Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Yöntembilim
 YöntemBilim Forumu | Yöntem Bilim | Yöntembilim  
Mesaj icon Konu: nur ve nar Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4911

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: nur ve nar
    Gönderim Zamanı: Dün Saat 09:55


          NAR    VE    SEYR


          SRR    VE    NUR




DÜZELTİLMİŞ

Bildiklerimiz ve bilmediklerimiz..
Acaba nereden nereye gidiyoruz ?

Bunu zaman zaman dillendiririm..
Burada dört seçenek görülüyor:

BİRİNCİSİ Bildiklerimizden bildiklerimize
İKİNCİSİ Bilmediklerimizden bilmediklerimize
ÜÇÜNCÜSÜ Bildiklerimizden bilmediklerimize
DÖRDÜNCÜSÜ Bilmediklerimizden bildiklerimize

Siz hangisini düşünüyorsunuz ?

Narin SEYRI
Nurun SIRRI

Her biri dört bin kavramlik DÖRT konu;

NAR
SEYR
NUR
SRR

Gelin bunu biraz daha açik edelim;

Gıda NAR material NASIL ? Kaç ve Hangi sorularını içerir.
Gaye NUR spiritual NIYE ? Neden ve niçin sorularını kapsar.

Narin seyri konusuda sevgi ve aşkımızın hassasiyet ve duyarlığı
Nurun sırri hakkinda bilgi ve ışkımızın hissiyat ve uyarlığı

Kendimize alakamızı ve benimize ilgimizi ve meşkimizi örtuyorsa..
bilgi ve sevgiden dogan stres ve dalgalara karşi
korumasiz ve korunaksiz durumdayiz demektir.

Çünkü sürekli açıklama peşindeyiz
Devamlı anlama peşindeyiz
Arama yolunda değiliz...


YNA aynası olan YBA reklami ugruna yapilmis seksi ve siyasi konular ilişkin ÇEKICI icerikler.. Yontem Bilimsel Analizin propagandasi için yapilmiş ÇELICI yazilar.. ILGI'nizi çekmek içindir sadece.. benim sevgi ve bilgi ile fazla bir işim olmaz.

Ancak ANLATIMIM çelici ve çekici olmaktan çıkıp ÇEKIÇ "güç" haline geldiğinde bu sizi korkutuyor ve bunun sonucu olarak bende maksadımın aksiyle karşilaşiyorum.

Uçuk konular ve acib ma'nalar ve garib fikirler HEPİMİZİN SEVDİĞİ özgünlüğün ve yeniliğin tadini kaçiracak sekilde agir bir stresin içine giriyorsunuz ve bu ağir abiniz taşinmaz bir yük oluyor ve bu soyut anlatımları ve tabloları da tartılmaz buluyorsunuz.

Evet mesaj yüküm tartılmaz ve taşınmaz.. çok ama çok ağırdır.

Ben bunun yeni farkinda degilim.. eskiden beri biliyorum.


Bununla beraber benim muradim sizlere hazir bilgiler seren hoca ve anlaşilir degerler sunan yazar olmak degildi.. Benim muradim YBA çalısmalarina.. aşk ve ışkıni aşarak.. bilgi ve sevgi ile dolma ve doyma engelini atlatarak.. kendini gosterme prosesini.. ve benini gercekleştirme ugruna beninin gerçegini satma prosedurunu.. atarak.. üzerine bindiğimiz AT'ıni tanimaya çağirmakti...
Sonuçta olan oldu ve ben yalniz kaldim ve siz dagildiniz.

Elbette benin durumun kaçinilmaz ve sizin durumunuz kurtulunmaz değil.
Bununla beraber kaçip kurtulmakta hiç mumkun degil.
Iraz edip göz ardi edebiliriz. İşitmez olup kulak önune getirmeyebiliriz.
Aşiri bilgilenmekten işimizi çok degerli bulup.. yaptigimizi gorev.. abartili sevmekten çalişmamizi pek onemlu gorup.. ettigimizi ödev.. haline getirebiliriz.. ustelik bu ihtiyacimiz ARAYIŞ.. bu arayişimiz GEREKSINIM haline gelip aliskanliklardan kaçinamiyorsak ve alışkinliklardan kurtulamiyorsak.. hele bunlar kişiligimizin bir parçasi haline gelmişse DEĞISIM yolu da tıkanmiş demektir.

Şimdi maalesef konumuzdan uzaklaştik.. sadede gelelim:

NAR
Zerre yani 2000 yilda bilesenleri ve bağintilari bulunan atom.. fiziksel partikul.. parça.. dalga ve matematiksel kutle.. enerji demektir. e-NAR-ji

SEYR
Hücre yani uzviyetin ve teşkilatin ve organisazyonun BIRIMI olan ve canli anatomisi ve diri fizyolojisi bulunan yaşam parçasi demektir oyleki bir AMIP olsaydin karşiki dagin ardindaki yiyecegini seyr eder ve gorurdun..

NUR
Ene.. kendisine ayniyet ve hurriyet kanatlari emanet olarak takilmiş melek.. kimi şeytan gibi düşmüs kimi cebrail gibi yükselmiş.. fakat hiç biri dibin derinini ve tepenin nihayetini bulamamiş.. seni arayacak ve bulacak ve bileceksin ? Fakat hirs birakmaz.. hel min mezid diyerek arayisinin surdurursun esfeli safilın ve alayi illiyinde..

SIRR
Zümre de bulunan mesruriyet.. ikinin bir olmasi.. hayrin ve şerrin berr olmasi.. rabbin hayr ve hüsn birr bulunmasi.. tek başina yapamadigini birlikte yapilmasi..

İşte YBA in sorunu bu.. ne ben tek başima kendimi gösterebiliyorum ne de sizin her biriniz tek başina ben'inizi gerçekleştire biliyorsunuz. İnşaallah bu işin sırrını çözer ve hikmetini anlar ve görevimizi başarırız.


Sizin bu konuda görüş ve düşüncelerinizi beklerim. Kendimi göre konuşursam:
Reklam ve tanitim iceriklerinde anladiklarinizi ELEŞTIRMEYE çekiniyorsunuz.. bu çekince benim İLGİ çekicimden daha ağir bir ÇEKIÇ haline geliyor ve bu yüzden karşilikli etkileşimi başlatamiyoruz. Ozellikle tahsilli bulunan ve etiketli aydin olanlarinizla.

Propaganda ve begendirme yazilarimdan anlamadiklarinizi SORMAYA utaniyorsunuz.. bazı utanmalar işe yarar bazıları yaramaz ve bazıları da zarardır, sonra anlaşılır.

Bilmemek degil bilmedigini bilmemek AYIPTIR. Bilmemenin utanılacak ve çekinilecek bir yanı bulunmaz. Çünkü normal durum ve doğal bir konumdur. Herkes birbirinin cahilidir. Benim bildiğimi sen bilmezsin.. senin bildiğini ben bilmem. Öğrenmekte âlimlerin işi değil cahillerin işidir. Alimler bildiklerini öğretmek ve kendilerini satmaktan öğrenmeye vakit bulamazlar.

Engin NOYAN sormaz ki bilsin bilse sorar.. bilmez ki sorsun.. sorsa bilir.. diye bir SLOGANI dillendirirdi.. ben de bu durumu SORU bilinenler içindeki bilinmeyen.. YANIT bilinmeyenler içindeki bilinen.. şelinde düşündürürüm.

İşte eleştiriye maruz kalmayan ve soruya muhatab olmayan ANLATIMLARIM..   akintisi olmayan su gibi.. zaman içinde berrakligini yitirdi.. 25 yıldır çeyrek asır WEB ve 16 yıldır FACE sayfalarım sadece zaman zaman ugrayan ve benim çırpinişlarimi izleyen bazi kişilerin bildigi bir YALNILIK KALESI haline geldi.. biz de hızlı bir şekilde yolun sonuna yaklaşıyoruz.

Saygilarimla
Sağlicakla kaliniz.
30.01.2026 üçyol izmid 10:01

OZO
yontembilim.com


EK:

Bildiklerimiz ve bilmediklerimiz..
Acaba nereden nereye gidiyoruz?
Bunu zaman zaman dillendirİrim..
Burada dört seçenek görülüyor:

BİRİNCİSİ Bildiklerimizden bildiklerimize
İKİNCİSİ Bilmediklerimizden bilmediklerimize
ÜÇÜNCÜSÜ Bildiklerimizden bilmediklerimize
DÖRDÜNCÜSÜ Bilmediklerimizden bildiklerimize

Siz hangisini düşünüyorsunuz ?

Diye soruldu Osmanziya Osmanziyaoğlu sayfasında burada bu soruya;

Birincisinin DÜNYAYI kuşkulu sorunun yeri.. yani İÇERİKLİ felsefe..

İkincisinin AHİRETE kesin yanıtın yeri.. yani İÇERİKLİ din…

Üçüncüsünün İLMİN.. içerikli felsefeden kurtulmanın yolu..











Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 10:12
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4911

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Bugün Saat 10:34

          SOL      ve      SA


          AÇAR      ve    KAPAR










Sol FECERE açar.. fakat farkında değildir.

Sağ KEFERE kapar.. ancak bunu anlamaz.

ORTA yol bu ikisini dengeler.

Hayat denge ve uyum ile yürur.. iktisat ve adaletle kendisini muhafaza eder.

Musluk ve vidalari sol ve dısari BAŞKASINA dogru çevirirseniz AÇILIR.. AÇİ yapar.. AÇAR...

Vida ve musluklari sağa ve içeri doğru KENDINIZE çevirirseniz KAPANIR.. kapı yapar.. ÇİZGİ olur.. KAPAR..

BU evrensel ve nesnel.. fizik bir hal massî ve maddî bir kal.. aritmetik ve geometrik.. bir durum ve devim ve devinimdir.

BU işin manevi ve ebedî ve edebî PARALEL bir aksı ve yansıması da SÖZ KONUSU dur.

SOL şimal.. left..
eshabı MEŞEME.. solcular..

SAĞ.. yemin.. right..
eshabi MEYMENE.. sagcılar...

ORTA.. vasat.. orta.. ara.. ortogonal..
ortadoks..
optimum
Sabîkun..
öncü durum..
istikametli sırat.. sebil.. seviyy
onder devim.

VAKIA budur ki herkes.. her birimiz.. her bir meslek ve mezheb ve meşreb.. izm ve fraksiyon.. gidiş ve yol ve akim ORTA bir yol.. en iyi bir yürüyüş.. ilerleme ve istikamet tuturdugunu ileri sürer.

Ifrat ve tefritten âri hattı vasat bir ÇİZGİ ve ISTIKAMETLİ bir DOGRULTU.. aşirı ileri ve aşiri geri olmadan abartisiz bir ILERI GIDIŞ.. sagdan ya da soldan GERIYE donmeyiş.. mehter marşi gibi iki adim ileri bir adim geri YURUYUŞ kolay degildir ve BU belirsizlik ve zorluk bir imtihan ve sinav konusudur.

SAG ve SOL
Kadin ve erkek
Kari ve koca
Toplum ve birey
Kalb ve akil
AHIRET ve DÜNYA
Tanri tanirlik ve tanımazlik
Dincilik ve bilimcilik
Iktidar ve muhalefet
Sermaye ve emek
KÜLTUR ve UYGARLIK
Gelenek ve yenilik
STANDART ve PATENT

Mabeyninde ve munasebetinde
denge ve uyum
sağlamak ve sollamak
anlaşilir olmak ve olmamak GIBI bir anın ve akım ile durum ve devim SÖZ KONUSU..

Sözü uzatmadan kisa keserek derim ki saglıcakla kaliniz.

Saygılarimla

0Z0
yontembilim.com
30.01.2026 Üçyol İzmir 09:11




usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4911

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Bugün Saat 13:06



CENNETİN KAPISINDA
NE YAZIYOR BİLİYORMUSUNUZ ??
Arifullah Beyazıt-ı Bestami Hazretleri 40. hacını edâ ediyordu. Bir Bayram akşamı Arafad’da beklerken. Nefsi “Ey Eba Yezid şu mahşeri kalabalığa bak. Kim senin gibi 40 kez hacca gelmiş?”
Gönlünden bu geçince ayağa kalktı ve yüksek bir sesle: “Ey ahâli ben kırk kez hac farizasını yerine getirdim! Bu kırk haccımın sevabını iki ekmeğe satıyorum, alan var mı?” diye seslendi.
Biri ayağa kalkıp: -
“Ben alıyorum” dedi
O da “Ver iki ekmek” dedi.
Adam iki ekmek verince ekmekleri bir köpeğin önüne yemesi için attı. Sonra nefsine dönerek “Artık övünceğin bir şey kaldı mı?” diye onu kınadı. Sonra Hac vazifesi bitince kâfileden ayrılarak.
Rum ellerine doğru gitti. Bir yerde mola vermek için durduğunda bir Hıristiyan rahip ondaki değişikliği fark edip onu evine davet etti. Evinde rahat ibâdet etmesi için ona uygun ortam oluşturdu. Rahip ondaki değişik halleri müşâhade edince onu ağırlamakla iyi ettiğini düşünerek memnun oldu. Bir süre sonra Beyazıd hazretleri rahibin konukseverliğine teşekkür ederek oradan ayrılmak istedi.
Ama rahip bunu kabul etmeyip biraz daha kalmasını ısrarla rica etti ve:
“Yalvarırım birkaç gün daha burada kalın. Çünkü birkaç gün sonra bizim bir bayramımız var. Bu bayramda bütün rahipler ve Din büyüklerimiz gelir, halkla birlikte bu bayramı kutlarız. Hem büyük rahibimiz de gelip âyine katılır. Sanırım Büyük rahibimizle görüşüp konuşmanda fayda var.”
Beyazıd hazretleri bu işte bir hikmet var diyerek bu teklifi kabul etti ve birkaç gün daha kalmaya karar verdi. Bayram günü gelince herkes kiliseye Bayram âyinine katılmaya gitti. Rahipler ve büyük rahip de geldiler. Beyazıd hazretleri de yerel bir elbise giyerek ev sahibi rahip ile birlikte kiliseye gidip oturdu. Biraz sonra baş rahip âyin için kürsüye çıktı. Ama hiçbir şey konuşmadı.
Biraz böyle bekleyince rahipler:
“Niçin susuyorsunuz?” diye sordu.
O da: “Nasıl konuşayım ki aramızda bir MUHAMMED’i var!” dedi. Halk birden galeyana geldi bayramı sabote ettiğini düşünerek:
“Göster onu bize parçalayalım!
Diye haykırmaya başladılar.
Baş rahip: “Böyle taşkınlık yaparsanız onu size göstermem. Ama ona dokunmayacağınıza söz verirseniz onu size gösteririm” deyince halk ona dokunmayacağına söz verdi.
Bunun üzerine Baş Rahip:
“Ey MUHAMMED’i ÂLLAH için ayağa kalk” dedi.
Bunu diyince Beyazıd hazretleri ayağa kalktı.
Baş Rahip ona:
-“Adın ne? senin “Beyazıd” dedi.
Tahsilin varmı?
“Rabbimin öğrettiği kadar”
“O zaman sana kırk sorum olacak bakalım bile bilecekmisin”.
Beyazıd Hazretleri: “Buyrun sorun” dedi.
Baş Rahip: “O halde bana ikincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan ikiyi, dördüncüsü olmayan üçü, beşincisi olmayan dördü, altıncısı olmayan beşi, yedincisi olmayan altıyı, sekizincisi olmayan yediyi, dokuzuncusu olmayan sekizi, onuncusu olmayan dokuzu, on birincisi olmayan onu, on ikincisi olmayan on biri,
on üçü olmayan on ikiyi söyle.” Dedi.
Beyazıd hazretleri: ikincisi olmayan bir eşi ortağı, dengi-benzeri olmayan ÂLLAH,ü Tealâ dır.
- Üçüncüsü olmayan iki GECE İLE GÜNDÜZDÜR.
- Dördüncüsü olmayan üç TALÂK,DIR.
- Beşincisi olmayan dört TEVRAT, ZEBUR, İNCİL VE KURANI KERİM’dir.
- Altıncısı olmayan beş BEŞ VAKİT NAMAZDIR.
- Yedincisi olmayan altı GÖKLERİN VE YERİN YARATILDIĞI GÜN SAYISIDIR.
- Sekizincisi olmayan yedi, YEDİ KAT GÖKTÜR.
- Dokuzuncusu olmayan sekiz KIYAMED GÜNÜ ARŞI TAŞIYACAK MELEKLERİN SAYISIDIR.
- Onuncusu olmayan dokuz, HAMİLELİK MÜDDETİDİR.
- On birincisi olmayan on , MUSA a.s ŞUAYB PEYGAMBERE ÇOBANLIK ETTİĞİ YILLARDIR.
- Onikincisi olmayan on bir YUSUF PEYGAMBERİN KARDEŞLERİDİR.
- On üçüncüsü olmayan on iki SENENİN YILLARIDIR.”
Baş Rahip:
“Doğru dedin Peki söyle bakayım Havadan ne yaratıldı, havada ne muhafazâ olundu ve hava ile kim helâk edildi?”
Beyazıd Hazretleri:
“İsa a.s Hava’dan yaratıldı, havada muhafazâ edildi.
Ad kavmi Hava ile helâk edildi..”
Baş rahip:
“Peki ne ağaçtan yaratıldı, Ağaçta kim korundu ve ağaç ile kim helâk oldu?”
Beyazıd Hazretleri:
“Musa a.s’ın asası Ağaçtan yaratıldı. Nuh a.s ağaç içinde gemide korundu.
Zekeriya a.s ise ağaç içinde testere ile biçildi.”
Baş Rahip:
“Pes doğrusu, peki ateşten kim yaratıldı, ateşten kim korundu ve kim ateş ile helâk oldu?”
”İblis ateşten yaratıldı. İbrahim a.s ateşten korundu. Ebu Cehil ateş ile helâk oldu.”
“Ya taştan kim yaratıldı, taş içinde kim korundu ve taş ile kim helâk oldu?”
“Salih a.s’ın devesi taştan yaratıldı .
Ashabı Kehf taşta korundu.
Ebrehe ve ordusu taş ile helâk edildi.”
Baş Rahip:
“Hepsi doğru” dedi. Ve sormaya devam etti:
“Bir ağaç düşünki on iki dalı her dalında otuz yaprağı ve her yaprağında beş çiçek bulunsun. bu çiçeklerden ikisi güneşe, üçü karanlığa baksın?”
“Bu ağaç bir yılı temsil eder. On iki dalı on iki aya, Otuz yaprağı otuz güne, Beş yaprak beş vakit namaza, güneşe bakan iki yaprak öğle ve ikindi, geceye bakan üç yaprak ise akşam, yatsı ve sabah namazını temsil eder.”
Baş Rahip her cevapta:
”Doğru diyorsun” diye itiraf etmekten kendini alamadı ve devam etti:
“Söylermisin bana: ”Âlimleriniz ‘Cennette dört nehir vardır: Biri baldan, Biri sütten, Biri sudan, Biri de şerbettendir’ diyorlar. Aynı kaynaktan beslenen dört nehir nasıl farklı farklı akabilir ki?”
Beyazid hazretleri cevap verdi:
- "İnsanın kafasından dört küçük nehir akar. Kulak yağı acı, Göz yaşı tuzlu, Burun salgısı iğrenç, Ağız suyu leziz değimlidir?”
Buna ne dersin?
Baş rahip:
-“Birde şu var sizin alimleriniz ‘Cennet ehli yer içer fakat abdest bozmaz, su dökmez’ diyorlar.”
Hazret:
-“Ana rahmindeki cenin de öyle değimlidir?”
-“Peki hacca giden tavaf eden ama canı ruhu olmayan bir şey ne olabilir?”
Beyazıd Hazretleri:
-“Nuh a.s’ın gemisidir. Tufanda Kabe’yi tavaf etmiştir.” dedikten sonra Baş Rahibe döndü ve     
-“Sanırım bu kadar soruya cevap verdikten sonra bana da soru sorma hakkı doğdu” dedi. Ve:
-“Ben müsaade ederseniz size sadece bir soru soracağım ve cevabını bildiğinizden de adım gibi eminim.”
-“Buyurun sizi dinliyorum.”
-“Cennet Kapılarının üzerinde ne yazar?”
Baş Rahip konuşmadı. Etrafındakiler rahatsız oldu ve Ey Büyüğümüz Cevabını ver ve bizi mahcup etme!” diye yalvarmaya başladılar.
Bunun üzerine Baş Rahip:
-Doğrusunu sorarsanız bu sorunun cevabını biliyorum. Ama…”
-“Ama ne?”
-“Siz bu cevabı kaldıramazsınız.”
-Söz veriyoruz katlanacağız, Bedeli ne olursa olsun ödemeye hazırız.”
Bunun üzerine Baş Rahip:
-“O halde beni iyi dinleyin.”
-Cennetin anahtarı ve cennet kapılarının üzerinde yazılan şey aynı şeydir. O da "LA İLAHE İLLALLAH MÜHAMMEDÜRRESULULLAH" dır. Cennet kapılarının üzerinde bu ibare yazılıdır.”
Bunu deyince oradaki herkes kelime i şahadet getirerek Müslüman oldu.
Sonra baş Rahip Beyazıd hazretlerine dönerek:
-“Ben çoktan Müslüman olmuşdum ama beni öldürürler diye bunu herkesten saklıyordum. Âllah’a Duâ ederek kâmil bir dostunu göndererek bana yardımcı olmasını, etrafımdakilerin de Islâm ile müşerref olmasını nasip etmesini istemiştim.
Âllah seni gönderdi” dedi

İşte bu Gerçeklerle “düzmece” bir hikaye.. ogut ve ibret ve dersler için anlatilan bu öykuler faydalidir zarari olmaz.. dinin böyle düzmece öyküleri bulunuyorsa bilimin de düzmece düşünce deneyleri olur. Örneğin Galile’nin eylemsizlik yasası ve Einstein’in izafiyet kuruma gibi.. Bu hayali ve düzmece düşünceler ve vehmi ve düzmece öyküler..   dinin ve bilim yapabilmemiz için gerekli varsayımlardır. EY BİLİMCİLER ne eni ne boyu ne de yüksekliği olmayan NOKTA değidiniz SIFIR boyut ve SONSUZ YÜZLÜ dediğiniz DAİRE’nin “Tanrı”dan ne farkı bulunuyor. EY DİNCİLER.. TANRI dediğiniz “var” sayımın bulunmayan sonsuzluk ve olmayan özgürlükten” yok”luğundan fazla bir aklınızda bulunuşunu ve kalbinizde oluşunu anlamak için Tanrı tanırlıktan, namaza ile Tanrı TANIKLIĞA geçmekten başka çareniz bulunmuyor.   

Dediklerimle eğer birazcık ayıkmışsak..   sözün taşıdığı bilgi ve değerin sağlam ve sağlıklı oluşuna duyarlığımızı ilerletmek ve medyada yayilan yalan ve kandirma ve aldatma dolu gerçeklerden sakinmak gerekir.. bunlardan biri de ulkenin battigi ve çiktigi gerçekleridir.. oysa ki sen batmişsan ulkenin yukselmesi.. sen yukselmişsen ulkenin batmasinin GERCEKLIK degeri bulunmaz. Çunku her seyin ÖLÇUSU insan ÖLÇÜTÜ sensin.
Sen ortadaki SIFIR sin
ne varsin ne yoksun
arayisin ve buluşun ve oluşuna
var da denemez yokta denemez..
ancak SIFIR’ın ŞIFRE’sini çözersen kapiyi açabilirsin
ancak sen BANKA ni kapilarini şifre ile kapamakla
ve sıfır olan HALKA pencerelerini açmakla mesgulsun..
anlamaman.. sormaman..
anladigin halde eleştirmekten korkman..
anlamadigin halde sormaman..
bu alakasizlik ve ilgisizlik degil
“kalaka” nin silgisi yuzundendir.

GIDA helal
GAYE istikametli
Olduktan sonra
sıra sıfirin şifresini çözmeye gelecektir.

Dunya bize çok karmaşik.. din ise çok zor.. gösterilmis ve kendimiz de dili çok kötu ve kotuye kullanmamiz yuzunden kafamiza orttugumuz perde başimiza ördugumuz bir çorap haline gelmiştir.
İşte bu yuzden bu örgünun delaletini tevil etmeye cesaretimiz bulunmuyor ve bu örütünun isaretini tercüme etmeye cesasetimiz etmeye kalmiyor.
Yapabildigimiz sadece dirayetine bağlandigimizın dediklerinin rivayetin sürdurmek ve riyasetine guvendigimizin adimlarini izlemek.

YBA
Hızli bir anlam surucu
Kolay bir anlatim aygiti
Barindirir fakat DIRYETLI
bir kimse degil sadece bize ANLITIK DUZLEM mutfagini sunan bir SEY'.

0Z0 da
RIYASET taleb eden bir kimse değil sadece YBA ögrenme ve kullanma ve yararlanma hususunda öneri ve öğütlerine RİAYET edilmesini isteyen bir ŞAHİS.
0Z0
yontembilim.com
30.01.2026 üçyol izmir 12:14

usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4911

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Bugün Saat 13:54




AK PARTİLİ değilim diyen ve fakat ERDOĞAN'ı savunan bir arkadaşa dedim:

Yarim saat yazinizi ve yanitlarinizi okudum.

Yapay Zeka ile
k.ayna.k
Kaynak
ak mi ?
ka ka mı ?
ayna mi ?
kaymak mı ?


Iran da 100 kışi turkiyede 500 almanyada 3500 inanilasi degil..


Ancak sonucta geliyoruz kaymak ve etikete;

Savaş esnasinda harb meydaninda " revir " yerine denize atilmak üzere sedye de goturulen ve ben diriyim diyen askere;
"Sen doktordan iyi mi bilecen.. ölüsün işte"

diyen hastabakici..
ölü damgasi vuran tabibe mi inansin.. yarali adama mi ?


Çogu zaman zorunlu olan ÖN yargilarimiz..
ILK araştirmalarimiz ile SON yargilarimiz arasimda duran kararimiz..
bazen yandaşlik veya saplantimiz..
bazen bilgisizligimiz ve tembelligimiz..
bazen alişkanligimiz ve çikarimiz..
yuzunden sağlam ve saglikli olusamiyor.

Bu.. çoğu kimse de bazen değilde her zaman oluyor.

Bu nedenle YBA çağrisi yaparken SÖZun taşidigi bilgi ve degerin sağlam ve sağlikli bulunmasina DUYARLIK uyarisi yapiyorum

dedim

dedi ki:

Netice-i Kelam

dedim ki:

Sonuç; kesin inançlılar (Erik HOPPER'ce yazılan KİTAB) ile kuşkulu düşünceliler (yazılacak KİTAB arasında cerayan eden kesinlik ve kuşku arasında iyi bir kitab yazmaktır.

dedi ki:

Sosyal olaylarda kesin inanç veya şüphe olur ama matematiksel olan sayılabilir işler inançla yürümez verilerle yürür.

dedim ki:

demek ki alanına göre değerlendirme yapmak gerekiyor.


0Z0
yontembilim.com


Arkadaşımın yazısı:
Bir arkadaşın yazdığı gibi bir paylaşım yapıyorum Ak Partili sayılıyorum, bir başka paylaşım beni CHP’li gibi gösteriyor. Elbette seçimde her vatandaş gibi ben de bir oy kullanıyorum. Ama aklımı bir partiye veya bir lidere ipotek etmiyorum. Objektif gerçeklik neyse onu konuşuyor, onu yazıyorum.
Mesela bir muhalif kanal Türkiyede tarım ve hayvancılık bitti, eti Uruguaydan, samanı Bulgaristandan aldığımızı söyleyince. Vay anasını be demiyorum, araştırıyorum. Yerel ve yabancı kaynaklara göre işin aslını araştırıyorum.
Bakıyorum ki, uluslararası serbest piyasa kurallarına göre Uruguaydan canlı hayvan ve Bulgaristan gibi ülkelerden saman ve değişik tarım ürünleri satın aldığımız doğru. Nasılki Mercedes üreten Almanya Çinden de araba alıyorsa, bütün dünyaya araba satıyor. Bu da öyle bir şey.
İstatistikler Türkiyenin tarım ve hayvancılıkta Avrupa’da birinci, dünyada ilk onda olduğunu gösteriyor.
Toki sosyal konut yaparken veya oteller yapılırken sökülüp taşınan veya kesilerek yok edilen zeytin ağaçları nedeniyle Türkiyede zeytinlik alanların yok edildiği algısı yaratılırken,
gerçekte Türkiye’de 2000 yılı başında 100 milyon olan zeytin ağacı sayısı bugün yüzde yüz artışla 205 milyona çıkmıştır. İspanyadan sonra sayı olarak ikinci sıraya yükselmiş, zeytin ve zeytinyağı üretiminde rekor kırmıştır. At gözlüğü ile bakanlar bunları araştırmaz, görmez, görse de inanmaz.
Vur fakat dinle sözü meşhurdur. Tenkit et ama elindeki veriler doğru olsun.
Her şeyde mükemmel değiliz tabiki, eksiklerimiz olabilir. Bunları bul söyle. Mesela adalet sistemindeki eksiklikler ve kusurları hükümeti destekleyen MHP bile söylüyor. Ben de söylüyorum.
Ayrıca emeklilerin durumları başta olmak üzere ekonomik göstergelerde sıkıntı olduğu da aşikar.
Ama internet paylaşımları nedeniyle tutuklamalarda Avrupaya göre ben de rekor kırdığımızı sanıyordum.
Fakat bu konudaki gerçekler beni de şaşırttı. İngiltere, Almanya Belarus ve Çinden iyiyiz, fakat Fransa, Amerika ve İran bizden daha iyi. Bu sıralamayı gösteren listeyi aşağıya koyuyorum.
Her gördüğüne inanma deyip bizi saf yerine koyacak olanlara şimdiden söyleyeyim. İdeolojik saplantıyla boş konuşup demagoji yapmak yerine bu verileri çürütecek belgelerle konuşun lütfen.
İşte internet yorumları nedeniyle en çok tutuklamanın yapıldığı ülkeler sıralaması.
Halil Dalman
29.01.2026


Başka bir arkadaşın yazısı:

ŞAKA GİBİ!...

Barajlar YAP
Tüneller YAP
Köprüler YAP
Metrolar YAP
Limanlar YAP
Marmaray YAP
Stadyumlar YAP
Tersaneler YAP
Hızlı trenler YAP
Havaalanları YAP
Milli silahlar YAP
Üniversiteler YAP
Nükleer santral YAP
Milli Helikopter YAP
Adliye sarayları YAP
Bölünmüş yollar YAP
Taksim'e cami YAP
Tiyatro sahneleri YAP
Şehir hastaneleri YAP
Dar gelirliye konut YAP
İnsansız hava aracı YAP
Başörtüsünü serbest YAP
Geri dönüşüm tesisleri YAP
Boğazın altına tüp geçit YAP
Sismik Araştırma Gemisi YAP
Kanser Tarama Merkezleri YAP
Hastane sayısını ARTIR
Ambulans sayısını ARTIR
MR cihazı sayısını ARTIR
Tomografi sayısını ARTIR
Diyaliz cihazı sayısını ARTIR
Orman alanını ARTIR
Milli park sayısını ARTIR
Yeşil alan miktarını ARTIR
Temiz plaj sayısını ARTIR
Açılan işyeri sayısını ARTIR
Turist sayısını ARTIR
Öğrenci sayısını ARTIR
Öğrenci burslarını ARTIR
Doğalgazlı il sayısını ARTIR
Suya ulaşan insan sayısını ARTIR
Tarımsal üretimi ARTIR
Okullaşma oranını ARTIR
Çiftçiye destekleri ARTIR
Halka sosyal destekleri ARTIR
Şehit ve gazilere desteği ARTIR
Eğitim ve sağlıkta düzenlemeyi ARTIR
Türkiyenin ilk tohum GEN Bankasını AÇ
Türkiyenin ilk Milli Botanik Bahçesini AÇ
AYASOFYA'yı AÇ
Faizleri DÜŞÜR
Kamu borcunu DÜŞÜR
İMF'ye borcu YOK ET
Hava kirliliğini YOK ET
Çöp sorununu YOK ET
Trafik canavarını YOK ET
Katsayı zulmünü YOK ET
Kitaplari ücretsiz DAĞIT
Öğrenciye süt DAĞIT
Öğrenciye tablet DAĞIT
Okullara bilgisayar DAĞIT
Okullara akıllı tahta DAĞIT.
Üniversite harçlarını KALDIR.
Binlerce tarihi eserimizi yurda GETİR
Binlerce tarihi yapıyı RESTORE ET
Paradan 6 sıfır AT
Terörle mücadele YAP
Sınır dışı operasyon YAP

DAHA NELER NELER YAP,


SONRA BİRİLERİ ÇIKSIN,
SİZ NE YAPTINIZ DESİN.

GERÇEKTEN ŞAKA GİBİ!...




Bu şunu benziyor.. Atatürk Vatanı kurtardı diyenlere deniyor ki.. şöyle düşün bir kaçırılan kızı kurtarıyorsun sonra sen onun ırzını geçiyorsun.. yani insan YANDAŞ olduktan sonra bir teşbih ve bir benzetme.. böylece savını kanıtladığını sanırsın... sonuçta herkes tuttuğunun ve seçtiğinin sorumluluğunu alır.

Ben oy günü gider vereceğim partiye OYUMU veririm gelecek oy verme gününü kadar propagandasını yapmam...






Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 14:07
usul esasa mukaddemdir
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk