Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
İnsan Bilim
 YöntemBilim Forumu | İnsan Bilim | İnsan Bilim
Mesaj icon Konu: SORUNLAR VE SORUN VE SORUNSAL Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1362

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: SORUNLAR VE SORUN VE SORUNSAL
    Gönderim Zamanı: 05-Ağustos-2019 Saat 23:14
SORUN

SORUNLAR dizini içindeki dosyalar


“Sorun.. mes’ele.. problem..”
ayrı dillerde eş anlamlı sözcükler..
bu sözcük aynen “olanak.. imkan.. possible” kelimesi gibidir..
çok kullanılan sözcüklerden biridir.

Zaman.. mekan.. mana.. gaye.. gibi kelimelerde çok kullanılır ve bu biz bu kullanılan
sözcüklerin (kelimelerin)
adlarını (isimlerini) anlamlarını (manalarını) biliriz.

Bir sözcük ne kadar çok kullanılıyorsa o kadar çok yuvarlık, soyuttur.. tümeldir, geneldir. Çok kullanılan sözcükler de tek başına anlamları olan “kök-sesli” sözcükler değil tek başlarını anlamı olmayan ve fakat anlamlı sözcüklerin anlatımına yarayan “ek-ses”li sözcüklerdir. Kök sözcüklere AD (isim-name) ek sesli sözcüklere AR (harf-letter) denilir.

Öyle ise sözcük denilince bizim elimizde dört “temel” sözcük kalır; ad, ar, anlam ve anlatım. İki sözcük bir tümce yapısı kurar ki bu buna SÖZ diyoruz. Söz ise bir dil birimidir. Sonuçta; dil, söz, ad, ar, anlam ve anlatım bizim hep kullandığımız ve fakat hiç bilmediğimiz gizemli bir bulut halinde kah kafaya sepet konulu.. kah başa çorap halinde geçiri, garib ve acib bir nesne ki onu hep taşırız da hiçte haberimiz olmaz.

Sizin bundan haberiniz yoktur ama sorundan vardır.. sorun kendini hep belli eder.. bazen yoğunlaşır zorluk olur bazen seyrelir soru olur.   

Genelde yabancı bir dilin anlamlı sözcükleri öğrenilir de anlam yapmaya yani anlatıma yarayan kalıblar, ek-sesler, ar sözcükler yani ilgeçler (preposition) ve bağlaçlar (conjunction) ve zarflar (adverb)   zor bellenir, alışılır. Çünkü bunlar içerikli sözcükler değil biçimsel sözcüklerdir. Yani bunlar dil öğrenimin de sorunlu sözcükler ve seslerdir.

Dil sorunundan dünya sorunlarına geçtiğiniz de küresel sorunu ya da bireysel sorunu, ulusal problemleri   ya da toplumsal problemleri bilirsiniz de “sorun” kendisi biraz karmaşıktır çünkü yukarıda örneklerini verdiğim sözcükler gibi bunun dilin derinliğinden ve dinin enginliğinden gelmişleredir.


Fakat çok şükür yıllar süren bir şanslı ve spesifik deneyimim ve buna eşlik eden   fatalist ve sofistike birikim sonucunda bu derinlik ve enginlik.. EVVEL-ALLAH zengin SO-YUM ve dilimin yüksekliği ve bengin SO-RUM ve dinimin yüceliği sayesinde fazla bir SO-RUN olmadı öylesine ki tüm SOMUT’ların ötesinde şu dört SO-YUT’u saptamış oldukta SO, OS oldu. Bir post, bir dost ve bir tost yeter dedik emik ve etik bir epistemikle halletetik. Siz de onu, eğer ağır gelirse, SOS döküp yiyebilirsiniz  Fakat bu hakir ısı ve ışı ile işi ve isi dörtlüsü üstündeki SU ile altındaki US un buyurduğu SUUS’u gerçekleştiremediğim gibi siz fakirler de “Süper Orijin Simetri”ye S.O.S sinyalini gönderemediğinizden anlayamıyorsunuz.. hep ÖZ diyor bir türlü kendi OS’unuz göremiyorsunuz. Özne sizin nenize lazım.. kendinizi kimse ve nesne olarak ayırın yeter.. siz ÖZ peşinde koştukça ÖZ sizden kaçacaktır.

Bu anlatımı okuyup aklına SOSİS gelmeyen çok kimse olacaktır.. fakat burada az olasılığı nazara alıp SOSİS’im var deyip hava yapanlar için şu cıvayı haber vermeliyim ki onun o cıvatası ince bir OS kabuğu içinde İS dolgusuyla   ancak “sosis” olabilidiğini hatırlatırım. İs mazrufu ile Os zarfının olmadan kosinüs bulunmayacak. İşte bu trigonometrinin ortak sırr-ı “SİN”i, kendini mezarda ele vermeden önce biz aklımıza getirmeliyiz.

(KALEM) soz.. toz SU koz.. söz.. (KELAM)
GOZ..   od.ak ..OZ.. oc.ak        GÖZ..
(MAL) poz.. köz US töz.. doz.. (MEL)

Şimdi bunları “delete” yapabilirseniz ve bunlar ne ad ne de ar olarak tarafınızca tanımlanmış   anlamları olmadığından kolaylıkla yapabilirsiniz.. amma şu güçlü anlamları taşıyan adları asla silemezsiniz;       

Bunlar MEKAN ve zaman ile MANA ve gaye bu adları ve anlamları dilimizin ve düşüncemizin KÖŞE TAŞLARI olarak görürsünüz. Muayyen ve müşahhas falan ya da filan manayı ya da şöyle veya böyle gayeyi bilirsiniz de mananın ve gayenin kendisini, neliğini.. hadi o kelimeyi de kullanayım “öz”ünü bilemezsiniz.. öyle öz kelimesini vara yoğa kullanmak istemiyorum. Falan ya da filan mekanı veya zamanı ölçer ve tarihleyebilirsiniz de UZAM ve SÜRE denilen kavram fiziğin oyuncağı haline gelir haberiniz olmaz. Zaman ve mekanı bilemeyince de devinimin, değişimin, dönüşümün ve yönelişin doğrultusunu da bilemezsiniz. Zaten bu yüzden bu güne kadar HAREKET problemi Heraklit ve Parmenides denbiri hâlâ çözülemedi..   


Gelelim ÖZ-NE’ye.. zaten “öz-ne ?” dediğimizde zamanın özünün (lübünün) ne olduğunu.. mekanın özünün (nüvesinin) ne olduğunu.. mananın özünün (zatının) ne olduğunu.. gayenin (hüvenin) özünün ne olduğunu sormuş oluruz (Öz ne ?) Fakat insanlar özellikle bizim türk insanları ve Türkçeyi kullanan insanlar bu sözcüğe bayılıyorlar ve iki de bir kullanıyorlar.. essence ya da lüb ya da zat ne anlamda kullundıklarını bile bilmiyorlar. Yukarıda lübünün, nüvesinin, zatının, hüvesinin dedim daha pek çok söz de söyleyebilirim ve söyleyebilirsiniz; tohumunun, çekirdeğinin, esasının, aslının, saltının, sonsuzunun.. başsızının.. artık bölünemeyecek olanın.. artık tanınmayacak olanın.. artık tanımlanamayacak olanın.. ve saire..

sanki SORUN’un özünü bulduğunuzda tüm sorunları çözeceksiniz..
böyle şey olabilir mi ?

Bilmem.. belki.. fakat sanmıyorum.


TANRI’yı herkes tandığı halde ne insan kendisinin ne de başkalarının tüm sorunlarını çözmüyor.. çözemiyor.. neden ? Çünkü TANRI deyince söz konusu olan MUSABAKA olan sorun’lardan başka bir de İMTIHAN konusu olan sorunsal’lar var.. hadi insan imtihan ve musabayı birbirinden ayırabilir de SORUNLAR ile SORUNSALLARI birindmen ayırt edemeyenlerimiz çoktur.. peki siz biliyor musunuz ?   Biliyorsanız söyler misiniz ?


Dil ZOR ve SOR sesi ile bir bağlantı kurmuş.. OR’dan birinin başına Z diğerinin başına S getirmiş.. görüyorsunuz.. genelde sorunlar zordur ve fakat her zorluk sorun değildir. Bir kısım zorluklar SORUN oluşturur. Bir usta hatta bilge bir usta.. insana oturup ziyafet çekmez.. oturup ona balık tutmayı öğretir.. Lao Tzu ustanın dediği gibi ziyafet vermek bir günlük iş.. parana kıyarsın ona 50 liralık bir yemek yedirirsin.. fakat balık tutmayı öğretmen için senin ona vaktini harcaman onun da sana vaktini harcaması ve belki üç günlük denize çıkıp balık tutmanın teorisini ve pratiğini öğretmesi gerekir.. Yemek yedirmekte bir sorunu çözer.. fakat balık tutmakta bin sorunu çözer.. birinci çözüm kolaydır fakat ikincisi zordur, meşakket ve zaman ister. İnsanlar bu ve buna benzer tüm sorunları çözmek için kolay bir yol bulmuşları; yirmi yıllık bir okuma ve yazma ve meslek tahsilinden sonra üretime katılabileceği bir mesleği insanları gençken öğretiyorlar.. namı diğer EĞİTİM.


Eğitimli insan üretmeyi de bilir türetmeyi de.. eğitimli insan tüketmeyi de bilir eğlenmeyi de.. eğitimli insan çalmayı öğrendiği gibi öğretmeyi bilir yönetmeyi de.. çünkü bizim temelimiz eğitim dahil olmak üzere ALMA’yı biliriz. Biz daha çok almayı biliriz nadiren de vermeyi.. Alınca da çalışırken veya çalıştırırken çalarız.. hatta bazıları buna bile gerek kalmadan doğrudan doğruya hatta zorla çalır.. işte o zaman da kodesi boylar.

ZOR bir sorun.. çoğu insanı yakındırır.. zorluk karşısında şekvaya başlar.. bu normal ve doğaldır. Ancak aldığı eğitimin kalitesine göre sorunu çözmenin yollarını arar. Eğer bu yola girmiyorsa başkaları sorununa “hazır” çözüm buluncaya kadar yalvarmak ya da yakarmak.. veya küsmek ve sitem etmek.. şeklinde sorununu karşılamak ve gereksinimini gidermek ister..   hatta kötü niyetli ise tehdit ve şantaja başvurarak zorlamak suretiyle hazır çözümü elde etmeye çalışır. Hazır para.. hazır bilgi.. hazır GÜÇ.. hazır kadın.. hazır erkek.. birazcık PARA karşılığında bulunabilir. Bu paraya para değil de PAPARA diyelim.. paranın önemini ve değerini yitirterek saygısızlık etmeyelim. Yarın e-PARA yaygınlaştığında durum ne olacak bilmiyorum ama PARA gerçekte pek çok sorunları çözmekle birlikte YAN ETKİLERİ oldukça bol bir ilaç ve imtihanlı bir çare ve musabakalı bir çözüm.


HAZIR olan çok şeyler güçtür ve güç insanın ilgisini çeker. Ve gücün en tehlikesi de tetiktir. Tetiği çekmek.. AZIK olan besinlerden başka ve zararlı olan KAZIK olan besinler.. hangi tetiğin ucunda namluya sürülmüş olarak bekliyorlar ?

Aşırı Tuzlu ve Şekerli besinler.. ve Aşırı Yağlı besinler..

Kulağımızın sıvı sı ACI’dır.. öyle olmasaydı içinde hep böcekler dolaşırdı..
Gözümüzün sıvı sı TUZLU’dur.. öyle olmasaydı bakterilerin meskeni olurdu..
Ağzımızın sıvı si ise ne acı ne de tatlıdır.. acısız ve tatsızdır..
Öyle olsaydı acı ya da tuzlu ağız sıvısı yüzünden diğer yiyeceklerin tadını alamazdık.
Fakat TATLI ve TUZLU üzerine öyle bir beslenme alışkanlığı ve mutfak kültürü oluşturmuşuz ki bu sefer diğer besinlerin muhteşem ve doğal tatlarını alamıyoruz.
Besinlerin ve gıdaların DOĞAL lezzetleri ve MUHTEŞEM tadları yerine bu alışılmış ve bırakılamayan ve nerede ise hiç gereksinimiz olmayan şekerli ve tuzlu ve yağlı TAD’larla..ÇEKİCİ bir KILIF geçirip öyle yiyebiliyoruz. Sanayi de bizim bu şekerli, tuzla ve yağlı yaramızı bilerek üzerine “para” basıyor.

Ancak bizim asıl sorunumuz bu tatlı ve tuzlu yiyecekler değil
YAŞINTIMIZDAKİ alışkanlıklar
DAVRANIŞIMIZDAKİ alışkınlıklar
TUTULARIMIZDAKİ önyargılar ve GÖRÜŞLERİMİZDEKİ saplantılar.

Belki bu dörtü değil başka bu dördünden başka nesnelerdir.. ben buna nakit, vakit, sıhhat ve salah diyebilirdim.. belki bu nesneler altında bulunan daha başka nesnelerdir.. belki küfür ve hata ile sina ve kizb.. fakat bizim bakış açımız şimdilik bana bunu gösteriyor. Bu yaşantı ve davranış ile görüş ve tutum psikolojik ve bireysel bir saptamadır. Bir başkası toplumsal ve sosyal bir tespitte bulunabilir.. bizi burjuvazinin bu hale getirdiğini söyleyebilirler.. bizi cahillerin bu hale getirdiğini söyleyebilirler.. bizi kafirlerin bu hale getirdiğini söyleyebilirler. Topu başkasına ya da taca atar.

Önemli olan bu içerikli sorunlar değil sorunu biçimini saptamaktır. İçerikli sorun yemek bağımlılığı olabilir çünkü öbezite ve diğer çeşitli hastalıklara ve kendine güvensizliğe ve buna bağlı başarısızlıkları yol açabilir. Ancak yemek bağımlılığı dahil olmak üzere asıl “sorun”un ne olduğunu bilirsek onu tanımak ve tanımlamakta bir açılım sağlayarak yemek bağımlılığı dahi pek çok içerikli sorunlarımızın daha iyi bir şekilde üstesinden gelmek bir yana “sorun” çözmekten daha önemli ve değerli bir “sabır” hazinenin de kapısını aralayabiliriz.

Dedim.. ama sabrınız bitti.. buraya kadar okuduysanız brova.. ben yazmaktan bıktım.. siz okumaktan bıkmadınız.. eğer buraya kadar yazılanları zihninizde “delete” edip silebilmişseniz bundan sonra söyleyeceklerime de hazırsınız demektir.. hazır değilseniz başka zaman okuyabilirsiniz.. illa şu andaki vaktin canına şimdi okumak gerekmez..

Eğer buna hazırsanız şimdi size SORUN (+) sını gösteriyorum. Amma önce siz duvar takviminize bakın bu günkü tarihi işaretleyin ve duvar takvimi değil el bilgisayarı olan telefonunun ajandasına da işaret koyabilirsiniz. Çünkü yer (konum) ve yıl (gün) saptamak bilmeyi belirlemenin   başıdır. Elektronik hesap makinesi ile elektronik saatin evliliğinden BELGESAYAR (Computer) ortaya çıkmıştır. Şu halde yazacağımız ve okuyacağımız yazıların TARİH’ini saptamak önemli bir sorun çözücüdür.


Sonra şuna (+) işaretine bakın:




………………        BUNALIM       …………..


……               YAKINMA       ,,,,,,,,.


KOLAY        ÇÖZÜM          X       SORUN             ZOR


………………            YÜKLENME      ……………


………………             BELİT       ……………….




Peki bu tabloda size SORun olan bir bir durum ya da sözcük var mı ?


Büyük bir olasılıkla şu “BELİT” sözcüğü başınıza bela olabilir. Nereden biliyorum.. benim oldu da…

Bu “belit” sözcüğü kelime aksiyom ve müteraife anlamına geliyor.. Türkçe de bu anlamda kullanılıyor fakat ben onu aksiyom anlamında değil de BURHAN manasında kullanıyorum. Sözlüğü bakarsanız “burhan” için   KANIT ya da BELGİT diye karşılık verecektir. Oysa hem mantık hem bilim hem hukuk için ortak bir “kanıt” anlamında “burhan” sözcüğünü “belit” kelimesi ile karşılamak daha akıllıca.. hem “mütearife” kelimesine de karışlık buldum: “tanın”. Duyulmamış bir ad.. fakat attığım tutulup yerleşince ve üstelik bir de yaygınlaşınca ne kadar yerinde olduğu anlaşılacak. Bir de BURHAN kelimesi benim Niğde ilinde KAYITLI olduğum mahallenin adıdır.

TÜRKÇE SÖZLÜK.. DELİL için;kanıt, iz, emare, kılavuz, rehber ve delil karşılıklarını vermiş; SENET için belgit; HÜCCET için belgit ve tanıt kullanmış. Mütearife ve aksiyom için belit sözcüğünü kullanmış.

Şimdi “belit”i BURHAN yerine kullanıyor ve mütearife yerine de de TANIN.. diyorum.. tarif MANTIKSAL olarak “tanım”lı bir bilgi ise mütearife de OLGUSAL olarak “tanın”mış bir bilgidir.. diye var sayabiliriz. Örneğin PARALEL tanını (postülası ve metarifesi) kaldırılarak Öklid geometrisinden başka geometriler elde edildi

Peki bu BELİT (BURHAN) sözcüğünü bilmemek tablonun bütünlüğüne bir zarar veriyor mu ? Vermiyor ve bir bulmaca boşluğu gibi onun adını ve anlamını sizin tarafından aranmasını ve bulunmasını istemiyor mu ?


İki sayfa olmuş daha ben size “sorun”u kestirmeden anlatacak, damardan girecek ve sorunu nah diye gösterecektim.. ama yapamadım. Her ne kadar “sorun” kelimesi bu sekiz sözcükten biri gibi görünüyorsa aslında kalan yedi sözcükten her biri SORUN denilen büyük bir ZORLUĞUN bir parçası olarak bulunuyor. Çünkü sorun varsa çözümde vardır.. zorluk varsa kolaylıkta vardır.. yakınma varsa yüklenme de vardır.. buhran varsa belitte vardır.. noldu.. aa ne kadar kolaymış sözcükler SİMETRİK yerleştirilmiş.. işte burada BELİT sözcüğünün anlamını sadece bir çeviri olarak değil ya da hazır açık ve seçik anlatılmış   beleş ve hazır aydınlık değil de arayıp bularak.. düşünerek ve kaşınarak kendiniz bulacaksınız. Sorun arttıkça ve çoğaldıkça ve sürdükçe yakınmadan daha ağır bir bunalım içine girerek karşılayan bir insan.. derdiyle yanan bir insan.. onun çaresini de şak diye bulmaz mı ? Elbette bulur.. lakin yeterince ateşi ve yangını ve bunalımı varsa..

Fakat çoğumuz değil bunalımı (BUHRANI) ve beliti (BURHANI) bulmak.. sorunu yüklenmek ve çareyi hamletmek yakınmak ve suçlamak ve bağırmak ve çağırmaktan başka bir şey bilmeyiz.. çünkü öyle eğitim aldık.. bu yola alıştık.. önyargı ve saplantılarımızla bir suçlu ve bir şamar oğlanı bulup ona yükleniyoruzdur.. başta ana baba.. sonra kader.. sonra devlet başkanı.. sonra lider.. sonra eş.. sonra çocuklar.. sonra illa birisi vardır ama bir tek kendimiz yoktur.. Elbette biz oldukça masumuz.. öyle olmasak başkalarını suçlayabilir mi idik ?

Şimdi tabloya lütfen bir daha bakalım.. bu sekiz kelime bir biri içinde iki daire çizer birisi “sorun ve çözüm ile yakınma ve yüklenme” dairesi.. ikinci daire “zor ve kolay ile buhran ve belit” dairesi..

Tablonun sözcüklerinin simetrikliği ile tablonun kendisinin   bu iç içelik mütedahil haline gördünüz değil mi ? Gördünüz.. güzel..

Bu iki duruma birden bir ad vermeden tam ortaya bir (X) harfini koyduk.
Şimdi bu tabloya ilişkin başka ikinci bir tablo daha yapıp tam ortaya (Y) işareti koyarsak

kaç sözcüğümüz olacak ? 2*8=16


İşte “Y” merkezli ikinci tablomuz:




----------- UYGULA-ALIŞ ------------


   -----------------   GÜNDÜZ --------------


EREK       SABAH                 Y       AKŞAM       KAYNAK


-------------- GECE ----------------


------------   ÇALIŞ-UYKULA ----------




      Bu da “Z” merkezli üçüncü tablomuz   










       


YAT               UYGULA-ALIŞ               UYU


yorulma                      GÜNDÜZ              gevşeme


iradeli           SABAH    Z   AKŞAM      iradi değil


gerilme                          GECE                 dinlenme


KALK                        ÇALIŞ-UYKULA               UYAN


   

X problem çözme-DYN
Y öğrenmeyi öğrenme-YEVM
Z irade eğitimi MALİK

Sorun hakkında sorunlu bir yazı yazdık.. ve x,y ve z olarak üç tablo yaptık ve hepsi 16+8= 22 kelimelik bir taban elde ettik ve buna rağmen çözemedik.. ancak onu   ALİM dizini içinde yakalamaya çalıştık.. hele   gerçekten büyük bir sorundu.. bu yüzden çözemedik.. çözebilseydik “yaşantı ve davranışlarımız ile görüş ve tutumlar”ımızda alışkanlık ve alışkınlıklar ile saplantı ve ön yargıların etkisinde kalmazdık.. umudumuzu yitirmeyelim.. belki şimdi bulamadık ama kim bilir daha sonra bulabiliriz.


Sağlıcakla kalın.

OSMANZİYA

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE
semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim
için düz yazıdan özür dilerim

YAHOO İÇİN DİZİN UYARISI

İletinin şema ve tablolarını, haber gurubunun menüsünde
“files” adı altına eklenmiş dizinler / klasörler içinde bulacaksınız.
Kolaylık sağlamak üzere iletinin başlığı ile dizin veya dosyasının adı
arasında bağlantı kurulmuştur.




NOT:
Evet, aslında benim kullandığım sistemde
cümleye, kelimeye hatta harfe de ihtiyaç yok…

http://groups.yahoo.com/group/BAKARA/
http://groups.yahoo.com/group/oku-ikra/
http://groups.yahoo.com/group/yontem-bilim/
http://groups.yahoo.com/group/insanbilim/

www.yontembilim.com
www.insan-bilim.com
www.osmanziya.com
www.mustafabugucam.com.tr



http://sites.google.com/site/yontembilim/
http://sites.google.com/site/insanilim

20190805_232000_SORUNLAR.rar

Düzenleyen osmanziya - 05-Ağustos-2019 Saat 23:20
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1362

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 06-Ağustos-2019 Saat 07:02


















IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1362

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 06-Ağustos-2019 Saat 07:08
Bak gördünüz mü SORUNLARI bir çırpıda çözdüm !
Amma kağıt üstünde ;)

Ancak bu tabloyu anlamak için SORUNLAR.Rar dosyası içinde yaklaşık 140 tabloyu versiyorn sırasıyla yalından karmaşığa doğru izlemeniz.. imgelemeniz.. irdelemeniz.. incelemeniz lazım..

Yoksa yukarıda günlük dilin düz yazısındaki metin ile yetinirseniz fazla derine inemezsiniz.




Düzenleyen osmanziya - 06-Ağustos-2019 Saat 07:12
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk