereksinim duyulacaktır. Ankebut   teoremi   kapsamındaki ilkeler, kendi içlerinde uygulana birlik yönünde ayrıntılı olarak ortaya konulması durumunda, insanlığın geleceğini    bütünüyle etkileyecek yeni bir dünyaya hak ve adaletin kapıları açılmak suretiyle ayrılık terör ve çatışmaları ortadan kaldıracak adımlar atılabilecektir. Burada oluşan kitabın   ana konusu; İnsanlığın Geleceği olmalıdır, bu da yakın geleceğin belirsiz karmaşık olmadığı, aklın yolunun bir olduğu ve bugüne kadar yapılan yanlışların yakın bir gelecekte düzeleceği, bu evrensel ilkelerin insanlığın tamamına yakını tarafından benimsenmesi için çalışan, hakka hizmet eden, her insanın Müslüman olmasının mümkün olmadığı bir dünyada her müminin iyi bir amel-iş yaptığında takdir göreceği şeklinde değerlendirilmelidir. Hakkı batılla karıştırmaya çalışan, böylece insanlık dışı uygulamalarını meşru göstermeye çalışan yönetici pozisyonundaki elebaşları, insanların farklı diller    kullanmaları, kendi içlerine kapalılıkları ve sahip oldukları medya sektörlerince önyargılarla yönlendirilmelerinden, bugüne kadar yararlanmışlar, ayrılıkları körüklemişlerdir. Aynı   dili konuşanlar anlaşamayabilirler   ama aynı duyguları   paylaşanlar, anlaşabilirler. Bu gerçekten hareketle, her zenginliğin bir veya binlerce açlık, yoksulluk pahasına elde edilmiş olduğunu kavrayarak, iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte haksızlıkların bitirilmesi hususunda, her insanın aynı duyguları hissetmesi, kullandığı nimetleri bölüşmek istemesi, hukuksuzluğa karşı direnme, insanlık dışı işler yapanlara karşı koyma gücü ile insan onurunun varlığı, konunun önemini ortaya koymaktadır. Gökyüzünün her yerde mavi renkte olup olmadığını anlamak için bütün dünyayı dolaşmak nasıl gereksizse, dünyada yapılan tüm istatistiklerin gösterdiği üzere, domino etkisi gibi yayılan yoksulluk, açlık, yetersiz eğitimin yüksek oranlarda olduğu, oluşan vurdum duymazlığın ortadan kaldırılması için, benimsenmesi gerekli   ankebut ilkelerini uygulamaya koymak suretiyle sorunların aşılabileceği ümidi hiçbir devirde kaybolmayacaktır. Takip eden yazıda bu yaklaşımları   ayrıntılı olarak yorumlayıp çözümleyerek, yöntem bilim analiziyle sorunların neticeye bağlanmasında mantıki önerme ve sonuçlara ulaşılabileceği umulmaktadır.
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk