Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Yöntembilim
 YöntemBilim Forumu | Yöntem Bilim | Yöntembilim  
Mesaj icon Konu: teoloj Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4912

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: teoloj
    Gönderim Zamanı: Bugün Saat 02:30

Sibel ATOSOY face de paylaştı


Allan Kardec, modern spiritüalizmin (ruhçuluk) kurucusu kabul edilen Fransız bir düşünür ve eğitimcidir. Asıl adı Hippolyte Léon Denizard Rivail’dir (1804–1869). Başlangıçta tamamen akılcı, bilimsel bir pedagojik çizgideyken, 19. yüzyılda Avrupa’da yaygınlaşan “masa döndürme” ve ruhsal iletişim deneylerini körü körüne kabul etmek yerine, sistemli biçimde incelemeye karar verir. Kardec’in farkı, görünmeyeni romantize etmek yerine gözlem, karşılaştırma ve mantık süzgecinden geçirmesidir. Ona göre spiritüalizm bir inanç meselesi değil, bilinç ve etik üzerine araştırılabilir bir alandır. Ruhun ölümsüzlüğü, reenkarnasyon, özgür irade, acının öğretici doğası ve ahlaki gelişim gibi konuları soru-cevap yöntemiyle ele alır. Böylece spiritüalizmi korku ya da gizem değil, insanın iç yasalarını anlamaya çalışan felsefi bir disiplin hâline getirir. Kardec’in yaklaşımı, insanın başına gelenleri ceza olarak değil, bilincin genişlemesine hizmet eden deneyimler olarak görmesine dayanır.
Kitaplarını okuyan varsa önerir misiniz? Veya hakkında yapılan filmleri seyrettiniz mi?

dedim ki:






Paylaşım için teşekkür ederim. Edediyat ve tarih ile ele alınan kültürel konular.. yani kültürün olmazsa olmaz iki bileşeni olan dil ve din etkileşimi iki kutupta gerçekleşti.. Aristo'dan sonra kadim kültür iki yöne evrildi.. LOGOS' zahirinde bulunun EPOS ve batınında bulunan MİTOS.. epos filolojiye ağırlık verdi.. mitos teolojiye.. LOGOS Aristo’nun idealistler ve sofistler arasındaki dil çatışmalarında dilin metresi olan mantığı ortaya çıkarmasıyla başladı.. Yani Üstadı Evvel dili ve dini AKILCI bir şekilde ele alması ÇAĞDAŞ uygarlığın yolu açıldı.

Böylece RESMİ dil ve din olan FİLOLOJİ ve TEOLOJİ.. disiplinli ve diyalektik bir SURETTE işlemeye.. SİVİL FİLOZOFİ ve TEOZOFİ   sistemli ve yöntemli bir ŞEKİLDE işlemeye başladı…
Burada çıkış noktası.. özellikle Aristo'nun ORGONON yapıtıyla MANTIK'ın tedvin edilerek yani 250 kıyastan 25 geçerli kıyasın çıkartılması ile.. BİLİMİN temellerinin atılması idi. Ancak şu da var ki bu EVRİMCİ yol KADİM kültürün tamamı tarafından benimsenmez.

Nitekim Pascal Descartesi beğenmez.. Rene Guenon Pascalı beğenmez.. Gazali Aristo'yu beğenmez.. Mustafa ÖZTÜRK Gazali'yi beğenmez.. aslında bu bildiğimiz GELENEK ve YENİLİK çatışmasından ziyade nebiler ve veliler kültürünün dahiler ve deliler kültürünü.. dahiler ve deliler kültürünün nebiler ve veliler kültürünü reddetmesine dayanır.. bu da rastgele oluyor değil ve bunun köklü bir HİKMETİ bulunur. Bunun hikmeti yani neden ve niçin sorularını içeren "niye"si.. nazar ve niyete bağlı bir sahibiyet ve emanet değerlendirmesidir. Tanrı tanırlık ve tanrı tanımazlığın beraber yürütülememesidir.
İşte bu yüzden RESMİ filoloji ile teoloji SİVİL filozofi ve teozofi hep çatışmıştır. Fakat bu çatışma.. insanlık ortak değeri olan dil ve din ile emek ve özgürlüğün partilere paravana edilmesi ve ideolojileri paratoner edilmesi bırakılabilirse.. bir disipline ve yöntem dayandırılabilir.

BİLİM ve DİN arasındaka mücadele sıradan bir gelenek ve yenilik çatışması patent ve standart mücadelesi değildir. Material ve Spritüal insanın aktüelite ve virtualetisinin bir yansımadır.. diyebiliriz.. örneğin Halüsinasyon rüyaya BENZETİLEBİLECEĞİ gibi birinci dünyanın ya da üçünücü dünyanın bizim aradaki ikinci dünyamıza açılmasını da BENZETEBİLİRİZ.. bu gün için her iki benzetmeden öte KANITLARIMIZ bulunmuyor. Alegori.. kategori.. metofor.. analoji arasındaki akıl dışı uçurumları.. yani bilimin ve dinin varsayımsal ve inançsal temellerini yani KURAMSAL köklerini görmezden gelirsek bu MÜTEŞABİHİN bütün bilimsel dayandırmaların ve hukuksal kanıtlamaların esası olduğunu anlarsak.. bilgimizin pek az olduğunu tevazu değil realite olarak kabul edebilirsek bilim ve din çatışmasını biraz daha tolere edebilir hale geliriz.

Geçen ilk bin beş yüz yılı saymazsak son üç yüz yılda sivil FİLOLOJİ filozofiye intikal ederek FUNUNU doğurmuş ve BİLİM dediğimiz bu etkinlikle filoloji ve teolojiye ve teozofiye karşı gelme gücünü elde etmişiz.. dine mit demişiz bu yetmemiş dile mit demişiz.. Chomosky'ye karşı Evans dil mit olduğunu ilan etmiş. Keza resmi teoloji ile sivil teozofi arasında kadim kültürde bile karşıtlık bulunur.

Şimdi dediklerim bize (bana) şu zihin haritasını sunuyor. Bu store (illüstrate) size yeterli bir hikaye geldiğinde.. yani illimüne olduğunuzda çağdaş bir usture de yakalamış olacaksınız. Bu yeni öykü ile de tarih değiştirebilir.. belki hikaye ve tarih arasındaki farkın hatta hakikat ve hikaye ayırdına varabilmiş olacağız.

Nasıl mı ? felsefe ve din yani filozofi ve teoloji sophos ve logos.. ilişkisini LOGOS’u merkeze alarak sağına NOMOS’u ve soluna SOPHOS’u yerleştirerek KOMORBITITY’den kurtulacağız. Başka bir ifade ile yine BİLİMİN temeline çok yönlülük ve yanlılıkla başa çıkma aracımız GEOMETRİYİ yerleştirerek onun önceki sentetik ve analitik kullanımına yeni bir kullanımı yani METODİK’i çıkarmış olacağız. Zaten GEOMETRİ hep temelde olmuştur.. ARİTMETİK’den önce rüşdünü ispatlamıştır. Aritmetikle birleştirerek matematiğe yeni bir güç vermiştir. İstatistikte bundan çıkmıştır.

Descartes ve Fermat ve Euler’in yaptığı işi.. yani ısbatlanabilir SENTETİK geometriden hesaplanabilir ANALİTİK geçme işini genişleteceğiz ve YBA ile tefekkür ve tezekküre yeni bir usul getirmiş olacağız. Bu yöntemle sembolizme “tamamen” de muhtaç olmayacağız. Gerçi eninde sonunda temsil ve teşbihin yavruları yine işaret ve remiz kalacak.. gösterge ve simgeden kurtulamayacağız. Ancak bu METHOD kendimize yeni bir güven gelecek ve RESMİ din (teoloji) ve SİVİL fesefe’nin(filoloji) yavrusu resmi BİLİM arasındaki çatışmalar azalacak. Bu da savaşların azalması ve bu da uygarlığın kendi kendi imha etme tehlikesinin azalması demek olacak.
Saygılarımla
Sağlıcakla kalınız
0Z0
Yöntembilim.com 31.01.2026 üçyol izmir 01:54

https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2960





Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 02:41
usul esasa mukaddemdir
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk