Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Din
 YöntemBilim Forumu | Diğer | Din  
Mesaj icon Konu: OZO osman ziya oglu Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4851

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: OZO osman ziya oglu
    Gönderim Zamanı: Dün Saat 03:40
https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2943

Kendimin yani OZO nun reklamı sanılır ve YBA propagandası gibi görünür.. lakın bilgi ve sevgisi arasında ilgisi silgi olmamış kimseler mesajı okuma değer bulabilir.



https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=2943

Kendimin yani OZO nun reklamı sanılır ve YBA propagandası gibi görünür.. lakın bilgi ve sevgisi arasında ilgisi silgi olmamış kimseler mesajı okuma değer bulabilir. dedim Dinnur Yaşar paylaşımında.. Aslında Mustafa BUĞUÇAM insanbilim YAZAR.. Dinnur YAŞAR da islambilim YAZAR.. ama sadece yazır.. inşaallah yazdıkları gibi de insan ve islam olurlar.

Lakin bu fakir Osmanziya Osmanziyaoğlu YBA yapar.

Laf değil 1990 dan beri bu işi 35 yıldır yapıyoruz.. sonunda bu çalışmanın meyvesini bu paylaşımda sunduk..

Elbette kaliteli bir mal ve hizmet sunamadığımı bende biliyorum.. zaten herkesin işine yarayan bir iş olsaydı.. çoktan köşeyi dönmüş.. serveti ve şöhreti iki cebime de doldururdum..

Bununla beraber servet ve şöhret sahiblerinin haline bakın.. belki para ve bilgiden çok daha önemli ve değerleri şeylerde olabilir.. bu bakımdan paylaşımı bir inceleyin derim.. belki işinize yarar bir şeyler çıkabilir.

Saygılarımla

Sağlıcakla kalınız

OZO 03.01.2026 üçyol izmir 03:57





Bu tablo t=ozo.jpg dosyası halinde 73 yıllık bir ömrün sonucuna oluşturulmuştur.. YBA biçiminin reklam ve propagandasını bu gibi tablo ve GDDY ile bütün platformlarda yapmama rağmen onun önemini ve değerini başkalarının anlamasını ya da kendimin anlatamamasını asla yadırgamıyorum.. ne kendimi ne de başkasını suçluyorum. Ancak yarın buradan tüydüğümde on yıl daha kalacak olacak web sayfalarımda ve face siber uzayında geleceğe intikal edecektir. YBA kıymet ve ehemmiyetini anlayanlarda İnşaallah çıkacaktır. Fakat yarın değil beynimi ve genetik kopyamı.. biyotamı yani bokumu bile bulamayacaklardır. Ya da Yaratan bir on on beş sene daha ömür verecek YBA ilişkin derneğini ya da okulumu ya da şirketimi kuracağım. Ömrümün işlevini yerine getirmiş ve görevi sağlamış ve ödevini gerçekleştirmiş olacağım. Böylece İNSANİYET davasında YÖNTEM BİLİMSEL ANALİZ (YBA) önemli bir köşe olacaktır. Bu sene kullanmaya başladığım OZO (OSMAN ZİYA OĞLU) İSLAMİYET binasında değerli bir kapı olacaktır. Belki beni kendini beğenmiş görenler çıkabilir lakin fakat benim kendimi değil YBA beğendimi çok az kimse anlayabilir. Elbette herkes gibi bende MAKUL bir şekilde kendimi göstermek ve benimi MEŞRU bir surette gerçekleştirmek isterim. Sanırım kimliğim ve kişiliğim ve bireyselliğim ile bunu da başardım. Lakin söhret ve servet sahibi olmadığım gibi yakın çevrem dışında ve face deki bir kaç dostum haricinde tanımmış ve saygın bir kimse değilim. Sunduğum bu YBA eğer KALİTELİ bir mal ve hizmet HASİYETİ veya HASILATI bulunsaydı ya da serdiğim OZO KARAKTERLİ bir fazilet ve kemalat SIFATI veya şöhret ve servet VASFI olsaydı elbette gerekli itibarı görürdü.. Fakat bunları elde etmiş olsaydım YBA kendisi doğmazdı. Çünkü benden başka hiç kimse.. boş yere yapılıyor görünen bir işe girişmezdi.. insarlar ne kadar hazırcı ve çıkarcı iseler bende o kadar yavaşcı ve yararıcıyım.. Rabbimin verdiği imkan ve fırsat ile ortaya çıkan kabiliyet ve meharetimi bir HİÇ uğruna harcayarak bu gördüğünüz tabloyu İNŞA ettim.. umarım bu sayfada olan bazıları bunun saklar ve geleceğe ulaştırmadan önce kendisi versiyor sırasıyla yalından karmaşığa doğru inceler ve izler.. bunu yaparken elbette imgeler ve tahayyül eder.. irdeler ve tevehhüm eder.. kim bilir belki YBA öğrenmeye ve kullanmaya ve yararlanmaya başladığında bu KENDİSİNİN hayalı hazır ve vehmi hatır zeminini de görür. Bununla beraber elbette tamamen umutsuz da değilim. Her bir evladıma ve torunlarıma yeteri ve gereği kadar kitablarımı ve adlarını yazdığım kitablarımı ve datalarımı bırakacağım. Çocuklarım başımıza gelen MUSİBET yüzünden YBA ile ilgilenemediler lakin Rabbim nasib ederse yedi torunumdan birisi dedesinin emanetine sahib çıkar. Sonuçta işler İNANMA'ya bağlı.. Hazerti Peygamber İNANMASA idi.. Hazreti Ebubekir ve diğer müslümanlar inanmayacaktı.. Hazreti Ebubekir inanmasaydı.. ondan sonraki gelen müslümanların islamiyetten haberi olmayacaktı.. aslında çağımızda bulunan her bir müslümanın omuzlarına düşen velayet ve risalet yüküne inansa.. Peygamberimiz bu işin yolunu 63 yılda.. yapmış.. örneğin ben 630 yıl yaşasam YBA yolunu dünyanın başına geçiririm. Bir başka SIRADAN müslüman inansa.. 6300 yılda dininin yolunu dünyanın başına geçirir.. bu bir imkan meselesi ve fırsat konusudur.. Bu günkü SUUD kralinin dedesinin İbni Teymiyeden Vehhabilir dersini alarak krallığını ve saltanatını kurmuş. Diğer kralları örneğin İngiltere kralının dedesi.. zaten dünyaya dedelerden gelen 22 aile idare ediyor. SALTANAT dediğimiz işin aslı bu SİYASETTİR.. saltanat ve siyaset ise tezahür eden bir RUBUBİYETTİR ki bu bu günkü DOLAP ta gösterdim.. elbette bu rububiyetlerden bazıları şeytanı ve bazılara rahmaniyedir. Sonuçta insan ESMA ve kainat HÜSNA'dır. Ya doğrudan doğruya hüsnadır.. ya dolayısıyla hüsnadır.. Rahmaniler doğrudan Şeytanıler DOĞRUDAN hüsnadır. Diline hakim olan dünyaya ve dine ve sonuçta KÜLTÜRE hakim olur ve benim gibi YENİ BİR dil ortaya çıkarır.. bu yeni dille hem dünyasınını ve dünyayı bilerler.. hem yolunu ve istikametini ve izmini ve şeriatını belirler.. dikkat edin DİN demiyorum.. şeriatlarda din değildir.. Din Allah katında olan islamdır.. İBRAHİM silsilesinden gelen Musa Nebinnın şeriatı ayrı İsa Nebinın şeriatı ayrı ve Muhammed ASM ın şeriatı ayrıdır. Bunlardan önce Nuh ve âdem aleyhisselamın silsilesi ve bağlı nebilerin şeriatları.. velayetleri ve risaletleri ve tarikatları bulunur. Bizim deliliğimiz dahiler ve deliler ile veliler ve nebileri birleştirmeye kalktık ki böyle uçuk davalar yüzünden etraf bizden korktu.. bana inanıp peşimden gelmedi.. Şimdi dediklerimi ters anlayıp OZO nebilik taslıyor..   hâşâ.. diyenler çıkabilir.. ki onlara haklarımı helal etmem. Ben anlattıklarımdan sorumluyum.. onların anladıklarından değil. Son nebi ve rasulden sonra her bir müslümanın üzerinde velayet ve risalet yükü ve sorumluluğu fakat onlar bu yüklerini hahamları ve papazları.. hocalara ve mollaları yüklüyerek ortaya bir RUHBANLIK sınıfı çıkardılar.. hep birlikte cehalete düçar oldular. İnşallah gelecekte FŞA ve ŞFA çalışmasına katılanlar arkadaşlar bu RUHBANLIK sınıfının köküne kibrit suya dökerler ve insanlıkta kötü ve kötüye kullanılan dil ve din ve dünya belasından kurtulur. İnşaallah. Böylece beşeriyetin yapısı olan kültürden çıkan İNSANLIK kulesi yükselir ve oradan büyük insanlık olan İSLAMLIK kapısı ardına kadar açılır.

Saygılarımla sağlıcakla kalınız

OZO

03.01.2026 üçyol İzmir 03:30

burada kırka yakın ZİP dosyası bulunuyr.

20260103_033605_YOL.zip








Bilgi dünyamızda yürürken nereden nereye gidiyoruz.. bunu saptamak önemli bir YOL seçimidir.. yol seçimi yön seçiminden önce gelir.. nereden gelip nereye gittiğini bilmiyorsan seçtiğin yönün de insana bir yararı olmaz.. yönün bulunmuyorsa yanların da anlamı kalmaz.

Yol ve yön ve yan seçimi basit bir "navigasyon" kullanımı kadar temelli bir iştir.

Burada sunulan bir harita.. hangi yoldan.. hangi yöndem gitmek isteyecegini belirlemeye yarar.

bilinenlerden bilinmeyenlere mi..
bilinmeyenlerden bilinmeyenlere mi..
bilinmeyenlerden bilinenlere mi
bilinenlerden bilinenlere mi

Tabloda bu ilim ve cehil ile inkar ve irfan ayirimlarini da gosterdim.

Boylece ortaya veri ve gozlem ile ilke ve yorum agirligina gore 4 dil vs bilgi katmani çikti...

OZO 03.01.2026 ucyol izmir 01:28








Ismi ma'na ile düşünen ve tefekkur eden inanmaz..
bununla beraber kendi AKIBETINI zikretmez.

Harfî ma'na ile inanan ve tezekkur eden   düşünmez..
bununla beraber dünyanin ILLETINI fikretmez.

INANAN neden düşunmez..

Bu inanmak için yeterince düşünuldugunden mi dir ?

Yoksa düşunulunce inancini yitiriceginden mi dir ?

Ikisi de olabilir.. hangisi olursa olsun.. din ilk ve son sorularda kesin cevabi aramakla başlar ve düşuncesi kuşkusuz bulunan bir inançla biter. Budan dolayi konuyu aydinlatmaya ve sorunu çozmeye çalişmaz.

DÜŞUNEN NEDEN INANMAZ..

Felsefe ise ilk ve son sorularda degil tecessuslu bir konuyu ya da şübheli   bir soruyla arayisa başlar. Yaniti kesin olmayan bir düşunce ile biter.

Felsefe sorularin hepsine yanit.. konularin hepsine aydinlik..sorularin tumune çozum vermeye çaliştiginda dinin yerine gecer ve onunla çatisir. Ayni durum felsefe yerine geçen din içinde geçerlidir.

Bununla beraber çozumun felsefe yanitlarin ve çozumlerin kesin ya da kuşkulu bulunduguna dair ilkeler veya aydinligin yaklaşik ya da tam olduguna iliskin ölçutler saptar.

Hidayet bedeva gorunur lakin inayet.. inayet altinda celb eden zihniyeti iman ve hibeyi cezb eden faaliyeti amel bulunur. Lakin o da istikamet.. geregi ademi istikrar ve vucudu inhiraf hatari taşir.

HEM DÜŞUNMEK HEM INANMAK
MÜMKUNMU ?







Face bir gönderide osmanziya senden mentioned.. dedi.. bende ona buradan bir MİND vereyim şu fani MONDda.. biz buna dilimizde TARZANCA deriz.. bundan ne MENDEL anlar ne de MENDELEYEV.. sonuçta MEN temesseke bi sünneti inde fesadı ümmeti felehü ecrün mietin şehid.. çok şükür yazdığımız altı yedi kitabla.. kazanmışızdır İnşaallah.


OZO yontembilim.com






Düzenleyen osmanziya - Dün Saat 15:05
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4851

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Bugün Saat 13:47





dedim ki:


Şaşıp Kalıyorum,
Arap İngiliz'le birleşmiş Türk'ü arkadan vurmuş;
Ermeni Rus'la birleşmiş,
Doğu Anadolu'yu kana bulamış;
Rum Yunan'la, Yunan İngiliz'le birleşmiş,
Batı Anadolu'yu ele geçirmiş.
Ülkenin mahvolmadık, yıkılmadık, yanmadık, kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış,
Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok!..
Anadolu'nun altı yedi milyon nüfuslu en yoksul bölümüyle, yüzde doksan beşi okuma yazma bilmez, yorgun, yoksul, bitkin, ezik bir halk..
Nasıl kurtulmuşuz?..
Şaşıp kalıyorum...
Yunan'ı nasıl denize döküp hizaya getirmişiz,
İngiliz'i İstanbul'da nasıl çıkarmışız, dünyanın süper güçleriyle masaya nasıl eşit oturmuşuz?
Yıl 1923
Anadolu'da 10-11 milyon savaş artığı yaşıyor; aç biilaç, parasız; yüzde 95'i elifi görse mertek sanacak kadar alfabesiz... Ne yapacaksın?..
Demokrasi yap!.. Nasıl yapacaksın?..
2000'li yıllarda Nurcu tarikatının ardına bu kadar adam takılmışken, 1923'ün yanmış yıkılmış Anadolu'sunda nasıl demokrasi yapacaksın?..
Kalan ne?
Yıl 1923
Komşunun komşuyu boğazladığı iç savaşlardan, Anadolu'yu mezbahaya döndüren dış savaşlardan yeni çıkmışsın.
Fabrikan yok,
İşçin yok,
İş adamın yok,
Mühendisin yok,
Doktorun yok,
Uzmanın yok,
Tüccarın yok,
Suyun yok,
Barajın yok,
Elektriğin yok,
Yurttaşlik yasası yok,
Üniversiten yok,
Banka yok,
Burjuva yok,
Proletarya yok,
İhracatçı yok,
İthalatçı yok,
Sermayen yok.
Kalkın bakalım...
Nasıl kalkınacaksın?...
Sermayesiz ekonomik kalkınmanın yumurtasız omletten ne farkı var?
Mustafa Kemal kuşağı ne yapmış?..
Yöneticiler devletçiliğe neden ve nasıl sarılmış?..
Türkler bankacılığı nasıl öğrenmiş?..
Merkez Bankası 1930'a değin neden açılamamış?..
Özel sektör nasıl oluşturulmuş?..
Yeni devlet nasıl kurulmuş?..
Çağdaş öğretime nasıl geçilmiş?
1920'de 10-11 milyon nüfusun yüzde 95'i
Alfabesizken savaş artığı bir toplumla,
Okuma yazma seferberliği nasıl açılmış?
Kitaplıklarda kitap yokken,
Ulusal kütüphane nasıl kurulmuş?..
Okullarda tarih kitabı bile yokken tarih nasıl yazılmış?..
Yok olmanın kuyusundan çıkıp var olmanın doruğuna nasıl tırmanılmış?..
Yunanlı ile dostluk nasıl kurulmuş?..
Avrupa'da saygınlık nasıl kazanılmış?..
Şaşıp kalıyorum...
2000'li yılları geçtiğimiz,
Yetmiş milyonluk Türkiye'nin haline bakıyorum...
Hiçbir şeyimiz yokken neler yapmışız?..
Her şeyimiz varken neler yapamıyoruz?..
Bir de bu ortamda,
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' e saldıranlara bakıyorum...
İlhan Selçuk; 1925-2010....
Şimdi derim ki...
INSAN unsuru sağlammış.. nerede bir ISLAMÎ bir başari bulunuyorsa bunun altinda INSAN olur. Sonuçta insan olmadan islam olmaz. İnsan islam olmadan kurtulmaz.
OZO


Mehmetali YILMAZ dedi:

Herkes Herkesle Birleşti,El Ayağı Bağlanmış Olan Sultan Vahdettin, Mustafa Kamalla Birleşti Onu seçti zekâvetli Diye Her Türlü yardım sağladı Anadolu Kurtulsun Diye Kurtuldu da, Netice de Mustafa Kamal Vadettine İhanet Etti Onu Vatan Haini ilan Etti, Sürgün Etti
CHP Zihniyeti Kurdular Almanlar Japonlar Gibi Kalkınma yapacağına Dinle İmanla Uğraştılar,Şeairi İslâmyeye Darbe vurdular Kişilerinin Kıllık ve Kıyafetleriyle uğraştılar, Atatürk Siroz Hastalığına yakalanınca İsmet İpleri Ele Geçirdi Atasına Arkadaşına İhanet Etti,Onu Dolmabahçe sarayında Ölüme Terk edildi, Mustafa Kamal Anlar Lakin İş işten Geçer Sirozun Acısıyla Bağıra bağıra Vefat etti Her Türlü Meydan İnönü ye Kaldı Millete Her türlü İşkenceler ve Zorbalıklar yaptığı Ma'lum dur, Atasına zıt Kendi Adına Paralar Bastı, Zulüm yapa yapa 1951 Demokratlar İktidara Geldiler, CHP Zihniyeti Birdaha Milletin Reyiyle Oyule İktidara Gelmedi Şimdiye dek, Risale -i Nur ve Şakirtleri İnsanların İmanlarını Kurtarmak için Uğraşan bir Şaheser Camaattir Tarikat Değildirler Camaattir;


dedim ki:






Gerçek çektigin kadar.. gerdigin kadar eline gelendir. Bazen de girdigin odayi ya da çiktigin bahçeyi ya da yaşadigin sehri gercek sanmandir.




Anlattıklarınız bilindik hikaye.. bana bilinmeyen.. kanitli ve kaynakli bir şey varsa söyleyin

Bilmediklerinizi bin size söyleyeyim.. Osmanlının son zamanlarında ve birinci dünya savaşında aydınların bir kısmı ALMAN bir kismı İNGİLİZ yanlısı idi.. kavga bundandı.. zamanımızda FETO ingilizin Amerikan kısmına RETO amerikanın İNGİLİZ kısmına bel bağladıkları için milleti ikiye böldü..
peki bu neden oldu ?

İslamın ilk dör yüz yılından sonra bizler senin ataların benim atalarım bin yıldır BİLİMİ bıraktık.. bilimi bırakınca KUVVET.. kuvvet gidince de DÜNYA ellerinden uçtu.. bunlar olanca HASTA adam oldu.. olanlar ölmeden mirasın paylaşılmasıdır. Umarım anlamışsındır.. Arkadaşım.

OZO yontembilim.com 04.01.2026

işte sana düşünmen için bir tablo daha:







Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 13:52
usul esasa mukaddemdir
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4851

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Bugün Saat 13:59
Seraya EL paylaştı:

İNSAN BEYNİ GERÇEĞİ ALGILAMAZ, TAHMİN EDER

İnsan zihniyle ilgili en büyük yanılgılardan biri şudur:
Gerçeği olduğu gibi gördüğümüzü sanırız.
Oysa modern nörobilim şunu net biçimde ortaya koymuştur: Beyin, dış dünyayı doğrudan algılayan bir organ değildir. Beyin, tahmin eden, varsayan, olasılık hesaplayan bir sistemdir.
Gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz şeylerin çok büyük bir bölümü dış dünyadan “gelmez”.
Aksine, içeriden üretilir.
Beyin, saniyenin kesirleri içinde şu soruyu sorar:
“Bu durum bana daha önce neyi hatırlatıyor?”
Ve cevaba göre bir gerçeklik kurar.
Bu yüzden iki insan aynı olaya bakar, ama iki farklı dünya görür.
Çünkü gördükleri şey olay değil, olayın beyinlerinde oluşturduğu tahmindir.

ALGILADIĞINI SANDIĞIN ŞEY, GEÇMİŞİNİN BİR YANSIMASIDIR

Beyin, çevreden gelen verinin tamamını işleyemez. Bu hem enerji açısından imkânsızdır, hem de hayatta kalma açısından risklidir. Bunun yerine beyin şu stratejiyi kullanır:
Geçmiş deneyimleri toplar
Hafızada olasılık modelleri oluşturur
Anlık duyusal veriyi bu modellere uydurur
Yani beyin dış dünyayı okumaz;
dış dünyayı tamamlar.
Bu yüzden algı, bir kayıt değil; bir kurgudur.
Ve bu kurgu, çoğu zaman farkında olmadığımız kadar eskidir.
Çocukluk deneyimleri, travmalar, öğrenilmiş korkular, kültürel kalıplar…Hepsi bugünkü “gerçekliğin”mimarlarıdır.

BİRAZ METAFORİK BİR DİL İLE YAKLAŞIM YAPALIM ;
FENERDEKİ ADAM

Bir düşün.
Sisli bir gecede, denizin ortasında yalnız bir deniz feneri var.
Fenerin tepesinde bir adam duruyor. Elinde güçlü bir projektör var.
Bu ışıkla çevreyi tarıyor.
Adam, ışığın aydınlattığı yeri “dünya” sanıyor.
Ama bilmediği bir şey var:
Işık, her şeyi değil; sadece çevrildiği yeri gösteriyor.
Sis hâlâ orada.
Kayalar hâlâ orada.
Ama adam onları görmüyor.
Şimdi daha derine inelim:
Bu adam, projektörü yıllardır aynı yerlere çeviriyor.
Bazı yönleri hiç aydınlatmıyor.
Bazı alanlara ise defalarca bakıyor.
Bir süre sonra şunu sanmaya başlıyor:
“Dünya sadece buradan ibaret.”
İşte insan zihni tam olarak budur.
Bilinç, o projektördür.
Algı, ışığın vurduğu alandır.
Gerçeklik sandığımız şey ise, aydınlatılmayan koca karanlığı hesaba katmadan çizilmiş bir haritadır.
Ve biz bu haritaya “hakikat” deriz.

BEYİN, HATALI TAHMİN YAPTIĞINDA NE OLUR?

Beyin sürekli tahmin üretir.
Ama tahminler her zaman doğru değildir.
Tahmin ile gerçek arasında fark oluştuğunda beyin iki yoldan birini seçer:
Tahmini günceller
Gerçeği yok sayar
İkinci yol daha sık kullanılır.
Çünkü tahmini güncellemek, kimliği güncellemeyi gerektirir.
Ve beyin için kimlik değişimi, tehlike demektir.
Bu yüzden insanlar çoğu zaman şunu yapar:
Gerçeği eğip büker
Bilgiyi reddeder
Kanıta rağmen inancını korur
Bu bir cehalet meselesi değildir.
Bu, beynin hayatta kalma stratejisidir.

TOPLUMSAL SONUÇ: NEDEN AYNI GERÇEKTE ANLAŞAMIYORUZ?

Bu bilgi, günümüz dünyasını anlamak için kritiktir.
Neden insanlar aynı olaya bakıp kavga eder?
Neden bilimsel veriler herkesi ikna etmez?
Neden kutuplaşma bu kadar derindir?
Çünkü insanlar gerçekliği tartışmıyor.
Tahmin modellerini savunuyor.
Ve her model, sahibine “ben haklıyım” hissi verir.
Beyin için haklı olmak, çoğu zaman doğru olmaktan daha önemlidir.
Çünkü haklılık, güvenlik hissi üretir.

EN SARSICI GERÇEK

Belki de en zor kabul edilen nokta şudur:
Sen gerçeği gördüğünü sanıyorsun.
Ama aslında, beyninin sana gösterebildiği kadarını görüyorsun.
Bu bir zayıflık değildir.
Bu, insan olmanın bedelidir.
Ancak farkındalık şunu değiştirir:
Artık bildiğini sandığın şeylere bir adım mesafeyle bakabilirsin.
Ve işte tam orada, gerçek öğrenme başlar.
#bilim.İnan Erbaşlı



Seraya El görüşün açıklamadan paylaşmış..

ona dedim
Gerçek çektigin kadar.. gerdigin kadar eline gelendir. Bazen de girdigin odayi ya da çiktigin bahçeyi ya da yaşadigin sehri gercek sanmandir. OZO

burada ona link verdim..
buna yanıt verebilir..


insan çok BENCİL'dir.

RÜYET'in CÜRMÜNE bakmadan der ki ben her şeyi göreyim.

RİYA'n MERİCİNE bakmadan der ki herkes beni dinlesin.

RE'Y'in SALAHI olmadan der ki ben her şeyi bileyim

RÜYA'an HALASI olmadan derki dünyam ÜTOPYA ahiretim CENNET olsun.

OZO 04.01.2026 14:16

Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 14:18
usul esasa mukaddemdir
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk