Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya  
Mesaj icon Konu: cizgimiz Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4852

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: cizgimiz
    Gönderim Zamanı: Dün Saat 20:29







İnan ERBAŞLI demiş

İNSAN BEYNİ GERÇEĞİ ALGILAMAZ, TAHMİN EDER

İnsan zihniyle ilgili en büyük yanılgılardan biri şudur:
Gerçeği olduğu gibi gördüğümüzü sanırız.
Oysa modern nörobilim şunu net biçimde ortaya koymuştur: Beyin, dış dünyayı doğrudan algılayan bir organ değildir. Beyin, tahmin eden, varsayan, olasılık hesaplayan bir sistemdir.
Gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz şeylerin çok büyük bir bölümü dış dünyadan “gelmez”.
Aksine, içeriden üretilir.
Beyin, saniyenin kesirleri içinde şu soruyu sorar:
“Bu durum bana daha önce neyi hatırlatıyor?”
Ve cevaba göre bir gerçeklik kurar.
Bu yüzden iki insan aynı olaya bakar, ama iki farklı dünya görür.
Çünkü gördükleri şey olay değil, olayın beyinlerinde oluşturduğu tahmindir.

ALGILADIĞINI SANDIĞIN ŞEY, GEÇMİŞİNİN BİR YANSIMASIDIR

Beyin, çevreden gelen verinin tamamını işleyemez. Bu hem enerji açısından imkânsızdır, hem de hayatta kalma açısından risklidir. Bunun yerine beyin şu stratejiyi kullanır:
Geçmiş deneyimleri toplar
Hafızada olasılık modelleri oluşturur
Anlık duyusal veriyi bu modellere uydurur
Yani beyin dış dünyayı okumaz;
dış dünyayı tamamlar.
Bu yüzden algı, bir kayıt değil; bir kurgudur.
Ve bu kurgu, çoğu zaman farkında olmadığımız kadar eskidir.
Çocukluk deneyimleri, travmalar, öğrenilmiş korkular, kültürel kalıplar…Hepsi bugünkü “gerçekliğin”mimarlarıdır.

BİRAZ METAFORİK BİR DİL İLE YAKLAŞIM YAPALIM ;
FENERDEKİ ADAM

Bir düşün.
Sisli bir gecede, denizin ortasında yalnız bir deniz feneri var.
Fenerin tepesinde bir adam duruyor. Elinde güçlü bir projektör var.
Bu ışıkla çevreyi tarıyor.
Adam, ışığın aydınlattığı yeri “dünya” sanıyor.
Ama bilmediği bir şey var:
Işık, her şeyi değil; sadece çevrildiği yeri gösteriyor.
Sis hâlâ orada.
Kayalar hâlâ orada.
Ama adam onları görmüyor.
Şimdi daha derine inelim:
Bu adam, projektörü yıllardır aynı yerlere çeviriyor.
Bazı yönleri hiç aydınlatmıyor.
Bazı alanlara ise defalarca bakıyor.
Bir süre sonra şunu sanmaya başlıyor:
“Dünya sadece buradan ibaret.”
İşte insan zihni tam olarak budur.
Bilinç, o projektördür.
Algı, ışığın vurduğu alandır.
Gerçeklik sandığımız şey ise, aydınlatılmayan koca karanlığı hesaba katmadan çizilmiş bir haritadır.
Ve biz bu haritaya “hakikat” deriz.

BEYİN, HATALI TAHMİN YAPTIĞINDA NE OLUR?

Beyin sürekli tahmin üretir.
Ama tahminler her zaman doğru değildir.
Tahmin ile gerçek arasında fark oluştuğunda beyin iki yoldan birini seçer:
Tahmini günceller
Gerçeği yok sayar
İkinci yol daha sık kullanılır.
Çünkü tahmini güncellemek, kimliği güncellemeyi gerektirir.
Ve beyin için kimlik değişimi, tehlike demektir.
Bu yüzden insanlar çoğu zaman şunu yapar:
Gerçeği eğip büker
Bilgiyi reddeder
Kanıta rağmen inancını korur
Bu bir cehalet meselesi değildir.
Bu, beynin hayatta kalma stratejisidir.

TOPLUMSAL SONUÇ: NEDEN AYNI GERÇEKTE ANLAŞAMIYORUZ?

Bu bilgi, günümüz dünyasını anlamak için kritiktir.
Neden insanlar aynı olaya bakıp kavga eder?
Neden bilimsel veriler herkesi ikna etmez?
Neden kutuplaşma bu kadar derindir?
Çünkü insanlar gerçekliği tartışmıyor.
Tahmin modellerini savunuyor.
Ve her model, sahibine “ben haklıyım” hissi verir.
Beyin için haklı olmak, çoğu zaman doğru olmaktan daha önemlidir.
Çünkü haklılık, güvenlik hissi üretir.

EN SARSICI GERÇEK

Belki de en zor kabul edilen nokta şudur:
Sen gerçeği gördüğünü sanıyorsun.
Ama aslında, beyninin sana gösterebildiği kadarını görüyorsun.
Bu bir zayıflık değildir.
Bu, insan olmanın bedelidir.
Ancak farkındalık şunu değiştirir:
Artık bildiğini sandığın şeylere bir adım mesafeyle bakabilirsin.
Ve işte tam orada, gerçek öğrenme başlar.
#bilim.İnan Erbaşlı demiş



dedim ki dunyanin hakimi GDD ile askeri ve politik.. ekonomik ve sosyal ve hatta kulturel olarak mucadele ederek zafer kazanma olasiligi gormüyorum. Çunku GDDY ile her yeri eline geçirmiş. Bununla beraber YBA ile sundum NASIL ve NIYE'ye sorulari ile ZM kadrosu ve NK gardrobu ile yeni bir dil ortaya konulabilirse başari olasıligi artabilir.

OZO

04.01.2026 üçkuyular izmir 15:23


işin NASIL'ı

Abdullah DEMİRCİ imparator'un yazısını paylaştı:

AMERİKA VENEZUELA'YI NEDEN VURUYOR?
AFGANİSTAN'IN HAŞHAŞ/EROİN DARBESİ.
PKK'NIN NEFESİNİN KESİLMESİ,
VENEZUELA'DA PATLAK VEREN SALDIRI...
1. Afganistan Kilidi: Afganistan İslam Emirliği (Taliban), dünya eroin pazarının hammaddesi olan haşhaş üretimini yasaklayarak üretimi %95 oranında durdurmuştur. Bu, dünya tarihinin en büyük narko-ekonomik darbesidir.
2. Likitide Krizi: Dünya bankacılık sisteminde, özellikle kriz dönemlerinde sistemi ayakta tutan "narko-likidite" (uyuşturucu nakit para akışı) Afganistan’daki bu kesintiyle büyük bir darboğaza girmiştir.
3. Hammadde Kıtlığı: Eroin üretiminin durması, sadece sokaktaki uyuşturucuyu değil, bu trafiği yöneten istihbarat servislerinin ve gizli yapıların "örtülü ödeneklerini" de kurutmuştur. (ABD, NATO, CIA, MI6, ABD'NİN ANADOLU ve DIŞINDAKİ ASKERİ ÜSLERİ)
4. Trump ve Venezuela Hamlesi: ABD’nin (özellikle Trump döneminde sertleşen) Venezuela operasyonları, Afganistan’da kaybedilen uyuşturucu parasını, Güney Amerika’daki kokain trafiğini tekelleştirerek ikame etme çabasıdır.
5. Kokain Tekeli: Afganistan’dan gelen "beyaz ölüm" (eroin) kuruyunca, sistem "beyaz kar"a (kokain) olan bağımlılığını artırmış; ABD bu trafiğin merkez üssü olan Venezuela’yı doğrudan kontrol altına almak istemiştir.
6. Alternatif Kartellerin Tasfiyesi: ABD’nin Venezuela’daki esas hedefi rejim değişikliği değil, kendi kontrolü dışındaki "bağımsız" veya rakip kartelleri (Güneş Karteli gibi) vurarak pazarı tek bir merkeze bağlamaktır. Yani ABD Venezuela'daki uyuşturucu parasına tek başına çökmek istiyor.
7. Afganistan hattı çökünce, dünya uyuşturucu kartel sistemi Myanmar (afyon) ve Suriye (sentetik/Captagon) hatlarını canlandırarak finansal boşluğu doldurmaya çalışmaktadır.
Kuzey Suriye'deki PYD sentetik uyuşturucu fabrikalarını ve sevkiyatını kontrol ediyor, tabi ki Amerika adına. Anadolu ve çevresindeki ABD üsleri bu sevkiyatı kontrol ediyor.
8. PKK’nın İflas Süreci: PKK, on yıllardır Afganistan’dan gelen afyonun/eroin Avrupa’ya geçişindeki "gümrük muhafızı" ve "dağıtıcı" rolüyle finanse ediliyordu. Hammadde kesilince örgütün ana gelir damarı koptu.
9. Finansal Çöküş ve "Barış" Maskesi: PKK’nın son dönemde "silah bırakma" ve "demokrasi/siyaset" söylemlerine sarılmasının temel sebebi, ideolojik bir değişim değil, narko-finansal iflastır. Uyuşturucu gelirlerinin kurumuasıdır. Özetle PKK'yı bitiren Afganistan'daki mücahitler olmuştur.
10. Siyasi Sığınma Arayışı: Parası kesilen ve askeri lojistiği zayıflayan bir örgüt, hayatta kalmak için "yasal/siyasi" bir kılıfa bürünerek kendini korumaya almaktadır.
11. Sentetik Uyuşturucuya Kayış: Doğal uyuşturucu (afyon/eroin) bittiği için, PKK ve PYD gibi yapılar bugün Suriye’nin kuzeyindeki laboratuvarlarda üretilen sentetik uyuşturuculara (metamfetamin/fentanil) yönlendirilmiştir.
12. Türkiye’ye Yönelik Sentetik Saldırı: Afganistan’dan geçiş parası alamayan örgüt, şimdi Suriye’de ürettiği sentetik zehri doğrudan Anadolu'ya pompalayarak hem para kazanmaya hem de toplumu içeriden çürütmeye çalışmaktadır. (Birleşmiş Milletler, Amerika, Avrupa kontrolünde)
13. NATO Üslerinin Stratejik Konumu: Dünyadaki uyuşturucu rotaları ile NATO üslerinin haritası üst üste konulduğunda, bu üslerin trafiğin güvenliğini ve "denetimli akışını" sağladığı açıkça görülür.
14. Uluslararası Kurumların Rolü: BM ve benzeri yapılar, uyuşturucu trafiğini "istatistik" olarak raporlarken, aslında küresel kartellerin çıkar çatışmalarını yöneten hakemlik görevini üstlenirler.
15. İlaç Kartelleriyle Bağlantı: Sokaktaki zehir (eroin/kokain) ile eczanedeki "kontrole tabi" bağımlılık yapıcı ilaçlar (antidepresan gibi) aynı finansal havuzdan beslenir. Biri bitince diğeri parlatılır.
16. Uyuşturucuyla zihni ve bedeni zayıflatılan toplumlar, dünya sağlık sistemi üzerinden "biyolojik bir pazar" haline getirilir. Uluslar arası sistem petrol ve altından ziyade insan bedenini doğal kaynak ve yakıt olarak kullanmaktadır.
17. Haşhaş tarlalarının kontrolü: Bir ülkenin kendi toprağındaki haşhaş ekimini ve ilaca dönüşümünü kontrol etmesi , dünya finans sistemine karşı bir bağımsızlık/savaş ilanıdır. Bugün Afganistan güçsüz gibi görünse de dünya finans sisteminin boğazını Allah rızası için tutmuş, BAtı merkezli dünya sistemini nefessiz/nakitsiz bırakmıştır.
18. Uyuşturucu artık sadece bir güvenlik sorunu değil, Milletlerin geleceğini de tarumat etmektedir.
Özünden ve tarihinden koparılmış ,okul sıralarında zihni bulandırılan nesil, eflasyon ve dahi birçok maruzatla uyuşturucuya sevk edilmekte, özellikle sentetik uyuşturucular hem geleceklerini, sağlıklarını ellerinden alıp hem de ölmelerine sebep olmaktadır.
19. Milletin Uyanışı: Toplum, uyuşturucuyu sadece "kötü alışkanlık" olarak değil, bir "istila aracı" olarak gördüğü an, kartellerin ve taşeronların (PKK) toplumsal meşruiyeti çöker. BM ve ona bağlı yapılar da dahil.
20. Afganistan’ın başlattığı bu "üretim durdurma" hamlesi, tüm dünyada narko-politik dengeleri bozmuştur. Afganstan'ın başlattığı bu mücadeleye katılmak için gençlerimizi sentetik uyuşturucudan korumak her anne, baba ve ağabeyin görevidir. Birilerinin evladınızı korumasını bekleme yerine harekete geçiniz. Amerika Anadolu haşhaşına bağımlıdır. Anadolu'dan ABD'ye morfin gitmezse esas çöküşü o zaman yaşayacaktır.
Müslümanlar adil bir dünya düzeni kurulana akdar haşhaş yerine başka mahsuller ile tarlalarını değerlendirmelidir.
Sonuç: Trump'ın Venezuela hamlesi, Afganistan'da kuruyan "para musluğunu" kokainle yeniden açma girişimidir. PKK'nın "demokrasi" talebi ise, aç kalan bir yapının yasal sığınak bulma çırpınışıdır.

imparator


https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2944&PID=5886#5886 biz bu kadar derini bilemeyiz.. bilemediğimiz için değerlendirme yapamayız.. ancak yazının sonunda dediği :"Afganistan’ın başlattığı bu "üretim durdurma" hamlesi, tüm dünyada narko-politik dengeleri bozmuştur. Afganstan'ın başlattığı bu mücadeleye katılmak için gençlerimizi sentetik uyuşturucudan korumak her anne, baba ve ağabeyin görevidir. Birilerinin evladınızı korumasını bekleme yerine harekete geçiniz. Amerika Anadolu haşhaşına bağımlıdır. Anadolu'dan ABD'ye morfin gitmezse esas çöküşü o zaman yaşayacaktır.
Müslümanlar adil bir dünya düzeni kurulana akdar haşhaş yerine başka mahsuller ile tarlalarını değerlendirmelidir.
Sonuç: Trump'ın Venezuela hamlesi, Afganistan'da kuruyan "para musluğunu" kokainle yeniden açma girişimidir. PKK'nın "demokrasi" talebi ise, aç kalan bir yapının yasal sığınak bulma çırpınışıdır." işin tek bir faktörünü belirtmekte ve her şeyi ona bağlanmaktadır. Çünkü afyonda başka bağımlılıklar da bulunuyor. Örneğin başta PARA bağımlılığı ve sonra SOSYAL Medya bağımlılığı.. SPOR bağımlılığı.. PORNA bağımlılığı..
OSMAN ziya OĞLU OZO






Düzenleyen osmanziya - Dün Saat 20:35
usul esasa mukaddemdir
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk